Ergenlik sözcüğü günümüzde, bireyde gözlenebilen hızlı ve sürekli bir gelişim evresi olarak tanımlanmaktadır



Yüklə 68.69 Kb.
tarix22.04.2017
ölçüsü68.69 Kb.
ERGENLİK DÖNEMİ:

Ergenlik sözcüğü günümüzde, bireyde gözlenebilen hızlı ve sürekli bir gelişim evresi olarak tanımlanmaktadır.

Ergenliğin daha değişik tanımları da yapılmaktadır. Ergenlik bireyin çocuksu tutum ve davranışlarının yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı, cinsiyet yetilerinin kazanıldığı dönemdir.

Genel olarak 12-20 yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılır. Ortalama olarak kızlar erkeklere oranla iki yıl kadar önce olgunlaşmaları nedeniyle bu dönem ülkemizde kızlarda 10-12 yaşları arasında erkeklerde 12-14 yaşları arasında başlar. Ergenliğin sonuna doğru bu farkın kapandığı görülür. Sosyoekonomik koşullar, iklim ergenliğin başlangıcında etkili olmakta olgunlaşmanın geç ya da erken olmasına neden olmaktadır.

Ergenin Sosyalleşmesinde Okulun Önemi: Okulun temel işlevlerinin başında, kültür değerlerini genç kuşaklara aktarmanın yanı sıra onların içinde yaşadığı kültüre uyum göstermelerini sağlamak gerekir. Ergenlik dönemindeki duygusal gerginlik ve ilgilerin farklılaşması, bir yönden bireyin çalışma gücünü azaltıp dengesizliğe neden olurken, bir yandan da dikkatin belirli bir konu üzerinde yoğunlaşmasını engeller ve okulda başarısız kılabilir. Bu nedenle okuldaki öğretmenin işlevi ve sorumluluğu büyüktür. Öğretmen bu gerginliği azaltan, ergenlik dönemi ve sorunlarını bilen, ergenin özel sorunlarına eğilebilen bir birey olmalıdır. Ergen ana-baba etkisinden kurtulduğunda, anne-babasının yerine koyacağı bir modele gereksinim duyar.  İşte öğretmen çoğu kez bu görevi üstlenmek durumundadır. Okul faaliyetleri her öğrencinin katılabileceği bir biçimde düzenlenmeli öğrencilerin ilgi, beceri ve liderlik alanlarının saptanmasına ortam hazırlanmalıdır.

Okuldaki eğitim programı, ergenin özelliklerini dikkate alarak hazırlandığı, öğretim programı zenginleştirildiği ve grup tartışmalarına yer verildiği takdirde, bu uyum ve çaba olumlu yolda desteklenebilir.

Ergenlik Döneminde Antisosyal Davranış: Ülkemizde suçların yaklaşık yarısını, 25 yaşın altındaki çocuk ve ergenlerin işlemiş olması ve ileri yaşlarda suç işleyenlerin büyük bir bölümünün, çocuklu ve ergenlik dönemlerinde de suç işlemiş olmaları, sorunun önemini daha da artırmaktadır. İstatistiklerin çocuk suçlarının en çok 14 yaşında işlendiğini göstermesi, zorlu ergenlik dönemi ile suç arasında dinamik bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Ülkemizde işlenen suç türünün en çok “şahsa karşı” olduğu bunu “cinsel” suçlara, “maddi öğelere karşı” işlenen suç türlerinin izlediği belirlenmiştir.

Evden Kaçma: Evden kaçan gençlerin kendilerine göre tutarlı birçok nedeni vardır.: Alışılagelmiş yaşam biçimini değiştirmek, büyüyüp olgunlaşmak, geçici de olsa huzur bulmak ve kabul görmek, yeni bir yuva ve yaşam aramak bu nedenlerin başlıcalarıdır. Evden kaçma kişisel rahatsızlılar dışında, aile gerginliklerine de bir tepkidir. Aile sorunları değer çatışmaları, sosyal konularda çatışma, okul başarısızlığı, ana-baba tarafında ihmal ya da reddediliş gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır.

İşin ilginç yanı, evden kaçan gençlerin çoğu ana-babalarını sever ve sayarlar. Bu ayrılış düş kırıklığı sunucudur; ana-baba anlamamakta ya da beklentilerinde ve kurallarında son derece katı davranmaktadır. Onlara göre evleri birbirine anlayış göstermeyen, sorumluluk ve güven duymayan birbirleriyle hiçbir fiziksel ya da duygusal ilişkisi olmayan, iletişim kuramayan insanların yaşadıkları bir yerdir. Kısaca gençlerin evden kaçmalarına yabancılaşma duygusu, baskı ve gerginlik neden olmaktadır.

Araştırmalarda gençlerin evden kaçmalarına, dolayısıyla anti-sosyal davranışa ilk adımlarını atmalarına neden olan en büyük etken %59 oranında baba baskısı olduğu kanıtlanmıştır. Kısacası evden kaçmanın kökeninde, aile içinde psiko-sosyal etkileşim yetersizliği ve ergenlik döneminin özellikleri yer almaktadır.

Ergenlikte Bilişsel Gelişim: Bedensel ve cinsel değişimlerle birlikte ergenler zihinsel yeteneklerinde de değişim yaşarlar. Bilişsel gelişim ergenlerin yalnız kendilerini, ailelerini, arkadaşlarını ve öğretmenlerini değil, dünyalarını görme biçimi üzerinde uzun süreli etkiler taşır. Ergenlerin düşünme süreçleri değişir. Gittikçe artan biçimde geleceğe yönelik ve soyut düşüncelerle ilgili olurlar. İdealizm kazanır. Cinsellik, ahlak, din gibi konularla ilgili gerçekten kendilerine ait bir değerler takımı edinirler. 11-12 yaş dolaylarında başlayan mantıksal düşünmenin yetişkinler düzeyine ulaştığı bu döneme soyut işlemler dönemi denir.

Somut işlem döneminde olan bir çocuk gerçek sorunlarla uğraşmak zorunda olduğu halde (çünkü onun düşüncesi şimdiki zaman ile sınırlı) soyut işlem düşüncesine sahip olan ergen, yakın çevreyi varsayımsal bir geçmişe ya da geleceğe bağlayan olası sorunlarla uğraşır (geleceği hesaba katabilir). Somut işlem döneminde bir çocuk bilgi somut olarak verildiğinde (bilgi ile görsel ya da fiziksel bir ilişki kurabileceği ölçüde) bilgiyi sistemli ve mantıklı bir biçimde işleyebilir. Ergen ise olaylar olmadan sonuçlarını kestirme yeteneğini geliştirir. Zihninde birçok seçeneği gözden geçirip inceleyebilir, mantıksal sonuçlar çıkarabilir ve ister somut, ister soyut biçimde sunulsun, karmaşık sorunları sistemli bir biçimde çözebilirler.

Kısacası ergenler, geleceği varsayımlar doğrultusunda görme ve gerçek ya da olası sorunlara seçenek çözümler üretmelerine olanak veren yetenekler kazanırlar.

Ergenin geleceğe yönelik palanlar yapabilmesi, davranışlarını eleştirebilmesi, değerler sistemini olgunlaştırabilmesi ve kendini tanıyarak kabul edebilmesi soyut düşünme yeteneğinin kazanılmış olmasını gerektirir. O nedenle okullarımızda çocuğu ilgilendiren konular üzerinde soyut düşünme yeteneğinin sınırlarını genişletici tartışmalara yer vermek, onları ders dışı okumalara yöneltmek ve okunanları değerlendirmek vazgeçilmez etkinlikler olmalıdır.

Ergen Ne Hisseder, Nasıl Davranmak İster?

1- Ergenin genel olarak duygularında istikrarsızlık olduğu görülür. Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve bitkin olabilir. Duygular anlık olarak bile değişkenlik arz edebilir. Bu nedenle ebeveynin bunu kabul etmesi ve her defasında “Daha dün iyiydin, şimdi ne oldu?” türünde sorgulamalara ve baskıcı yaklaşımlara girmemesi gerekir.


2- Bu dönemde ergen duygularını çok dolu ve coşkulu yaşar. Gerek ses tonu ve vurgulamaları ve gerekse mimikleri önceki döneme göre duygularını daha fazla ifade ediyor niteliktedir.
3- Diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurar ve gerçekten zaman zaman uzaklaşır. Bu hayaller gelecek planlarını kapsayabileceği gibi genellikle karşı cinsle ilgili hayaller olabilmektedir.
4- Ergen zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilir. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorunu olduğu düşünülüp kaygılanılmamalıdır. Ergen kendisi ile baş başa kalıp yaşadıklarının muhasebesini yapma ihtiyacı hissedebilir.
5- Ergen kendini yorgun hissedebilir, buna bağlı olarak çalışmaya karşı isteksizdir. Vücut enerjisi âdeta büyümeye harcanıyor gibidir.
6- Ergen yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekinebilir ve kendini saklama ve bu değişimlerden çevreyi haberdar etmeme isteği içinde olabilir.
7- Yeni şeyler deneme merakı artmıştır.
8- Bu dönemde arkadaş çok önemli bir noktadadır. Bu nedenle arkadaş seçimi konusunda ergenin dikkatli olması ve ailenin hassas davranması gerekir.
9- Bu dönemde ergenin fark edilme ve takdir edilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını aile içinde gideremeyen ergen, farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını giderebilir.

Bana Neler Oluyor?

Ortalama olarak kız çocuklar erkeklere oranla yaklaşık iki yıl önce ergenlik dönemine girerler. Ergenlik dönemine girişte yaşanılan coğrafi bölgenin iklimi, genetik yapı ve bireysel farklılıklar gibi özellikler etkilidir. Bu nedenle, ergenlik dönemi için kesin bir başlangıç ve bitiş yaşı verilememektedir.

Ergenliğe geçiş olarak bilinen ön ergenlik dönemi aslında bireyin kendini arada kalmış hissettiği bir yaşam dilimidir. İçinde bulunduğu toplum, ebeveyn ve öğretmenlerin onu artık hem bir çocuk gibi görmeyi bıraktığı hem de yetişkin rolü ve işlevini tümüyle vermediği bu dönemde farkında olmadan bireyin arada kalmışlık duygusu pekiştirilebilmektedir.

Çocukluktan erişkinliğe geçiş olan ergenlik dönemi bireyde gözlenebilen sürekli ve süratli bir gelişimi ve değişimi kapsamaktadır. Bu gelişim ve değişimler; bedensel, psikolojik, sosyal ve bilişsel alanlarda gerçekleşmektedir.

Fiziksel Değişimler:


• Fiziksel değişimin hızlı ve fark edilir olması ergenin kendini kabullenmesi sürecinde iç huzursuzluğu yaşamasına neden olabilir.
• Bu dönemde fiziksel değişim içindeki ergenin en çok çelişkide kaldığı durum; bedenini kabul etmek ve reddetmek arasında kalmaktır.
• Yeni beden biçimi ile aşırı ilgilenir, kendisini inceler ve kusurlar arar.
• Giyime, saçlarına, süslenmeye düşkünlük gösterir. Zayıflık, şişmanlık, boyun uzun veya kısa oluşu sorun olmaya başlar. Bu dönemde vücudunu gizlemeye önem verebilir, hiç kimse tarafından değişen bedeninin görülmesini istemeyebilir. (Özellikle giyinirken odasına girilmesinden hoşlanmayabilir; bedenini bol kıyafetlerin altında saklamaya çalışabilir.)
• Bazen de ilgi çekmeye çalışmak ve kendisini bir gruba ait hissetmek adına saçlarını farklı kestirmek ve jöle sürmek gibi davranışlarda bulunabilir.

Psikolojik Ve Sosyal Değişimler:


• Ergen, anne-babadan kopabilmek ve farklı olduğunu ispatlamak için, hırçın, saygısız, acımasız, yıkıcı, düzensiz ve kurallara uymayan ya da aldırmaz, içe kapanık, şüpheci vb. davranışlar sergileyebilir.
• Yaşadığı gerginlik nedeniyle kavga ve dargınlıklara hazırdır. Kardeşiyle, arkadaşıyla, anne-babasıyla çekişme ve itişme halindedir.
• İlişkilerinde bağımsız, güçlü bireyler olduklarını sergilemeye çalışmalarına rağmen güç durumda ve çaresiz kaldıkları zaman ailelerinin desteğine ve ilgisine ihtiyaç duyabilirler.
• Yalnız kalma isteği vardır. Kendini toplumdan soyutlar, ev halkı ile yapılan etkinliklere katılmak istemez.
• Daha önceleri oynadığı oyunlardan bıkmıştır, oyunları çocukça bulur.
• Uzun süre bir yerde oturamaz, gergin ve huzursuzdur.
• Duygusal durumda iniş ve çıkışlar görülmektedir. Bazen hassas ve duyarlı bazen abartılmış özeleştiri göze çarpar.
• Çabuk heyecanlanır, öfkesini kontrol edemez.
• Hiçbir şeyden hoşnut olmaz, her söyleneni kendine yöneltilmiş bir eleştiri olarak algılar. Başkalarının kendisini anlamadığını düşünür, aile ve okul yaşamında kendi fikirlerine önem verilmesinden hoşlanır.
• Her şeyi herkesten daha iyi yapabileceklerine inanır ve buna uygun davranışlarda bulunur.
• Bu dönemde hemcinsleri ile arkadaşlık ilişkileri daha yaygındır. Arkadaşlarının düşünceleri ailenin isteklerinden daha önemlidir. Bunun sonucunda da aynı düşünce ve istekleri olan arkadaşların bir araya geldiği gruplara bağlanma dikkati çeker. Grubun liderliğini mutlak otorite olarak kabul eder ve grup kararlarına uygun davranışlarda bulunur.
• Hayal kurma ve hayallerindeki kişilerin yerine geçme isteği gözlenebilir.
• Hayranlık duyduğu ve örnek almaya çalıştığı sinema, tiyatro artistleri, pop müzik starlarını taklit etmeye çalışabilir. Odasını bu kişilerin afiş ve posterleri ile süslemek gibi davranışları vardır.
• Kendi için özel olan cinsel yaşamı ile ilgilidir. Bu konuda sürekli araştırma yapar.
• Kızlar için anne, erkekler için baba model olmaya başlar.

Ergenle İletişim: Ergenin davranışlarına rehberlik edecek değerleri kazanması ve sosyal yönden sorumluluklarını öğrenmesi konusunda yardıma ihtiyacı vardır. Normal şartlarda ergenin bu ihtiyacını karşılayan ve ergenin yaşamında etkili olan toplumsal kurum aile olmalıdır.

Aile ortamında gördüklerinin, olgunlaşmakta olan ergenin kişilik yapısını biçimlendirmede çok derin etkisi vardır. Anne-baba ile çocuk arasındaki belli başlı ilişkiler, ergenin bunu algılaması ve anlamlandırmasını etkiler. Anne-babayla çocuk arasındaki ilişkilerin ilk bakışta hayli uyumlu olduğu sanılırsa da gerçekte karmaşık ve çok yönlü niteliği unutulmamalıdır.

Ergenlik döneminde, ergen isyankar davranışının yanında anne-babanın desteğine ihtiyaç duyar. Bu düşünce ergenin iç çatışmalar yaşamasına neden olabilir.

Ergene karşı yetişkinin baskı ve yasaklara dayanan disiplin anlayışı, olumlu ve yapıcı olması gereken bu evreyi çatışmalarla dolu olumsuz bir döneme dönüştürebilir.

Ergenle İletişimde Aileyi Neler Bekler?

• İlişkide ilk temel nokta güvendir. Ergen, anne babasına güven duyduğu sürece sorunlarına onları da ortak eder ve çözümü kolaylaştırmış olur. Diyalogun çocukluk yıllarından bu yana kopuk oluşu, ergenin bu dönemde anne babasıyla zıtlaşmasına, kutuplaşmasına neden olabilir.
• Kurulacak ilişki ergenin haklarıyla sorumlulukları arasında denge kurabilecek nitelikte olmalıdır.
• Aile içinde ergene yönelen farklı tutumlar ergenin kararsızlık ve tutarsızlığını arttırabilir. Örneğin: "Sen daha çocuksun, daha bilemezsin!" diyen bir yetişkinin bir gün sonra "Artık kocaman adam oldun hala bilemiyorsun!" şeklindeki suçlaması ergeni dengesizliğe itebilir.
• İletişim kurmanın ana özelliklerini ebeveynden alıp daha sonra şekillendireceği için, ergenin model alacağı anne babaya ihtiyacı vardır.
• Ergen anne babanın veya arkadaşlarının ölçüleri içinde değil, kendi ölçüleri içinde değerlendirilmeyi ister. İletişimde sosyal kabul ve onay bekler. Davranışlarının temelinde, başkaları tarafından beğenilmek, kabul edilmek isteği ile şiddetli bir bağımsızlık arzusu ve yetişkinlere kendini bağımlı kılan bağlardan kurtularak, kendi kişiliğini kanıtlama gereksinimi bulunmaktadır. Ergenin özerkliği için sürdürdüğü savaşım sadece ailesine karşı değil, tüm otoriteye karşıdır.
• Ergen iletişimde anlaşıldığını bilmek ve var olan potansiyelini ortaya çıkarmak için desteklenmek ister. Bu nedenle, ergenin anlaşılabilmesinin yollarından birisi de aktif dinlenilmesidir.

ERGENLİK DÖNEMİ KONUSUNDA VELİLERE ÖNERİLER:

EBEVEYNLER NE DİYOR?
Aileler ergenlik dönemindeki çocukları için şunları düşünürler:
Anlayamıyorum, çok tutarsız.
Aileden koptu, bencil ve çıkarcı.
Saygısız, kaba, muhalefet, beğenmiyor.
Hırçın, öfkeli, sakar, süslü, alıngan.
Tehlikeli uygunsuz şeyleri deniyor.
Tembel, sorumsuz, pasaklı, dağınık.
Dikkat çekmek istiyor, utangaç, tutkulu.
Bazen meraklı bir çocuk, bazen bir koca adam…

ERGENLER NE DİYOR?


Ergenlik dönemindeki bireyler ise aileleri hakkında şunları düşünürler:
Beni dinlemiyorlar, saymıyorlar.
Ayrı oda istiyorum ve mekanıma karışmasınlar.
Özgürlük ve uygun harçlık istiyorum.   Arkadaşlarımla ve benle dalga geçmesinler.
Ne yapacağımı söylemesinler.
Bana çocuk muamelesi yapmasınlar.

Velilere verilebilecek öneriler şunlardır:


1.   Çocuğunuzla her konuda konuşun. Onun fikrini alın. Çünkü artık çocukluktan çıktıklarının farkındalar. Yaptıkları sırf muhalefet şeklindeki davranışlar, çevrelerine “benim de fikirlerim var, ben de büyüdüm, benim düşüncelerimi önemseyin” düşüncesinin bir yansımasıdır.
2.   Sportif etkinliklerini destekleyin. Genelde veliler, derslerin aksamasından endişe ettikleri için çocuklarının sporla ilgilenmesine karşı çıkarlar, ya da bunu kısıtlamaya çalışırlar. Ergenlik dönemi, vücudun her yönüyle en hızlı geliştiği dönemdir. Dolayısıyla, bu yaşlarda yapılan spor faaliyetleri hayatlarının daha sonraki dönemleri için çok önemlidir. Spor yaptıklarında hem fazla enerjilerini atarlar ve dolayısıyla zararlı bir takım davranışlarda bulunma eğiliminden uzaklaşmış olurlar, hem vücutları daha sağlıklı olur, hem de aynı sporlarla ilgilenen yaşıtlarıyla bir arada olarak iyi ve yararlı arkadaşlıklar kurabilirler.
3.   Kilo ve boy artışı üzerinde çok fazla durmayın. Ergenlik döneminde vücutta hızlı ve ani bir gelişme yaşandığı için, bireyler zaten bundan tedirgin oluyorlar. Boy veya kiloda birden artış olabiliyor. Veya yaşıtlarında yetişkinlik özellikleri belirirken kendisinde bu özellikler ortaya çıkmadığında sürekli bunu düşünüp bunalabiliyorlar. Ergenlik dönemi bir süreçtir. Kimi birey 10-12 yaşında bu döneme girer, kimi birey 17-18 yaşında bu döneme girer. Akranlarına göre yetişkinlik özelliklerini kazanmaya başlamamış bir çocuk, kilo ve boy artışı (ya da benzeri gelişimler) konusundan bahsedildiğinde rahatsızlık duyarlar.
4.   Sakarlıklarını doğal karşılayın. Bedende hızlı ve ani değişimler yaşandığı için, vücutlarını (özellikle de ellerini, kollarını) kontrol etmekte güçlük çekerler ve bu da çeşitli sakarlıklarla sonuçlanabilir. Sakarlıklarından dolayı onlara kızmayın, aşırı tepkiler göstermeyin. Çünkü bu sakarlıkları bilerek yapmazlar.
5.   Anneler ya da ablalar kız çocuklarını çeşitli özel konularda bilgilendirmeli, babalar ve ağabeyler de erkek çocuklarını çeşitli özel konularda bilgilendirmelidir. Bu durumların doğal olduğunu söylemenizde, en az bir defa bile olsa konuşmanızda fayda vardır. Onlarla bu konuları konuşmadığınızda, başka yollardan (mesela internet) öğrenmeye çalışacaklardır. İnternetteki her bilgi de güvenilir olmadığı için, zararlı şeyler öğrenebilirler.
6.   Baskıcı tutum sergilemeyin. Model olun. Çocuklar; ebeveynlerinin söylediklerinden çok, yaptıklarını dikkate alırlar.
7.   Çocuklarınızın yaş konum itibarı ile cinsel gelişimlerine başlamış durumdalar. Onların sorabileceği cinsellikleri ile ilgili konulara da hazırlıklı olunuz. Yalın ve dürüst bir şekilde makul olarak cevaplayınız. Korkup çekinebileceği bir ortam ya da sır ve gizlerle dolu bir hale girmesini engelleyiniz. Bu konudaki ılımlı ve destek verici yaklaşımınız, çocuğunuzun çevreden yalan yanlış bilgiler almasını engeller. Bu çağdaki çocukların beden ve ruhsal gelişimleri doğru bir orantıda olmayabilir. Beden gelişiminin bir anda hızlanması, ruhsal gelişiminin ise daha yavaş olması bazı hırçınlıklara ve asiliklere sebebiyet verebilir.
8.   Çocuklara karşı sabır, soğukkanlılık, anlayış, sebatlık ve sevgi ile yaklaşın, bu onların sizin ile olan ilişkilerinde daha yakın olmalarını sağlayacakladır. Yüksek sesle söylenen emir verici sözler, ağır eleştiriler ve azarlamalar asla fayda getirmeyeceği gibi çocuğunuzun sizden kopmasına ve uzaklaşmasına hatta birçok konuda yalana başvurmasına sebep olacaktır.

ERGENLİK DÖNEMİ KONUSUNDA VELİLERE ÖNERİLER:

EBEVEYNLER NE DİYOR?
Aileler ergenlik dönemindeki çocukları için şunları düşünürler:
   Anlayamıyorum, çok tutarsız.
        Aileden koptu, bencil ve çıkarcı.
   Saygısız, kaba, muhalefet, beğenmiyor.
   Hırçın, öfkeli, sakar, süslü, alıngan.
   Tehlikeli uygunsuz şeyleri deniyor.
   Tembel, sorumsuz, pasaklı, dağınık.
   Dikkat çekmek istiyor, utangaç, tutkulu.
   Bazen meraklı bir çocuk, bazen bir koca adam…

ERGENLER NE DİYOR?


Ergenlik dönemindeki bireyler ise aileleri hakkında şunları düşünürler:
   Beni dinlemiyorlar, saymıyorlar.
   Ayrı oda istiyorum ve mekanıma karışmasınlar.
   Özgürlük ve uygun harçlık istiyorum.   Arkadaşlarımla ve benle dalga geçmesinler.
   Ne yapacağımı söylemesinler.
   Bana çocuk muamelesi yapmasınlar.

Velilere verilebilecek öneriler şunlardır:


1.   Çocuğunuzla her konuda konuşun. Onun fikrini alın. Çünkü artık çocukluktan çıktıklarının farkındalar. Yaptıkları sırf muhalefet şeklindeki davranışlar, çevrelerine “benim de fikirlerim var, ben de büyüdüm, benim düşüncelerimi önemseyin” düşüncesinin bir yansımasıdır.
2.   Sportif etkinliklerini destekleyin. Genelde veliler, derslerin aksamasından endişe ettikleri için çocuklarının sporla ilgilenmesine karşı çıkarlar, ya da bunu kısıtlamaya çalışırlar. Ergenlik dönemi, vücudun her yönüyle en hızlı geliştiği dönemdir. Dolayısıyla, bu yaşlarda yapılan spor faaliyetleri hayatlarının daha sonraki dönemleri için çok önemlidir. Spor yaptıklarında hem fazla enerjilerini atarlar ve dolayısıyla zararlı bir takım davranışlarda bulunma eğiliminden uzaklaşmış olurlar, hem vücutları daha sağlıklı olur, hem de aynı sporlarla ilgilenen yaşıtlarıyla bir arada olarak iyi ve yararlı arkadaşlıklar kurabilirler.
3.   Kilo ve boy artışı üzerinde çok fazla durmayın. Ergenlik döneminde vücutta hızlı ve ani bir gelişme yaşandığı için, bireyler zaten bundan tedirgin oluyorlar. Boy veya kiloda birden artış olabiliyor. Veya yaşıtlarında yetişkinlik özellikleri belirirken kendisinde bu özellikler ortaya çıkmadığında sürekli bunu düşünüp bunalabiliyorlar. Ergenlik dönemi bir süreçtir. Kimi birey 10-12 yaşında bu döneme girer, kimi birey 17-18 yaşında bu döneme girer. Akranlarına göre yetişkinlik özelliklerini kazanmaya başlamamış bir çocuk, kilo ve boy artışı (ya da benzeri gelişimler) konusundan bahsedildiğinde rahatsızlık duyarlar.
4.   Sakarlıklarını doğal karşılayın. Bedende hızlı ve ani değişimler yaşandığı için, vücutlarını (özellikle de ellerini, kollarını) kontrol etmekte güçlük çekerler ve bu da çeşitli sakarlıklarla sonuçlanabilir. Sakarlıklarından dolayı onlara kızmayın, aşırı tepkiler göstermeyin. Çünkü bu sakarlıkları bilerek yapmazlar.
5.   Anneler ya da ablalar kız çocuklarını çeşitli özel konularda bilgilendirmeli, babalar ve ağabeyler de erkek çocuklarını çeşitli özel konularda bilgilendirmelidir. Bu durumların doğal olduğunu söylemenizde, en az bir defa bile olsa konuşmanızda fayda vardır. Onlarla bu konuları konuşmadığınızda, başka yollardan (mesela internet) öğrenmeye çalışacaklardır. İnternetteki her bilgi de güvenilir olmadığı için, zararlı şeyler öğrenebilirler.
6.   Baskıcı tutum sergilemeyin. Model olun. Çocuklar; ebeveynlerinin söylediklerinden çok, yaptıklarını dikkate alırlar.
7.   Çocuklarınızın yaş konum itibarı ile cinsel gelişimlerine başlamış durumdalar. Onların sorabileceği cinsellikleri ile ilgili konulara da hazırlıklı olunuz. Yalın ve dürüst bir şekilde makul olarak cevaplayınız. Korkup çekinebileceği bir ortam ya da sır ve gizlerle dolu bir hale girmesini engelleyiniz. Bu konudaki ılımlı ve destek verici yaklaşımınız, çocuğunuzun çevreden yalan yanlış bilgiler almasını engeller. Bu çağdaki çocukların beden ve ruhsal gelişimleri doğru bir orantıda olmayabilir. Beden gelişiminin bir anda hızlanması, ruhsal gelişiminin ise daha yavaş olması bazı hırçınlıklara ve asiliklere sebebiyet verebilir.
8.   Çocuklara karşı sabır, soğukkanlılık, anlayış, sebatlık ve sevgi ile yaklaşın, bu onların sizin ile olan ilişkilerinde daha yakın olmalarını sağlayacakladır. Yüksek sesle söylenen emir verici sözler, ağır eleştiriler ve azarlamalar asla fayda getirmeyeceği gibi çocuğunuzun sizden kopmasına ve uzaklaşmasına hatta birçok konuda yalana başvurmasına sebep olacaktır.

ERGENLİK DÖNEMİ VE ERGENLE DOĞRU İLETİŞİM İÇİN

VELİLERE ÖNERİLER

ERGENLİK:Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan, zaman sınırları kişiye göre değişebilen, genelde 10-20 yaş arasını kapsayan, hızlı

büyüme ve gelişmenin görüldüğü, fiziksel, sosyal, zihinsel ve psikolojik değişimlerin yaşandığı evredir.

 

BİREYİN HEM KENDİSİ İLE HEM DE ÇEVRESİ İLE

ÇATIŞMA YAŞADIĞI BİR DÖNEMDİR”.

 

A.Buluğ (Erinlik) veya Ön Ergenlik         B. Orta Ergenlik            C. Ergenliğin Sonları

    11-13 (12-14) yaş (kızlar)                            14-16 yaş (kızlar)        16/17-21 yaş

   13-15 yaş (erkekler)                                                     15-17 yaş (erkekler)

 BAŞARILMASI GEREKEN BAŞARI DÖNEMLERİ:

Cinsel rolünü kabullenme ve buna uygun davranış örüntüleri geliştirebilme, duygusal bağımsızlığını kazanma ve kendisiyle ilgili önemli kararları kendi başına verebilme, akran dünyası içinde kabul görme ve arkadaşlık, işbirliği, liderlik yeteneklerini geliştirebilme, çatışan değerlerini uzlaştırma ve kendi yaşına özgü bir yaşam felsefesi geliştirebilme, meslek seçimi için ön hazırlıkları yapma ve kendine en uygun olan mesleği seçebilme, öz kimliğine ulaşma ve kabullenme v.b.

 ERGENLİK DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ:Duygu,düşünce,davranış ve ilişkilerinde değişkendir.Anne, baba ve öğretmen gibi otorite-lere karşı çıkarlar ancak örnek modele ihtiyaç duyarlar. Otoriteye karşı gelmesi saygısızlık değil, varlığını ispat etme çabasıdır (bir birey olma çabası). Arkadaşları onun için önemlidir.Çünkü aynı sorunlarla karşı karşıyadırlar.Dağınıktır, unutkandır, beklenenden fazla tepki gösterirler, çok hassas ve kırılgandırlar, dünya görüşleri farklıdır ve çabuk değişir, hata yapma oranları yüksektir, risk altındadırlar.

ERGENLİK DÖNEMİNDE GELİŞİM:

*Fiziksel Gelişim            *Kimlik Gelişimi          *Duygusal Gelişim          *Sosyal Gelişim

 FİZİKSEL GELİŞİM:Gencin vücudundaki hızlı yapısal değişikliklerdir.Ses değişmesi, yüzdeki sivilcilerin artma-sı, ter bezlerinin çalışmasının artması, vücut kokusunun belirginleşmesi, cinsel gelişmeler vb.

 KİMLİK GELİŞİMİ:



  • Soyut işlemler-Ben      kimim?, *Zihinsel muhakeme, işbirliği mantığının gelişmesi ve kurulması, *Toplumun      gelenek ve göreneklerine, kurallarına karşı tutum değişikliği, *Sebep-sonuç      ilişkileri kurma, *Olayları kontrol edebileceğini düşünme, *Meslek seçimi

 DUYGUSAL VE SOSYAL GELİŞİM:

*Hızla değişen duygu durumu,*Daha önceki ilgi alanlarından farklı ilgi alanları, *Aile yerine arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçirme isteği, *Daha fazla bağımsızlık kazanma isteği, *Kimsenin kendini anlamadığını düşünme, *Gelecekle ilgili daha fazla düşünme

 DUYGUSAL GELİŞİM:

*Duygu yoğunluğunda artış, *Duygularda istikrarsızlık, *Aşık olma, *Mahcubiyet ve çekingenlik, *Aşırı hayal kurma, *Tedirgin ve huzursuz olma,*Yalnız kalma isteği, *Çalışmaya karşı isteksizlik *Çabuk heyecanlanma

 ERGEN TUTUMLARI:

*Az sorumluluk alma isteği *Daha fazla özgürlük *Otoriteye karşı gelme, *Söz dinlememe,

*Eleştirme, *Hata bulma, *En belirgin sorun: ANLAŞILAMAMAKtır.

 SOSYAL GELİŞİM:

*Aileden bağımsızlaşma, *Yeni ilişkiler kurma, *Bir gruba ait olma, *Bağımsızlık ve güven içinde olma çabası, * Özdeşim kuracağı uygun model ihtiyacı, *Yeni ilgi alanlarının oluşması, *Serbest zaman uğraşıları

ERGENLER NE İSTER?

Büyüyüp gelişmiş bir kişi olmak, İlerleyip olgunlaşmak ve değişmek, Bireysel bağımsızlık elde etmek,Başarmak ve güven kazanmak, Beğenilmek ve takdir edilmek, Çevresiyle olumlu bir sosyal ilişki kurmak,Geleceğini belirlemek,



KISACASI MUTLU OLMAK isterler.

 AMA ÇATIŞMA YAŞANIYOR, NEDEN?

Yetişkinler geleneklere ve eski yaşam anlayışına sımsıkı tutunurlar. Eski kuşaklar yeniliklere daha zor uyum gösteriyorlar. Çocuklarını kendilerinin uzantısı, bir kopyası olarak görürler. Bundan dolayı gençlerdeki farklılıkları kabul edemezler.Ergenin kendi kanatları ile uçma çabasını anlayamadıklarından ya da anlamak istemediklerinden;

ÇATIŞMA KAÇINILMAZ.

 ERGEN-AİLE İLİŞKİSİ:

Bağımsızlık duygusu ile hareket eden ergen aile büyükleri ile çatışır. Aile büyükleri ergenin büyüdüğünü fark etmez veya kabullenmezse çatışmalar başlayacaktır. Ergen zamanla aileden uzaklaşıp arkadaşlarına yaklaşacaktır. Arkadaşları onunla aynı sorunlara sahip kişilerdir. Ailelerini beğenmezler.

Aile içinde yapılan eleştirilere ani tepkiler verirler. Eleştiri kabul etmediği gibi kendisi sürekli ailesini eleştirir. Anne ve babanın düşüncelerini eskikafalılık olarak görür.Anne ve babanın  beğenileri ile alay ederler.



ERGEN-ARKADAŞ İLİŞKİSİ:

Ortak sorunlara sahip olduklarından arkadaşları ile daha yakındırlar. Başlangıçta kendi cinsleri ile olan yakınlık, sonradan karşı cinse yönelir. Arkadaşlarının kendisi hakkındaki düşünceleri çok önemlidir. Sık sık beraber olmak isterler.Her ergen, bir arkadaş grubuna ait olmak ister (Temel çaba, sosyal onay sosyal kabuldür.). Ailesi ile dengesiz ve olumsuz ilişkilere sahip olan ergenler arkadaş grupları ile çeteleşmeye kadar gidebilirler. Ergenler, evde anne ve baba tarafından anlaşılamayacaklarını düşündüklerinden arkadaşları ile daha çok paylaşım isterler. Anne ve babalarının kendileri ile konuşmadıklarından sık sık yakınırlar. Özgürlüğüne düşkündürler.



BEDENSEL DEĞİŞİMLER, DAVRANIŞLARA YANSIR:

Yalnızlık isteği, Çalışma isteksizliği, Ahenksizlikler, Can sıkıntısı, Huzursuzluk, Toplumsal zıtlık,Otoriteye karşı direnç, Karşı cinse yönelen zıtlık, Duygu çeşitliliğinin artması, Kendine güven, Aşırı çekingenlik, Gündüz rüyaları,hayaller.

ERGENLİK

Okyanusta 5-10 metrelik dalgalarda yüzmeye benzer.

Her gün omuzlarınızda 50 kilo yükle  dolaşmaya benzer.

Aynı anda 4-5 kişiyle dövüşmeye benzer.

Hangi limana gideceğini bilmeyen bir gemiye benzer.

 Sonuç olarak;

Ergenlik Dönemi; sorunların, çatışmaların olduğu çalkantılı bir dönemdir.Bu durumu gençte meydana gelen; bedensel, cinsel, duygusal, sosyal ve kişisel gelişimlerin yarattığı farklılıklara bağlamak mümkündür.

ERGENLE İLETİŞİM:

l       Ergenle sağlıklı bir iletişim kurabilmek; ergenlik dönemi özelliklerini çok iyi bilmeyi ve iletişimin inceliklerine hakim olmayı gerektirmektedir.

l       Ergenlik Döneminde Ebeveyn-Ergen İlişkisinde İletişimi Koparmamak Ön Koşuldur.

İLETİŞİM NEDİR?

İletişim kısaca, “bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma süreci” olarak tanımlanabilir. Bu tanıma dayanarak iki kişinin karşılıklı konuşmasını iletişim olarak kabul edebiliriz. Yani iletişim, katılanların bilgi, düşünce ve duygularını birbirlerine ilettikleri ve bu iletileri anlamaya yorumlamaya çalıştıkları bir süreçtir.

Anne babanın içine düştüğü en büyük yanlış, çocuğu ile farklı yaş dönemlerinde hep “aynı“ tarzda konuşmalarıdır.

Ergen ile iyi bir iletişim kurmak isteyen ebeveyn onunla nasıl konuşması gerektiğini ve onu nasıl dinlemesi gerektiğini bilmelidir.



İLETİŞİMDE ETKİN DİNLEMENİN ÖNEMİ:

l       Ergenin olumsuz duygularının kabulünü sağlar. Ergenin sahip olduğu olumsuz duygulardan dolayı rahatsız olmasını engeller.

l       Ergenin duygularını ifade etmesine yardımcı olur. Ergen yaşadığı duygusal karmaşa nedeniyle duygularını tanımlayıp, ifade etmekte zorlanır. Etkin dinleme yöntemi, ergenin anlaşıldığını hissettirdiği için duygularını açmasını sağlar.

l       Yetişkin ve ergen arasında sıcak bir ilişki kurulmasını sağlar. Anne ve babası tarafından dinlenen ve anlaşılan ergen kendini iyi hisseder ve onlara karşı olumlu duygular besler.

l       İletişim sisteminin temel öğelerinden biri olan DİNLEME insanların birbirleri ile karşılıklı iletişim ve etkileşimlerini devam ettirebilmeleri konuşmaya olduğu kadar dinlemeye de önem vermeleri ile mümkündür.

ETKİN DİNLEME:

l       Dinleyenin, anlatılanı yalnız duyduğunu değil aynı zamanda doğru olarak anladığını da gösterir.

l       Sorunların çözümlenmesini sağlar. Konuşmayı kolaylaştıran ve konuşanın çözüm bulmasını sağlayan etkili bir yöntemdir. Etkin dinleme ergene, problemine çözüm yolları bulmasında yardımcı olur. Tavsiyeler, mantık, emir v.b. mesajlar, çocuğa olan güvensizliği ifade ederken, etkin dinleme sayesinde daha sorumlu ve bağımsız birer birey olurlar.

l       Ergenlerin anne babaların düşüncelerine değer vermelerine yardımcı olur. Anne ve babası tarafından dinlenen ergen, onların mesajlarını da dikkate almaya başlar.

l       Ergenin bireysel farkındalık sağlamasına yardımcı olur. Ergenin kendisini daha iyi tanıyıp anlamasına yardımcı olur.

l       Ergenlik dönemine giren çocuğun ailesiyle olan ilişkisi gerek yapı gerekse nitelik bakımından değişiklikler gösterir. Bu dönemde çocuk anne ve babayı adeta terk ederek özgün bir birey olma yolundadır. Çocukluk dönemindeki gibi model alınan artık aile değil aile dışındaki nesne ve kişilerdir. Böylece ergenin ailesiyle olan ilişkisi gerek yapı gerekse nitelik bakımından değişiklikler gösterir.

l       Aileyle iletişim, ergenlik dönemindeki bir genç için her zamankinden daha önemlidir. Anne babası tarafından eleştirilmeden, yargılanmadan, sorgulanmadan dinlenen genç, karşılaştığı güçlükleri aşmakta zorlanmayacaktır.

 

NE YAPMALI?



ÇÖZÜM BASİT:

KOŞULSUZ SEVGİ-SAYGI

+

ETKİN DİNLEME

http://asumanguner.com/wp-content/uploads/2010/11/ergenlika%c3%a7maz%c4%b1.jpg

Ergenlik bir dönemdir. Genellikle fırtınalı, çatışmalı ve stresli bir dönem olarak yaşanır. Bu dönemde öncelikli konu değişimdir. Çocukluk ile ani kopma, hızlı bedensel değişim, hazırlıksız yakalanma, kendini oluşturma çabası, daha önce öğrenilenlerle toplumun yüklediği yeni beklentilerle başa çıkma gibi pekçok şeyi birarada içerdiğinden zor bir dönemdir.

Büyümek ergenliğe özgü değildir. Çocuklarda büyürler ancak çok fazla değişmezler. Bu dönemde ergen için en zor olan şey çocukluk döneminin bittiğinin kabullenilmesidir. Ergen, çocukluk döneminin bitişinin yasını tutar.

İnsan hayatında iki dönem vardır ki değişim çok hızlı yaşanır. Birincisi, ilk bebeklik (0-2 yaş) dönemidir. İkincisi ise ergenlik dönemidir. Her iki dönemdede değişim çok hızlı yaşanır.

Ergenin yaşadığı hızlı bedensel değişim süreksizlik üreterek, “konumsuzluk” yaratır. Bu da çatışmayı beraberinde getirerek stresi oluşturur. Aslında ergenlik dönemi bir (doğal) kriz dönemidir. Krizin oluşmasında en büyük etken hormonel bedensel değişimin ruhsal değişimden önce gelmesidir. Kısaca, fizyolojik değişim ve gelişim ruhsal olgunlaşma gerçekleşmeden oluştuğundan çatışma ve kriz bu dönemde sık yaşanır.

http://asumanguner.com/wp-content/uploads/2010/11/ergenlikaçmazı-220x300.jpgHer ergen ergenlik dönemini fırtınalı mı atlatır?

Eğer çocukluktan taşınan utanç, şüphe, suçluluk, aşağılık duyguları gibi olumsuz duygular varsa, ergenlik döneminde kriz büyür. Ancak çocukluktan taşınan güven, otonomi gibi pozitif duygular varsa, kriz yumuşar.

Her ergen stres yaşamaz. Bu noktada, aile tutumu, sosyal ilişkiler ve mizaç oldukça önemlidir. Eğer ergen “demokratik aile tutumu”na sahip bir aileye sahipse, sağlıklı sosyalleşme gerçekleştirebiliyorsa ve buna uygun bir mizaca sahip ise ergenlik dönemini daha az stresli geçireceği söylenebilir.

1.Erken Ergenlik Dönemi: 12-15 yaş dönemi…Biyolojik değişime uyum sağlama ve başetme dönemidir..

2. Orta Ergenlik Dönemi: 15-18 yaş dönemi…olgunlaşma ve öğrenmenin etkisi ile uyum becerilerinin arttırıldığı dönemdir. Bu dönemde en çok “ben kimim?” sorusu sorulur. Kimlik bunalımı olarak adlandırdığımız bu dönem ergen için oldukça zorlu bir dönemdir. Aileden ayrışarak farklılaşması, bir kimlik geliştirmesi, “biz”i öldürüp, bizin içinden “ben”i çıkartması gerekmektedir.

3. Geç Ergenlik Dönemi: 18-20 yaş dönemi…Gelişim, beceri ve özdeşimlerin harmanlandığı bir dönemdir.

Ergenlik dönemi genel olarak 12-20 yaş aralığı olarak ifade edilir. Ancak Unesco 15-25 yaş ve Birleşmiş Milletler 12-25 yaş olarak belirtmektedir. Ergenlik döneminin 25 yaşa uzamasının en temel sebepleri ise modern endüstri toplumu, teknoloji ve kontrolsüz nüfus artışıdır.

Ergenlik Hüznü:



Ergen ne çocuktur (bağımlı) ne de yetişkindir (bağımsız). Endişelenen ebeveynle, hızlı fizyolojik değişimle, otoritesini hissettiren öğretmenle, karşı cinsten etkilendiği kişiyle, bir gruba ait olma isteğiyle vb. durumların hepsiyle aynı anda başa çıkmak zorundadır. Ergenin bir yandan çocukluğunun yasını tutarken birden çok cephede savaşması oldukça hüzünlüdür. Sadece vücudu değil, hayatıda değişir.


Поделитесь с Вашими друзьями:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə