Yazı işleri Sorumlusu: Cihat Karaman



Yüklə 0.77 Mb.

səhifə1/9
tarix27.06.2017
ölçüsü0.77 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9

Sezai

Karakoç


okumalarına

başlıyoruz!

İbrahim

Paşalı


ile bir çay

muhabbeti...

RASİM

ÖZDENÖREN



okurlarından

notlar


Rasim Demirtaş, Ayhan Oğuz, Seher Ortaöner, Ayşenur Yalınkılıç,  Şehbal Erenay, 

Melek Güneş, Bilal Yavuz, Mustafa Onur Elifbaş, Muhammet Çelik, Hafize Betül 

Durmuş, Fatih Kaşçıoğlu, Elif Köse, Emine Akçelik, Ayşegül Toprak, Mahmut Yavuz, 

Büşra Yeleğen, Asım Aksoy, Sema Erdoğan, İbrahim Harun Tarhan, Nafiye Yıldız, 

Nihat İlhan, Hasip Çifci, Ahmet Tokuşlu, Nebiye Arı, Cihat Karaman, Mehmet Ali 

Başaran, Abdulkadir Altınhan, Gülnaz Eliaçık, Ali Yaşkın

..

.

i



k

 

n



isl

e

z



ü

e



ly

ö

  



    

    


 

    


   

   


  

    


 

      


   

   


e d  

n e


k r a

s u s


İmtiyaz Sahibi ve 

Yazı işleri Sorumlusu:

Cihat Karaman

Yayın Ekibi:

Fatih Kaşçıoğlu

Nebiye Arı

Mustafa Kadir Medsus

Hafize Betül Durmuş

Fatih Dağlar

Ali Yaşkın

Tasarım:

Muhammet Çelik

Dağıtım Sorumlusu:

Bayram Çiftçi

İletişim:

sehrengizdergisi@hotmail.com

Posta Çeki Hesap No:

Adres:

Çınar mah. Esenler cad. 

No:57/9 Bağcılar 

İstanbul

Baskı:

Milsan Basın San A. Ş.

0212 471 71 50

Cemal Ulusoy Cad. 

No:38/A

Bahçelievler / İSTANBUL

0 530 494 54 32

5997263

6.SAYI 


kasım-aralık 2010

kasım-aralık 2010 - s.



1

Selam aleykum.

Evvelen 

Yeni bir sayıda bizi bir kılana hamd-u senalar olsun.

Bu  sayıdaki  şairlerimiz  Rasim  Demirtaş,  Ayhan  Oğuz,  Bilal  Yavuz, 

Mustafa  Onur,  Hafize  Betül  Durmuş,  Mahmut  Yavuz,  Muhammet 

Çelik.

Çok kıymetli okuyucularımız bu sayıda üç hikayemiz var.   Nebiye Arı 

"Âşıklar Denizi" adlı hikâye serisinin beşinci ve sonuncusunu bu sayıda 

sizlere sunuyor. Diğer hikâyecilerimiz: Ahmet TokuşluCihat Karaman

Düşünce yazısı olarak değerlendirdiğimiz Büşra Yeleğen, Asım Aksoy, 

Sema  Erdoğan,  Abdulkadir  Altınhan.  Bütün  yazarlarımız  aynı 

düşünceyi taşımak zorunda mı? Bu konuyu tartışmalı hale getirdik biz. 

Mesela  Abdulkadir'in  Kadim  Bir  Paranoya  adlı  yazısına  Rasim 

Özdenören okuralı karşı çıkacaktır. Ya da Robin Hood'u izlediğinizde siz 

de Mehmet Ali'yle aynı şeyleri mi düşüneceksiniz, yoksa film hakkında 

daha eleştirel düşünceleriniz mi olacak?

Saniyen

Ve  Rasim  özdenören  okumalarının  değerlendirmeleri  derkenarda 



bizlerle. Ayrıca Rasim Özdenören'in kitaplarındaki kaynak eserlerin bir 

özeti ayrı başlık altında, o da derkenarda...

Deneme ile tekrar aramıza dönen Hasip ÇifçiNihat İlhan 

Farklı  bir  yorumu  ile  Robin  Hood  filmini  yorumlayan  Mehmet  Ali 



Başaran

Bu sayıdalar...

Annesinin  Şehrengizdeki  mektubuyla  birkaç  ay  önce  dünyaya  gelen 

Bilal Nevfel, bu sayıda fotoğrafıyla bizlerle...

Üsküdar'da saklı bir mekanda abi kardeş, dost ahbap muhabetinde bizi 

kırmayan 

İbrahim  Paşalı  ile  söyleşi  yapıldı.  Ve  geçiken  roportaj  için  İbrahim 

Abi'den Mesaj:"Selam da yemek borçum da bakidir."  :)

Yazar  okumaları  kapsamında  Nuri  Pakdil  ve  Rasim  Özdenören 

okumalarının  faydalı  geçtiğini  gelen  değerlendirme  yazılarından 

hissettik.  Son  olarak  yazar  okumalarımıza  Sezai  Karakoç  ile  devam 

edeceğimizi  bildirir,  bundan  sonraki  okumalarımızda  aynı  ilden  olan 

arkadaşların  ayda  bir,  bir  araya  gelerek  değerlendirme  yapacağını 

duyururuz.  Bu  konudaki  gelişmeleri  takip  etmek  için  gözünüzü  dört 

açın. Gönül kulağınızla da hissedin.

Fî emânillâh...



[Müslümanca Düşünme

Üzerine Denemeler ]

…………………………

Şu âhir zamanda ümmetin düştüğü 

g a f l e t   n u m u n e l e r i n i   s a y ı n  

Özdenören  çok  güzel  bir  şekilde 

dile  getirmiş.  Bazen  hayretle 

okudum,  bazen  utanarak  bazen  de 

düşünme  üzerinde  düşünmenin 

hakkını vermediğimi düşünerek... 

SEHER ORTAÖNER

………………………………….

Kitabın  bitimiyle  bendede  bir 

kendimi  sorgulama  süreci  başladı. 

Çevremizdeki insanlara da mutlaka 

okutmamız  gereken  bir  kitap 

olduğunu düşünüyorum. 

"İslâm,  bir  zihin  fantezisi  olarak 

indirilmemiştir.  Yaşansın  diye 

i n d i r i l m i ş t i r. "   Ya ş a y a b i l m e k  

dileğimle. 

AYŞENUR YALINKILIÇ

…………………………………

Bende  hemen  herkes  gibi    çok 

etkilendim,  toplumun  yanlışları  ve 

bireylerin kendi yaptıkları yanlışlar 

gayet  güzel  gözler  önüne  serilmiş. 

Hatta kitabı okuyunca “aa evet 

*********************

ŞEHRENGİZ DERGİSİ

YAZAR OKUMALARI

II

*********************



RASİM ÖZDENÖREN

O K U R L A R I N I N  

D E Ğ E R L E N D İ R M E

N O T L A R I N D A N

S E Ç M E L E R

YANGIN MERDİVENİ

  



yağmurun yangın merdiveni yoktur



güneşin sokağa açılan balkonu

bulutun evi duvarsız

ve rüzgar her konuğa açar kapılarını

 



yangın içerde değil

dışarda usta

tersine çevir merdiveni.

çıkılsın yukarlara

herkes kurtarsın kendini.

 

insan yangında usta



gözden geçir sen projelerini.

 



ak sakalı öğretti ona

edindiği tılsım para şıngırtısı

akşam olunca eve varan ıslığı

sabah fatihi ökçesinin sesi

durur bir kenarda yangın merdiveni

 



gökten yağmur temiz yağar

doğan temizdir ve ana sütü...

 

her cuma çıkılır yukarlara



bu çevirmedir dünya yangın merdivenini.

OTUZ  ŞUBAT

Saçlarını taradım,

Gözlerinden öptüm,

Daha bir sıkı sarıldım bugün.

Yalnızlığım;

Benim canım sevgilim…

GİTMEK


Hangi buluta yazmıştım bilmiyorum,

Yürürken üstüme hep hasretin yağıyor…

AYHAN

OĞUZ


RASİM DEMİRTAŞ

kasım-aralık 2010 - s.



2

bize hep böyle söylenmişti” gibi bir 

iç  sesle  sürekli  okumaya  devam 

ediyorsunuz. […]

Kitabın  içinde  bölüm  aralarında 

sorulan sorular oturulup üstüne ayrı 

b i r   k i t a p   y a z ı l a c a k   k a d a r  

düşündürücü gerçekten. […]

Daha  önce  hiç  yadırgamadan 

söylediğimiz  şeylerin,  aslında  bize 

planlı  olarak  alıştırıldığı  noktasına 

varmak çok çarpıcı. […]

Kitabın  yazılış  tarihi  ile  bugün 

arasında  oldukça  fazla  zaman 

geçmiş  malumunuz.  Ne  bileyim 

bana bir arpa boyu yol gidilmemiş 

gibi  geliyor  hala  aynı  hatalar  hiç 

değiştirilmeden  devamlı  tekrar 

e d i l i y o r.   K i t a p t a   d a   ç o k ç a  

bahsedildiği  gibi  İslam'ı  baştan 

hayatımıza  sokmak  yerine  olan 

bozuk  düzenin  üstüne  İslam'ı 

yerleştirmeye  çalışıyoruz  haliyle 

ortaya  çıkan  yarım  yamalak  bir 

şeyler oluyor sadece.

ŞEHBAL ERENAY

…………………………………

Ta z e   b i r   M ü s l ü m a n   o l a r a k  

okuduğum  bu  kitap  kafamdaki 

birçok soruya yanıt oldu. 

Bilhassa  Müslümanın  Nitelikleri 

adlı  bölümdeki  denemeler  birçok 

konuda pek çok şeye olan karmaşık 

bakış  açımı  netleştirdi.  Ben  de 

hepimiz  gibi  Müslüman  denilince 

aklımda  oluşan  mükemmel  insan 

tablosunu günümüzde nadir şekilde 

görmekten  dolayı  bir  sorgu  ve 

üzüntü  içindeydim.  Hâlbuki 

M ü k e m m e l i n   k i ş i d e n   k i ş i y e  

değişebileceği gerçeğini Hudeybiye 

Vakasında aşikâr olarak gördüm. O 

gün Ali'nin Ömer'in verdiği tepkiye 

şahit  olsam  belki  bugünkü  gibi 

eleştirecek,  onlarda  bir  eksiklik 

olduğunu söyleyecektim.

Bilmiyorum  bu  kibirlilik  hali,  bu 

diğer  Müslümanları  eleştirmede 

gösterilen  düşkünlük  niçin  böyle 

hastalık haline geldi hepimizde ama 

şükür ki bu konuda nasıl bir duruş 

sergilemem  konusunda  biraz  daha 

bilinçliyim artık.. Kitaptan aldığım 

lezzet  ağızda  eriyen  şeker  gibi  her 

sayfada yoğunlaştı.

Rasim  Özdenören'i  ilk  defa 

okumaktan  ötürü  kendime  biraz 

kızgın  olsam  da  mutluluğum  öne 

geçiyor gibi.

MELEK GÜNEŞ

SAAT 00.00 (VEDA BUSESİ)

 

Evet, alnımdan öptü gibi bir rüzgâr 



İçim ayrı dışım ayrı esiyor/ alev tadında 

Hesapta oluşan bu açıkla başlamalıyım ilk

Sonra perde inmeli duyarsız ve son 

Ve bütün senaryolarımın itirafını ediyorum

Boyut değişene kadar / ben: kayıp adam 

Geçiyorum (v)edaların batış aralığından

Evet, biraz melankolik olacak belki ama evet 

Bana bakan bu adam samimi 

Her gece bir sandık patlatma alışkanlığım

Şaşırtıyor beni herkes gibi 



.

.

.

Üç nokta düşüyor şiirimin imgeli kulesinden 

Kucaklamak için koşuyorum bütün gücümle 

Yetişmek 

Nereye yetişiyor / neden acelecidir insan 

Yine o soru işareti 

Hâlbuki mezarlık kentin en işlek meydanı 

Bir hastalık şu unutmak 

Ve saat çift sıfır 

Şimdi ben de şaşırıyorum herkes gibi 

Soru işaretlerimi kabzama alarak

Gidiyorum

Vakit: veda busesi  

bilal yavuz

kasım-aralık 2010 - s.

3


M ü s l ü m a n c a   d ü ş ü n m e y i  

d e n i y o r u m :   M e s e l a   b i r  

arkadaşınızla  oturuyorsunuz. 

Arkadaşınız  konuşmaya  başladı 

ama  birilerinin  gıybetini  ediyor. 

O n a   g ı y b e t   e t m e m e s i n i  

söylüyorsunuz.  Bunun  ölmüş 

kardeşimizin  etini  yemeye  denk 

olduğunu,  Kur'an'daki  âyeti 

o k u y a r a k   h a t ı r l a t ı y o r s u n u z .  

Arkadaşınız bu huyundan vazgeçip 

konu  değiştiriyor  ancak  bu  kez  de 

b i r i s i   h a k k ı n d a   k ö t ü   z a n d a  

bulunuyor. Şimdi de ona kötü zanda 

bulunmanın  dinimizde  yasak 

olduğunu  söyleyip  bu  konudaki 

âyeti  okumaktasınız.  Arkadaşınız 

bundan da vazgeçiyor. Zaten yalan 

konuşmak  gibi  bir  alışkanlığı  da 

yoktur ya, şimdi de havadan sudan 

b a h s e d e r .   B i r a z d a n   a r a b a  

fiyatlarından  veya  varsa  kendi 

arabasından  bahsetmeye,  konuyu 

daire  satış  fiyatlarına  getirmeye 

b a ş l a r.   D ü n y a   m a l ı n a   a ş ı r ı  

düşkünlüğün  insansın  kalbini 

karartacağını  salık  veriyorsunuz. 

Arkadaşınız  biraz  bozulsa  da  sözü 

bu  mecradan  da  alıkonulduğu  için 

konu  değiştirmek  zorunda...  Şimdi 

de  sözü  iyice  laçkalaştırıp  bayat 

espriler,  sulu  şakalar  yapma 

yolunda…  Siz  bunu  da  dinlemeye 

niyetli  değilsiniz,  Müslümanların 

boş  söz  konuşmayacağını,  zira 

Kur'an'da  böyle  buyrulduğunu,  bu 

konuda  hadis-i  şeriflerin  de 

olduğunu  söylüyorsunuz.  Bu  defa 

arkadaşınız  size  hak  veriyor,  evet 

Müslümanlar  şöyle  Müslümanlar 

böyle  diyerek  onları  eleştirmeye 

başlıyor,  her  kesimden  Müslümanı 

eleştiriyor.  Bu  defa  ona  “Mümin 

Müminin  aynasıdır.”  hadisini 

hatırlattınız. “Ne alaka?” dedi size. 

Alakası  şu  ki  kardeşim,  sen  kendi 

üstünü  başını  düzeltmedikçe 

aynadaki  görüntün  düzelmeyecek. 

En iyisi sen kendi hatalarınla ilgilen, 

enerjini bu  yolda  harca ki,  her  biri 

bir  ayna  olan  diğer  Müminler  de 

düzelmiş  olsunlar.  Bütün  bu 

uyarılarınız  sonucunda  arkadaşınız 

susup kalacak, konuşacak hiçbir şey 

yokmuş  gibi  siz  saatlerce  sessiz 

oturup çayınızı yudumlayacaksınız. 

Gördüğünüz  gibi  Müslümanca 

düşünmek  için  biraz  susmalıyız 

galiba.      MUHAMMET ÇELİK

KEFENİN YIRTIK SARA… 

SENİ YUSUF SANIRLAR…

Ölümsüz dediğimiz körpe yüzünden,

Avuçlarınla birlikte ölüme gidiyoruz…

Ve bildiğimiz tek şey :

Kelime-i Şehadet…

 

Arınmak için bir kap su ile,



Gün ışığından tanrılar seçiyoruz.

Haymatlos gariban kalmış ufukta.

Yitik-ziyan bir kraldan,

Bir avuç toprak diye gezegen diliyoruz.

Prensesim, bigudini kim toplar senin…

Saçların darmadağın olmadan evvel…

Seni sabah kaldıran uşaklar bir bilseler :

Biz büyümek için her gece ölüyoruz… 

 

Surlar vakte dayanınca Fatihin ellerinde,



İstanbul sana bakar…Gözlerin bir başkenttir…

O elinde tuttuğun bir viyana kapısı,

Sana dayandı ordu…Aç kapıyı göçmenim…

İki kere daha çalıp sonra da dönüyoruz.

Pencerene not bıraktım…Bakarsın bir şafakta :

“Sevgilim…Özgürlüktür nüfuslarda adımız,

İşte bu yüzden sularına bir heykel dikiyoruz…”

 

Ayaklarım bir patika yoluna düştü düşecek.



Burca saplandı gemim,

Mataramda kirli su.. Namlumda çiçek…

 

Sana seslenmeyi ilkin ateşle öğrendik,



Sonra yaktık nedense gelmeyen mektupları.

Telefonu bulanı biz idam ediyoruz,

Ya kalemi bulanı bir görebilsek…

Gün ışığından bulduğumuz tanrıları,

Aç kalınca her gece sefaletten yiyoruz…

Bakıp da halimize güleceksin elbette.

Sana giden yolları kutsalca geçiyoruz…

 

İşte bu yüzden gülüm,



Mekke bir ilahi,

İstanbul rakkas…

Viyana senfoni,

 

Ve sana biz yalnızca,



Gelmeyen mektup diyoruz… 

 

Ve adını bu yüzden



Hep Şiir Biliyoruz …

MUST


AF

A ONUR 


E

L

İ



F

B

A



Ş

kasım-aralık 2010 - s.



4

...................................................

İ n s a n ı n   d ü ş ü n d ü ğ ü n ü ;   a m a  

modernize  olmuşunun  şifrelemeye 

ve  şifrelenmeye  meraklandığını 

biliyoruz.  Yahut  denilebilir  ki 

insanlığın  gereği  olarak  düşünme 

bir  eylem  halinde  vücuda  gelir, 

modern  birey  olmanın  gereği  ise 

bazı  kalıplara  girmek,  şifrelerle 

anla-ş-maya çalışmaktır. Düşünülen 

şey  unutulmaz  ve  kolay  bir  iş 

değildir düşünmek. Şifre ise çabuk 

bulunur çabuk unutulur. Şifreleyen 

ve  şifrelenen  insan,  tabîi  olarak 

unutma ve unutulma korkusu yaşar, 

en azından bu hali görmesi gerekir. 

Sözü uzatmayayım, bir süre sonra, 

şifreleşir  o  varlık.  Zihnindeki 

devrelerden yanık kokusu gelmeye 

başlar.  Zaten  biraz  sonra  yanığı  da 

kokusunu  da  duyumsamayı  bile 

unutacaktır.  Hatırlama  sorunu 

vardır  bu  varlığın.  /  Bunun 

müslüman olanına, teslim olmuşuna 

geldiğimizde,  biraz  daha  farklı  bir 

tablo  ortaya  çıkıyor.  Çağımız 

müslümanı  neye  teslim  olması 

gerektiğini unutmuş, teslim olduğu 

y a   d a   o l d u r u l d u ğ u   ş e y l e r i  

sorgulamadan (basit bir akılcılıktan 

bahsetmiyoruz)  bir  şeylere  teslim 

olmuştur  işte.  Müziğe  teslim 

olmuştur faraza, resime, edebiyata, 

bir  kıza,  erkeğe  de  olmuştur, 

müslümanın  kafası  adı  konmamış 

bir salata gibidir. Bu teslimiyet, ulvi 

bir  teslimiyet,  müslümanca  bir 

teslimiyet de değildir bizce, bunun 

adı  prangalanmaktır.  Çağımız 

müslümanının ne yazık ki korkunç 

derecede  güzel  putları  vardır.  Bu 

putları kıramaz. Zîra puttan ibarettir 

kafası  artık.  Yanlışlıkla  da  olsa 

düşünmeye  çalıştığında  bazı 

meseleleri,  putların  gözünden 

düşünür.  Belli  ölçülerle  düşünmek 

apayrı  bir  şeydir  bundan.  /  Hasılı, 

söyleyemediğim  şudur:  Eğer  bir 

düşünme  biçimi  bile,  kafamızda 

putlaşmışsa,  kendi  ibrâhîmimiz 

olabilme  ahlâkını  ve  basiretini 

gösterebilmeliyiz.

Gerçek  olan  yanlışlardan  biridir 

batıcı, batılı müslüman. Burada, bu 

kitapta  bir  yönden,  fikirlerden, 

ziyade,  bir  sistemden  bahsediliyor. 

Sen, doğruya ulaşmış, onu ihlâslı bir 

şekilde uyguluyor olsan bile, yolun 

yanlış be kardeşim. Kafana dank 

içimin sesi gibisin

sana kulak asamıyorum.

bir vestiyerde duruyor çünkü onlar,

senlik ve benlik diye ayırdığım.

benliğimden kopup sana gelmek istiyorum...

içimin nehirleri gibisin

kalabalıklara doğru akmak istiyorsun.

halbuki görünmez olmak

o kadar kolay değil, bilmiyorsun.

ya da bilmezlikten geliyorsun...

ben ne zaman bu kadar içlendim,

ne zaman dalgalandım,

duruldum ne zaman?

hangi fırtınanın hazırlığı bu,

hangi sessizlik?

sana bakıyorum kendimi mi görüyorum?

nereye asılı kulağım, aklımı duyamıyorum.

boşluktayım, düşüyorum...

düşüyorum...

sana düşüyorum...

İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ

Hafize Betül Durmuş

kasım-aralık 2010 - s.



5

etsin  artık,  uyudun,  hırsızın  suçu 

çok da ev sahibinin hiç mi yok? Seni 

çaldılar. Kafanın içinde bize dair ne 

varsa,  güzel  ve  güzel  olan,  onlar 

artık başka bir sistem ile kafandalar. 

Kalbine  baktığımızda,  bir  şeyhler 

görüyoruz,  bazıları  oynuyor, 

bazıları oturmuş kalmış bir yerlerde. 

Yarın,  sen  "müslüman  kardeşin"e, 

sırf  fikirleriniz  uyuşmuyor  diye 

silah  çekebilirsin,  silahın  adı  ve 

mahiyeti  değişebilir,  yan  gözle  de 

bakabilirsin.  Çünkü  fikirleriniz 

kendinize  ait  değil,  silahlarını 

elinize  siyah  eldivenler  tarafından 

tutuşturulmuş,  göz  bizim  gözümüz 

değil ki hak olanı görebilsin.

 FATİH KAŞÇIOĞLU

…………………………………

Halen  beş  milyara  yakın  insanın 



yaşadığı yeryüzünde başka hiçbir ek 

faaliyete  gerek  duyulmaksızın 

m e v c u t   n ü f u s u n   o n   m i s l i n i  

besleyebilecek  seviyede  bir  üretim 

yapıldığı  halde,  milyonlarca 

insanın  açlıkla  pençeleştiği 

söylenirse  ortada  bir  bozukluğun 

var olduğunu ileri sürmek için zeki 

olmak şart değildir.s:9” 

Elbette  zeki  olmaya  gerek  yok,  aç 

gözlü olmamamız ve insanlığımızı, 

insaniyetimizi  kaybetmememiz 

yeterli.  Ne  bulursa  yiyip,  sonra 

diyetisyenlere, tabiplere ya da spor 

komplekslerine giden Müslümanlar 

nasıl  müslümanca  bakacak  ve 

düşünecek.  Zira  baksa  da  sadece 

yüzünde güzelliğini bozan sivilceyi 

görüp  soluğu  dermatologda  alan 

zevat ne görecek.

Merhum  İbrahim  Canan  Hoca 

mangal  yapmazmış  ki  konu 

komşuyu, hayvanatın bile göz hakkı 

vardır diye. 

ELİF KÖSE

………………………………

bir y

anda k


eşişler su içer eğiler

ek ak


denizin kir

emit r


engi gün ba

tımına


bir y

anda k


ar

anlık bir neşe ç

ök

er ipleri emeğine bağla



yanların o

yununa


be

ton k


avr

ayışların ar

asından uz

anıp ufk


un öt

esine bir boş oda delik

anlısı

bir y


andan gül doldurma

ya bak


ar bir y

andan t


er k

ok

usu y



ay

an k


o

ynuna


esir alma

yı bile düşünmemiş miy

dik ç

ocuk biz güneşi v



e yıldızların sülalesini

öbür y


anda umutların dün

ya

yı sar



an büyüklüğü ölüy

or bak g


eçmeden kit

aplar


a

kimse kimse

yi giy

eme


z bir çift k

umrunun dışında v

e sakinleş

tir


eme

z insan insanı

ha

valar bö


yle gider

se dün


yada k

uşlar buruklaşamaz kir

azlar çık

amaz ağ


açlar

a

bir merhem gibi sürülmedik



çe sahil bo

yuna dalg

alar bir y

alnız adam gibi 

ellerim ellerini bulamaz y

avrularımız olamaz bu depr

eme bir ad k

onmadık


ça

yanıldı t

arih bo

yunc


a her şe

yin öt


esini her şe

yin daha da öt

esinde ar

ay

anlar



daha da öt

esine gitme

yelim se

vgilim her şe

yden önce o şe

ye başlamadık

ça 

deveran


muhammet çelik

kasım-aralık 2010 - s.



6

[Kafa Karıştıran Kelimeler ]

………………………………

Bana kattığı önemli bir şey var; bu 

da  bazı  şeyleri  daha  iyi  anlamama 

sebep  oldu.  "Bir  kelime  ona 

yüklenen  anlamlarla  kavramlaşır.

Bazı  cümleler,  kafamdaki  bir 

düğümün çözülüşü gibi bir his verir 

bana. Bu cümlede ve kitabı okurken 

de  bunu  çoğu  kez  hissettim.  Bir 

kelime Batıda farklı, Doğuda farklı 

şeyler anlatabilir, yani kelime değil 

o n u n   n e   a n l a t m a k   i s t e d i ğ i  

önemlidir. Bu kelime bazen bırakın 

ülkeleri,  şehirleri  her  insanda 

yaşadıklarına, tecrübesine, bilgisine 

göre  farklı  şeyler  ifade  eder,  farklı 

karşılıkları vardır. […]  "Özgürlük" 

konusunu heyecanlanarak okudum. 

Çünkü  bu  konu  üzerinde  çok 

düşünmüştüm daha önce. Ve ancak 

'gerçek'  İslam'la  tanıştığımda 

özgürlüğün  aslında  ne  olduğuna 

cevap  vermiştim  içimde.  Şimdi 

aslında  özgür  görünenlerin  nelere 

köle  olduğunu  ve  kısıtlanmış  gibi 

görünen  Müslümanı,  aslında 

Rabb'in  nasıl  özgürleştirdiğini  çok 

iyi anladım. 

EMİNE AKÇELİK

……………………………….

Kitabı  bazen  sıkılarak  bazen  de 

hayretle okudum. Fakat "kelimenin 



gücünü"  anlamam  açısından 

sıkıntıma  değdiğini  düşünüyorum 

bu  okumamın.  Meğer  "kelime" 

b e n d e   h a k   e t t i ğ i   d e ğ e r i  

görmüyormuş.  […]  Geri  kalmış 

diye  isimlendirilen  ülkeler  için 

üretilen  'kalkınma  ekonomisi

fikrinin  esas  maksadı  öğrenilmeye 

ve  üzerinde  durulmaya  değer  bir 

konuydu..

AYŞEGÜL TOPRAK

…………………………………

87'de  yazılan  bu  kitapta  yazarın 

öngördüğü  bazı  şeyler  ne  yazık  ki 

g e r ç e k l e ş m i ş .   Ö r n e ğ i n   9 9 .  

s a y f a d a k i   " Ç o c u k l u ğ u m u z d a  

seyrettiğimiz yabancı filmlere karşı 

ortak  tepki  duyduğumuz  sahneler 

vardı.  Bunlardan  biri,  meselâ, 

birbirinden  ayrılan  sevgililerin 

öpüşme sahnesi idi. Böyle bir sahne 

geçerken,  yaşadığımız  küçük  kent 

seyircisinin  bir  ağızdan  oyuncuları 

y u h a l a d ı k l a r ı n ı   h a t ı r l a r ı m .  

Şimdilerde,  en  azından  büyük 

kentlerimizin garlarında bu çeşitten

Ah, gözleri durmadan buğulanan

Issız kalbim!

Bizimle rus ruleti oynayan

Bu çok tanrılı ve putperest şehirde.

Bir biz kaldık

İbrahim'siz .

Birbirimize yoldaş,

Birbirimize haldaş.

 

Kılıçlarını bizimle yemlediler



Yar diye nice uykularımızı,

Nice ömür mumlarımızı,

Uğurlarında feda ettiklerimiz.

 

Ah, alınyazısı



Ve en güzel azığı hüzün olan kalbim

İkimiz kaldık

Nice savaşlardan,

Günahsızlardan geriye

Birbirine sırdaş.

Birbirine hüzündaş.

 

Ah, kalbi yetmiş mızrakla



Yetmiş yerinden vurulan

Kutlu, yaslı kalbim!

Bir biz kaldık Kerbela'dan.

Ah, mağfirete çokça muhtaç kalbim

Kalk gidelim Şah- ı Kevneyn'e,

Ellerimize,

Ayaklarımıza vurulan kelepçelere şükrederek.

ŞAHD


AMARINA KAS

TEDİLMİŞ KALBİM

mahmut yavuz

kasım-aralık 2010 - s.



: 2015
2015 -> Oitsning ma’nosi – Orttirilgan Immunitet Tanqisligi Sindromi. Bu dahshatli va bedavo kasallik hozirgi zamonning “vabosi” deb yuritiladi
2015 -> 4 İstehlakçıların davranışının modelləşdirilməsi Son istehlakçıların davranışının modelləşdirilməsi
2015 -> Klinik protokol Az ərbaycan Respublikas
2015 -> Üz–çənə cərrahiyyəsi Bölmə Gicgah-çənə oynağının xəstəlikləri və zədələnmələri 1 Çənə oynağının çıxığının əsas səbəbi nədir?
2015 -> Üz–çənə cərrahiyyəsi Bölmə Gicgah-çənə oynağının xəstəlikləri və zədələnmələri 1 Çənə oynağının çıxığının əsas səbəbi nədir?
2015 -> Stomatologiya 1 Sistem hipoplaziyası zamanı hansı dişlər zədələnir?
2015 -> Приложение №3 Информированное согласие пациента на пародонтологическое лечение
2015 -> Myuller h p parodontologiya pdf
2015 -> Buklet Azərbaycan Respublikası Prezidentinin 2011-ci il 7 iyul tarixli


  1   2   3   4   5   6   7   8   9


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə