züm’ü çağırdı. Beş tane film çekin, ama üçer bölümlük ol-
sun, dedi. 135 dakikalık bir şey çekin, biz onu üç bölümde
Fatma Girik-Memduh Ün
23
yayınlayacağız dediler. Ona göre birer film çektik. Ben Zık-
kımın Kökü’nü çektim. Sonra bir kerede yayınlamaya karar
verdiler. Oturdum, filmi kısalttım. Burada gördüğünüz ke-
sildikten sonraki hali. Bu hali İstanbul Film Festivali’nde,
Cannes’da, Japonya’da, İspanya’da gösterildi. İstanbul
Film Festivali’nde gösterilirken arkadaşlarım geldiler; Tunç
Başaran, Ali Özgentürk, İrfan Tözüm falan. Yazıhanede
toplandık, konuşuyorduk. Çok güzel bir şey yapmışsın
ama temposu çok ağır dediler. Çok düşündüm. Ben de ay-
nı şeyi hissetmiştim ama dışa vuramıyordum. On beş gün
kadar düşündüm. Bu filmin ağır olmasının nedeni, baş-
larda bir çocuk oynuyor, çok başarılı oynuyor. Sahneler
çok sıcak, sonra çocuk büyüyor, ona benzeyen Fatma’nın
kardeşi Güray Girik var. Ama o sahneler baştakiler kadar
başarılı değil. “Yanlış başlamışım” diye düşündüm. Filmi
alt üst etmeye, yani küçük çocuktan başlamak yerine bü-
yüğün sahnelerini atıp, kısa bir bölüm koyup baş tarafa
bir geriye dönüş yeri yakalamaya, oradan çocuklara geç-
meye karar verdim. Yani filmi çocuklukla götürmeye. Bir
tek sahneyle büyüklüğünü bitireyim. Filmin bütün sahne-
lerini ayırdım, yeni bir senaryo yazdım. Giysilerde birtakım
sakatlıklar oldu, oraları ayarladım, film kısaldı. Benim hâ-
lâ içinden çıkamadığım bir durum var. Bu filmin uzunu
Tokyo Festivali’ne gitti. Orada seçici kurul var, Asya’nın en
iyileri arasında gösterilmesi için bilet gönderdiler. Gittim
oraya, filmin kısasını götürdüm. Gösterimden sonra söyle-
şi oldu. Sinemalar 1500–2000 kişilik. Söyleşi sırasında se-
yircilerden biri: “Ben bu filmi daha evvel izledim, böyle
başlamıyordu, ne yaptın?” diye sordu. Ben de anlattım.
Ama uzunu İspanya’da bir festivalden En İyi Yönetmen
Ödülü aldı. Yönetmen Halit Refiğ uzununu daha çok be-
ğendi. O nedenle ben de ikilem içindeyim. Hangisi daha iyi
ben işin içinden çıkamadım.
Dostları ilə paylaş: