Türkiye, doğal değerleri açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının ortasında yer alan bu ilginç ülke, tropik bölgeler hariç bütün ülkelerden daha fazla tür çeşitliliğine sahip



Yüklə 16,82 Kb.
tarix06.07.2017
ölçüsü16,82 Kb.







Türkiye, doğal değerleri açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının ortasında yer alan bu ilginç ülke, tropik bölgeler hariç bütün ülkelerden daha fazla tür çeşitliliğine sahip. Dünyanın evrim tablosu içinde, geçirdiği buzul devirlerinin doğal sonucu olarak canlı türlerinin yer değiştirmesi sırasında, bu coğrafyada önemli sayıda birikme oluşarak bugünkü sıra dışı zengin kompozisyon oluşmuştur. Bu hareketli ve renkli ülkede, Akdeniz, kara, okyanus olmak üzere üç ana iklim kuşağı egemendir; dolayısıyla Akdeniz, Avrupa-Sibirya ve İran-Turan gibi bitkisel coğrafya bölgeleri de varlığını sürdürür. Dünyanın başka hiçbir ülkesinde böyle bir çeşitlilik tablosu bulunmamaktadır. Bütün Avrupa ülkelerinin ortalama yüksekliği 200 metre iken, Türkiye’nin ortalama yüksekliği 1100 metredir. Geniş bir kıyı şeridine sahip Türkiye’nin, deniz seviyesinden 5000 metrenin üzerine kadar uzanan ve yüksekliğe göre değişen yaşama alanlarının arasında da büyük farklılıklar mevcuttur.

Ayrıca deniz, göl ve akarsular çevresinde gelişen sulak alanlar, bozkır ve tuzcul çayırlar, insan eli değmemiş doğal ormanlar, çok yüksek ısı farklılıklarının yaşandığı, çok az ve çok fazla yağış alan bölgelerinde bulunan habitatları, çok sayıda canlıya doğal yaşama olanağı sağlar.

Böyle bir tablo içinde Türkiye’de 3022’si endemik olan –alttür, varyete ve hibritlerle– 10765 çeşit çiçekli bitki ve eğrelti türü yaşar. Türkiye’deki her üç çiçekten biri endemiktir; yani sadece Türkiye’de yetişen ve dünyanın başka hiçbir ülkesinde bulunmayan nadir türlerdir. Türkiye’nin çiçekleri listesinde her hafta, yeni keşfedilen bir tür eklenmektedir.

Kısaca söyleyebiliriz ki, Türkiye her tür canlı için dünyanın en değerli yaşama alanlarından biridir. Bu gerçeği, kırsal bölgede yaşayan insanlar daha iyi bilir ve nimetlerinden daha çok yararlanır, ama onlar da zaman içinde bu hazineyi kanıksayıp yaşama telaşına dalar.

Kentlerde yaşayanlar ise, çoğunlukla bu önemli değerlerden bihaberdirler. Oysa yaşadığımız dünyayı, ülkeyi ve çevremizi tanımak yaşam kalitemizi de geliştirir.

Bugün, doğanın bir parçası olduğunu fark edemeyen insanlar çoğunlukta olduğu için, doğayla ilgilenenleri, çiçek-böcekle uğraşan gayrı ciddi romantikler olarak tanımlayıp hor görüyorlar.

Oysa insanlığın bunalımlı bu kaostan kurtulmasının tek yolu, var oluş bütünlüğünün bir parçası olan kendini tanımasıdır. Zaman ve zemin ne olursa olsun, liderler de bütün insanlara bunu telkin etmiştir. Hz. Muhammed der ki: “Ekmek bedeni besler, ama çiçekler de ruhu besler.” Yeni bir devrin mimarı Fatih Sultan Mehmet 15. yüzyılda kendi resmini yaptırırken, elinde kılıçla değil, gerçek gelişmişliğin mesajını verircesine çiçekle poz vermiştir.

Estetik değerler insanların yarattığı spekülatif unsurlar değil, bütün doğada var olan mutlak değerlerdir. Çiçekler bu gerçeği kanıtlarcasına renk kompozisyonları ve çarpıcı formlarıyla mucizevi güzellikler sunar.



Anadolu’nun Çiçekleri isimli kitapta, Türkiye çiçeklerinin kısa botanik bilgilerinin yanı sıra, görsel çekiciliklerine ağırlık verildi. Kitapta yer alan 307 fotoğraf, 20 yıllık çalışmanın ürünü olan yaklaşık 15000 diadan oluşan bir arşivden özenle seçildi. Fotoğrafların seçimi yapılırken, nadir ve görsel çekiciliği olan türlere öncelik verildi. Bu sıradışı arşivin oluşturulabilmesi için özellikle son on yılda özel dört çeker bir motorvan ile her yıl ortalama 50-60 bin km. yol kat edildi. Her mevsimde, Türkiye’nin her bölgesine, ulaşılması en güç yerlerine gidildi. Çekimlerde, Nikon F4, Hasselblad, çeşitli aksesuarlar ve Fuji Velvia filmler kullanıldı.

Türkiye’nin tanıtımı amacıyla, seneler boyunca yurtiçinde ve yurtdışında New York, Paris, Tokyo gibi önemli başkentlerde bu arşivden seçilen fotoğraflarla oluşturulan sergiler gerçekleştirildi.

Yirmi yıllık çalışmanın ürünü olan bu kitapta, Anadolu’nun çiçeklerini tanıtmayı, bu konudaki bilgi açığını kapatmaya katkıyı ve belki de, hepsinden önce, bu ülkenin birbirinden güzel, zarif çiçeklerinin renkleriyle, biçimleriyle söylediklerine tercüman olmayı amaçladım.

Fatih Orbay





 




Türkiye çiçekleri yüzyıllardır hem bu ülkenin insanlarının, hem de dışarıdan gelen ziyaretçilerin hayranlığını toplamış ve

bir hazine değerinde görülmüştür. Zambak, sümbül ve süsen familyaları gibi büyüleyici bitki ailelerinden bazıları özellikle

Akdeniz sahilinin, Toros dağlarının ve Anadolu platosunun yarı kurak topraklarının ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Ülkedeki soğanlı bitkilerin harika renk ve formlara sahip çiçeklerine 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı padişahları tarafından da

büyük değer verilmiştir. Kutsal Roma Germen imparatorunun Kanuni Sultan Süleyman’a gönderdiği bir elçi gördüğü çiçeklere

hayran kalmış; lale, şahtuğ ve diğer çiçeklerin soğanlarını Viyana’ya göndermiştir. Burada melezleştirilen bu çiçeklerin kısa

zaman içinde büyük miktarlarda üretimine başlanmış, daha sonra da –özellikle son yüzyılda– Türkiye’den Hollanda’ya büyük

miktarlarda yabani soğan ihraç edilmiştir. Neyse ki, satılmak için toplanan bu çiçekler bugün hak ettikleri saygıyı görmektedir

ve yurtdışına ihraç edilmek üzere doğal ortamlarında yeniden yetiştirilmeye başlanmışlardır.

Çiçek açan soğanlı bitkiler Türkiye’nin her köşesinde bulunmakla birlikte özellikle Akdeniz kıyılarında ve yakın dağlarda

çok yaygındır. Bu bölge siklamen, sümbül, düğünçiçeği, dağlalesi ve nergis gibi tarımı yapılan çiçeklerin yanı sıra başka

yabani türlerin de anavatanıdır.

Anadolu’nun yüksek bölgelerinde, dondurucu kış ve kurak yaz aylarının hüküm sürdüğü bozkırlarda, dikenli otlar ve

süpürgeotları tümüyle kendilerine özgü bir yaşam formu oluştururlar. Geven ve çobanyastığı gibi türler ise, koyunlar

tarafından kemirilerek tüketilen diğer tüm bitkilerin tersine kesif öbekler oluşturarak hayatta kalmayı başarırlar. Karadeniz

dağlarının yüksek çayırlıkları ve sarp yamaçları ile Van, Hakkâri ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin yüksek kesimleri, çançiçeği,

kantaron ve çuhaçiçeği gibi Kafkasya, Alpler ve diğer Avrupa dağlarındaki türlerle akraba olan ve bahar-yaz aylarında

otlakları renk cümbüşüne boğan kozmopolit bir floraya sahiptir.

Batı Anadolu’nun Uludağ ve Kaz Dağı gibi zirveleri, çoğunlukla başka Akdeniz bitkilerinin bodur formlarından oluşan kendi

endemik türlerini barındırmaktadır. Tüm bu farklı bölgelerdeki çiçekler, işte bu kitabın içeriğini oluşturuyor; nadir ve olağanüstü

güzellikteki türlerin birçoğu Fatih Orbay’ın çarpıcı fotoğraflarında hayat buluyor. Orbay’ın teknik açıdan mükemmel ve şaşırtıcı

netlikteki yakın plan çekimleri, çiçeklerin kolaylıkla gözden kaçabilecek ayrıntılarını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.

Çiçeklerin kendi el değmemiş habitatlarında adeta bir kilim deseni oluşturan bu manzaraları, bitki dünyasının mükemmel

güzellikleri kadar, fotoğrafçının hünerini (ve şansını) da gösteren ender örneklerdir. Böylesine güzel görüntüler sadece birkaç

yılda bir, birkaç günlüğüne ortaya çıkıp kaybolur. Bu nedenle elinizdeki kitap, çoğu ücra bölgelerde gerçekleştirilmiş yirmi yıllık

bir fotoğrafçılık çabasının özetidir. Turizmin gelişmesiyle birlikte belki de bu el değmemiş bölgeler tahribata uğrayacak ve

buralarda yetişen çiçekler sonsuza değin yok olacak. Bu kitap Türkiye’nin el değmemiş bölgelerinin floral zenginliğinin,

belki de bir daha görme şansı bulamayacağımız olağanüstü bir kaydını oluşturmaktadır.



Martyn Rix

Kataloq: groups
groups -> Mövzusu üzrə TƏDRİs proqrami bakı 2011
groups -> Other Economic Cooperation: Other Economic Cooperation
groups -> Azərbaycan, Bakı şəhəri, Azadlıq pr. 132/3, az 1106
groups -> Kurşunun yutulması elimine edilmiş
groups -> Ukok-2015 onayına sunulacak tcod bilimsel aktiviteleri / Ön çalışmalar
groups -> Xəstəliyin qarşısını almaq onu müalicə etməkdən asandır Azərbaycanda ilk böyrək transplantasiyasını (köçürməsini) həyata keçirmiş
groups -> Press-reliZ 06 Oktyabr 2011-ci IL Bakı, Azərbaycan
groups -> Azərbaycanda İsrail Səhiyyəsi günləri
groups -> Points Of Concern re: Council Bill 42-2015 a bill to create a Military Installation Overlay Zone (mioz) around Joint Base Andrews Our Objective: Council Bill 42-2015 the mioz bill – Concluding this is not a good bill. Why

Yüklə 16,82 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə