Türkiye'de Nöroloji'nin Dünü Bugünü


TÜRKİYE NÖROLOJİ TARİHÇESİ



Yüklə 382,32 Kb.
səhifə5/6
tarix28.04.2017
ölçüsü382,32 Kb.
1   2   3   4   5   6

54


TÜRKİYE NÖROLOJİ TARİHÇESİ


O günlerden hatırladıklarım arasında, Dr. Bedriye Kot'un özel bir yeri var. Bedriye'yle fakülteden smıf arkadaşıydık. Ben Kliniğe başladığımda, başasistandı; aynı yıl Doçent oldu.

Bedriye, hem iyi bir nörolog, hem de eşi az bulunan bir hanımefendiydi. Terbiyeli, sabırlı, disiplinli olduğu kadar da yumuşak, çevresindekilerin kişiliğine büyük özen gösteren mükemmel bir insandı. Şefkatliydi, asistanların sıkıntılı, zor zamanlarında sığındıkları limandı.

Bedriye, sanırım Prof. Polvan'la bir anlaşmazlık sonucu, Cerrahpaşa'dan ayrılıp Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Nöroloji Kliniği'ni kurmaya gitti. Orada sıfırdan başlayıp, alt uzmanlık dallarıyla birlikte, iyi organize olmuş bir Nöroloji Kliniği kurdu ve geliştirdi. Bu Klinikte yetişenlerin bir bölümü, birkaç yıl sonra, Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı'nı kurdular.

Cerrahpaşa Nöroloji Kliniği'nin o yıllardaki en önemli isimlerinden biri de rahmetli Nedim Zembilci idi. En çarpıcı, en parlak simaydı da diyebiliriz. Zekâsı, sesi, yüzü ve gözleriyle cıvıl cıvddı Nedim. Bir konuyu ele alıp toparlayışı, meseleleri ortaya koyuşu ile Standard üstü bir insandı. Güçlü bir bilgisayardı. Cerrahpaşa Nöroloji Anabilim Dalı'nm bugünkü epilepsi birikiminde onun önemli payı olduğunu biliyoruz.

Yine 1950'lerde, Nöroloji Kliniği'nin çalışkanlık, bilimsel merak ve titizliğiyle ö- ne çıkan asistanlarından biri de Turgut Zileli'dir. Turgut, uzman olduktan sonra, uzun yıllar, seçkin Amerikan Nöroloji merkezlerinde çalıştı. Dönüşünde, İstanbul'da özel hastanelerden çok iyi teklifler aldığını biliyorum. Fakat Turgut, o yıllarda henüz kuruluş aşamasında olan Hacettepe'de çalışmayı tercih etti. İyi de oldu bu. Kısa sürede Hacettepe Nöroloji Kliniği, Nöroşirürji ile birlikte Türkiye'nin en gelişmiş Nöroloji merkezlerinden biri haline geldi. Ayrıca, Anadolu'da kurulmasına yardımcı oldukları Nöroloji kürsüleriyle, düzeyli ve sağlam bir Nöroloji e- ğitiminin bütün yurda yayılmasını sağladı.

Yakın ve sevgili dostum Erdoğan Özdamar da o devrin asistanlarmdandır. 50'li yılların başlarında, Cerrahpaşa'da organize bir Merkez Biyokimya Laboratuvarı kurulmamıştı, zannedersem. Dahiliye Kliniği'nin imkânlarından yararlanmaya çalışırdık. Daha basit tetkikleri de elimizden geldiğince, kendi kliniğimizde halletmeye bakardık. Erdoğan'dan sonra işler değişti. Onun büyük teknik yetenek ve hüneriyle, kısa sürede çok gelişmiş bir Biyokimya Laboratuvarı'na sahip olduk. Laboratuvarımız, başka Miniklerin başvurularını da kabul eder hale geldi.

Hayrünisa (Denktaş), kliniğe geldiğinde ben başasistandım, yanılmıyorsam. Çalışkan, dürüst, titiz, görev duygusu çok gelişmiş bir arkadaşımızdı. Sonra ben Çapa'ya gitmek üzere ayrıldım. Hayrünisa'nm gelişmesi devam etti ve anabilim dalı başkanı oldu. Onun becerikli, organizatör, insanları uzlaştırıcı niteliklerini uzaktan izledim. Her yönüyle büyük hizmetler yaptı Nöroloji Kliniği'ne. Onun, en başarılı ve yararlı anabilim dalı başkanlarmdan biri olduğunu düşünüyorum.



Türkiye’de Nörolojinin Gelişmesi


55


İlk bakışta, Hayrünisa'mn bu kadar başarılı olacağını kestirmek, benim için kolay olmadı doğrusu. Ama ne yapabilirdim. Gösterişten çok uzak bir insan kendisi ve eski deyimiyle, haddinden fazla mütevazi.

Hayrünisa'mn birkaç yıl önce büyük bir acısı oldu. Eşi sevgili Feridun'u erken kaybettik. Başarılı oğlu Dr. Ali'yle, evi ve ailesi kadar sevdiği Nöroloji Kliniği çalışanları, ona dayanma gücü verdiler kuşkusuz.

Şimdi size iki kişiden daha bahsedeceğim. Bunlar doktor değil. 1950'lerdeki Cerrahpaşa Nöroloji Kliniği'nin iki emektarı: Biri kapıcı, öteki laborant. Kişiliklerindeki özellik ile beni etkileyen iki kişi. Onları anmadan geçemiyeceğim.

Bunlardan birisi kapıcı Ali Efendi (Ali Duman). Bizim deyişimizle, Alefendi. Uzun boylu, zayıf, sırtında hocaların eski elbiseleri. Zeki, görgülü, terbiyeli bir insan. Sıradan biri değildi Alefendi. Biraz sohbet edince, güzel ve temiz İstanbul Türkçesi konuşan, kibar ve seçkin bir beyefendinin karşısında hissederdiniz kendinizi. Ağabeyimiz sayılırdı o.

Laborant Cemil'i bizden sonraki kuşaklar da tanır bir ölçüde. Hakkında değişik değerlendirmeler yapılabilir. Ama, onun çalışkanlığı, vazife namusu ve hiç şaşmayan görev duygusu oldu beni etkileyen. Cemil'in, hiç hissettirmeden, insanları göreve bağlılığına göre değerlendirdiğini sezerdim. İçtenlikle söylüyorum, benim için Cemil tarafından beğenilmek, Polvan Hoca'dan aferin almak kadar değerliydi.

1953 yılında volonter asistan olarak girdiğim Cerrahpaşa Nöroloji Kliniği'nden, 1960'da Doçent olduktan 3 yıl sonra, 1963 yılında ayrıldım. İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahpaşa ve Çapa'da, ileride iki ayri fakültenin çekirdeğini teşkil edecek şekilde, iki ayrı grupta organize oluyordu. Prof. Dr. Kenan Tükel'in başkanlığında, Doçent olarak ben, Uzm. Dr. Aynur Baslo, Asistan Dr. Erhan Oğul Çapa Nöroloji Kürsüsü'nü kurmak üzere görevlendirildik. Giderken, elimizde refleks çekiçlerimizden başka birşey yoktu. Orada, Psikiyatri Kliniği'nin 3-4 odasına sığındık.

Çapa Nöroloji Kliniği'nin (bugünkü İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı) gelişip bugünkü imkân ve bilimsel düzeyine erişmesi ayrı bir konu. Ama, bu gelişmeye ilk ivmeyi verenlerin başında, Prof. Dr. Aynur Baslo'nun geldiğini söylemeliyim.

Tanığı olduğum 50 yılın muhasebesini yaptığım zaman, şu sonuca varıyorum: Bugün Türk Nörolojisinin ulaştığı düzey, geçip giden zamanın boşuna harcanmadığını gösteriyor. Bunda emeği geçen, adlarım teker teker sayamadıklarım dahil, herkesi saygı, rahmet ve şükran duygularıyla anıyorum.




(*) Cerrahpaşa Nöroloji Anabilim Dalı'nm 13 Aralık 2002 tarihinde düzenlenen 35. Yıldönümü Töreni'nde Prof. Dr. Edip Aktin'in konuşması.

56


Cerrahpaşa'da Nöroloji*

Prof.Dr. Erdoğan Özdamar

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı'nın kuruluşunun 35. yılı vesilesiyle, ülkemizde Nörolojinin kuruluşu, gelişmesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı'nın buna katkısı ile ilgili bir konuşma yapmam istendiği zaman mutlu oldum. Fakat bu sınırlı süre içerisinde Nörolojinin kuruluşu, gelişmesi ve bugünkü konumuna gelmesindeki aşamaları, kısa bir konuşmaya sığdıra- bilmenin güçlüğünü gördüm.

Çok eskilere dayanan ülkemiz Nöroloji tarihçesini kısa bir şekilde, bazı kişileri, hocaları anımsadıktan sonra, asistanlığımdan bu yana yaşadıklarım ve gördüklerimin ışığı altında, o zamanki adıyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji kürsüsünün (şimdiki adıyla anabilim dalının) kuruluşunu, yaptığı aşamaları ve Türkiye Nörolojisindeki yerini biraz olsun belirginleştirebilirsem ne mutlu!

Türk Nöroloji tarihçesi yönünden yapılan çalışmalar, klinik, poliklinik, laboratuvar ve çeşitli disiplinleri ile ilk Nöroloji kliniğinin 1899 yılında kurulduğunu göstermektedir.

Bu tarihten önce de bazı iç hastalıkları kliniklerinin bünyesinde Nöroloji dersleri verilirdi. O tarihlerde dahiliye bünyesinde Fevzi Paşa'nın beyin ve omurilik hastalıkları dersleri verdiği biliniyor.

Cerrahi'nin tanınmış ismi Cemil Topuzlu Paşa'nın da kraniotomiler yaparak ilk nöroşirurjikal girişimleri bilinir.

Daha da eskilere gidersek 19. yüzyıldan da çök önceleri, Selçuk ve Osmanlı Türklerinin Nörolojik ve psikiyatrik vakalara eğildiğini görürüz. Medeni olarak tanımlanan Batı ülkelerinde psikiyatrik vakaların batıl inanışlara paralel olarak işkence gördüğü, yakıldığı, zincire vurulduğu bir yüzyılda Selçuk ve Osmanlı Türk- leri bu hastalara Darüşşifalar kurmuşlardır. Tıbbi tedavilere ek olarak müzik ve rehabilitasyon tedavileri uygulamışlardır. Bu konu ile ilgili heldm ve personele, Fatih Sultan Mehmet döneminde diğer tıp branşlarının üstünde maaş ve primler verilmiştir.



İlk Nöroloji derşi 1899 yılında Raşit Tahsin Paşa'nın muavini Derviş Bey tarafından verilmiştir. Okul Gülhane Askeri Tatbikat Okulu ve hastanesidir. Raşit Tahsin Hoca için ülkemizde sinir ve akıl hekimlerinin üstadı olduğu söylenir. O



Türkiye’de Nörolojinin Gelişmesi


57


dönemdeki uzmanların hemen hepsine hocalık yapmıştır. İşte bu dönem ülkemizde Nörolojinin ilk yapı taşlarının konduğu dönemdir.


Raşit Tahsin Paşa, 1908 yılında Gülhane'den ayrılarak Haydarpaşa'daki Tıp Fa- kültesi'ne geçmiştir. Yerine de Mazhar Osman Hoca gelmiştir. O da 1927 yılında Bakırköy Hastanesi'ni kurmuştur.

Gerek Bakırköy Hastanesi gerek Gülhane Hastanesi, gerekse de Haydarpaşa Tıp Fakültesinde Nöroanatomi, Nörofizyoloji, Nöropatoloji gibi temel bilimlerin ışığı altında yeni bir Nöroloji eğitimi başlatmış ve pek çok kıymetli nörologlar yetiştirilmiştir. Bunların arasında Şükrü Yusuf Sarıbaş, Rasim Adasal, Necmettin Polvan, Sami Rıza Gür’ün, Gıyas Ünsal, Selahattin Doğulu, Nevzat Akabay gibi hocaları sayabiliriz.

Benim neslimin simgesi olan hocalarımız Prof. Dr. Necmettin Polvan, Prof. Dr. Kenan Tükel, Prof. Dr. Sebahattin Kerimoğlu ve Prof. Dr. Feyyaz Berkay'dır.

İşte artık Batı normlarına uygun modern Nörolojinin kuruluşunun temel yapı taşlarının konduğu dönem başlamıştır.

Bakırköy hastanesinin bir köşesinde sığıntı halindeki Nöroloji, büyük çabalar sonucu Cerrahpaşa Hastanesine nakledilmiştir. Bir süre İç Hastalıkları Kliniğinin kıyı ve köşesinde çalışmalarını sürdürmüştür. Sonunda da hastanenin başhekimlik lojmanına sahip olarak az çok rahat bir nefes alabilmiştir.

Artık modern Nörolojinin çeşitli disiplinlerinin kurulması aşamasına gelinmiştir.

Hocamız Prof. Dr. Kenan Tükel 1947 yılında Doçent olarak önce Fransa'da,

  1. 1952 yılları arasında Montreale Mc Gill Üniversitesi Nöroloji Enstitüsü'nde Prof. Dr. Penfield ve Prof. Dr. Jasper'in yanında klinik nörofizyoloji, EEG ve epilepsi konularında çalışmıştır.

Böylece Nörolojinin fizyolojik temeli ülkemize gelmiştir. 1952-54 yılları arasında Doç. Dr. Sebahattin Kerimoğlu Londra'da National Hospital'de serebral anjiografi tekniğini ülkemize getirerek nöroradyolojinin önde gelen kurucusu olmuştur.

İşte yukarıda bahsettiğim gibi 1950'lerin ilk yarısında ülkemizde Nörolojinin kendisini iyice hissettirdiği, gelişip doğurgan hale gelmesi dönemi başlamıştır.

Artık bizim jenerasyon ve sonrasının Nörolojisinden de biraz bahsedelim.

Bu aşamalardan sonra ülkemizin pek çok hastanesinde EEG cihazları alındı. Klinik nörofizyoloji disiplini yayılmaya başladı. Aynı şekilde, sinir sistemi hastalıklarına araştırma metodları devreye girdi.

Bu bölümlerin kurulması ile beraber yepyeni bilimsel yayınlar da çığ gibi artış göstermiştir.



58


TÜRKİYE NÖROLOJİ TARİHÇESİ


Yıl 1953... Benim Nörolojiye volonter asistan olarak girdiğim yıldı. Volonterlik, asistanlığa sayılmayan dönem anlamı taşırdı. Bu şekilde Nöroloji Kliniği'nin kapıları tümüyle hevesli genç tıp doktorlarına açılmıştır. Volonterlikten sonra fahri asistanlık dönemi başlardı. Bu dönem asistanlığın tüm yetkilerine sahip fakat ücretsiz, maaşsız asistanlık dönemi idi. İşte o sırada Cerrahpaşa Nöroloji Kürsüsü kadrosunun, öğretim üyeleri, asistanları, volonter asistanları ile ne derece bilimsel bir topluluk olduğunu gördüm. Vizitler, vaka toplantılar ve seminerler o zamanki yüzeysel tıp bilgimin çok gerilerde olduğu gerçeğiyle beni karşı karşıya getirdi.


Günün birinde "nöbet tutacaksın", dediler. O gün acil bir hasta geldiğinde çok heyecanlanmıştım. Yanımda o sıkıntılı anımda arkadaşım, kardeşim, ağabeyim Dr. Edip Aletin de vardı. Nöroloji hayatım boyunca, onun yardımsever, insancıl, şefkatli ve o derece objektif, rasyonel kişiliği bana daima rehber olmuştur. Edip'in şu anda övülmenin getirdiği mahçubiyet içinde olduğunu biliyorum. Fakat gerçek bu, ne yapalım? Fakülteyi bitirdikten sonra, mecburi hizmet için Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde Frengi mücadele tabipliği yapmıştır. Tıp literatürünü yeterince takip edebilmek için o dönemlerde daha geçerli olan Fransızcaya hakim olabilmek gayesiyle, ldasik bir lise eğitiminde alman Fransızcanm yetersizliğini görmüş, en iyi Fransızca-Türkçe lügatin Şemsettin Sami'nin eski yazı ile yazılmış Kamus'u olduğunu öğrenmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Bu yarışı bu şekilde ele alıp yürütme azmi, öyle her babayiğidin harcı olmasa gerek.

Öğlene kadar gayet ciddi bir sorumluluk içinde çalışan Nöroloji asistan grubu, hocalar klinikten gittikten sonra kelimenin tam anlamı ile neşeli, matrak ve birbirlerinin psikoterapisini yapan bir grup idi.

O zaman Nöroloji asistan kadrosu şöyleydi: Eylemsiz Doç. Dr. Bedriye Kot, Uz. Dr. Nedim Zembilci, Turgut Zileli, Orhan Kalabay, Gülşen Görgün, Ercüment Baktır, Hıfzı Özcan, Doç. Dr. Karabet Varvar (Yedikule Ermeni Hastanesi ve Vakıf Gureba Nöroloji Başkanlıkları), Cevdet Aykan, Kamuran Eştürk, Kriton Dinçmen, Zuhal Beğen, Edip Aktin, Suat Etaner, Ulviye Etaner, Nihat Balkır, Halil İbrahim Bahar, Haydar Dümen, Arif Poryalı, Aynur Baslo, Perihan Baslo, Güngör Turhan, Aristidis Karyofilis, Feridun Denktaş, Hayrünnisa Denktaş, Halil Değer, Esat Eşkazan, Gürhan Kendiroğlu, Erhan Oğul (Bursa Uludağ Nöroloji Başkanı), Ayhan Arguner, Kemal Bayülkem, Süheyl Haşimi, Atilla Altmel, Engin Eker, İhsan Kara, Meral Kızıltan, Güneş Kızıltan, Ayşin Dervent, Sibel Özek- mekçi, Erbil Gözülarmızı, Baki Göksan, Naci Karaağaç, Erdem Tunçbay, Türe Tunçbay ve Aksel Siva...*

Bütün bu arkadaşlar aynı anda Kliniğin asistanları değillerdi. Görevleri birbirlerinden teslim alarak bayrağı taşıyorlardı. Açıkçası bu ekibin Nörolojinin, Ulusal Nörolojinin büyük annesi olduğu söylenebilir. Bunun anlamı, torunları ve torunlarının çocukları halen ülkenin tümünde görev yapıyordu.


1980’li yılların asistan kadrosu, diğerleri ise daha önceki kuşakları temsil ediyor.



TÜRKİYE’DE NÖROLOJİNİN GELİŞMESİ


59


Bu grup içinde, kendisinden bahsetmekten onur duyduğum bir kişi ile tanıştım. O da okulu yeni bitirmiş, temiz giyimli, temiz karakterli, ciddi bir kişiydi: Dr. Aynur Baslo o dönemde kısa bir süre için laboratuvarda çalışıyordu. Aynur Baslo'nun iradesi, enerjisi, bir konuyu ele alışındaki perfeksiyonist yapısı, dürüstlüğü ile aşamayacağı hiç bir engel olduğunu sanmam. Kendisinden kıdemlilere bile yardım etmiştir.


İşte 19.67 yılında tıp fakültemiz, Cerrahpaşa ve Çapa tıp fakültelerine ayrıldığında hocamız Prof. Dr. Kenan Tükel, Doç. Dr. Edip Aktin, Uz. Dr. Aynur Baslo, As. Dr. Erhan Oğul, Çapa'nm Nörolojisini kurmak için Cerrahpaşa'dan ayrılmışlardır.

Bu çekirdek kadro Çapa'da da büyük savaş vermiş ve bugün gurur duyduğumuz Çapa Nörolojisini oluşturmuş ve geliştirmiştir. Bu gelişmeler devam etmektedir. Cerrahpaşa'lı olarak Cerrahpaşa Nörolojimiz kuşkusuz kayba uğramıştır, fakat ülkemiz çok şey kazandı sanırım.


c:\users\galata~1\appdata\local\temp\rar.869\media\image36.jpeg


Önce Prof. Dr. Kenan Tükel hocamız, sonra Prof. Dr. Edip Aktin'in kaptanlığında, Çapa Nörolojisinde omuz omuza, birbirini destekleyen bir öğretim üyesi ve asistan kadrosu oluşmuştur. Sanırım bu kadar kısa bir süre içinde böyle bir başarı grafiğini yakalamak, ancak böyle bir hoşgörü ve dayanışma ile olabilirdi..


Ben 50 yıla yakın Nöroloji hayatımda hoşgörü, tolerans ve anlayışın, başarının temel taşları olduğunu yaşayarak öğrendim. Bir kurumda uyum, dayanışma ve



60


TÜRKİYE NÖROLOJİ TARİHÇESİ


hoşgörü olduğu oranda bilimsel başarıyı yakalamak çok daha kolay oluyor. Bu davranış psikolojisi, önce geminin kaptanında bulunmalı.


Çapa Nörolojisi gelişmesini sürdürürken Cerrahpaşa Nörolojisi de gelişmeye devam etmiş ve eski enstitüler binasındaki yeni yerini alarak çeşitli departmanlara kavuşmuştur. 1968-1969 yılları arasında Uz. Dr. Perihan Baslo, Aynur Baslo ile birlikte Oslo'da Prof. Dr. Refsum'un Kliniğinde EEG ve EMG kurslarını bitirmiştir. Dönüşünde EMG ve Kas Hastalıkları bölümünü kurmuştur. Halen bu bölüm Prof. Baslo'nun yetiştirdiği genç öğretim üyesi kadrosu ile başarılı çalışmalarına devam etmektedir. Cerrahpaşa kürsü başkanlığını Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, Prof. Dr. Necmettin Polvan, Prof. Dr. Sebahattin Kerimoğlu'ndan sonra Prof. Dr. Nedim Zembilci devralmıştır. Prof. Dr. Nedim Zembilci'nin başkanlığında EEG laboratuvarı olağanüstü bir gelişme göstermiş, uyku elektrofizyo- lojisi ışığında bir çok çalışmalar yapan, zengin yaymları olan bir bölüm oluşmuştur. Bu ekibin içinde başı çekenlerden Dr. Atilla Altınel, Dr. Esat Eşkazan, Dr. Naci Karaağaç, Dr. Baki Göksan, Dr. Erbil Gözükırmızı, Dr. Ayhan Arguner ve Nöroloji asistan kadrosunun büyük bir kısmı güçlü bir potansiyel oluşturmuştur. Bu arkadaşların büyük bir kısmı görevlerine Profesör olarak devam etmişlerdir. Bu sırada Atilla Altınel ABD'de uyku EEG'si ile ilgilenerek çalıştığı bölüme katkıda bulunmuştur.

Prof. Dr. Nedim Zembilci'nin emekliliği ile boşalan başkanlığa Prof. Dr. Hayrünisa Denktaş getirilmiştir.

Daha önce de söz ettiğim gibi birleştiricilik, dayanışma, iyi niyet, hoşgörü özellikleri ile Prof. Dr. Hayrünisa Denktaş'm yasaların kendisine verdiği yetkileri ilk a- ğızda kullanmayı pek de sevmediğini görürüz. Ailenin cezalandırıcı büyüğü olmaktan çok uzlaştırıcı büyüğü olmuştur. Prof. Dr. Hayrünisa Denktaş'm emekliliğinden sonra anabilim dalı başkanlığına Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı gelmiştir. Güler yüzlü, saygılı, yumuşak tabiatlı, etrafına huzur veren Erbil'in başkanlığındaki Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı bugün 13 Profesör, 8 Doçent, 5 Uzman, 12 Asistan, 4 Fizyoterapist olmak üzere 42 öğretim ve eğitim kadrosuna sahiptir.

Yarım asra yakın deneyimlerinden sonra, iyi bir başarıyı yakalayabilmenin yolu nereden geçiyor acaba diye soracak olursanız size vereceğim cevap şu olur: Önce birbirinizi anlayınız. Hoşgörünüz ve de böyle bir ortamda çalışınız. Bir de sizden önce hizmet vermiş emeklilerinizin ara sıra kulaklarını çınlatınız. Hepinize sevgiler.


Prof. Dr. Erdoğan Özdamar'ın 13 Aralık 2002 tarihinde düzenlene törende Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı'nın 35. yılı dolayısıyla yaptığı konuşma



61


Ege Üniversitesi Tip Fakültesi

Nöroloji Kliniği Kuruluş Tarihçesi

Prof. Dr. Bedriye Kot


1955 yılında Ege Üniversitesinin kuruluşundan sonra, İzmir Devlet Hastanesinin çok küçük bir bölümünde, uzman Dr. Ömer Şevki Dürüşken'in (Desuki) İzmir' e gelmesi ile Nöroloji kliniği çalışmaya ve ilk asistanlarını almaya başlamıştır.


  1. Ekiminde, üniversitesinin kurucusu rahmetli hocamız Ord. Prof. Dr. Muhittin Erel'in isteği üzerine, Doç. Dr. Bedriye. Kot İstanbul'dan ayrılarak İzmir' e geçmiş ve Nöroloji kliniğine atanmıştır.

1960 yılında profesör olan Dr. Bedriye Kot, bir süre sonra nöroloji kliniği direktörlüğüne getirilmiştir.

Kliniğin yönetimini üstlenen Dr. Bedriye Kot 1961-1962 yıllarında Ege Üniversitesi tarafından Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilmiş, burada başta Columbia Üniversitesi (Newyork) ve daha sonra Mc. Gill Üniversitesi (Montreal) olmak üzere, özellikle ABD' deki, kısmen de Kanada'daki önemli nöroloji merkezlerinin çalışma şeklini yerlerinde incelemiştir.

1962 yılı sonunda İzmir' e dönmüş ve "Nörolojik Bilimler bütünlüğü üzerine kurulu bir Nöroloji merkezi" kurmak üzere, kliniğin gelişme planını hazırlamıştır; uygulanabilmesi içinde temel girişimler başlatılmıştır. İhtisas sınavını vermiş kliniğin genç ve yetenekli Nöroloji uzmanları, aşağıda belirtilen Nörolojik Bilimlerin alt Ve yan yapılarını oluşturmak üzere, en az 1.5 yıl, en fazla 3.5 yıllık sürelerle yurt dışına (İngiltere, Danimarka, İsveç, Norveç ve Kanada) gönderilmiştir.

1-Klinik Nöro-Fizyoloji (EMG-EEG)

  1. -Nöro - Otoloji, Nöro - Oftalmoloji

  2. -Nöro-Radyoloji

4-Çocuk Nörolojisi

5 -Nöro -Patoloji



62


TÜRKİYE NÖROLOJİ TARİHÇESİ


Ayrıca ABD'de "Kas Haslıkları" konusunda yetişmiş bir nöroloji uzmanı da - kliniğin kadrosuna dahil edilmiştir.


Ege Üniversitesi’nin ilk kuruluş yıllarında, İzmir dahil tüm Ege havalisinde hiç bir Nöroşirurji birimi ve uzmanının bulunmaması ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Bu arada çağdaş bilim anlayışı ile bağdaşmayan "Gerekirse bir cerrah her türlü ameliyat yapar" şeklindeki çok eski bir görüşün, hala bazı tıp çevrelerinde benimsendiği gözlenmiştir. İlk kuruluş yıllarında Nöroloji Kliniğinde incelenerek Nöroşirurjikal müdahale endikasyonu konan hastalar, başka seçenek olmadığı için, büyük güçlüklerle İstanbul' a gönderilmiştir. Bu hastalara değerli tıbbi yardımları ve gösterdikleri kolaylıklar için, Nöroşirurji hocaları Prof. Dr. Hüsamettin Kerim Gökay ile Prof. Dr. Bülent Tarcan'ı Ege Nöroloji Kliniği şükranla anmaktadır.

1960' lı yılların başlarında öncelikle bu acil soruna çözüm bulmak, bu arada da ülkemiz için oldukça yeni bir görüş olan "Nörolojik Bilimler Merkezi’nin fiziki yapısal bütünlüğü kavramı' nı yerleştirmek üzere, ABD1 e nöroşirurji eğitimini tamamlayan Dr. Erdem Tunçbay İzmir' e davet edilerek Nöroloji Kliniği kadrosuna alınmıştır.

Nöroloji Kliniğinin mütevazı tahsisatının bir kısmı, İzmir' in büyük sanayi ile ticaret kuruluşlarından ve hayırseverlerinden, durumun aciliyeti ve önemi anlatılarak toplanan bağışlarla birleştirilmiş; böylece sağlanan maddi destekle Nöroloji Kliniği bünyesinde bir "Nöroşirurji ameliyathanesi ile bakım ünitesi" oluşturulmuştur. Bundan sonra Ege' nin ilk nöroşirurji birimi nöroloji kliniğinde Dr. Erdem Tunçbay ve ekibi tarafından faaliyete geçirilmiştir.

Nöroloji Kliniği ille güçlükleri yendikten ve bazı sorunları hallettikten sonra, 1960'lı yıllara göre oldukça düzgün sayılabilecek bir eğitim uygulamaya başlamıştır. Ancak bu dönem çok kısa sürmüş ve üniversite camiası bütün eleştiri oklarını Nöroloji Kliniği’ne ve yöneticisine çevirmiştir. Ege Üniversitesi Cerrahi Kliniği hemen harekete geçmiş, nöroloji merkezi bünyesindeki nöroşirurji ameliyathanesine el koymak ve bu faaliyeti derhal durdurmak için üniversite ve fakülte yönetimine başvurmuştur. Yetkili kurullara gelen bu başvuru, üniversite camiasında yoğun bir destek bulmuştur. Senato' da yalnız bir öğretim üyesi (rahmetli Prof. Dr. Muhtar Başoğlu) ve profesörler kurulunda üç öğretim üyesi (Prof. Dr. Turan Örnek, Prof. Dr. Haşan Nahit Toktay ve Prof. Dr. Bedriye Kot) nöroloji kliniği lehine oylarını kullanmışlardır. Dekan Prof. Dr. Ömer Yiğitbaşı da resmi bir yazı ile nöroloji kliniğinden 15 gün içinde nöroşirurji ile ilgili herşeyin cerrahi kliniğine teslimini istemiştir.

Bu durumda hukuki yollardan hak aranması Nöroloji Kliniği için zorunlu hale gelmiştir. Bunun üzerine, profesörler kurulu kararına ayrıntılı bir muhalefet şerhi koymuş olan Prof. Dr. Bedriye Kot, o tarihlerde yürürlükte olan üniversite kanununun klinik direktörüne tanıdığı bir yetkiye dayanarak, üniversite aleyhine




Yüklə 382,32 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə