Damar cerrahiSİnde acil durumlar



Yüklə 4,8 Kb.
Pdf görüntüsü
səhifə26/31
tarix28.04.2017
ölçüsü4,8 Kb.
1   ...   23   24   25   26   27   28   29   30   31

Akciğer  grafisi: 
Yaşamı  tehdit  eden  PE’de  akciğer
grafisi  normal  olabilir;  akciğer  grafisinin  temel  indi-
kasyonu  PE’yi  taklit  edebilecek  Px,  pnomöni  ve  kot
kırığını ekarte etmek ve sintigrafinin yorumlanmasına
Resim 22: a. 3B BTA
rekonstrüksüyonun
da diseksiyon
gösterilmiş. b.
Trunkus çölyakus ve
SMA ostiumları
düzeyine gerçek-
yalancı lümen
ilişkisi 3B olarak
görülüyor.
leştirileceği yer ve uygunluğu belirlenir
(Resim 22 a,b).
Proksimal yerleştirme alanında 20 mm.lik sağlam geçiş
zonu olması tercih edilir; önemli lüminal tromboz rö-
latif kontrendikasyondur. 20 mm’lik sağlam geçiş zonu
sağlamak  için  hibrid  cerrahi  revaskülarizasyon  yapı-
labilir.
İşlem esnasında gerçek lümende kalmak önemlidir,
bunun için değişik yöntemler kullanılır. Proksimal lü-
men çapının en fazla %5-10 fazla çaptaki gre tercih
edilir; distal lümen çapı çok önemli değildir. AAD’de
kronik disseksiyonun aksine kısa greler (10 cm) yeterli
olmaktadır. Multipl yırtık varsa gre uzatılabilir 
(Resim
23  a-h). Gereksiz “oversizing”  ve  balon  dilatasyonu
zaten  hasarlı  olan  dokuda  diseksiyonun  ilerlemesine
veya rüptüre neden olabilir. İnme, sızıntı, retrograd di-
seksiyon, parapleji ve stent fraktürü (geç) komplikas-
yonlar arasında sayılabilir.
İntimal flebin perkütan balon fenestrasyonu, yalancı
lümendeki kan akımını artırarak tehdit altındaki dal-
ların tedavisi sağlanabilir. İntimal flebin fenestrasyonu
ilgili arter komşuluğunda gerçek lümenden yalancı lü-
mene doğru iğne ile yapılır; daha sonra flebin içinden
öncü tel geçirilir ve lümen balon ile dilate edilir.

173
Travmatik ve Travmatik Olmayan Acil Damar Hastalıklarında Görüntüleme ve Girişimsel Radyoloji
Resim 23: a-h. Kronik tip B torako-abdominal diseksiyon ve disekan anevrizmaya eşlik eden mezenterik-renal malper-
füzyonu olan olgunun DSA incelemelerinde torakal bölgede diseksiyon flebi ve gerçek lümenin komprese olduğu izle-
niyor. Abdominal bölgede her iki renal arterin beslenmesinin bozulduğu ve gerçek lümenin aortik bifurkasyon düzeyine
yaklaştıkça  oldukça  inceldiği  görülüyor.  Torako-abdominal  endovasküler  stent-graft  uygulamasını  takiben  her  iki
renal arter ostiumuna stent uygulanarak perfüzyon korunmuş.

174
Prof. Dr. Bülent Acunaş, Doç. Dr. Koray Güven
katkıda bulunmaktır. İnfarkt veya hemoraji gelişmemiş
hastalarda tıkalı damar distalinde oligemi (Westermark
bulgusu), ana pulmoner arterde çap artışı, diaframda
yükselme, çizgisel atelektazi görülebilir. İnfarkt PE’den
12-24  saat  sonra  ortaya  çıkar,  multifokal  olabilir,  alt
zon yerleşimlidir;kama şeklinde tabanı plevraya komşu,
tepesi hilusa doğrudur. İnfarktlar iyileşirken plevrada
lokalize kalınlaşma ve çizgisel skara neden olabilir. 
Pulmoner  BT  Anjiografi  (PBTA): 
Çok  kesitli  BT
tekniklerinin  geliştirilmesi  ile  özellikle  subsegmental
düzeyde olmak üzere tüm seviyelerde embolileri sap-
tamak olası hale gelmiştir. PE için en güvenilir bulgu
kontrast madde ile keskin arayüzü olan lümen içi do-
lum defektidir. Defektler en azından bir seviyede ince
tabaka  kontrast  ile  çevrilir.  Daha  nadiren  lümen  ta-
mamen emboli ile dolu olabilir ve damar proksimali
genişler. Parsiyel opasifiye olan pulmoner venler PE’yi
taklit edebilir; venlerin takibiyle sol atriuma açılan ana
pulmoner venler ile devamlılığın görülmesi ve akciğer
parenkim penceresinde eşlik eden bronşun olmaması
tanıya yardımcıdır. Küçük veya hafifçe büyümüş lenf
nodları PE ile karışabilir; bu lenf nodlarının lokalizas-
yonlarının bilinmesi tanıya yardımcı olur. En sık seçi-
lebilen ve PE ile karışabilen lenf nodu sağ ana pulmo-
ner  arterin  superolateralindekidir.  Mukus  dolu
bronşiektatik segmentlerde PE ile karışabilir.
Küçük plevral effüzyon, kama şekilli periferik dan-
site  artışı,  çizgisel  atelektazi  alanları  PE  için  spesifik
olmamakla birlikte yardımcı bulgulardır.
PBTA  tamamlandıktan  sonra  ek  kontrast  madde
kullanmadan aynı seansta DVT’ye yönelik çekim ya-
pılabilir. Genişlemiş venöz yapılar içinde hipodens do-
lum defekti, perivenöz yağlı dokuda lineer dansite ar-
tışları,  duvarında  hiperemiyi  gösteren  kontrast
tutulumu  ve  segmental  boyanma  eksikliği  DVT’nin
BT bulgularıdır.
MR Anjiografi (MRA): 
MRA, BTA gibi trombüsün
doğrudan görüntülenmesini sağlar. Ancak hareket ar-
tefaktı,  pulsatil  ve  türbülan  akım  patternleri  subseg-
mental embolinin saptanmasını zorlaştırır. İncelemenin
uzun sürmesi, diğer pulmoner hastalıkları saptamada
yetersiz kalma gibi dezavantajları vardır. Ancak renal
fonksiyon bozukluğu veya iyotlu kontrast madde aler-
jisi olan hastalarda ve gebelerde PBTA’ya alternatif ola-
bilir.
Alt  ekstremite  venöz  Doppler  US:
Venöz  Doppler
PE şüphesi olan hastaların %15’inde, kanıtlanmış PE
hastalarının  %30’unda  DVT’yi  gösterir.  PE  şüphesi
olan bir hastada yapılacak Doppler US’nin pozitif çık-
ması durumunda daha ileri bir inceleme yapılmadan
antikoagülan tedavi başlanabilir.
Akciğer  sintigrafisi: 
Ventilasyon-perfüzyon  sinti-
grafisi eş zamanlı olarak ventilasyon ve pulmoner kan
akımı dağılımını gösterir. Tanı için temel prensip pul-
moner perfüzyon patolojik iken pulmoner parenkimin
sağlam ve ventilasyonun normal olmasıdır. Pulmoner
infarkt gelişmişse birlikte ventilasyon defekti de olur.
Bu durum akciğer grafisi ile birlikte değerlendirilme-
lidir. PE’de PBTA altın standarttır. Sintigrafi PBTA ya-
pılamayan durumlarda alternatif bir seçenektir.
PE’de Endovasküler Girişimler:
PE’de inatçı hipo-
tansiyon, ciddi hipoksemi, sağ ventrikül yetmezliği gibi
bulgular eşlik ediyorsa antikoagülan tedavi ile yeterli
sonuç  almak  her  zaman  mümkün  olmamaktadır.  Bu
durumda sistemik ve/veya kateter trombolitik tedavi
indikasyonu doğmaktadır. Perkütan endovasküler gi-
rişimler sistemik trombolitiklere cevap alınamayan ol-
gularda kullanılabilir; emboli aspirasyonu, lokal trom-
bolitik uygulaması, mekanik trombus fragmentasyonu
veya bu metodların kombinasyonu kullanılabilir
(Resim
24 a,b).
Trombolitik tedavinin kontrendike olduğu veya ye-
terli  tedaviye  rağmen  tekrarlayan  embolilerde,  anti-
koagülan  tedaviye  bağlı  gelişen  komplikasyonlarda
veya kardiopulmoner rezervi düşük, ikinci bir pulmo-
ner embolide ölüm riski olan hastalarda  inferior vena
kavaya  filtre yerleştirme indikasyonu bulunmaktadır.
Filtreler juguler veya femoral yolla renal venlerin altına
yerleştirilir. İVC’deki trombüsün suprarenal alana uzan-
dığı  durumda  hayat  kurtarmak  amacıyla  suprarenal
filtre yerleştirme yapılabilir.
Akut arteryel gastrointestinal
kanama
Akut arteryal gastrointestinal kanama (AGİK) üst
AGİK  (Treitz  ligamanının  proksimali)  ve  alt  AGİK
(Treitz ligamanının distali) olmak üzere ikiye ayrılır.
Üst AGİK    gastrik  veya  duodenal  ülserasyon,  he-
morajik gastrit, psödoanevrizma, anjiodisplazi, inflam-
matuar  hastalık  veya  iatrojenik  orijinli  olabilir.  Tanı
ve tedavi için sıklıkla endoskopi kullanılır. Diğer tanı
araçları Tc-99’a bağlanmış eritrosit sintigrafisi,  BT ve
anjiografidir.
Radyoizotop incelemeler dakikada 0.1 ml hızındaki
kanama odağını gösterebilir (anjiografi ise kanama hızı

175
Travmatik ve Travmatik Olmayan Acil Damar Hastalıklarında Görüntüleme ve Girişimsel Radyoloji
>  0.5  ml/dak).  Ancak  kanama  odağının  lokalizasyo-
nunda, kanama nedeninin belirlenmesinde, anatomik
detayın ve yapıların gösterilmesinde yetersizdir.
BT ve BT anjiografik tetkikte hasta açısından her-
hangi bir hazırlık gerekli değildir. Hastaya tetkik esna-
sında oral veya rektal kontrast madde verilmez. Tarama
Resim 24: a. Pulmoner arter DSA incelemesinde solana
pulmoner arteri tamamen tıkayan trombüs nedeniyle
solda perfüzyon izlenmiyor. b.Kateter ile trombus
içerisine verilen trombolitik ilaç sonrası kısmi
rekanalizasyon mevcut.
önce kontrastsız (aktif kanama varsa lümende kan hi-
perdens gözükecektir.) Daha sonra arteryal ve portal
fazda yapılır. Arteryal faz aktif kanama veya arterlerin
lümen açıklığı hakkında bilgi verecektir. Portal faz ise
varsa kontrast madde ekstravazasyonunu, venöz siste-
min  açık  olup  olmadığını  ve  tümör  varlığını  ortaya
koyar. AGİK’te direkt bulgu kontrast madde ekstava-
zasyonudur. Ekstravazasyon “kontrast madde göllen-
mesi” şeklindedir; çevresinde hematom görülebilir. Bir
diğer bulgu ekstravaze alandan “venöz drenaj” izlen-
mesidir. Bunun dışında anevrizmal dilatasyon, A-V fis-
tül,  aorto-enterik  fistül  görülebilir.  AGİK’in  indirekt
bulguları  ise  duvar  kalınlaşması,  variköz  yapılar,  di-
vertikülozis ve neoplastik boyanma olarak sayılabilir. 
Anjiografik olarak önce çölyak trunkus ve SMA in-
celenir; daha sonra sol gastrik arter, gastroduodenal ,
hepatik ve splenik arter kateterize edilir. Aorto-enterik
fistülden şüphe ediliyorsa aortografi çekime eklenme-
lidir. Gastrik veya duodenal orijinli kanamalarda em-
bolizasyon  yaygın  kollateral  ağ  nedeniyle  emniyetle
yapılabilir. Gastroduodenal arter veya dallarından kay-
naklanan kanamalarda hem ortak hepatik arter hem
de SMA’dan kan alınması nedeniyle kanamanın hem
proksimali hem de distali embolize edilmelidir. Benzer
şekilde karaciğerinde çi vasküler beslenmesi olması
nedeniyle  hepatik  arter  ve  dallarından  gelişen  kana-
malarda embolizasyon aynı şekilde gerçekleştirilmeli-
dir.
Alt AGİK divertikül, anjiodisplazi, tümör, inflam-
matuar barsak hastalığı, lösemik infiltrasyon veya iyat-
rojenik nedenlere sekonder gelişebilir 
(Resim 25 a,b).
Embolizasyon mümkün olduğu kadar kanama odağına
yakın olmalıdır; barsak nekrozunu önlemek için prok-
simal partikül embolizasyonundan kaçınılmalıdır. En-
dovasküler tedavi çoğu olguda barsak rezeksiyonunu
engelleyecek ilk başvurulacak tedavi yöntemidir.
Akut süperior mezenterik arter 
tıkanması
Süperior mezenterik arterin (SMA) akut trombo-
embolik  tıkanmasının  mortalitesi  sıklıkla  tanıda  ge-
çikme nedeniyle %80-90 arasında değişmektedir. Ta-
nıda  geçikme  nedenleri  arasında  intestinal  iskemiyi
gösterecek  biyomarkırların  olmaması,  non-spesifik
semptomlar sayılabilir.
Akut mezenterik iskemi düşünülen hastada ilk baş-
vurulacak tanı yöntemi BT Anjiografi olmalıdır.

176
Prof. Dr. Bülent Acunaş, Doç. Dr. Koray Güven
Akut  SMA  tıkanmasında  endovasküler  olarak
SMA’ya yerleştirilecek rehber (guiding) kateter ile as-
pirasyon embolektomisi ve/veya çok delikli kateter ile
tromboliz (rtPA 0.5-1 mg/saat) uygulanır. Her 12 saatte
bir veya hastanın klinik durumuna bağlı olarak anjio-
grafik kontrol yapılır. Proksimal stenoz veya oklüzyon
varlığında öncelikle damar stentlenir; daha sonra em-
bolektomi ve/veya tromboliz uygulanır.
Akut periferik arter tıkanması
Akut periferik arteryel tromboembolik tıkanmalar
sıklıkla alt ekstremitelerde görülen, vasküler cerrah ve
girişimsel  radyologların  sık  gördüğü  bir  problemdir.
Trombotik (mevcut lezyon üzerinde), embolik (kardiak,
aort anevrizması, santral damar kaynaklı) ve travmatik
(künt, penetran ve iatrojenik) orijinli olabilir
Evre  I  ve  evre  IIA’da  önce  anjiografi  daha  sonra
kontrendikasyon yoksa trombolitik tedavi ve/veya per-
kütan mekanik trombektomi 
(Resim 26 a,b); evre IIB
ve evre III’de acil cerrahi girişim uygulamak gerekir.
Günümüzde  trombolitik  ajan  olarakrekombinant
DNA tekniği ile üretilen doku plasminojen aktivatörü
(rtPA) ve ürokinaz kullanılmaktadır. rtPA ile ürokina-
zın  birbirlerine  güvenirlilik  ve  etkinlik  açısından  bir
üstünlüleri yoktur. Ürokinazda 240.000 Ü/saat infüzyon
dozuyla başlanır 2-4 saat devam edilir, anjiografik ve
klinik  cevap  alınırsa  infüzyon  dozu  120.000Ü/saat’e
düşürülür  ve  2  saat  devam  edilir;  gerekirse  60.000
Ü/saat 24-48 saate tamamlanır. rtPA’da 5-10mg bolusun
ardından 0.01-0.05 mg/kg/saat aralığında 12-24 saatlik
infüzyon uygulanır. Trombolitik uygulamaya başlarken
5000Ü heparin verilir ve saat başı 800-1000Ü heparin
ile devam edilir. ACT değeri 300sn civarında ve aPTT
60sn altında olacak şekilde heparin dozu ayarlanır.
Resim 25: a. Akut GIS kanama ile gelen olgunun BT ince-
lemesinde sol kadranda barsak duvarında nodüler mul-
tipl solid kitleler (GIST) izleniyor. b. SMA enjeksiyonunda
multipl hipervasküler nodüler kitleler izleniyor. Emboli-
zasyon  sonrası  kanama  durduruldu  ve  kitleler  cerrahi
olarak çıkartıldı.
Tablo 9: Klinik Sınıflama (American Society of Vascular Surgery) 
EVRE
Tanım
Sensorial Kayıp
Kas F Bozukluğu
A. Doppler
V. Doppler
I
Acil Tehdit Yok
-
-
+
+
IIA
Kurtarılabilir
Min. Parmaklar
-
+
+
IIB
Çok Acil
Yaygın
Hafif-orta
-
+
III
Doku Kaybı
Anestezi
Paralizi
-
-

Trombüsün özel kateterlerle aspirasyonu, parçalan-
ması  ve  aspire  edilmesi  temeline  dayanan  perkütan
mekanik  trombektomi  işlem  süresinin  azalmasına,
trombolitik dozunun düşürülmesine, trombolitiklerin
kontrendike olduğu durumlarda ve kronik dönem pıh-
tıların parçalanmasında etkindir. 
Akut venöz tıkanma
Alt ekstremitenin akut venöz tıkanması:
Eğer tedavi edilmezse akut alt ekstremite venöz tı-
kanması %60 oranında pulmoner emboliye neden ola-
bilir. Doğru tanı için klinik bulgular güvenilir değildir.
Diagnostik tanı yöntemleri arasında Doppler US, kont-
rast  venografisi,  BT  ve  MR  görüntüleme  sayılabilir.
Akut venöz tıkanma tanısı konduktan sonra uygun te-
daviye geçilir. Tedavinin amacı venöz akımı düzeltmek,
tekrar tıkanmayı önlemek, venöz kapak fonksiyonunu
korumak  ve  pulmoner  emboliyi  önlemektir 
(Resim
27).
Doppler US ile akut venöz tıkanma için tanı kriteri
direkt  kompresyonla  damarın  kompresse  olmaması,
lümen  içinde  trombus  görülmesi  ve  anormal  venöz
Doppler  sinyali  alınmasıdır.  Ancak    şişman  ve/veya
177
Travmatik ve Travmatik Olmayan Acil Damar Hastalıklarında Görüntüleme ve Girişimsel Radyoloji
Resim 26: a. Sağ
iliak arterde akut
trombüs ile
uyumlu bulgu
mevcut. b.
Trombolitik tedavi
sonrası
rekanalizasyon ve
lümene rezidüel
trombüslere ait
dolum defektleri
görülüyor
ayağı  ödemli  hastalarda  US’den  yeterli  sonuç  almak
teknik olarak zor olabilir. BT ve MR bu durumda kul-
lanılabilir.  BT  venografi  BT  pulmoner  anjiografinin
devamı olarakta yapılabilir.
Kontrendikasyonu olmayan semptomatik tıkanması
olan hastalarda kateter trombolizisi uygulanabilir. En
iyi  cevap  tromboz  öyküsü  olmayan  akut  semptomlu
hastalarda  alınmaktadır. Akut  venöz  tıkanmada  per-
kütan mekanik trombektomi cihazları önerilmemek-
tedir.
Akut Pelvik Ven ve İnferior Vena Kava 
Tıkanması:
Pelvik  venlerin  ve  inferior  vana  kavanın  akut  tı-
kanması sıklıkla femoropopliteal vendeki proçesin ya-
yılımı  şeklinde  olmaktadır.  İzole  akut  pelvik  ven  tı-
kanması postpartum dönemin komplikasyonu olarak
ortaya çıkabilir. Prostatik pleksus tutulumunda ve pel-
vik  inflammatuar  hastalıkta  internal  iliak  venlerinde
içinde olduğu pelvik venlerde tromboz gelişebilir. Tanı
için Doppler US, kontrast venografi, BT ve MR veno-
grafi kullanılabilir.
Endovasküler  tedavi  olarak  kateter  trombolizi  ve
mekanik trombektomi cihazları kullanılmaktadır. An-
cak  mekanik  trombektomi  cihazı  kullanırken  geçici
kava filtresi takılması önerilir.

Prof. Dr. Bülent Acunaş, Doç. Dr. Koray Güven
178
Akut Porto-Mezenterik Ven Tıkanması:
Akut porto-mezenterik ven tıkanma nedenleri ara-
sında  siroz,  portal  hipertansiyon,  neoplazm,  intraab-
dominal  inflammatuar  hastalık,  travma  ve  hiperkoa-
gülabilite  durumları  sayılabilir.  Lokalize  abdominal
ağrı, bulantı, kusma, melana, kanlı diare ve kollaps kli-
nik bulgulardır.Eğer zamanında tanı konamazsa, akut
mezenterik ven tıkanmasında mortalite %80’lere ula-
şabilir. 
Direkt batın grafisinde ince barsak anslarında ge-
nişleme,  hava-sıvı  seviyelenmesi  görülebilir;  barsak
duvarında  hava  görülmesi  infarktın  geliştiğinin  bir
bulgusudur. Tanıda altın standart kontrastlı BT ince-
lemedir. 
Standart tedavi antikoagülasyon ve peritoneal bul-
gular gelişirse acil barsak rezeksiyonudur. Barsak in-
farkt bulgusu olmayan hastalarda endovasküler tedavi
denenebilir. En sık yapılan uygulama SMA’ya yerleşti-
rilen  bir  kateterden  tromboliz  yapmaktır.  Trombus
portal konfluense doğru uzamışsa, transhepatik yoldan
yerleştirilecek bir kateterle tromboliz ve trombus as-
pirasyonu  yapılabilir;  ancak  korkulan  komplikasyon
giriş  yerinden  peritona  olabilecek  kanamadır.  TİPS
özellikle sirozlu olgularda basıncı düşürücü ve mezen-
terik akımı arttırıcı etkisi nedeniyle retrombozları ön-
leyebilir.
Üst Ekstremitenin Akut Venöz Tıkanması:
Üst ekstremitenin akut venöz tıkanması tanısı sık-
lıkla  geç  konur;  aksiller,  subklavian  ve  brakiosefalik
venlerdeki akut trombozlara bağlı olarak gelişir. Pul-
moner  emboli  riski  %5-10  arasında  değişmektedir.
Santral venöz kateterizasyon işlemlerin artması sonu-
cunda günümüzde daha sık görülmektedir. Primer tipi
Paget-Schroetter sendromu olarak bilinir. Bu sendrom
torasik giriş veya çıkış sendromuna sekonder veya şid-
detli efora sekonder gelişen akut venöz trombozlardır.
Bu  olgularda  trombolitik  uygulamadan  sonra  hasta
hala  semptomatik  ise  cerrahi  tedavi  önerilir.  Malign
darlıklarda  trombüs  komponenti  fazla  değilse  trom-
bolitik uygulamadan sadece stentleme yapılır.
Rüptüre abdominal aort anevrizması
Girişim yapılmazsa rüptüre abdominal aort anev-
rizmasında (rAAA) mortalite %85’in üzerindedir. Has-
taların yarısı evde veya yolda kaybedilmektedir. Acile
ulaştırılan hastaların yarısı da ameliyathaneye alınma-
dan ölmektedir. Ameliyata alınan hastalarında ancak
yarısı hastaneden canlı ayrılmaktadır.  Bu sayılar son
50 yılda çok az değişmiştir.
Abdominal aort anevrizmasında çap arttıkça rüptür
riski  de  artmaktadır;  7  cm’in  üzerinde  yıllık  rüptür
riski %20’nin üzerindedir. Anevrizmaya eşlik eden ret-
roperitoneal hematom rüptürde en sık görülen bulgu
olup, periaortik kanama perirenal, pararenal veya in-
traperitoneal yayılım gösterebilir. Tercih edilen görün-
tüleme yöntemi BT’dir.  
Anevrizmada  boyut  artışı,  trombüs-lümen  oranı,
duvar  kalsifikasyonunda  devamlılık  kaybı,  hiperdens
hilal işareti rüptür riskini belirleyen bulgulardır. Kont-
rastsız BT incelemede mural trombus içinde, periferik
yerleşimli, iyi sınırlı, hiperdens, hilal işareti duvar için-
deki akut hematomun işareti olup rüptür habercisidir
(impending rupture). Sınırlı rüptür hemodinamik ola-
rak  stabil  ancak  görüntülemede  sınırlı  kanama  veya
organize hematomun bulunmasıdır; aortun posterior
duvarı komşu yapılardan net olarak seçilemediği veya
vertebra korpusunun konturu ile yakın ilişkide olduğu
durumlarda sınırlı rüptür akla gelmelidir.
Giderek  artan  bir  sıklıkta  rAAA  endovasküler
(EVAR) yoldan tedavi edilmektedir. EVAR açık cerrahi
ilekarşılaştırıldığında  morbidite ve mortalite çok daha
düşüktür 
(Resim 28 a-d).
EVAR strateji ve teknikleri:
1. Tansiyon 50-70 mmHg arasında olmalıdır.
2. İşlem  tercihan  lokal  anestezi  ve  sedasyon  altında
yapılmalıdır.
3. Ağır dolaşım kollapsında supraçöliak aortik balon
uygulaması yapılabilir.
4. Hastanın  durumuna  göre  aorto-uniiliak  veya  bi-
furkasyon grei tercih edilebilir.
5. Abdominal  kompartman  sendromu  rAAA  için
EVAR uygulamasından sonra görülen morbidite ve
mortalitenin  temel  sebeplerinden  biridir.  Mesane
basıncını  monitorize  etmekle  bu  sendrom  erken
dönemde saptanabilir ve erken laparatomi morta-
liteyi azaltacaktır.
6. EVAR özellikle ağır dolaşım kollapsı ve hemodina-
mik  instabilitesi  olan  hastalarla  daha  önce  batın
operasyonu geçiren (hostile abdomen) yüksek riskli
hastalarda efektiir.

Resim  28:  a-d.  BTA’da  abdominal  aortada  infrarenal  yerleşimli  anevrizma  ve  retroperitoneal  bölgede  hematom
izleniyor. DSA’da renal arterler seviyesi belirlendikten sonra endovasküler stent-graft ile tedavi yapılmış.
Travmatik ve Travmatik Olmayan Acil Damar Hastalıklarında Görüntüleme ve Girişimsel Radyoloji
179

KAYNAKLAR:
1.
Chiu WC, Cushing BM, Rodriguez A et al. Abdominal injuries
without hemoperitoneum: a potential limitation of focused ab-
dominal  sonography  for  trauma  (FAST).  J  Trauma  1997;  42:
817-822
2.
Rao PM, Rhea JT, Novelline RA. CT diagnosis of acute abdo-
minal trauma. Semin Intervent Radiol 1997; 14: 111-124.
3.
Giraulo DL, Luk S, Palter M et al. Selective hepatic arterial em-
bolization of grade IV and V blunt hepatic injuries. J Trauma
1998; 45: 353-359.
4.
Ben  Menachem  Y,  Bahramipour  P.  Interventional  radiologic
damage control. Semin Intervent Radiol 1997; 14: 151-162.
5.
Federle MP, Courcoulas AP, Powell M, Ferris JV, Peitzman AB.
Blunt splenic injury in adults: clinical and CT criteria for ma-
nagement,  with  emphasis  on  active  extravasation.  Radiology
1998; 206: 137-142.
6.
Fisher RG, Ben-Menachem Y, Wigham C. Stab wounds of the
renal artery branches: angiographic diagnosisand treatment by
embolization. AJR 1989; 152: 1231-1235.
7.
Macura KJ, Szarf G, Fishman EK et al. Role of computed to-
mography and magnetic resonance imaging in assessment of
acute aortic syndromes. Semin US CT MRI 2003; 24: 232-254.
8.
Vilacosta I, San Roman JA. Acute aortic syndome. Heart 2001;
85: 365-368.
9.
White CS, Kuo D, Kelemen M et al. Chest pain evaluation in
the emergency department: Can MDCT provide a comprehen-
sive evaluation? AJR 2005; 185: 533-540.
10. Choi SH, Choi SJ, Kim JH et al. Useful CT findings for predicting
the progression of aortic intramural hematoma to overt aortic
dissection. J Comput Assist Tomogr 2001; 25: 295-299.
180
Prof. Dr. Bülent Acunaş, Doç. Dr. Koray Güven
11. Ganaha F, Miller DC, Sugimoto K et al. Prognosis of aortic in-
tramural hematoma with and without penetrating atheroscle-
rotic ulcer. A clinical and radiological analysis. Circulation 2002;
106: 342-348.
12. erasse E, Soulez G, Giroux MF et al. Stent-gra placement
forthe treatment of thoracic aortic diseases. Radiographics 2005;
25: 157-173.
13. Ohno Y, Higashino T, Takenaka D et al. MR angiography with
sensitivity encoding (SENSE) for suspected pulmonary embo-
lism. Comparison with MDCT and ventilation-perfusion scin-
tigraphy. AJR 2004; 183: 91-98.
14. Uflacker R. Interventional therapy for pulmonary embolism. J
Vasc Interv Radiol 2001; 12: 147-164.
15. Yoon W et al. Acute massive GI bleeding. Detection and locali-
zation with AP-MDCT. Radiology 2006; 239; 160-168.
16. Takahashi M, Murata K. CT diagnosis of acute mesenteric isc-
hemia from various causes. AJR 2009; 192: 408-413.
17. Walker TG. Acute limb ischemia. Tech Vasc Interv Radiol 2009;
12: 117-129.
18. Protack  C,  Bakken A,  Pattel  N  et  al.  Long-term  outcomes  of
catheter directed thrombolysis for lower extremity deep venous
thrombosis without prophylactic inferior vena cava fitler pla-
cement. J Vasc Surg 2007; 45: 992-997.
19. Kim HS, Patra A, Khan J et al. Transhepatic catheter-directed
thrombectomy and thrombolysis of acute superior mesenteric
venous thrombosis. J Vasc Interv Radiol 2005; 16: 1685-1691.
20. Veith FJ, Lachat M, Mayer D et al. Collected world and single
center experience with endovascular treatment of ruptured ab-
dominal aort aneurysms. Ann Surg 2009; 250: 618-824.
1   ...   23   24   25   26   27   28   29   30   31




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə