Isl107 davraniş BİLİmleri dersin sorumlusu



Yüklə 3.68 Kb.
PDF просмотр
səhifə1/3
tarix16.06.2017
ölçüsü3.68 Kb.
  1   2   3

ISL107 – DAVRANIŞ BİLİMLERİ 
DERSİN SORUMLUSU 
DOÇ.DR. HALİL YILDIRIM 

DERSİN İÇERİĞİ 
İşletmelerde en önemli unsurlardan biri olan insanın davranışlarının 
nedenlerini ve bunları etkileyen faktörleri belirlemek insanları 
anlama ve yönetebilmenin en önemli anahtarıdır. Bu derste insan 
anlaşılmaya çalışılmakta ve onu pozitif yönlendirmenin yolları 
öğretilmektedir.  
 
 
TEMEL KAYNAKLAR 
 
- Davranış Bilimleri, Önder BARLI, BizimBüroBasımevi, Ankara, 2007 
- Davranış Bilimleri, Feyzullah EROĞLU, Beta, İstanbul, 2004 
 
…VE Tüm diğer davranış konularını içeren kaynaklar 

Bu amaçla 14 hafta boyunca ders planı aşağıdaki gibi 
programlanmıştır(Vize sınavında sorumlu olunan konular
  - 1. hafta:    Davranış Bilimleri ve Diğer Sosyal Bilimler  
  - 2. hafta:    Öğrenme 
  - 3. hafta:    İletişim  
 
  - 4. hafta:    Gruplar 
   - 5. hafta:    Sosyal Etki  
 
  - 6. hafta:    Tutumlar 
  - 7. hafta:    İkna (İnandırma) 
  - 8. hafta:     Güdüleme 
  - 9. hafta:    Algılama 
 
  - 10. hafta:  Liderlik 
  - 11. hafta:  Saldırganlık ve Çatışma  
 
  - 12. hafta:  Zaman Yönetimi 
  - 13. hafta:  Stres Yönetimi 
  - 14. hafta:  Yaşam Yönetimi 

Bu dönemin kazanımları 
• Öğrencilerimiz içerikle ilgili konularda teorik ve 
uygulamaya dönük bilgi kazanacaklardır. 
• Elde edilen bilgiler öğrencilerin
– Bireysel hayatında öğrenimin hemen ardından, 
– Toplumsal hayatında öğrenimin hemen ardından, 
– İş hayatında ise, iş hayatına atıldıktan sonra, 
Karar verme süreçlerinde rasyonel karar vermelerini 
olumlu etkileyecektir. 
 

Kaynakça 
• ARSLAN, E.A. (2002), Örgütte Kişisel Gelişim, Nobel, Ankara 
• BARLI, Önder(2007), Davranış Bilimleri, Bizim Büro Basım Evi, Ankara 
• BAYSAL, A.C. ve TEKARSLAN, E.(1996) İşletmeciler için Davranış Bilimleri, 
Avcıol, İstanbul. 
• DE LA BEDOYERE, Q.(1997), Sorun Çözme Teknikleri(Çeviren: Doşan 
Şahiner), Rota, İstanbul 
• EROĞLU, Feyzullah (2004), Davranış Bilimleri, Beta, İstanbul 
• HORN, Sam(1997) Sözlü Dövüş Sanatı: Tongue Fu (çeviren:Zülfü Dicleli, 
Boyner, İstanbul 
• JAMES Judi(1999), Beden Dili: Olumlu İmaj Oluşturma(çeviren: Murat 
Sağlam), Alfa, İstanbul. 
• PAKSOY, Mustafa (2013), Davranış Bilimleri, Lisans Yay. İstanbul 

DAVRANIŞ BİLİMLERİ VE DİĞER 
SOSYAL BİLİMLER 

PSİKOLOJİ 
• İnsan davranışlarını bilimsel olarak inceleyen 
bilim dalı 
• Davranış bilimlerinin alt unsuru olarak ferdi 
davranışları ve kişi düzeyinde ruhsal olayları 
inceler 
• İnsan davranışları çerçevesinde özellikle ferdin 
kendi bedeni ile ruhsal yapısı arasındaki 
etkileşimden kaynaklanan psişik olayları ve 
durumları analiz eder. 

SOSYOLOJİ 
• Toplum içindeki bütün sosyal grupları ve 
karşılıklı ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. 
• Sosyal grupların oluşumu, değişimi, 
başkalaşımı, çözülmesi ve yok oluşları gibi 
konuları inceler. 
• Genel sosyolojinin yanı sıra, köy, kent, tıp, 
iktisat, maliye, aile, hukuk, eğitim, spor, 
siyaset, din, kitle iletişim vb alt dallara da 
ayrılmaktadır. 

ANTROPOLOJİ 
• İnsanların yaşayış biçimi ve onların meydana 
getirdikleri eserleri, ilk toplumlardan 
günümüze kadar inceleyen bilim dalıdır. 
• Tarih, biyoloji ve sosyoloji bilimleri üzerine inşa 
edilmiştir. 

DİĞER BİLİMLER 
• TARİH 
• COĞRAFYA 
• SİYASET BİLİMİ 
• BİYOLOJİ 
• HUKUK 
• İKTİSAT 
• PSİKİYATRİ(kişiliğin bilinçaltı gizli yönleri) 

Davranış bilimlerinin kullandığı metod 
bilgisi 
• Tek sebepli açıklama 
• Çok sebepli açıklama 

Tek sebepli açıklama 
• Herhangi bir sosyal olayın veya davranışın tek bir faktöre bağlı 
olduğunu savunmaktadır. 
– Le Play: Toplumun tüm karakteristik özelliklerini taşıyan birim 
ailedir ve aileyi şekillendiren en önemli faktör ise coğrafi 
unsurlardır.  
• Sağlam aile sağlam toplum 
• Ataerkil-kök-kararsız aile tipleri 
– Karl Marks: bütün sosyal olayların ve insan davranışlarının 
temelinde iktisadi çıkar duygusu vardır. 
• Alt yapı-üst yapı ilişkisi 
• Alt yapı: iktisadi ve teknolojik ilişkiler, üretim güçleri ilişkileri, yani eşyayı veya 
maddeyi temsil eder. 
• Üst yapı: sosyo-kültürel, hukuki, siyasi, ideolojik, felsefi ve maneviyatı temsil 
eder. 
Bu anlayışa göre alt yapı üst yapıyı belirlemektedir. 

Çok sebepli açıklama 
• İnsan davranışları ve sosyo-kültürel olaylar 
birden çok nedene dayanmaktadır. Çok farklı 
faktörler zincirleme veya karşılıklı etkileşim 
yoluyla sosyal olayları ve davranışları ortaya 
çıkarır, yönünü belirlerler. 
• Davranış bilimleri çok sebepli metodu kullanır. 

ÖĞRENME- 

I. ÖĞRENMENİN TANIMI VE İŞLETMELER AÇISINDAN 
ÖNEMİ 
 
A. Öğrenme Kavramının Tanımı  
• Öğrenme genel olarak, tecrübelerimizin sonucunda 
davranışlarımızda  görülen  kalıcı  değişimler  olarak 
ifade edilebilir.  
 

Öğrenmenin olabilmesi için aşağıdaki temel özellikler 
gereklidir: 
 
– Öğrenme sonucunda davranışlarda belirli bir değişim 
meydana gelmelidir 
– Öğrenme, deneyim ve tecrübeler sonucu meydana gelir. 
– Büyüme, olgunlaşma ve hastalık gibi durumlar sonucu 
meydana gelen değişiklikler öğrenme değildir. 
– Öğrenme sonucu davranışta oluşan değişimin uzunca bir 
süre süreklilik göstermesi gerekir.  

 B. İşletmeler Açısından Öğrenmenin Önemi 
 
• İşletmelerin  ve  çalışanlarının  sürekli  olarak  bir  öğrenme 
iklimi  içerisinde  yer  almaları  her  iki  taraf  açısından 
önemlidir.  En  başta,  çalışanların  işletmede  üstlendikleri 
rollerini  benimseyip  öğrenmeleri,  işin  kaliteli  bir  şekilde 
ortaya konması bakımından gereklidir. 
 
• Öte  yandan  çalışanların  çeşitli  araçlarla  öğrenmelerinin 
motive edilmesi gerekmektedir. 
 
•  İşletmenin koymuş olduğu kuralların ve kültürel değerlerin 
benimsenmesi,  grup  ve  işletme  içerisindeki  uyumluluk 
açısından önemlidir.  

• II. ÖĞRENME KURAMLARI 
 
• Davranışçı Kuram  
• Bilişsel Kuram  
• Duyuşsal Kuram  
• Nörofizyolojik Kuram  

A. Davranışçı Öğrenme Kuramı  
 
• Davranışçı  yaklaşımı  benimseyenler,  insanların  karşılaştıkları  problemlerin 
çözümünde genellikle tecrübelerinden yararlandıklarını ileri sürerler. 
 
• Davranışçı  yaklaşımlarda  gözlenebilen,  dolayısı  ile  ölçülebilen  davranışlar 
önemsenir ve dikkate alınır. 
 
•  Bu  yaklaşım  çerçevesinde,  öğrenme  ile  ilgili  ilk  deneysel  araştırmalar  20. 
yüzyılın  başında  Pavlov’un,  Watson  ve  Thorndike’ın  yaptıkları,  insan  ve 
hayvanların  laboratuarda  belli  bir  durumda  nasıl  davrandıklarına  ilişkin 
çalışmalarla başlamıştır. 
•   
• Thorndike çalışmaları neticesinde ortaya attığı etki yasası ile ödülün ya da 
başarının,  ödüllendirilmiş  davranışın  öğrenilmesini  arttıracağını;  buna 
karşılık,  cezaların  ve  başarısızlığın,  ceza  ve  başarısızlığa  götüren  davranışı 
yineleme eğilimini azaltacağını söylemiştir.  
 
• Davranışçı  akımın  diğer  bir  temsilcisi  de  Skinner’  dir.  Ona  göre,  canlının, 
davranışları  neticesinde  olumlu  bir  sonuçla  karşılaşması,  o  davranışı 
tekrarlama ihtimalini arttırır. 

Davranışçı yaklaşımın belli başlı özelliklerini şu şekilde 
sıralamak mümkündür: 
 
• Davranışçı akımın temsilcileri açısından uyaran ve bu uyarana organizmanın 
verdiği tepki önemlidir.  
 
• Davranışçı kurama göre davranış öğrenilen bir kavramdır.  
 
• Davranışçı  kuramlar  daha  çok  hayvanlar  üzerinde  ve  basit  davranışlar 
hakkında çalışmalar yaparak öğrenmenin kurallarını bulmaya çalışmışlardır.  
 
• Davranışçı yaklaşımda, yaparak öğrenme esastır.  
 
• Davranışçılara göre, becerilerin kazanılmasında ve öğrenilenlerin kalıcılığının 
sağlanmasında tekrar önemlidir.  
 
• Davranışçılar,  öğrenmede  güdülenmenin  çok  önemli  bir  yeri  olduğunu 
vurgularlar.
  

Günümüzde, davranışçı kuram: 
•  Klasik Şartlanma (Tepkisel Koşullanma) ve  
• Araçsal/Edimsel Şartlanma (Operant Koşullanma) şeklinde iki yaklaşım esas alınarak 
açıklanmaya çalışılmaktadır. 
 
 
1. Klasik Şartlanma (Tepkisel Koşullanma)  
• Klasik koşullanma yoluyla öğrenme, Pavlov tarafından ortaya 
atılmıştır.  
 
• Bu  deney  sonucundan  anlaşılacağı  üzere,  nötr  uyarıcılar,  doğal 
uyarıcılarla 
ilişkilendirilerek 
şartlı 
uyaranlar 
haline 
dönüştürülebilmektedirler.  

Klasik  şartlanmada  dört  temel  kavram  üzerinde 
durulur  ve  bu  kavramların  öğrenme  üzerinde  de 
önemli bir etkiye sahip oldukları söylenebilir. 
 
a
. Tekrar ve Pekiştirme 
b. Genelleme 
c. Ayırdetme 
d. Sönme 
e. Kendiliğinden Geri Gelme 

• 2. Araçsal / Edimsel Şartlanma 
İnsanlar  sadece  çevrelerindeki  uyaranlara  tepki  vermekle  kalmayıp 
bilinçli  ve  açık  pek  çok  davranışlar  sergilemektedirler.  Bu  nedenle, 
araçsal  koşullanma  kuramı  içten  gelerek  yapılan  hareketler  olan 
edimlerin 
de 
şartlanabileceği 
ve 
bu 
yolla 
öğrenmenin 
gerçekleşebileceği görüşüne dayanır. 
 
Skinner, belli bir uyarıcıya verilen tepkisel davranış ve bir uyarıcıya bağlı 
olmayan  ancak  organizmanın  kendisinin  ortaya  çıkardığı  araçsal 
davranış olmak üzere iki davranış türünden bahsetmektedir. Tepkisel 
davranışlar  bir  dış  uyarıcıya  bağlı  olmaktadır.  Araçsal  davranışlar  ise 
organizmanın hiçbir dış uyarıcıya bağlı olmadan yaptığı davranışlardır. 
Dolayısıyla,  insan  hayatındaki  davranışların  büyük  bir  kısmı  araçsal 
davranışlardır.  
 

a.
Pekiştirici Türleri 
 

Olumlu  

Olumsuz  

Birincil 

İkincil 

Dış 

İç r 
  
b. Pekiştirici Verme Sıklıkları 
 
 
Sürekli pekiştirme:  
 
Sabit aralıklı pekiştirme:  
 
Değişken aralıklı pekiştirme:  
 
Sabit oranlı pekiştirme: 
 
Değişken oranlı pekiştirme: 

3.
Araçsal ve Klasik Şartlanma Arasındaki Farklar 
 
Tablo 2. Araçsal Şartlanma İle Klasik Şartlanma Arasındaki Farklar
 
Klasik Şartlanma Davranışı
 
Araçsal Şartlanma Davranışı
 
1. Refleksiv davranışlara dayalıdır.
 
1. Organizmanın ihtiyaç 
duyması gerekir.
 
2. Tepki çevreden gelen 
uyarıcılarla başlatılır.
 
2. Davranımlar birey tarafından 
başlatılır.
 
3. Davranışın öğrenilmesinde 
aralıklı tekrar önemlidir, pekiştireç 
niteliği taşır.
 
3. Davranış sonunda elde 
edinilen doyum, davranışın 
pekiştirilmesine yardımcı olur.
 
4. Tamamen kendinden önceki 
uyarıcıya bağlı olarak oluşur.
 
4. Birey amaca ilerlerken 
ipuçlarından faydalanır ancak 
uyarıcıdan tamamen bağımsız 
değildir.
 

B. Bilişsel Kuramlar   
 
• Uyarıcı-tepki,  uyarıcı-tepki-sonuç  ilişkilerinin  öğrenme  olgusunu 
yeterince  tanımlayamayacağı  görüşünü  savunan  Bilişsel  akımın 
temsilcileri,  öğrenmede  bir  takım  karmaşık  zihinsel  süreçlerin  daha 
etkin  olduğunu  savunmaktadırlar.  Bu  kurama  göre  öğrenme  yanlızca 
dışarıdan  gözlemlenebilecek  bir  olgu  değildir.  Ağırlıklı  olarak  zihinsel 
aktiviteleri kapsayan bir süreçtir. 
 
• Bilişsel  kuramcılar  daha  çok  anlama,  algılama,  düşünme,  duyuş  ve 
yaratma gibi kavramlar üzerinde durur.  

1. Öğrenmede Gestalt yaklaşımı 
 
Bilişsel kuramın temsilcileri genel olarak, Bilişsel kuramlara 
göre, öğrenme bireyin çevresinde olup bitenlere bir anlam 
yüklemesidir. Gestalt psikologları algılama ile ilgili aşağıdaki 
ilkeleri ileri sürmekteydiler. 
 
• İnsanlar gördüklerini bir bütün olarak algılarlar. 
  
• İnsanlar çevrelerini bir uyum içerisinde görme 
eğilimindedirler.  
 
• İnsanların davranışı, bulundukları durumu algılamalarına 
bağlıdır.  
 
• Bütün, onu meydana getiren parçaların toplamından daha 
farklıdır.  

2. 
Bilişsel Öğrenme Kuramlarında Öne Çıkan Kavramlar: 
 
a. Bellek  

Duyusal Kayıt  

Kısa Süreli Bellek  

Uzun Süreli Bellek 
  
b. Dikkat  
c. Algı  
d. Tekrar  
e. Kodlama  

3.  Bilişsel  Öğrenme  Kuramlarına  Göre Öğrenme  Sürecindeki 
Önemli Hususlar: 
 
• Öğrenme dinamik bir zihinsel süreçtir. 
• Yeni öğrenilenler öncekilerin üzerine inşa edilir.  
• Öğrenme bir yorumlama ve anlam yükleme çabasıdır.  
• Öğrenme sürecinde, tekrar ve uygulama önemlidir. 
• Dikkat öğrenmeyi kolaylaştırarak, kalıcı kılar. 
• Çevredeki olayları bütüncül olarak algılamak daha sağlıklı bir 
öğrenme sağlar. 
• Öğrenme sürecinde öğretici, otorite figürü olmaktan ziyade 
kılavuzluk yapan bir rehber rolü üstlenmelidir. 

4. 
Bilişsel Öğrenme Kuramlarına Göre Başlıca Öğrenme Biçimleri: 
a. Gizli Öğrenme  
b. Muhakeme Yoluyla Öğrenme  
c. Model Alıp Öğrenme  
 
C. Duyuşsal Kuramlar: 
 
Duyuşsal  kuramın  temel  felsefesi  de  insan  davranışlarının  karmaşık 
süreçler  neticesinde  ortaya  çıktığını  savunur.  Duyuşsal  kuram 
savunucularına  göre,  bireyin  davranışları  ve  ulaştığı  sonuçlar 
yalnızca  uyaran–tepki  ilişkleri  ya  da  bilişsel  süreçler  neticesinde 
şekillenmez.  Güdüleme,  inanma,  esnek  bir  yaklaşım  tarzı 
benimseme,  demokratik  davranabilme,  öz  güven  sahibi  olma  gibi 
psikolojik duygular bu süreçte önemli bir yere sahiptir.  

C. Duyuşsal Kuramlar: 
 
Duyuşsal  kuramın  temel  felsefesi  de  insan  davranışlarının 
karmaşık  süreçler  neticesinde  ortaya  çıktığını  savunur. 
Duyuşsal kuram savunucularına göre, bireyin davranışları ve 
ulaştığı sonuçlar yalnızca uyaran–tepki  ilişkleri ya da bilişsel 
süreçler  neticesinde  şekillenmez.  Güdüleme,  inanma,  esnek 
bir yaklaşım tarzı benimseme, demokratik davranabilme, öz 
güven sahibi olma gibi psikolojik duygular bu süreçte önemli 
bir yere sahiptir.  
 

1. Benlik Gelişimi  
• Benlik gelişimi kişinin öz güveninin yüksek olması ile ilgilidir. 
 
2. Ahlak Gelişimi  
• Bireyin ahlak gelişiminden kastedilen, onun yaşadığı toplumun kültürel değerleri, 
örf ve adetleri gibi genel kabul gören değerlerini içselleştirmiş olmasıdır. 
  
3. Duyuşsal Kuramların Öğrenme İle İlgili İlkeleri  
  
• Öz güven son derece önemlidir.  
• Benlik kavramı ve boyutları dikkate alınmalıdır. 
• Kişinin kendine saygısı başarı düzeyini etkiler. 
• Kendileriyle barışık olan insanların benlik algıları daha sağlıklıdır. 
• Her hangi bir konuda başarısız olmak, her şeyde başarısız olma anlamına 
gelmemeli ve bunun öz güveni sarsmasına izin verilmemelidir. 
• Çalışarak zoru başarmak benlik gelişimi bakımından son derece önemlidir. 
• Bireylerin ahlak gelişimini sağlamak açısından onlara nasihat verme yerine 
“model olma” denenmelidir.  
• Ahlaki gelişimin sağlanması için gerekli olan uygulamalar, belirli dönemlerde ve o 
dönemlerin şartlarına uygun olarak yapılmalıdır. 

D. Nörofizyolojik Temelli Öğrenme Kuramları  
1. Nörofizyolojik Öğrenme Yaklaşımlarının Mantığı 
 

Bu  kurumda  öğrenme,  biyokimyasal  bir  değişme 
olarak  açıklanmaktadır.  “Beyin  temelli”  öğrenme 
kuramı olarakta bilinen  bu kuramı  sistematik hale 
getiren  Hebb,  beyindeki  devrelerin  çalışma  şekli 
bilinmeksizin 
öğrenmenin 
doğasının 
anlaşılamayacağını savunmaktadır.   

2. Nörofizyolojik Temelli Öğrenme İlkeleri: 
• Beyin bir paralel işlemcidir. 
  
• Öğrenme fizyolojik bir olaydır. 
  
• İnsan beyni çevresinde olup-bitenlere anlam kazandırmaya çalışır. 
  
• Beyin etrafındakileri belli bir şablona oturtarak ve modelleyerek anlamaya çalışır. 
  
• Duyuşsal kuramda da vurgulandığı üzere, öğrenme öz güven, umut, kendine saygı, 
beğenilme ve sevilme ihtiyacı gibi duygulardan bağımsız değildir. 
  
• Beyin parçaları ve bütünü aynı anda algılar. 
  
• Bir  öğrenme  ortamında  bilinçli  olarak  farkına  vardığımız  şeylerden  çok  daha 
fazlasını öğreniriz. 
  
• Deneysel ve uygulamalı yöntemler daha kolay öğrenilir. 
  
•  Öğrenme zihni zorlayan etkinliklerle artar, tehdit ise öğrenme kapasitesini azaltıcı 
etki yapar.  

İLETİŞİM 

İLETİŞİM 
 
Bireyler ve kurumlar arasında 
bilgi, düşünce, veri ve duygu 
alışverişi veya aktarımıdır. 
-- 
Gönderici ile alıcı arasındaki mesaj 
alışverişidir. 

İletişim nedir? 
İletişim; duygu, düşünce veya bilgilerin akla 
gelebilecek her yolla başkalarına 
aktarılmasıdır. 
 
 
Amaç ; “anlaşılmaktır”.  
 

KİŞİNİN KENDİSİ İLE İLETİŞİMİ 
 
Kişinin kendi ile iletişiminde bahsedilmesi 
gereken önemli konulardan biri kişinin kendini 
tanıma ve dışarıya yansıtma derecesini gösteren 

Johari Penceresi”
dir. Joseph Luft ve de 
Harrington Ingham tarafından geliştirilen “Johari 
Penceresi” kişinin açığa çıkardığı alanları ile açığa 
çıkarmadığı, kendi içinde sakladığı alanları 
göstermektedir.Bu alanlar Şekil 3’te 
görülmektedir.  

Açık AlanKişinin kendi tarafından da başları tarafından 
da bilinen alandır. Bu alanda insanlar umutlarını, 
beklentilerini ya da korkularını çekinmeden diğer 
insanlarla paylaşmaktadırlar. 
 
Kör AlanBu alan başkaları tarafından bilinen ancak 
kişinin bilmediği alanıdır. Başkalarının bir kişi hakkında 
edindiği izlenimlerle ilgilidir. 
 
Saklı Alan: Bu alan kişinin bildiği ancak başkalarının 
bilmediği alandır. Kişi bilinçli olarak bazı yanlarını 
gizlemek istemektedir. 
 
Bilinmeyen AlanBu alan ise kişinin de başkalarının da 
bilmediği, karanlık alandır. 

Etkili bir iletişim süreci için Johari Penceresinde 
yer alan 
“açık alan”ın
 genişletilmesi 
“bilinmeyen 
alan”ın
 daraltılması gerekmektedir.
  
 
Yani başka bir ifadeyle etkili bir iletişim bireyin 
kendini açığa vurma derecesinin arttırılmasıyla 
mümkün olabilmektedir. 

İletişim araçları 
• Bilgi akışını sağlayan araçlara verilen addır. Bu 
akış, "bireyden çoğula" veya "çoğuldan bireye" 
yönüyle olan iletişime göre çeşitlenirler. 
İletişimde 
duyuya
 yönelik 
algılama
 da söz 
konusudur. Algılama ve algılatma adına 
iletişimi
 sağlayacak, karşılıklı 
bilgi
 aktarımını 
sağlayacak araçlar, iletişim araçları ile 
sağlanmaktadır. 

 Bilişsel iletişim araçları: Sanal ortamda, bilgi teknolojilerini 
kullanılarak gerçekleştirilen, bireysel veya toplu iletişim araçlarıdır 
(facebook, twitter, youtube, 
e-posta
lar, 
formlar

chat
ler, 
messenger
lar,
web kamera
lar, bloglar, vs) 
 Görsel-İşitsel iletişim araçları: Göz ve Kulağımıza hitap eden, 
multimedya
 teknolojilerini kullanan, iletişim araçlarıdır. (Örneğin 
tv

sinema
,
radyo
 vs..) 
  1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə