Letmede nsan Davran lar n Etkileyen Baz Unsurlar Yrd. Doç. Dr. Ensar y lmaz



Yüklə 230.6 Kb.
Pdf просмотр
tarix16.06.2017
ölçüsü230.6 Kb.

Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

83

letmede  nsan Davran lar n  Etkileyen  



Baz  Unsurlar 

 

Yrd. Doç. Dr. Ensar Y lmaz 

Bart n Üniversitesi  BF 

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 

ensar43@gmail.com 



 

Özet:  letmelerin toplumsal hayat m zda önemi ve etkisi gittikçe 

artmaktad r. Bu artan öneme paralel olarak i letmedeki insan unsuru (i  

gören) da ön plana ç kmaktad r. 

letmenin üretim gücünü do rudan 

etkileyen insan davran lar  da daha yo un ve daha yak ndan bir incelemeyi 

gerektirmektedir. Toplumun ihtiyaç duydu u mal ve hizmetleri üreten 

i letmelerde insan davran lar n  etkileyen unsurlar  be  ba l k alt nda 

toplamak mümkündür. Bunlar; motivasyon, sosyal ve fiziki çevre, tutumlar, 

rol-statü ve i letmenin yönetim modeli olarak s ralanabilir. 

 

Anahtar kavramlar: Motivasyon, Tutumlar, Rol-Statü,  letme 

Yönetim Modelleri 

 

Abstract: The importance and effects of enterprises is increasing in 

our social life. In parallel with this importance the human element (worker) in 

enterprise becomes prominent. Human behaviors which directly affect the 

productoin potential of the enteprise should be analyzed more intensively 

and closely. The factors that affect human behavior in enterprises which 

produces goods and services needed by society can be grouped under five 

headings. These may listed as; motivation, social and physical environment, 

attitude, role-status and management model of enterprise. 

 

Keywords: Motivation,Attitude, Role-Status, Management Models of 

Enterprise 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bartın Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi

Yıl: 2011 Cilt: 2 Sayı:3

84

Giri  

Toplumun ihtiyaç duydu u mal ve hizmetleri dolayl  ve dolays z 

olarak kar layan iktisadî üniteye (birime) i letme denir. Toplum ihtiyaçlar n n 

geni  olmas , ihtiyaçlar  dolayl  veya dolays z olarak kar layan i letmelerin 

çe itli sahalarda faaliyet göstermelerini zorunlu k lar (Uras, 1992: 9). 

Günümüzde, insanlar n bireysel ya da kolektif ihtiyaçlar n n pek ço u 

endüstri ve i letmelerde yürütülen faaliyetlerle ya da bu faaliyet sonucu 

ortaya konan ürünlerle kar lan r (Komisyon, 1987: 318). 

Genel anlamda davran , bireyin kendi içinden ve d  çevresinden 

gelen uyar c lara kar  göstermi  oldu u aç k ya da kapal  tepkiler olarak 

tan mlayabiliriz. Ancak bizim konumuz “ letmede  nsan Davran ” 

oldu undan burada “Örgütsel Davran ” tan m n  yapmam z gerekir (Davis, 

1988: 7). 

Örgütsel davran , insan-örgüt ili kilerini, örgüt üyelerinin 

gereksinimlerini etkili olarak doyuran ve örgütsel amaçlara ula t ran ekip 

çal mas  yapmaya güdüleyeci bir biçimde iyile tirme amac na yöneliktir 

(Davis, 1988: 8). 

Örgütsel davran  terimi, i letme, hükümet, okullar ve hizmet 

örgütleri gibi her tür örgütte insanlar n etkilenimini belirtir. Biz bunlar 

aras ndan i letmedeki insan davran n  ele almaya çal aca z.  

nsanlar belirli amaca ula mak için bir tür biçimsel yap  içinde bir 

araya geldiklerinde örgüt ortaya ç km  olur. Genellikle insanlar amaçlar na 

ula mak için bir tür teknoloji kullan rlar, böylece insan, teknoloji ve yap  

ili kisi ortaya ç kar. Bu ögelerin üçü de d  sosyal sistemden etkilendi i gibi 

onu da etkileri alt na al rlar. Böylece bu dört temel ögenin olu turdu u 

kar m ( nsan-Teknoloji-Yap  ve D  Sosyal Sistem), örgütsel davran n 

kapsam n  belirler. Genellikle örgüt içi ögeler üzerinde durulur, ancak d  

sosyal sistemin de ihmal edilmemesi gerekir. Çünkü d  sosyal sistem 

bireylerin de erlerini etkiler (Davis, 1988: 5). 

Baz lar nca organize faaliyetler insanl k de erini, itibar n  ezen yok 

eden temelinde zalimlik yatan, ki i özgürlü ünün anti tezi olarak görülür. C. 

Wright yapt  tan mlarla organizasyonlara duydu u dü manl  ve tiksintiyi 

aç kça belirtmi tir. Dev hacimli organizasyonlar n ele tirisi oldukça sabit bir 

yol izleyerek y llard r sürmektedir. Gerçekten her ku ak dev organizasyonlar 

hakk nda birçok ele tiriler getirerek, bunlar n ne kadar ruhsuz oldu u ve 

ki iyi ezip yok edi i, özgürlükleri k s tlay  üzerinde dramatik söylevlerde 

bulunmu lard r. Dikkati çeken bir nokta ise bu ele tirileri yapanlar n General 

Motors, U. S. Steel ve buna benzer birçok dev organizasyonun kurucular  

olmalar d r. Organizasyonlar n ki ilik üzerindeki olumsuz etkileri hakk nda 

yap lan bunca ele tiriye ra men, dev organizasyonlara en ufak bir h nç 

duymad klar  gibi onlara be eni ile bakanlar n say s  günümüzde 

az msanmayacak ölçüdedir. Bunlar, organize faaliyetleri maddi ve manevi 

huzur vücuda getirmek için insanlar n harcad  çabalar olarak 

ifadelendirilirler. Yine bunlara göre böylece ki ilere, yarat c , yap c  estetik 

geli melerini yapabilmeleri için gerekli zaman ve tam özgürlük verilmi  olur. 

Organizasyonlar  insan yap s  ve yine insanlar n kontrolü alt nda bir 


Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

85

fonksiyon olarak gördüklerinden ondan hiç korkmazlar. Gerçekte 



organizasyonlar n hiç de kötü bir niyeti yoktur ve hatta organizasyonlar n 

sevk ve idaresinde esas daha geni  çapta anlay l  davranmakt r. Ki ili i 

ezen, yok eden bir mekanik süper yap  de ildir organizasyonlar (Yozgat, 

1980:352-354). 

Buna ra men kritiklere bakarsan z, i  hayat  bugün yeni bir 

görünümle kar m za ç km  o eski canavard r. Dev organizasyonlar bugün 

sade ve basit bir sömürü yerine daha da büyük günahlar i lemektedir. 

Ki ilerin sosyal karakterini bozarak onlar  sathi de er yarg lar yla dolu, sözde 

büyük amaçlar pe inde ko an ki iler haline getirip, tek amac  her ne  ekilde 

olursa olsun herhangi bir hiyerar i içinde paye almak olan, statü dü künü bir 

toplum yaratmakt r. Bu ki inin fazilet ve ahlak duygular n  zay flatt , akl n  

kurnazl kla doldurdu u için insanl a yap lan en büyük kötülüklerden biridir. 

William H. Whyte “The Organisation Man” adl  kitab nda bu temel tezi ortaya 

atm t r. Whyte, sosyal ahlak ad n  verdi i yeni bir ideoloji ile yönetilen 

bürokrat bir millet yaratmakta oldu umuzu iddia etmektedir (Yozgat, 

1980:352-354). 

Örgütlerde yer alan insan davran lar n  önceden tahmin etmek 

oldukça güçtür. Bunun nedeni, insan davran lar n n bir tan m köklü 

gereksinmelerden ve belirsiz de er sistemlerinden kaynaklanmas d r. Bu 

yüzden örgütsel sorunlara ideal ve kal pla m  çözümler bulmak güçtür 

(Davis, 1988: 3-4). Sa l kl  bir örgütsel davran  anlay , örgütü çok farkl  

be eri gereksinmelerin çe itli  ekillerde giderilebildi i bir sosyal sistem 

olarak kabul etmelidir (Davis, 1988: 686). 

Buraya kadar i letmeyi, davran , örgütsel davran  tan mlad k ve 

örgütle insan aras ndaki ili kiye genel olarak de indik. Bu a amadan sonra 

i letmede insan davran n  etkileyen unsurlar  incelemeye geçebiliriz. 

 

1. Motivasyon (Güdüleme) 

nsanlar n davran lar n  anlamak ve etkilemek için gereksinmelerini 

bilmek gerekir. Gereksinmeler insan davran lar n n anahtar n  olu turur. 

Bireyleri belirli durumlarda belirli davran lara yönelten etkene “davran  

güdüsü” (motivasyon) denir (Yalç n, 1988: 203). Güdüsel davran lar  belirli 

hedefleri olan davran lar olarak tan mlamak da mümkündür. Güdülerimizin 

hedeflerinden baz lar  do u tan gelir. Bu tür hedeflere birincil hedefler 

denmektedir. Baz  hedefler ise, ö renme yoluyla sonradan olumlu ya da 

olumsuz de er kazan r. Örne in su, olumlu bir birincil hedeftir. Su elde 

etmek için gereken davran lar  sonradan ö renmekle birlikte, bir bebek 

do umdan itibaren suya gereksinim duymaktad r. Buna kar , birço umuzun 

önem verdi i itibar, ba ar , sosyal onay görme gibi birçok olumlu, de i ik 

nesne ve ortamlardan korkma gibi birçok olumsuz hedef ö renme yoluyla 

sonradan ortaya ç kmaktad r (Komisyon, 1987: 198). 

Çal anlar  belli bir yöne kanalize etme, çabalar n  artt rma

faaliyetlerini artt rma, ve bu yönde kullan lan yöntemler motivasyonu ifade 

eder. Güdüler bir ki inin gereksinmelerinin ifadeleridir, bu nedenle de ki isel 

ve içseldirler. Buna kar l k, özendiriciler ki inin d ndad rlar. Buna göre, 



Bartın Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi

Yıl: 2011 Cilt: 2 Sayı:3

86

belirli fizyolojik i levler özendirme olmadan da gerçekle ir, ancak bilinçli 



davran n tümü güdüseldir ya da nedenlidir. Bu sebeple, yönetimin görevi, 

i  gören güdülerini, i  ba ar m na yap c  bir biçimde yöneltmek üzere 

belirlemek ve harekete geçirmektir. Bilinçli eylem de gereksinmelerden 

kaynaklanmaktad r. Önemli bir s n flamaya göre gereksinmeler: 

a) Temel fizyolojik ya da birincil gereksinmeler 

b) Sosyal ve psikolojik yani ikincil gereksinmeler olmak üzere ikiye ayr l r. 

Birincil gereksinmeler besin, su, uyku, soluk almak gibi gereksinmelerdir. 

kincil gereksinmeler ise bedenin fiziksel gereksinmelerinden çok zihinsel ve 

ruhsal gereksinmeleri temsil ederler (Davis, 1988: 52-53). 

 Birincil 

güdüler 

ö renilmemi  birincil hedefleri olan güdülerdir. Yani, 

bu güdülerin hedefleri do u tand r. Birincil güdüleri üç grupta toplamak 

mümkündür. Birincil grupta açl k ve susuzluk gibi tamamen fizyolojik kökenli 

güdüler bulunur.  kincil grupta cinsellik ve anal k güdüleri gibi fizyolojik bir 

kökeni olan, ancak bu kökenden ba ms z olarak sürebilen güdüler vard r. 

Üçüncü grupta ise, ara t rma, merak, faaliyet ve kurcalama gibi bilinen 

herhangi bir fizyolojik kökeni olmayan güdüler yer al r. (Komisyon, 1987: 

199-202). 

 

kincil güdüler yani sosyal güdüler ise do rudan do ruya ya da 



dolay s yla di er insanlarla ilgili olan güdülerdir. Ö renme yoluyla sonradan 

kazan lan ve canl lar dünyas nda sadece insan türüne özgü olan sosyal 

güdüler, birçok özel davran m z n nedenini olu turmaktad r. 

Davran lar m z n önemli bir k sm n  belirleyen sosyal güdülerimiz, tümünü 

burada incelemeye olanak vermeyecek kadar fazla say dad r. Bu nedenle 

sadece psikologlar n önemle üzerinde durduklar  sosyal güdülerden iki örnek 

verilecektir. Bunlardan ilki Ba lanma Güdüsüdür. Genel olarak di er 

insanlarla birlikte oldu umuzda kendimizi daha rahat ve daha mutlu 

hissederiz. Yapayaln z bir insan olmak, ço umuz için önemli bir mutsuzluk 

kayna d r. K sacas  di er insanlarla birlikte bulunmak, önemli bir doyum 

kayna  ve sosyal bir ihtiyaçt r. Bu ihtiyaç bizi birilerine ya da bir gruba 

ba lamak için güdülemektedir. Sosyal güdülere verilecek ikinci örnek ise 

Ba ar  Güdüsüdür. Ba ar l  olman n yolu ve ölçütü bir bireyden di erine 

de i mekle birlikte, hepimizde ba ar l  olma iste i vard r. Baz lar m zda 

kuvvetli, baz lar m zda göreli olarak zay f olan bu istek, ba ar l  olmak için 

bizi güdülemektedir. Ba ar  güdüsünün sadece mesle imiz, i imiz ve 

gelece imizle ilgili davran lar m z  yönlendirdi i dü ünülürse de, asl nda, bu 

güdünün etkisini tüm faaliyetlerimizde gözlemek mümkündür. Yapt m z 

faaliyet ister mesle imiz ve gelece imizle ilgili olsun ister arkada lar m zla 

oynad m z sonucu önemsiz bir oyun olsun, ba ar l  olmak ve kazanmak 

için çaba gösteririz. Bu çabalar n temelinde yatan ba ar  güdüsüdür 

(Komisyon, 1987: 199-202). 

Motivasyon konusunda çe itli teoriler öne sürülmü tür. Bunlar: A- 

çerik kuramlar , bireyin içindeki ihtiyaçlara, içsel gereksinmelere yer vererek 

motivasyonu aç klamaya çal r (Maslow, Herzberg). B- Süreç kuramlar , 

çevredeki özendiricilere yer vererek motivasyonu aç klarlar (Vroom, 

Skinner). 


Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

87

Maslow gereksinmeleri öncelik s ras na göre s ralam t r.  htiyaçlar 



hiyerar isi olarak da bilinen bu s ra  u  ekildedir: 

a) Temel fizyolojik gereksinmeler 

b) Güvenlik gereksinmesi 

c) Ait olma gereksinmeleri ve sosyal gereksinmeler 

d) Sayg  ve statü gereksinmesi 

e) Öz gerçekle tirme ve tam doyum gereksinmesi 

nsanlar fizyolojik gereksinmelerini doyurmak için çal mak 

zorundad rlar, ancak fizyolojik ihtiyaçlar belli bir ölçüde doyurulduktan sonra 

insanlar ba ka ihtiyaçlar n  gidermek isterler (Davis, 1988: 56-57). 

Fizyolojik ihtiyaçlar organizmada genel bir rahats zl k ve gerginlik 

durumunun ortaya ç kmas na neden olurlar. Fizyolojik ihtiyac n neden 

oldu u genel rahats zl k ve gerginlik durumuna dürtü ad  verilir. Dürtü, 

fizyolojik bir ihtiyac n psikolojik sonucudur. Dürtüler en belirgin içsel 

güdüleyicilerdir. Güdüsel davran lar m z n önemli bir bölümü fizyolojik 

ihtiyaçlar m z n yol açt  dürtülerden kaynaklan r. Açl k dürtüsü, susuzluk 

dürtüsü s k s k bizi hedefe yönelik davran larda bulunmaya zorlar. Açl k ve 

susuzluk dürtülerinin yol açt  güdüsel davran lar n yan  s ra, bedenimizin 

fizyolojik dengesini korumak amac yla zaman zaman yapt m z birçok 

davran  vard r. Hava s cakl na ba l  olarak kal n ya da ince giysiler 

giymemiz, hastaland m z zaman ilaç almam z, hedefi bedenimizin fizyolojik 

dengesini korumak olan güdüsel davran lara verilebilecek baz  örneklerdir. 

Bunun yan nda, güdüsel davran lar m z sadece fizyolojik ihtiyaçlar m z 

taraf ndan de il, ayn  zamanda hakk nda gazetelerde okudu umuz yaz lar 

bizi bu filmi görmeye güdüleyebilir. Verilece i söylenen bir ödül, bu ödülü 

kazand rabilecek davran lar  yapmam za ya da bir ceza tehdidi, cezadan 

kaçmak için çaba göstermemize neden olabilir (Komisyon, 1987: 198). 

Herzberg, baz  i  ko ullar n n mevcut olmamas  halinde i  görenlerin 

özellikle doyumsuz oldu u, ancak varl klar n n i  görenleri önemli ölçüde 

güdülemedikleri sonucuna varm t r. Herzberg’in incelemesinde güdüleyici 

etmenler ve durum koruyucu faktörler vard r. Güdüleyici etmenler, ba ar , 

takdir, ilerleme, i in kendi, geli me imkan  ve sorumluluktur. Durum koruyucu 

etmenler ise, i letme politika ve yönetimi, teknik gözetim, gözetimcilerle 

ki iler aras  ili kiler, ücret, i  güvenli i, ki isel yakla m, i  ko ullar  ve 

statüdür (Davis, 1988: 67-68). 

Wroom ise, Bekleyi  Kuram  ile güdülemeyi, bireyin arad  

de erlerle, belirli bir davran n o de erlere ula t rma olas l na ili kin 

tahmininin çarp m  olarak aç klar. Skinner’in Davran  Düzeltimi ise, 

davran n, sonuçlar na dayand n  öne sürer. Davran  düzeltimi sonuçsal 

ko ullama ile sa lan r (Davis, 1988: 90). 

 

2. Sosyal ve Fiziki Çevre 

Di er insanlar n bir bireyin davran lar nda do rudan do ruya ya da 

dolayl  olarak bir de i me meydana getirdikleri durumlarda, sosyal bir 

etkiden söz edilir (Komisyon, 1987: 285). Burada sosyal etkiyi uyma ve grup 


Bartın Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi

Yıl: 2011 Cilt: 2 Sayı:3

88

üyeli i konular  üzerinde durarak, di er insanlar n bireyin davran lar n  nas l 



etkilediklerini aç klamaya çal aca z. 

nsan, içgüdülerin yönetti i eski ba lar n yerine öteki insanlarla yeni 

ba lar kuramazsa varolmaya bir an bile dayanamaz. Tüm bedensel 

gereksinmeleri doyurulsa bile insan bu yaln zl k ve tek ba nal k durumunu 

bir hapishane gibi alg lar, akl n  kaç rmak için bu hapishaneden ç kmas  

gerekir. Asl nda, deli dedi imiz ki i hiçbir ba  kuramam , parmakl klar n 

arkas nda olmasa da, bir bak ma hapsolmu  birisidir. Öteki canl  varl klarla 

bütünle mek onlarla ili kiler kurmak, yerine getirilmesi gereken çok önemli 

bir zorunluluktur. Böyle bir birli in aranmas  ve gerçekle tirilebilmesi için 

çe itli yollar vard r.  nsan dünyayla bir-olma çabas  içinde bir ki iye, bir 

toplulu a, bir kuruma ya da Tanr ’ya s nabilir. Böylece kendisinden daha 

büyük bir ki inin ya da nesnenin parças  olarak bireysel varolu unun 

kopmu lu undan kurtulur. Özde li ini güçle aras ndaki ba l l kta bulur 

(Fromm, 1990: 42-43). 

nsanlar yap lar  gere i tek ba lar na ya amaz ve çal mazlar. 

Ya amlar n  ve çal malar n  gruplar içinde sürdürürler. Sosyal gruplar, 

toplum ad n  verdi imiz geni  ili ki düzeni içinde özel yerleri olan 

olu umlard r. Çünkü tüm sosyal ili ki ve hareketler gruplarda gerçekle ir. 

Sosyal gruplar, ortak amaçlar n  gerçekle tirmek için belli sosyal kurallara 

göre kar l kl  ili kide bulunan insanlar n olu turduklar  topluluklard r. 

Fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlar n kar lanmas  için kurulurlar ve gerçek 

ki ilerden olu urlar. Grup üyeleri grubun varl n  ve kendilerinin de bu gruba 

üye olduklar n n bilincindedirler. Her sosyal grubun kendine özgü bir amac  

vard r. Grubu olu turanlar bu amac  bilirler ve ona göre davran rlar. Grupta 

her ki inin öteki ki ilere göre belirli bir yeri (statü) ve bu yerin gerektirdi i bir 

i i (rolü) vard r. Grup üyeleri statülerinin gerektirdi i rolü yerine getirerek 

grubun devam n  sa larlar (Erdem, 1993: 41). 

Bir grubun üyelerinin ayn  biçimde giyinmeleri ya da ayn  biçimde 

konu malar  bir uyma davran d r. Di er yandan, uyma davran  bireyin 

dü ünce ve davran lar n  üyesi bulundu u grubun normlar na göre 

düzenlemesi  eklinde de görülebilir. Birey ile grubun dü ünce ve davran lar  

aras nda bir uyu mazl n oldu u durumlarda, ço unlukla bireyin gruba 

uydu una tan k oluruz. Bu aç klamalar 

nda uymay , bireylerin dü ünce 

ve davran lar n  üyesi olduklar  grubun normlar na uyacak biçimde 

düzenlemeleri  eklinde tan mlayabiliriz. Uyma davran  gerçek bir tutum 

de i mesini yans tabilece i gibi, sadece bireyin grubun dü üncelerini kabul 

etmi  gibi görünmesinin bir sonucu da olabilir. Yani, baz  durumlarda birey, 

grubun dü ünce ve davran lar n n do ru oldu una gerçekten inand  için 

uyma davran  gösterir. Bu tür uyma davran na benimseme ad  verilir. 

Baz  durumlarda birey de, bu dü ünce ve davran lar n do ru oldu unu 

kabul etmi  gibi görünür. Bu tür uyma davran na ise kabul etme ad  verilir. 

Uyma davran  her zaman ve her ko ulda görülen bir davran  de ildir. 

Belirli bir durumda uyma davran n n görülüp görülmeyece ini birçok etken 

belirler. Bu etkenlerden baz lar  bireylerin, baz lar  grubun, baz lar  da 

ortam n özellikleriyle ilgilidir. Grup üyesi olma bireylerin davran lar n  çok 



Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

89

de i ik biçimlerde etkileyebilmektedir. Sosyal h zland rma, sosyal ket vurma 



riske girme ve kimlik belirsizli i bu etkilere verilebilecek örneklerden 

baz lar d r (Komisyon, 1987: 285-291). 

letmede insan davran n  etkileyen önemli unsurlardan biri de 

i letmedeki insan n yani, i  görenin fiziki çevresidir.  görenin çevresinde 

meydana gelecek olumlu ya da olumsuz de i iklikler onun davran lar nda 

da de i ikliklere yol açacakt r.   yeri, insanlar n günün belirli saatlerinde 

çal t klar  yerdir.   yerinin çevresi, i  yerindeki makinalar ve i  yerindeki 

i lenen madde ve konu, i  yeri kavram  içine girer. Çal an insan  etkileyen 

çevresel etkenleri, çevrenin mekanik, kimyasal, termik ve optik etkileri olarak 

s ralamak mümkündür. Bu etkenlerde i  gören lehine geli meler meydana 

geldi inde i  görenin davran lar  da olumlu yönde geli ecek, çevresel 

faktörlerin kötüle mesi durumda ise i  gören bundan memnun kalmayacak 

ve olumsuzlu un  iddetine göre farkl  boyutlarda tepkiler gösterecektir 

( ahin, 1990: 60). 

Yenilikler yapma ve bunun gerektirdi i de i iklikleri ba arma tüm 

i letmelerde normal oldu u kadar gerekli de olan bir i levdir. Ancak yenilikler 

kar s ndaki tutumlar bireysel oldu u kadar grup ve hatta i letme örgütü 

düzeyinde de görülebilmektedir. Yenilikler kar s nda olumlu ya da olumsuz 

olarak meydana gelen tutumlar  olu turan be  faktörden söz edilebilir. Bunlar 

psikolojik, sosyal, ki isel ve ekonomik faktörler ile önerilen yenili in 

niteli idir. Yukar da s ralanan faktörlerin etkisiyle yeniliklere kar  tak n lan 

tutum sonucu, dört tip davran  ortaya ç kmaktad r. Bunlar, yenili i kabul 

etme biçimindeki olumlu davran , yenili e tahammül etme (tolerans) 

biçimindeki nötr kalma hali ve nihayet direnme ve reddetme biçiminde ortaya 

ç kan olumsuz davran  türleridir (Eren, 1989: 147-149). 

Hage’nin kazan lm   ç karlar kuram na göre örgütlerde çe itli ç kar 

gruplar n n ç karlar n n dengeledi i bir güç da l m  ve statü dengesi 

mevcuttur. E er ortaya at lan yenilikler, güç ve otorite da l m n , ve elde 

edilmi  öncelikleri ortadan kald r rsa kazan lm   ç karlar dengesi bozulacak 

ve örgütsel dinamik ve çat ma ba  gösterecektir. O halde mevcut ç kar 

dengesini bozacak her yenilik örgütlerde direnme ve çat ma kayna  

olmaktad r (Eren, 1989: 152). 

Bu bölüm için son olarak  u söylenebilir:  letmede yer alan üretim 

birimlerinin yerle tirilmesi, i letmenin binas  ve be eri kaynaklar göz önüne 

al narak yap lmal d r. Binan n ve i letme içi düzenin ve ortam n atmosferinin 

de i  görenlerin davran lar  üzerinde etkisi vard r. Örgütsel çal ma ortam , 

bir örgütün i  görenleriyle ilgili ya am tarz n  yans t r. Güdüleme, verimlilik ve 

i  doyumu üzerinde örgütsel çal ma ortam n n büyük bir etkisi vard r (Davis, 

1988: 135). 

 

3. Tutumlar 

Birçok sosyal ortamdaki davran lar m z bir ölçüye kadar bu 

ortamlara ili kin tutumlar m z taraf ndan  ekillendirilmektedir. Tutum terimi 

sosyal psikolojide genel olarak, bir bireye atfedilen ve onun psikolojik bir 

nesneye ili kin dü ünce duygu ve muhtemelen davran lar n  organize eden 



Bartın Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi

Yıl: 2011 Cilt: 2 Sayı:3

90

bir e ilime i aret etmek için kullan lmaktad r. Bu tan mdan anla labilece i 



gibi, tutum bir bireye aittir ve onun bir nesneye ili kin dü ünce duygu ve 

davran lar na bir bütünlük, bir tutarl k verir. Tan mdaki “bir bireye atfedilen” 

ifadesi ise, tutumun gözle görülmeyen bireysel bir ya ant  oldu unu 

vurgulamaktad r. Gerçekten de bir bireyin tutumlar n  gözle görmemiz 

mümkün de ildir. Ancak, onun davran lar na bakarak bir nesneye ili kin 

tutumu hakk nda bir fikir sahibi olabiliriz (Komisyon, 1987: 294). Bilgiseven’in 

verdi i tan ma göre (1986, 22) tutum, bireylerin objektif bir durum kar s nda 

o durumla ilgilenmeleri sonunda kendi davran lar n  belirleme tarz d r. 

Tutumlar, bireylerin sosyal ili kilerini ya kolayla t r r ya güçle tirir. 

Sosyal ili kileri kolayla t r c  özellikteki tutumlar, ayn  hissi duyanlar  

birle tirici tutumlard r. Buna kar l k sosyal ili kileri güçle tirici tutumlar ise 

bireyleri ay r c  tutumlard r (Bilgiseven, 1986: 24) 

Bir tutum bir nesneye ili kin duygu, dü ünce ve davran lardan 

olu maktad r. Bu nedenle bir tutumun üç bile enden olu tu unu söylemek 

mümkündür. Bunlar bili sel, duygusal ve davran sal bile enlerdir. Bir 

tutumun bili sel bile eni bireyin tutum nesnesine ili kin duygu ve 

de erlendirmelerinden olu ur. Bir nesneye ili kin olumlu tutumu olan bir 

birey bu nesneyi olumlu olarak de erlendirecek ve bu nesneye kar  

olumsuz duygular besleyecektir. Davran sal Bile en ise, genellikle bireyi 

tutum nesnesine ili kin davran larda bulunmaya e ilimli olacakt r. Bir 

nesneye ili kin tutumu olumsuz olan bir birey ise, bu nesneye ilgisiz kalmaya 

veya ondan uzakla ma, ele tirme, hatta ona zarar verme e ilimi 

gösterecektir. Tutumun davran a dönü üp dönü meyece ini tayin eden 

önemli faktörlerden biri, tutumun kuvvetidir. Bir ba ka faktör ise ortamsal 

özelliklerdir. Baz  durumlarda bireyin içinde bulundu u ortam n özel ko ullar  

belirli bir tutumun davran a dönü mesini engelleyebilmektedir. Baz  

durumlarda ise, ortam n ko ullar  bireyin bir tutumunun davran a 

dönü mesini engelleyici nitelikte de ildir. Ku kusuz böyle ortamlarda 

tutumun davran lara yans mas  daha fazlad r (Komisyon, 1987: 294 vd.). 

letme içinde bireylerin davran lar n  etkileyen tutumlar  olu turan 

be  faktörden söz edilir. Bunlar:  

a) Psikolojik Faktörler, i  yerinde yenili in kabulü yolunda giri ilen do rudan 

ya da dolayl  bask lara kar  gösterilen tepkilerdir. Baz   i  görenler bask , 

endi e, korku dolu ortamlar n yaratt  s k nt lardan çok rahats z olur, sakin 

çevre ararlarken baz lar  da bu yeni durumlar n getirdi i havaya tahammül 

edebilirler. 

b) Sosyal Faktörler, bireyin çal t  gruba ba l d r. E er yenili in getirdi i 

de i meden önce grupta büyük bir ahenk ve anla ma varsa ve yenilik fikri 

grup norm ve de erleriyle çat yorsa tüm üyeler buna kar  ç kabilirler. 

c) Ki isel Faktörler; bunlar daha ziyade bireyin bilgi, tecrübe ve ustal  ile 

ilgilidir. Uygulanmak istenen yenilik bireyin bu özellikleriyle ba da yorsa 

olumlu, ba da m yorsa olumsuz tepki yaratacakt r. 

d) Ekonomik Faktörler, ki isel faktörlerle yak ndan ilgilidir. E er yenilik 

sonucu bireyin bilgi, tecrübe ve ustal   i letme içinde hiçbir i e uygun 

de ilse o takdirde i siz kalacak, i ten ç kar lacak ya da vas fs z bir i e 


Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

91

verilece inden ücreti azalt lacakt r. Dolay s yla olumsuz bir tutum 



sergileyecektir. 

e) Önerilen yenili in Türü, bu faktörü de de i ime kar  tutumlar n niteli ini 

belirleyecektir. Bu be  faktörün etkisiyle olu an tutum sonucu dört tip 

davran  ortaya ç kar. Bunlar; kabul etme, tahammül etme, direnme ve 

reddetmedir (Eren, 1989: 148). 

Tutumlar do u tan gelmezler, ö renme yoluyla sonradan 

kazan l rlar. Tutumlar n olu mas  ve  ekillenmesinde rol oynayan çe itli 

faktörlerden baz lar , ana-baba etkisi, akranlar n etkisi, kitle ileti im araçlar  

ve tutum nesnesiyle olan ki isel ya ant lar olarak s ralanabilir (Komisyon, 

1987: 298). 

 

4. Rol-Statü 

Sosyolojiden gelen rol kavram , bireyin di er bireylerle ilgili 

davran lar nda, beklenen hareket kal plar n  ifade eder.  Rol, hem haklar 

hem de yükümlülüklerle, ayr ca hem erk hem de sorumluluklarla ilgili olup 

bireylerin pozisyonlar n n sosyal sistemdeki görünü  biçiminin sonucu olarak 

ortaya ç kar.  nsanlar birbirleriyle etkile ebilmek için ba kalar n n davran n  

u ya da bu biçimde önceden tahmin edebilmelidirler. Rol, sosyal sistemde 

bu i levi yerine getirir (Davis, 1988: 36). 

Her toplumda belirli temel gruplar bulunur. Ki iler bu gruplarda ve bu 

gruplar yoluyla, sosyal gereksinmelerini kar layabilmektedirler. Sosyal rolün 

amac  sosyal hedeflere do ru, di er ki ilerle birlikte i levde bulunmak oldu u 

ve her ki i de bu temel gruplar n hepsine  öyle veya böyle kat lmak 

durumunda oldu u için, bu gruplar n her biriyle ili kili bir rol de bulunacakt r. 

Toplumdaki herkes bugün ya da yar n, aile, e itim, ekonomi, siyaset, din ve 

bo  zaman de erlendirme gruplar nda bir rolü ya oynamaktad r ya da 

oynayacakt r (Fichter, 103). 

Her birey, sosyal rollerin kurumsalla m  oldu u bir kültür içinde 

do ar. Sosyal roller say s z denecek kadar çok ve bir ki inin varolan tüm 

rolleri oynamas  da olanaks z oldu una göre toplumun ki i ile rolü bir araya 

getiren baz  mekanizmalar olu turmas  gerekecektir. Ki iler ya atfedilme 

yoluyla ya da ba arma yoluyla sosyal statüler elde ederler. Ancak bu yollarla 

rol elde edilmez. Aç kças  roller ne atfedilir ne de ba ar l r. Statü, ki ilerin 

zihnindeki bir yarg laman n sonucudur. Rol ise, ki inin yapt d r. Ki i, rolünü 

oynarken yüksek bir ba ar  elde edebilir ama rolün kendisini ba aramaz.  

Bireyler var olan rollere girerler, ama birey bu rolleri bir anlamda 

‘içselle tirmeli’dir de. Öte yandan birey, rolünü içselle tirmekle rolüne biraz 

da kendini katar. Böylece her birey ayn  rolü birbirinden biraz fakl  oynar 

(Fichter, 101-102). 

Sosyal rol ne geçicidir ne de kurgusald r. Sosyalizasyon sürecinde 

ö renilir. Ki inin kat ld  çe itli gruplarda oynan r. Ve bireyin ki ili inde 

içselle tirilir. Sosyal rolün bir süre için oynan p sonra b rak ld n  

dü ünmemeliyiz. Herkes pek çok role sahiptir ve bu rollerin hepsi de ki inin 

dü ünce ve eylemlerinin derinliklerinde kök salm  ve orada birbirleriyle 

kenetlenmi lerdir. Birey hem bir aktör hem de toplumun temel gruplar n n bir 



Bartın Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi

Yıl: 2011 Cilt: 2 Sayı:3

92

üyesidir. Sosyalizasyon sürecinde tüm temel sosyal rolleri kendili inden 



ö renmi tir. Bireyden ya am  boyunca, toplumun bir üyesi olarak kendi 

rolünü oynamas  beklenir. Bireyin sosyal rollerini oynarken yapt  da budur. 

Sosyal roller, tek ba lar na var olamazlar. Rolleri ba ka rollerle ili ki içinde 

incelemek gerekir. Bireyin oynad  çe itli sosyal roller, ki ili i içindeki di er 

rollerle ilgilidir. Bu roller tek tek veya bütün olarak di er ki ilerin rollerine de 

ba l d r. Bu ise rollerin tamamlay c  oldu unu gösterir.  nsanlar birbirlerini, 

kar l kl  ve birlikteki sosyal ili kilerle tamamlar. Bu anlamda sosyal ili kilerin 

roller aras  olmaktan çok, ki iler aras nda oldu unu söyleyebiliriz( Fichter, 

94-95). 

Her birey hem i  yerinde hem de i   d nda rollere sahiptir. Birey 

mesle i ile ilgili rolde i çi, aile içindeki rolde ebeveyn, sosyal rolde kulüp 

ba kan  ve birçok ba ka  ey de olabilir. Her rol de i ik türde davran  

gerektirir. Yaln zca i  çevresinde bile, bir i  görenin birden çok rolü olabilir. 

Ayn  ki i A grubunda i çi, B gözetimcisinin ast , bir makinist, bir sendika 

üyesi ve güvenlik komitesinde temsilci olabilir. Ku kusuz rol, bir insan n 

verebilece i en karma k biçimde örgütlenmi  bir tepki kal b d r. Yöneticilerin 

ve i  görenlerin faaliyetleri rol alg lamalar yla, yani ki ilerin belirli bir durumda 

nas l davranmalar  gerekti i konusundaki dü ünceleriyle yönlenir. 

Ara t rmalara göre, yöneticinin i e ili kin rol alg s yla i  görenlerin i e ili kin 

rol alg s yla i  görenlerin i e ili kin rol bekleyi leri aras nda bir fark oldu u 

zaman, güdüleme ve etkililik dü ük olur. Bir role ili kin bekleyi ler kesinlikle 

de i ik ya da kar tsa, bir ki i rol çat mas  içinde olabilir. Çünkü 

bekleyi lerden biri reddetmeden di erini yerine getiremez.  Rol bekleyi leri 

iyi tan mlanmad  ya da hiç bilinmedi i zaman rol belirsizli i görülür, çünkü 

bu gibi durumlarda insanlar davranacaklar n  bilemezler. Yap lan 

ara t rmalar, rol çat mas  ve rol belirsizli inin i lev bozucu sonuçlara yol 

açt n  ortay koymu tur. Bu durumda i  doyumu ve gereksinme doyumunun 

azalaca na ku ku yoktur. Rollerin daha iyi anla lmas , bireylerin 

kendilerinden ne beklendi ini ve nas l davranmalar  gerekti ini bilmelerine 

yard mc  olur. Bireyin etkile imde ki ilerin rollerini anlamas , onlar n davran  

nedenlerini daha iyi kavramas n  sa lar ve insan ili kilerinin iyile mesine yol 

açar (Davis, 1988: 36-40). 

Sosyal statü bireyin sosyal yap da i gal etti i yerdir. Herkes sosyal 

statüye sahiptir. Sosyal statü terimi ne sadece yüksek prestij ve mevkiye ne 

de bireyin kendi hakk ndaki öznel görü üne i aret ede. Ki inin kendi sosyal 

statüsüne öznel de erlendirmesi nesnel ölçütlerle de erlendirildi inde do ru 

veya yan lg l  olabilir. Sosyal statü, ki inin çevresindekilerin toplum içinde 

ona nesnel olarak uygun gördükleri mevki veya pozisyondur. Birey kendi 

davran lar  ile statüsünü yükseltir veya azalt r. Ki inin hizmet etti i i levsel 

yararl l k da sosyal statünün önemli ölçütlerindendir. Ki i toplumda ‘ne 

yapt na’ göre derecelendirilir. Bu ise yine ba kalar n n neyin yap lmas n n 

iyi oldu una ili kin dü üncesine dayan r. Ekonomik de erlerin önde geldi i 

bir toplumda ki i de büyük ölçüde büyük kazanç getiren mesle e sahip olup 

olmamas  temelinde de erlendirilecektir. Örne in bir bankan n ba kan , 



Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

93

bankan n kap c s ndan sosyal olarak daha yüksekte de erlendirilir (Fichter, 



30-33). 

Ki i ne denli çok say da gruba kat l rsa o denli çok statüye tabi olur. 

Ama her ki i yine de temel bir statüye sahiptir. Bu anahtar statüdür. Anahtar 

statünün belirleyicileri sadece bireyin ba ard  ve üslendi i statüye 

dayanmaz, ayn  zamanda toplumda geçerli olan de erlere de dayan r. 

Ekonomik de erlerin ve kurumlar n yüksek prestij ta d  bir toplumda 

ki inin mesle i genlikle onun anahtar statüsünü belirtir. Do ald r ki çocu u 

olan bir kad n n anahtar statüsü aile statüsü olacakt r, fakat bu kad n ayn  

zamanda ba ar l  bir i  kad n  da ise anahtar statüsü mesle i olacak ve 

toplumun da ekonomik statüye daha çok de er vermesi halinde bu kez ayn  

kad n ekonomik grubunun statüsünden dolay , toplum taraf ndan daha 

yüksekte de erlendirilecektir. Sosyal statü son analizde ki inin ne yapt na 

veya ne oldu una veya ne oldu u hakk ndaki kendinin ne dü ündü üne 

de il, fakat toplumdaki insanlar n o ki inin ne oldu unu dü ündürdüklerine 

i aret etmektedir (Fichter, 31-36). 

Statü biçimsel olabilir ya da olmayabilir. Biçimsel statü, bir örgütün 

otorite yap s n n belirledi i s ralamaya dayan r. Biçimsel olmayan statü ise, 

ki ilere, kendilerine duyulan hisler nedeniyle yak t r lan sosyal dereceyi ve 

biçimsel olmayan sosyal sistemde ki inin içinde bulundu u pozisyonu ifade 

eder. Statü insanlar için önemli oldu una göre, insanlar statü elde etmek için 

çaba göstereceklerdir. Birçoklar  ek bir ücret ya da yarar sa lamasa bile, 

statüyü salt olarak arar. Statü i letmenin hedeflerini gerçekle tirecek 

faaliyetler aras nda ili ki kuruldu u takdirde güçlü bir özendirici rolü oynar. 

Statü, insanlar  de i ik düzeylere yerle tirdi i ve bu da demokratik 

toplumdaki e itlikçi de erlere ters dü tü ü için i lev bozucu etkisi oldu u 

sonucuna var l r. Oysa, böyle bir sonuca varmak do ru de ildir. Örgütlü 

çal ma, ki ilerin de i ik i lev ve de i ik i  düzeylerinde bulunmas n  

gerektirir. Ve bu ko ullar statü farkl l klar n n geli mesine yol açar. Statü 

olmadan ili kiler ya karmakar k olur ya da bireyler tüm zamanlar n  nerede, 

nas l davranmalar  gerekti ini kestirmeye çal arak harcarlar (Davis, 1988: 

40-42) 

Mesleki prestij, insan davran  aç s ndan çok yönlü bir önem ta r, 



statü sorunlar n n ve çal malar n n belirlenmesine yard mc  olur, i  

görenlerin terfi ve nakillerini etkiler, de i ik mesleklerden olu an bir grubun 

biçimsel olmayan önderinin kim olaca n  belirler, örgütte ilerlemek için 

güdüleyici rol oynar. Statü sisteminin en belirgin özellikleri ise, statü 

simgeleriyle somutla r. Bunlar bir ki i ya da i  yerine ili tirilen sosyal 

dereceyi kan tlayan, görünür, d sal belirtilerdir. Statü simgeleri i  doyumunu 

tehlikeye de dü ürebilir. Çünkü belirli bir statü simgesine sahip olmayan 

anacak olmas  gerekti ini dü ünen yöneticiler, tats z ve sinirli i  görenler 

haline gelebilirler (Davis, 1988: 42-43). 

 

5.  letmenin Yönetim Modeli 

letmedeki insan davran n  belirleyen unsurlardan biri de hiç 

üphesiz, i letmenin yönetim modelidir. Kurulu  ve i letmelerin üretim dal , 



Bartın Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi

Yıl: 2011 Cilt: 2 Sayı:3

94

kulland  üretim ve yönetim teknolojisi, büyüklü ü, büyüme h z , büyüme 



biçimi ve yöntemi, sahip ve yöneticilerinin amaçlar ve de er sistemi gibi iç ve 

bulunduklar  ortam n (çevre) ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel, hukuksal ve 

do al ko ullar  gibi d  etkenler ve onlar n yönetsel özellikleri ve örgütsel 

yap lar n  etkiler ve hatta belirlerler. Farkl  bir deyi le, sözü geçer iç ve d  

etkenler kurulu lar n üretim, pazarlama, finansman, muhasebe ve personel 

gibi nicelik, temel konulardaki faaliyetlerini ve bunlara ili kin yönetsel çaba 

ve yöntemler ile örgütsel yap y  biçimlendirirler. Matematiksel bir deyi le, 

kurulu lar n yönetsel faaliyetleri ve sorunlar  ile örgütsel yap s , iç ve d  

ko ullar n fonksiyonudur (Tosun, 1989: 356). 

Örgütler geli tirdikleri örgütsel davran n türü aç s ndan farkl d rlar. 

Bu farkl l k, büyük ölçüde, her örgütte yönetim dü üncesine egemen olan 

de i ik örgütsel davran  modellerinin sonucudur. Bir örgütün yönetiminin 

ard ndaki model o örgütteki örgütsel çal ma ortam n  belirler. Bu nedenle, 

örgütsel davran  modelleri i  görenlerin davran lar  üzerinde büyük bir 

öneme sahiptir (Davis, 1988: 40-42). 

letme modelleri de i ik kriterler baz al narak de i ik  ekilde 

s n fland r labilir. Yönetime insan unsurunu pek hesaba katmayan 

yakla mlar oldu u gibi (Taylor), yönetime sosyal bak  aç s yla bakanlar da 

olmu tur (Max Weber, Elton Mayo, M. Parker Follet gibi). Bunun yan nda 

yönetime evrensel ve i levsel aç dan yakla anlar da olmu tur (Henri Fayol ). 

Bu arada Amaçlara Yönelik Yönetim, Yönetimde Sistemsel Yakla mlar, 

stisnalarla Yönetim gibi de i ik yönetim modellerinden de bahsedilmektedir 

(Yozgat, 1980). Fakat biz burada son yüzy lda benimsenmi  olan üç örgütsel 

davran  modelini Davis’in (1988: 127-131) çal mas ndan hareketle ele 

alaca z. Bunlar Otokratik, Gözetici ve Destekleyici Model olarak bilinir. 

a) Otokratik Model 

Otokratik model, güce dayan r. Kumanday  elinde bulunduranlar 

komuta gücüne sahip olmal d r. “Ya bunu yapars n ya da” emirleri 

dinlemeyen bir i  görenin cezaland r laca  anlam na gelir. Modelin 

dayand  esas nokta, güçle desteklenen olumsuz güdülemeye ba l  

tehdittir.   görenin yükümlülü ü sorgusuz sualsiz emirleri yerine getirmektir. 

Otokratik ko ullar alt nda i  görenler, yöneticiyi de il, bir patrona itaat etme 

e ilimindedir.   görenler için bunun psikolojik sonucu, kendilerini i e alma

kovma ve terk etme gücüne mutlak olarak sahip bulunan patrona 

ba ml l kt r.   görenlerin büyük ço unlu u en dü ük ba ar m  gösterir. Baz  

i  görenler, içsel ba ar  dürtüleri, patrondan ho lanmalar   ya  da  ba ka bir 

nedenle yüksek ba ar m gösterebilirler. Yine de örgütsel davran n otokratik 

modeli i  görenleri verimli bir biçimde çal t rmak için yararl  bir yoldur ve 

dikkate al nmal d r. 

b) Gözetici Model 

lerici i verenler, üretim s ras nda i  gören doyum ve güvenli ini 

sa laman n bir yolu olmas  gerekti ini biliyorlard  ve bu yakla m n daha 

yüksek verimlili e yol açabilece ini de dü ünüyorlard . Ba ar l  bir gözetici 

yakla m ekonomik kaynaklara dayan r.    görenlerin fizyolojik 

gereksinmeleri zaten kar lanm  oldu una göre, i  gören güdüleyici bir güç 


Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

95

olarak, gereksinme s ralamas nda ikinci düzeyde yer alan güvenlik 



gereksinmelerine yönelir (Maslow). Gözetici yakla m i  görenlerin örgüte 

ba ml l na yol açar.   gören psikolojik olarak i teki durumu koruyucu 

etmenler ile ilgilenir. Gözetici bir çevrede çal an i  görenler ya amlar n  iyi 

sürdürürler, bu nedenle yaln zca pasif i  birli i gösterirler. Sonuçta otokratik 

yakla mdan pek farkl  bir üretimde bulunmazlar. Sonuçta otokratik 

yakla mdan pek farkl  bir üretimde bulunmazlar. Gözetici modelin en önemli 

yarar , i çilere güvenlik ve doyum sa lamas d r. Ancak baz  kusurlar  da 

vard r. Bu kusur, i  görenlerin ço unun kapasitelerini geli tirmek için hiçbir 

çaba göstermemeleridir. 

c) Destekleyici Model 

Destekleyici Model, güç ya da para yerine önderli e dayan r. 

Önderlik arac l yla yönetim, i  görenlerin, örgütün ç karlar  çerçevesinde 

yapabilecekleri  eyleri ba armalar n  ve geli melerini sa layacak bir ortam  

sa lar. Önder, i çilerin do a gere i pasif olmad klar n  ve örgütsel 

gereksinmelere direnmediklerini varsayar.   görenler i te yetersiz 

destekleyici ortam nedeniyle bu yöne yönelebilirler. Yönetim onlara küçük bir 

olanak verse i çiler sorumluluk alacak, katk da bulunmak isteyecek ve 

kendilerini geli tireceklerdir. Bu nedenle yönetim i  ba ar m n  destekleme 

e iliminde olacaklard r. Ba ar m desteklendi i için, i  görenler sadece boyun 

e erek ve güvenlik aramak yerine ba ar ma yönelirler. Daha önceki 

modellere göre daha fazla güdülenirler, çünkü daha yüksek düzeydeki 

gereksinmeleri daha iyi kar lanmaktad r. Böylece çal ma dürtüleri uyar lm  

olur. Destekleyici davran  para gerektiren türde bir davran  de ildir. 

 Üç  örgütsel  davran  modelinden çe itli sonuçlar ç kar labilir. 

Birincisi, de i im bu modellerin do al ko uludur.  nsan davran na ili kin 

bilgimiz geli tikçe ve yeni sosyal ko ullar geli tikçe örgütsel davran  

modelleri de de i ime u rar. Tek bir modelin uzun sürede “en iyi” model 

oldu unu varsaymak yanl t r. 

u anda en iyi model gibi gözüken 

destekleyici modelin kullan m  da zaman içinde s n rlanabilir. Örgütsel 

davran n her zaman geçerli en iyi bir modeli yoktur. Çünkü en iyi model, 

herhangi bir çevrede, herhangi bir amaç önceli iyle, belli bir zamanda sahip 

olunan insan davran na ili kin bilgilere ba l d r. Örgütsel davran n her 

modeli bir anlamda belirli gereksinmeleri doyurarak, böylece daha ileri bir 

modelle daha iyi kar lanabilecek ba ka gereksinmeler olu turarak, kendini 

eskitir. Böylece her model kendinden öncekinin ba ar s  üzerine kurulur. 

Ça da   i  görenler, daha yeni örgütsel davran  modellerinin sa lad , 

daha yüksek düzeyli gereksinmelerin doyurulmas n  beklerler. Böylece 

ilerlemi  toplumlarda daha demokratik örgütlenme türleri kendili inden 

gerekli hale gelmektedir (Davis, 1988: 133 vd.). 

 

Sonuç 

Toplum ihtiyaçlar n n geni li i i letmelerin birçok alanda faaliyet 

göstermesini gerekli k lar.  nsan, teknoloji, yap  ve d  sosyal sistem gibi dört 

öge örgütsel davran n s n rlar n  çizer.  letmelerdeki insan davran lar  



Bartın Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi

Yıl: 2011 Cilt: 2 Sayı:3

96

söz konusu oldu unda genellikle örgüt içi ögeler üzerinde durulur; ama d  



sosyal sistemin de ihmal edilmemesi gerekmektedir. 

letmelerdeki insan davran lar n  etkileyen unsurlar  bütüncül bir 

bak  aç s yla ele alacak olursak motivasyon, sosyal ve fiziki çevre, tutumlar, 

rol-statü ve i letmenin yönetim modeli  eklinde bir bölümleme yapabiliriz.  

Motivasyonu yani güdüsel davran lar  belirli hedefleri olan 

davran lar olarak tan mlamak da mümkündür. Çal anlar  belli bir yöne 

kanalize etme, çabalar n  artt rma, faaliyetlerini artt rma ve bu yönde 

kullan lan yöntemleri motivasyon olarak tan mlayabiliriz. Bu durumda 

yönetimin veya yöneticinin görevi i  gören güdülerini, i  ba ar m na yap c  

bir biçimde yöneltmek üzere belirlemek ve harekete geçirmektir. 

Sadece motivasyon unsurundan hareket edemeyiz. Sosyal ve fiziki 

çevrenin de dikkate al nmas  gerekmektedir. Di er insanlar n bir bireyin 

davran lar nda do rudan do ruya ya da dolayl  olarak bir de i me 

meydana getirdikleri durumlarda, sosyal bir etkiden söz edilir 

Çal an insan  etkileyen çevresel etkenleri, çevrenin mekanik, 

kimyasal, termik ve optik etkileri olarak s ralamak mümkündür. Bu etkenlerde 

i  gören lehine geli meler meydana geldi inde i  görenin davran lar  da 

olumlu yönde geli ecek, çevresel faktörlerin kötüle mesi durumda ise i  

gören bundan memnun kalmayacak ve olumsuzlu un  iddetine göre farkl  

boyutlarda tepkiler gösterecektir 

letmede yer alan üretim birimlerinin yerle tirilmesi, i letmenin 

binas  ve be eri kaynaklar göz önüne al narak yap lmal d r. Binan n ve 

i letme içi düzenin ve ortam n atmosferinin de i  görenlerin davran lar  

üzerinde etkisi vard r. Örgütsel çal ma ortam , bir örgütün i  görenleriyle 

ilgili ya am tarz n  yans t r. Güdüleme, verimlilik ve i  doyumu üzerinde 

örgütsel çal ma ortam n n büyük bir etkisi vard r 

Di er yandan statüler ve rollerin de insan davran lar  üzerinde etkisi 

vard r. Rol kavram , bireyin di er bireylerle ilgili davran lar nda, beklenen 

hareket kal plar n  ifade eder.  Rol, hem haklar hem de yükümlülüklerle, 

ayr ca hem erk hem de sorumluluklarla ilgili olup bireylerin pozisyonlar n n 

sosyal sistemdeki görünü  biçiminin sonucu olarak ortaya ç kar. Statü 

simgeleri i  doyumunu tehlikeye de dü ürebilir. Çünkü belirli bir statü 

simgesine sahip olmayan anacak olmas  gerekti ini dü ünen yöneticiler, 

tats z ve sinirli i  görenler haline gelebilirler 

letmedeki insan davran n  belirleyen unsurlardan biri de hiç 

üphesiz, i letmenin yönetim modelidir.  letmenin uygulad  

otokratik,gözetici ve destekleyici modeller insan davran lar  üzerinde olumlu 

ya da olumsuz sonuçlar do uracakt r.  



 

 

 

 

 

 

 

Ensar Yılmaz

İşletmede İnsan Davranışlarını Etkileyen

Bazı Unsurlar

97

Kaynakça 

B LG SEVEN, Amiran Kurtkan (1986), Genel Sosyoloji, 4. Bask , 

Filiz Kitabevi,  stanbul. 

DAVIS, Keith (1988),  letmede  nsan Davran , (Çev., Komisyon), 

letme Fakültesi Yay nlar , No: 199,  stanbul. 

ERDEM, Selman (1993), Sosyoloji, Fil Yay nevi,  stanbul. 

AH N, Mehmet (1990),    daresine Giri , A. Ü. Yay nlar , No: 170, 

Eski ehir. 

F CHTER, Joseph (Tarihsiz), Sosyoloji Nedir? (Çev., Nilgün Çelebi), 

Toplum Yay nlar , Konya. 

FROMM, Eric (1990), Sa l kl  Toplum, (Çev., Y. Salman-Z. 

Tanr sever), Payel Yay nlar ,  stanbul. 

KOM SYON, (1987), Davran  bilimlerine Giri , Anadolu Üniversitesi 

Yay nlar , 3. Fasikül, Ankara. 

TOSUN, Kemal (1989), Yönetim ve Organizasyon,  .Ü. .F. . .E. Ders 

Notlar , No: 2,  stanbul. 

URAS, O uz (1992),  letmeye Giri , Nihad Sayar Yay n ve Yard m 

Vakf   letmesi Yay nlar , No: 442-675,  stanbul. 

YALÇIN, Selçuk (1988), Personel Yönetimi,  letme Fakültesi 

Yay nlar , No: 200,  stanbul. 

YOZGAT, Osman (1980),  letme Yönetimi, Nihad Sayar Yay n ve 

Yard m Vakf   letmesi Yay nlar , No: 341-574,  stanbul. 

 

 





Поделитесь с Вашими друзьями:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə