Tez özetleri Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı



Yüklə 3 Mb.
səhifə34/48
tarix06.05.2017
ölçüsü3 Mb.
1   ...   30   31   32   33   34   35   36   37   ...   48

STAKEEVA Baktıgül
Danışman : Yrd.Doç.Dr.Burcu ONAT

Anabilim Dalı : Çevre Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Yrd.Doç.Dr.Burcu ONAT (Danışman) Prof.Dr. Esma TÜTEM

Doç.Dr. Nilgün BALKAYA

Yrd.Doç.Dr.Ülkü ŞAHİN

Yrd.Doç.Dr. Semih NEMLİOĞLU

Trafiğin Yoğun Olduğu Çevrelerde Maruz Kalınan İnce Partikül Maddenin (Pm2.5) Belirlenmesi

Bu çalışmada trafiğin yoğun olduğu çevrelerde farklı ulaşım türlerinde ince partikül maddelere (PM2.5) kişilerin maruz kalışı belirlenmiştir. Bu amaçla özel araç, metrobüs, belediye otobüsü, metro ve yaya ulaşım türlerinde PM2.5 ölçümleri ve partikül sayımı yapılmıştır. Ölçümler Metro dışındaki ulaşım araçlarında Ekim 2008 - Kasım 2008 zaman periyodunda, günde iki kere, trafiğin yoğun olduğu ve yoğun olmadığı saatlerde (sabah-öğle) yapılmıştır. Metro tren içi ve makinist kabini içinde yapılan ölçümler ise Ocak-Nisan 2008 zaman periyodunda tren içinde günde 3 kez (sabah-öğle-akşam), makinist kabininde 08:00-24:00 saatleri arasında gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar taşıt türleri, ortam koşulları ve havalandırma sistemleri arasındaki farklar dikkate alınarak değerlendirilmiştir.

Araba içinde trafiğin yoğun olduğu ve az yoğun olduğu sabah saatlerinde yapılan ölçümlerde 0.3 µm, 0.5 µm, 1 µm ve 3 µm çapındaki partiküller için havalandırma açık olduğunda alınan sonuçlar, havalandırma kapalı olduğunda kaydedilen sonuçlardan daha yüksek olarak bulunmuştur. Metrobüs içinde de aynı şekilde trafiğin yoğun olduğu saatlerde partikül sayıları daha yüksektir. Belediye otobüsü içinde yapılan ölçüm sonuçlarına bakıldığında sabah ve öğlen saptanan partikül sayısının diğer ulaşım türlerine göre daha yüksek olduğu ve sabah ölçümlerinin biraz daha yüksek olmasına rağmen öğlen ölçümleri ile arasında çok fazla fark olmadığı görülmektedir. Yaya olarak yapılan ölçüm sonuçlarına bakıldığında partikül sayısının 6 partikül fraksiyonunda da belediye otobüsü hariç diğer ulaşım türlerinden daha fazla olduğu görülmektedir.

PM2.5 konsantrasyonlarının günlük ortalamaları ise arabanın içinde partikül sayımın sonuçlarında olduğu gibi havalandırma açık durumdayken kapalı durumundaki sonuçlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Hafta içi sabah hafta sonu ise öğle saatlerin de PM2.5 konsantrasyonlarının yüksek olduğu görülmüş: hafta içi sabah 73 µg/m3 ve hafta sonu sabah 33 µg/m3 olarak bulunmuştur. Metrobüs içinde bulunan PM2.5 konsantrasyonları 46 µg/m3 ve 34.5 µg/m3 olarak bulunmuştur. En yüksek sonuçlar belediye otobüsü içinde trafiğin yoğun saatlerde 106 µg/m3 ve az yoğun saatlerde 89 µg/m3 olarak, yaya için ise 89 µg/m3 ve 82 µg/m3 olarak bulunmuştur. Metro M1 (Aksaray-Havalimanı) ve M2 (Taksim-4.Levent) hatlarında ise tren içindeki PM2.5 konsantrasyonları sırasıyla 73 µg/m3 ve 62 µg/m3, makinist kabini içinde ise 73 µg/m3 ve 50 µg/m3 olarak bulunmuştur.



Assessment of Personal Exposure Levels to Fine Particle Matter (Pm2.5) In Heavy Traffıc Microenvironments

The aim of this work is to investigate a personal exposure to fine particulate matter (PM2.5) in the most usable transport microenvironments (car, metrobus, municipal bus and walking) in Istanbul, Turkey. For meet this goal, using portable instrumentation, measurements of PM2.5 and ultrafine particulate counts in all transportation modes excepting Metro were performed during a period of October and November 2008, and in Metro during a period of January-March 2008. To compare the concentrations of particles at peak and peak-off times of traffic the measurements were performed two times a day in all modes and three times a day (morning, noon and evening) in Metro (inside a train and machinist cabin), respectively. The mode of transport, an existing of air-conditioning in a vehicle, traffic hour were considered as significant factors, influencing exposure concentrations.

As a result, there is a significant difference between concentrations of the particles with 0.3 µm, 0.5 µm, 1 µm ve 3 µm diameter, which were recorded an open and closed air-conditioning in the rush and non-rush hours inside a car. The same results were found for metrobus. The highest concentrations in comparison with other transportation modes are registered in municipality bus and then in walking, but there’s not a big difference between traffic peak and peak-off times.

The daily average of PM2.5 concentrations for a car is found different when the air-conditioning is turned and turned-off. In addition, the concentrations registered on weekdays are found to be higher then on weekends: in the morning on weekdays as 73 µg/m3 and on weekends mornings as 33 µg/m3. For metrobus, the values change between 46 µg/m3 and 34.5 µg/m3. The highest results are found for municipality and walking modes: in the morning 106 µg/m3 and 89 µg/m3, at lunchtime 89 µg/m3 and 82 µg/m3. PM2.5 concentrations inside a train are found to be 73 µg/m3 ve 62 µg/m3 and inside a machinist cabin of M1 (Aksaray-Havalimanı) and M2 (Taksim-4.Levent) metro lines 73 µg/m3 and 50 µg/m3, respectively.



DARAMA Sevgi
Danışman : Yrd.Doç Dr. Semih NEMLİOĞLU

Anabilim Dalı : Çevre Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Yrd.Doç.Dr.Semih NEMLİOĞLU

Prof.Dr.Semiha ARAYICI

Prof.Dr.İzzet ÖZTÜRK

Prof.Dr.Nilgün BAKLAYA

Yrd.Doç.Dr.Burcu ONAT



Yoğun Atıksu Deşarjının Birinci Seyrelmesinde Görünür Saçak Modelinin Uygulanması

Deniz, okyanus vb. büyük alıcı su ortamlarına, bu ortamlardan daha fazla yoğunluğu olan maden atıksuyu, tuzlusu veya soğuk su gibi özellikle fiziksel ve kimyasal kirliliğe sahip yoğun atıksuların deşarjı, evsel atıksu vb. gibi yüzen atıksu deşarjına oranla daha az araştırılmış bir konudur. Çevre ile ilgili yasal mevzuatlardaki kirleticilerin sınır koşullara uygun olarak deşarj tesisi projelendirilmesi yapılabilmesi için atıksu jetlerinin geometrisinin ve deşarj koşullarına göre seyrelme değerlerinin belirlenmesine veya hesaplanarak tahmin edilmesine gereksinim duyulmaktadır. Deşarj tesisinden deşarj edilen atıksu jetlerinin jet geometrisinin ve çeşitli konumlardaki seyrelmesinin tahmini olarak bulunabilmesi için matematik modeller kullanılmakta ve hızlı işlem yapılabilmesi için paket bilgisayar programlarından yararlanılmaktadır. Yüzen jet karakterli evsel atıksu deşarjı için çok daha fazla deşarj tesisi tasarımı yapıldığından, paket programlar da genel olarak hazırlanıp yüzen atıksular için validasyon (geçerlilik) incelemeleri gerçekleştirilerek, programlardaki aksaklıklar deneysel çalışmalar ile karşılaştırma yapılarak düzeltilmeye çalışılmıştır. Yoğun jet içeren deşarj tesisi tasarımları için de paket programların bu tür bir validasyon incelemelerine ve mümkünse paket programların hesaplama hassaslığının artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.



Bu çalışmada, deniz deşarjı tasarımı için jet geometrisi ve seyrelme hesaplamalarında kullanılan başlıca programlardan olan ABD Çevre Koruma Kurumu (US EPA) tarafından üretilmiş “Görünür Saçaklar” (Visual Plumes) (VP) bilgisayar programının validasyon seviyesinin belirlenmesi ve tahmin hesaplarının hassasiyetinin artırılması incelemesi yoğun atıksu deşarjında oluşan yoğun jetlerin jet geometrisi ve birinci seyrelmesi için gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Nemlioğlu tarafından 3D LIF (3 boyutlu lazerle uyarılmış ışınım) yöntemi kullanılarak yoğun jetin düşey açılar ile yukarı yönlendirilmiş tekil dairesel deşarj deliğinden durgun ve homojen su ortamı içerisine bırakılan atıksuların deneysel olarak elde edilmiş jet geometrik parametreleri ve seyrelme değerleri ele alınarak, aynı deneysel şartların VP paket programının UM3 alt modelinde karşılaştırma için uygulanması yapılmıştır. Deneysel verilerin alındığı çalışmada, yoğun jetlerin yukarı yönlendirme açıları θ0= 0º, 15º, 30º, 45º, 60º, 75º ve 90º’ dir ve akım koşulları yoğunluksal Froude sayısı yaklaşık F= 20 olacak şekilde ayarlanmış, Reynolds sayısı Re= 2200 seçilerek türbülanslı akım sağlanmıştır. Sonuçta, deneysel ve VP hesaplamasıyla bulunan yoğun jet geometrik parametreleri ve birinci seyrelmeyi oluşturan “etki noktası seyrelmesi” değerleri karşılaştırılarak, VP’nin her bir parametre için validasyon miktarları belirlenmiştir. Her bir parametre için deneysel-VP değerleri arası yüzdesel farklar bulunarak, kabul edilebilir sapma miktarı olarak benimsenen ardışık deneylerin birbiri arasındaki farklara göre karşılaştırmaları yapılmıştır. Sonuçta, VP’nin jetin taban etkileşimini dikkate almadan, sadece yoğun jet merkez ekseninin tabana çarptığı “etki noktası”na kadar değerlendirmeye alınabilecek hesaplamalar yaptığı, “yakın bölge” seyrelmesini ve yerini bulamadığı, yoğun jet enkesitleri dairesel olmadığı halde dairesel kabul ettiği belirlenmiştir. Ayrıca, yoğun jet parametrelerinin VP’de hesaplanmış değerlerinin sabit olmayan validasyon değerlerine sahip oldukları ve bu farklılıkların deşarj açısıyla da değişim gösterdiği belirlenmiştir. Yoğun jet için VP’de UM3 uygulamasının validasyon değerinin geometrik parametreler için ki etki noktası ve kt iç tepe noktası düzeltme katsayılarının kullanılmasıyla %100’e yaklaştırılabileceği belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda, yoğun jet geometrik parametrelerinin ki ve kt düzeltme katsayılarının her bir parametre ve deşarj açısı aralığı için tekil veya kombine kullanılarak farklı çözümler ile VP’nin yüksek seviyede validasyonu sağlanmıştır. Ayrıca, 15°≤ θ0 ≤ 75° açı aralığında ki=0,0104•θ0+0,962 eşitliği ve 15°≤ θ0 ≤ 90° açı aralığında kt=0,0032•θ0+1,2255 eşitliği ile ara yukarı yönlendirme açıları için de düzeltme katsayılarının tahmin edilebileceği belirlenmiştir.


Application of Visual Plumes Model on Dense Wastewater Discharge Initial Dilution

Especially physical and chemical pollutants including dense wastewater discharges, which are originated from mine effluent, brine or cold water and they are denser than receiving water, are a lesser investigated issue comparing positively buoyant wastewater discharge such as domestic wastewater etc. into marine, ocean etc. huge receiving water ambient. In order to design marine outfall obeying environmental regulations pollutant limitation standards, it is necessary to determine or estimate by calculations wastewater jet geometries and dilutions under discharge conditions. Mathematical models are used for estimation of outfall originated wastewater jet geometry and dilutions in various locations and numerical model computer programs are utilized for quick calculations. Numerical models were prepared for general purposes for positively buoyant jet characterized discharges because of the fact that most of designations were needed for domestic wastewater discharging marine outfalls. So, validation studies for these numerical model programs were mostly performed for positively buoyant wastewaters and confirmation studies of these computer programs were arranged by experimental data sets comparison then solved their problems. However, numerical model programs are also required this kind of validation investigations and if possible increase the accuracy of the estimation calculations for dense jet including outfalls.

In this study, validation level determination and estimation calculation sensitivity increase investigation of “Visual Plumes” (VP) computer program, which is one of the main program for sea outfall design used for determination of dense wastewater discharges’ jet geometry and initial dilution calculations and produced by USA Environmental Protection Agency (U.S. EPA), were performed . In this study, experimental dense jet geometrical parameters and dilutions data sets of dense jets of dense wastewaters with vertical inclination angles of one singular circular discharge nozzle which were discharged into stagnant, homogeneous water ambient, which were obtained by Nemlioglu via 3D LIF (3 dimensional laser induced fluorescence) method, were taken into account than application of same conditions of the experiments were performed in VP mathematical computer program’s sub model UM3 for comparison. Inclination angles of dense jets were θ0= 0º, 15º, 30º, 45º, 60º, 75º and 90º, flow conditions were arranged for gravimetric Froude number F=20 approximately, and Reynolds number Re=2200 were selected for turbulent flow conditions in the reference experimental study. Finally, experimental and VP estimated dense jet geometrical parameters and “impact point dilution” values, which contains initial dilution, were compared each other than validation levels of VP for per parameters were determined. Difference percentage of experimental-VP values for per parameters were obtained and compared with deviation amount of sequential experiments, which were adopted for acceptable level. As a result, following results were found: VP performs calculations only can be taken into account until “impact point”, which is the intersection point of dense jet centerline with bottom; VP can not calculate “near field” dilution and its location; and although dense jet’s cross-sections are not circular, VP assumes them circular. In addition, it was determined that VP calculated dense jet parameters have inconstant validation level and these differences vary with jet inclination angle. It was found that validation level of VP, UM3 application for dense jet can be closer 100% using impact point correction coefficient ki, and internal terminal rise height correction coefficient kt for jet geometric parameters. As a result of this study, high level validity of VP provided for dense jet geometric parameters with ki and kt correction coefficients using for each different parameters and inclination angle range via singular or combined applications. Moreover, it was found that correction coefficients can be estimated for middle inclination angles in 15°≤ θ0 ≤ 75° range with ki=0,0104•θ0+0,962 equation, and in 15°≤ θ0 ≤ 90° range with kt=0,0032•θ0+1,2255 equation.

KURUTAŞ Birgül
Danışman : Yard. Doç.Dr. Ülkü ŞAHİN

Anabilim Dalı : Çevre Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Yard. Doç. Dr. Ülkü ŞAHİN

: Prof. Dr. Semiha ARAYICI

: Prof. Dr. İsmail BOZ

: Prof. Dr. Nilgün BAKLAYA

: Yard. Doç. Dr.Burcu ONAT



Bir Metal Endüstrisindeki Çalışma Ortamlarının İç Hava Kalitesinin Belirlenmesi

Günümüzde halk sağlığının bozulmasında en temel etkenin su ve hava ortamlarında oluşan kirlilikler olduğu birçok çalışma ile belirlenmiştir. WHO her yıl hava kirliliği nedeni ile milyonlarca kişinin öldüğünü belirtmektedir. Dış ortamda oluşan kirlilik yanında yaşam ve çalışma alanları olan iç mekânlarda da oluşacak kirlenmenin kontrol edilmesi gereklidir. İş sağlığı ve Güvenliği kavramının şu an Türkiye’deki uygulanış biçimi daha çok iş kazalarının önlemesi üzerine yoğunlaşmıştır. Ancak ülkemizdeki işgücünün %19,5’lik kısmının sanayide çalışmakta olduğu ve günün 8 saatini bu kapalı üretim mekanlarında geçirdiği düşünüldüğünde meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması gereklidir. Endüstriler kaliteli üretim yanında çevreye duyarlı bir yönetim sergilemeli, çalışanların temel sağlık gereksinimlerini karşılayacak kalitede çalışma ortamının oluşturulmasını sağlamalı ve iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemleri almalıdır.

Bu çalışmada örnek bir metal sanayisinde üretim bölümü iç ortam havasında muhtemel olabilecek kirleticilerin (PM2.5, CO, CO2, VOC, sıcaklık ve nem) konsantrasyonları belirlenmiş ve yasal çerçevede iş sağlığı ve güvenliği ve halk sağlığı açısından uygunluğu incelenip alınabilecek iyileştirme önlemleri araştırılmıştır. Tesis üretim ortamı yanında karşılaştırma maksadı ile dış ortamda ve ofislerde de ölçümler yapılmıştır. Parametreler Temmuz-Ağustos 2008, Ekim-Kasım 2008 ve Ocak-Şubat 2009 periyotlarında gün boyu anlık kayıtlarla takip edilmiş ve oluşan konsantrasyon değişimleri üretim sürecindeki değişikliklerle ilişkilendirilmiştir. Kasım ayında imalat makinelerine yalıtım yapılmış konsantrasyon azalımları belirlenmiştir.

Çalışma sonucunda herhangi bir önlem alınmadığı takdirde tesis imalat bölümünde üretim sürecindeki farklılıkları nedeni ile PM2.5 konsantrasyonunda yüksek salınımlar gözlenmiştir. İmalat bölümündeki PM2.5 konsantrasyonları dış ortamdaki konsantrasyonun yaklaşık 2 ile 8 katı mertebesindedir. İmalat makineleri etrafında yapılan yalıtım sistemi sonucunda PM2.5 konsantrasyonları ortalama 8 kat azalmıştır. . İşçi sağlığı açısından PM2.5 konsantrasyonları OSHA standartlarının altında kalırken, EPA ve WHO’nun halk sağlığının korunması amacıyla tanımladığı ortam kalitesi standartlarının oldukça üstünde değerler almıştır. 2400 μg/m3 ‘ e ulaşan bu değerler yalıtım yapılarak standartların altına düşürülebilmiştir. CO, CO2 ve VOC konsantrasyonları ortalama değişim aralıkları sırasıyla 0,8-16,0 ppm; 537,0-675,8 ppm; 0,02-0,52 ppm’dir ve limit değerlerin altına sonuçlar elde edilmiştir. Çalışma ortamlarındaki uzun süreli kişisel maruziyet düşünüldüğünde iş sağlığı yönetmeliklerindeki limit değerlerin kişisel sağlığın korunması ve meslek hastalıklarının önlemesi için yeterli olmadığı düşünülmektedir.



The Assessment of Indoor Air Quality Inside Metallic Industry Workplaces

At the present day, the basic factor is water and air environment pollutions that determined with a great many of studies. WHO have determined that million of people died in every year by air pollution. Indoor air pollutions that life and workplace environment are controlled together with outdoor pollution. Occupational Healthy and Safety consept are applied as occupational accident in Turkey. In our country, 19.5% of the workforce works in industry and this people are spend approximately 8 hours in a day in workplaces. Accordingly, it should be get actions about occupational disease. Industries should display management with environmentally-conscious, provide to make workplace that provide to workers basic health requirements and get actions about occupational healthy and safety.

To determined concentrations with probable contaminant (PM2.5, CO, CO2, VOC, ambient temperature and humidity) an indoor air quality in workplace of a metallic industry environment and to investigated in terms of occupational healthy and safety and public health in legal regulation and to researched treatment actions. Offices and outdoor environment were measured to compare with the industry production air. Parameters were followed all day and immediately in July-August 2008, October-November 2008 and January-February 2009 periods and these concentration changes associated with production process exchanges. Isolation was built to production machines in November and concentration decreasing was determined.

At the end of study, high release was watched on PM2.5 concentration for production process variety in workplace air provided that any action was taken. PM2.5 concentrations in workplace air are higher than outdoor air approximately 2 and 8 times. After that isolation system on production machines, PM2.5 concentrations decrease approximately 8 times.

In terms of occupational health, PM2.5 concentrations are below OSHA standards, but they are above environment quality standards that EPA and WHO have described for safe public health. These values were watched 2400 μg/m3 but values were decreased below standards after isolation system.

CO, CO2 and VOC concentration’s average value range are in turn 0,8-16,0 ppm; 537,0-675,8 ppm; 0,02-0,52 ppm and these value are below limit value. When occupational expose in a long time in workplace was cared, limit values are not competence in terms of safety to personal healthy and occupational disease in occupational healthy regulation



MAMADİEV Mairambek
Danışman : Yard. Doç. Dr. Gülsüm YILMAZ

Anabilim Dalı : Çevre Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Yard. Doç. Dr. Gülsüm YILMAZ (Danışman),

: Prof. Dr. Semiha ARAYICI,

: Prof. Dr. Gülen İSKENDER,

: Prof. Dr. Nilgün BALKAYA,

: Yard. Doç. Dr. Yasemin KAYA.


Elektronik Endüstrisi Atıksularının Arıtılabilirliği

Su bazlı boyalar, uçucu organic madde içeriği solvent bazlı boyalarınkinden önemli ölçüde düşük olması ve bu nedenle uçucu organic madde emisyonunu azaltması nedeniyle, solvent bazlı boyalara alternatif olarak değerlenlendirilmektedir. Su bazlı boyalar akrilik, vinil, epoksi gibi reçinelere ilave olarak bazı solvent, pigment ve katkı maddelerini de içerirler. Kullanılan çok çeşitli kimyasal maddelerden dolayı, su bazlı boya atıksuyu önemli ölçüde KOİ, BOİ, askıda katı madde, toksik bileşikler ve renk içermektedir. Aşırı derecede kirli, toksik ve renkli atıksulara uygulanan arıtma alternetifleri arasında koagülasyon flokülasyon ve Fenton oksidasyonu en yaygın biçimde kullanılan arıtma prosesleridir.

Membran prosesler hem su hem de atıksu arıtma uygulamalarında geniş ölçüde kullanılmaktadır. Suyun yanında konsantre akımın geri kazanılması nedeniyle membran proseslerin kullanımı gün geçtikçe artan bir ilgiye sahiptir. Deterjan, pigment, solvent gibi değerli maddelerin konsantre akımda geri kazanılması membran prosesleri daha çekici bir proses haline getirmiştir.

Bu çalışmanın amacı, elektronik endüstrisinden kaynaklanan aşırı derecede kirli su bazlı boya atıksularının, koagülasyon-flokülasyon, Fenton oksidasyonu ve membran prosesler kullanılarak arıtıma ve yeniden kullanma olanaklarının araştırılmasıdır.

Su bazlı boya atıksuları, çeşitli ebatta televizyon üreten bir elekronik endüstrisinin boyama ünitesinden alınmıştır. Atıksu 55,000-205,000 mg/L KOİ ve 9,500-32,000 mg/L AKM’ye sahiptir. Çalışmada kullanılan atıksular farklı zamanlarda 4 kez alınmış ve +4ºC de saklanmıştır. Atıksuyun KOİ’si boyama sıklığına bağlı olarak geniş bir aralıkta değişmektedir. Boyama ünitesinin tek bir hattından gelen atıksuyun debisi 5 m3/gün’dür ve hergün deşarj edilmektedir. Uygun bir arıtmadan sonra çıkış sularının boyama ünitesinde yeniden kullanımı istenmektedir.

Koagülasyon - flokülasyon deneyleri alüminyum sülfat ve demir sülfat kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Optimum koagülant dozajı ve pH’yı belirlemek amacıyla, jar test deneyleri 1.numune için 2500-7500 mg/L alüminyum sülfat, 270-10800 mg/L demir sülfat ve 2.numune için 600 – 4000 mg/L alüminyum sülfat, 500 - 4000 mg/L demir sülfat konsantrasyonları ile pH 6-10 aralığında gerçekleştirilmiştir. Önce pH 9 da optimum koagulant dozajı; sonra optimum koagulant dozajında optimum pH belirlenmiştir. pH ayarlamada Ca(OH)2 ve NaOH kullanılmıştır. Koagulasyon performansı KOİ giderim verimi ve bulanıklık dikkate alınarak saptanmıştır.

Fenton oksidasyonu çalışmaları, sabit [Fe+2]=0.02 M ve [H2O2]/[Fe+2]=10 oranlarında gerçekleştirilmiştir. Reaksiyon süresini optimize etmek amacıyla, Fenton kinetik çalışmaları yapılmıştır. Oksidasyon prosesinin verimi, çeşitli konsantrasyonlarda ve farklı oksidasyon sürelerinde KOİ analizleri ile belirlenmiştir. Tüm kimyasal arıtma deneyleri üç kez tekrarlanarak rapor edilmiştir.

Bu çalışmada, FM UP020, FM UP005 ve FM NP010 (Microdyn-Nadir GmbH, Almanya) membranlar kullanılmıştır. FM UP005 membranın çıkış suyu ilave KOİ giderimi sağlamak amacıyla FM NP010 membranına verilmiştir.

Koagulasyon- flokulasyon çalışmalarında 1.numune için 5000 mg/L alüminyum sülfat dozajında pH 9’da % 68 KOİ giderim verimi ve 2700 mg/L demir sülfat dozajında pH 9’da % 59 KOİ giderim verimi elde edilmiştir. 2.numune için 1000 mg/L alüminyum sülfat dozajında, pH 7’de % 67 KOİ giderim verimi elde edilirken, demir sülfat ile koagulasyonda 750 mg/L dozajda pH 8-9’da % 45 arıtma verimine ulaşılmıştır. Renk ve bulanıklık kbul edilebilir değerlere kadar giderilmiştir. Ancak koagulasyon-flokulasyonda oluşan atık çamur tehlikeli atık larak bertaraf edilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.

Fenton oksidasyonu çşılmalarında renk ve KOİ giderimi açısından iyi sonuçlar elde edilmiştir. 2 M [H2O2] konsantrasyonunda [H2O2]/[Fe+2]=10 oranında % 81 KOİ giderim verimi elde edilmiştir. Oksidasyon süresi 150 dakika olarak optimize edilmiştir. Tüm Fenton oksidasyon çalışmalarında renk ve bulanıklık tamamen giderilmiştir. Oluşan çamur koagulasyon prosesinde oluşanınkinden daha az olmasına rağmen hala tehlikeli atık olarak bertaraf edilmeyi gerektirmektedir.

Membran prosesi hem su hem de pigmenler geri kazanıldığı için daha çevre dostu bir çözüm sunmaktadır. Bu çalışma, ultrafiltrasyon FM UP005 membranı için toplam akı azalmasının % 73 ve kirlenmenin sebep olduğu akı azalmasının sadece % 9 olduğu görülmüştür. Bu membrane ile % 66 KOİ giderim verimi elde edilmiştir.

Bu çalışmada kullanılan tüm alternatiflerde renksiz çıkış suyu elde edilmiştir. Bu nedenle tüm alternatiflerde elde edilen çıkış suları boyama ünitesinde geri kazanım amacıyla kullanılabilir. En uygun arıtma ve / veya geri kazanım prosesinin belirlenmesi amacıyla; yatırım, işletme- bakım ve atık çamur bertarafını içeren maliyet analizi yapılmalıdır.



Yüklə 3 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   30   31   32   33   34   35   36   37   ...   48




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə