Elmи мяъмуяси


A2.8-İnsanın Bencil Bir Varlık Oluşu



Yüklə 3,55 Mb.
Pdf görüntüsü
səhifə25/37
tarix05.05.2017
ölçüsü3,55 Mb.
1   ...   21   22   23   24   25   26   27   28   ...   37

 

A2.8-İnsanın Bencil Bir Varlık Oluşu 

Bu konudaki ayetler, genelde insanın menfaatine düşkün bir yapıda 

yaratılmış olduğuna işaret eder ki, bu da insan için bir zaafiyettir. "İnsanlar-

dan kimi Allah'a bir kıyıdan ibadet eder. Kendisine bir iyilik dokunursa buna 

pek memnun olur ve eğer bir darlık isabet ederse, yüz üstü dönüverir. O, 

dünyada da, âhirette de ziyana uğramıştır.  İşte bu, apaçık ziyanın tâ 

kendisidir."

45

 Peygamberimiz (sav), bir hadisinde şöyle buyurmaktadır. 



"Doğunun ve batının hazineleri elinize düşünce ne yaparsınız, Allah'ın 

istediği bir topluluktan başka bir konuma düşersiniz. Çekişir, kıskanır, 

birbirinize sırt çevirir, nihayet kin ve öfkeyle birbirinize girip boyunlarınızı 

                                                 

41

 Necm, 53/23 



42

 Nisâ, 4/27 

43

 Rum, 30/29 



44

 Bakara, 2/145; En'am, 6/119; Muhammed, 47/14. 

45

 Hac, 22/11  



 İbrahim MEMİŞ 

302 


vurursunuz."

46

  İnsanlara bir rahmet (ferahlık ve genişlik) tattırdığımız 



zaman, onunla sevinirler; kendilerine ellerinin kazanıp öne sürdüğü bir 

kötülük dokununca, ümitsizliğe kapılırlar."

47

, “Zaten insan şahsiyetine 



(nefsine) hırs veya bencillik yerleşmiştir.”

48

, “Nefsinin cimriliğinden 



(bencilliğinden) kurtulanlar, felaha erenlerdir.”

49

, “(Ey Muhammed! 



Müşriklere) Deki: “Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız 

onları sarf etmekle tükenir korkusundan sıkı tutar ve kimseye bir şey 

vermezdiniz. “Hakikaten insan çok cimridir!’’

50

 Bu aşamadaki bir menfaat 



düşkünlüğü ve çıkarcılık çok boyutlu bir felâket olmakta; insandaki hırs 

bazına oturduğu için psikolojik, toplumu birbirine düşürdüğü için sosyolojik 

boyutlu bir zaaftır. 

 

A2.9-İnsanın Telaşlı ve Aceleci Yapıda Bir Varlık Oluşu  

Kur’an-ı Kerim insanın aceleci bir varlık oluşuna vurgu 

yaparken,“İnsanın tabiatında acelecilik vardır, o kadar ki sanki, insan hayır 

için dua ederken, ona hemen şer duasını da eklemektedir. ‘’Gerçekten insan 

pek acelecidir.

51

, “Hayır, siz hemen gelene gıpta ediyor, sonra geleni (ahiret) 



ise terk ediyorsunuz”

52

, “Ey insanlar! Allah’tan korkun ve yarın için ne 



yapıp gönderdiğinize bakın”

53

, "Bunlar, şu çabuk (geçen dünyay)ı seviyorlar 



da ötelerindeki ağır bir günü bırakıyorlar."

54

 İnsanın dünyaya ve onun geçici 



zevklerine olan düşkünlüğünün, insanı sabırdan ve gerçekleri kavrama 

duygusundan uzak tutacağı eyetlerde ifade edilmiştir. 



 

A2.10-İnsanın Ölümsüzlüğü İsteyen Bir Yapıda Oluşu 

"Orada sonsuza kadar kalırlar."

55

, "Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı (el, 



kaş ve göz işaretleriyle) eğlenmeyi ve ayıplamayı âdet edinen her kişinin vay 

                                                 

46

 İbn Mace, Sünen, Fiten, II. 1324-1325 



47

 Rûm, 30/36 

48

 Nisa, 4/128 



49

 Haşr, 59/9, Teğabun, 64/16 

50

 İsra, 17/100 



51

 İsra 17/11) 

52

 Kıyamet, 75/20–21) 



53

 Haşr, 59/18; ayrıca bknz. Bakara,2/110,223; Müzzemmil, 73/29 

54

 İnsan, 76/27 



55

 Teğâbûn, 64/9, Talâk, 65/11 



Kur’ân-i Kerim’de insan ve insan-tefekkür ilişkisi 

303 


haline! Ki o, malı  yığıp onu tekrar tekrar sayandır. O, malın hakikaten 

kendisine (dünyada) ebedi hayat verdiğini sanır."

56

, ‘’And olsun ki, onların 



hayata diğer insanlardan ve hatta Allah'a eş koşanlardan da daha düşkün 

olduklarım görürsün. Her biri ömrünün bin yıl olmasını ister..."

57

 gibi 


ayetlerde, sadece dünya sevgisinin inanmayan insanları hayata bağladığı 

ifade edilmektedir. Bu tip ahlaka sahip olan insanlar; müslümanların inanç 

ve değerleriyle alay etmeyi, sahip oldukları maddi imkanların kendilerini 

ebedi kılacağını zannedenlerdir. 



 

A2.11-İnsanın Korku ve Ümit Arasında Yaşayan Bir Varlık Oluşu 

"...Korkarak ve umarak Rab'lerine dua ederler ..."

58

, "...Eğer inanmış 



iseniz, onlardan korkmayın, benden korkun!"

59

, ‘’Ey Muhammed!) Sakın, 



Allah'ı zâlimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Şu kadar var ki Allah, 

onları gözlerin (korkudan) bakakalacağı bir güne erteliyor, (o gün onlar) 

başlarını dikerek koşarlar, bakışları kendilerine dönmez, kalplerinin içi 

bomboş hevâ kesilmiştir." 

60

 Kur'ân, ölüm korkusunun münafıklarda çok ileri 



bir boyutta olduğunu vurgulamaktadır. "...Üzerlerine savaş yazılınca 

içlerinden bir gurup insanlardan, Allah'tan korkar gibi, yahut daha fazla bir 

korku ile korkmaya başladılar da :'Rabbimizl Savaşı bize niçin yazdın! Bizi, 

yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?' dediler."

61

Ahiret aleminde 



insanlar için cennet ve cehennem vardır. İnsanoğlu, imtihan sahası olan bu 

dünyada cennet ümidiyle ve cehennem korkusuyla yaşamaktadır. 



 

A2.12-İnsanın Çoğu Kez Kuruntu ve Hayalle Yaşayan Bir Varlık 

Oluşu  

 

"Onlardan bir kısmı ümmîdirler (okumaları yazmaları yoktur) 



Kitab(Tevrat)i bilmezler, ancak bir takım emanî (hayal, meyal mefkure)leri 

bilirler."

62

,"(O  şeytan) ki, Allah ona lanet etti ve o da, 'Elbette senin 



                                                 

56

 Hümeze,104/1-3 



57

 Bakara, 2/96 

58

 Secde, 32/16 



59

 Âl-i İmrân, 31/175 

60

 İbrahim, 14/42-43. 



61

 Nisa, 4/77 

62

 Bakara, 2/78 



 İbrahim MEMİŞ 

304 


kullarından belirli bir pay alacağım' dedi. Onları mutlaka saptıracağım, 

mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım..."

63

 "Senden önce hiç bir resul ve 



nebi göndermemiştik ki o, temenni ettiği zaman şeytan onun temennisine bir 

düşünce atmamış olmasın. Fakat Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi 

ayetlerini sağlamlaştırır..."

64

 Gerçek ilimden habersiz, kuruntularına ve 



atalarının geçmişte yaşamış oldukları boş inaçların, insanı bu dünyada 

mutluluğa kavuşturmayacağı ifade edilirken, şeytanın onları esir alıp 

yaptıklarını süslü gösterdiği ifade edilmektedir. 

 

A2.13-İnsanın Nankör Bir Varlık Oluşu 

"(Resulüm!)Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giden 

sağırlara o daveti işittiremezsin"

65

 Bu ayet, insanoğlunun, Allah'ın 



nimetlerinin  şükrünü gereği gibi eda etmediğini ifade etmektedir. Hakikati 

görme konusunda basiretsiz davranan insanlar, yaşayan ama kalpleri ölü 

olan kimselerdir. 

"Eğer insana tarafımızdan bir rahmet tattırır da, sonra bunu ondan çekip 

alırsak, (herhalde o, rahmetimizden) tamamen ümit keser ve nankör olur ve 

eğer kendisine bir zarardan sonra ona (sıhhat ve zenginlik gibi) bir nimet 

tattırırsak, elbette, 'Kötülükler benden gitti.' der. Çünkü o şımarıktır,(insana 

karşı) böbürlenendir. Ancak (musibetlere) sabredip güzel iş yapanlar böyle 

değildir..."

66

, "İnsan hayır istemekten usanmaz fakat kendisine bir kötülük 



dokunursa hemen üzülür, ümitsiz olur. Andolsun ki, kendisine dokunan bir 

zarardan sonra biz ona bir rahmet tattırsak 'Bu benim hakkımdır. Kıyametin 

kopacağını sanmıyorum, Rabb'ıma götürülmüş olsam bile muhakkak O'nun 

yanında benim için daha güzel şeyler vardır.' der. Biz, o nankörlere, 

yaptıklarım mutlaka haber vereceğiz."

67

, "Denizde başınıza bir musibet 



geldiğinde, O'ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi 

kurtarıp karaya çıkardığında, yine eski halinize dönersiniz. Zaten insanoğlu 

nankördür."

68

 Bu ruh hali mü'minin ruh hali olamayacağı gerekçesiyle de 



                                                 

63

 Nisâ, 4/118-119 



64

 Hac, 22/52 

65

 Rum, 30/52 



66

 Hüd, 11/9-11 

67

 Fussilet, 41/49-50 



68

 İsrâ, 17/67 



Kur’ân-i Kerim’de insan ve insan-tefekkür ilişkisi 

305 


mü'minler bu tür davranıştan istisna edilmişlerdir. Zaten Kur'ân, bu sıfatın 

sarahaten kâfir sıfatı olduğunu ifade etmektedir. 



 

A2.14-İnsanın Kızgın ve Öfkeli BirYapısının Olması 

"Onlardan biri kız ile müjdelendiği zaman, öfkelenmiş olarak yüzü 

kapkara kesilir."

69

 "Âyetlerimiz, açık açık kendilerine okunduğunda, 



kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi 

okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar..."

70

 "Rabbınızın bağışına ve 



takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan 

cennete koşun! O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için 

harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel 

davranışta bulunanları sever."

71

 İnsanlarda bu türlü özelliklerin olması, aciz 



ve zayıf bir varlık olmasının bir sonucudur ki kızmak ve öfkelenmek yoluyla 

insan kendini ifade edebilmektedir. 



 

A2.15-İnsanın Nefsine ve Arzularına Uyma Özelliği 

Kur'ân'da, nefsin isteklerinden kurtuluşun, ancak Rabb'in rahmeti ve özel 

bir lutfu ile mümkün olabileceği vurgulanmaktadır. 

"Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis dâima kötülüğü 

emredicidir. Meğer ki Rabbimin esirgediği bir nefis ola..."

72

, "...Nefis 



kötülüğü çokça emredendir"

73

 Kur'ân, bu boyuttaki nefse karşı başarı elde 



edeni cennetle müjdelemektedir." Kim Rabbinin divânında durup hesap 

vermekten korkmuş ve nefsini kötü heveslerden menetmişse, onun barınağı 

da cennettir."

74

  İkinci boyuttaki nefis şehvetlere karşı direndiğinden, buna 



‘’Nefsi Levvame’’ denilir. "Kendini kınayan nefse yemin ederim."

75

, ‘’Nefse 



ve onu düzenleyip biçimlendirene. Sonra da ona fenalıklarını ve (bunlardan) 

sakınmasını ilham edene yemin olsun."

76

, "Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı 



                                                 

69

 Nahl, 16/58; Zuhruf, 43/18 



70

 Hac, 22/72 

71

 Âl-i İmrân, 3/133-I34; Şüra, 42/36-37,40. 



72

 Yusuf, 12/53 

73

 Yûsuf, 12/53 



74

 Nâziât, 79/40-41 

75

 Kıyâmet, 75/2 



76

 Şems, 91/7-8 



 İbrahim MEMİŞ 

306 


zikir ile tatmin olur."

77

  İnsanda var olan nefis ve onun insanı yönlendiren 



kötü vesveseleri insanı hem psikolojik hem de biyolojik olarak kötü 

etkilemektedir. Ama nefsini terbiye edip, Allah’ı zikre koşan insan, hem iç 

hem de dış dünyasında mutluluğu yakalayacak ve Allah’ın sevdiği bir varlık 

olup iki hayatı da kazanan olacaktır. 



 

A2.16-İnsanın Unutkan Bir Yapıda Olması 

"Her insanın amelini boynuna dolarız.  İnsan için kıyamet gününde, 

açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Kitabını oku! Bugün sana 

hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter."

78

, "Sana Kur'ân'ı okutacağız, 



Allah'ın dilemesi hariç sen onu unutmayacaksın..."

79

 ayeti de Allah kaynaklı 

normal unutkanlığı göstermektedir. ’’İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca 

balıklarını unuttular... O da, gördün mü, o kayaya sığındığımız vakit doğrusu 

ben balığı unutmuştum, onu hatırlamamı bana ancak şeytan unuttur-

du.dedi."

80

 âyeti de şeytan kaynaklı normal unutkanlığı göstermektedir. 



 "...Unuttuğun zaman Rabbini an ve de ki:Umulur ki Rabbim beni 

bundan daha yakın doğruya eriştirir."

81

 Kendi yaradılışını unutarak bize karşı 



misal vermeye kalkışıyor..."

82

"...Ey Rabbimiz! unutursak veya hataya 



düşersek bizi hesaba çekme."

83

 Normal türden olan bu unutkanlığa karşı 



Allah'ı anmak tavsiye edilmektedir ki, insan zikir ve dua ile Allahtan bu 

konuda yardım istemelidir. 



 

A2.17-İnsanın Dünyaya Karşı Aşırı Bir Sevgisinin Bulunması 

Allah-ü Teala, âhiret yurdunu kazanmanın tamamen dünya nimetleri ile 

olduğunu ifade etmektedir." Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda 

harcayarak) âhiret yurdunu gözet; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah 

sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et..." 

84

 



                                                 

77

 Ra'd, l3/28 



78

 İsrâ, 17/13-14 

79

 A'lâ, 87/6-7; Kehf, 18/73, 



80

 Kehf, 18/61-63  

81

 Kehf, 18/24 



82

 Yasin, 36/78 

83

 Bakara, 2/286 



84

 Kasas, 28/77 



Kur’ân-i Kerim’de insan ve insan-tefekkür ilişkisi 

307 


 "Kâfir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı..."

85

, "Onlar, âhirete 



karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir."

86

, "Bu dünyâ hayatı sadece 



bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Âhiret yurduna gelince, işte asıl hayat 

odur. Keşke bilmiş olsalardı."

87

, "Bunlar dünya hayatının ni'metleridir. 



Nihayet varılacak güzel yer, Allah'ın huzurudur."

88

, "Kaynaşmanız için size 



kendi(cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de 

onun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için 

ibretler vardır." 

89

  Bu ayette eşler arası duygular, ruhî dinginliğin temeli 

olarak gösterilmiştir: Kadınlardan, oğullardan, kantarca yığılmış altın ve 

gümüşten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı 

düşkünlük, insanlara süslü (cazip) gösterildi..."

90

 Onlar (Müşrikler) O'nu 



bırakıp yalnızca bir takım dişilere tapıyorlar..."

91

 Bazı toplumların kadınlara 



aşırı sevgi beslemeleri ve Allah’ı unutmaları hatta onları hayatlarında 

ulaşılabilecek tek hedef olarak görmeleri eleştirilmektedir. 

 

A2.18-İnsanın Şüpheci Olma Özelliği  

"Tâğut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjde var. 

Müjdele kullarımı! Onlar ki, sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar, işte onlar 

Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve sağduyu 

sahipleridir."

92

, ‘’Biz cehennem işlerine bakmakla ancak melekleri 



görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkarcılar için sadece imtihan 

(vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye 

inansın, iman edenlerin imanını artırsın; hem kendilerine kitap verilenler 

hem mü'minler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve 

kâfirler de 'Allah bu misâlle ne demek istemiştir ki?' desinler. İşte Allah 

böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir..."

93

 

                                                 



85

 Bakara, 2/212 

86

 Bakara, 2/86 



87

 Ankebut, 29/64 

88

Âl-i-İmrân, 3/l4  



89

 Rûm, 30/21 

90

 Âl-i İmrân, 3/14 



91

 Nisa, 4/117 

92

 Zümer, 39/17-18 



93

 Müddessir, 74/31 



 İbrahim MEMİŞ 

308 


"Ancak Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, 

kuşkular içinde bocalayan (savaştan geri kalmak için) senden izin isterler."

94

 

Kur'ân, en fazla şüphenin münafıklarda meydana geldiğini belirtir. 

 

A2.19-İnsanın Ümitsizlik Taşıyan Bir Yapısının Olması  

Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan 

başka (günâhları) dilediği kimseler için bağışlar..."

95

 "İnsana tarafımızdan bir 



rahmet tattırıp da sonra bunu kendisinden çekip alıversek o, ümidini kesen 

bir adam, bir nankör olur."

96

, "(Yakub) Ey oğullarım! Gidin de Yusuf'u ve 



kardeşini iyice araştırınız, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfir 

topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."

97

  İnsanın, 



dünyevi işlerde ümitsizliğe düşmesi, onun bir özelliğidir, fakat Allah 

rahmetinden ümit kesmemesini ve tövbe imkanının her zaman mümkün 

olduğunu bildirmektedir. 

 

A2.20-İnsanın İnatçı, Çok Yemin Eden Yapısı 

Kur'ân, bu olaya işaret ederek, Velid İbn Muğîre'nin inad eseri iman 

etmeyişini vurgulamaktadır: "Tek olarak yaratıp, kendisine geniş servet ve 

gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için (nimetleri) ayaklar altına 

serdiğim kimseyi bana bırak. Üstelik o (nimetlerimi) daha da artırmamı 

umuyor. Asla (ummasın)'. Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine 

inatçıdır. Ben onu sarp yokuşa sardıracağım. Zira o, düşündü taşındı, ölçtü 

biçti. Canı çıkası, tekrar (ölçtü biçti) nasıl ölçtü biçtiyse.' Sonra baktı. Sonra 

kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda, kibrini yenemeyip sırt çevirdi de,' 

Bu (Kur'ân), dedi, olsa olsa sihirbazlardan öğrenilip nakledilen bir sihirdir. 

Bu insan sözünden başka bir şey değil."

98

  İnsanoğlu Allah tarafından 



yaratılıp nimetlerle donatılmıştır. Ama ilahi vahye karşı gerek dünyevi 

makamından ve gerekse kibrinden dolayı ilgisiz kalan kul, kendini tatmin 

etmek ve haklı  çıkabilmek için gereksiz çabalara girer ki yemin, öfke ve 

kızgınlık bunun bir sonucudur.  

                                                 

94

 Tevbe, 9/45 



95

 Nisa, 4/48 

96

 Hûd, 11/9 



97

 Yusuf, 12/87 

98

 Müddessir, 74/11-25 



Kur’ân-i Kerim’de insan ve insan-tefekkür ilişkisi 

309 


 

A2.21-İnsanın Dengeyi Bozucu ve Sınırları Zorlayıcı Özelliği  

Her yanlış hareket, dengenin bozulmasına yol açtığı için, Allah’ı 

hatırlama bu denge alanı içerisinde gerçekleştirilmelidir. Kur’ân, bu 

dengenin bozulmasını “Allah’ın koyduğu sınırları  aşma” olarak tarif 

etmiştir.” Bunlar Allah’ın (yasak) sınırlarıdır. Bunlara yaklaşmayın.”

99

, “İşte 



bunlar, Allah’ın sınırlarıdır”

100


, “...İşte bunlar Allah’ın sınırlarını koruyan 

insanlardır”

101

, “Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır”



102

, “Kim Allah’ın sınırlarını 

aşarsa kendine yazık etmiş olur.”

103


 “De ki: Size davranışları bakımından en 

çok ziyana uğrayacak olanları, dünyâ hayatında bütün çabaları boşa gitmiş 

olan kendileri de iyi iş yaptıklarını sanan kimseleri söyleyeyim mi? İşte onlar 

Rablerinin ayetlerini ve (yaptıklarından dolayı) ona hesap vereceklerini inkar 

eden ve bu yüzden amelleri boşa çıkan kimselerdir. Kıyamet günü onların 

hiçbir değeri olmaz.

104

 “Onlara, (kötü davranışlarınızla) yeryüzünde 



bozgunculuk yapmayın” dendiği zaman, “biz sadece düzelticileriz derler. İyi 

bilin ki, onlar ortalığı bozanlardır, fakat bunu bilmezler.’’

105

 Hakikati anlama 



konusunda çaresiz kalanlar bu dünyada yaptıklarının farkında olmayan 

insanlardır. Onlar, yapmış oldukları maddi ve manevi yıkımlarla, insanlığı 

felakete sürükleyebilirler lakin yaptıklarından gafildirler.  

A2.22-İnsanın Kendi Kendini Aldatması 

Bu konuda Müslümanlara hitaben Kur’ân der ki: “Bu ne sizin kişisel 

arzularınız, ne kuruntularınız, ne de Ehl-i Kitab’ın isteklerine göre (karar 

verilecek) bir meseledir. Kötülük yapan cezasını çeker ve kendisi Allah’tan 

başka ne bir dost, ne de yardımcı bulamaz.”

106


  İnsanın kendini aldatması 

böyle derinliğine incelenince, kendi gerçek mahiyetine denmesi, Allah’a 

karşı sorumluluk duyması ve iyi şeyler düşünüp iyi sonuçlar doğuran 

davranışlar yapması için “uyarlanmasının ne kadar önemli olduğu anlaşılır. 

                                                 

99

 Bakara, 2/187 



100

 Bakara, 2/230; Nisa, 4/13 

101

 Tevbe, 9/112 



102

 Maide, 5/4 

103

 Talak, 65/1 



104

 Kehf, 18/103-105 

105

 Bakara, 2/11–12 



106

 Nisa, 4/123 



 İbrahim MEMİŞ 

310 


Çünkü, insanın geleceği ve Allah’ın insana çizdiği gâye, ancak buna 

bağlıdır. Gaflet perdesi gerçekten çok kalındır ve birçok katları vardır. Bu 

yüzden iş  işten geçmeden “insanın gözünden perdeyi alıp görüşünü 

keskinleştirmesi”

107

 çok önemlidir. Bu konuda Kur’ân’ın uyarıları çok 



şiddetli ve ürperticidir.  

 

A.2- Kur’ân-ı Kerim’de Toplumsal Varlık Olarak İnsan 

Kuran-ı Kerim’in gâyelerinden birisi de yeryüzünde adil ve ahlâkî 

temellere dayanan , yaşanabilir bir toplumsal düzen kurmaktır. Kur’ân, 

Firavun veya Karun gibi şahısların ölümlerinden söz ederken aslında bir 

yaşama  şeklinin, bir toplumun ve bir medeniyet türünün kendi kendisini 

yıkmasından bahsetmektedir. Nerede olursa olsun, birden fazla insan varsa, 

Allah onların arasındaki ilişkiye doğrudan girer ve inkar edilmesi ancak 

kendilerini riske sokacak olan üçüncü bir boyut oluşturur. 

Kur’ân, servet kazanmaya elbette karşı değildir. Bilakis,“Allah’ın 

lütfu”Fazlullah” ve “hayır” olarak tanımladığı servet ve mal çokluğuna çok 

önem vermiştir. “Mal biriktirmek, kabirlerinizi ziyaret edinceye (ölene kadar 

olan süre) kadar sizi oyaladı. Hayır!Yakında (hakîkatı) bileceksiniz; yine 

hayır, pek yakında çok iyi öğreneceksiniz.

108


, “Sürekli mal yığıp sonra 

sayan, gıybet eden ve devamlı insanların hatasını bulmaya çalışan her fesat 

kişinin vay haline! Malının kendisini ebedi kılacağını zanneder. Hayır! 

Andolsun ki o şahıs hutameye atılacaktır. Hutamenin ne olduğunu bilir 

misiniz. (bu duygusuz, cimri insanların) kalbine işleyen Allah’ın 

tutuşturduğu bir ateştir.”

109

 

“Namaz kıldıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan 



kısmetinizi arayın.”

110


, “Musa kavmine demişti ki, “Ey kavmim! Allah’ın 

size olan nimetini hatırlayın. Zira O, aranızda peygamberler var etti. Sizi 

krallar yaptı ve size dünyâda hiç kimseye vermediğini verdi.”

111


 

“Kadınlardan, oğullardan, tonlarca altın ve gümüşten, otlağa salınmış 

atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara 

                                                 

107

 Kaf, 50/22 



108 

Tekasür, 102/1-4 

109

 Hümeze, 104/1-7 



110

 Cuma, 62/10; Müzzemmil, 73/20 

111

 Maide, 5/20 



Kur’ân-i Kerim’de insan ve insan-tefekkür ilişkisi 

311 


süslü gösterildi. Bunlar sadece dünyânın adi parçalarıdır. Asıl varılacak 

güzel yer Allah’ın yanındadır.”

112

 Servetin kötüye kullanılması insanın daha 



yüksek değerlere yükselmesini engeller ve serveti, bu dünyânın adi bir 

parçası ve dünyâ hayatının bir hayali durumuna sokar 

Toplumu bir arada tutan bağdan Kur’ân, özellikle Medeni sürelerinde 

bahsedilmektedir. Bütün müslümanların “kardeş” oldukları ilan edilmiştir.

113

 

“Ey inananlar! Adaleti tam yerine getirerek Allah için şahitlik edin. Bu 



şahitlik kendinizin, anne ve babanızın, yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, 

şahitlik ettiğiniz zengin veya yoksul da olsalar adaletten ayrılmayın. Çünkü 

Allah, bütün bu durumların üstündedir.”

114


 Müslümanlar, “kurşunla 

sağlamlaştırılmış zaptedilmez bir yapı” gibi birbirlerine bağlıdır. Adil 

davranma ve doğru şahitlik yapma hususundaki ayet gayet açıktır. 

“Diri diri toprağa gömülen kız çocuklarına, -suçunuz neydi, hangi günah 

sebebiyle öldürüldünüz- diye sorulduğunda.”

115


 Kur’ân, müşrik Arapların kız 

çocuklarını öldürmelerini sahte tanrıların verdikleri yetkiyle meşru kılmaya 

çalıştıklarını açıkça belirtmektedir.

116


  Kız çocuklarının öldürülmesi Kur’ân 

tarafından yasaklanmıştır. Bazı araplar bu davranışlarını haklı göstermek için 

yoksulluk veya şeref meselesi gibi bahaneler uydurmaya çalışmışlardır. Ama 

Kur’ân bunları reddeder. 

 Kur’ân-ı Kerim, Allah’ın sünneti’’Sünnetullah’’ yâni değiştirilemeyen 

insanlık kanunu ve uygulamaları adı altında bir takım kurallar getirmiştir. 

“Ey Muhammed senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin durumlarına bir 

bak bizim kanunlarımızda bir değişiklik bulamazsın.”

117

, “Sizden önce 



geçenler için de Allah’ın uygulaması böyleydi. Allah’ın emri değiştirileme-

yecek şekilde saptanmıştır.”

118

, “Bu, Allah’ın önceden milletlere uyguladığı 



kanundur. Allah’ın kanununu değiştirmeye imkan bulamazsın.”

119


, “Bunlar 

yâni peygambere karşı  çıkanlar önceki milletlerin başına gelen belaları  mı 

                                                 

112 


Ali İmran, 3/14 

113


 Hucurat,49/10 

114


 Nisa, 4/135 

115


 Tekvir, 81/8-9 

116


 En’am, 6/137 

117


 İsra, 17/77 

118


 Ahzab, 33/38 

119


 Ahzab, 33/62 

 İbrahim MEMİŞ 

312 


bekliyorlar? Allah’ın kanununda bir değişme bir sapma bulamazsın.”

120


 İşte 

Kur’an’ın fertlere değil de milletler ve toplumlara indirdiği tarihi hüküm 

budur ki âhiret gününde asıl hesaba çekilecek olanlar bunlardır. Kur’ân 

insanların toplu olarak yaptıkları  işler hakkındaki son hükümden bahsettiği 

zamankinden daha açık ve düzenli bir şekilde konuşmaktadır. Bu ikinci 

durumda kişi, bir hata işlese bile Allah merhametlidir. 




Yüklə 3,55 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   21   22   23   24   25   26   27   28   ...   37




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə