DÜŞÜnceleriMİz duygu ve davranişlarimizi nasil



Yüklə 43.81 Kb.
Pdf просмотр
tarix10.07.2017
ölçüsü43.81 Kb.

DÜŞÜNCELERİMİZ DUYGU VE DAVRANIŞLARIMIZI NASIL

ETKİLİYOR?

Hepimiz zaman zaman sıkıntılı dönemler yaşarız. Bu sıkıntı bazen

başımıza gelen olumsuz olaylara bir tepki olarak ortaya çıkar. Ancak

söz konusu sıkıntının önemli bir kaynağı olayın kendisi ise başka bir

kaynağı da duruma ne şekilde baktığımız, olayları ne şelikde

algıladığımızdır.

Hayata bazen olumlu bazen de olumsuz açıdan bakarız. Söz konusu

bakış açımız baktığımız yerde ne gördüğümüzü etkileyen önemli bir

veridir. İçinde bulunduğumuz koşulların olumlu mu olumsuz mu olduğu

tabi ki önemlidir. Ancak çeşitli durumlarım olumlu mu yoksa olumsuz

mu olduğunu belirlerken kullanabileceğimiz tek veri değildir. Çünkü

olaylara, durumlara ve genel olarak hayata ne açıdan baktığımız da

orada ne gördüğümüzü belirleyen verilerden başka bir tanesidir. Bu

verileri değerlendiren, çevremizdeki olayları, durumları yorumlayan,

onları anlamamızı sağlayan ve bakış açımızı oluşturan beynimiz, ya da

daha genel olarak bilişşel sistemimizdir.

Bu resme dikkatli bir şekilde bakın.

Bazılarınız genç bir kız, bazılarınızsa yaşlı bir cadı göreceksiniz.

Resimdeki genç kızın olumlu bakış açımızı, yaşlı cadının da olumsuz

bakış açımızı temsil ettiğini düşünelim. Bazen tıpkı resimde olduğu

gibi gerçek hayatta da aynı durum bazen olumlu bazen de olumsuz



olarak algılanabilir. Başka bir deyişle, bir çok durum aynı anda hem

olumlu hem de olumsuz verileri bir arada bulundurabilir. Duruma ya da

resme olumlu açıdan baktığımızda bizde oluşturduğu duygular sevinç,

mutluluk, umut, huzur, rahatlık gibi duygular iken aynı duruma olumsuz

açıdan baktığımızda içimizde oluşan duygular üzüntü, öfke,

umutsuzluk, huzursuzluk gibi olumsuz duygular olur.

Yukarıdaki resimde tamamen yaşlı cadıya ya da tamamen genç kıza

odaklanmak, resmi gerçekçi değerlendirme konusunda bazı verileri

kaçırmamıza neden olabilir. Her iki duygu türünün de aşırı yoğunluğu

zaman zaman durumu nesnel olarak değerlendirmemizi, içinde

bulunulan koşulları somut olarak yorumlayabilmemizi engelleyici bir

hal alabilir. Gerçekçi düşünmek resmin tamamını görebilmeyi

gerektirir. Bazen resimdeki genç kız ya da cadı gözümüzün önünü

öylesine kaplar ki, durumun alternatif yönlerini göremez hale geliriz.

Böyle anlarda gerçekçi düşünebilmek adına her iki resmi de

görebilmek için çaba sarfetmemiz gerekebilir. Örneğin, yukarıdaki

resimde yaşlı cadının çıbanının genç kızın burnu olduğunu, cadının

gözünün kızın kulağı olduğunu, cadı bize bakarken genç kızın da

uzaklara baktığını kendi kendimize hatırlatmamız gerekebilir.

Bu yazının amacı bakış açımızın olayları ve durumları

değerlendirmemizi nasıl etkilediğini bilişsel model çerçevesinde

anlatmak, bu bakış açımızın duygu, düşünce ve davranışlarımızda hangi

yollarla ortaya çıktığını göstermektir. Ve son olarak da gerçekçi

düşünmenin yöntemleri üzerine önerilerde bulunmaktır.

Olayları ve durumları yorumlayan bilişsel sistemimiz her an en doğru

ve en gerçekçi yorumu yapmıyor olabilir. Bazen beynimiz de hata

yapar.


Yukarıdaki resimde üstüste duran yatay çizgilerden hangisinin daha

uzun olduğuna karar verdikten sonra onları bir kağıt parçası ile ölçün.

Hangisi daha uzun?

Yukarıdaki resimde yatay çizgiler eğri büğrü mü gidiyor, yoksa aslında

çizgiler birbirine paralel mi?


Gri halkanın hangi kısmı daha koyu renkte?

Ve son olarak, nasıl oluyor da aslında gerçekte var olmayan bir üçgeni

var olarak görebiliyoruz?

Görüldüğü gibi, herhangi bir durumu veya olayı yorumlamamızı

sağlayan bilişsel sistemimiz zaman zaman duruma ilişkin ipuçlarını

gerçekte olduğundan farklı değerlendirip durumu gerçekte



olduğundan farklı algılayabilir. Bilişsel sistemimiz mükemmel değildir.

Zaman zaman yorumlama hataları yapabilir.

Tüm bunların üzerine bir de içinde bulunduğumuz duygu durumunun

verileri eklenince bazı durumlarda somut koşulları yeterince objektif

değerlendirememek oldukça doğaldır. Bu olgu atasözlerimizde dahi

belirtilmiştir;

“Öfkeden burnunu ucunu görememek”

“Şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez duruma gelmek”

“Gözlerini kan / nefret bürümek”

Ve hatta


“Dünyaya at gözlükleri ile bakmak” olmuş adı. Anlaşılan,

geçmişten bu yana insanoğlu olarak zaman zaman yoğun duygularımıza

yenik düşmüşüz, olayları nesnel olarak değerlendirmeyi

becerememişiz vakit vakit...

Ve tabi ki bu durum olumlu duygularımız için de aynı şekilde geçerli

olmuş. “Dünyaya pembe gözlüklerle bakmaya” başlamışız bazı

zamanlarda. Hatta bazen “aşk gözlerimizi kör” etmiş...

Ancak olumlu duygular genel olarak bize çok zarar vermezler. Bu tür

duyguların çok fazla etkisinde olduğumuzda, gerçeği, olduğundan bir

parça farklı algılıyor olsak da düşünsel ve fiziksel olarak gücümüz,



enerjimiz yerinde olduğu için durumu hala net olarak

değerlendirebiliriz ve çözüm olasılıklarını üretebilecek halde oluruz.

Oysa olumsuz duygular bizi düşünsel ve fiziksel olarak da olumsuz

etkiler. Moralimiz bozuk olduğunda daha kolay yorulur, kendimizi daha

güçsüz hissederiz. Enerjimiz daha azdır. Durum her ne ise onu

düzeltecek çözüm önerilerini üretmek bile başlıbaşına bir güç

gerektirir, fakat bazen o gücü içimizde bulamayız. Resmin tamamı

yerine olumsuz olan tarafına kilitlenmek, durumu düzeltmek için

düşünme ve çözüm üretme yetimizi kısıtlar zaman zaman.

Kendimizi çökkün ve olumsuz hissettiğimiz anlarda aklımızdan da

olumsuz düşünceler geçer. Bunlar akla pıtır pıtır gelen, o duygu hali

sona erdiğinde unutulan küçük sloganvari cümleciklerdir. Genellikle

kendimizle ve dünyaya bakış açımızla ilgili tarzımızı yansıtırlar. Ve en

önemlisi her zaman gerçekçi olmazlar. Abartılı, durumu gereğinden

fazla kişiselleştiren, çok fazla genelleyici ve çeşitli gerçeklik

saptırmaları içeren cümlecikler olabilirler.

• 

“Bugün yolda Ayşe’yi gördüm. Ama o bana selam bile vermeden



geçip gitti. Onu kıracak bir şey yapmış olmalıyım.”

• 

“Bu sınav çok kötü geçecek. Ödevlerim de iyi gitmiyor. Ben bu



bölümde okuyacak kadar akıllı biri değilim.”

• 

“Bu korkunç bir hata. Bu işi doğru dürüst yapmayı asla



öğrenemeyeceğim.”

Hatta bazen canımız çok sıkkın olduğunda kendi kendimize, arada bir

de olsa şöyle mırıldanıyor olabiliriz

• 

“Kimse beni sevmiyor.”



• 

“Herkes beni yargılıyor.”

• 

“Elime aldığım herşeyi berbat ediyorum.”



Veya

• 

“Çok güçlü olacağım ve kimseden yardım istemeyeceğim.”



• 

“Bu çarpık düşüncelere sahip olduğum için aptal sayılırım.”



Bunlar bizi engelleyen, moralimizi daha da bozup olayları

serinkanlılıkla değerlendirme ve çözüm bulma yollarımızı tıkayan

düşüncelerdir. Sıkıntımız arttıkça bu tür olumsuz düşüncelerin sıklığı

da artar. Ve bu tür düşünceler arttıkça onlara daha fazla inanmaya

başlayabiliriz. Yaşamımızda olan olaylar hakkında bu tür düşüncelere

sahip olmamızın çok çeşitli nedenleri olabilir. Bazen tesadüfen

olumsuz olaylar üstüste gelir. Ve bizde durumun kötü gideceğine

ilişkin bir izlenim bırakır. Daha sonra bunlar sorgulanmaksızın kabul

edilen düşünceler haline gelip bizi engelleyici, çözüm yollarını tıkayıcı

bir hal alabilir. Ve bu, bir kısır döngü halinde gitgide artan bir

olumsuz ruh halini beraberinde getirebilir.

DÜŞÜNCE

DUYGU

DAVRANIŞ

Düşünce, duygu ve davranışlarımız  bir bütün halindedir. Her biri bir

diğerini etkiler. Olumsuz bir duygu durumu içerisinde olduğumuzda

aklımızdan geçen olumsuz düşünceler moralimizin daha da bozulmasına

neden olur. Moralimizin bozulması ise çoğunlukla durumu düzeltmeye

yarayacak yapıcı davranışlar yerine canımızı sıkan ve durumu bizim

için daha da zorlaştıracak davranışlar içine girmemize neden olabilir.

Ortaya koyduğumuz olumsuz davranışlar bazen olumsuz olayların

başımıza gelmesine de neden olabilir. Örneğin gireceğimiz sınavda çok

başarısız olacağımıza ilişkin sorgulanmaksızın kabul ettiğimiz bir

düşünce, sınava çalışma motivasyonumuzu düşürür. Ve sonuçta

korktuğumuz şey başımıza gelir.



DURUM

DÜŞÜNCE


DUYGU

DAVRANIŞ


Sınavdayım    Hata yapmamalıyım

kaygı       

Soruları doğru

Eğer düşük not alırsam

sıkıntı      

dürüst okumadan

 bu sonum olur

umutsuzluk     cevaplamaya

Asla düzeltemem

 çalışmak

Ya da insanların bizimle ilgilenmeyeceğini düşünüp onlara karşı ilgisiz

kaldığımızda da korktuğumuz başımıza gelir

DURUM

DÜŞÜNCE


DUYGU

DAVRANIŞ


Hoşlandığım

Benimle kimse ilgilenmez zaten

üzüntü

Yüzünü asıp



kişinin yüzü asık

Çok itici biriyim

çaresizlik

 karşıdaki insanla

benimle ilgilenmiyor Karşımdaki insana verebileceğim  

ilgilenmemek

 hiçbir şey yok

Oysa sadece olumsuzlara odaklanmak yerine durumun farklı yönlerini

de aklımıza getirmek farklı duygu ve davranışlar sağlayabilir.

Örneğin,


DURUM

DÜŞÜNCE


DUYGU

DAVRANIŞ


Sınavdayım    Şu anda kaygılıyım, bu

rahatlama

Soruları daha

  yüzden böyle düşünüyorum

 dikkatli okuyup

Kaygı benim doğal bir duygum

cevaplamaya çalışmak

Yaptığım şeyi önemsediğimi

  gösterir

Hata yapmam hiçbir şey

   yapamayacağım anlamına gelmez

Ya da,


DURUM

DÜŞÜNCE


DUYGU

DAVRANIŞ


Hoşlandığım

Şu anda ilgilenmemesi hiç bir 

rahatlama

Kişi ile ilgilenmek

kişinin yüzü asık

 zaman ilgilenmediği

Neden yüzünün

benimle ilgilenmiyor  anlamına gelmez

 asık olduğunu

Geçen görüşmemizde çok sıcak

 sormak

 davranmıştı



Canı birşeye sıkkın olabilir

Görüldüğü gibi, durum hakkında alternatif düşünceler üretmek aynı

durumu daha gerçekçi değerlendirmeye ve yapıcı davranışlar

üretmeye yardımcı oluyor. Bu ‘Pollyannacılık oynamak’ değil, var olan

durumun daha somut ve nesnel bir değerlendirmesini yapmaktır. Yani

bir anlamda resmin tamamını görebilmek için çaba sarfetmektir.

Çünkü,


• 

yoğun duygular içerisinde olduğumuzda nesnel değerlendirme

yapamadığımız zamanlar olabilir

• 

var olan durumu olduğundan çok daha abartılı olarak yorumluyor



olabiliriz

Olumsuz hissettiğimiz anlarda aşağıdaki yöntemler işimize

yarayabilir:

1.DUYGUYU BELİRLEMEK. İçinde bulunduğumuz duygu durumunu

belirlemeye çalışmak.

“Öfkeli veya üzüntülü müyüm?”

“Yoğun bir kaygı mı yaşıyorum?”

2. DÜŞÜNCELERİ KAYDETMEK. Olumsuz düşünceleri mümkün olduğu

kadar çabuk bir kenara yazmak genellikle işe yarar. Çünkü zaman

geçtiğinde unutulma olasılıkları yüksektir.

“O anda aklımdan neler geçiyordu?”

Durumun tanımını yapmak olumsuz düşünceleri hatırlamakta

çoğunlukla işe yarar.

“O anda neredeydim?”

“Ne yapıyordum?”

“Yanımda kim(ler) vardı? Bu insan(lar) benim için ne

ifade ediyor?”

3. SORGULAMAK. Düşüncelerin gerçekçiliğini sorgulama aşamasıdır

“Bu düşündüklerim ne kadar gerçekçi?”

“Böyle düşünmek bana ne katıyor?”

“Bana yararlı düşünceler mi yoksa daha olumsuz

hissetmeme mi yol açıyorlar?”



4. ALTERNATİF DÜŞÜNCE GELİŞTİRMEK. Daha gerçekçi, yararlı

ve duruma uygun düşünceler bulmak.

“Daha keyifli olduğum bir anda ne düşünürdüm?”

“Güvendiğim bir arkadaşıma bu düşüncemi söylesem

bana ne derdi?”

“Aynı şeyi sevdiğim bir arkadaşım bana anlatsa ona ne

derdim?”

“Ne tür düşünce hataları yapıyorum?”

Düşünce Hataları

1. Aşırı genellemek

2. Ya hep ya hiç şeklinde düşünmek (kutuplaştırmak)

3. Olumsuzlukları büyütmek (olumsuz süzgeç)

4. Olumluyu geçersiz kılmak

5. Karşımızdakinin zihnini okumak

6. Hatalı falcılık yapmak

7. Duygusal mantık yürütmek

8. Me’li ma’lı şeklinde düşünmek

9. Etiketlemek

10. Kişiselleştirmek

11. Felaketleştirmek

Olumsuz duygularımızla başa çıkmayı öğrenmek başlangıçta kolay

olmayabilir. Çektiğiniz güçlük cesaretinizi kırmasın. Olumsuz

düşünceleri yakalamak ve alternatif fikirler üretmek herhangi bir

beceri gibidir. Zaman alır. Düzenli bir şekilde alıştırma yaparak

alışkanlık haline gelip zamanla hızlanabilir.

Unutmayın, temel amaç resmin tamamını görebilmek için çaba

sarfetmektir. Bu amaçla olumsuz düşünce kayıt formundan

yararlanabilirsiniz.



OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİNİZE MEYDAN OKUMANIZA

YARDIMCI OLABİLECEK SORULAR

1.  Durumu yeterince değerlendirmeden acele sonuçlara mı

varıyorum?

2.  Böyle düşünmek beni nasıl etkiliyor?

3.  Bu düşüncenin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

4.  Küçük bir olumsuzluğu genel bir doğruymuş gibi mi algılıyorum?

5.  Tek bir olumsuz olaydan hareketle durumun kötü olduğuna ilişkin

çıkarımlar mı yapmaya başlıyorum?

6.  Ya hep ya hiç şeklinde mi düşünüyorum?

7.  Olumlu olan tarafları göz ardı mı ediyorum?

8. Cevabı olmayan sorular mı soruyorum?

9. Sadece benim bakış açımın mı doğru olduğunu varsayıyorum?

10. Durumu ve olayları kabul etmek ve başa çıkmaya çalışmak

yerine sadece söyleniyor muyum?

11. Elimde yeterli veri olmadan karşımdakinin ne düşündüğünü

tahmin etmeye mi çalışıyorum?

12. Olayların olumsuz gideceğine ilişkin önyargılarım mı var?

13. Gerçeği duygularımdan yola çıkarak mı bulmaya çalışıyorum?

14. Kendi kendime koyduğum mükemmeliyetçi kuralları gerçek ve

değişmez olgular olarak mı varsayıyorum?

15. Durumumu değiştirmek için elimden bir şey gelmeyeceğine mi

inanıyorum?

16. Benim hatam olmayan bir durumdan dolayı kendimi mi

suçluyorum?

17. Herşeyi çok kişisel olarak mı değerlendiriyorum?

18. Mükemmel olmaya mı çalışıyorum?

19. Deneyip görmek yerine falcılık mı yapıyorum?

20. Durumu net olarak görüp değerlendirmeye çalışmak yerine

sadece isimlendirmeye mi çalışıyorum?





Поделитесь с Вашими друзьями:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə