12. Hafta Orta Çağ Siyasal Düşüncesi



Yüklə 158,54 Kb.
Pdf görüntüsü
tarix13.06.2017
ölçüsü158,54 Kb.

 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 1 

www.acikders.org.tr

 

12. Hafta 

 

Orta Çağ Siyasal Düşüncesi:

 

Farabi ve İbn

-

i Rüşd

 

 

 



 

 

Dini  felsefe  ile  uzlaştırma  ya  da  vahyi  akıl  ile  birleştirme  çabaları  Orta

  Ç

ağ 


Hıristiyan dünyasından önce Orta

 Ç

ağ İslam dünyasında 



X. ve XI. 

Yüzyıllarda ortaya 

çıkmıştı. Şeriat ile beşeri hukuku uzlaştırma veya ilahiyat içinde siyasete yer bulma 

sorunları  bütün  İslam  ve  Arap  dünyasının  filozof  ve  ilahiyatçılarının  temel  uğraşı 

olmuştu.  Bu  dönemde  filozoflar  Kuran’ın  yanında  Platon’u,  Aristoteles’i,  yeni 

Platoncular’ı ve Roma felsefesi geleneğ

inden önemli dü

şünürleri

 

okuyup yorumladılar



 

(Tannenbaum, Schultz, 2005: 153). 

Oysa  aynı  dönemde  Hıristiyan  dünyasında  Antik  Yunan  klasikleri  tamamen 

kaybolmuştu.  Augustine’in  düşüncelerinin  sekiz  yüzyıl  gibi  uzun  bir  süre  Ortaçağ’a 

hâkim 

olmasının önemli 



bir sebebi de buydu. Bu, 

birbiriyle ters düşen, devlet, siyasal 

yükümlülük ya da Kilise-

devlet ilişkileri ayrımının olmadığı anlamına geliyordu. Belirli 

siyasaları  desteklemek  için  İncil’den  pasajların  yorumlanması  yaygın  bir  uygulama 

ha

line gelmişti



 (Tannenbaum, Schultz, 2005: 153). 

Avrupa’daki  değişimin  başlangıcı  klasik  metinlerin  tekrar  felsefi  yaşama 

kavuşturulması  ile  mümkün  olmuştur.  Bu  süreçte  de  İbn

-i 


Rüşd

 

ve  İbn



-i Sina gibi 

önemli İslam filozoflarının klasikleri Avrupalılara tekrar tanıtmalarının 

önemli bir rolü 

olmuştur. Bu hafta Farabi ve İbn

-i 

Rüşd’ün görüşleri ele alınarak İslam dünyasındaki 



felsefi atılımın köklerini kavramaya çalışacağız. Bu açıdan Farabi, klasik eserleri dini 

öğretilerle  birleştirerek  akla  dayalı  yönetim  sorununu  irdelemede 

öncü bir rol 


 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 2 

www.acikders.org.tr

 

üstlenmiştir. İbn

-i 

Rüşd


 

ise Farabi’nin izinden ilerlemiş ve klasikler üzerine yorumları 

onu Avrupa’da en çok tanınan İslam filozofu haline getirmiştir. 

 

Farabi 

Farabi  (İ.S.  870

-

950)  İslam  dünyasının  en  önemli  Aristoteles 



yorumlayıcılarından  biridir.  Asıl  ününü  mantık  üzerine  yazılarından  almıştır  ama  o 

aynı zamanda bir fizikçi, metafizikçi, astronom ve müzisyendir. Aristoteles mantığını 

Arapça  konuşan  dünya  için  yorumlayan  Farabi  hem  Aristoteles  hem  de  Platon 

hakkında  geniş  açıklamalar  yazmıştır.  Farabi  ayrıca  yeni  Platonculuk’tan  da 

etkilenmiştir.  Hatta  Avrupa’da  Avicenna  adıyla  bilinen  İbn

-i Sina’da en yüksek 

seviyesine  ulaşan  Arap  yeni  Platonculuğu’nun  kurucusu  sayılır

  (Collinson ve 

Wilkinson, 2000: 38). Platon ve Aristoteles’in fikirlerinin 

uyumlulaştırmaya çalışılması 

ile ortaya çıkan yeni Platonculuk

evrenin oluşumunu Tanrı’nın Bir’liğinden türetmeye 



çalışarak, Antik felsefeye mistik ve dini öğelerin katılması

yla 


oluşturulmuş bir akımdır. 

Farabi’nin bu metafizik anlayışı onun İslami bir s

iyaset felsefesi kurma ça

lışmasında 

önemli bir rol oynar  (Ülken, 2007: 117). 

Bu  akım  Müslümanların  Suriye,  Mısır, 

Mezo

potamya  ve  İran’ı  fethinden  sonra 



pek çok 

Grek,  Hintli,  Hıristiyan  ve  Yahudi 

eserinin  Arapçaya çevrilmesi  ile 

ortaya çıkmıştır. Özellikle 

Plotinos’un  Ennedlar

’ının 


(Aristoteles İlahiyatı olarak bilinmekteydi.) üç ciltlik çevirisi Arapça konuşa

n ülkelerde 

çok  etkili  olmuştur  (Collinson  ve

  Wilkinson, 2000: 37).  Ancak yine de Farabi’nin 

çalışması vahiyden çok akıl üzerine vurgu yapmaktaydı. 

 

Ya



şamı

 

Maveraünnehir’in Farab 

şehrinde  doğduğu  tahmin  edilen  Farabi’nin  Türk 

olduğu  iddia  edilir.  Özellikle  Ülken,  düşünürün  detaylı  bir  soy  kütüğünü  vererek 



 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 3 

www.acikders.org.tr

 

Farabi’nin bir Türk filozo

fu olduğunu ısrarlarla vurgular

 (Ülken, 2007: 110). Farabi’nin 

Şam’da  sabahları  bahçıvan  olarak  çalıştığı  geceleri  de  bekçi  lambasında  f

elsefe 


çalıştığı rivayet edilir (Collinson ve

  Wilkinson, 2000: 38). 

Bağdat’da yüksek eğitimini 

alan  Farabi  kadılık  yapmaya  başlamıştır  ancak  felsefeye  olan  merakı  onu  işinden 

uzaklaştırarak zorluluklar ve mahrumiyetler içinde de olsa tefekküre yönlendirmiştir. 

Farabi öncelikle Nasturi bilginlerinden olan Metta b. Yunus’tan mantık dersleri almış 

ardından  Ebubekir  b.  Saraç’tan  gramer  öğrenmiştir.  Aristoteles  üzerine  yazılmış 

ulaşılabilir  bütün  eserleri  okuyan  Farabi  böylece  fikirlerinin  temellerini  de  atmıştır. 

Fakat fikirlerini asıl inşa ettiği yer Harran’dır. Burada Sabiî felsefesi ve özellikle Sabit 

b.  Kurra’nın  yazıları  ile  ilgilenen  Farabi  Aristoteles’ten  ayrıldığı  hususları  iyice 

belirginleştirmiştir.  Daha  sonra  Samani  hükümdarının  talimatıyla  Et

-Talimü’s Sani 

adında  bir  felsefe  ansiklopedisi  yazmıştır.  Bu  eserini  tamamladıktan  sonra  Farabi 

Bağdat’a  gitmiştir.  Ancak  Abbasi  devletindeki  karışıklıklardan  rahatsız  olup  Halep’e 

yerleşmiş

tir. Burada hükümdar Sayfü’d Davle’nin himayesinde 

yaptığı çalışmaları 

ile 


hayatını tamamlamıştır

 (Ülken, 2007: 110-111).  



Eklektizmi 

Farabi’nin 

yöntemi  Aristoteles  mantığı  üzerine  kurulu  bir  eklektizmdir.  Bu 

eklektik tutumun iki yüzü vardır. Birincisi önemli Yunan filozoflarının, özellikle Platon 

ve  Aristoteles’in  görüşlerini

uzlaştırılma  çabasıdır.  Burada  Farabi,  Aristoteles’ten 



yola  çıksa  da  yeni  Platonculuk’un  yorumlarını  esas  almış  görünmektedir.  İkincisi 

“hikmet”in şeriat ile uzlaştırılma çabasında ortaya çıkar. Hikmet ile anlatılmak istenen 

bir  halkın  kolektif  tecrübesinin  akılcılaştırılmasıdır.  Bu  tür  bir  tutum  dönemin  bütün 

Müslüman 

filozoflarında  görülür.  Ama  Farabi  ahlak  ve  siyaset  üzerine  yazarken 


 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 4 

www.acikders.org.tr

 

eklektizmden vazgeçerek ilkinde Aristoteles’i ikincisinde P

laton’u  takip  ettiği  görülür 

(Ülken, 2007: 111-112). 



Metafizik ve Ruh Bilimi 

Farabi’nin eklektizmine bir örnek onun metafiziğidir. Felsefede evrenin kaynağı 

ya ilerleme (inkişaf) ile ya da yaratılış ile açıklanır. Aristoteles hiçbir şeyin yoktan var 

olamay


acağını  belirtir  ama  Tanrı’nın  yaratmak  için  hiçbir  maddeye  ihtiyaç 

duymadığına inanılır. İşte burada Farabi yaratılış fikrini ilerleme fikri ile uyumlu hale 

getirmeyi  dener.  Farabi  eşyanın  altı  kaynağından  bahseder:  1

-  ilahi kaynak,  2-  tâli 

işler  veya  göksel  cisimlerin  akılları

,  3- 


faal  akıl

,  4-  nefis,  5-  form (suret),  6-  saf 

(mücerret) madde. Bu ilkelerden birincisi “mutlak teklik”i diğerleri ise “çokluk”u ifade 

ederler.  Böylece  Farabi  teklikte  çokluğu  savunarak  yeni  Platonculuk’a  kayar.  Ona 

göre Allah he

m akıl ile hem de ilham ve 

meditasyon ile ispat edilebilir (Ülken, 2007: 

115-116). 

Farabi’nin  ruhbilimi  üzerine  yazdıkları  da  benzer  bir  akıl  yürütmeyi  kullanır. 

Onun  bu  konudaki  görüşleri  de  Aristoteles’in 



Ruh Üzerine  eseri ile Platon’un 

Devlet’inde bahse

ttiği  mağaradaki  bulanık  algılardan  güneş  ışığında  edinilen  kesin 

bilgilere  yükselme  görüşünden  çıkarılmıştır.  Farabi, 

a

klı  iki  kısma  ayırır.  İlk  kısım 



yapılması  gerekenler  ile  ilgili  akıl  yürüten  kılgın  (etkin)  kısımdır.  İkincisi  ise  ruhu 

yetkinliğe doğru

 

akılcı bir şekilde yönelten kuramsal kısımdır. Kuramsal akıl, maddi, 



alışmaya  bağlı  ve  edinilmiş  olarak  üçe  ayrılır.  Maddi  akıl,  bir  şeyin  özünü  ortaya 

çıkaran  ve  böylece  şeyleri

zihinde  gerçeklikler  olarak  var  olmalarını  sağlayan 



yetenek  olarak  tanımla

n

ır.  Bu  düzeyde  insan  maddeye  bağlı  soyutlamaları 



kavrayabilir.  Buradan  hareketle  maddeye  hiç  bağlı  olmayan  soyutlamaları 

 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 5 

www.acikders.org.tr

 

anlayabileceğimiz  edinilmiş  akıl  düzeyine  yükseliriz.  Bu  anlamanın  en  yüksek 

düzeyidir (Collinson ve Wilkinson, 2000: 39). 

İdeal Devlet

 

Farabi  evren  ile  ilgili  görüşlerini  siyaset  al

a

nına  da  uygular.  Bu  onun 



felsefesinin  en  bilindik  bölümüdür.  Farabi’ye  göre  devlet  akıl  ilkesinde  kurulan  bir 

yönetimdir. Çünkü en yüksek mutluluğun aracı akıldır ve toplumun ve kişisel yaşamın 

her  aşamasında

  onu kullanmak gerekmektedir (Collinson ve  Wilkinson, 2000: 40). 

Böylece Farabi, Platon’un Devlet

’inde yaptığı gibi Medinetül Fazıla’sında akıl ilkesine 

göre işleyen ideal bir şehir/site tasavvuru ortaya koyar. Onun ideal devleti, Thomas 

Moore’un devleti g

ibi belirli bir ideoloji kurmak yerine mevcut şehirlerin toplumsal ve 

siyasal yapısını tenkite dayalı olarak gelişmektedir

  (Ülken, 2007: 122).  Fa

rabi, olanı 

eleştirerek olması gerekene doğru hareket etmek ister. 

 

Farabi 



Erdemli  Şehir’inde  İslami  erdem  anlayışı  açısından  İslamî  siyasal 

toplumun normatif bir teorisin

i  ortaya  koymayı  amaçlamaktadır

 

(Erdoğan,  1990)



Erdemli  şehir  hiyerarşik  bir  yapıdadır  ve  bu  yapının  en  üstünde  hükümdar  yer  alır. 

Farabi  evrendeki  “teklik”  esasını  ideal  şehrine  de  uygular.  Buna

 

göre  şehir  bir 



anlamda  hükümdarın  yansımasıdır.  Farabi  için  şehir  sağlıklı  bir  vücuda  ve  çeşitli 

kesimleri  de  vücudun  organlarına  benzer.  Organlar  arasındaki  önem  dereceleri 

şehrin  kısımları  arasında  da  vardır.  Ancak  vücuttaki  işleyiş  doğal,  şehirdeki  işleyiş 

iradidir. Şehrin egemeni/hükümdarı en yüksek mertebededir. Alttakiler her ne kadar 

yararlı olsalar da bayağıdırlar. Evrendeki ilk neden (Allah) ile gök cisimlerinin düzeni 

arasındaki  ilişki  şehirdeki  hükümdar  ile  halk  arasında  gerçekleşir.  Erdemli  şeh

ir 

e

gemenin koyduğu amaç etrafında şekillenir



 (Yetkin, 2008: 360).  

 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 6 

www.acikders.org.tr

 

Farabi’nin  hükümdarı  Platon’un  filozof  kralına  benzer.  Bu  hükümdar 

sağduyuya,  bilgiye,  yüce  gönüllüğe,  cesarete  sahip  olmakla  birlikte  mal/mülk, 

güvenlik, adalet, rütbe gibi konularda insa

nlar arasındaki ilişkileri nasıl düzenleyeceği 

hakkında yetkindir de. Bunlara ek olarak Farabi’nin hükümdarı gaipten haber verme 

gücüne  de  sahiptir.  Derin  düşünme  yoluyla  Etkin  Akıl’ın  doğrudan  bilgisine  ulaşıp, 

halkına  iletir.  Burada  vahye  ilişkin  hakikat

 

felsefi  hakikatin  imgesel  karşılığı  olarak 



kabul  edilir.  Dolayısıyla  felsefi  hakikat  Etkin  Akıl’ın  filozofun  edilgen  aklına  iletmiş 

olduğu hakikattir; vahye ilişkin hakikat ise imgeleme verilmiş hakikattir. İmgelem ile 

kastedilen, duyulabilir nesnelerin k

opyası  değil,  bir  tür  zihinsel  imgeleri  yaratma 

yetisidir.  Tinli  bir  doğanın  imgelerini  yaratabilen  hükümdar  Etkin  Akıl  tarafından 

aydınlatılabilir. Bu bir insanın yükselebileceği en üst düzeydir (Collinson ve

 Wilkinson, 

2000: 40-41). 

Görüldüğü  gibi  erdemli  şehrin  vatandaşları  Etkin  Akıl’ın  hakikatleri  üzerine 

derin  bir  düşünceye  dalarlar  ve  en  yüksek  seviyedeki  ruhsal  gelişmeyi  sağlamış 

olmanın getirdiği mutluluğu ararlar

 (Collinson ve Wilkinson, 2000: 41). Ancak erdemli 

şehirden  başka  tür  şehirler  de  mevcuttur.  Bunlar  dört  çeşittir:  Cahil  şehir,  sapkın 

şehir, değişmiş şehir ve şaşkın şehir. Cahil şehrin halkının yaşamdaki amacı sağlık, 

servet,  şehvet,  saygınlık  gibi  şeylerdir.  Onlar  gerçek  mutluluğu  bilmedikleri  gibi 

öğrenmeye de açık değildirler. Sapkın şehir ise erdemli şehrin bildiği ve inandığı her 

şeyi  bilmekle  birlikte  cahil  şehir  gibi  davranan  şehirdir.  Değişmiş  şehir  eskiden 

erdemli  olan  ama  sonradan  bozulan  şehirdir.  Şaşkın  şehrin  başında  ise  yalancı  bir 

peygamber  vardır  ve  onlar  Allah  ve  yüce  varlıklar  hakkında  yanlış  düşüncelere 

sahiptirler.  Erdemli  şehir  sakinleri  giderek  maddeden  bağımsızlaşır  ve  bir  bütün 

oluştururlar.  Cahil  şehirlerin  sakinlerinin  ruhları  eksik  kalmıştır  ve  nefisleri  zorunlu 

olarak maddeye bağlıdır (Yetkin, 2008: 362).  

 


 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 7 

www.acikders.org.tr

 

Cahil 


şehirlerin toplumsal felsefelerine değinen Farabi’nin görüşleri ilginç şekilde 

modern  felsefe  ile  paralellikler  taşır.  İnsanların  muhtaç  oldukları  için  bir  çeşit 

sözleşmeye  dayalı  olarak  toplumların  ortaya  çıktığı  görüşü  Rouessau’un  toplum 

sözleşmesine  benzer.  Eşit  olmayan  insanlar  arasındaki  çatışmalar  sonucu  ortaya 

çıkan devlet tasviri ise Hobbes’un fikirlerini andırır. Doğada her şeyin çatışma içinde 

olduğu  için  en  iyinin  hayatta  kalacağını  anlatan  düşünüş  tarzı  ise  sosyal  Darwinci 

teorileri  hatırlatır.

 

Farabi  bu  tür  toplum  felsefelerini  saydıktan  sonra  bu  halkların 



gördükleri şeyleri adalet sandıklarını ama toplumlarının zayıflık ve korku üzerine inşa 

edildiğini belirtir (Ülken, 2007: 122

-123; Yetkin, 2008: 364-365). 

Önemi 

Farabi  ilk  dönem  İslam  felsefesinin  doruğudur.  Eklektik  bir  düşünce  dünyası 

olmasına  karşın  dizgeleri  arasındaki  tutarlılık  onun  etkinliğinin  önemli  bir  sebebidir. 

Ama  Farabi’nin  asıl  önemi  onun  felsefe  ve  İslam  ilahiyatı  arasında  kurduğu 

uzlaşımdan  kaynaklanır.  Farabi  bu  ikisinin  birbirini  desteklediğini  ve  pekiştirdiğini 

yetkin ve orijinal bir şekilde ortaya koymayı başarmış bir filozoftur. Yazıları bütün bir 

İslam  skolastik  dönemini  etkisi  altına  almış  ve  biçimlendirmiştir.  Benzer  şekilde 

yazıları  kelamcılar  tarafından  reddedilerek  hararetli  tartışmaların  doğmasını 

sağlamıştır. Farabi’nin bazı modern siyasal kavramlara da öncüllük ettiği iddia edilir. 

Örneğin devleti vücuda ve onun kısımlarını da organlara benzeten Farabi’nin organik 

devlet  anlayışını  tasvir  ettiği  düşünülebilir.  Sınırlandırılmayan  ve  yönlendirilmeyen 

üstün hükümdar anlayışının da Jean Bodin’i hatırlattığı ifade edilebilir. 

 

 

 



 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 8 

www.acikders.org.tr

 

İbn

-i 

Rüşd

 

İbn


-i 

Rüşd


’ün (1126-

1198)  hayatı  ve  felsefesi  İslam  felsefesinin  yaşadığı 

gelişmenin  doruk  noktasıdır.  İbn

-i 


Rüşd

  kendisini Aristotel

es  felsefesini  açıklamaya 

adamış  ve  Batı  dünyasının  Yunan  felsefesi  ile  tanışmasını  hızlandırmıştır.  Bu 

sebeple kendisine (en yetkin) Yorumcu (The 

Commentator)  lakabı  verilmiştir 

(Collinson,  Wilkinson,  2000:  56).  İbn

-i 


Rüşd’ün  düşün  hayatının  en  önemli  olayı, 

Gazali’ye karşı giriştiği polemiktir. Felsefenin Tutarsızlığı

 

kitabında Yunan felsefesini 



şeriatın öğretileri ile uyuşmadığı gerekçesi ile reddeden Gazali’ye karşı, İbn

-i 


Rüşd



Tutarsızlığın  Tutarsızlığı

 

adlı  eseri  ile  felsefe  ile  dinin  tutarlı  bir  şek



ilde 

savunabileceğini ve Gazali’nin ileri sürdüğü tezlerin yanlış olduğunu savunmuştur.  

 

Yaşamı

 

İbn


-i 

Rüşd,  İspanya’nın  Kurtuba  şehrinde  seçkin  hukukçuları  ile  tanınan  bir 

ailede  dünyaya  geldi.  Babası  ve  dedesi  Endülüs  başkadılığı  görevlerinde 

bulunmuşlardı.  Böyle  entelektüel  birikimi  yüksek  bir  ailede  seçkin  bir  eğitim  alma 

fırsatı bulan İbn

-i 


Rüşd, felsefe, tıp, fizik, astronomi, hukuk ve din alanlarında eğitim 

aldı.  İbn

-i 

Rüşd,  hayatının  büyük  bir  bölümünü  Kurtuba,  Marakeş  ve  Sevilla’da 



geçirmiş görünüyor. O dönemde Kurtuba bir kültür merkezi iken Sevilla da bir sanat 

merkeziydi. Tıp biliminde de önemli bir bilgin sayılan İbn

-i 

Rüşd, tıp eğitimini dönemin 



en seçkin doktorlarınd

an olan 


İbn

-i 


Zuhr’dan almıştır (Topdemir, 2011: 17

-18).  


İbn

-i 


Rüşd’ün  düşün  hayatında  dönemin  önemli  filozoflarından  İbn

-i  Tufeyl’in 

yeri büyüktür. Dönemin emiri Ebu Yakup Yusuf’a 

İbn


-i 

Tufeyl tarafından takdim edilen 

İbn

-i 


Rüşd

, bu takdimden sonra emiri

n koruması  altına girmiştir. Ebu Yakup Yusuf, 

dönemin  az  sayıda  felsefe  düşkünü  yöneticilerinden  biridir.  İbn

-i 

Rüşd


’ten 

 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 9 

www.acikders.org.tr

 

Aristoteles’in  kolay  anlaşılmasını  sağlayacak  bir  eser  yazmasını  ister.  Böylece 

Aristoteles yorumculuğuna başlayan İbn

-i 


Rüşd

, emirin h

em dostu olmayı başarmış 

hem  de  resmi  olarak  felsefe  yapma  ayrıcalığına  kavuşmuştur.  Daha  sonra  Sevilla 

kadılığına  getirilen  İbn

-i 


Rüşd,  kısa  bir  süre  sonra  da  Kurtuba  başkadılığına  atanır. 

İbn


-i 

Rüşd,  bir  yandan  kadılık  görevlerini  yerine  getirirken  diğer

  yandan Aristoteles 

çalışmalarına devam etmiştir. 1182’de İbn

-i 

Tufeyl saray başhekimliğinden ayrılınca 



yerine  Kitab-el Külliyat 

adıyla önemli bir tıp eseri yazan İbn

-i 

Rüşd


 

başhekim olarak 

görev  almıştır.  İbn

-i 


Rüşd’ün  saraydaki  hayatı  Ebu  Yakup  Yusuf’un 

ölümünün 

ardından da devam etmiştir (Topdemir, 2011: 21

-22). 


Genel Felsefesi 

İbn


-i 

Rüşd’ün  şöhreti  yaşadığı  dönemde  yayılmıştır.  Yahudi  filozof  Moses 

Maimonides’den büyük saygı görmüş

 

ve yapıtları İbranice



’ye çevril

mişt


ir. Eserlerinin 

Latince’ye çevrilmesi 

de bundan sonra olmuştur. Aristoteles üzerine yaptığı yorumlar 

ünlenmiştir. Aristoteles üzerine yaptığı yorumlar büyük şerhler, orta şerhler ve küçük 

şerhler olarak üçe ayrılır. Büyük şerhlerde İbn

-i 


Rüşd

  Aristoteles’i kendi felsefesi ile 

harmanlamıştır.  Orta  şerhler  Aristoteles  felsefesinin  temel  fikirlerinin  yorumlarıdır. 

Küçük şerhler ise Aristoteles’in fikirlerinin özetleridir (Collinson, Wilkinson, 2000: 58). 

İbn

-i 


Rüşd’ün seksene yakın eseri olduğu tahmin edilmektedir (Topdemir, 2011: 32).

 

İbn



-i 

Rüşd


 

zamanında da, ussal bilginin yerini gerçekliğin gizemli bir sezgisine 

bıraktığı bir yoruma ve bireyciliğin Tanrısal Teklik’in içinde eritilmesine dayanan yeni 

Platonculuk revaçtaydı. Bu düşünce tarzı çağdaş Aristotelesçilikten hayli farklıdır. Bu 

dönemde 

Yunan 


felsefecilerinin 

düşünceleri 

olmayan 

bir 


paydada 

uyumlulaştırılmıştır.  İbn

-i 

Rüşd


’ün felsefi konumu da Plantoncu bir çerçeveye 

yerleştirilmiş  Aristoteles  olarak  yorumlanmaktadır.  İbn

-i 

Rüşd


  Aristoteles’in deneyci 

 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 



10 

www.acikders.org.tr



 

verilerini Platoncu aşamalı felsefesinin içine yerleştirerek orijinal bir bakış açısı ortaya 

koymuştur (Collinson, Wilkinson, 2000: 59).

 

Devlete Bakışı



 

İbn


-i 

Rüşd, siyasete ve devlete ilişkin düşüncelerini Platon’un 



Devlet’i üzerine 

yazdığı, Siyaset Üstüne Yazdığı Zorunlu Bilgiler: Platon’un Siyaset (Devlet) Kitabının 



Özeti 

adlı eserinde ele almıştır. Bu kitabında İbn

-i 

Rüşd’ün Farabi’nin izinden gittiği 



anlaşılmaktadır.  Üç  bölümden  oluşan  kitabın  “Erdemliler  Kentinin  İnşası”  adlı 

bölümünde  insanın  toplumsal  bir  varlık  olduğu  ve  erdemin  de  insanlar  arası 

etk

ileşimde ortaya çıktığı



 

vurgulanır (Topdemir, 2011: 42).

 

İbn


-i 

Rüşd


 

de şehrin erdemli kılınabilmesi için liderliğin öneminden bahseder. 

Erdemler  arasında  en  önemlisi  bilgeliktir.  Bu  şehirde  kararlar  felsefe  aracılığıyla 

verilir. Diğer önemli

 

erdemler ise yiğitlik, ölçülülük, adalet, birlik ve bütünlüktür. Şehrin 



sakinlerinin  erdemli  kılınabilmesi  ya  şiir  ve  hitabet  sanatları  ile  ikna  edilerek  ya  da 

şiddet kullanılarak sağlanır

 (Topdemir, 2011: 43-44).  

Kitabın ikinci bölümü erdemli şehrin liderinin özelliklerine ayrılmıştır. Bir çeşit 

filozof  kral  olan  lider,  varlığın  bilgisini  elde  etmeye  çalışan  ve  onun  ilk  maddeden 

soyut  hakikatini  araştıran  kişidir.  Lider  teorik  bilimleri  araştırmayı  amaç  edinmiştir 

ancak, pratik bilimlerde de derin bilgiy

e  sahiptir.  Şehir  halkı  erdem  ve  adaletin 

pratikteki  görünüşünü  bu  liderden  öğrenecektir.  Böylece  lider,  erdemli  kişilerin 

yetişmesini  sağlayacak  uygun  ortamı  hazırlayacaktır.  Kitabın  son  bölümünde  ise 

erdemsiz  halka  ve  yönetimlere  sahip  erdemsiz  şehirlerin  özelliklerini  aktarmaktadır 

(Topdemir, 2011: 45-

47).  Anlaşılacağı  üzere  çerçeve  olarak  Platon’un  görüşlerini 

aktaran  İbn

-i 

Rüşd,  devlete  ilişkin  fikirlerini  İslam  felsefesine  uygun  bir  özle  ortaya 



 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 



11 

www.acikders.org.tr



 

koymuştur.  Farabi’de  karşımıza  çıkan  lider  kültü  ve  mistik  bilgelik  İbn

-i 

Rüşd


’te de 

devam etmektedir.  



Gazali’ye Karşı Duruşu

 

İbn


-i 

Rüşd’ün  felsefe  ile  ilgilenmeye  başladığı  dönemde  Yunan  felsefesinin 

İslam  dini  ile  arasındaki  fark  açıkça  görünmeye  başlamıştı.  Bu  durum  felsefeye  ve 

felsefecilere  karşı  ciddi  bir

 

güvensizliği  beslemekteydi.  Siyasal  başarısızlıkların 



nedenleri  dinden  ayrılan  “sapkın”  görüşlerde  aranmaya  başlanmıştı.  Ayrıca  İslam 

dinini savunmakla görevlendirilmiş Gazali felsefecilere karşı yoğun bir baskı ve saldırı 

başlatmıştı.  Böyle  bir  ortamda  yazmaya  başlayan  İbn

-i 


Rüşd,  tereddütleri  olmasına 

karşın  kadim  felsefeyi  korumaya  yönelik  istikrarlı  duruşunu  korumayı  başarmıştır. 

Ancak  bu  savunusunun  hem  toplumsal  hem  de  siyasal  kötü  sonuçlarına  da  maruz 

kalmıştır  (Topdemir,  2011:  24).  Örneğin 

kâfirlikle 

suçlanıp  belirli  bir  süre  saraydan 

uzaklaştırılmıştır.

 

Tutarsızlığın  Tutarsızlığı

 

kadim  felsefenin  temel  kavramları  kullanılarak 



yazılmış yüksek düzeyli bir felsefe kitabıdır. İbn

-i 


Rüşd, Gazali’ye cevabını yirmi ana 

tartışma  başlığı  altında  ince  detayl

ara girerek vermektedir. Gazali’nin iki önemli 

eleştirisinden  birincisi  evrenin  başlangıçsız  ve  sonsuz  oluşuna  yönelik  kabul  ile 

evrenin bir neden-

sonuç  ilişkisi  içinde  açıklanmaya  çalışılmasına  yöneliktir 

(Topdemir, 2011: 50-51). 

 

İbn



-i 

Rüşd


 

ilk eleştiriy

e Allah’tan ilk madde

ye doğru sıralanan bir varlık skalası

 

öne sürerek cevap verir. Buna göre Allah her yaratılmış şeyin biçimini İlk Madde’den 



biçimler  ve  gök  kürelerine  bağlı  olan  on  Akı

l

’ı  yaratır.  Gazali’nin  Allah’ın  dünyayı 



zaman içindeki belirli bir 

noktada yarattığı görüşüne İbn

-i 

Rüşd, eğer Allah dünyayı 



belirli  bir  zamanda  yaratmışsa  bunun  Allah’ın  bazı  değişikliklere  uğradığı  anlamına 

 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 



12 

www.acikders.org.tr



 

geleceğini  iddia  ederek  itiraz  eder.  Aynı  şekilde  evrenin  bir  sona  ulaşması  da 

Tanrı’da  bir  değişme  anlamına  geleceği  için,  evrenin  öncesiz  ve  sonrasız  olması 

gerektiğini iddia eder (Collinson, Wilkinson, 2000: 60). 

 

Gazali’nin neden-



sonuç  ilkesine  itirazı  ilginç  şekilde  Hume’un  argümanlarını 

anımsatır.  Ona  göre  iki  şeyin  yan  yana  gelmesi  ile  oluşan  olayda,  “neden”  ve

 

“nedenli” (sonuç) olarak şeylere anlamlar atfetmek mümkün değildir. Ateşle pamuğun 



yan  yana  gelmesi  ile  pamuğun  yanması  bize  ateşin  yakıcılığını  ispatlamaz.  Ateşin 

yakıcılığı  hakkında  bilgiye  sahip  değilizdir.  Gazali,  bunların  birlikteliklerinin 

kendiliğinde var olan bir zorunluluktan kaynaklanmayıp, Tanrı’nın belirlemesine onları 

peşi  sıra  ortaya  çıkacak  şekilde  yaratmasına  bağlı  olduklarını  savunur  (Topdemir, 

2011: 57). 

İbn


-i 

Rüşd’ün  Gazali’nin  bu  görüşlerini  şaşkınlıkla  karşıladığı  şu  sözlerinden 

anlaşılmaktadır: 

 

(neden-



nedenli  ilişkisini)  ortadan  kaldırmak,  bilimi  geçersiz  kılarak  ortadan 

kaldırmak  demektir.  Bu  durumda  ortada  gerçek  bilgi  ve  bilinen  hiçbir  şey 

kalmayacaktır.  Eğer  bilinen  bir  şey  varsa  bunlar  yalnızca  sanrılara  dayalı

  bilgiler 

olarak ka

lacaklardır.

 (Aktaran Topdemir, 2011: 60) 

İbn


-i 

Rüşd,  nedenleri  bilinmeyen  nesnelerin  yeterli  araştırma  ile  nedenlerinin 

ortaya konabileceği kanaatindedir. İbn

-i 


Rüşd, sırf Allah’ın nedenlerin asıl faali olduğu 

iddiasının  bu  bilimsel  yöntemi  kullanmamayı  gerektirmeyeceği  yönünde  ifadeler 

kullanır (Topdemir, 2011: 60). 

 

Felsefe ve Din İlişkisi



 

Kesin  Yapıt

 

adlı  eserinde  İbn



-i 

Rüşd,  felsefe  ve  mantık  öğreniminin  şeriat 

tarafından  yasaklanıp  yasaklanmadığını  araştırır.  Felsefe

 

öğrenimini  savunmak  için 



İbn

-i 


Rüş

d

, Kuran’dan doğal evreni incelemeye yönelik bölümler bulup, kullanır. Bunu 



 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 



13 

www.acikders.org.tr



 

evren üzerinde düşünmemiz üzerine ilahi bir talimat olarak yorumlayan İbn

-i 

Rüşd


, bu 

araştırmaya  yetenekli  kişilerin  felsefe  ile  uğraşmaları  gerektiğini  belirtir.  Mantık  ise 

felsef

i  düşüncede  bir  yöntem  olmaktan  başka  bir  şey  olmadığı  için  şeriata  aykırı 



değildir. Bunun da ötesine giderek İbn

-i 


Rüşd, Müslümanları kendilerine güvenmeye 

davet  eder.  Hakikati  araştırmak  ancak  Kuran’ı  doğrulayacaktır.  Çünkü  Kuran  doğru 

dindir. Öyleyse fe

lsefi düşünceden korkmaya gerek de yoktur (Collinson, Wilkinson, 

2000: 61).  

Averroizm 

İbn


-i 

Rüşd’ün ölümüyle beş yüz yıllık İslami felsefi canlanma dönemi de sona 

ermiştir. Ama İbn

-i 


Rüşd’ün Batı dünyasındaki etkisi giderek güçlenmiştir. On Üçüncü 

Yüzyıl’da  Avrupa’nın  skolastik  toplulukları  içinde  Averroizm  olarak  bilinen  bir  akım 

ortaya  çıktı  ve  On  Sekizinci  Yüzyıl’a  kadar  varlığını  korudu.  Bu  akımla  birlikte 

Aristotelesçi  bilginlerle  Hıristiyan  ilahiyatçılar  arasında  din  ile  felsefenin  karşıtlıkları 

üzer

ine tartışmalar yaşanmıştır



 (Collinson, Wilkinson, 2000: 63). 

 

Özel 

Bir Değerlendirme

 

İslami  felsefe  tartışmalarında,  On  İkinci  Yüzyıl’dan  sonra  Gazali  yerine  İbn

-i 

Rüşd’ü takip etmek tercih edilmiş olsaydı İslam toplumlarında felsefi gelişimin daha 



ilerid

e  olacağı  yönünde  açıklamalar  vardır.  Bu  yaklaşımın  doğruluğu  tartışmalıdır. 

Çünkü  toplumsal  ve  felsefi  gelişmelerin  sosyo

-ekonomik ve siyasi büyük 

gelişmelerin/dönüşümlerin  paralelinde  ortaya  çıkıp,  geliştikleri  görülmektedir.  Yani 

sorun sadece bir tercih 

meselesi değildir. İslam dünyasında bu açılardan ilerlemeler 


 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 



14 

www.acikders.org.tr



 

olmaksızın  felsefi  bir  gelişme  beklemek  ya  da  ‘İbn

-i 

Rüşd’lerin  ‘Gazali’lere  karşı 



kazanmasını beklemek olası değildir. 

   


Zaten  İbn

-i 


Rüşd

 

ile  Gazali  arasındaki  tartışmayı  Augustine  ile  Aquinalı



 

Thomas arasındaki tartışma ile karşılaştırdığımızda bu farklılık rahatlıkla görülecektir. 

Thomas ulus devletlere yol veren siyasi bir açılımın öncülüğünü yaparken, İbn

-i 


Rüşd

 

hâlâ  din  karşısında  felsefe  çalışmalarının  meşru  temelini  korumaya  çalışmaktadır



Thomas ile İbn

-i 

Rüşd’ün yaşadıkları sosyal ve siyasi ortamlar Orta



 Ç

ağ skolastiğini 

yansıtsa  da  iki  dünyanın  yaşamakta  olduğu  toplumsal  değişim  son  derece  farklı 

yönlere  doğrudur.  Bu  sebeple  olsa  gerek  Thomas’ın  “evren  sonlu  mudur  sonsuz 

mudur?

” tartışmasına katkısının özeti



Tanrı’nın bu tür zaman söylemlerinin dışında 

olduğunu basitçe belirtmesinden ibarettir. 

 

Thomas’ın  Aristoteles  temelli  Hıristiyanlık  düşüncesi  onun  ölümünden  sonra 



hızla Kilise’nin resmi söylemi haline gelmeye başlamıştır. Oysa İbn

-i 


Rüşd

 

yaşadığı 



dönemde kâfirlik 

suçlamalarıyla karşılaşmış ve itibarı zedelenmiştir. 

 

Genel  olarak  bakıldığında  İslam  felsefesinin  bu  parlak  döneminin  Farabi’nin 



muazzam gayretleri sonucunda ihtişamlı bir şekilde olgunluğa eriştiği ve İbn

-i 


Rüşd

 

ile de uluslar



arası  bir  başarı  kazandığı  görülmektedir.  Ancak  maalesef  İslam 

felsefesinin  bu  klasik  dönemi  en  ihtişamlı  olduğu  dönemde  sonlanmak 

mecburiyetinde  kalmış  ve  felsefi  gelişimini  duraksatmıştır.  Açıkçası  o  dönemdeki 

İslam  felsefesindeki  asıl  sorun  evrenin

 

sonlu  olup  olmadığını  ispat  etmek  değildir. 



Sorun  basitçe  bir  ifade  özgürlüğü  sorunudur.  Yoksa  tek  bir  kitap  nedeniyle  felsefi 

tartışmaların  sonlanmasının  imkânı

 

yoktur.  Bugün  de  İslam  dünyasının  akademik 



özgülük problemlerinden muzdarip olmadığı söylenem

ez.  


 

 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 



15 

www.acikders.org.tr



 

Kaynakça 

Collinson, Diane, Robert Wilkinson. (2000). 



Otuz Beş Doğu Filozofu

. Ankara: Ayraç 

Yayınevi.

 

 

E



rdoğan, Mustafa

. (1990).  “Farabi’nin Siyaset Felsefesi Üstüne”. 



Türkiye Günlüğü

(11): 72-80. 



 

Topdemir, Hüzeyin Gazi. (2011). 



İbn Rüşd. İstanbul: 

Say Y


ayınları

 



Ülken, Hilmi Ziya. (2007). Türk Tefekkürü Tarihi

. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

 

 

Yetkin,  Çetin. (2008). 



Siyasal  Düşünceler  Tarihi  Cilt  1

İstanbul:

  Salyangoz 

Yayınları

.  

 

Ek Okumalar 



Aruç, Numan Yusuf. (2007). 

İbn  Rüşd’ün  Felsefi  Düşünces

i. 

İstanbul:  Rağbet 

Yayınları.

 

Aydın, İsmail Hakkı. (2003). 



Farabi’den Bilgi Teorisi. 

İstanbul: Ötüken Neşriyat. 

 

Corbin, Henry. (2010). 



İslam Felsefesi Tarihi. İstanbul: İletişim.

 

Crone, Patricia. (2007). 



Ortaçağ İslam Dünyasında Siyasi Düşünce. İstanbul:

 

Kapı 



Yayınları.

 

Farabi. (1997). 



İdeal Devlet (El Medinetü’l Fazıla). Ankara: Vadi Yayınları.

 

Feyyaz, Süleyman. (2009). 



Son Filozof İbn Rüşd. İstanbul: Ağaç Kitabevi Yayınları.

 

Hammond, Robert. (2001). 



Farabi  Felsefesi  ve  Ortaçağ  Düşüncesine  Etkisi. 

İstanb


ul: Alfa.  

İbn Rüşd. (2002). 



Din-

Felsefe Tartışması. İstanbul: Cem Yayınları. 

 

İbn Rüşd. (2004). 



Metafizik Şerhi. İstanbul: Litera Yayıncılık.

 

İbn  Rüşd.  (2005). 



Siyasete Dair Temel Bilgiler. 

İstanbul:  Bordo  Siyah  Klasik 

Yayınları.

 

İbn Rüşd. (2005). 



Tutarsızlığın Tutarsızlığı. İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yayınları.

 

Kaya, Mahmut. (2010). 



İslam Filozoflarından Felsefe Metinleri. İstanbul: Klasik.

 

Leaman, Oliver. (2000). 



Ortaçağ İslam Felsefesine Giriş.  İstanbul: Anka. 

 


 

 

Siyasal Düşünceler Tarihi 1



 

 

Farabi ve İbn



-

i Rüşd


 

 

Sayfa 



16 

www.acikders.org.tr



 

Rosenthal, Erwin. (1997). 



Ortaçağ’da  İslam  Siyaset  Düşüncesi.  İstanbul:  İz 

Yayıncılık.

 

Şulul, Cevher. (2009). 



İbn Rüşd’ün Siyaset Felsefesi. İstanbul: İnsan Yayınları.

 

Tekin, Ali. (2009). Farabi’de Felsefenin Serüveni. 



Ankara: Araştırma Yayınları.

 

Toktaş, Fatih. (2009) . 



Farabi’de Ahlak ve Siyaset. 

Samsun: Etüt Yayınları.

 

Tonguç, Sencer. (1974). 



Ortaçağ Avrupası ve İslam Dünyası. İstanbul: Yayl. Y.

 

Uluğ,  Nutku.  (1994). 



Farabi  Felsefesi  ve  Ortaçağ  Düşüncesine  Etkisi.  İstanbul. 

Yayl. Y.  

Unat, Yavuz (ed). (2008). 

Ortaçağ  İslam  Dünyası’nda  Bilim  ve

  Teknik.  Ankara: 

Lotus Yayınevi. 



 

 

 




Yüklə 158,54 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə