Jeopolitik Nedir, Ne Değildir?



Yüklə 23,52 Kb.
səhifə5/5
tarix11.05.2023
ölçüsü23,52 Kb.
#111225
1   2   3   4   5
Almanya

Birincisi: Nord Stream (Kuzey Akımı) doğalgaz boru hattından ABD’nin tepkisi ve Polonya ve Baltık ülkelerinin eleştirilerine rağmen vaz geçilmedi. Bu sayede hem Rusya ile ortak bir ekonomik payda oluşturuluyor, hem de doğu Avrupa devletlerinin gücü dengelenmiş oluyor. Bu denklem özellikle doğu Avrupa’ya yönelik jeostratejik tasavvurlar düşünüldüğünde daha farklı bir anlam kazanıyor. ABD’nin bu projeye sert eleştiriler yöneltmesinin altındaki temel neden, doğalgaz fiyatlarını düşürerek Rusya’yı ekonomik ve siyasi bakımdan zayıflatma stratejisine ters düşmesidir.
İkincisi: Nükleer katılımdan[23] çıkma yönündeki fikir egzersizlerini de bu bağlamda değerlendirebiliriz. Bu düşüncenin SPD fraksiyon başkanı Rolf Mützenich[24] tarafından dile getirilmiş olması, olası bir sosyal demokrat Şansölye başkanlığında ya da ortaklığındaki bir hükümet oluşumunda 1920’lerdeki Rapalo[25] sürprizinin tekrarlanabileceği yönündeki kaygıları tetikliyor.
Jeopolitik Kapışma Alanları
Doğu Avrupa’nın, Çin, ABD, Rusya ve AB, dolayısıyla da Almanya arasındaki jeopolitik kapışmanın önemli sahalarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Söz konusu bölgenin önemi batıdaki ekonomik güç merkezleri (Kuzey-Ren-Vesfalya, Benelüks ülkeleri, Fransa ve Kuzey İtalya) ile doğu Avrupa ve Asya arasında bir geçiş bölgesi oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Güçlü aktörlerin – Rusya, ABD, Çin – jeopolitik rekabeti bu bölgedeki kritik altyapı oluşumlarında kilit rol oynama mücadelesinde ifadesini bulmaktadır.
Rusya ve Rus firmalarının daha çok enerji altyapılarıyla ilgilendiği ve bunları desteklediğini görüyoruz. Doğalgaz boru hatları (Nord Stream, Turk Stream) ve buna dahil altyapıların yanında nükleer santral yapımında da etkin olmaya çalışıyor. Rusya’nın bu bölgeye ilgisinin temel göstergelerinden biri de Comecon-Bank’ın devamı olan IIB – International Investmentbank’ın merkezini Moskova’dan Macaristan’a taşımış olmasıdır.
Çin açısından bu bölgenin önemi Yol ve Kuşak Projesi’nin güzergahında olmasından kaynaklanmaktadır. Bağlantı politikası bağlamında altyapı inşasına odaklanan Çin ve Çinli firmalar tren hattı ve otoyol ve lojistik merkez inşasına talip olmaktadırlar. Çin’in ilgi duyduğu bir başka alan ise iletişim teknolojisi ve iletişim şebekelerinde etkin olmak. Pekin ayrıca 17+1 Müzakere ve İşbirliği İnisiyatifi[26] ile siyasi bakımdan da etkin olmaya çalışmaktadır.
Amerika’nın temel projesi ise daha çok gevşek bir siyasi ve iktisadi birliktelik olan ve 12 ülkeden oluşan Üç Deniz İnisiyatifi (3SI).[27] ABD bu bölgede tipik bir büyük güç rekabeti içinde ve bu bağlamda ileride kendi etki ve küresel/bölgesel çıkarlarına tehlike oluşturabilecek altyapı projelerini engellemeye çalışıyor.[28] Örneğin 5G ağı, Huawei ve Nord Stream meselesinde olduğu gibi.
Almanya’nın bu bölgedeki politikasının temelini, bölge dışı aktörlere karşı AB’yi stratejik ve jeoekonomik bakımdan güçlü kılmak, bölge ülkelerinin altyapı projeleri üzerinden yeni bağımlılıklar içine girmesini engellemek oluşturuyor. Almanya bir taraftan Rusya’nın bu bölgedeki gücünü dengelemeye çalışırken, diğer taraftan da ABD’nin Rusya’yı doğal gaz fiyatı indirimleriyle zayıflatmasına karşı duruyor. Rusya’nın zayıflamasının Almanya’ya iki dezavantajı olabilir: Diğer aktörlerin daha da güçlenmesi ve Rusya’nın aşırı zayıflamasının bölge devletlerinin, örneğin Polonya’nın, AB karşısında daha otonom tavır takınmalarına yol açabilir. Benzeri bir olasılık Balkanlar için de geçerli.
Toparlayacak olursak, Almanya’nın dünya siyasetindeki ağırlığını artırabilmek için üçlü bir jeopolitik strateji güttüğünü söylemek mümkün:
Bir: AB’nin dağılmasını ya da parçalanmasını engellemek. Buna AB’nin periferisini teşkil eden Balkanlar ve Doğu Avrupa’nın ve AB’nin etrafındaki kuşağın (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) iktisadi ve siyasi olarak istikrara kavuşturulması hedefi de dahil. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın istikrarı ise AB ve Almanya için barındırdığı göç potansiyeli, olası bir mülteci dalgasını önlemeyebilmek bakımından, sahip olduğu enerji ve doğal kaynaklardan ve Hint ve Asya-Pasifik deniz ticaret yolu üzerinde (Akdeniz, Süveyş Kanalı, Kızıl Deniz, Babülmendep Boğazı) bulunmasından dolayı son derece önemli.
İki: AB içinde, özellikle de Fransa – ve Akdeniz ülkeleri – ve Polonya karşısında siyasi-iktisadi bir denge oluşturmak; Fransa’nın iktisadi devletçiliğine, Akdeniz ülkelerinin ortak borçlanma taleplerine, Polonya’nın ise otoriter eğilimlerine karşı. Dolayısıyla Fransa, Almanya ve Polonya’dan oluşan Weimar Üçgeninin işlemesinin temel faydası Fransa’nın Polonya ile bir olup Almanya’yı sıkıştırmasına karşı durmaktan geçiyor.
Üç: Rusya’ya karşı hem denge oluşturmak hem de onu ABD karşısında bir denge unsuru olarak değerlendirmek. ABD’nin Alman firmaları üzerinden yaşadığı gerilimleri ve son olarak da Trump’ın Almanya’dan asker azaltma kararını da bu bağlamda değerlendirmek faydalı olacaktır.
Yüklə 23,52 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin