Tez özetleri Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı



Yüklə 3 Mb.
səhifə6/48
tarix06.05.2017
ölçüsü3 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   48

KARTAL Gönül
Danışman : Prof.Dr.Nermin GÖZÜKIRMIZI

Anabilim Dalı : Moleküler Biyoloji Ve Genetik

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Nermin GÖZÜKIRMIZI 

: Prof.Dr. Güler TEMİZKAN

: Prof.Dr. Avni KURU

: Prof.Dr. Keriman GÜNAYDIN

: Prof.Dr. Ahmet ZEHİR



Brassinosteroidlerin Arpada (Hordeum Vulgare L.) Kök Büyümesi, Antioksidant Sistem Ve Hücre Bölünmesi Üzerine Etkileri

Brassinosteroidler (BR) bitkilerde endojen olarak bulunan steroid özellik ve yapıdaki hormonlardır. BR’lerin bitkilerde mitoz evresindeki hücrelerin sayısını artırmasının yanı sıra hücre genişlemesi, ksilem farklılaşması, tohum çimlenmesi, vejetatif büyüme ve apikal dominansı etkileme gibi özellikleri bulunmaktadır. Bu hormonlar bitkiye abiyotik stres durumlarında dayanıklılık kazandırır.

Bu çalışmada arpa (Hordeum vulgare L. cv. Zafer 160) tohumları 1 µM, 0.5 µM ve 0.1 µM BR hormonu içeren çözeltide filtre kağıtları arasında karanlıkta bitki büyütme kabininde 25oC’de çimlendirildi. Kontrol grubu için yalnızca distile su kullanıldı. BR’nin kök gelişimi üzerine ve kök uçlarındaki sitogenetik etkileri araştırıldı. 48 saatlik kök uçları iyotlu potasyum iyodür (IKI) ile ve %45’lik asetik asit hidrolizinden sonra ‘4',6-diamidino-2-fenilindol’ DAPI ile boyanarak fluoresan mikroskop altında incelendi. BR etkisinde bırakılan kök uçlarında genişlemeye ve aktif bölünmeye rastlandı. Çimlenen arpa tohumu köklerinden aseto orsein boyama teknikleri ile preparatlar yapıldı. 0.1 µM, 0.5 µM ve 1 µM BR hormonu içeren çözeltiler içerisinde çimlenen arpa tohumlarında BR'nin 48 saat içerisinde artan kontrasyona bağlı olarak kök uzunluğunu ve mitoz bölünme evresinde bulunan hücre sayısını kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde arttırdığı gözlendi. Bunun yanısıra BR’nin arpada total çözülebilir protein miktarına, katalaz (EC 1.11.1.6), peroksidaz (EC 1.11.1.7) ve süperoksit dismutaz (EC 1.15.1.1) enzim aktivitelerine etkileri belirlendi. Arpa kök ucunda BR uygulanılan gruplarda kontrol grubuna göre katalaz ve peroksidaz aktivitelerinin azaldığı, süperoksit dismutaz aktivitesinin ise 0.5 ve 1 µM konsantrasyonlarda BR uygulanan gruplarda azaldığı tespit edildi. Total çözülebilir protein miktarının kontrol grubuna göre 0.1 ve 0.5 µM konsantrasyonda artış, 1 µM konsantrasyonda ise azalma gösterdiği belirlendi. Sitogenetik ve sitohistolojik analizler sonucu elde edilen bulguların BR’lerin etki mekanizmasının ve arpa kök gelişiminin anlaşılmasına ve uygulamada malt sanayine katkılar sağlanması beklenmektedir.
Effects of Brassinosteroids on Barley (Hordeum Vulgare L.) Root Growth, Antioxidant System and Cell Division

Brassinosteroids (BRs) are endogenous plant hormones which have steroidal character and structure. BRs affect several biological processes, including cell expansion, xylem differentiation, seed germination, vegetative growth and promotion of apical dominance. Brassinosteroids confer resistance to plants against various abiotic stresses.

In this study, barley (Hordeum vulgare L. cv. Zafer 160) seeds were germinated in the dark at 25oC temperature in plant growth cabin, between filter papers which contain three different concentrations of BRs; 1 µM, 0.5 µM and 0.1 µM and using only distilled water for control groups. Effects of BRs on root growth were investigated and cytogenetic effects in root tips were also studied. Barley root tips obtained from germination of barley seeds during 48 hours were stained with iodine potassium iodide (IKI) and stained with 4',6-diamidino-2-phenylindole (DAPI) after the hydrolysation with 45 % acetic acid. Then they were analysed with fluorescent microscope (DM4000 B, Leica). Cell expansion and active cell division were observed in BR applied root tips. Preparations were made from germinated root tips with aceto orcein staining techniques. Root length of barleys which were germinated in solutions of 0.1 µM, 0.5 µM and 1 µM BR and number of cells in mitosis increased at significant level with respect to increasing dose of BR when compared with control group during 48 hours. In addition to this, effects of BRs on total soluble protein content, catalase (EC 1.11.1.6), peroxidase (EC 1.11.1.7) and superoxide dismutase (EC 1.15.1.1) activities were investigated in barley root tips. Comparing the control group, with the one which was treated with BR, showed a decrease in catalase and peroxidase activities. 0.5 and 1 µM concentration of BR caused decrease in superoxide dismutase activity comparing to untreated control. It was observed that the total soluble protein concentration was increasing at 0.1 and 0.5 µM BR and decreasing at 1 µM BR compared to untreated control. It is anticipated that data obtained from cytogenetic and histogenetic assays contribute to the understanding of BR mechanisms and root growth of barley and also could contribute to the malt industry.

KIĞ Cenk
Danışman : Prof.Dr. Güler TEMİZKAN

Anabilim Dalı : Moleküler Biyoloji ve Genetik

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Güler TEMİZKAN (Danışman)

Prof.Dr. Nermin GÖZÜKIRMIZI

Prof. Dr. Ayşegül TOPAL SARIKAYA

Prof. Dr. Sezai TÜRKEL

Prof. Dr. Ayşe ÖZER



Schizosaccharomyces Pombe’de Gen Anlatımındaki Nitrik Okside Bağımlı Değişimlerin Araştırılması

Memeli hücrelerinde önemli fizyolojik olayların düzenlenmesinde rol oynadığı bilinen nitrik oksidin (NO) memeliler dışında, prokaryotlardan gelişmiş yapılı ökaryotlara kadar çok çeşitli canlı türünde de bazı fizyolojik işlevleri üstlenebildiği ve bu organizmalarda nitrik oksit sentazınkine (NOS) benzer aktivite göstererek NO oluşumunu katalizleyen enzimlerin varlığı gösterilmiştir. Moleküler düzeydeki özellikleri bakımından memeli hücrelerine benzerlik gösterdiği için uygun bir model organizma olarak kabul edilen Schizosaccharomyces pombe maya türünde ise NOS aktivitesinin varlığı bilinmemekte ve NO’nun fizyolojik işlevleri hakkında çok sınırlı bilgi bulunmaktadır.

Bu çalışmada, S. pombe’de NOS aktivitesinin var olup olmadığının belirlenmesi, eğer aktivite varsa anlatımları hücre içi NO konsantrasyonundaki artma ve azalma şeklindeki değişimlere duyarlı olan genlerin saptanması ve bu genlerin işlevlerinden yola çıkılarak NO’nun bazı fizyolojik olayların düzenlenmesinde sinyal molekülü olarak etki gösterip gösteremeyeceğinin araştırılması amaçlandı.

Çalışmada, spektrofluorometrik bir yöntemle S. pombe ham hücre özütlerinde NOS’unkine benzer aktivitenin varlığı ilk kez gösterildi. Anlatımları hücre içi NO düzeyindeki değişimlere duyarlı olabilen genlerin saptamasına yönelik olarak, farklılık gösterimi tekniği ile NOS engelleyicisi olan NG-nitro-L-arjinin metil ester (L-NAME) etkisinde bırakılan hücrelerde anlatımları azalan veya duran, NO vericisi olan sodyum nitropurissid (SNP) uygulamasıyla da anlatımları artan cDNA’lar belirlendi. Nükleotid dizilemeleri yapılan cDNA’ların, S. pombe genom veri tabanında gerçekleştirilen BLAST analizleriyle PBC17A3.09c, SPCC553.12c, byr1, pek1, sid1, wis1, ppk14 ve ubp12 genlerine benzerlik gösterdikleri saptandı. Bu genlerden pek1, sid1 ve ubp12’nin NO düzeyindeki değişimlere yanıt olarak anlatımlarında gözlenen değişimler gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu yöntemiyle kantitatif olarak doğrulandı.

pek1, sid1 ve ubp12 genlerinin bilinen işlevleriyle ilişkili olarak yapılan morfolojik ve fizyolojik düzeydeki bazı denemeler, NO’nun S. pombe’de mitoz bölünme, mayoz bölünme, spor oluşumu, programlı hücre ölümü ve hücre bütünlüğünün korunması gibi işlevlerin düzenlenmesinde rol oynayabileceğini işaret etti. Ayrıca, elde edilen bulgular NO’nun genel olarak hücre bölünmeleri ve stres yanıtı ile ilişkili etkilerinin MAPK sinyal yolundaki bazı bileşenlerin uyarılması aracılığıyla meydana gelebileceğini düşündürdü. Ek olarak, S. pombe’de NO’ya duyarlı olduğu belirlenen bu genlerin memelilerdeki homologlarının da benzer işlevlere sahip olmaları, bu mayanın NO’nun hücrelerdeki moleküler düzeydeki etkilerinin araştırılmasında uygun bir model sistem olarak kullanılabileceğini ortaya koydu.

  

Investigation of Nitric Oxide Dependent Changes in Gene Expression in Schizosaccharomyces Pombe

Nitric oxide (NO) which is known to play important regulatory roles in various physiological processes in mammals is also shown to have some phsysiological functions in broad range of species other than the mammals, and nitric oxide synthase (NOS) like enzymes catalyzing NO production were found in these organisms. Presence of NOS activity has not been reported to date in Schizosaccharomyces pombe which is believed to be a convenient model organism since it shares a number of characteristic similarities with the mammalian cells at the molecular level, and very little is known about the phsysiological roles of NO in this yeast species.

In this study, we firstly aimed to find out whether S. pombe cell extracts had NOS activity, then in order to detect the genes which are sensitive to both decreased and elevated intracellular NO levels. We also aimed to investigate if NO could function in regulation of some phsyiological processes as a signaling molecule in relation with the cellular functions of NO sensitive genes to be detected in S. pombe cells.

NOS like activity was detected in the S. pombe crude cell extracts for the first time using a spectrofluorometric NOS assay. In order to detect the NO responsive genes, the cDNAs whose expression ratios decreased or repressed upon exposure to a NOS inhibitor NG-nitro-L-arginine methyl ester (L-NAME), and elevated in response to a NO donor sodium nitroprusside (SNP) treatment were determined by employing differential display technique. BLAST analysis of the differentially expressed cDNAs sequences, performed in S. pombe genome database, produced significant similarities to PBC17A3.09c, SPCC553.12c, byr1, pek1, sid1, wis1, ppk14 and ubp12 genes of S. pombe. pek1, sid1 and ubp12 genes were quantitatively confirmed to be sensitive to the changes in the intracellular NO levels by employing real time polymerase chain reaction.

The data obtained from the experiments regarding the functions of pek1, sid1 and ubp12 genes addressed to the possibility that NO could have some regulatory roles in mitosis, meiosis, sporulation and apoptosis in S. pombe. Moreover, it may also be possible to suggest that the effects of NO on cell divisions and stress response pathways in this yeast are exerted through activation of some MAPK signaling pathway components. In addition, these findings may also imply that S. pombe can be used as a convenient model system for investigating the cellular effects of NO at the molecular level, as the NO responsive genes detected in S. pombe share similar functions with those of the mammalian homologs.



DEMİRGAN Recep

Danışman : Yard.Doç.Dr. Ali KARAGÖZ

Anabilim Dalı : Moleküler Biyoloji ve Genetik

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Güler TEMİZKAN

Prof.Dr. Avni KURU

Prof.Dr. Nermin GÖZÜKIRMIZI

Prof.Dr. Nezhun GÖREN

Yard.Doç.Dr. Ali KARAGÖZ

Bazı Papaver Alkaloidlerinin Sitotoksik Aktivitelerinin Değerlendirilmesi

Papaver alkaloidlerinin (amurin, armepavin, izokoridin, izotebain, makrantin, mekambrin, mekambridin, narkotin, orientasidin, oripavin, salutaridin, tebain, berberin) Vero ve HeLa hücre hatları üzerine sitotoksik etkisi MTT (3-(4,5-dimetiltiyazol-2-il)-2,5-difenil tetrazolyum bromid) yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Vero ve HeLa hücre hatları alkaloidlerin 1-300 μg/ml’lik konsantrasyonlarında 48 saat süreyle inkübe edildiler. MTT yöntemi ile ölçülen sitotoksisite değerleri SD50 (μg/ml) olarak ortaya kondu. Test edilen alkaloidlerden HeLa hücreleri için berberin, makrantin ve mekambrin, Vero hücreleri için tebain, mekambrin ve berberin en fazla sitotoksisite gösteren alkaloidler olarak ortaya çıkmaktadır. En aktif alkaloidler SD50 değeri 12.08 μg/ml olan berberin ve SD50 değeri 24.16 μg/ml olan makrantindir. Berberin ve makrantin en yüksek sitotoksik aktiviteyi bir kanser hücre hattı olan HeLa hücrelerine karşı gösterirken, normal bir hücre hattı olan Vero hücrelerine karşı düşük sitotoksik aktivite göstermişlerdir. Salutaridin iki tip hücreye karşı da sitotoksik aktivite göstermemiştir. Mekambrin alkaloidinin Vero hücrelerinde 100 μg/ml konsantrasyonda, HeLa hücreleri için ise 150 μg/ml konsantrasyonda % 100 sitotoksisite gösterdiği yani hücrelerin tamamının ölümüne neden olduğu ortaya çıkmıştır.



Evaluation of Cytotoxic Activities of Some Papaver Alkaloids

The cytotoxic effect of papaver alkaloids (amurine, armepavine, isocorydine, isothebaine, macranthine, mecambrine, mecambridine, narkotine, orientacidine, oripavine, salutaridine, thebaine, berberine) on Vero and HeLa cell lines were evaluated using the MTT (3-(4,5-Dimethylthiazol-2-yl)-2,5-diphenyltetrazolium bromide) assay. Vero and HeLa cell lines were treated with various concentrations of alkaloids (1-300 μg/ml ) for 48 h. Values for cytotoxicity measured by MTT assay were expressed as SD50 (μg/ml). From the tested alkaloids, berberine, macranthine, mecambrine for HeLa cells and thebaine, mecambrine, berberine for Vero cells showed potent cytotoxic activity. The most active alkaloids were berberine and macranthine with SD50 of 12.08 μg/ml and SD50 of 24.16 μg/ml respectively. Whereas berberine and macranthine showed the highest cytotoxic activity against HeLa cancer cell line but these alkaloids exhibited low cytotoxic activity against Vero normal cell line. Salutaridine exhibited no cytotoxic activity against two types of cell lines. Mecambrine alkloid showed 100 % cytotoxic activity on Vero cells at 100 μg/ml and HeLa cells at 150 μg/ml concentration.



YÖRÜK Emre
Danışman : Yard. Doç. Dr. Gülruh ALBAYRAK

Anabilim Dalı : Moleküler Biyoloji ve Genetik

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Güler TEMİZKAN

Prof. Dr. Avni KURU

Prof. Dr. Nermin GÖZÜKIRMIZI

Prof. Dr. Beyazıt ÇIRAKOĞLU

Yard. Doç. Dr. Gülruh ALBAYRAK



Fusarium Graminearum Ve Fusarium Culmorum İzolatlarının Rapd Markırlarına Dayalı Genetik Tiplendirmesi

Bu çalışmada yurdumuzun çeşitli yörelerinde yetiştirilen arpa ve buğdayda başak yanıklığına neden olan toplam 18 Fusarium izolatı genetik düzeyde PZR’nuna dayalı yöntemler kullanılarak tanımlandı. Ayrıca bu izolatların RAPD markırlarına dayalı genetik tiplendirmesi de yapıldı.

Öncelikle Fusarium izolatlarında tüm mantarlarda yüksek düzeyde korunmuşluk gösteren 28S rRNA geni PZR ile tarandı. Her bir izolatın bu korunmuş diziyi taşıdığı gösterildi. İzolatlar tür düzeyinde SCAR markırları çoğaltılarak tanımlandı. Kültür koleksiyonundan sağlanan 5 izolatın (F5, F6, F7, F8 ve F9) da F. graminearum türüne ait oldukları doğrulandı. Ancak F. culmorum izolatlarından F13 tür düzeyinde SCAR markırı ile tanımlanamadı. Geri kalan 11 izolatın bu türün bireyleri olduğu gösterildi. Tarla izolatının ise bu iki türe de ait olmadığı belirlendi. Ayrıca mikotoksin biyosentez yolağıyla ilişkili olan tri7 ve tri3 gen dizileri temel alınarak, PZR analizleri kemotip ve alt kemotipleri belirlemede kullanıldı. Çalışmada kullanılan tüm Fusarium izolatlarının DON kemotipine sahip oldukları belirlendi. Aynı zamanda, F. graminearum izolatlarının 15-ADON, F13 hariç tüm F. culmorum’ların ise 3-ADON mikotoksinlerini üretme potansiyeline sahip oldukları gösterildi. Ancak, tarla izolatının (B) alt kemotipi belirlenemedi. Bugüne kadar tanımlanmış 3-ADON alt kemotipindeki F. culmorum izolatlarından farklı olarak, bu çalışmada kullanılan F. culmorum izolatlarının tam boyda tri7 genini taşıdığının belirlenmesi kayda değer bir bulgudur.

Yurdumuzun farklı bölgelerinden izole edilen toplam 18 izolatın tür içi ve türler arası benzerliği RAPD yöntemi kullanılarak araştırıldı. Fusarium graminearum’un tür içi benzerliği % 43-76.1 (sırasıyla, F5 ile F8, F6 ile F7), Fusarium culmorum’un tür içi benzerliği ise % 49-81.1 olarak hesaplandı (sırasıyla, F2 ile F17, F20 ile F21). Bu iki tür arasında genetik olarak en yakın izolatların F. graminearum F7 ve F. culmorum F2 olduğu belirlendi (% 13.7). Ayrıca iki türün yüksek polimorfizm (% 93.3) potansiyeli taşıdığı da gözlendi.

Tekrarlanabilen kararlı polimorfik RAPD markırlarının SCAR markırları olarak kullanılabilirliği araştırıldı. Bu amaçla taranan 22 RAPD markırından yedisinin çeşitli organizma genomları ile yüksek homolojiye sahip olduğu belirlendi. Ancak elde edilen RAPD markırları genomda allelik bölgeye ait olmadıklarından bu markırlarının SCAR markırı olarak Fusarium tür tanısında kullanılamayacağı gösterildi
  


Genotyping of Fusarium Graminearum And Fusarium Culmorum Isolates By Rapd Markers

Totally 18 Fusarium isolates, causing head blight on barley and wheat which were planted in various regions of our country, were genetically identified by using PCR-based methods, in this study. Moreover, genotyping of these isolates were carried out by RAPD markers.

First of all, 28S rRNA gene that is highly conserved in all fungi was scanned in Fusarium isolates by PCR. It was shown that each of isolates had this conserved region. Isolates were diagnosed at species level by amplifying SCAR markers. Also, it was confirmed that five of isolates (F5, F6, F7, F8, F9), obtained from culture collection, belonged to F. graminearum. However, F13 from F. culmorum isolates could not be diagnosed by SCAR markers. It was shown that the remaining 11 isolates belonged to this species. It was also determined that field isolate didn’t belong to none of these species. Additionally, based on sequences of tri7 and tri3 genes, involved in the mycotoxin biosynthetic pathway, PCR assays were used to detect chemotype and sub chemotypes. It was determined that all Fusarium isolates used in this study had DON chemotype. Also, it was shown that F. graminearum isolates had a potential to produce 15-ADON, all F. culmorum isolates except F13 to produce 3-ADON. But sub chemotype of field isolate (B) could not be determined. Identification of containing full length tri7 gene in F. culmorum isolates studied in this study, different from
F. culmorum isolates at 3-ADON sub chemotype determined until now, is a remarkable finding.

The intraspecific and interspecific genetic similarity of totally 18 isolates, isolated from different areas of our country, was investigated by using RAPD method. Intraspecific similarity of F. graminearum was calculated as 43-76.1 % (respectively, F5 and F8, F6 and F7), of F. culmorum as 49-81.1 % (respectively, F2 and F17, F20 and F21). Genetically closest isolates between these two species were F. graminearum F7 and F. culmorum F2 (13.7 %). Moreover, it was observed that two species had high polymorphism potantial (93.3 %).

Usability of reproducible stable polymorphic RAPD markers as SCAR markers was researched. It was determined that seven of 22 RAPD markers which were scanned for this purpose had high homology with different organisms’ genomes. However, it was indicated that these RAPD markers can not be used as SCAR markers in Fusarium species diagnosis since obtained RAPD markers were not belonged to allelic region

ORMAN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI

AKBURAK Serdar,
Danışman : Doç. Dr. Ender MAKİNECİ

Anabilim Dalı : Orman Mühendisliği

Programı : Toprak İlmi ve Ekoloji

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Doç. Dr. Ender MAKİNECİ (Danışman)

Prof. Dr. Ömer KARAÖZ

Prof. Dr. Kamil ŞENGÖNÜL

Doç. Dr. Doğanay TOLUNAY

Yrd. Doç. Dr. Türker DÜNDAR

Belgrad Ormanında Farklı Ağaç Türleri Altında Toprak Solunumunun Mevsimsel Değişimi

Günümüzde gittikçe artan iklim değişimi sorunu, küresel ısınma, atmosferde artan CO2 ve buna bağlı olarak gelişen sera etkisi konuları karasal ekosistemlerde karbon döngüsü ve CO2 üzerindeki bilimsel çalışmalara hız kazandırmıştır. Bu nedenledir ki, yeryüzündeki karbon depo kaynakları üzerinde araştırmalar yoğunlaşmıştır.

Bu çalışmada Belgrad Ormanında Sapsız Meşe (Quercus petrae (matt.) Liebl.), Doğu Ladini (Picea orientalis L. Karst), Uludağ Göknarı (Abies bornmulleriana Matt f.), Karaçam (Pinus nigra Arnold), Sarıçam (Pinus sylvestris L.) olmak üzere beş farklı ağaç türü altında topraktan atmosfere salınan CO2 nin mevsimsel değişimi izlenmiştir. Araştırmada topraktaki CO2 kaynakları (ince kök miktarı ) ve toprak solunumu üzerinde etkili olan temel faktörler (toprak sıcaklığı ve nemi) üzerinde durulmuştur. Her bir tür altında solunum örnekleri üçer tekrarlı beş bölgeye (15 Adet) 24 saat kalacak şekilde yerleştirilmiştir. Toprak nemini belirlemek için solunum örneklerinin yerleştirildiği yerlerden 0-5 cm derinlikten toprak örneği alınmış ve o andaki toprak sıcaklığı ölçülmüştür. Kök örnekleri 6,4 cm çapında 30 cm boyundaki çelik sonda vasıtasıyla toprak solunumu ölçümlerinin yapıldığı her bir üçerli grubun dört ana yön tarafından (her tür için 20 örnek) üçer ay aralıkla (Nisan, Temmuz, Ekim, Ocak) bir yıl boyunca dört defa olmak üzere alınmıştır.

Araştırma sonucu solunum değeri Meşe’de 1,0929 g/m2/gün, Ladin’de 0,5563 g/m2/gün, Göknar’da 0,8809 g/m2/gün, Karaçam’da 0,8056 g/m2/gün, Sarıçam’da 0,9869 g/m2/gün olarak belirlenmiştir. Türlerde ortalama toprak nem değeri Meşe’de %8,11, Ladin’de %6,32, Göknar’da %7,33, Karaçam’da %7,11, Sarıçam %6,50 olarak ölçülmüştür. Ortalama toprak sıcaklığı Meşe’de 14,22 0C, Ladin’de 13,17 0C, Göknar’da 13,75 0C, Karaçam’da 13,07 0C, Sarıçam’da 12,95 0C olarak ölçülmüştür. İnce kök miktarları Meşe’de 2,8228 g, Göknar’da 2,0525 g, Ladin’de 2,5599 g, Karaçam’da 1,1902g ve Sarıçam’da 1,8702g olarak belirlenmiştir.

Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; yıllık ortalama solunum değeri en yüksek Sapsız Meşe (Quercus petraea(matt.) Liebl.) türünde, en düşük solunum değeri Doğu Ladini (Picea orientalis L. Karst) türünde görülmüştür. Solunum değerinin, nem değeri ve ince kök miktarları ile doğru orantılı olarak etkilendiği söylenebilir.

Seasonal Variation of Soil Respiration Under Different Tree Species in Belgrad Forest

Climate change problem, global warming, increasing CO2 concentration in the atmosphere and the related potential change on greenhouse effect cause to considerable scientific commitments to studies on carbon cycle and CO2 in terrestrial ecosystems over the past decades. For these reasons researches on major global sources and sinks of CO2 increased intensively world-wide.

In this study, seasonal change of releasing CO2 from soil to the atmosphere are being wachted under five different tree species which are Sessile oak (Quercus petreae (Matt.) Liebl.), Fir (Abies bornmulleriana Mattf.), Oriental spruce (Picea orientalis L. Karst), Austrian pine (Pinus nigra Arnold) and Scots pine (Pinus sylvestris L.) in Belgrad forest. This research is being focused on the sources of CO2 in the soil (fine root production), and the main factors (soil temperature and moisture) which are effective on the soil respiration. The respiration samples under every species were taken from five sampling points with three replicates. To determine the soil moisture from the place where the respiration samples are placed the soil samples were taken from 0-5 cm soil deep and the soil tempature was measured simultaneously. Fine root samples were collected via steel soil corers from the four main way (for each species 20 sample) of the points where the soil respiration measures were done four times (April, June, October, January) over year with 3 months intervals.

The research results of annual average respiration value were; in oak 1,0929 g/m2/day, in spruce 0,5563 g/m2/day, in fir 0,8809 g/m2/day, in black pine 0,8056 g/m2/day and in scotch pine 0,9869 g/m2/day are being determined. Annual average soil moisture value determined as, in oak %8,11, in spruce %6,32, in fir %7,33, in black pine %7,11 and in scots pine %6,50. Annual avarage soil tempature value, in oak 14,22 0C, in spruce 13,17 0C, in fir 13,75 0C, in black pine 13,07 0C and in scotch pine 12,95 0C are being measured. Annual average fine root values found as, in oak 2,8228 g, in fir 2,0525 g, in spruce 2,5599 g, in Austrian pine 1,1902g and in scotch pine 1,8702g.

In conclusion, the highest annual average soil respiraiton value was found in oak species, and the lowest was in spruce species. The respiration value show the higher relation with moisture value and fine root amounts.



Yüklə 3 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   48




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə