Ekzema, dışarıdan gelen veya içten kaynaklanan bazı faktörlerin tetiklemesine bağlı deride oluşan ödem



Yüklə 88,4 Kb.
Pdf görüntüsü
tarix13.03.2017
ölçüsü88,4 Kb.

Klinik Gelişim



Ekzema,  dışarıdan  gelen  veya  içten  kaynaklanan  bazı 



faktörlerin  tetiklemesine  bağlı  deride  oluşan  ödem, 

kaşıntı,  sulantı,  kızarıklık,  kepeklenme  ve  kümelenmiş 

papüloveziküllerle  karakterize  bir  hastalıktır.  Ekzema 

terimi  köpürmek,  kaynayarak  dışarı  çıkmak  anlamına 

gelen yunanca “ekzein” kelimesinden türemiştir. Burada 

derideki su kabarcıklarının yüzeye açılmasıyla kaynayan 

bir sudaki hava kabarcıklarının yüzeye çıkmasının ben-

zerliği  kastedilmiştir.  Ekzema,  “mayasıl”  ve  “dermatit” 

gibi isimlerle de anılmaktadır. Dermatit ve ekzema klinik 

tanıları  sıklıkla  birbirinin  yerine  kullanılsa  da  dermatit 

terimi  kutanöz  inflamasyonla  birlikte  olan  tüm  klinik 

tabloları  içine  alır.  Akut  seyirli,  hızla  gerileyen  kuta-

nöz  inflamasyon  için  dermatit  terimi,  kronik  seyirli  ve 

spontan gerileme eğilimi daha az olan inflamasyonda ise 

ekzema ya da ekzematöz dermatit terimi tercih edilmek-

tedir. Ekzema tüm dermatolojik hastalıkların %15-25’ini 

oluşturan yaygın görülen bir hastalıktır.

Bütün  ekzematöz  döküntülerin  histolojisinde  epider-

misteki  hücreler  arasında  seröz  sıvı  (spongiozis),  altta 

dermiste perivasküler lenfosit infiltrasyonu ve ekzositoz 

(dermisteki spongiotik odaklarda lenfosit birikimi) ayı-

rıcı özelliktir.

Ekzema  erken  evrede  genellikle  belirgin  küçük  grupe 

veziküller  içeren  kırmızı  ödemli  plak  şeklinde  kendini 

gösterir. Subakut evrede, skuamlı veya kabuklu eritema-

töz plaklar vardır. Takip eden süreçte bu lezyonlar kuru 

skuamlarla kaplanır veya likenifiye olur. Birçok ekzema-

töz reaksiyonda şiddetli kaşıntı en belirgin semptomdur. 

Kaşıntı  özellikle  geceleri,  fiziksel  aktivitelerde  ve  sıcak 

ortamda daha belirgindir. Tablo 1 de ekzemayı, eksojen 

ve endojen ekzema olarak iki ana grupta inceleyen sınıf-

lama verilmiştir. Bu yazıda ekzema sınıflamada yer alan 

hastalıklar tek tek veya bölgesel ekzemalar çatısı altında 

çok fazla detaya girmeden özetlenmiştir. 

Atopik Dermatit

Öncelikle  atopi  kelimesini  tanımlamamız  uygun  olur. 

Atopi  gıda  ve  solunum  yoluyla  alınan  maddelere  karşı 

ekzema, astım, saman nezlesi gibi semptomlarla kendini 

gösteren  hiperreaktivite  durumudur.  Atopik  dermatit, 

ataklarla seyreden sıklıkla bebek ve çocuklarda gözlenen 

kronik  bir  dermatozdur.  Ülkemizde  çocukluk  çağında 

atopik dermatit sıklığı %4.9 ile %11.8 arasında olduğu 

bildirilmiştir.  Atopik  dermatitin  başlıca  belirtileri  deri 

kuruluğu, kaşıntı ve ekzematöz lezyonlardır. Ekzematöz 

lezyonların tipik yerleşim yerleri çocuklarda ve erişkin-

lerde birbirinden farklılık gösterir. Tablo 2’de Hanifin ve 

Rajka tarafından geliştirilen ve yaygın olarak kullanılan 

atopik  dermatit  tanı  kriterleri  yer  almaktadır.  Atopik 

dermatit tanısı konabilmesi için en az 3 major ve 3 minör 

kriterin olması gerekmektedir.

Atopik  dermatit,  infantil,  çocukluk  ve  erişkin  dönem 

olmak üzere üç evrede izlenir. Dönemlerin her biri akut, 

subakut ve kronik deri belirtileri gösterebilir. Akut de-

ğişiklikler,  sıklıkla  infantil  dönemde,  kronik  belirtiler 

ise  erişkin  dönemde  belirgindir.  Olguların  yarısından 

Ekzema

M. Levent TAŞLI, Şeniz ERGİN, Berna ŞANLI ERDOĞAN

Pamukkale Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dermatoloji Anabilim Dalı, Denizli

Tablo 1: Ekzema Sınıflaması

Ekz


ojen Ekz

emalar


İrritan kontakt dermatit

 Akut irritan kontakt dermatit

 Kronik kümülatif irritan kontakt dermatit

Diaper dermatit

Pitiriyazis simpleks

Asteatotik ekzema

İntertrijinöz ekzema

El ve ayağın hiperkeratotik ekzeması

Allerjik kontakt dermatit 

Fotodermatit

Endojen  Ekz

emalar


Atopik ekzema

Seboreik ekzema

Numuler ekzema

Gravitasyonel ekzema

Dizhidrotik ekzema

Tablo 3: Ekzema ne zaman sevk edilmelidir

Tanı şüpheli ise

Akut alevlenmelerde örneğin atopik eritrodermi 

gibi sistemik steroid kullanımının gerektiği 

durumlar

Anne ve babada şiddetli anksiyete yaratan bebek 

hastalarda

Kronik el ekzeması, kulak ekzeması gibi etyolojide 

alerjik faktörlerin yer aldığı ve patch (yama) testi 

gerektiren durumlarda

Problem meslek ile ilgiliyse

Tedaviye yanıt alınamıyorsa



Klinik Gelişim

0

çoğunda  belirtiler,  bebeklik  döneminde,  sıklıkla  2  ay-



lıktan  sonra,  ortaya  çıkar.  İnfantil  dönemde,  yüz,  saçlı 

deri ve ekstremitelerin ektansör yüzleri sıklıkla tutulur. 

Çocukluk döneminde (2 ile 12 yaş arası) belirtiler, ye-

tişkinlerdekine  benzer  özellikler  göstermeye  başlar. 

Özellikle, antekübital ve popliteal fossada, boyunda ve 

ellerde belirtiler izlenir. Erişkin dönemde, fleksural da-

ğılım  hakimdir.  Kimi  olgularda  baş-boyun  bölgesinde, 

kimilerinde  ise  ekstremitelerde  yoğun  tutulum  izlenir. 

Bu dönemde kronik el ekzeması da sık gözlenir.Erişkin 

dönemde, olguların %70’inde respiratuvar allerji sapta-

nabilir. Özellikle, ev tozu akarı, polenler, hayvan tüyü ve 

küfler en sık rastlanan allerjenlerdir. Bebek ve çocuklar-

da, orta ve şiddetli atopik dermatitli olguların %40’ında 

yiyeceklere karşı allerji bulunabilir.

Başarılı bir atopik dermatit tedavisi hastanın kaşıntısının 

ve deri kuruluğunun giderilmesiyle mümkündür. Hasta 

ve  ailesine  sabunlar,  deterjanlar,  solventler  (çözücüler) 

gibi irritan maddelerin, ev tozu akarı ve bazı gıdaların, 

hava  ısısı  ve  nemi  gibi  çevresel  faktörlerin  atopik  der-

matit ataklarıyla ilişkisi detaylı bir şekilde anlatılmalıdır. 

Atopik dermatitlilerde S.aureus kolonizasyonunda artış 

saptanmıştır.  Tedavinin  ilk  basamağını  antihistaminik-

ler,  topikal  steroidler,  nemlendiriciler  ve  temizleyiciler 

oluşturmaktadır. Topikal steroidlerin uzun süre kullanı-

mından kaçınmak gerekir. Topikal kalsinörün inhibitör-

leri alternatif tedavi için düşünülebilir. Kronik ve şiddetli 

olgularda  fototerapi  ve  sistemik  immünsüpresif  tedavi 

kullanılmaktadır.

Seboreik Ekzema

Saçlı deri, kaşlar, göz kapakları, yüzün orta bölgesi, ster-

nal alan, aksilla, genital alan gibi bölgelerin kronik, yü-

zeyel, inflamatuar hastalığıdır. Lezyonlar soluk eritemli 

zeminde  üzeri  sarı  yağlı  skuamlar  ile  karakterizedir. 

Seboreik dermatit vücudun her yerinde görülmez ancak 

yağlı  bölgelerin  hastalığıdır.  Ayırıcı  tanısında  psoriasis, 

fungal enfeksiyonlar ve diğer ekzema lezyonları yer alır. 

Seboreik dermatit tedavisinde, tek başına topikal steroid-

ler ile veya topikal antifungallerle kombine şekilde başarılı 

sonuçlar alınmasına karşın tedavi kesildiğinde genellikle 

hastalık tekrarlama eğilimindedir. Saçlı deri lezyonlarında 

selenyum sülfit, çinko prityon, ketokonazol, asit salisilik, 

kükürt veya katran içeren şampuanlar faydalıdır.

Numuler Ekzema

Genellikle çapı 3-4 cm’yi bulan, madeni para büyüklüğün-

de, iyi sınırlanmış eritematöz lezyonlar ile karakterizedir. 

Hastalık, sıklıkla, derinin kuruduğu kış aylarında görülür.

Yünlü giysiler, sabunlar, sık banyoya bağlı su ile aşırı te-

mas atakları provake eder. Hastalık sıklıkla alt ekstremite, 

el  sırtı  ve  dirsek  ekstansör  yüzeyinden  başlar.  Akut  lez-

yonlarda  ödem,  eksüdasyon  ve  krut  izlenirken,  hastalık 

kronikleştikçe skuam ve likenifikasyon öne çıkar.

Tedavide  güçlü  topikal  steroidlerin  oklüzyon  şeklinde 

uygulanması  önerilmektedir.  Şiddetli  kaşıntı  varsa  bi-

rinci  kuşak  antihistaminikler,  sekonder  enfeksiyonlara 

yönelik olarak da antibiyotik tedavisi eklenmelidir. To-

pikal  kalsinörin  inhibitörleri,  tedavide  alternatif  olarak 

kullanılabilir.  İnatçı  olgularda  intralezyonel  steroid  uy-

gulaması ve hastalığın yaygın olduğu durumda sistemik 

kortikosteroidler gerekebilir.

Gravitasyonel Ekzema

Venöz  ekzema,  staz  ekzeması  olarak  bilinir.  Patogene-

zinde  derin  ven  trombozu  ve  venöz  hipertansiyon  yer 

almaktadır.  Kadınlarda  daha  sıktır.  Genellikle  bacağın 

alt kısmında hızlı ve şiddetli bir şekilde başlar. Lezyon-

larda  eritem,  ödem,  purpura,  hemosiderozis  ve  yaygın 

pigmentasyon görülür. Tedavisi gecikmiş olgularda ülse-

rasyon tabloya eklenebilir.

Hastalığın tedavisinde öncelikle ayağın elevasyonu, kom-

presyon ve diüretikler ile ödem azaltılmaya çalışılır. Altta 

Resim 1: Atopik dermatit

Resim 3: Seboreik dermatit

Resim 2: Seboreik dermatit


Klinik Gelişim



yatan  damar  patolojisinin  cerrahi  olarak  düzeltilmesi 



planlanabilir.  Topikal  steroidler,  atrofi  ve  ülserasyona 

yol açabildiği akılda tutularak kullanılmalıdır. Sekonder 

enfeksiyonlara yönelik antibiyotik tedavisi gerekebilir.

�ntertrigo

Aksilla, kasık, meme altı gibi terin kolay buharlaşamadı-

ğı, birbirine sürtünen deri yüzeyleri intertrijinöz bölgeler 

olarak  adlandırılır.  Obezite,  Diabetes  mellitus  ve  sıcak 

hava  gibi  predispozan  faktörlerle  intertrijinöz  bölgeler 

kolayca  masere  olup  inflamatuar  reaksiyon  oluşmakta 

ve  sıklıkla  üzerine  fungal  (kandidiyazis)  ve  bakteriyal 

(eritrazma) enfeksiyonlar eklenmektedir. Kaşıntı ve yan-

ma şikayeti olan hastaların kliniğinde eritemle birlikte, 

erozyon, fissürler ve eksüdasyon görülebilir.

İntertrigo tedavisinde, hafif ve orta etkili topikal stero-

idler, düşük pH’lı kremler ve gümüş içeren preparatlar 

kısa  süreli  kullanılmaktadır.  Hastalara,  yüksek  alkalin 

sabunlar yerine düşük ph’lı temizleyicilerin kullanılması 

önerilmelidir.  Deri  yüzeylerinin  birbirine  sürtünmesi, 

kıvrımları örten pamuklu giysilerle önlenmelidir.

 

Kronik 



hastalarda topikal steroidler yerine kalsinörin inhibitör-

lerinin kullanılması düşünülebilir. İnatçı olgularda fun-

gal  ve  bakteriyal  enfeksiyonlar  akla  gelmeli  ve  bunlara 

yönelik tedavi verilmelidir.

Asteatotik Ekzema

Kış ekzeması, kserotik ekzema olarak ta bilinen derideki 

yağ miktarının azalması ve kurulukla ilişkili sık görülen 

bir hastalıktır. Etyolojide yaşlılık, nem oranı düşük olan 

ortamda bulunmak, kuru ve soğuk rüzgara maruz kal-

mak, banyoda sıcak suyla bolca sabunlanmak ve genetik 

faktörler  üzerinde  durulmaktadır.  Hastalık  başlangıçta 

bacakların  alt  yüzeyinde  ve  kolların  dış  kısmında  ince 

bir  pullanmayla  başlar  ve  zamanla  kalçalara,  gövdeye 

doğru yayılır. Hastalık ilerledikçe kanayacak kadar de-

rinleşebilen fissürler ve bunların çevrelediği eritemli deri 

adacıkları belirir. Kaşıntı ve ovma gibi küçük travmalarla 

ekzematöz, vezikülobüllöz lezyonlar tabloya eklenebilir. 

Ayırıcı tanıda dermatofit enfeksiyonları, psoriasis, sebo-

reik dermatit akla gelmelidir. 

Asteatotik ekzema tedavisinde öncelikle banyo alışkan-

lıkları sorgulanmalı, mümkünse ani ısı değişikliklerinden 

kaçınılması  ve  kaşıntıyı  arttırabilen  yünlü  kıyafetlerin 

giyilmemesi önerilmelidir. Banyo sonrası hastalara nem-

lendirici  kullanma  alışkanlığı  edindirilmelidir.  İnflame, 

kaşıntılı lezyonlarda topikal steroidler ve antihistaminik-

ler kullanılabilir.

Pitiriyazis Simpleks

Deri  bariyerinin  bozulduğu  veya  irritasyon  sonucu  ge-

lişen  en  hafif  deri  reaksiyonudur.  Sebase  bezlerin  tam 

fonksiyone olmaması, aşırı su ve sabunla temas, yaşlılık, 

nem ve ısının azalması gibi sebeplerle ortaya çıkar. Kli-

niğinde keskin sınırlı lokalize ve genellikle baş ve ekstre-

mitelerde ortaya çıkan pitiriyazik kepeklenme gösteren 

lezyonlar  vardır.  Birkaç  farklı  formu  vardır.  Pitriyazis 

simpleks kapitis sık rastlanan saçlı deride bazen kaşıntı 

ve kızarıklığın eşlik ettiği kronik kepeklenme durumu-

dur. Yetişkinlerde ve çocuklarda en sık seboreik dermatit 

ile karıştırılır. Tedavide piroctone olamine, zinc pyrithi-

one, ketokonazol, selenyum sülfid içeren şampuanlarla 

başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Pitiriyazis  simpleks  fasii,  bebek  ve  küçük  çocuklarda 

genellikle atopik dermatit zemininde yanaklarda sabun-

la  sık  sık  yıkama  sonucu  gelişen  eritemli  keskin  sınırlı 

inflamatuar  reaksiyondur.  Yetişkinlerde  de  alkollü  traş 

losyonlarına bağlı gelişebilir.

Pitiriyazis simpleks korporis formunda ise gövde ve eks-

tremite distalinde kaşıntılı ince kepeklenme ve soyulma 

gösteren  lezyonlar  vardır.  Tedavide  nötr  şampuan  ve 

sabunlar, antihistaminikler kullanılabilir.

Bölgesel Ekzemalar

Kulak Ekzeması

Seboreik  dermatit  ve  alerjik  kontakt  dermatitin  de  sık 

görüldüğü dış kulak yolu en sık etkilenen bölgedir. Bu-

nun dışında heliks ve kulak arka kıvrımında da görülebi-

lir. Kulak kanalında kaşıntı ve benzeri sebeplerle oluşan 

travmalar  ödem  ve  inflamasyona  yol  açar.  Sekonder 

bakteriyel  enfeksiyon  sıkça  görülür.  En  sık  enfeksiyon 

etkenleri  stafilokok,  streptekok  ve  pseudomonaslardır. 

Topikal  tedavide  kullanılan  bazı  ajanlara  karşı  kontakt 

dermatit gelişmesi tedaviye direçli olgularla karşılaşılma-

sına yol açabilir. Tedavide saf steroidli veya antibiyotik-

steroid karışımı süspansiyonlar kullanılmaktadır.

Gözkapağı Dermatiti

Sıklıkla atopik dermatit veya alerjik kontakt dermatit ile 

ilişkilidir. Kontakt dermatitlerlerin bir çoğu, ellerde bu-

lunan  duyarlandırıcı  maddelerin,  kaşıma,  ovalama  gibi 

hareketler  sonucu  gözkapağına  taşınmasıyla  oluşmak-

tadır. Alerjik kontakt dermatit sıklıkla üst göz kapağını 

etkilerken atopik dermatit her iki gözkapağını da etki-

lenmektedir. Her iki durumda da ödem, eritem, skuam 

ve krutlanma görülebilir.

Meme Başı Ekzeması

Meme  başı,  areola  ve  çevresinde  kabuklu  sulantılı  lez-

yonlar şeklindedir. Emziren kadınlarda ağrıya yol açan 

meme başı ekzeması sık rastlanan bir durumdur. Teda-

vide topikal veya intralezayonel steroidler kullanılmak-

tadır. Tek taraflı ve üç aydan fazla süreyle şikayeti olan 

hastalarda paget hastalığı akla gelmelidir.

El Ekzeması

El ekzeması özellikle sağlık çalışanları, ev hanımları, bar-

menler ve kuaförler gibi elini sürekli yıkamak zorunda 

olan kişilerde sıkça görülür. Ayrıca düşük hava nemi ve 

kireçli su el ekzema insidansını arttırmaktadır. El ekze-

masında eğitim ve meslek seçimi hastalığın önlenmesin-

de en önemli parametrelerdir.

Aşağıda el ekzemaları kontakt tip (irritan veya alerjik), hi-

perkeratotik tip ve dizhidroz başlığı altında incelenecektir.


Klinik Gelişim



�rritan kontakt dermatit



El  ekzemalarının  yaklaşık  %80’nini  oluşturur.  Derinin 

nemini, pH’sını, yapısal bütünlüğünü değiştiren zararlı 

kimyasal maddeler veya fiziksel ajanlarla temastan birkaç 

saat sonra ortaya çıkan inflamatuar reaksiyondur. Her-

keste görülebilir ve daha önceden duyarlanma gerekmez. 

Örneğin,  çamaşır  suyu  veya  solventler  (çözücüler)  gibi 

koroziv  maddelerle  temastan  sonra  hızla  epidermisteki 

hücreler  ölmekte  ve  kimyasal  yanıklar  oluşmaktadır. 

İrritasyonun  şiddeti  temas  eden  maddenin  konsantras-

yonu, süresi, temas bölgesindeki derinin nemi ve kalın-

lığıyla ilişkilidir. İrritan kontakt dermatitlerin akut veya 

kronik  kümülatif  tipi  bulunmaktadır.  Akut  tip,  yeterli 

süre ve konsantrasyonda irritana maruz kalan herkeste 

olabilir. Kronik kümülatif tip ise sabun ve su gibi hafif ir-

ritasyonun sıkça tekrarlanmasıyla meydana gelir. Kronik 

kümülatif tip akut tipten daha sıktır. 

Akut irritan kontakt dermatit kliniği sadece eritemli hafif 

şekilden, vezikül oluşumu ve irritasyona kadar değişebilir. 

Daha şiddetli olgularda bül oluşumu, eksüdasyon ve doku 

nekrozu  tabloya  eklenebilir.  Kronik  kümülatif  kontakt 

dermatit  kliniğinde  ise  eritem,  deskuamasyon,  fissürler 

ve likenifikasyon vardır. Ödem ve vezikülasyon nadirdir. 

Hasta hekime yanma ve kaşıntı şikayeti ile başvurur.

Alerjik kontakt dermatit

Organizmanın  önceden  bir  alerjen  ile  duyarlanmasını 

takiben,  daha  sonra  tekrar  aynı  alerjen  ile  karşılaşması 

sonucu oluşan hücresel immüniteye bağlı geç tipte aşırı 

duyarlılık (tip IV) şeklinde gelişen dermatitlerdir. Alerjik 

kontakt  dermatitler  genellikle  irritan  kontakt  dermatit-

lerle karıştırılmaktadır. Alerjik kontakt dermatitler daha 

akut  başlar  ve  inflamatuar  reaksiyonu  daha  şiddetlidir. 

İrritan kontakt dermatitler daha çok avuç içi tutulumu 

olurken alerjik kontakt dermatitte parmak araları, par-

mak  dorsali  ve  el  bilekleri  tutulur.  Alerjik  kontakt  ek-



Tablo 2: Atopik dermatit tanı kriterleri

Major Kriterler

1.  Kaşıntı

2.  Tipik morfolojik dağılım

•  Çocuklarda yüz ve ekstremitelerde 

ekstansör bölgelerin tutulması

•  Erişkinlerde fleksural likenifikasyon

 3.  Kronik veya kronik olarak yineleyen dermatit

 4.  Kişisel veya ailesel atopi hikayesi (astım, alerjik 

rinit, atopik dermatit)

Minör Kriterler

1.  Kserozis

2.  İhtiyoz, avuç çizgilerinde artma, keratozis pilaris

3.  IgE reaktivitesi (Tip I aşırı duyarlılık reaksiyonları, 

prick test pozitifliği)

4.  Serum IgE düzeyinde artış

5.  Erken başlangıç yaşı

6.  Deri enfeksiyonlarına eğilimin artması (S.aureus 

ve H. Simplex infeksiyonları)

7.  Nonspesifik el veya ayak dermatitlerine eğilim

8.  Meme başı ekzeması

9.  Keilitis

10. Rekürren konjonktivitis

11. Dennie-Morgan (alt göz kapağı) çizgisi

12. Keratokonus

13. Anterior subkapsüler katarakt

14. Orbita renginin koyulaşması

15. Yüzde donukluk, yüzde eritem

16. Pitriyazis alba

17. Terlemeye bağlı kaşıntı

18. Yün ve lipid çözücülere intolerans

19. Gıda intoleransı

20. Beyaz dermografizm

21. Emosyonel ve çevresel faktörlerin ekzemayı 

şiddetlendirmesi

22. Folikül çevrelerinin belirginleşmesi



Resim 5: Kronik ekzema

Resim 4: Kronik ekzema

Resim 6: Kontakt ekzema

Klinik Gelişim



zemada  irritan  ekzemanın  aksine  jeneralize  reaksiyona 



eğilim vardır.

Erken  dönemde  eritem,  ödem,  papül,  vezikül  ve  ara 

sıra büller görülür. Zamanla krutlanma ve kepeklenme 

tabloya eklenir. Kronik dönemde çok az papülovezikü-

ler lezyonla birlikte likenifikasyon ve kepeklenme vardır. 

Kaşıntı hastaların en fazla şikayet nedenidir.

Alerjik  kontakt  dermatit  tanısında  altın  standart  patch 

(yama) testidir. Ayrıca hastalık öyküsünün çok iyi alın-

ması tanıya yardımcıdır.

Hipertkeratotik el ekzeması

Erkeklerde  daha  sıktır.  Avuç  içi,  ayak  tabanında  kuru, 

üzeri skuamlı, çatlak ve fissürler içeren ağrılı hiperkera-

totik plaklar ile karakterizedir. Sebebi tam olarak bilin-

memekle birlikte etyolojide atopi, kontakt alerji, irritas-

yon  ve  friksiyon  sorumlu  tutulmaktadır.  Ayırıcı  tanıda 

en çok psoriasis ile karışır.

Dizhidroz

Bazı allerjenlerin ağızdan alınması veya deriye temas et-

mesiyle alevlenen bir tür kontakt dermatittir. Hastaların 

yarısında kişisel veya ailesel atopi öyküsü ve birçoğunda 

sigara  içme  alışkanlığı  ve  nikel  alerjisi  bulunmaktadır. 

Daha çok bahar aylarında ataklar yapmakta ve emosyo-

nel stresle ilişkilendirilmektedir. Su, deterjanlar ve sol-

ventler  (çözücüler)  gibi  irritanlarla  şiddetlenir.  Sıklıkla 

uzun bir bekleme periyodundan sonra kronikleşir.

Parmakların yan yüzeylerinde, avuç içi ve ayak tabanın-

da çok şiddetli kaşıntıya neden olan simetrik veziküllerle 

kendini gösterir. Küçük veziküller bül formuna dönüşe-

bilmektedir.  Ayırıcı  tanıda  patch  (yama)  testi  kullanıl-

maktadır.

El ekzeması tedavisinde en önemli basamak irritasyondan 

kaçınmaktır. Bunun için daha az irritasyona ve alerjiye 

yol  açacak  sabunların  seçilmesi,  pamuk  astarlı  eldiven 

kullanılması,  ellerin  düzenli  olarak  nemlendirilmesi  ve 

bariyer  kremler  önerilmektedir.  Süperpotent  ve  potent 

topikal steroidler tedavide birinci seçenektir. Günde bir 

kez  geceleri  oklüzyonla  verilen  topikal  tedavi  gün  içi 

çoklu uygulamadan daha etkilidir. İnatçı olgularda iki, 

üç  hafta  süreyle  hafta  içi  hafif  potentte  topikal  steroid 

uygulamasının  hafta  sonu  süperpotent  topikal  steroid 

uygulamasıyla birleştirilmesi iyi bir tercih olabilir. Kro-

nik steroid uygulamasının deride atrofi telenjiektazi gibi 

yan etkiler yaptığı unutulmamalıdır. Sistemik kortikoste-

roidlerle dramatik iyileşmeler elde edilebilmesine karşın 

genellikle hastalık kısa sürede tekrarlamaktadır. Kronik 

olgularda fototerapi iyi bir seçenektir. 

Diaper Dermatit

Çocuk  bezinin  temas  ettiği  alanda  gelişen  inflamatuar 

reaksiyona  çocuk  bezi  dermatiti  veya  diaper  dermatit 

adı verilmektedir. En sık bebeklerde görülmekle birlikte 

idrar  veya  dışkısını  tutamayan  yetişkinlerde  de  görüle-

bilir. Etyolojisinde kronik sürtünme, maserasyon, idrar 

ve dışkıyla temas, diyet, mikroorganizmalar ve kimyasal 

irritanlar sorumlu tutulmuştur. 

Diaper dermatitinin erken evresinde eritem, hafif mase-

rasyon ve ödem görülür. Hastalık kronikleştikçe mase-

rasyon belirginleşir ve eritemli alanlarda ülserasyon geli-

şebilir. Ayırıcı tanıda seboreik dermatit, infantil psoriasis, 

kandidiazis,  intertrigo,  atopik  dermatit,  akrodermatitis 

enteropatika akla gelmelidir.

Diaper dermatit, genellikle toplumumuzda hastalık ola-

rak  kabul  edilmemekte  ve  aileler  doktora  danışmadan 

çeşitli uygulamalar yapmaktadır. Şüphesiz bunun en acı 

örnekleri  ülkemizde  bilinçsiz  kullanılan  güçlü  topikal 

steroidler nedeniyle cushing sendromu gelişen veya kına 

uygulamasına bağlı hemolitik anemi ve akut böbrek yet-

mezliği gelişen olgu bildirilerin olmasıdır.

Tedavide ilk koşul çocuk bezlerinin sık sık değiştirilmesi 

ve çocuğun altı irritan olmayan yöntemlerle düzenli ola-

rak temizlenmesidir. Hafif olgular çinko oksit, dimetikon 

gibi topikal bariyer kremlerle tedavi edilebilir. İnatçı ol-

gularda, hafif etkili topikal steroidlerin (örn.; hidrokor-

tizon) kısa süreli uygulamaları faydalıdır. Eğer sekonder 

bakteriyal veya fungal enfeksiyon varsa bunlara yönelik 

topikal tedavi başlanmalıdır.

Sonuç olarak ekzema sık rastlanan ve tekrarlayıcı özelliği 

olan, yaşam kalitesini düşüren geniş bir hastalık grubu-

dur. Başarılı bir tedavide şüphesiz iyi bir hasta ve doktor 

eğitimi  gerekmektedir.  Tablo  3’te  ekzema  hastalarının 

bir  dermatoloğa  sevk  edilmesini  gerektiren  durumlar 

özetlenmiştir.

Kaynaklar

Turanlı AY. Ekzema. In:Tüzün Y, Kotoğyan A, Aydemir EH, Baran-

su  O,  eds.  Dermatoloji,  2.  baskı,  Nobel  Tıp  Kitabevleri,  İstanbul, 

1994: s. 266-79.

James WD, Berger TG, Elston DM. Andrew’s deri hastalıkları klinik 

dermatoloji, çeviri editörü Aydemir EH. İstanbul: İstanbul medikal 

yayıncılık; 2008: s. 69-83.

Aksungur VL, Günaştı S. Ekzema-çok sayıda kabukçuk ile yakacık 

kepek gösteren sayrılık. Dermatose 2002;1: 34-42.

Oğuz O. Kontak dermatit, dishidrotik ekzema ve atopik dermatit. 

Alerjiler  simpozyumu  15-16  Mart  2001,  İstanbul,  s.83-89.  URL: 

http://www.ctf.edu.tr/stek/bb24.htm

Ergin S, Ozşahin A, Erdoğan BS, Aktan S, Zencir M. Epidemiology 

of atopic dermatitis in primary schoolchildren in Turkey. Pediatr 

Dermatol 2008; 25: 399-401.

Tamer E, Ilhan MN, Polat M, Lenk N, Alli N. Prevalence of skin 

diseases among pediatric patients in Turkey. J Dermatol 2008; 35: 

413-8.

Kang K, Polster AM, Nedorost ST, Stevens SR, Cooper KD. Atopic 



dermatitis. In: Bolognia JL, Jorizzo JL, Rapini RP, editors. Dermato-

logy. 2nt ed. Spain: Mosby; 2008: 181-95.

Boguniewicz M, Nicol N, Kelsay K, Leung DY. A multidisciplinary 

approach to evaluation and treatment of atopic dermatitis. Semin 

Cutan Med Surg 2008; 27: 115-27.

Kaçar N, Ergin Ş, Tatlıpınar S ve ark. Atopik Dermatitli Hastalarda 

Gözde  ve  Burundaki  Bakteri  Dağılımı  ile  Staphylococcus  aureus 

Kolonizasyonunun Göz ve Deri Tutulumu ile İlişkisi. Türk Derma-

toloji Dergisi 2008; 2: 103-6.

Boguniewicz M, Eichenfield LF, Hultsch T. Current management of 

atopic dermatitis and interruption of the atopic march. J Allergy Clin 

Immunol 2003; 112: 140-50.

Stollery N. Eczema. Practitioner 2007; 251: 90-4.

1.

2.



3.

4.

5.



6.

7.

8.



9.

10.


11.

Klinik Gelişim



Yosipovitch  G,  DeVore  A,  Dawn  A.  Obesity  and  the  skin:  skin 



physiology and skin manifestations of obesity. J Am Acad Dermatol. 

2007; 56: 901-16.

Serdaroğlu S, Başaran D, Taşlı L. Asteatotik Ekzema. In: Serdaroğlu 

S, Tüzün Y, editors. Alerjik deri hastalıkları. 1. baskı: İstanbul medi-

kal yayıcılık; 2004: 95-8.

Lodén M, Wessman C. The antidandruff efficacy of a shampoo con-

taining piroctone olamine and salicylic acid in comparison to that 

of a zinc pyrithione shampoo. Int J Cosmet Sci. 2000; 22: 285-9.

Foley P, Zuo Y, Plunkett A, Merlin K, Marks R. The frequency of 

common skin conditions in preschool-aged children in Australia: 

seborrheic dermatitis and pityriasis capitis (cradle cap). Arch Der-

matol 2003; 139: 318-22.

Kedrowski DA, Warshaw EM. Hand dermatitis: a review of clinical 

features,  diagnosis,  and  management.  Dermatol  Nurs  2008;  20: 

17-25. 

12.


13.

14.


15.

16.


Sezer  E,  Etikan  I.  Local  narrowband  UVB  phototherapy  vs.  local 

PUVA  in  the  treatment  of  chronic  hand  eczema.  Photodermatol 

Photoimmunol Photomed. 2007; 23: 10-4.

Önder  M,  Adışen  E,  Velagiç  Z.  Diaper  dermatit.  Çocuk  Sağlığı  ve 

Hastalıkları Dergisi 2007; 50: 129-35.

Semiz  S,  Balci  YI,  Ergin  S,  Candemir  M,  Polat  A.  Two  cases  of 

Cushing’s syndrome due to overuse of topical steroid in the diaper 

area. Pediatr Dermatol. 2008; 25: 544-7.

Devecioglu C, Katar S, Dogru O, Tas MA. Hennainduced hemolytic 

anemia and acute renal failure. Turk J Pediatr. 2001; 43: 65-6.

Ridley M, Safranek M. Common skin conditions. Occas Pap R Coll 

Gen Pract 1992; 58: 50-5.

17.

18.


19.

20.


21.


Yüklə 88,4 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə