AŞik kiMDİR? Ozan kime deniR



Yüklə 12.7 Kb.
tarix20.06.2017
ölçüsü12.7 Kb.
AŞIK KİMDİR? OZAN KİME DENİR

Mahzuni Şerif kendisine sorulan “Aşık kimdir, Ozan Kimdir “ sorusuna şu yanıtı vermiştir. “ Aslında aşık da, ozan da aynı kişidir. Aşık sözcüğü Arapça kökenlidir. Türkler Osmanlı dönemlerinde Arapça’dan etkilenmişler Aşık’ı almışlar. Aşık bir sevginin, bir saygının tutkunu demektir. Ama öz Türkçe de bize Ozan , sazımıza da Kopuz denir. Halk ozanı, halkın dertleriyle haşır, neşir olan kafa yapısının adamıdır. Benim kanımca ozanın tarifi şudur; ozan halkın dertlerini, sorunlarını, isteklerini, duygu ,düşünce ve sevilerini kısa ve öz sözlerle tele döken halk sanatçısıdır.” (Kaynak; A.İhsan Aktaş. Anadolu’yu Kucaklayan Ozan; Mahzuni Şerif; 2. Basım.1999 Yılı; Sayfa 17.)

Görüldüğü gibi Mahzuni ozan sözcüğünün Türkçe, Aşık sözcüğünün ise Arapça kökenden geldiğini açıklamaktadır.

Anadolu’nun Müslümanlaşmasından sonra ; merkez de, kendi kimliğiyle, kendi kültürü ve kendi diliyle bir yabancılaşma yaşanmıştır. Özellikle bu durum Selçuklu döneminde uç noktaya ulaşmış ve Osmanlı döneminde de bu durum devam etmiştir. Saray ile halk arasında farklı dil, inançta farklı yorum ve farklı kültürel anlayışlar oluşmuştur. Aşık sözcüğü de bu yabancılaşmanın bir ürünü olarak, dilimize ozan sözcüğünün yerine kullanılır olmuştur. Aslında bu sözcük ozan sözcüğünü bayağılaştırma anlamında da kullanılır olmuştur. Aşık daha çok kent ozanları, okuyup- yazan ozanlar için kullanılırken; ozan sözcüğü daha çok yerel ozanlar için kullanılır olmuştur. Ama halkımız; yazılı olmayan bu yerel ozanların,ürettiklerini sahiplenmiş ve onların eserlerinin yaşamasını, bugüne gelmesini sağlamıştır.

Mahzuni, 2000 Mahzuni, Gümüş Yelek isimli kitabında “ Ozanlar gibi yazmayanlar, en çok onların ürettikleri harika yapıya göz attıkları zaman, bu şiirlerin ustalarını çağdaş olmamakla suçlarlar. Oysa ki, çağdaşlık insanların beynindedir. Şayet şiirde karanlıklar yatıyorsa, bu şiirin değil şairin suçudur. Serbest türde yazılan şiir de olsa, şiirdeki gericilik, aynı gericiliktir.” Demiştir. (2000 Mahzuni, Gümüş Yelek; Yay. 1994; sayfa 8,9)

Aynı görüşlere katılıyorum. Bir insanın gericiliği, yaşama bakışında aranmalıdır. Şiirin teknik ve edebi sanatlar bakımından şiirselliği tabii ki sorgulanmalıdır. Bir eserin şiir olup- olmadığını belirleyen, herkesin üzerinde anlaştığı ve değişmez olan, daha önceden belirlenmiş tek tip kalıplar bulunmamaktır. İnsana haz veren, tinde duygulanım yaratan her şey şiir olarak adlandırıla bilir. Şiir; göze hoş gelen, beyinde duygu yaratan, birbirleriyle uyumlu ve birbirini tamamlayan söz öbeğidirler. Ama yazılan bir eserin şiirin



ölçülerine uyup- uymaması edebiyat eleştirmenlerinin sorunudur. Ve onların koyduğu ölçülerle yapılır bu eleştiriler. Ama şiir yazan birisi, dizelerini dile getirirken, şiirin teknik yönünü düşünerek yazmaz. Onun için önemli olan, duygularını açığa çıkarmasıdır. O anda beyninde oluşan, söz öbeklerini dışarıya yansıtmasıdır. Kendi duygu ve coşkusunu bir başkasıyla paylaşmasıdır. Duygularını başkalarına yansıtmak istemesidir. Mahzuni’nin yukarıya almış olduğum görüşleri de bu söylediklerime bire bir uymaktadır.
Sabahattin Eyüboğlu; “Dostlar Beni Hatırlasın; Aşık Veysel isimli kitabın önsözünde şöyle diyor; ( Halkan uzak kalmak şairlerimize öyle pahalıya mal olmuş ki, bugün hiçbiri kendi milleti ile tercümansız konuşamıyor. Halbuki şair kendi milletinin tercümanı olacaktı nerede? Abdülhak Hamit büyük adam, dahi, milli değer, kabul. Gerçekten çok şey borçluyuz bu şaire....... Adını sanını bilmeyen okur yazarımız olmasa gerek. Böyle iken hangi şiiri, hangi sözü orta malı olabilir. Köyümüzde ağızdan, ağıza dolaşabilir, günlük konuşmalarımıza kendiliğinden karışabilir. Demek en büyük yaratma gücü bile halktan ayrı düştü mu hayattan da ayrı düşüyor, kendi kendine yaşayamıyor. Bir de Yunus Emre’yi düşünün; Hamit’ten yedi yüz yıl önce konuşmuş; sözleri millete devlet eliyle kitaplar dolusu dağıtılmamış, şan, şeref kapılarına adımını atmamış; böyleyken onda bugün söylenmiş gibi taze, aramızdan biri söylemiş gibi bizden, üniversiteden köy kahvesine kadar her yerde, her kulağı kabartacak kadar dokunaklı sözler bulabilirsiniz. Yunus daha mı usta Hamit’ten? Daha doğru, daha derin şeyler mi söylüyor? Duyup düşündükleri bize daha mı yakın? Hayır; ama Hamit’in ister istemez uzak kaldığı bir çeşme var ki; Yunus’un şiiri onda yıkanmış, halk çeşmesi; Dante’nin, Shakespeare’nin, Molier’in, yıkandıkları çeşme.....( Derleyen ; Ümit Yaşar Oğuzcan; 10. Baskı. 1995 ; Özgür Yay.)
Bu uzun alıntılardan da anlaşılacağı gibi; halkının konuştuğu dili kullanmayan, halkın sorunlarını, yaşama karşı duruşlarını ....kısacası halk gibi duyumsamayan, halk gibi konuşmayan.... birisi, büyük şair, dev yazar da olsa bir değeri yoktur. Eğer bugün Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Dertli; Karacaoğlan, Köroğlu, Nesimi, Aşık Veysel, Davut Sulari, Daimi.....her hangi bir yazılı eser bırakmadıkları halde, dipdiri yaşıyorlarsa, halk çeşmesine aktıkları, halk çeşmesinden beslendikleri içindir.Çünkü halk dinamik bir topluluktur. Kendisinde olanı, kendisiyle bütünleşeni bağrına basar, onu yaşatır. Ana gibi besler onu. Kendini beğenmiş, halktan üstün gören, halkın dilini kullanmayan, onunla yabancılaşan, kendi özünden uzaklaşan, beslenip yaşadığı ortamdan farklılaşan birisi; kim olursa olsun; hangi konumda bulunursa bulunsun; yalnız
kalmaya mahkumdur. Onun ürettikleri de sahipsiz kalır ve sadece kitap sayfalarında bulunur.

Ozan, içinde varlaştığı toplumun bir bireyi olarak, o toplumun genel-geçer kültürel birikimlerini edinir. Bir bireyin kişiliği, yaşama bakışı, olgu ve olaylara karşı duruşu, tepkisi veya etkisi hep edindiği kültürel birikimin özelliklerinden izler taşır. Dolayıyla da; bir ozan da, ürettikleri eserlerin içinde, edindiği kültürel birikimi az yada çok yansıtır. Ozan ürettikleriyle, evrenseli yakalayabilirse o artık yerelliği aşmış olur. Söylemleri genelin sorunlarını, isteklerini, tepkilerini, uyuşmazlıklarını, protestolarını....bg. yansıtır. Bunu yaptığı oranda evrenselleşir veya dünyasallaşır.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə