T. C. Trakya üNİversitesi tip faküLtesi anesteziyoloji anabiLİm dali



Yüklə 0,83 Mb.
Pdf görüntüsü
səhifə2/6
tarix11.12.2016
ölçüsü0,83 Mb.
1   2   3   4   5   6

          Vertebral Anatomi 

          Vertebral  kolonda  anormal  eğimler örneğin skolyoz veya kifoskolyoz subaraknoid 

aralığın konturlarını değiştirerek bloğun seviyesini etkiler. Kifoz, normal lordozun 

değişmesine (örneğin hamileliğe bağlı) benzer etkilere sahiptir çünkü anteroposterior 

kurvaturlar hiperbarik solüsyonların supin pozisyonda dağılımında önemlidir (16). Özellikle 

supin pozisyonda alışılmış  L

4

 seviyesi daha yukarı hareket edebilir (17). Hiperbarik 



solüsyonlar vertebral kolonun en aşağı seviyede kalan bölgesine yayılma eğilimindedir 

(normalde supin pozisyonunda T

4

-T

8



 arası). Normal spinal anatomide torakolumbar eğrinin 

apeksi T


4

’dedir (1). 



 

         Yaş 

          Kullanılan solüsyondan bağımsız olarak ileri yaşlarda maksimum dağılımda, motor 

bloğun ortaya çıkış  hızında ve kardiyovasküler stabilitenin bozulmasında kesin fakat küçük 

bir artış vardır. Muhtemelen spinal anatomide, sinir fizyolojisinde ve kardiyovasküler 

reflekslerde yaşla ilgili değişiklikler gelişir (18). 

 

           Obezite 

           Sıklıkla ileri sürülen, obez hastalarda epidural yağ dokusunun dural boşluğu 

sıkıştırmasıyla BOS hacminin azalması ve sonuçta daha fazla dağılım gözlenmesidir. Ek 


 10

olarak obez hastalarda injeksiyon seviyesi sıklıkla tahminlerden daha yüksekte tanımlanır ve 

bu daha fazla başa doğru yayılımla sonuçlanır. Lateral pozisyonda obez hastalarda yağ 

dokusunun yayılımı ile vertebral kanalın hizası değişebilir (18). 

 

           İntra -Abdominal Basınç 

           İntra abdominal basınç artışı epidural venlere kan akımını arttırır. Spinal duraya bası 

BOS akımını azaltır (15). Gebelik, asit ve intra-abdominal tümör gibi intraabdominal basınçta 

artma, sıklıkla  vena cava inferior’daki obstrüksiyon nedeniyle lumbar epidural aralıktaki 

kollateral venöz kanallarda genişlemeyle birlikte seyreder. Bu da BOS hacminin azalması ile 

sonuçlanır (1). 

 

           İğne Ucunun Yönü 

           İğne ucunun yönü veya enjeksiyonun uygulandığı yön de dağılımda rol oynayabilir. 

Enjeksiyon başa doğru yönlendirilmiş ise enjeksiyon noktasının laterale veya kaudale 

yönlendirilmesinden daha yüksek seviyeler elde edilir. Lateral horizontal pozisyondaki 

hastada iğnenin uzun ekseni başa doğru yönlenirse, hiperbarik bir solüsyonun yayılımı uzun 

eksenin vertebral kolona göre dik konumda olduğu durumdan daha başa doğru olacaktır (1). 



 

           Beyin Omurilik Sıvısı Hacmi 

           Yetişkinlerde ortalama 150 ml olan total BOS hacminin hemen hemen yarısı intra-

kranial’dir. Geriye kalan kısmı subaraknoid mesafeyi doldurur ve ilacın dağıldığı hacmi ifade 

eder. Yaş, ağırlık ve uzunluk gibi faktörler lumbosakral BOS volümünü etkiler (18).  BOS 

hacmi anestezi seviyesi ile ters orantılıdır.  İntra-abdominal basınç artışı veya epidural 

venlerde genişlemeye yol açan durumlar BOS hacmini azaltarak daha yüksek blok seviyeleri 

oluşturur. Bu duruma gebelik, asit ve intra-abdominal tümörler de dahildir. Yaşlılarda 

uygulanan lokal anestezik dozu ile elde edilen spinal blok seviyesinin yüksek olmasından 

BOS hacmindeki yaşa bağlı değişikliklerin sorumlu olduğu düşünülmektedir. Ciddi kifoz 

veya kifoskolyoz da BOS hacminde azalma ile birlikte olabilir (5). Yalnız 10 hastada yapılan 

analizlerde gözlenmiş sonuçlarda yüksek BOS volümünde tekrarlanan enjeksiyonlara rağmen 

blok sınırlı kalmıştır (18). 



 

Cinsiyet 

Genelde erkeklerin hamile olmayan bayanlara göre daha az başa doğru dağılıma sahip 

olduğuna inanılır. Hiperbarik solüsyonların dağılımı hasta lateral pozisyondayken vücut 


 11

değişikliklerindeki farklılıklara göre etkilenebilir. Erkekler lateral pozisyonda kalçalar 

omuzlardan daha alçak, spinal kolon baş yukarı lateral pozisyondadır, kadınlarda ise kalçalar 

omuzlardan daha yüksektir ve vertebral kolon baş aşağı pozisyondadır (18). 

 

           Isı 

           BOS vücut sıcaklığındayken lokal anestezik solüsyonlar oda sıcaklığında uygulanırlar. 

Enjeksiyondan hemen sonra lokal olarak BOS sıcaklığında azalma olur (2,7 ml bolusla 2-3ºC, 

12 ml bolusla 6-8ºC), fakat merkez ısısı 2 dakika içinde bu değişikliği eski haline çevirir (17). 

Isının etkisi özellikle sulandırma solüsyonlarda belirgin olup örneğin %0,5 bupivakain 24ºC 

de hafif hiperbarik olurken, 37ºC de hafif hipobariktir (19). Barisitede minör değişiklikler bile 

modelde tam bozukluklara neden olur. Bu bozukluklar da oda sıcaklığındaki bupivakainin 

yayılımındaki büyük farklılıkların sorumlusudur (20). 

 

Viskozite 

Viskozitenin öneminin az olduğu kabul edilmiştir, fakat glukoz ilave edilmiş 

solüsyonların viskozitesine ilaveten dansitesi de değişir. Birçok viskoz solüsyon (%10 glukoz) 

diğer solüsyonlardan daha yüksek ortalama dağılım hacmine sahiptir. Glukoz ilave edilmemiş 

solüsyonlar viskoz solüsyonlara göre BOS’la daha az karışırlar.  İlacın enjekte edilen bolus 

kısmı BOS’la tamamen karışmadan önce daha çok yayılır (18). 

 

 

SPİNAL ANESTEZİNİN SİSTEMLER ÜZERİNE ETKİLERİ 

           Lokal  anestezik  solüsyonların subaraknoid boşluğa enjeksiyonu etkin ve yaygın 

fizyolojik yanıt oluşturur. Spinal anestezi sırasında oluşabilecek komplikasyonlarda hastanın 

tedavi edilmesinde ve spinal anestezinin endikasyon ve kontrendikasyonlarının 

anlaşılmasında bu fizyolojik yanıtların sistemler üzerine etkilerinin etiyolojisi ve önemi 

bilinmelidir. 

 

          Kardiyovasküler Sistem Üzerine Etkileri    

          Sempatik denervasyon ve hipotansiyon: Pregangliyoner sempatik lifler T

1

-L

2



 

segmentlerinden kaynaklandığından L

2

 altındaki bir bloğun kardiyovasküler etkisi minimaldir, 



blok yükseldikçe artar ve blok T

1-3


’e ulaştığında tam sempatik denervasyon gelişir. Sempatik 

denervasyon bölgesinde arter ve arterioller dilate olmakta, total periferik direnç ve arteriyel 

basınç düşmektedir. Serebral damarlar etkilenmez. Kan basıncının kontrol değerinin %25’i 


 12

kadar düşmesi halinde hipotansiyonun tedavisi gerekir. Bunun için hastanın bacakları 

yükseltilir, oksijen ve intravenöz dengeli sıvılar verilir. Fenilefrin doğrudan  alfa etkili bir ilaç 

olduğu için postspinal hipotansiyon tedavisinde en uygun ilaçtır (7).  

           Bradikardi: Pregangliyoner kardiyoakselatör (T

1-4


) liflerin blokajı ve sağ kalpteki 

gerilme reseptörleri aracılığıyla gelişir. Venöz dönüşteki azalma sağ kalpteki basıncın 

düşmesine, bu durum da bradikardiye yol açmaktadır (7).  

           Kardiyak  arrest: Nadir görülen bir komplikasyondur. Nedeni tam olarak 

bilinmemekle birlikte sempatik blokajla artan vagal aktivite nedeniyle oluşabilir. Bu durum T

5

 

veya daha üst seviyeye çıkan spinal blokta ortaya çıkabilir (7). 



          Koroner kan akımındaki azalma: Ortalama aort basıncındaki  düşmeye paralel olarak 

koroner kan akımı azalır. Ancak, periferik direncin azalmasıyla miyokardın oksijen tüketimi 

de azaldığından normal kişide miyokardın oksijenlenmesinde yetersizlik olmamaktadır (7). 

          Serebral dolaşım: Ortalama aort basıncı 55-60 mmHg’nın altına düşmedikçe, serebral 

dolaşım serebrovasküler otoregülasyon mekanizması ile normal sınırlarda tutulur (7). 

          Renal  dolaşım: Reno-vasküler oto-regülasyon geniş bir sınır içinde renal dolaşımın 

korunmasını ve ortalama arter basıncındaki düşmeden daha az etkilenmesini sağlar (7). 

          Hepatik dolaşım: Ortalama arter basıncında belirlenen düşmeden daha fazla azalma 

olur (7). 



 

Solunum Sistemi Üzerine Etkileri 

           Sırtüstü yatmakta ve istirahat halindeki kişide bütün interkostal sinirlerin paralizisi, 

hatta alt servikal dermatomlara kadar yükselen sensoriyel blok bile, pulmoner ventilasyonu 

önemli derecede etkilememektedir. Bu durum, frenik sinirin differansiyel blok nedeniyle 

etkilenmeyip diyaframın interkostal kaslardaki paraliziyi karşılamasıyla sağlanmaktadır. Bu 

sonuç, akciğer hastalığı, şişmanlık, gebelik, asit, intraabdominal basıncın yükselmesi ve aşırı 

baş aşağı pozisyonlarda mümkün olmamaktadır (7). 



          Solunum  arresti: Frenik ve interkostal sinirlerin paralizisi ile birlikte yüksek spinal 

blok, hipotansiyonun neden olduğu serebral hipoksi nedeniyle gelişen santral depresyon ve 

total spinal blok nedeniyle ortaya çıkabilen bir durumdur. Tedavide eğer neden yüksek spinal 

blok ise anestezinin etkisi kaybolana kadar yapay ventilasyon uygulanmalı; neden santral 

depresyon ise ek olarak intravenöz vazokonstriktör ajanlar verilmelidir (7). 

 

           



 13

          Karaciğer Üzerine Etkileri  

           Spinal  anestezide  kan  basıncındaki azalmaya paralel olarak hepatik kan akımı azalır. 

Normal ya da önceden eşlik eden karaciğer hastalığı olan hastalarda, spinal veya genel 

anestezi sonrasındaki postoperatif hepatik disfonksiyon sıklığı aynıdır. Spinal anestezinin 

karaciğer hastalığı olan kişilerde avantaj ya da dezavantajları henüz kanıtlanmamıştır (7). 

 

Böbrekler Üzerine Etkileri  

Serebral kan akımı gibi renal kan akımı da arteryel perfüzyon basıncındaki geniş 

değişikliklerden otoregülasyon mekanizmaları ile korunur. Ciddi hipotansiyon oluşmamışsa, 

spinal anestezide renal kan akımı etkilenmez. Spinal anestezi sırasında ortalama arter 

basıncının 50 mmHg’nın altına düşmesi durumunda, renal kan akımı ve idrar çıkışında geçici 

azalmalar olur (1). 



 

Hormonal ve Metabolik Yanıt Üzerine Etkileri  

Spinal anestezi genel anestezide gözlenmeyecek şekilde, operasyon sahasından çıkan 

duyusal uyarılara karşı oluşan hormonal ve metabolik yanıtı bloke eder. Ancak bu etki 

geçicidir. Spinal anestezi etkilerinin ortadan kalktıktan sonra aynı operasyonu genel anestezi 

altında geçiren hastaların metabolik ve hormonal cevapları birbirinden ayırt edilemez (7). 

 

Sindirim Sistemi Üzerine Etkileri  

Barsak hareketleri üzerine T

5

-L



1

 kaynaklı pregangliyonik lifler inhibitör etki gösterir. 

Vagus sinirinin aktivitesi nedeniyle barsak kasılır. Sfinkterler gevşer ve peristaltizm 

normoaktif kalır. Barsakların kasılması ve abdominal kasların tam olarak gevşemesi 

intraabdominal operasyonlar için özellikle çok uygun koşulları sağlar (7). 

 

TEKNİK 



 

Spinal İğneler 

Spinal iğneler klinik kullanımda genel olarak ucunun keskinliğine göre iki tiptedir. 

Ucu keskin olmayan iğneler Sprotte, Whitacre (kalem uçlular) ve Grene, keskin uçlular ise 

Quincke-Babcock ve Pitkin iğnesidir. Spinal anestezi iğnelerinin geri çekilebilen kılavuzları 

olmalıdır. Kılavuz derinin epidermis parçacıklarının subaraknoid aralığa taşınması ile olası 

epidermoid spinal kord tümörü oluşumunu engeller. Spinal iğne ile ilgili araştırmalarda iğne 

ucu tipinin yanı  sıra, etkin bir spinal ponksiyon sağlayacak ve daha az yan etkiye yol 


 14

açabilecek, iğne kalınlığı, iç çapı gibi konularda bir çok yenilik irdelenmiştir. Buna göre 

piyasaya sunulan iğne kalınlıkları 22-gauge ile 29-gauge arasında değişir. Quincke-Babcock 

spinal iğnesi standart spinal iğne olarak adlandırılır ve orta boylu keskin ucu olan bir iğnedir. 

          Klinisyenlerin  önerisine  göre  kullanılan iğnenin boyutundan çok longitudinal dural 

liflerin kesilmeden birbirinden ayrıştırılmasına dikkat edilmelidir. Buna göre, ponksiyon 

sonrası baş  ağrısı  sıklığını azaltmak için ince veya yuvarlak, keskin olmayan uçlu iğneler 

(Sprotte, Whitacre veya Grene) kullanılmalıdır (1). Bazı iğne tipleri Şekil 2’de gösterilmiştir. 

 

 

 



Şekil 2. Spinal iğne tipleri 

 

Hasta Hazırlığı 

Spinal anestezi uygulamasında hastanın hazırlanması ve monitörizasyonu genel 

anestezi hazırlığı gibi olmalıdır. Bu hazırlık intravenöz yol sağlanması, kan basıncı ve 

elektrokardiyografi monitörizasyonu, puls-oksimetre, havayolu sağlanması ve oksijen 

verilmesi amacıyla gerekli tüm ekipmanın sağlanmasını içerir. Acil durum ilaçlarının 

bulunması gereklidir. Elektif girişimlerde bir gece öncesinden aç kalan hastanın, genel tıbbi 

özellikleri göz önüne alınarak, spinal anesteziye hazırlanması sırasında girişim öncesi 500 ile 

1000 ml izotonik infüzyonu önerilebilir. Hastalara spinal anestezi uygulamasında çok derin 

sedasyon uygulanmamalıdır. Hastaya pozisyon verildikten sonra enjeksiyon bölgesi 

temizlenir. Renkli solüsyonların kullanımı daha doğrudur. Böylece hangi bölgenin 

hazırlandığı daha kolay görülür. Spinal blok uygularken kullanılacak enjektör, lokal anestezik 

solüsyon, spinal iğne ve benzeri gereçlerin hasta masaya yatırılmadan önce hazırlanmasında 

yarar vardır. Hasta masaya yatırıldıktan veya pozisyon verildikten sonra mümkün olduğu 

kadar hızlı hareket etmek ve blok öncesi süreyi kısaltmak gerekir.  



 15

          Enjeksiyon  bölgesi  hazırlandıktan sonra spinal iğnenin kontrol edilmesi gerekir. 

İğnenin eğik olup olmadığı, ucunda çentik ya da başka yabancı cisim bulunup bulunmadığı 

kontrol edilmelidir. İğne sadece enjektörle birleşme noktasından tutulur. Enjeksiyon bölgesi 

seçildikten sonra giriş bölgesine intrakütan ve subkütan lokal anestezik verilir. Hasta 

enjeksiyondan önce mutlaka uyarılmalıdır (1). 

 

           Hasta Pozisyonu 

           Spinal anestezi lateral dekübit pozisyon, oturur pozisyon ve yüzükoyun (prone) olmak 

üzere üç pozisyonda gerçekleştirilebilir. 

            1.  Lateral  dekübitis  pozisyonu: Lateral dekübit pozisyon, hastaya sağladığı konfor 

nedeniyle en sık kullanılan pozisyondur. Hasta ameliyat masasının kenarına, anesteziste yakın 

gelecek  şekilde yan yatırılır. Dizlerini kendine çeker, çenesini göğsüne dayar. Böylece 

vertebralar arasının mümkün olduğunca açılması sağlanır. Başın altına yastık konur. Bu arada 

vertebral kolonun masaya paralel olmasına, iliyak krista ve omuzun dik olmasına dikkat 

edilmesi gerekir. Hasta operasyon sırasında yüz üstü veya sırt üstü yatacaksa, operasyon 

sahasının yeri çok önemli değildir. Ancak unilateral veya hipobarik teknikler uygulanıyorsa 

operasyon sahasına uygun biçimde pozisyon verilmelidir. Hipobarik solüsyon kullanılan 

olgularda, unilateral bir blok sağlanmak isteniyorsa ameliyat tarafının yukarda olması gerekir 

(1). 



           2.  Oturur  pozisyon: Oturur pozisyon, çeşitli obstetrik, jinekolojik ve ürolojik 

ameliyatlarda hipobarik ve hiperbarik teknikler kullanıldığında tercih edilen lateral dekübitus 

pozisyonundan sonra ikinci sıklıkta kullanılan bir pozisyondur. Premedikasyon uygulanmış 

hastalarda bu pozisyonda hipotansiyona karşı dikkatli olunmalıdır.  İnterspinöz aralıkların 

mümkün olduğunca genişleyebilmesi için hastanın boyun ve sırtının fleksiyona getirilmesi 

gerekir (1). 



           3.  Yüz  üstü  pozisyon:  Yüz üstü pozisyon, özellikle rektum, sakrum ve alt vertebral 

kolon girişimleri amacıyla uygulanan hipobarik teknikler için kullanılır. Hastanın karnının 

altına bir yastık konulması veya masanın fleksiyona getirilmesi ile bu teknik daha rahat 

uygulanabilir. Bu pozisyonda spinal sıvının basıncı düşük olduğundan serbest spinal sıvı akışı 

elde etmek için aspirasyon gerekebilir. Eğer bu pozisyon uygulanıyor ve hipobarik teknik 

kullanılıyor ise anestezik madde verilmeden önce masanın pozisyonu ayarlanarak vertebral 

kolonun en yüksek kısmının istenen anestezi seviyesine getirilmesine dikkat edilmelidir. 

Genellikle yeniden pozisyon değiştirmenin zor olduğu durumlarda tercih edilen bir 

pozisyondur (1). 


 16

          Enjeksiyon Yerinin Lokalizasyonu 

          Klasik  olarak  spinal  anestezide  spinal  iğnenin lumbar bölgeye yerleştirilmesinde 

anatomik işaretlerden faydalanılır. Yan yatar pozisyonda her iki iliak kresti bağlayan hayali 

çizgi L


4-5 

lumbar aralığın tespitinde kullanılır. Jung ve arkadaşları (21) spinal blok sırasında 

yeni olarak 10’uncu kot seviyesinden çizilen çizginin lumbar vertebra seviyesinin 

işaretlenmesinde daha güvenilir ve tekrarlanabilir olduğunu söylemişlerdir. Çeşitli santral 

bloklarda enjeksiyon yerinin belirlenmesinde yararlanılan işaret noktaları: 

 

 



• 

Vertebra prominens                                                         C

7

 

 • Skapula spinoz çıkıntısının tabanı                                    T



3

 

 • Skapula açısı                                                                     T



7

 

 • Orta hattın 10 cm lateralinde 12. kosta kenarı                  L



1

 

 • İliak krista üst kenarı                                                         L



4

 

 • Posterior superior iliak krista                                            S



 

          Spinal  anestezi  sırasında iğne yerleşiminde en sık orta hat ve paramediyan lateral 



yaklaşım teknikleri kullanılmaktadır. Ayrıca Taylor tekniği de tanımlanmıştır. 

           Orta hattan yaklaşım lateral dekübitus pozisyon ile birlikte en sık kullanılan tekniktir. 

Deri ve yumuşak dokuları sol elin ikinci ve üçüncü parmakları ile sabitleyerek, vertebral 

aralığın üzerindeki cilt gerginleştirilir. Spinal iğne lokal anestezi amacıyla cilt, cilt altı 

infiltrasyonunun oluşturulduğu girişim noktasına yerleştirilir. Orta hatta kalabilmek için 

vertebral kolonun sol elin işaret ve orta parmakları arasına alınmasında yarar vardır. Spinal 

iğne ucunun eğiminin lateral yönlendirilmesi dural liflerin kesilmesi yerine birbirinden 

ayrışmasına olanak tanır. İğne yavaş ilerletilmelidir. Cilt ve cilt altı dokular geçildikten sonra, 

iğne uzun ekseni vertebral kolona uyacak şekilde hafif başa doğru (100-105º) ve mümkün 

olduğunca orta hatta kalmaya dikkat edilerek ilerletilir. Bunun nedeni vertebraların spinöz 

çıkıntılarının daha düz olduğu lumbar bölgede bile interlaminer aralığın, interspinöz aralığa 

göre hafif başa doğru olmasıdır.  İğne  ligamentum flavum ve durayı geçtiğinde, bu teknikle 

kazanılan deneyim arttıkça rahatça hissedilebilecek bir direnç değişikliği olur. Spinal aralığa 

ulaşıldığı hissedilince, kılavuz çekilir ve BOS’un iğneden akması beklenir. Yeterli BOS akışı 

olmazsa iğne iyi akım elde edilene kadar döndürülür. BOS geldikten sonra lokal anestezik 

ajan spinal aralığa yavaş yavaş verilir. İğnenin geri çekilmeden önce az miktarda sıvı aspire 

edilir ve bu sıvı tekrar enjekte edilerek iğnenin ucunun halen subaraknoid aralıkta olduğu 

tekrar doğrulanır. Bundan sonra hasta istenen pozisyona getirilir. Paramediyan veya lateral 



 17

girişim yaşlı hastalarda, interspinöz yapılarda dejeneratif değişiklikler meydana geldiğinde ya 

da fraktür, dislokasyon gibi nedenlere bağlı olarak hastaya yeterince pozisyon verilemediği 

durumlarda, orta hattan girişimin yapılamaması halinde seçilebilecek bir tekniktir. Hasta 

lateral dekübitus pozisyonuna getirilir. Seçilen aralıkta, orta hattan 1,5 cm lateralde giriş 

noktasına lokal anestezik ile infiltrasyon yapılır.  İğnenin ucu orta hatla 15-20° lik bir açı, 

yaparak başa doğru 100-105° lik bir açı ile ilerletilir. Orta hattan yaklaşımda olduğu gibi iğne 

ligamentum  flavum ve durayı geçerken anestezist tarafından karekteristik bir his duyulur. Bu 

noktada ilerleyiş sonlandırılır ve kılavuz çekilerek spinal sıvının iğneden gelmesi beklenir. 

           Taylor tekniği veya lumbosakral teknik en geniş interlaminer aralık olan L

düzeyinde 



spinal anestezi uygulaması için geliştirilmiş bir yöntemdir. Hasta lateral dekübitus 

pozisyonunda fleksiyona getirildikten sonra iğne girişim yeri olarak 1. sakral spinöz çıkıntı 

hizasında, 5. lumbar vertebranın 2 cm lateral ve 2 cm altı işaretlenebilir (1). 

 

          Sürekli Spinal Kateter Tekniği 

          Spinal anestezi süresini gerektiğinde uzatabilmek ve başlangıç dozunu en aza indirerek 

dolaşım kollapsı gibi tehlikeli komplikasyonları önleyebilmek amacıyla geliştirilmiştir. 

Günümüzde spinal anestezi endikasyonu olan ve cerrahi sürenin 2-3 saatten uzun süreceği 

tahmin edilen olgularda etkin ve güvenli bir yöntem olarak önerilmektedir. Sürekli spinal 

kateter uygulamasında, lokal anestezik, istenilen anestezi seviyesine ulaşılana kadar, küçük ek 

dozlar şeklinde titre edilerek yapılır. Bu uygulama şekli ile yüksek blokların ortaya çıkması ve 

dolayısıyla hipotansiyon önlenebilmektedir. Bu nedenle hemodinamik olarak stabil olmayan 

yüksek riskli hastalarda da güvenle kullanılmaktadır  (1). 

 

SPİNAL ANESTEZİ UYGULAMASI VE HASTA TAKİBİ 

            Blok işlemi sırasında iğne sırasıyla; cilt, cilt altı, suprasinöz ve interspinöz ligamentler, 

ligamentum flavum, epidural aralık ve durayı geçer. Spinal anestezi uygulamasında operasyon 

için uygun seviyeler Tablo 1’de gösterilmiştir. 

           Spinal  anestezi  uygulandıktan hemen sonra özellikle girişimi takiben ilk 5-20 dakika 

çok önemlidir. Bu dönem içerisinde hem anestezinin sınırları belirlenmekte hem de 

kardiyovasküler ve diğer sistemler üzerindeki etkiler ortaya çıkmaktadır. Kan basıncı ve kalp 

hızının sık ölçümü, hipotansiyonun erken saptanmasını sağlar. Anestezi uygulanmayan üst 

ekstremite ve gövdenin pozisyonundan kaynaklanan rahatsızlık nedeniyle ek intravenöz ilaç 

gerektiğinde, hem sedatif hem de anksiyolitik özellikleri olan benzodiazepinler ilk seçilen 

ilaçlardır. Kısa etki süresi ile özellikle midazolam en uygundur. Spinal anestezi sırasında 

1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə