Somuncu Baba Bahçesinin Taze Çiçeği



Yüklə 32,28 Mb.
Pdf görüntüsü
tarix27.06.2017
ölçüsü32,28 Mb.

Aylık Somuncu Baba Çocuk Dergisi - EYLÜL 2014

“Somuncu Baba Bahçesinin Taze Çiçeği”

 

Hareketlerini dinî emirlere uygun olarak yapmaya çalış. 



 

Herhangi bir canlının sebepsiz yere incinmesine razı olma. 

 

Vatandaşlık ve komşuluk hukukunu yerine getirme gayreti içinde ol. 



 

Bütün insanlara ve yaratıklara karşı Allah (c.c) için hürmet et ve yaratılmışı, 

Yaratan'dan ötürü hoş gör. 

 

Dilini gıybetten ve gönlünü kötü düşüncelerden koru, kimsenin aleyhine söz 



söyleme, daima yapıcı bir zihniyete sahip ol. 

 

Yıkıcı ve kırıcı işlerden sözlerden sakın, memleketin ve milletin hayır ve faydasına 



olan hususlarda aklını, irade ve arzularını kullan, kötülüklerden vazgeç, ne kimseyi 

incit ve ne de kimseye incin.

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.)

Yıl:   8


Sayı: 93

(Bir Hadis)

“Allah’ım! Açlıktan sana sığınırım. Çünkü açlık, ne kötü bir 

arkadaştır. Hainlikten de sana sığınırım. Çünkü hainlik, ne 

kötü bir sırdaştır.” 

(Ebu Dâvûd, Vitr, 32) 

(Bir Ayet)

“Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. 

Bizi ateş azabından koru.” 

(3/Âl-i İmran, 147)

Somuncu Baba

Berfin

YAŞAR


Nagehan

EKMEKÇİOĞLU

Remzi Can

GÜNDOĞDU


Beyazıt

DOĞDAŞ


Nisa Nur

ÖZDEN


Yusuf Can

KAYMAZ


Beyza

DOĞDAŞ


Ömer

YILMAZ


Esra

KAYMAZ


Öykü Nesrin

ALTINDİŞÇİ

Zeynep Sümeyye

ÖZDEN


Zeynep Eylül

KİPÖZ


Arkadaşlar sizler de Çocuk Albümümüzde vesikalık fotoğraflarınızın yayınlanmasını istiyorsanız 

cocuk@somuncubaba.net adresimize gönderiniz.



İnsanoğlu yaratılmışların en şerefli-

si ve en üstünüdür.  Çünkü Allahu Teâlâ 

insana akıl ve irade vermiş ve bunun 

gereği olarak ona bir takım sorumluluk-

lar yüklemiştir. Bu sorumlulukları yerine 

getirebilmesi için de peygamber ve ki-

taplar göndermek suretiyle ona rehberlik 

etmiştir. Peygamberler, örnek ve önder 

insanlardır. Mü’minler peygamberleri ör-

nek edinirler ve kendileri de diğer insan-

lara örnek olurlar. Sevgili Peygamberimiz 

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bizim için 

en güzel örnektir. Yüce kitabımız Kur’an-ı 

Kerim’de Ahzab Suresi’nin 21. ayetinde 

şöyle buyrulmuştur:  

“Andolsun, Allah’ın 

Rasûlü’nden sizin için; Allah’a ve ahiret 

gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zik-

reden kimseler için güzel bir örnek vardır.”  

Örnek insan; ibadeti, ahlakı ve davra-

nışlarıyla dürüst ve örnek insan olmak du-

rumundadır. 

Biz her şeyden önce Allah’ın birliği-

ne, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Allah’ın 

kulu ve elçisi olduğuna, onun bildirdik-

lerinin hak olduğuna şüphesiz iman eder, 

sonra o imanın gereği olarak Allah’ın ve 

Rasûlü’nün emir ve yasaklarına uyar, ha-

ram ve günahlardan sakınırız. 

Örnek insan; Allah’ı ve peygamberini 

seven, hayatına Kur’an ve sünnete göre 

yön verip bu sayede onların sevgisini ka-

zanmaya çalışan insandır.

Örnek insan; Allah katında kurtulu-

şa erenlerden olabilmek için ibadetlerini 

yerine getiren, faydasız ve boş şeylerden 

yüz çeviren, zekâtını veren, namusunu 

koruyan, sözünde ve özünde doğru ve 

doğrulukta örnek olan insandır.

Örnek insan; Kur’an’ın ilk emrinin ‘Oku’ 

olduğunu bildiği için ilme değer veren, 

bilenlerle bilmeyenlerin Allah katında eşit 

olmayacağının bilincinde olan, bilgisiyle 

insanlığa hizmet etmeye gayret eden in-

sandır.

Örnek insan; Allah’ın verdiği nimetle-



re şükreden, bir günah işlediğinde derhal 

tevbe eden, bile bile günah ve hatada ıs-

rar etmeyen, insanlara iyiliği tavsiye edip 

onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan 

insandır.

Örnek insan; insan haklarına saygılı 

olan, bütün insanları Allah’ın kulu olarak 

gören, geçimli ve uyumlu, insanlara yol 

gösterici,  birleştirici, tefrika ve ayrılıklara 

pirim vermeyen uyanık insandır.

Sonuç olarak örnek insan; alçak gö-

nüllü, Müslümanlara merhametli, insanlar 

için hayırlı, her işinde Allah rızasını göze-

ten insandır.

Editör’den   Merhaba

Musa TEKTAŞ

cocuk@somuncubaba.net

Sevgili Arkadaşlar!



Somuncu Baba Çocuk Dergisi 

Eylül 2014 Yıl: 8  Sayı: 93

Basım Tarihi: Eylül 2014

Somuncu Baba Dergisi’nin Ücretsiz Ekidir.

 

İmtiyaz Sahibi ve



Genel Yayın Yönetmeni

Kemal DEMİR

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

M. Hulusi ERDEMİR

Yayın Editörü

Musa TEKTAŞ

Yayın Kurulu

Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK

Prof. Dr. Ali YILMAZ

Prof. Dr. Sebahat DENİZ

Prof. Dr. Bilal KEMİKLİ

Prof. Dr. Abdullah KAHRAMAN

Prof. Dr. Ali AKPINAR

Grafik Tasarım ve Uygulama

Zehra IŞIK

Yapım


www.grafiturk.com.tr

Dağıtım 


K.D.D

Baskı & Üretim

Salmat Basım Yayıncılık Ambalaj San. Ltd. Şti.

Sebze Bahçeleri Caddesi  Arpacıoğlu İşhanı

No: 95/1 İskitler/ANKARA

Tel: (0312) 341 10 24 • Faks: (0312) 341 30 50

 Basım-Yayım-Dağıtım-Pazarlama

VİSAN İktisadi İşletmesi

Zaviye Mah. Hacı Hulûsi Efendi Cad.

No: 71  (44700)  Darende / MALATYA

Tel:(422) 615 15 00 Faks:(422) 615 28 79

www.somuncubaba.net

 cocuk@somuncubaba.

net


Allah'ın Adını Anarak Başlamak  .................. 4

Sırrı ER


Güzel Davranışlar  ............................................. 6

Ali KARAÇAM

İyilik ve Kötülük   ................................................ 8

Hamidullah HALICI

Okul Zili Çalacak  ............................................... 10

Naciye BEYZA

Camgöz ve Japon Misafirler  ....................... 12 

Raziye SAĞLAM

Kaf Suresi  .............................................................. 14 

Ali BÜYÜKÇAPAR

Yalanın Zararları  ................................................ 16 

Musa TEKTAŞ

Şiir  ............................................................................ 18

Bunları Biliyor muydunuz?  .......................... 20

Nisa ERCİYES

Dokuz Taş  ............................................................ 21

Şebnem Güler KARACAN

Siz Bu İncelikleri Anlayamazsınız ............... 22

Mustafa AKGÜN

Emeğin O Kadar Çok ki ................................... 24

Erdal KARASU

Sancak Ali

 

 ............................................................................... 26



İsmail ÇOLAK

Balcan Makara Yapıyor  ................................... 28

Yaşar KOCA

Kitap Tanıtımı  ..................................................... 30

Yusuf HALICI

Güvercin Postası ve Bulmaca  ..................... 32

grafitürk

Desing Media

6

10

24



Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

2

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



3

Allah'ın 

Adını   Anarak  Başlamak

Sevgili çocuklar,

“Bismillâhirrahmânirrahîm” cüm-

lesine besmele denir. Besmele, 

“Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın 

adıyla” anlamına gelir. Bunun kı-

saltılmış şekli “Bismillâh”tır. Allah’ın 

adını anarak başlamak demektir.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in 

birçok yerinde, bizden kendisini 

anmamızı ve hatırlamamızı iste-

mektedir. Peygamberimize inen ilk 

ayette de, “Yaratan Rabbinin adı ile 

oku!” diye buyurmuştur. 

Biz, Müslüman olarak her işe 

başlarken Allah’ın adını anmalıyız. 

Bu çok güzel bir alışkanlıktır. Dilimi-

zi buna alıştırmamız gerekir.

Hepimiz, varlığımızı Allah’a borç-

luyuz. O’nun, bizim üzerimizde sa-

yamayacağımız kadar çok nimeti 

Sırrı ER

vardır. Biz de her fırsatta Yüce Rab-

bimize karşı olan görevlerimizi ye-

rine getirmeye çalışmalıyız.

Bir işe besmele çekerek başlar-

sak, Allah’a karşı ilk görevimizi yeri-

ne getirmiş oluruz. Bu hareketimiz 

Allah’ı çok memnun eder. Yardımını 

bizden esirgemez, daima bizi korur 

ve her işimizi kolaylaştırır.

Dilimizi bu güzel alışkanlığa ka-

zandıralım ve bir daha hiç bırakma-

yalım.

Gördüğümüz, duyduğumuz ve 



bildiğimiz bütün varlıkların yaratıcısı 

Allah’tır. Yarattıklarını koruyan, onla-

ra çeşitli rızıklar veren de O’dur. Hiç-

bir varlık sebepsiz yaratılmamıştır. 

Hepsinin yapması gereken görevleri 

ve sorumlulukları vardır. Hiçbiri ba-

şıboş ve sahipsiz değildir. Hepsinin 

sahibi de Allah’tır. Allah,  her şeyi ku-

sursuz bir şekilde yaratmış ve türlü 

güzelliklerle donatmıştır.

Allah, kendisine inanan ve gü-

venen kişilerin daima yardımcısıdır. 

İnananlar, yalnızca O’na güvenirler. 

İnananları çeşitli sıkıntılardan kur-

taran, koruyup gözeten O’dur.

Allah’a inanan ve güvenen in-

sanlar, gönül rahatlığı ile hayatları-

nı sürdürürler. Bilirler ki, kendilerini 

daima gören, gözeten ve koruyan 

yüce bir varlık, gücü sonsuz bir ya-

ratıcı vardır. Bu güven duygusu, on-

ları rahatlatmaya yeter.

Allah’ın varlığına inanmayan in-

sanlar, en küçük bir sıkıntı ve zor-

lukta bunalıma girerler. Karamsar 

olurlar, hayattan ümitlerini keserler.

Yüce Allah, bu konuda Kur’an-ı 

Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“... Allah’a gönülden bağlanıp, 

O’na karşı gelmekten sakınan kim-

seye Yüce Allah, (her işte) sıkıntı-

dan çekip kurtulacağı bir yol göste-

rir. Ve ona beklemediği yerden rızık 

verir. Çünkü kim Allah’a güvenip 

O’na gönülden bağlanırsa, Yüce Al-

lah ona yeterlidir...” (65/Talâk, 2-3)

Sevgili çocuklar,

Allah’a inanmak, insanı iyi ve 

faydalı davranışlar yapmaya gö-

türür. Allah’a inanan bir insan, her 

hareketinden ve sözünden hesa-

ba çekileceğini düşünür. Kendine 

ve başkalarına zarar verecek kötü 

davranışlardan uzak durur. Allah’ın 

emirlerini yerine getirmeye çalışır. 

Bu emirleri yerine getirdiği oran-

da huzura ve mutluluğa kavuşur. 

İnanç kuvveti ile birçok zorluğun 

altından kalkabilir. Aklını ve kalbini 

bilgi ve iman ile doldurarak, başa-

rılara ve zaferlere ulaşır. İyilikten ve 

doğruluktan hiçbir zaman ayrılmaz. 

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

4

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



5

Hasan Bey tam bir kitap aşığıydı ve 

evde büyükçe bir kütüphanesi vardı. Kü-

tüphanenin önünde, iki geniş koltuk bu-

lunuyordu. Hasan Bey ve Tarık, bu koltuk-

lara kurulmuş, zevkle kitap okuyorlardı.

Bu sırada, Nurdan elinde bir toz 

beziyle oraya geldi. Kütüphanenin raf-

larına cam deterjanı döktü ve rafların 

tozunu almaya başladı. Nurdan'ın elin-

deki ıslak bez, bazı kitapların ciltlerini 

ıslattı. Bu durum kitaplarına gözü gibi 

bakan Hasan Bey'in dikkatinden kaç-

madı. Hemen kızını uyardı. Sonra da 

Tarık'a döndü:

- Tarık, kütüphanemize çok iyi bak-

malıyız. Kitaplar gerçek birer hazine-

dir. Onları dikkatle okumalı, kapakları-

nı büküp kırmamalıyız. Üzerlerine not 

alacaksak veya bazı yerlerin altını çize-

ceksek bunu kurşun kalemle yapmalı-

yız. Ayrıca kitaplarımızı uzun yıllar sak-

lamak istiyorsak kütüphanemiz cam 

kapaklı olmalı. Bu, kitaplarımızı tozdan 

korur, dedi. 

Tarık, babasının kitaplara ne kadar 

değer verdiğini bir kez daha anladı.

Hasan Bey, Tarık'a kitaplar hakkında 

yeterince bilgi veremediğini düşün-

dü. Odasında ödevini yapmakta olan 

Tarık'a seslendi. Ödevini bitirince yanı-

na gelmesini söyledi.

Hasan Bey, Tarık için çocuk roman-

ları serisi almıştı. Romanlar güzel bir 

kutunun içindeydi. Tarık, hediyeyi gö-

rünce sevinçten havalara uçtu. Babası-

na sarıldı, teşekkür etti.

Hasan Bey, Tarık’ı yanına oturttu. Ki-

taplar hakkında anlatacakları vardı. Elin-

de, daha önce okuduğu bir kitap vardı. 

Kitabı göstererek anlatmaya başladı:

- Oğlum bak, kitap okurken önemli 

gördüğün cümlelerin altını kurşun ka-

lemle çizebilirsin. Böylece daha sonra 

o kitabı eline aldığında önemli yerle-

ri kolayca bulabilirsin. Kitabı sessiz bir 

yerde okumalısın. Böylece okuduğunu 

daha iyi anlayabilirsin. Ne tür kitaplar 

okuyacağın da çok önemli. Öğretmen-

lerinin ve ailenin sana tavsiye ettiği, ya-

şına uygun kitapları okumalısın.

Bu sırada Nurdan, babasının Tarık'a 

aldığı hediyeyi gördü. Kitaplara baktı, 

“Bunları ben de okuyacağım.” diyerek 

Tarık'a takıldı.

Ali KARAÇAM

GÜZEL DAVRANIŞLAR

Kitaplar Hazinedir

Kitap Okumak

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

6

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



7

İYİLİK VE KÖTÜLÜK

Derleyen: Hamidullah HALICI   /   Çizen: Hamit YÜKSEK

Yaşlı adam kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşan iki köpeği izliyor-

lardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı. Çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi 

önünde boğuşup duruyorlardı.

- İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli müca-

dele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.

Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı, diye düşündü ve her çocuğa has 

bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi: 

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulü-

beyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa 

da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine.

Yaşlı adam, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı. Onlar, dedi, benim için iki 

simgedir evlat. Neyin simgesi, diye sordu çocuk.

- Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?

Bilge adam, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:

- Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem o!

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

8

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



9

Sevgili çocuklar!

Okulların açılmasına sayılı günler 

kaldı. Bazılarınız ilk kez okullu olacak, 

bazılarınız ise uzunca bir tatilin ardın-

dan arkadaşlarına, okuluna ve öğret-

menlerine yeniden kavuşacak. Emi-

nim okulların açılmasına günler kala 

en çok minik öğrencilerimiz heye-

canlıdır. Günler öncesinden yapılan 

alışverişler, yepyeni kitaplar, defterler, 

boya kalemleri, çantalar, suluklar…

Okula yeni başlayacak öğrencileri-

miz için, okul ayrı bir anlam ifade et-

mektedir. Yeni bir çevre, farklı bir or-

tam, yeni arkadaşlıklar, yeni ilişkiler... .

Okul bizim ikinci yuvamızdır. 

Orada beraber yaşamayı, sevmeyi, 

saygıyı, dostluğu ve arkadaşlığı öğ-

reniriz. Ayrıca yeni bilgiler öğrenip; 

yaparak, yaşayarak hayata hazırla-

nırız. Bunların yanında; arkadaşla-

rımızla oyunlar oynayarak, şarkılar 

söyleyerek hoşça vakit geçirir, ortak 

sevinçler paylaşırız.

İnsanlığın huzur ve mutluluğu, 

dünyamızın güzelleşmesi, barış ve 

sevginin hâkim olması,  çocukların 

güven içinde olması, iyi yetişmele-

rine bağlıdır. Sağlıklı ve ideal bir eği-

tim–öğretim; başarılı bireyler, mutlu 

aileler, huzurlu toplum, aydınlık ya-

rınlar demektir. Barış içinde yaşamak, 

güzellikleri paylaşmak, zor durum-

da kalanlara yardımcı olmak, adil ve 

fedakâr olabilmek eğitimle olur. Aynı 

zamanda insanın hayatı tanıması, 

kendi ayakları üzerinde durabilmesi 

ve bir meslek sahibi olabilmesi için 

okul büyük önem taşıyor.

Bunun içindir ki; hangi yaşta 

olursa olsun her yeni eğitim-öğre-

tim dönemi başında sanki ilk defa 

okula başlıyormuş gibi heyecan ya-

şamalıyız. Alacağımız notların değil, 

öğrendiğimiz bilgilerin hayatımız 

boyunca işimize yarayacağını unut-

mamalıyız. Bu bakış açısıyla düşü-

nen öğrencinin başarılı olmaması 

mümkün değil. 

Ders kitaplarının yanında, millî-

manevî değerlerimizi, tarihimizi ve 

kültürümüzü, siyasal ve sosyal iliş-

kilerimizi, yaratılışı ve tabiat olayla-

rını v.b. anlatan kitapları da okumayı 

ihmal etmeyelim.  

Kitap okumanın dersleri anla-

maya ve sınav hazırlığına da katkısı 

vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını 

çok iyi değerlendirebilen öğrenciler 

diğer öğrencilere göre çok daha ba-

şarılı olurlar. Çünkü soruları yorum-

lama ve anlama kabiliyetleri gelişir. 

Kitap okuyan çocukların düşünce-

leri, diğer çocuklara göre çok daha 

zengin olur. İletişim ve etkileşim ka-

pasiteleri artar.

Sağlıklı, başarılı, mutlu ve huzurlu 

birer öğrenci olmanız dileklerimizle…

Okul  Zili  

Çalacak


Naciye BEYZA

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

10

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



11

Dün akşam, Selim'in Japonya'dan 

iki arkadaşı geldi.  Sami Nasaki ve 

Hasan Osaka. Ömer  "Selim Abi niye 

arkadaşlarının adları bizler gibi de 

soyadları bi acayip?" diye sorunca 

Selim gülümseyerek "Ömer'ciğim, 

arkadaşlarım geçen sene Müslüman 

oldular. Biliyorsun Müslüman olunca, 

isimler değiştirilip Müslüman isimleri 

kullanılır ama soyadın değişmesine 

gerek yoktur.” 

Hafize Teyze, misafirler gelene ka-

dar bir sürü yemek yaptı.  Türk mut-

fak kültürünü tanısınlar diye içli köf-

te, yaprak sarma, börek, mantı gibi 

birbirinden harika yemekler bunlar-

dan sadece birkaçıydı.  Bahçeye tam 

bir ziyafet sofrası hazırlandı. Tabi 

tüm bu hazırlıklar yapılırken, Zeliş'le 

Ömer de çok yardım etti. Selim o ka-

dar hazırlığı görünce Hafize Teyze’ye 

sarılıp; 

Raziye SAĞLAM

KEDİ CAMGÖZ’ÜN GÜNLÜĞÜ

Camgöz   ve  

Japon  Misafirler

- Halacığım! Ne gerek vardı bu ka-

dar yemeğe. Kim bilir ne kadar yorul-

dun, deyince Hafize Teyze;

- Eee oğlum dünyanın öbür ucun-

dan misafirlerimiz gelmiş. Türk mi-

safirperverliğini göstermemiz lazım, 

dedi.

Zeliş sofraya salata tabağını koyar-



ken; 

- Babaanne, misafirperver ne de-

mek, diye sordu.

- Bizim gibi misafiri çok seven ve 

onu en iyi şekilde ağırlayan insan de-

mektir yavrucuğum.

- Misafir ağırlamak çok mu önemli?

- Tabii ki önemli yavrum. Peygam-

ber Efendimiz (s.a.v.) de misafiri çok 

severdi. Hatta bu konuda çok sayıda 

hadis -i şerifi vardır. Bunlardan benim 

en çok hoşuma gideni de "Allah’a ve 

kıyamete inanan, misafirine ikram 

eylesin." dir. 

Ali bahçedeki ceviz ağacı ile çınar 

ağacının ortasına hamağı kurarken 

bize döndü ve

- Ben de en çok "Misafir rızkı ile gelir, 

ev halkının günahlarının affına sebep 

olur." hadisini severim. Ne güzel de-

ğil mi, hem rızkıyla geliyor hem de ev 

halkının günahlarının affedilmesine 

sebep oluyor. Her yönden kârlı bir iş.

Hafize Teyze ile Ali, bu konuda 

bildikleri başka hadisleri söylerken

biz de Uzun Kulak’la kendimizi ha-

mağa attık. Biz hamağa çıkınca, ço-

cuklar gelip hızla bizi sallamaya baş-

ladı. Sanki havada uçuyorduk. Uzun 

Kulak’ın uzun kıvırcık kulakları, biz 

sallandıkça yana doğru yelpaze gibi 

açılıp kapanıyordu. Hamakta neşe 

içinde sallanırken birden boşlukta 

uçtuğumuzu fark ettim. Kısa bir an 

yükseldik ve aynı hızla düşüp yere 

çakıldık. Canımız o kadar yanmıştı 

ki toparlanamıyorduk. "Kediler dört 

ayak üzerine düşer.” derler ya ben 

tepe üstü çakıldığım için çok canım 

yandı. Güçlükle gözümü açıp ayağa 

kalkmaya çalışırken, bir elin beni tu-

tup kaldırdığını hissettim. Gözlerimi 

açtığımda iki çekik göz gülümseye-

rek bana bakıyordu.  Şimdiye kadar 

bir Japon’u bu kadar yakından gör-

memiştim. Ne kadar sevimliydi. Sof-

raya otururlarken Ömer Zeliş'in kula-

ğına eğilip yavaşça "İkisi de birbirine 

ne kadar çok benziyor." deyince Se-

lim bir kahkaha atarak;

- Ömer'cim, biraz önce Sami de 

"Hepiniz birbirinize ne çok benziyor-

sunuz." demişti.

Neşe içinde yemek yenirken, Ja-

pon dostlarımızı İstanbul'da nerelere 

götürüleceğinin planları da yapıldı. 

Anlaşılıyor ki, önümüzde yine hare-

ketli günler var. Tabii gittiğimiz her 

yeri sizlerle de paylaşacağım.

Şimdilik hoşçakalın…

Sevgili çocuk dostlarım;

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

12

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



13

Sevgili çocuklar!

Kaf Suresi Kur’an-ı Kerim’in 50. 

suresi olup 45 ayettir ve Mekke 

döneminde indirilmiştir.

Sure, adını baş tarafında bu-

lunan alfabe harfinden almıştır. 

Düşüncelerimizin yazıya aktarıl-

masında bazı simgelerden yarar-

lanırız. Hayal olan konuları elle 

tutulur gözle görülür hale getir-

menin yolu bu sırda gizlidir.

İnsan nasıl düşünüyor?

Çevremizde bulunan eşyaları 

akıl dünyamıza almak istediği-

mizde onların simgelerinden ya-

rarlanırız. Dünya hem karşımızda 

hem de içimizdedir.

Kendini bilen Allah’ı bilir!

Hikmetli bir söz bize bunu an-

latıyor ve bunun da yolunu gös-

teriyor. Başta kendi varlığımız ol-

mak üzere dünyada olup bitenleri 

araştırıp inceleyerek buralardan 

Allah’a giden yollar bulmalıyız.

Gökyüzünde nice hikmetler var. 

Güneş ve diğer gezegenler uzay-

da nasıl bir düzen ve intizam-

la varlıklarını devam ettiriyorlar? 

Acaba bunu kendi kendilerine mi 

yapıyorlar?

Düzen ve intizam akıllı insanla-

ra her gün binlerce hakikati fısıl-

dar durur ama buna dikkat kesi-

lenler nerede?

Hayat ve ölümün varlığı şüp-

hesizdir. Toprak bütün varlığımızı 

kuşatıyor onunla yaşıyor onunla 

diri kalıyoruz. Vücudumuzda top-

raktan gelen onlarca mineral var.

İnsan ölüp gidince yok mu 

olacak? Bütün bu olup bitenler 

anlamsız mı? Akıl ve insanî tec-

rübemiz buna hayır diye cevap 

veriyor. Elbette tekrar bir yaratılış 

olacaktır.

Ama korkmayın ve üzülmeyin!

Allah hepimizi anne ve babala-

rımızla birlikte tekrar diriltecek ve 

yakınlarımızla birlikte Cennetine 

koyacaktır.

Sağlıcakla kalın evlatlarım!

Ali BÜYÜKÇAPAR

Kaf 

Suresi 


Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

14

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



15

YALANIN

ZARARLARI

Yazan : Musa TEKTAŞ

Çizen : Çağrı CEBECİ

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

16

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



17

Yaşlıları  Sevelim

M. Nihat MALKOÇ

Hasret kalır düzlere

Hüzün düşer yüzlere

Emanettir bizlere

Yaşlıları sevelim

Saçlar baştan dökülür

Ağızdan diş sökülür

İki büklüm bükülür

Yaşlıları sevelim

Görmez olur gören göz

Dünde kalır her bir söz

Kördüğümü gel de çöz

Yaşlıları sevelim

Hatırlatır güzleri

Bulutlanır gözleri

Nasihattir sözleri

Yaşlıları sevelim

Bükülmüştür belleri

Bal kaymaktır dilleri

Aşk bağının gülleri 

Yaşlıları sevelim

Geçen vakte şaşarlar

Yokuşları aşarlar

Anılarla yaşarlar

Yaşlıları sevelim

Kökleridir çınarın

Yaşlıları sevelim

Kaynağıdır pınarın

Yaşlıları sevelim

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

18

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



19

Nisa ERCİYES

Bunları 

Biliyor muydunuz

Böcekler neden ölünce 

genelde ters dönüyorlar?

Bir böcek öldüğünde, fizik ku-

rallarına göre, vücudunun en ağır 

bölgesi yere ilk çarpacak şekilde 

düşer. Çünkü bacaklar, vücudun 

ve kanatların ağırlığını taşıyamaz 

ve bu nedenle de ters dönerler. 

Bu bölge, çoğunlukla da vücutta 

yüzey hacmi en geniş olan bölge 

olduğu için, böcek düştüğü şekil-

de kalır. Vücut yüksekliği genişli-

ğinden daha fazla olan böcekler-

se, öldükleri zaman, yan olarak 

düşerler.

Kuşlar uyurken neden ayaklarını yukarı çekerler?

Bazı kuşların uyurken bir bacaklarını gövde-

lerine doğru çekmelerinin nedeni bu hareke-

tin kuşun vücudundan ısı kaybını önleme-

si olarak açıklayabiliriz. Kuşların bacakları 

üzerinde tüyler bulunmadığı için bu açık 

bölgelerden ısı kaybı oldukça yüksek 

olabiliyor. Zaten dikkat edilirse kuşların 

uyuma sırasında vücut yüzeylerini olabil-

diğince küçültecek bir şekil aldıklarını, ör-

neğin bacaklarını gövdeye doğru çekmenin 

yanı sıra başlarını da iyice gövdelerine gömdükle-

rini gözlemleyebiliriz.

Malzemeler

9 tane mermer taş, top.

Kaç kişilik?

En az 8 çocukla oynanmalıdır.

Kazandırdıkları

Beden hareketlerini sağlayan bir oyun.

Kim oynar?

Hem erkek hem kız çocukları zevkle oynarlar.

Nasıl Oynanır?

Çocuklar eşit sayıda iki gruba ayrılırlar. Gruplardan bir tanesi taşın bekçisi-

dir, diğerleri ise taşı yıkmaya çalışırlar. İlk önce 9 adet mermer taş bulunur 

ve üst üste dizilir. Taşların başında bekleyecek olan grup elemanı yerini alır.

Karşı takım ise tam ortaya geçer. Taşın başında bekçi olarak bekleyecek 

grubun diğer elemanları ise atış yapacak diğer grubun biraz uzağında ve 

arkasında yerlerini alırlar.

Gösterilen çizgiden atış yapmaya başlayan grubun tek gayesi dokuz taşı 

yere devirmektir. Hepsi atışlarını yapar. Eğer dokuz taşı deviremezlerse, ta-

şın bekçiliği görevi onlara geçer. Devirirlerse işte o an mahalle birbirine 

girer.


Bekçi topu yakalayıp getirene kadar ortadaki grup devirdikleri dokuz taşı 

aynı şekilde dizmek zorundadırlar. Topu alıp gelen bekçi taşı dizmeye ça-

lışan çocuklara bu topu atarak onları vurmaya çalışır.

Bu arada diğer taraftaki arkadaşları da onun attığı topu tutarak ortadaki 

çocukları vurmaya çalışırlar. Ortadaki grup bir yandan vurulmamaya, bir 

yandan da dokuz taşı tekrar dizmeye çalışırlar. Oyun taşların dizilmesiyle 

biter. Taşı dizemeden bütün grup topla vurulursa, işte o zaman gruplar yer 

değiştirirler.



"Dokuztaş" 

oynarken 

arkadaşlarımızı 

itip kakmayalım.

Şebnem Güler KARACAN

Dokuz Tas

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

20

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



21

Ayşe koşarak evden çıktı. Türk 

karargâhının olduğu yere doğru 

koşmaya başladı. Koşuyor koşu-

yordu. Karargâha geldiğinde so-

luk soluğaydı. Nöbetçinin yanına 

gelmişti. Soluk soluğa olmanın 

yanı sıra terlemişti de Ayşe. Nö-

betçi merakla, “Ne oldu küçük 

kız?” dedi.

Ayşe olanları anlatmaya başla-

dı:

“Bir Yunan askerini bayılttık. 



Bizden meyve istemişti. Hileyle 

meyve vereceğiz diye eve çağır-

dık. Ablam kapının arkasına giz-

lenmişti. O girince kafasına kalın 

sopayla vurarak bayılttı. Sonra da 

bağladık.”

“Merak etme sen.” dedi nöbetçi. 

“Bunların sürüsü defolup gidecek. 

Ordumuz Uşak’a girmek üzere. 

Afyon’dan Uşak’a hızla geldikleri-

ni haber aldık. Evde kimlerle yaşı-

yorsun?”


“Dedem, ebem, ablam ve ben. 

Babam Çanakkale şehidi. Annem 

de ben küçükken ölmüş.”

“Demek sen de şehid çocuğu-

sun.”

Nöbetçi sözlerini henüz bitir-



mişti ki Ulu Camii’nin minaresin-

den salâ sesleri gelmeye başladı. 

Nöbetçi, “İkindi vakti bu ne Salâsı? 

Bugün Cuma da değil. Cuma 

olsa ikindi vakti salâ olmaz.” dedi. 

Diğer bazı camilerin minarele-

rinden de salâ sesleri geliyordu. 

Uşak’taki Yunan askerleri kaçarak 

şehri terk ediyorlardı. Tam bir kar-

gaşa içindeydiler.

Mustafa AKGÜN

Siz Bu  İncelikleri  

Anlayamazsınız

“Şimdi anladım.” dedi nöbetçi. 

“Kahraman askerimiz Uşak’a girdi 

demek ki. Yunan kaçmaya başladı. 

O salâ sesleri kurtuluşumuzu müj-

deliyor. Bugün Eylül’ün biri. Bir Ey-

lül Uşak’ımızın kurtuluş günü.”

Ayşe, “O zaman benim hemen 

eve gitmem gerek.” dedi. Koşarak 

evlerine gitti.

Eve girdiğinde ablasını Yunan 

askeri Leon’un başında bekliyor 

buldu. Leon elleri, ayakları bağlı, 

ağzına yün tıkanmış şekilde yer-

de yatıyordu.

Sevinçle, “Abla müjde!...” diye 

haykırdı Ayşe.

Fatma, “Ne oldu Ayşe?” dedi.

“Ordumuz Uşak’a girmiş. Yunan 

askeri kaçıyormuş. Salâ seslerini 

duymadın mı?”

“Duydum da ne olduğunu anla-

yamamıştım.”

İkisi de sevinmeye başladılar. 

Bu sırada dedeleri üst kattan aşa-

ğı iniyordu. Olanları duymuştu. 

Hepsi de Leon’a bakıyorlardı. Leon 

bunca yaptıklarından sonra ken-

disini öldüreceklerini düşünüyor-

du. Onun için de ümidini kesmişti.

“Bu Yunan askerini ne yapalım 

dede?” dedi Fatma. 

Leon, dedenin ‘Öldürün’ diye-

ceğini sanıyordu. 

“Bunlar zavallı. İnsanlıktan na-

sibini almamış güruh. İngilizle-

rin maşası olarak gelip vatanımı-

zı, Egemizi işgal ettiler. İngilizler 

bunları piyon olarak kullandı. Koy-

verin gitsin.”

Leon’un şaşkınlıktan gözleri yu-

vasında dönüp duruyordu. Bağları-

nı çözdüler. Leon kapıdan çıkmaya 

hazırlanıyordu. Gidip kaçan Yunan 

askerlerine ulaşacaktı. Dede kahırlı 

bir sesle ona şunları söyledi:

“Sen ucuz kurtuldun Leon. Seni 

öldürebilirdik. Öldürmedik. Sen 

ucuz kurtuldun ama biz ucuz kur-

tulamadık. Yüzbinlerce askerimiz 

cephelerde şehid oldu. Uşak’ımı-

zın sizin kirli çizmelerinizden kur-

tuluşunun şerefine seni serbest 

bırakıyoruz. Ama sizler bunun gibi 

incelikleri anlamazsınız. Yapınız 

ve eğitiminiz sizi böyle yapıyor. 

Siz bu incelikleri anlayamazsınız.” 

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

22

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



23

Erdal KARASU

Annem bir lisede İngilizce öğret-

menidir. Daha İngilizceyle tanıştığım 

günlerde bana dersler vererek ola-

ğanüstü ilgilendi. İngilizceyi sevdirdi. 

Akşamları bana vaktini ayırdı. Bugün 

artık her tür İngilizce kitabını oku-

yup anlayabiliyorsam bu annemin 

sayesindedir. Onun disiplinli ve titiz 

Emeğin O Kadar 

Çok ki

çalıştırmasından ötürüdür. İngilizce 



öğretmenimiz sözlü sınavında “Se-

ninle gurur duyuyorum. Çok başarılı-

sın.” deyip yüz verdi. Okuldan gelince 

anneme “İngilizceden yüz aldım.” de-

dim. Sonra da “Anneciğim, emeğin o 

kadar çok ki, büyüyünce seni saray-

larda yaşatacağım.” dedim. Annem 

“Sen derslerinde başarılı ol başka şey 

istemem.” dedi.

Doğa manzaraları çok ilgimi çeki-

yordu. Çevremdeki her şeye merakla 

bakıyordum. Güvercinlere, caddeler-

de akıp giden insanlara, heybetli ca-

milere, İstanbul Boğazı’na, adalara… 

Gördüğüm manzarayı fotoğraf kare-

sine alarak ölümsüzleştirmek istiyor-

dum. Kameraya karşı bu yaşta aşırı 

düşkünlüğüm vardı. Her şeyi bütün 

ayrıntıları ile gösteren, uzakları ya-

kın eden, detayları göz önüne seren, 

renkli yeni bir kamera piyasaya çık-

mıştı. Yalnız fiyatı biraz pahalıydı. Ona 

sahip olmayı ne kadar çok istiyordum. 

Tam profesyonellerin kullanabileceği 

bir kamera… Akşam anneme konu-

yu açtım. Fiyatını sordu. Söyleyince, 

“Ooo benim maaşımın yarısı kadar fi-

yatı.’ dedi. Yüzümün asıldığını görün-

ce, “Seni böyle görmeye dayanamam. 

Babanla bir konuşayım da…”dedi. 

Ertesi gün annem o kamerayı ma-

ğazadan alıp elime verdi. Nasıl mut-

lu olmuştum. Nasıl duygulanmıştım. 

Böyle bir kameranın sahibi olmuş-

tum. Anneme sarıldım, yanaklarından 

öptüm. “Anneciğim, emeğin o kadar 

çok ki, büyüyünce seni saraylarda 

yaşatacağım…” dedim. Annem yine 

gülümsedi. “Sen iyi fotoğraf çekmeyi 

öğren. Sosyal bir insan ol, başka şey 

istemem.” dedi. 

Okullar tatile girmişti. Bir yaz gü-

nüydü. Boyum yaşıtlarıma göre uza-

mıyor diye annem için için üzülü-

yordu. Babamla konuştuktan sonra 

kararını verdi. DSİ’nin spor tesislerin-

de basket dersleri alacaktım. Birkaç 

ay basket oynayanın boyu uzuyordu. 

Boyu uzun olanlar hep öyle söylü-

yordu.


Basket oynarken bir gün çok fazla 

terledim. Basketten eve geldiğimde 

kendimi iyi hissetmedim. Halsizdim; 

yattım yatağa. Üç gün yataktan hiç 

kalkamadım. Boncuk boncuk terle-

mişim, sayıklamışım. Hasta yattım. 

Doktor geldi, reçete yazdı, ilaç verdi.  

Annem bütün gece başucumda teri-

mi sildi. İyileşip de yataktan kalktığım-

da annem nasıl mutlu oldu, gözleri 

parladı. Sarıldı bana, yüzümü öperek. 

Yine aynı şeyleri söyledim: “Anneci-

ğim, emeğin o kadar çok ki, büyü-

yünce seni saraylarda yaşatacağım.” 

Annem derin bir iç çekti. “Seni hep 

sağlıklı göreyim o bana yeter.” dedi. 

Sonradan anladım ki, ailemizi üz-

memek derslerimizde başarılı olmak, 

ailemizin hedeflediği gibi bir birey 

olmak annemize vereceğimiz en iyi 

saraydan daha güzeldir. Onun için 

annemizin ve babamızın kıymetini 

bilelim.

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

24

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



25

Sancak  Ali

İngilizler, günün büyük bölümünde Osmanlı siperlerini bom-

bardımana tutuyorlardı. Hedefleri, Osmanlı Ordusu’na yılgınlık 

vermek ve askerleri pes ettirmekti. 

Ama Osmanlı birliklerinin mücadeleden vazgeçmeye niyeti 

yoktu. Azim, kararlılık ve inançla direnmeye devam ediyorlardı. 

Bombardıman hafifledikçe düşman üzerine hücuma kalkıyor, 

böylece düşman askerlerini korkutuyorlardı. 

O gün, 48. alaya Balıkesir taraflarından 120 civarında gönüllü 

genç asker gelmişti. Hemşerilerini teslim alan bölük komutanı 

Yüzbaşı Hattatoğlu Mustafa Bey, kendisine emanet edilen genç-

leri teftiş etti. 

İsmail ÇOLAK

ÇANAKKALE’DE KAHRAMAN ÇOCUKLAR

Hepsinin de sevinç ve neşesi yüzlerinden 

okunuyordu. Birisinin elinde bir bayrak vardı. 

Üzerinde “Balıkesir Gönüllüleri” yazıyordu.

Komutan, yanlarına oturup onlarla bir 

müddet sohbet etti. Birçoğu tanıdıklarının 

çocuklarıydı. İçlerinden birisi dikkatini çek-

ti. Diğerlerinden farklı olduğu her halinden 

belliydi. Adını sordu.

- Ali, diye cevapladı.

Komutan tekrar sordu:

- Ali, Balıkesir’in neresindensin?

- Üçpınar Köyü’ndenim komutanım!

Komutan bu kez şöyle sordu:

- Ali, bu boynunda asılı duran saldırma-

ya benziyor. Elinde silahın var, buna niçin 

gerek duydun?

Ali, verdiği cevapla taşı gediğine koydu:

- Düşmanı silahımla öldüremezsem, bu-

nunla öldürürüm komutanım!

Ali, bir gün komutanına büyük bir sabır-

sızlıkla sordu:

- Komutanım, canımız sıkıldı. Taarruz ne 

zaman?

Komutan, Ali’ye şu cevabı verdi:



- Acele etme Ali, hücum için emir alma-

mız gerekiyor, henüz emir gelmedi.

Ali, komutanından bir istekte daha bu-

lundu:


- Komutanım, emir geldiğinde bize ya-

rım saat öncesinden haber verir misin?

Aradan birkaç gün geçti, nihayet taar-

ruz emri geldi. Komutan Mustafa Bey, bek-

lenen emri verdi:

- Haydi çocuklar, hazırlanın! Gidiyoruz!

Askerler heyecanlandılar, hemen er 

meydanında toplandılar. Bu arada abdest-

ler alınmış ve gaza namazları kılınmıştı. 

Tek sıra halinde ölümün üzerine gitme-

ye hazırlanıyorlardı, hiçbirinden çıt çıkmı-

yordu. Balıkesirli Ali, başına bir yemeni sar-

mıştı. Silahının üstünü de kır çiçekleriyle 

süslemişti. Komutanının dikkatini çekti bu 

hali. Yanına çağırıp sormadan edemedi:

- Ali, bu ne hal? Düğüne gider gibi bir 

halin var!

Cevap muhteşemdi:

- Komutanım,  Allah’ın huzuruna süslen-

meden gidilir mi?

Komutan, alay sancağını Ali’ye verdi. 

Ardından da şunu ekledi ve sıkı sıkıya 

tembihledi onu:

- Ali, bu sancak birliğimizin ve bütün bir 

milletin namusudur. Sakın bunu düşmana 

verme!


Ali’nin cevabı yine muhteşemdi:

- Sen merak etme komutanım, ben onu 

ölürüm de düşmana vermem!

Komutan, hücum emrini verdi:

- Haydi aslanlarım, göreyim sizi! Allah 

yardımcınız olsun!

Bütün askerler birbirlerine sarıldılar, he-

lalleştiler. Sabahın erken saatlerinde düş-

man üzerine atıldılar. Akşama kadar dur-

madan, yorulmadan savaştılar. 

Akşama doğru, hücuma kalkanlardan 

sadece 13 kişi geri dönebildi. Gidip de geri 

dönemeyenlerden biri de Ali’ydi.

Dönenlerden birisi, Ali’nin son halini 

şöyle anlattı:

- Komutanım, Ali’yi gördüm. Şehit olmuş. 

Sancağı sımsıkı tutmuş, elinden alamadık! 

Bize vermedi!

Bir-iki gün sonra ateşkes ilan edildi. Ko-

mutan Mustafa Bey, Ali’nin şehit düştüğü 

yere gitti. O eşsiz tabloyu gözleriyle gör-

mek istiyordu. 

Gerçekten de Ali, elindeki sancağa sım-

sıkı sarılmıştı. Dimdik tutuyordu onu. 

Komutanının emrini yerine getirmiş, 

vatanın ve milletin namusu olan sancağı 

düşmana kaptırmamıştı. 

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

26

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



27

Yaşar KOCA

Balcan  Makara  

Yapıyor

Bugün, bir gelincik tarlası 



keşfettim. Çevresinde kele-

bekler uçuşuyordu. Gözümün 

alabildiği her yer kırmızıya bo-

yanmıştı. Ömrümde bu kadar 

çok çiçeği bir arada görme-

miştim. Haliyle yerimde dura-

mıyordum.

İçimden: “Kardeşlerime he-

men haber vermeliyim. Bugün 

ziyafet var, ziyafet!” diye bağı-

rasım geliyordu. Sevinçle ko-

vanın yolunu tuttum. Az ilerde 

insan ayağının açtığı çukurun 

içinde bir çekirge gördüm. Çe-

kirge sürekli zıplıyordu. Ona 

yakından bakınca, Uzun Bacak 

olduğunu fark ettim. Üstünde 

durup selam verdim:

- Kolay gelsin kardeş. Hayırdır, 

spor mu yapıyorsun?

- Ah Balcan, sabahtan beri 

zıplıyorum, düştüğüm bu çu-

kurdan hala çıkamadım. Sen 

aklı başında bir böceksin. Beni 

buradan kurtarabilir misin?

Bir papatyanın üstüne konup 

düşünmeye başladım. Bağ ve 

bahçelerin yanından geçer-

ken, su kuyularından kovayla 

su çeken insanlar görüyordum. 

O insanlar derindeki suya ulaş-

mak için makara kullanıyorlardı. 

Ben de aynı yöntemle arkada-

şımı kurtarabilirdim.  Böylelikle 

sarmaşık ve kozalaktan makara 

yapmaya karar verdim. Sonra 

bu malzemeleri yakındaki or-

mandan temin ettim. Uzun Ba-

cak sabırsızlanıyordu:

- Hadi ama!... Daha ne kadar 

bekleyeceğim?

Ona, “Biraz daha” diye seslen-

dim. Bulduğum tomurcuk ko-

zalağı iki çatal çubuğun arasına 

koydum. Sarmaşığı kozalağa 

dolayıp ucunu aşağı sarkıttım. 

Uzun Bacak hazır olunca, ko-

zalağı kendime doğru çektim. 

Sonunda Uzun Bacak’ı kurtar-

mayı başarmıştım. Uzun Bacak, 

arka ayaklarını birbirine sürte-

rek şarkı söylemeye başladı:

Uzun Bacak Uzun Bacak.

Zıp zıp zıp zıplayacak.

Uzun Bacak Uzun Bacak

Bu iyiliğini asla unutmayacak.

diyerek gözden uzaklaştı. 

Ben de tekrar yola koyuldum. 

Doğruca kovana gidip gelincik 

tarlasının yerini tarif ettim. Arı 

kardeşlerim beni can kulağıyla 

dinlediler. Gelincik tarlası kısa 

sürede arı vızıltısıyla doldu. O 

gece herkesin keyfi yerindeydi. 

Peteklerden bal damlıyordu.

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

28

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



29

Bir Kuş Olsaydım

Yusuf  HALICI

Bir çocuk soruyor:

- Biz onlara ne yaptık baba? 

Neden bizi evimizden çıkarı-

yorlar?


- Baba! Onlar bizim geniş top-

raklarımızda yaşıyor, biz ne-

den şu duvarlar arasına sıkı-

şıp kalıyoruz?

- Onlar bizim güzelim evleri-

mizde yaşıyorlar. Peki, biz ne-

den şu renksiz, boyasız beton 

yığınlarında yaşıyoruz? Üs-

telik kışın soğuktan donuyor, 

yazın da sıcaktan yanıyoruz! 

Böyle olmak zorunda mı? Ne 

kadar devam edecek böyle?

Sessiz kalmak, duymazdan gelmek olmaz…

NAR YAYINLARI

Tel: 

0212 512 10 93



Faks: 

0212 512 31 42

naryayinlari.com

Yazar :


 Fatima Sharafeddine

Kategori :

 9-15 Yaş Grubu 

Cilt :


 Amerikan

Ebat :


 22x22

Kâğıt :


 Mat Kuşe

Uçakta Sinema

İki farklı hava yolu yetkilisi uluslararası bir 

sempozyumda deneyimlerini paylaşırlar. 

Çay Hava Yolları yetkilisi, Fındık Hava Yol-

ları yetkilisine;

- Rize çıkışlı seferlerde yolcuya kısa film 

gösterisi sunmaya başlamıştık, birkaç gün 

içerisinde vazgeçtik!

- Niçin?


- İlk film sonrası ekranda “Son” yazısı çıkar 

çıkmaz yolcular ayağa kalkarak uçaktan 

çıkmaya çalışıyordu da ondan!

Sen Sanki

Profesör, öğrencileri ile birlikte Karadenizli 

hastanın yatağının başına gitmiş. Onlara 

yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecek. 

Yatakta bitkin, kendinden yarı geçmiş va-

ziyetteki hastayı göstererek konuşmaya 

başlamış:

- Bakın yüz rengi sarıya yakın. Gözler içe-

riye doğru çökmüş, o yüzden burun daha 

sivri görünüyor. En fazla değişik kas yüzü-

müzdedir. Bakın, kaslar tepki vermediğin-

den ifade anlamsız. Çene aşağıya sarkmış 

duruyor…


Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş 

dinliyor.

Profesör: “Bu bir batın sendromu belirtisi-

dir.” diyecek, yerinden zorlukla dikilmeye 

çalışan hasta fırsat vermemiş. Zor bela 

mırıldanmış: 

- Sen sanki dunya cuzelisun! 

Bizi de Uyandırır mısınız?

Karadeniz de bir adam 

otele 


gelip resepsiyona 

kaydını yaptırır-

ken görevli sorar:

- Sabah sizi kaçta uyandırmamızı istersi-

niz? 

Adam başını sallar:



- Hiç gereği yok. Ben her 

sabah saat beşte ken-

dim uyanırım, der. 

Resepsiyondaki görevli-

nin yüzü gülerek:

- Aman ne iyi. Lütfen uyandı-

ğınız zaman bizi de uyandırır 

mısınız, der.

Hamit - Hulusi

KURT


Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

30

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014



31

Çengel

 Bul


ma

c

a



Çengel Bulmaca

Bulmacayı çözdükten sonra, rakamların bulunduğu karelerdeki harfleri aşağıdaki kutucuklara yazarak şifreyi bulun

1

15

10



12

6

1



3

3

7



14

10

13



4

10

11



5

10

4



1

5

8



12

2

15



12

1

5



2

14

9



13

5

1



8

11

12



4

15

7



3

10

14



6

2

9



Büyük tren 

istasyonu

Su kuşu

Kışlık bir giyecek



Elbiselerin boyna 

gelen bölümü

Çalı’nın ilk hecesi

Bir yazı türü

Bir duyu orga-

nımız


Sonsuz, ölümsüz

Genelde boya-

ların temizlen-

mesinde ve 

inceltilmesinde 

kullanılan renksiz 

sıvı

Hadi’nin son 



hecesi

(Tersi) Bir bahar 

ayı

(Tersi) Beyaz



Karadenizlinin 

kayığı


Arapçada bir harf

Suriye’nin 

başkenti

Antalya’nın bir 

ilçesi

Kuvvetli ve soğuk 



esen rüzgâr 

Antalya’nın bir 

ilçesi

Büyük odaları 



bölümlere ayır-

mada kullanılan, 

taşınır çerçeveli 

perde


Bir yüzü uzun 

tüylü, yumuşak 

ve parlak, kadife 

benzeri bir kumaş

Namazın farzla-

rından


Kadınların omuz-

larını örtmek 

için kullandıkları 

geniş atkı

Arabalardaki 

elektrik deposu

Yemek

Bir tür olta 



Asalak

Kur’an’ın baştan 

sona okunması

İcar


Kadın rahip

(Tersi) Metalin ip 

gibi hali

Bir deniz ürünü



A

B

L

E

T

K

E

L

A

I

İ

H

H

S

İ

K

M

Z

D

G

L

H

L

Z

İ

Çengel Bulmaca

Bulmacayı çözdükten sonra, rakamların bulunduğu karelerdeki harfleri aşağıdaki kutucuklara yazarak şifreyi bulun

4

8



2

11

9



5

1

2



12

6

13



7

8

14



9

1

11



3

4

2



2

4

2



2

7

9



10

4

2



13

M

5

Ü

1

T

8

N

11

Ö

12

Ğ

4

R

7

L

3

C

10

Y

14

D

6

B

2

E

9

İ



İ

K

A

A

A

A

N

E

V

İ

Z

A

B

A

D

K

A

Z

E

A R

İ

İ

T

E

Y

A

H

A

E

İ

Bir Afrika ülkesi

(Tersi) Bir toprak 

cinsi


Yabancı

Hasat sırasın-

da dökülen 

tanelerden ertesi 

yıl kendiliğinden 

yetişen ekin

Aydın’ın bir ilçesi

Bir erkek ismi

(Tersi) 

Berilyum’un 

simgesi

Toplu ibadet 



edilen yer

Süs amaçlı bileğe 

takılan halka

Kabaca evet

Büyük erkek 

kardeş


Halanın oğlu 

Bingöl’ün ilçesi

Küçük el bavulu

Utanma 


duygusu

Germanyum’un 

simgesi

Küre’nin son 



hecesi

Birkaç sayfadan 

ibaret küçük 

kitap


Şedit’in son 

hecesi


S. Arabistan para 

birimi


Sanat eserlerinin 

sergilendiği yer

Topluluğa karşı 

yapılan konuşma

Bir müzik aleti

Kastamonu’nun 

bir ilçesi

Yanardağdan 

fışkırır

Hasetçi olan 

kimse

Bitkinin toprakta 



kalan bölümü

(Tersi)Bir konuda 

direnme, ayak 

direme


Bir organımız

Kirliliği gösteren 

iz

Toprak kayması 



felaketi

GEÇEN AYIN ÇÖZÜMÜ 

ŞİFRE: TECRÜBELER EN İYİ ÖĞRETMENLERDİR

Somuncu Baba Çocuk Dergisi  |  EYLÜL 2014

32


(Bir Hadis)

“Allah’ım! Açlıktan sana sığınırım. Çünkü açlık, ne kötü bir 

arkadaştır. Hainlikten de sana sığınırım. Çünkü hainlik, ne 

kötü bir sırdaştır.” 

(Ebu Dâvûd, Vitr, 32) 

(Bir Ayet)

“Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. 

Bizi ateş azabından koru.” 

(3/Âl-i İmran, 147)

Somuncu Baba

Berfin

YAŞAR


Nagehan

EKMEKÇİOĞLU

Remzi Can

GÜNDOĞDU


Beyazıt

DOĞDAŞ


Nisa Nur

ÖZDEN


Yusuf Can

KAYMAZ


Beyza

DOĞDAŞ


Ömer

YILMAZ


Esra

KAYMAZ


Öykü Nesrin

ALTINDİŞÇİ

Zeynep Sümeyye

ÖZDEN


Zeynep Eylül

KİPÖZ


Arkadaşlar sizler de Çocuk Albümümüzde vesikalık fotoğraflarınızın yayınlanmasını istiyorsanız 

cocuk@somuncubaba.net adresimize gönderiniz.



Aylık Somuncu Baba Çocuk Dergisi - EYLÜL 2014

“Somuncu Baba Bahçesinin Taze Çiçeği”

 

Hareketlerini dinî emirlere uygun olarak yapmaya çalış. 



 

Herhangi bir canlının sebepsiz yere incinmesine razı olma. 

 

Vatandaşlık ve komşuluk hukukunu yerine getirme gayreti içinde ol. 



 

Bütün insanlara ve yaratıklara karşı Allah (c.c) için hürmet et ve yaratılmışı, 

Yaratan'dan ötürü hoş gör. 

 

Dilini gıybetten ve gönlünü kötü düşüncelerden koru, kimsenin aleyhine söz 



söyleme, daima yapıcı bir zihniyete sahip ol. 

 

Yıkıcı ve kırıcı işlerden sözlerden sakın, memleketin ve milletin hayır ve faydasına 



olan hususlarda aklını, irade ve arzularını kullan, kötülüklerden vazgeç, ne kimseyi 

incit ve ne de kimseye incin.

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.)

Yıl:   8


Sayı: 93


Yüklə 32,28 Mb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə