Hazirlayanlar



Yüklə 14,65 Mb.
Pdf görüntüsü
səhifə22/247
tarix22.09.2023
ölçüsü14,65 Mb.
#146882
1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   ...   247
Istanbul Ders C1

Cicero


27
İ S T A N B U L
YA B A N C I L A R İ Ç İ N T Ü R K Ç E Ö Ğ R E T İ M S E T İ C 1
MEDENİYETİMİZE YÖN VERENLER
CENGİZ DAĞCI 
9 Mart 1919 tarihinde Kırım’ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğar. Çocukluğu kıtlık, 
yoksulluk ve büyük baskılar altında geçer. İlkokulu köyünde, ortaokulu Akmescit’te bitirir. 
Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941’de Ukrayna 
cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtula-
rak müttefik devletler safına sığınır. 1946’da Londra’ya yerleşir. İngiltere’deki hayatı da 
hiç kolay olmaz; bir taraftan yazarken bir taraftran da en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak 
zorunda kalır. Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 tarihinde Londra’da vefat etmiştir. 
Dağcı, Türk edebiyatının büyük yazarları arasındadır. Romanlarında, Kırım Türklerinin 
yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslupla aksettirir. “Türkçe bana anamın konuştu-
ğu dil” diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eden yazarın kitaplarından bazıları şunlardır: Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar 
da İnsandı, Ölüm ve Korku Günleri, O Topraklar Bizimdi, Dönüş.
Dağcı, Yoldaşlar adlı eserinin sonuna şu satırları eklemiştir: “Teğmenin tutuklanmasıyla öykü burada sona erecekti; fa-
kat teğmenin yaşam öyküsü burada bitmedi. Uzun yıllar sürecekti onun yaşamı. Sürdü de. (…)Yetmiş sekiz yaşını doldurmuş 
olan teğmen T., bugünlerde Taşkent’in Gülistan semtinde tek göz odalı küçük bir apartmanda yaşamaktadır. İhtiyarlık maaşı 
az da olsa yetiyor kendisine. Hayattan çok bir şey istemiyor teğmen; yalnızca Kırım’ı özlüyor her gün. Her gün ve her gece… 
Günün ve gecenin her saatinde Akmescit’in Kantar sokağını, Subhi’nin yukarılarındaki çardaklı evleri, sarkık saçak evleri, 
Safiyeleri, Nigârları, Saniyeleri özlüyor. Ama onları bir daha ömründe görebileceğine ihtimal vermiyor teğmen. Gün geç-
tikçe zayıflıyor. Bir yıl öncesi bir kalp krizi geçirdi. Öleceğini sanıyordu hastanede. Ama ölmedi. Sol kolu felç oldu. Güçlükle 
konuşuyor. Görme yeteneği de zayıf bugünlerde. Güçlükle okuyor Lenin Bayrağı gazetesini. Gene de büyültücü camla, oku-
yabiliyor gazeteyi teğmen. Kırımlıların Kırım’a dönme eylemlerini merak ediyor. Yıllardır kendi akrabalarını aradı sürgünde. 
Hiç kimseyi bulamadı. Oysa amcasının çocukları vardı. Onların da çocukları doğmuştur belki. Ah birisini bulabilse! Kırım’a 
dönen gençler gibi onun da bir akrabası Kırım’a dönse… Ama yoktu. Kimsesi yoktu teğmenin. Annesi ve babası Kırım’dan 
toplu sürgün sırasında ölmüşlerdi açlıktan, susuzluktan. Yalnızdı teğmen. Ama yaşıyordu teğmen.”
“İnsanın umutlu olması ne güzel!.. Türkçe isimlerini bilmediğim iki çiçek ektim üç yıl öncesi karşıki çitin dibine. Çiçek-
çinin verdiği malûmata göre Türk çiçekleriymiş; Türkiye’den getiriliyormuş. Yerden yarım metre kadar yüksek, eğreltileri 
hatırlatan koyu yeşil yaprakları arasındaki dalların ucunda zurna biçiminde çiçekleri pembemsi kızıl. Bahçemin en güzel 
bir yerine ektim. Geçen yılın yazı ilk kez çiçeklendiler. Çiçeğin ismini öğrenirim diye tanıdıklara sordum soruşturdum; bi-
len bir kimse çıkmadı. Nihayet kütüphanede çiçek kitapları arasında Latince ismini buldum: ‘‘incarvillea delavayi’’ burada 
‘‘Gloxinia’’ denen çiçeğin benzeri. Ama ismi önemsiz. Çiçekler Türk çiçeği; bu yetiyor bana. Yaz boyu her akşam suladım, 
üzerlerine eğilerek okşadım; okşarken, akrabayız, kardeşiz diye fısıldadım bile çiçeklere.’’ 

Yüklə 14,65 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   ...   247




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin