Tez özetleri Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı



Yüklə 3 Mb.
səhifə3/48
tarix06.05.2017
ölçüsü3 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   48

BAŞAK Hatice
Danışman : Prof. Dr. M. Çetin ARIKAN

Anabilim Dalı : Fizik

Programı : Katıhal Fiziği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. M. Çetin ARIKAN

Prof. Dr. Gönül BAŞAR

Doç.Dr. Ayşe EROL

Doç. Dr. Gürkan ÇELEBİ

Yard. Doç. Dr. Orhan ÖZDEMİR

Akım Transiyent Spektroskopi Yöntemi ile Yarıiletken Yapıların İncelenmesi

Bu çalışmada, Ga1-yInyNxAs1-x / GaAs katkısız tekli ve çoklu kuantum kuyulu ve modülasyon katkılı üçlü kuantum kuyulu seyreltik nitratlı yarıiletkenlerdeki derin tuzak seviyeleri "Işıkla Uyarılan Akım Transiyent Spektroskopisi-Photo-Induced Current Transient Spectroscopy-PICTS" yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu yöntem ile ışıkla uyarımdan sonraki akım bozulma (decay) eğrilerinin sıcaklıkla değişimlerinden elde edilen PICTS sinyallerinden yararlanılarak derin seviyelerin aktivasyon enerjileri (Ea), yakalama tesir kesitleri (σ) belirlenmiştir. Ayrıca bu örneklerin kontak kalitesini belirlemek için I-V karakteristiğine bakılmıştır.

Isıl işleme tabi tutulmuş ve tutulmamış katkısız tekli ve çoklu kuantum kuyulu yapılar için yapılan PICTS ölçümlerinde bulunan aktivasyon enerjileri ve yakalama tesir kesitleri kıyaslanıp tavlamanın örnekler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Isıl işleme tabi tutulmuş modülasyon katkılı örnek olmadığı için, sonuçlar sadece ısıl işleme tabi tutulmamış modülasyon katkılı örnek için elde edilmiştir. Bu yüzden bu örnek için sadece derin seviyelerin aktivasyon ve yakalama tesir kesitleri elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar literatürle kıyaslanarak tartışılmıştır.

An Investigation of Semiconductor Structures With Current Transient Spectroscopy

In this study “Photo-induced Current Transient Spectroscopy-PICTS” technique has been used to investigate deep levels of undoped and modulation doped Ga1-yInyNxAs1-x / GaAs dilute nitride semiconductors. The temperature dependence of the current decay after the excitation pulses were studied and the activation energies (Ea) and capture cross sections () of the deep levels were determined. Moreover, in order to determine contact quality I-V characterization of these samples has been achieved.


The activation energies and capture cross sections of undoped annealed and as-grown Single Quantum Well (SQW) and Multi Quantum Wells (MQWs) were investigated and these results were compared among each other. Effects of thermal annealing on the samples were also investigated. Results obtain an the modulation doped sample was only as-grown sample, since there was no annealed sample available. Therefore, only the activation energies and capture cross sections of this sample were investigated. Obtained results were discussed and compared with those in the literature.

Bülent COMBA

Danışman : Doç.Dr. Ayşe EROL

Anabilim Dalı : Fizik

Programı : Katıhal Fiziği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Doç. Dr. Ayşe EROL(Danışman)

: Prof. Dr. Çetin ARIKAN

: Prof. Dr. Gönül BAŞAR

: Prof. Dr. Ayşen ÖZEL

: Doç. Dr. Esra ÖZKAN ZAYİM



Sol-Gel Yöntemi ile ZnO Kuantum Noktalarının Sentezlenmesi ve Karakterizasyonu

Bu çalışmada çinko oksit (ZnO) kuantum noktaları, kristal nanoyapı üretim yöntemlerinden biri olan sol-gel yöntemi ile sentezlenmiştir. Elde edilen ZnO nanoyapıların (kuantum noktalarının) morfolojisi Taramalı Elektron Mikroskobu (Scanning Electron Microscopy, SEM), kristal yapısı X-Işını Kırınımı (X-Ray Diffraction, XRD) ve bileşimi Enerji Dağılım Spektroskopisi (Energy Dispersive Spectroscopy, EDS) ölçümleri ile incelenmiştir.

ZnO kuantum noktalarının optiksel özellikleri Fotoışıma yöntemi kullanılarak incelenmiştir. ZnO nanoyapıların sensör özelliklerinin araştırılmasında Kuartz Kristal Mikrobalans (Quartz Crystal Microbalance, QCM) tekniği kullanılmıştır. Ayrıca sentezlenen ZnO nanoyapılardan üretilen nem sensörünün değişken nem ortamındaki sensivitesi, elektriksel direnç değişikliğine bağlı olarak incelenmiştir.

Sonuç olarak ZnO kuantum noktalarının sol-gel metoduyla sentezlenip, potansiyel bir nem sensörü olarak kullanılabileceği gösterilmiştir.



Anahtar Sözcükler: ZnO, kuantum noktası, nem sensörü, QCM
 

Syntesis And Characterisation of Zno Quantum Dots by Sol-Gel Method

In this study, zinc oxide (ZnO) quantum dots have been synthesized by using the sol-gel method which is one of the producing methods of nanostructures. To determine the morphology and composition of the synthesized structures Scanning Electron Microscopy (SEM) and Energy Dispersive Spectroscopy (EDS) have been used. The crystal structures of the ZnO nanostructures were determined using X-Ray Diffraction (XRD) patterns.

The optical characteristic of the ZnO quantum dots have been researched by using photoluminescence (PL) spectroscopy. During the investigation of the sensor characteristics of ZnO nanostructures and the research of adsorption kinetic, the method of Quartz Crystal Microbalance (QCM) has been used. Apart from this, sensor characteristics of synthesized ZnO nanostructures, as a dependent upon the changes of electrical resistance, have been researched in the changing humidity circumstances.

Consequently, it is showed that the ZnO quantum dots synthesizing by using sol – gel method can be used as a potential humidity sensor.



Keywords: ZnO, quantum dots, nanodots, humidity sensor, QCM

BARINMAZ Dilek
Danışman : Prof. Dr. Ali TUTAY

Anabilim Dalı : Fizik

Programı : Nükleer Fizik

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Ali TUTAY

Prof. Dr. M. Nizamettin ERDURAN

Prof. Dr. Melih BOSTAN

Prof. Dr. Metin SUBAŞI

Prof. Dr. Mehmet ŞİRİN

Nükleer Tıp Uygulamalarında Radyasyon Doz Dağılımlarının Belirlenmesi

Nükleer tıp, nükleer teknolojideki yeniliklerin ilk uygulama alanlarından biridir. Son zamanlarda uygulamaya giren PET (Pozitron Emisyon Tomografisi), yüksek doz 131I uygulamaları ve diğer sintigrafi uygulamaları sırasında açık radyoaktif kaynaklar ile çalışılmaktadır. Radyoaktif kaynakların uygulamaları sırasında maruz kalınacak radyasyon dozlarının belirlenmesi, ayrıca radyoaktif atıkların denetimi ve ıslahı sırasında maruz kalınan radyasyon dozlarının ve ışınlama şiddetlerinin belirlenmesi, belirlenen doz dağılıma göre alınması gereken korunma önlemlerinin tespit ve tavsiye edilmesi bu tez konusunun amacını oluşturmaktadır. Çalışmamız oldukça geniş hasta potansiyeli olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı’nda gerçekleştirildi. Bu sayede değişik enerjilerdeki radyoizotoplardan kaynaklanan ışınlanma dozları mesafeye bağlı olarak ölçüldü. Ölçümlerde ESP-2 Eberline marka GM sayıcı ve Elektronik dozimetre kullanıldı. Ölçüm sonuçlarının güvenirliği ICRP kriterlerine göre yorumlandı ve literatür verileri ile tartışıldı.



Investigation of The Radiation Dose Distribution in The Nuclear Medicine

Nuclear medicine is one of the first fields of application for the innovations in nuclear technology. Open radioactive sources are employed during PET (Positron Emission Tomography), which is a recent application, high-dose131I applications, and other scintigraphic applications. The aim of the present thesis is to determine the radiation doses to be exposed during the application of radioactive sources, to further determine the exposed radiation doses and intensity of irradiation during control and reclamation of radioactive waste, and to identify and recommend safeguard measures to be taken for the determined dose distribution. Our study was held in the Department of Nuclear Medicine at Cerrahpaşa Faculty of Medicine, which has a quite wide potential of patients. Thus, we were measured irradiation doses resulting from radioisotopes with different energies on the basis of distance. We was used an ESP-2 Eberline GM counter and an electronic dosimeter in our measurements. Reliability of measurement results are interpreted according to the ICRP criteria and with literature data were discussed.



AKILLI Mahmut
Danışman : Prof.Dr. K. Gediz AKDENİZ

Anabilim Dalı : Fizik

Programı : Yüksek Enerji ve Plazma Fiziği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr.K.Gediz AKDENİZ

: Prof.Dr.Emine RIZAOĞLU

: Prof.Dr.Haşim MUTUŞ

: Prof.Dr.HasanTATLIPINAR

: Yrd.Doc.Dr. Ayberk YILMAZ

Kaotik Bir Fiziksel Sistemde Lyapunov Üstelleri ve q-İstatistik

Kaos düzensiz bir hareketi ifade eder ve özellikle fizik literatüründe “başlangıç koşullarına hassas duyarlılık” olarak tanımlanır. Düzensiz bir dinamik sistemin doğrusal olmayan diferansiyel denklemleri yazılabilmiş ise başlangıç koşullarının sistemin kaotik davranışlarındaki rolü kaos kuramıyla (lojistik harita) kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Zaman serisi analizi yöntemleri ise periyodik alt yapılı ve deneysel olarak tekrarlanabilen ölçümlerin kaotik özelliklerini değerlendirmek için kullanılmaktadır.

Bu tezde üç sıçanın spontan (kendiliğinden) solunum sisteminden elde edilmiş zaman serilerinin analizi yeniden yapıldı. Sinyallerin yerleştirme parametrelerinin hesaplanması ve faz uzayındaki çekerlerin çizilmesi tekrarlandı. Ayrıca Lyapunov üstellerine bağlı olarak solunum sistemine benzer mümkün fiziksel bir sistemin q- istatistiğe uyabilme kriterleri gözden geçirildi.

Lyapunov Exponents in a Chaotic Physical System And q-Statistics

Disorder motion is defined as chaos and specially in physical literature chaos is characterized by “sensitive dependence on initial conditions”. If the non-linear differential equations of a disorder dynamic system are known, the role of the initial conditions for the chaotic behaviors of the dynamical system can be easily found by chaos theory (logistic map). On the other hand, the chaotic time series analysis methods are used to get information about the chaotic dynamics systems which have experimentally evaluated periodical feedback signals.

In this thesis; it was reanalyzed the time series evolutions of the spontaneous pneumocardiografic records obtained from 3 rats. We recalculated embedding parameters of the signals and reconsidered the strange attractors in their phase space. Lyapunov exponents of the system were examined to possibility of similar physical system in harmony with q-statistics.

OLGUN Tuğba Asiye
Danışman :Doç.Dr.Sehban KARTAL, Doç. Dr. Carmine Elvezio PAGLIARONE

Anabilim Dalı : Fizik

Programı : Yüksek Enerji ve Plazma Fiziği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Doç. Dr. Sehban KARTAL

: Prof. Dr. Ali TUTAY

: Prof. Dr. Nurten ÖNCAN

: Prof. Dr. Hasan TATLIPINAR

: Prof. Dr. Sefa ERTÜRK

Etkin Teorilerde Hıggs Değiş-Tokuşu Altında Çift Çeşnilik İhlali Yapan Top Kuark Bozunumları

Elektrozayıf simetri kırılma ölçeği ile karşılaştırılabilecek bir kütleye sahip olan top kuarkın, bilinen en ağır parçacık olması gerçeğine rağmen, dinamiksel davranışı oldukça kısıtlayıcıdır. Standart Model’de (SM) top kuark üretim tesir kesiti ~% 15 mertebesinde olan bir belirsizlikle değerlendirilmektedir ve top kuarkların hemen hemen zamanın % 100’ünde bir W bozonu ile bir b kuarkına bozunduğu varsayılmaktadır. Son derece ağır kütlesinden dolayı top kuarkın, diğer fermiyonlardan daha çok yeni fizikle ilgili olacağını düşünebiliriz. Bundan dolayı top kuark fiziği, SM ötesi fizik araştırmak için açılan önemli bir pencere olarak kabul edilebilir. Top kuarkın pek çok özelliği Tevatron-Fermilab, Chicago-ABD’de araştırılmış olmasına rağmen, daha güvenli sonuçlar LHC’de yapılacak deneylerde elde edilebilecektir. LHC’nin top kuark fabrikası gibi çalışması ve ilk aşamada 8 milyon  üretmesi, takip edecek yıllarda ise yaratılacak olay sayısının 18 milyonu bulması beklenmektedir. Diğer çalışmalar ise gelecek nesil  lineer çarpıştırıcılarında yapılabilecektir.

t → ui τ μ ( ui = u,c) top kuark geçişlerinde çift çeşni ihlali yakalama (dedekte etme) olasılığı, etkin Lagrangian yaklaşımı kullanılarak bir modelden bağımsız yöntem ile araştırıldı. Yüksek duyarlılıklı ölçümler ve şu andaki deneysel limitler üzerindeki düşük enerji verisi, tuiH ve Hτμ köşelerini zorlamak ve daha sonra BR ( t → uiτμ ) dallanma oranını hesaplamak için kullanılmıştır. Eğer Standart Model’de BR ( t → uiτμ ) 10-13 – 10-14 mertebesinde ise Higgs değiş-tokuşunda çift çeşni ihlalli top kuark bozunum dallanma oranı BR (114.4 Gev/c2 < mH < 2mW için) 10-3 -10-4 değerlerinde oluşabilir. Bu değerler ise CERN’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (Large Hadron Collider, LHC) ile ulaşılacak değerler aralığındadır.

Higgs Mediated Double Flavour Violating Top Decays in Effective Theories

Top quark’s which has a mass comparable with electro-weak symmetry breaking scale its dynamic behavior is pretty limited although there is a known fact that it is the heaviest particle. In Standard Model (SM), top quark production cross section is valued with a ~%15 level uncertainty and it is assumed that top quarks W boson and b quark decaying almost %100 of time. Because of its extremely heavy mass, we can think that top quark will be more related with new physics rather than other fermions. Because of this, top quark physics can be accepted as an important window in order to research physics beyond the SM. Although many of top quark’s properties Tevatron-Fermilab in Chicago-ABD has been researched more reliable results will be attained in the experiments at LHC. LHC will operate like a top quark factory and in the first stage 8 million  will be produced and in consequent years it is expected that the number of events created will be 18 million. Other studies will be done in the next generation  linear colliders.

In  top quark transitions the possibility of detecting double flavor violation has been researched as an independent method by using effective Lagrangian approach. High sensitivity measurements and low energy data on the current experimental limits are used in order to constrain  and  vertices and then also to calculate branching ratio . If  is  level in the Standard Model, at Higgs mediated double flavor violation top quark decay branching ratio for  can occur at the values of . These values are at the interval values reached in CERN Large Hadron Collider (LHC).
TAVUKOĞLU Zeynep
Danışman : Doç. Dr. Sehban KARTAL, Doç. Dr. Carmine Elvezio PAGLIARONE

Anabilim Dalı : Fizik

Programı : Yüksek Enerji ve Plazma Fiziği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Doç. Dr. Sehban KARTAL

Prof. Dr. Ali TUTAY

Prof. Dr. Nurten ÖNCAN

Prof. Dr. Hasan TATLIPINAR

Prof. Dr. Sefa ERTÜRK

Ilc’de, Standart Model Ve Ötesinde, Ckm-Bastırılmış Top Kuark Ozunumları

Top kuarkın Fermilab Tevatron Çarpıştırıcısı’ndaki keşfinden sonra, deneysel dikkat top kuarkın yaratılma ve bozunma mekanizmaları üzerine çevrilmiş bulunmaktadır. Standart Model (SM) içerisindeki, top kuark üretim tesir kesiti ~% 15 mertebesinde olan bir belirsizlikle değerlendirilirken, zamanın hemen hemen % 100 ünde bir b kuarkı ile bir W bozonuna bozunduğu varsayılmaktadır. Son derece ağır kütlesinden dolayı top kuarkın yeni fizikle ilişkili olması beklenmektedir. Aynı zamanda top kuarkın Elektrozayıf Simetri Kırılma Mekanizması’nın doğası hakkında bazı ipuçları vereceği düşünülmektedir. Böylece top kuarkın özelliklerini ölçmek, SM ve ötesi fiziğini araştırmak için bir pencere olarak hizmet verebilir. Kuarkların ve leptonların ayar bozonları ile etkileşmeleri, çok sayıda deneysel verinin gösterdiği gibi SU(3)C × SU(2)L × U(1)Y tarafından doğru bir şekilde tanımlanmış oldukları görülmektedir.

Top kuark bozunumları, hem baskın ( t → b+ W ) ve hem de nadir ( t → q + W, cV, cVV, c, BW Z) bozunum tipleri için, Standart Model’in tahminlerini test etmek açısından, bir araç olarak özel bir ilgiye sahiptir. Nadir bozunumlar oldukça çok bastırılmış olduğundan, SM ve ötesi teorilerin tahminlerini incelemek için mükemmel bir pencere olmaktadırlar. Özellikle, yeni fizikten, t → q + W (q = d,s) CKM – bastırılmış SM top kuark bozunumuna düzeltmeleri, hem sağ – el akımı kullanılan etkin modeller içerisinde hem de Minimal Süpersimetrik Standart Model (MSSM)’de değerlendirilmektedir. Aynı zamanda bu tahminleri ILC’de (Uluslararası Doğrusal Çarpıştırıcısı) araştırmak için bakış açıları ele alınmaktadır.

Ckm-Suppressed Top Quark Decays in Standard Model (Sm) and Beyond at Ilc

After the discovery of the top quark at Fermilab Tevatron Collider, experimental attention has been on the creation of quark and decay mechanisms. While the top quark production cross section in Standard Model (SM), has been evaluated as 15% uncertainty, it is assumed that a b quark and a W boson decaying in the 100% of the time. Because of its extremely heavy mass, it is expected that top quark will have a relationship with new physics. It is also thought that it will provide some clues about the nature of top quark’s electroweak symmetry breaking mechanisms. In this way, it can serve as a window to measure top quark’s properties SM and beyond physics. As a lot of experimental data shows, the interaction between quarks and leptons gauge bosons was defined correctly by SU(3)c × SU(2)L × U(1)Y.

Top quark decays, for both dominant (t b +W) and rare (t q +W, cV, cVV, c, BW Z) decay types has a special attention as a tool to test the Standard Model predictions. Since rare decays has fairly suppressed, they are perfect windows in order to analyze SM and beyond predictions. Especially from new physics, corrections to t q + W (q = d, s) CKM-suppressed SM top quark decay and both among the effective models using right-hand currents and Minimal Supersymmetric Standard Model (MSSM) are evaluated. At the same time, new point of views are handled in order to research the predictions at ILC (International Linear Collider).

BİYOLOJİ ANABİLİM DALI

ERGİN Bülent
Danışman : Prof.Dr. Cihan DEMİRCİ

Anabilim Dalı : Biyoloji

Programı : Zooloj

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Pof. Dr. Cihan DEMİRCİ

Prof. Dr. Şehnaz BOLKENT

Prof. Dr. Hüsniye DOĞRUMAN

Prof. Dr. B.Sönmez UYDEŞ-DOĞAN

Doç. Dr. Kadriye AKGÜN-DAR

Diyabetik Sıçanlarda Beyin Kan Akımının Nitrik Oksit Ve Leptin İle İlişkisi

Leptin, obezite (Ob) geni tarafından şifrelenen, esas olarak yağ dokudan salınan 16 kDa ağırlığında, sitokin ailesine ait, polipeptit tabiatlı bir hormondur. Leptinin en iyi bilinen fonksiyonu, besin alınımını ve enerji kullanımını düzenlemesidir.

Nitrik oksit (NO), biyolojik sistemlerde son derece önemli, çok yönlü mesajcı bir moleküldür. NO, beyinde nöronal iletim, kan basıncı ve sindirim sisteminin düzenlenmesi, kalp-damar sistemi, platelet kümelenmesi, sitotoksite, hipertansiyon, diyabet, aterosikleroz gibi fizyolojik ve patolojik olaylarda önemli rol oynamaktadır.

Diyabet, vücutta insülin eksikliğine bağlı olarak gelişen, hiperglisemi ve glukozüri ile belirgin, tedavi edilmediği takdirde ketoasidoz ve komaya kadar uzanan bir hastalıktır.

Bu çalışmada, leptin ve özgül olmayan NO inhibitörü L-NG-nitroarjinin metil ester (L-NAME) uygulamalarıyla, diyabetik ve diyabetik olmayan sıçanlarda leptin ve NO arasındaki ilişki araştırıldı. Bu ilişkinin sıçan beyin kan akımı ile kan basıncını nasıl etkilediği, nitrik oksit sentaz (NOS) dağılımları da göz önüne alınarak belirlenmeye çalışıldı.

Bu amaçla çalışmada, 3 aylık 48 adet erkek Wistar albino (250-300 g) sıçan kullanıldı. Hayvanlar, her biri 6 bireyden oluşan 4 grubu diyabet ve 4 grubu diyabet olmayan toplam 8 gruba ayrıldı. Anestezi altındaki hayvanlara tek doz fizyolojik tuzlu su (FTS), L-NAME (10 mg/kg), Leptin (50 μg/kg) ve L-NAME (10 mg/kg)+Leptin (50 μg/kg) intravenöz (iv) olarak uygulandı. Deney süresince hayvanların beyin kan akımı, arteriyal kan basıncı ve kalp vurumları kaydedildi. Deney sonunda hayvanlardan alınan kan örneklerinde, serum nitrit/nitrat ve leptin miktarları biyokimyasal olarak incelendi. Ayrıca beyin korteksindeki endoteliyal NOS (eNOS) ve nöronal NOS (nNOS) dağılımları immünohistokimyasal olarak değerlendirildi.

Sadece leptin uygulanan diyabetik olmayan hayvanların kan akımında anlamlı bir fark tespit edilirken, diyabetiklerde bu değişiklik belirgin değildi. L-NAME’den 15 dakika sonra leptin uygulanan diyabetik olmayan hayvanlarda, leptinin L-NAME etkisine rağmen kan akımında anlamlı bir değişiklik meydana getirdiği, diyabetiklerde ise böyle bir etki oluşturmadığı belirlendi. Ortalama arteriyal kan basıncı, L-NAME ve L-NAME+Leptin uygulanan diyabetik olmayan ve diyabetik hayvanlarda, hem kendi kontrol değerlerine hem de kontrol grubundaki hayvanların aynı zaman noktalarındaki değerlerine göre anlamlı olarak yüksekti. Leptin uygulanan hayvanların ortalama arteriyal kan basıncı değerleri, başlangıç noktasına göre düşmesine karşın, diyabet ve diyabet olmayan kontrol grubu hayvanlarının değerlerine göre anlamsızdı. Diyabetik olmayanlarda L-NAME uygulamasının kalp vurumunu anlamlı ölçüde düşürdüğü belirlendi.

Leptin uygulanan diyabetiklerde nNOS reaksiyonunun arttığı, diyabet olmayanlarda ise azaldığı belirlendi. Sadece L-NAME uygulanan diyabetik olmayan grupta eNOS ve nNOS reaksiyonu gözlenmezken, diyabetiklerde zayıf reaksiyon tespit edildi. L-NAME+Leptin grubunda ise, diyabetik olmayanlarda eNOS ve nNOS reaksiyonunun olmadığı fakat diyabetik grupta, hem nNOS hem de eNOS reaksiyonunun dokunulmamış kontrole benzer olduğu görüldü.

Serum leptin düzeyleri bütün gruplarda anlamsız bir değişiklik gösterirken, diyabetiklerin L-NAME+Leptin grubunun leptin düzeyinin, diyabet kontrole göre anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca diyabetiklerin serum leptin düzeylerinin diyabetik olmayanlara göre anlamlı derece düşük olduğu belirlendi.

Sonuç olarak çalışmamızda, leptinin kan akımı, kan basıncı ve kalp vurumuna etkisi, NO varlığında ve yokluğunda araştırılmış olup, L-NAME ile NO sentezi inhibe edilmesine rağmen, leptinin hem diyabetik olmayan hem de diyabetik hayvanların beyin kortekslerinde NO üretimine etki ettiği ve leptinin fizyolojik etkilerinde NO’i aracı olarak kullandığı görülmüştür.



Yüklə 3 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   48




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə