Tez özetleri Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı



Yüklə 3 Mb.
səhifə5/48
tarix06.05.2017
ölçüsü3 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   48

GÜRSOY Gizem
Danışman : Yard. Doç. Dr. Oya ÖZULUĞ

Anabilim Dalı : Biyoloji

Programı : Zooloji

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Yard. Doç. Dr. Oya ÖZULUĞ (Danışman)

: Prof. Dr. Şehnaz BOLKENT

: Prof. Dr. Mustafa TEMEL

: Yard. Doç. Dr. Cüneyt KUBANÇ

: Yard. Doç. Dr. Bülent TOPALOĞLU

İstanbul Üniversitesi Zooloji Müzesi Bentik Omurgasızlar Koleksiyonunun Envanteri

Bu çalışmanın amacı, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde bulunan Zooloji Müzesi’nin bentik omurgasızlarına ait koleksiyonun envanterinin çıkarılmasıdır.

Bentik omurgasızlara ait koleksiyon, 1963-1971 tarihleri arasında Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz ve Marmara Denizi’nden toplanmış örnekleri içermektedir. Toplam 1067 kavanozdan oluşan bu koleksiyonun büyük bölümü formaldehit çözeltisinde, bir kısmı ise kuru olarak saklanmaktadır. Koleksiyonun envanteri hazırlanırken, uygun materyaller formaldehit çözeltisinden %70 alkol çözeltisine aktarılmıştır. Envanter çalışmasında, koleksiyonu bilimsel olarak önemli kılan etiket bilgisi (toplandığı yer ve tarih) belli olan materyaller öncelikli olarak ele alınmıştır.

Bu çalışmada; orijinal dış etiketi olan 669 kavanoz, dış etiketi olmayıp iç etiketi bulunan 209 kavanoz, dış etiketi ve iç etiketi olmayan 189 kavanoz değerlendirilmiş ve sonuç olarak 7 filuma ait 17 klasis, 36 ordo, 75 familya, 45 genus ve 18 tür olduğu belirlenmiştir.

  
The Inventory of The Benthic Invertebrate Collection in the Zoology Museum of İstanbul University

The aim of this study is to present the inventory of the benthic invertebrate collection of Zoology Museum in the Biology Department of Istanbul University Science Faculty.

The collection of the benthic invertebrates includes materials collected from the Mediterranean Sea, Aegean Sea, Black Sea and Marmara Sea between 1963 and 1971. This collection, which is made up of 1067 jars in total, is largely preserved in formaldehyde solution and some materials are kept in dry conditions. In the mean time with the inventory study, the preservation chemical of the appropriate materials were changed from formaldehyde solution to 70% alcohol solution. In this inventory study, the materials including label informations (location and date) which give the scientific importance, were primarily evaluated.

In this study; 669 jars with an original external label, 209 jars with inner labels and without external label, and 189 jars without any label were evaluated and at the end 7 phylum, 17 classis, 36 ordo, 75 familia, 45 genus and 18 species were determined.



EVLER HATAYOĞLU Şenay
Danışman : Doç.Dr. TUNCAY ORTA

Anabilim Dalı : Biyoloji

Programı : Genel biyoloji

Mezuniyet Yılı : 2004

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Tulay ENGİZEK

: Prof.Dr. Yavuz ÇOTUK

: Prof.Dr. Tuncay ALTUĞ

: Doç.Dr. İsmail ÖZBAY

: Doç.Dr. Tuncay ORTA (Danışmanı)

İn Vitro Radyasyon Uygulaması Sonucu Lenfositlerde Meydana Gelen Kalıcı Olmayan Kromozom Aberasyonları İle Mikronukleus Oluşumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Radyasyon tahribatı ile kromozomlarda meydana gelen hasarlar sitogenetik teknikler ile ölçülebilir. Kromozom aberasyonları tekniği ile ölçülen kromozom hasarları hücreler tarafından absorbe edilen dozun belirlenmesinde güvenilir bir metodtur. Fakat skorlama işlemi için beceri ve tecrübe gerektirmesi, sayımının güç olması nedeniyle çok fazla hücre değerlendirilememesi gibi pratiklikten uzak dezavantajlara da sahiptir. Meydana gelen kromozom hasarlarının ölçüldüğü bir diğer teknik olan mikronükleus tekniği ise daha kolay ve daha fazla hücrenin değerlendirilmesi ile istatistiksel gücü fazla olan bir yöntemdir.

Bu tez projesinde, sağlıklı bireylerden alınan periferal kan örneklerine 0 Gy, 1 Gy, 2 Gy, 3 Gy ve 4 Gy olmak üzere farklı radyasyon dozları verilerek mikronükleus tekniği ile elde edilen sonuçların, radyasyona özgü hasarları daha iyi ölçen kromozom aberasyonları ile ilişkisi incelenmiştir. Uygulanan radyasyon sonucu kromozom hasarlarındaki artışlar 2 teknik ile de gözlenmiştir. Kromozom aberasyonları ile MN (mikronükleus) frekansları her bir birey için karşılaştırıldığında disentrik frekansları ile MN frekansları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı gösterilmektedir. Mikronükleuslar ve serbest asentrikler arasındaki ilişkinin disentriklerle mikronükleuslar arasında olduğu kadar anlamlı olmadığı bulunmuştur.

Disentrik aberasyon sıklıkları ile mikronükleus sıklıkları arasındaki ilişkiden dolayı, uygulanması ve değerlendirmesi daha kolay olan ve kısa süren mikronükleus tekniği kromozom aberasyon tekniğine alternatif bir teknik olarak değerlendirilebilir.




An Investigation the Relationship Between the Unstable Chromosome Aberrations and the Micronucleus Formation in Lymphocytes After in Vitro Application of Radiation

Radiation induced chromosome damage can be measured by cytogenetic techniques. Chromosome damage measured by the chromosome aberration technique is a reliable method in determining an absorbed radiation dose by cells. But the technique has some disadvantages as scoring is hard and requires skill and experience which of these lead low number of cell counts. The micronucleus technique which also measuring chromosome losses has an easy scoring criteria leading high numbers of cell counts and therefore holds more statistical power.

In this thesis project, the relationship between the results of the micronucleus technique and the chromosome aberrations which are good indicators of radiation damage was investigated after giving radiation doses of 1Gy, 2Gy, 3Gy and 4Gy to peripheral blood lymphocytes of healthy individuals. Increases in the chromosome damage after giving radiation were observed by the two techniques. When the chromosome aberrations and the micronucleus frequencies were compared for an each individual, it was shown a significant relationship between the dicentric chromosome damage and the MN frequency. The relationship between the micronuclei and the free acentric chromosome aberrations was not significant as it was between the dicentrics and micronuclei.

Because of the relationship between the dicentric aberration and the micronucleus frequencies, the micronucleus technique with an easy, short term application and scoring can be used as an alternatif to the chromosome aberration technique.


MATEMATİK ANABİLİM DALI

ERTAN Esra
Danışman : Prof.Dr. İ. Müfit GİRESUNLU

Anabilim Dalı : Matematik

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. İ. Müfit GİRESUNLU (Danışman)

Prof.Dr. Erhan GÜZEL
Prof.Dr. Müjgan TEZ
Prof.Dr. Erhan ÖZDEMİR
Prof.Dr. Bedriye M. ZEREN

Regresyon Analizi ve Matematik Programlama Arasındaki İlişki

İstatistiksel yöntemlerin altında yatan teorinin gelişiminde çoğu zaman bir optimizasyon problemi ile karşı karşıya kalınır. Örneğin, Regresyon probleminde amaç, fonksiyonunun yapısına bağlı olarak amaç fonksiyonunu minimum yapacak parametrelerinin tahmin edilmesi olduğu için bir optimizasyon problemidir. Bu problemde en çok kullanılan yaklaşımlar En Küçük Kareler (E.K.K) yöntemi ve Artıkların Mutlak Değerlerinin Ortalamasının Minimize edilmesidir (Minimizing Mean Absolute Deviations (MINMAD)).

E.K.K yöntemi, gözlemlenen veri kümesine bir lineer regresyon doğrusu uydurmada günümüze kadar oldukça sık kullanılması rağmen Matematik Programlamanın (MP) gelişimi ile MINMAD regresyon problemini Simpleks Yöntemle çözmek E.K.K yöntemine güçlü bir alternatif olmuştur. Tezde de MINMAD regresyon probleminin Simpleks Yöntemle çözümü verilmiştir.
 

On The Relationship Between Regression Analysis and Mathematical Programming

In the development of the underlying theories in statistical methods, it has been face to face with a optimization problem. For example, for the aim of regression problem estimates the parameters that makes minimum the objective function according as structure of functions, is a optimization problem. Least Squares Method and Minimizing Mean Absolute Deviations (MINMAD) are at most using approaches in this problem.

Although it has long been popular to utilize the Least Squares estimation procedure for fitting the linear regression model to observed data, with the development of Mathematical Programming, solving the MINMAD regression problem with Simplex Method has been a robust alternative to Least Squares Method. In this study solving the MINMAD regression problem with Simplex Method has been given.

METİN Ufuk
Danışman :Prof. Dr. Bedriye M. ZEREN – Yrd. Doç. Dr. Coşkun YAKAR

Anabilim Dalı :Matematik

Mezuniyet Yılı :2009

Tez Savunma Jürisi :Prof. Dr. Bedriye M.ZEREN

Prof. Dr. Erhan GÜZEL,

Prof. Dr. İ. Müfit GİRESUNLU

Prof. Dr. Fatma SENYÜCEL

Prof. Dr. Hüseyin ÇAKALLI



Cauchy Problemi İçin Lyapunov Kararlılık, Lagrange Kararlılık ve İki Ölçü Cinsinden Sınırlılık

Bu tezde iki ölçü cinsinden Lyapunov kararlılığı ve uygulamaları, Lagrange kararlılık kriteri, iki ölçü cinsinden sınırlılık kriterleri ele alınıp bunlar için yeter koşullar kullanılarak bu konularla ilgili teoremler yapılıp uygulamaları ele alınmıştır. Lyapunov fonksiyonlar yardımıyla lineer olmayan denklem sistemlerini skaler diferansiyel denklemlere dönüştürüp bu denklemlerin karakteristiği ile orjinal denklemlerin karakteristiğinin birebir örtüştüğü gösterilmiştir.


 

Lyapunov stabılıty, Lagrange stabılıty and Boundedness In Terms Of Two Measures For Cauchy Problems

In this thesis, applications of Lyapunov stability, Lagrange stability criteria and boundedness criteria in terms of two measures have been investigated and we have used sufficient conditions and constructed related theorems. Lyapunov functions have been used to find relation between the nonlinear systems of differential equation and scalar differential equation.



MERSİN Kadir
Danışman : Yrd. Doç. Dr. Tunç Mısırlıoğlu

Anabilim Dalı : Matematik

Programı :

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Yrd. Doç. Dr. Tunç Mısırlıoğlu

Prof. Dr. Erhan Güzel

Prof. Dr. Bedriye M. Zeren

Prof. Dr. İ. Müfit Giresunlu

Doç. Dr. Erhan Çalışkan

Bir Banach Uzayı Sınıfı Üzerinde Sonsuz Boyutlu Ekonomilerdeki Talep Fonksiyonlarınınn Varlığının Bir Karakterizasyonu

Sıralı vektör uzaylarında (Örneğin Riesz uzaylarında) ve mikro-ekonomi teorisinde birbiri ile çakışan iki önemli kavram vardır. Bunların ilki, lineer fonksiyoneller tarafından tanımlanan koni için taban kavramı ve diğeri de bütçe kümesi kavramıdır. Ekonomi teorisinde herhangi bir bütçe kümesi üzerinde bir tüketicinin tercih ba¸gıntısının maksimizasyonu, ürünün herhangi bir ücret vektöründe tercih edilen vektörlerini gösteren talep fonksiyonunu verir. Sonlu boyutlu ekonomilerin aksine, sonsuz boyutlularda, talep fonksiyonunun varlı¸gıhenüz bilinmemektedir.

Bu çalışmada, sonsuz sayıda ürüne sahip talep fonksiyonlarının ve talep eşlemelerinin varlı¸gına dayanarak refleksif uzayların bir karakterizasyonu üzerine çalışılmış ve bununla ilgili çeşitli örnekler ve sonuçlar sunulmuştur.


A Characterization for the Existence of Demand Functions in the Infinite Dimensional Economics on a Class of Banach Spaces

In the theory of ordered spaces (for instance in Riesz spaces) and in microeconomic theory two important notions, the notion of the base for a cone which is defined by a continuous linear functional and the notion of the budget set are equivalent. In economic theory the maximization of the preference relation

of a consumer on any budget set defines the demand correspondence which at any price vector indicates the preferred vectors of goods and this is one of the fundamental notions of this theory. Contrary to the finite-dimensional economies, in the infinite-dimensional ones, the existence of the demand correspondence is not ensured.

In this work, we study on the existence of demand functions with an infinite number of commodities and on a characterization of reflexive spaces based on the existence of the demand correspondence. We also present several examples and results about this existence.



MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK ANABİLİM DALI

ERKAN Itır
Danışman : Prof. Dr. Keriman GÜNAYDIN

Anabilim Dalı : Moleküler Biyoloji ve Genetik

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Keriman GÜNAYDIN

: Prof. Dr. Güler TEMİZKAN

: Prof. Dr. Avni KURU

: Prof. Dr. Nermin GÖZÜKIRMIZI

: Prof. Dr. Gülaçtı TOPÇU



Ammi visnaga ve Ammi majus (Umbelliferae)’un biyokimyasal analizi ve RAPD-PCR yöntemi ile polimorfizm ve filogenetik ilişkisi”

Bu çalışmada, Ammi visnaga ve Ammi majus’un çeşitli ekstraktlarının antioksidan, antifungal ve sitotoksik aktivitelerinin belirlenmesi ve RAPD-PCR yöntemiyle filogenetik olarak karşılaştırılması hedeflenmiştir. Bitkilerin metanol ekstrelerinin antioksidan aktiviteleri beta-karoten-linoleik asit yöntemi, DPPH radikal giderme aktivitesi ve metal bağlama yöntemleri ile belirlenmiştir. Ayrıca bu ekstrelerin toplam fenolik ve toplam flavonoit içerikleri de belirlenmiştir. Bitkilerin antioksidan aktiviteleri karşılaştırıldığında A. majus’un toplam fenolik ve flavonoit içeriklerinin A. visnaga’ya göre daha yüksek olduğu saptanmasına rağmen β-karoten linoleik asit yönteminde, A. visnaga’nın antioksidan aktivitesinin A. majus’a göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. DPPH yöntemi sonuçları her iki bitkinin de antioksidan aktivitelerinin yakın olduğunu gösterirken, A. majus’un metal bağlama etkisinin A. visnaga’ya göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. A. majus ve A. visnaga’nın metanol, hekzan ve kloroform ekstrelerinin Aspergillus niger üzerine antifungal etkileri incelenmiştir ve bu ekstreler, A. niger’in gelişimini engelleyememiştir. A. visnaga (kök) metanol ekstresi ve A. visnaga (tohum) metanol ekstresi, tümör hücrelerin %50 ve/veya üstü oranında, khellin ise DU-145 ve PC-3 hücreleri hariç diğer hücrelerin %50 ve/veya üstü oranında gelişimini engellemiştir. A. majus’tan elde edilen uçucu yağ, sadece MCF-7 hücresinde etki göstererek, hücrelerin %88’inin gelişimini engellemiştir. A. majus (kök) metanol ekstresi test edilen 4 hücre tipinde de etki göstermemiştir. Ancak A. visnaga’nın A. majus’a göre fenolik ve flavonoit içeriklerinin düşük olduğu görülmektedir. Bu sonuç, sitotoksik aktivite’den fenolik ve flavonoit bileşiklerin sorumlu olmadığını göstermektedir. Bitkiler moleküler düzeyde RAPD yöntemi ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. A. visnaga (Selam) ve A. majus arasındaki polimorfizm değeri % 0.041, A. visnaga (Selam) ve A. majus arasındaki polimorfizm değeri % 0.178, A. visnaga (Belen) ve A. majus arasındaki polimorfizm değeri ise % 0.65 bulundu. Buna göre A. visnaga (Belen) ve A. visnaga (Selam) örnekleri arasında %91, A. majus ve A. visnaga (Selam) örnekleri arasında %89, A. majus ve A. visnaga (Belen) arasında %81 benzerlik bulunmaktadır. Çalışmada kullanılan 20 primerin, örneklerde oluşturduğu polimorfik bantlar dikkate alınarak Sorensen indeksine göre filogenetik ilişkinin belirlendiği dendrogram hazırlanmıştır. 20 primerden sadece 4 primerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkan bu sonuçların, polimorfik bantlar meydana getirecek daha fazla sayıda primer ile tekrarlanması gerekmektedir. Elde edilen verilerin, ileride yapılacak çalışmalara temel oluşturacağı düşünülmektedir.




Biochemical analysis of polymorphism and phylogenetic relations as determined by RAPD-PCR of Ammi visnaga and Ammi majus (Umbelliferae)

In this study, it is targeted that determination of antioxidant, antifungal and cytotoxic activities of Ammi majus and Ammi visnaga various extracts and phylogenetic relationship of the species by RAPD-PCR method. Methanol extracts of A. visnaga and A. majus were investigated for their antioxidant capacity by three different assays, namely, the β-carotene linoleic acid systems, DPPH radical scavenging and metal chelating activities. In addition, total phenolics and total flavonoid contents of these methanol extracts were determined. Total phenolics and flavonoid content of A. majus was found to be higher than A. visnaga. However, antioxidant activity of A. visnaga was higher than A. majus in β-carotene linoleic acid systems. The DPPH test system results of A. majus and A. visnaga was found to be similar. Metal chelating potential of A. majus is higher than A. visnaga. Methanol, hexane and chloroform extracts of A. majus and A. visnaga were assayed for antifungal activity against Aspergillus niger and these extracts did not inhibit A. niger. Methanol extract of A. visnaga (root) and A. visnaga (seed) inhibited 50% or over of tumor cells, khellin inhibited other cells 50% or over of tumor cells except DU- 145 and PC-3 cells. Essential oil of A. majus affected only on MCF-7 cell by inhibiting 88% of tumor cells while A. majus (root) methanol extract did not inhibit four tested cells type. But A. visnaga’s phenolic and flavonoid contents are found to be lower in comparison with to those of A. majus. According to this result, phenolic and flovonoid compounds are not responsible for the cytotoxic activity. Plants were comparatively investigated at the molecular level by RAPD technique. Between A. visnaga (Selam) and A. visnaga (Belen) polymorphism value was determined to be 0.041%, between A. visnaga (Selam) and A. majus polymorphism value was determined to be 0.178%, between A. visnaga (Belen) and A. majus polymorphism value was determined to be 0.65%. According to these results, the similarity rate was found as 91% between the samples of A. visnaga (Belen) and A. visnaga (Selam); 89% between the samples of A. majus and A. visnaga (Selam); while it was found as 81% between the samples of A. majus and A. visnaga (Belen). In this study, a dendrogram which shows pylogenetic relationship based on Sorensen index, was prepared regarding to the polymorphic bands, formed by used 20 primers on the samples. These results consisting of 4 primers’ evaluation out of 20 primers, are considered to be repeated with more primers which will form polymorphic bands. Data obtained here are expected to constitute a base for the further studies.



DİKEN Özlem
Danışman : Yrd. Doç. Dr. Gülruh ALBAYRAK

Anabilim Dalı : Moleküler Biyoloji ve Genetik

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Yrd. Doç. Dr. Gülruh ALBAYRAK

Prof. Dr. Güler TEMİZKAN

Prof. Dr. Nermin GÖZÜKIRMIZI

Prof. Dr. Ayşegül TOPAL SARIKAYA

Prof. Dr. Beyazıt ÇIRAKOĞLU



Tuz ve Kuraklık Stresi Etkisindeki Arpa (Hordeum vulgare L.) Bitkisinde Moleküler Analizler

Bu çalışmada, abiyotik stres faktörlerinin (tuz stresi ve kuraklık) etkisinde kalmış arpa bitkisinde (Hordeum vulgare L. var. Tokak) meydana gelen fizyolojik yanıt, antioksidan enzim aktivitelerindeki değişimler ve sentezlenen transkripsiyon faktörleri incelendi.

Arpa embriyo kültürlerinde tuz stresi koşulları MS besi ortamına farklı konsantrasyonlarda (10, 40, 50, 60 mM) CaCl2 eklenerek sağlandı. Kontrol materyali düz MS besi ortamında yetiştirildi. Tuz stresinin Tokak varyetesinde rejenerasyon sayısını istatistiksel olarak etkilemediği, artan tuz konsantrasyonunun kontrole göre ortalama gövde uzunluğunda azalmaya neden olduğu saptandı (p=0). Tuz konsantrasyon artışına bağlı olarak ortalama kök uzunluğu kontrole göre azalırken (p<0.01), 50 ve 60 mM CaCl2 uygulaması ile kök gelişimi tamamen engellendi.

Kuraklık etkisi ise kontrol ortamında yetişen 10 günlük bitkilerin %20 PEG ilaveli sıvı MS besi ortamında 1, 3, 5 ve 24 saat bekletilmeleri ile oluşturuldu. Kontrol ortamında, kuraklık ve tuz stresi etkisindeki bitkilerde abiyotik stres yanıtında rol oynayan antioksidan enzimlerin (peroksidaz, katalaz ve süperoksit dizmutaz) aktivitelerindeki değişimler incelendi. Hem tuz hem de kuraklık etkisinde bırakılan Tokak varyetesinde antioksidan enzim aktivitelerinde stres faktörünün etkisine bağlı olarak kontrol materyaline göre artış gözlendi. Peroksdidaz aktivitesinde en yüksek aktivite 60 mM tuz uygulaması ve 1 saatlik kuraklık uygulamasında, katalaz aktivitesindeki en yüksek aktivite 10 mM tuz ve 3 saat kuraklık uygulamasında, süperoksit dismutaz aktivitesinde ise 60 mM tuz ve 5 saat kuraklık uygulamasında en yüksek aktite gözlendi. Sonuç olarak, abiyotik stres toleransının antioksidan savunma sistemi ile yakından ilişkili olduğu belirlendi.

Tokak varyetesinde stres toleransında görevli olan çok sayıdaki proteinin sentezini düzenleyen genel transkripsiyon faktörleri RT-PCR analizi ile araştırıldı. DREB2 ve WRKY38’in hem tuz hem de kuraklık toleransından sorumlu transkripsiyon faktörleri oldukları belirlendi. WRKY38 gen anlatımının tuz stresine bağlı olarak arttığı da deneysel olarak gösterildi.

Bu araştırma projesi ile ekonomik değere sahip Tokak varyetesinin mevcut tuz ve kuraklık toleransı saptandı. Strese karşı bitki savunmasında görev alan antioksidan enzim aktiviteleri ve stres yanıtında görevli proteinlerin sentezinde rol alan genel transkripsiyon faktörleri belirlendi. Elde edilen bu bulgular, arpada abiyotik stres toleransından sorumlu mekanizmaların araştırılmasına katkıda bulunacaktır. Ayrıca Türk arpa varyetelerinde stres toleransının gen aktarımı ile artırılmasına yönelik gerçekleştirilecek olan çalışmanın da ön bulgularını oluşturmaktadır.

 

Molecular Analysis on Barley (Hordeum vulgare L.) Under The Effect of Salt and Drought Stresses

In this study, the changes in antioxidant enzyme activities, synthesized transcription factors and physiological response of barley (Hordeum vulgare L. var. Tokak) under the effect of abiotic stress (salt stress and drought) were investigated.

In the barley embryo cultures, salt stress conditions were triggered by adding different concentrations of CaCl2 (10, 40, 50, 60 mM) in MS media. Control material was grown in standard MS medium. It was determined that salt stress in Tokak variety did not statistically affect the regeneration number but the increase in the salt concentration caused a decrease in the average stem length (p=0) in comparison to control material. While the average root length decreased in comparison to control material depending on the increase in salt concentration (p<0.01), root development was totally inhibited by treating 50 and 60 mM CaCl2.

Drought stress was provided by incubating the 10-day old plants, grown in control media, for 1, 3, 5 and 24 hours in 20 % PEG added MS media. Changes in activities of antioxidant enzymes (peroxidase, catalase and superoxide dismutase), playing role in abiotic stress response, were investigated in the plants in control media and under drought and salt stress effects. Compared to the control material on increase is observed in antioxidant enzyme activities of Tokak varieties, which is under both salt and drought stress. The highest activity observed in peroxidase enzyme was under 60 mM salt and 1 hour drought application. Where as in catalase enzyme the highest activity was under 10 mM salt and 3 hours drought application and in superoxide dismutase enzyme peak activities observed in 60 mM salt and 5 hours salt application. As a result of those, It is determined that abiotic stress tolerance was closely associated with the antioxidant defence system.

General transcription factors that regulate the synthesis of several proteins responsible for stress tolerance in Tokak variety were analysed by RT-PCR. It was determined that DREB2 and WRKY38 were the transcription factors responsible for both drought and salt stress tolerance. It was experimentally revealed that WRKY38 gene expression increased in response to salt stress.

Present salt and drought tolerances of economically valuable Tokak variety were determined in this research project. Antioxidant enzyme activities responsible for plant defence against stress and general transcription factors playing role in the synthesis of proteins that regulate the stress response were identified. The findings of this study will contribute to future investigations of mechanisms that are responsible for abiotic stress tolerance in barley; moreover, they form preliminary results for a future study on increasing the stress tolerance of Turkish barley varieties by gene manipulation.




Yüklə 3 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   48




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə