Yüksek Lisans Semineri İbn rüŞD’Ün felsefesinde hayal güCÜ



Yüklə 162.76 Kb.
səhifə1/5
tarix13.06.2017
ölçüsü162.76 Kb.
  1   2   3   4   5
T.C.

MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

FELSEFE ANABİLİM DALI

Yüksek Lisans Semineri

İBN RÜŞD’ÜN FELSEFESİNDE HAYAL GÜCÜ

Yağmur ŞAHİN


Danışman

Yrd. Doç. Dr. Yunus CENGİZ


Mardin 2016

İÇİNDEKİLER




ÖZET 2

ABSTRACT 3

ÖNSÖZ 4

KISALTMALAR LİSTESİ 6

GİRİŞ 7

1. İSLAM FELSEFESİNDE HAYAL GÜCÜ 11



2. İBN RÜŞD’DE HAYAL GÜCÜNÜN DİĞER İDRAK GÜÇLERİYLE İLİŞKİSİ 16

2.1. ORTAK DUYU 17

2.2. HAYAL GÜCÜ 20

2.3. MÜFEKKİRE GÜCÜ 25

2.4. HAFIZA GÜCÜ 27

SONUÇ 30


KAYNAKÇA 33

ÖZGEÇMİŞ 34




ÖZET


Yüksek Lisans Semineri

İbn Rüşd’ün Felsefesinde Hayal Gücü

Yağmur ŞAHİN
Mardin Artuklu Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Felsefe Anabilim Dalı

2016: 34 Sayfa

Bu çalışmada, İbn Rüşd’ün felsefesinde idrak güçlerinden biri olan hayal gücünü ve bu kavramın oluşum safhaları incelenmiştir. Böylece İbn Rüşd’ün, insan idrakine konu olan nesnelerin farklı sûretlerinden hareketle hayal gücüne nasıl ulaştığını tespit etmeye çalıştık. İbn Rüşd’e göre nesnelerin biri heyûlânî/ maddî, diğeri akıl edilir olmak üzere iki sûreti bulunur. Duyularla nesneye ait arazlar idrak edilir. Bunların bazısı yalnızca bir duyuyla algılanırken bazısı birden çok duyunun ortaklaşa duyumsamasıyla duyum haline gelir. Duyu algıları nesnelerin sûretlerinin soyutlanmasında ilk basamağı teşkil eder. Bunun sonrasında ise duyu güçleri algılarının ortak duyuda meydana gelen yansımalarının nesneden bağımsız bir sûret ve imge haline getirmesini sağlayarak hayal gücü devreye girer. Bu aşamada artık özne ile nesne bir arada olmadığı halde nesnenin bağımsız sûreti öznenin hayal gücünde yer alır. Ona göre hayal, epistemolojiye katkıda bulunan önemli bir safhadır.
Anahtar Kelimeler: Hayal, İbn Rüşd, epistemoloji.


ABSTRACT

Master Seminar



Imagination in the Philosophy of Ibn Rushd
Yağmur ŞAHİN

Mardin Artuklu University

Istitute of Social Sciences

Department of Philosophy

2016: 34 Pages

In this study, imagination which is one of the power of human cognition in Ibn Rushd’s philosophy and its process of formations are examined. Therefore, I tıred to determine that how Ibn Rushd gets imagination throught the various images of objects which are considerable for human cogmition. According to Ibn Rushd, objects have two different images which are classified as physical and perceisable are symptoms related to objects are cognited thraough senses. While some of these symplams are cognited through just one sense the others become a sense via unity of several senses. Sensory perceptions constitue the first step in the isolation of object images. In the sequel of this, reflection which occur in the sensory powers reach to common sense. These reflections in the common sense are processed and transferred to imagination. At the stage, independent image of object take part in the imagination of the subject althout subject and object are not together. According to him, imagination is an important phase which contributed to epistemology.


Keyworks: Imagination, Ibn Rushd, epistemology.


ÖNSÖZ

Meşşâî felsefesinin Endülüs’teki temsilcisi olarak bilinen İbn Rüşd, 1126 - 1198 yılları arasında yaşamıştır. Aristoteles’i tanıtmanın yanı sıra felsefe ve teoloji arasındaki ilişkiyi eleştirel bir bakışla ortaya koymuştur. Yalnız bu alanlarda değil, pozitif bilimler sahasında da söz sahibi olmuştur. Bilimi ontolojik olarak temellendiren İbn Rüşd’e göre ruh ve akıl önemli kavramlardır. Çünkü ruh ve akıl idrak güçlerine konu olan nesneler ilişkin niteliklerden hareketle kavramlar oluşturmaktadır. Dolayısıyla ruh ve akıl nesnenin ilk halinden nefse gelen hali arasındaki köprü niteliğindedirler. Her biri nesnenin farklı özelliğini ele alan bu kavramlar nefs için önemli olduğu gibi hayal gücü için de önemlidir. Çünkü hayal gücünün temeli olan nesnelerin, bağlantılı olduğu kavramlar da hayal gücüne kaynaklık eder.

Bu çalışmada İbn Rüşd’ün felsefesindeki hayal gücü üzerine genel bir inceleme yapılacaktır. Diğer bir ifadeyle nefsin yetileri incelenip, hayal gücünün oluşum safhalarına yer verilecektir. Bu sayede nefsin yetilerinden hareketle nesne ve özne arasındaki bağlantı incelenecek ve nesne olmadan nesnenin idrak edilebileceği konusuna açıklık getirilecektir.

Bu yüzden bu çalışmada hayal gücüne geçmeden önce İbn Rüşd’ün de izlemiş olduğu sistematik yöntem kullanılacaktır. Nesnenin hayal gücüne ulaşana değin geçmiş olduğu aşamalar incelenecektir. Bu aşamalarda nesnede meydana gelen değişikliklerin neler olduğu belirtilecek. Son olarak da epistemolojisine kaynaklık eden hayal gücüne dayanarak sonraki aşamalara yer verilecektir.

Bu çalışmada bana yardımcı olan ve desteklerini benden esirgemeyen değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Yunus Cengiz’e teşekkür ediyorum.

Mardin 2016

KISALTMALAR LİSTESİ

S. : Sayı

s. : Sayfa

Çev. : Çeviren



GİRİŞ


İslam dünyasında, felsefenin ama özellikle de Yunan tarzı felsefenin en büyük temsilcisinin, Müslüman filozoflar arasında İbn Rüşd olduğu pek çok kimse tarafından kabul edilir. Aristotelesçi felsefî yaklaşımı İslam felsefesine doğru bir şekilde anlatmayı hedefleyen İbn Rüşd sistematik bir yöntem kullanır. Epistemoloji ve psikoloji üzerine çalışmalar yapar. Nefse ait idrak güçlerini inceler. İdrak güçlerinden biri olan hayal gücünü epistemolojik ve psikolojik yönlerden ele alıp incelemeler yapar..

Bilimsel anlamda yapılan çalışmaların amacı hakikate ulaşmaktır. Her bir çalışma alanı farklı yöntemler kullanarak sınırlarını belirlemektedir. Öncüller belirlenerek bunlara istinaden rasyonel sonuçlar çıkartılmaktadır. İbn Rüşd için ideal akıl yürütme tarzı burhan yani öncülleri zorunlu olan kanıtlayıcı dedüktif akıl yürütmedir. Bu yöntemi ilgilendiği bütün alanlarda kullanarak realiteye ulaşmayı hedeflemektedir. Hayal gücünü ele alırken de bu yöntemden yararlanır. Hayal gücünün oluşmasında etkili olan öncüleri belirterek; nesne olmadan nesnenin hayal edilebilmesi sorunu üzerine kanıtlayıcı akıl yürütmelerde bulunur.

Bu çalışmada hayal gücünün diğer idrak güçleriyle ilişkisi ele alınmaktadır. Hayal gücü olmadan bellek ve düşünme gibi güçlerin işlevlerini yerine getirememesi hayal gücünün idrak sürecindeki etkisini göstermektedir. Bu etkinin oluşması hayal gücünün idrak güçleri arasında köprü görevi görmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda hayal gücünün nesnelerin nefs için değerlendirildiği alan olarak görmek gerekmekte olup nesneye farklı manaların yüklendiği ve farklı boyutlar kazandıran güç olduğunu düşünebiliriz. Hayal gücü aynı zamanda hayvanlara ait nefsi diğer varlıklardan ayırır. Çünkü nesne olmadan nesneyi idrak etmek veya nesneye olduğundan farklı şeyler yüklemek yalnız hayal eden nefs sahibi varlıklara atfedilmiştir. Dolayısıyla bizce; hayal gücü nesne olmadan nesnenin var edildiği bir alan olmanın da ötesinde diğer idrak güçlerinin yanı sıra nefs için önemli bir yere sahiptir. Bu güç sayesinde nefs yaratma, oluşturma ve değiştirme fiillerine sahip olur.

İbn Rüşd’de hayal gücünü inceleyeceğimiz bu çalışmada evvela kavramın felsefi alandaki anlamları betimlenecektir. Kavramın İslam felsefesindeki yerine değinilecek ve bazı filozofların görüşleri işlenecektir. Bu belirlenimler sayesinde kavramın mahiyetine ulaşmayı hedeflemekteyiz. Daha sonra İbn Rüşd’ün hayal gücüne yüklediği anlamlar incelenecektir. Hayal kavramının oluşmasındaki etkenlerin neler olduğu üzerine incelemeler yapılacaktır. Bu sayede kavramsal bir çerçeve oluşturulup kavramın içeriğine yönelik bir analiz yapılacaktır.

Çalışmamız boyunca hayal kavramı üzerine yapılan incelemelerden faydalandık. İbn Rüşd’ün Psikoloji Şerhi adlı yapıtı bu eserlerden biridir. Eserde nefs kavramına yönelik açıklamaların yapılmış olması, hayal ve akıl kavramlarının izah edilmiş olması hayal gücünü netleştirmemizde önemli bir kaynak görevi gördü. Aristoteles’e ait olup da İbn Rüşd’ün yorumladığı diğer eserleri de dikkate almayı çalışmamız boyunca ihmal etmedik. Ayrıca İslam felsefesinde hayal kavramı üzerine çalışmış filozofların görüşlerini de inceledik. Bu incelemeler sayesinde İbn Rüşd’ün çağdaşlarının ve seleflerinin bu konuyla ilgili görüşleri üzerinden hayal gücünün farklı yorumlarına ulaştık. Böylece kavramın filozoflar tarafından nasıl anlaşıldığına ulaştık.

Modern dönemde İbn Rüşd’ün felsefesini ele alan eserlerden de çalışmamız boyunca faydalandık. Ancak bu eserlerde İbn Rüşd, Aristoteles’i tekrarlayan bir filozof olarak tanıtılır. Oysa İbn Rüşd, Aristoteles’in eserlerini yorumlamanın da ötesinde eserler yazmıştır. Farklı şekillerde yorumladığı eserler çoğu zaman yanlış anlaşılmış ve istenen sonuçlar elde edilememiştir. Dolayısıyla özünde işlenen konular aynı olsa da bazen İbn Rüşd’ün Aristoteles’ten farklı düşündüğü şeyler de vardır. Bu çalışmada yeri geldikçe bu farklara değinerek İbn Rüşd’ün konuyla alakalı düşüncelerine yer verilmektedir.

Atilla Arkan’ın İbn Rüşd Psikolojisi adlı eserinde; İbn Rüşd psikolojisi pek çok yönden ele alınmaktadır. İbn Rüşd’e göre nefsin tanımı yapılarak nefsin bölümlerine yer verilmektedir. İdrak güçlerinin dış dünyada bulunan nesnelerle olan ilişkisi incelenerek oluşum safhaları betimlenmektedir. Ancak bu yaklaşım İbn Rüşd’ü tanımlamaktan ileriye gidememiştir. Eser boyunca betimleyici bir yöntemin kullanılmış olduğu görülmektedir. Güçler arasındaki ayrım ve İbn Rüşd’ün konuyla ilgili yaklaşımı kalıpsal bir boyut hâline getirilmiştir. Yani İbn Rüşd’ün görüşleri dışında herhangi bir yorum yapılmamıştır. Aynı zamanda geniş bir konu ağı olan psikolojiyi dar bir sahada incelemek konunun özüne ulaşmayı engelleyen bir faktördür.

Çalışmamız boyunca İbn Rüşd’ün hayal gücü üzerine açıklamalarda bulunduk. Hayal gücü üzerinden diğer idrak güçleri ile bağlantılar kurmaya çalıştık. Bu bağlantılar sayesinde hayal gücünün nefs için önemine ulaşmayı hedefledik. Hayal gücünün diğer güçler için kaynak konumunda olduğu iddiasında bulunarak bu iddiayı kanıtlamaya çalıştık. Yani İbn Rüşd’ün bir konuya ilişkin değerlendirmelerini inceledik. Buna ilişkin yorumlar yaparak tartışmalara yer verdik. Bilgi verirken bizzat kendi eserlerinden faydalandık. Ayrıca İbn Rüşd’ü Aristoteles’ten ayrılan görüşleri olduğunu tespit ettik. Bu sayede modern dönemde yapılmış İbn Rüşd çalışmalarından farklı bir çalışma yaptık. İbn Rüşd’ün Aristoteles’in eserlerine yönelik şerhler yazdığını ancak kendi görüşlerine uygun olmayan yerleri belirterek farklı yorumlar yapmış olduğu kanaatine ulaştık. Kendine has yöntemlerle çalışmalar yaptığını belirttik. Kalabalık bir konu çalışması yapmaktansa tek bir konuyu her yönüyle incelemeye çalıştık.

Hayal gücünün oluşmasında öznenin önemli bir işlevi bulunmaktadır. Aynı şekilde nesne kavramı da olmazsa olmazlardandır. Özne, hayal gücünün oluştuğu alandır. Nesne ise hayal gücüne kaynaklık eder. Nesneden gelen yansımalar öznede ilgili alanlardan geçerek bir takım izler oluşturur. Bu izler özne tarafından bazen olduğu gibi bazen de farklı şekillerde işlenip hayal gücünün oluşmasında önemli bir rol üstlenir. Nesnenin yokluğunda nesneyi var edip nesneyle ilgili şeyler üreten özne olsa da aslında nesne de hayal gücünün temelini oluşturur. Dolayısıyla bu kavramlar hayal gücü için önemlidir.

Şüphesiz klasik anlamda ele alınmış epistemolojik bir konu aynı zamanda psikolojinin de konularını içerir. Dolayısıyla insan nefsinin güçlerinin ve fonksiyonlarının ele alınması ve bir takım kavramların hangi anlamlarda kullanıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Hayal gücünü ilgilendiren kavramlar ilerleyen bölümlerde ele alınacaktır. Çalışmamızda hayal gücünün nefsin bir parçası olduğu belirtilerek bu kavramın öncülleri ele alınacaktır. Hayal gücünün oluşması için gerekli olan koşullara değinerek diğer idrak güçleri ile olan bağlantıları incelenecektir. Bu incelemeler sonucunda hayal gücü ön plana çıkartılarak diğer idrak güçleriyle ilişkisi belirtilecektir. Meşşâî düşüncesinde hayal gücü her ne kadar bütün idrak güçlerine kaynaklık etmese de düşünme ve hafıza güçleri için önemli bir yere sahiptir.

İbn Rüşd’e göre nesneye ait birtakım özellikler duyular aracılığıyla idrak edilmektedir. Bunların bazısı yalnızca bir duyuyla algılanırken bazısı birden çok duyunun ortaklaşa duyumsamasıyla gerçekleşebilmektedir.0 Duyu algıları nesnelerin sûretlerinin soyutlanmasında ilk basamağı oluşturur. Ancak nesnenin zihinde tam bir sûretinin oluşabilmesi için farklı duyu güçleri tarafından algılanan bütün niteliklerin bir araya getirilmesi gerekir ki bunu ortak duyu yapmaktadır. Ortak duyunun birleştirmesinin sonucunda oluşan sûret henüz nesneden soyutlanmış bir imge ve kavram değil sadece bir yansımadan ibarettir. Duyu güçlerinin algılarının ortak duyuda meydana gelen yansımalarının nesneden bağımsız bir sûret ve imge haline getirilmesini hayal gücü gerçekleştirir. Bu aşamada artık özne ile nesne bir arada olmadığı halde onun bağımsız sûreti öznenin hayal gücünde bulunmaktadır.0 Hayal gücünün bir diğer özelliği de imgeler arasında yer alıp da dış dünyada var olmayan bazı terkipleri yapabilmesi, mesela kanatlı at tasarlayabilmesidir. Bu durum, duyuların eksik veya hatalı veri aktarmasından başka hayal gücünün de bazı yanlış hayalî sûretleri oluşturabileceği anlamına gelmektedir.0

Dolayısıyla nefs olmadan hayal gücünden söz edilemeyeceği açıktır. Parça bütün ilişkisinin olduğu bu iki kavramı birlikte ele alıp incelemek gerekir. Biz de kademeli olarak kavramları inceleyip hayal gücünün özüne ulaşabileceğimizi düşünmekteyiz. Elbette ki bu kavram üzerine yapılan çalışmaların farklı yönleri mevcuttur. Ancak biz nihayetinde İbn Rüşd’ ün hayal gücü anlayışını ele alıp idrak güçleri arasındaki önemine değineceğiz.






Поделитесь с Вашими друзьями:
  1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə