Konuşma bozukluğu başarıyı düşürüyor



Yüklə 42,76 Kb.
tarix10.04.2017
ölçüsü42,76 Kb.
#13769
Merhaba sevgili Radio Shema dinleyicileri, FM 98 Radio Shema’da Umut Engel Tanımaz Programında ben Rabia ile birliktesiniz. Umut Engel Tanımaz Prıgramında her hafta farklı bir konuyla sizlerle birlikte olmaya devam ediyoruz. Bu hafta konumuz konuşma bozuklukları, konu hakkında bilgileneceğiz, makalelere bakacağız, basından haberlere göz atacağız, sizin seçtiğim harika 2 parça dinleyeceğiz.

Şimdi konu hakkında bilgilenmek üzere Dil Bozuklukları Uzmanı Ayşegül Turan’a kulak verelim.

Sevgili dinleyiciler Fm 98 Radio Shema’da Umut Engel Tanımaz Programındasınız. Programımıza saglikaktuel.com dan bir makale ile devam edelim:

Konuşma bozukluğu başarıyı düşürüyor

Konuşma bozukluklarının kişide özgüven eksikliğine neden olabileceğine dikkat çeken Nurten Aydın; ailelere önemli uyarılarda bulundu.

Aydın, "Büyüdükçe düzelir deyip beklemek yerine uzmanlardan destek alınmalı" dedi.

Konuşma bozuklukları, bireyin ruh sağlığını ve yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Özellikle çocuklukta tedavi edilmeyen konuşma bozukları insanların sosyal ortamdan uzaklaşmasına ve özgüven sorunu yaşamasına neden oluyor. İnsanların sesleri karşısındakinin anlayabileceği şekilde doğru ve akıcı bir şekilde çıkaramıyorsa ya da konuşma sesiyle ile ilgili kendisini ifade etmesini engelleyen problemler varsa bir konuşma bozukluğuna sahip olduğunu dile getiren Nurten Aydın, "Konuşma bozukluklarının tedavisi bireyin sosyo- kültürel yapısı ve yaşam kalitesinde oldukça önemlidir. Uygulamalar bunun sağlanmasına yönelik oldukça başarılı sonuçlar veriyor" diye konuştu.



NEDENLERİ DEĞİŞİYOR
Araştırmaların konuşma bozukluklarının fiziksel nedenlerle oluşabileceği gibi psikolojik nedenlerle de ortaya çıkabileceğini gösterdiğini anlatan Aydın, konuşma bozukluklarının nedenlerini şöyle sıraladı: "Konuşma bozukluğu sesletim bozuklukları ve kekemelik de görüldüğü şekilde sesin çıkması ve anlaşılmasında bir problem olarak gözlemlenebileceği gibi inme sonucunda ortaya çıkabilen bir sendrom olan afazide olduğu gibi bireyin diğer kişilerini anlamak, duygu ve düşüncelerini paylaşmakla ilgili bir problem olarak da gözlemlenebilir" dedi.


SÖYLEDİKLERİNİ HERKES ANLAYABİLİYOR MU?
Ebeveynlerin çocuklarının konuşmasının sadece kendileri tarafından anlaşıldığından başka kişilerin çocuklarının ne söylediklerini anlamadıklarından şikayet edebileceklerine dikkat çeken Aydın, böyle bir durumda çocuğun konuşma terapisti tarafından değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu kaydetti. Bu noktada ailelerin çocuğun konuşma biçimini pekiştirip pekiştirmediğinin de önemli olduğunu kaydeden Aydın, " Çocuğun bu şekilde yanlış sesler çıkararak konuşması ebeveyn ve çevresi tarafından tatlı, komik olarak algılanabilir ve pekiştirilebilir. Bu durum çocuğun ileriki yaşlarda anlaşılmayan bir konuşma biçimine sahip olmasına neden olur. Bu nedenle çocuğun doğru konuşmayı öğrenmesinin sağlanmasında ebeveynin rolü büyüktür" şeklinde konuştu.


OKUL BAŞARISINI NASIL ETKİLİYOR?
Konuşma problemi yaşayan bir çocuk okuma ve yazmada zorlandığını dile getiren Aydın, "Konuştuğu gibi yazdığında yanlış yazmaya neden olabiliyor ya da bir süre sonra yaptığı yanlışlar çocukta özgüven kaybına neden olabiliyor. Sınıf içerisinde sesli okuma yapmayı istemiyor çünkü arkadaşları tarafından 'yanlış okuyor' diye olumsuz eleştirilmesinden korkuyor. Bu bir anlamda özgüven kaybına neden olabiliyor. Olumsuz benlik algısı geliştiren bir çocuk daha tamamen içine kapanıyor yada saldırgan davranışlara yönelebiliyor. Belki de çok başarılı olabilecek bir çocuk engellenmiş oluyor” dedi. Aydın, bu noktada yaşı büyüdükçe düzelir diye beklemek yerine ne düzeyde bir sorun olduğunun tespit edilerek gerekli terapilere başlanmasının önemine dikkat çekerek, "1. Sınıfa başlamadan önce belirli bir düzeye getirilmesi okul başarısı için önemlidir” ifadesini kullandı.

Şimdi hemen bu makalenin ardından bağlantılı bir başka makaleye daha bakalım sevgili dinleyiciler,



PSİKOLOJİK KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Psikolojik konuşma bozukluğu çok yoğun bir duygusal coşkunluğa karşı gösterilen savunma türü tepkidir. Bu tür hastalarda yapısal bir yatkınlık görülmektedir. İnsan hayatında çok önemli üzücü kaygılandırıcı olaylar yaşanmaktadır. Bunlardan bazısıyla baş edilebilir bazısıyla ise baş edilemeyebilir. Psikolojik tepkilerin temelinde içgüdülerin yer aldığı unutulmamalıdır. Psikolojik kökenli konuşma bozuklukları çok farklı şekilde sınıflandırılabilir. En sık karşılanılan psikojenik kökenli konuşma bozukluğu mutizm'dir.



Mutizm
Bireyin yeterli konuşma gelişimi ve bilinç düzeyine rağmen konuşma ile iletişimi reddetmesidir. Ama konuşmayı anlama normal veya sözlü lisandan çok daha iyidir. Hiç olmayan veya çok az olan sözlü iletişim ile normal veya normale yakın alıcı dil yetenekleri arasındaki büyük fark mutizmin en çarpıcı özelliğidir. Mutizmde ses telleri yoluyla üretilen ses tamamen yok olmaz. Bu kişi iletişimde bulunmak amacıyla isteyerek veya kendiliğinden gürültü yapabilir. Fakat bu konuşma sesi değildir. Mutizm bireyin konuşabilme özelliğine ve yeterli bilinç seviyesinin olmasına rağmen konuşma iletişimi için isteksizlik halidir. İletişim tamamen bireyin isteğine bağlı kalmaktadır.

Sevgili dinleyiciler bu makalerle konu hakkında daha da bilgilenmiş olduk şimdi sizlere güzel bir parça dinletmek istiyorum.

Bu hafta parçalarımızı Sertab Erener’den dinleyeceğiz, biliyorsunuz Sertab Erener Engelli konserlerinde yer alan bu anlamda destek veren başarılı bir sanatçımız. Bu hafta ilk parçamız geliyor, Sertap Erener’in 2003 yılındaki Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'ye ilk birinciliği kazandıran parçası geliyor. Every Way That I Can
Sevgili dinleyiciler, fm 98 Radio Shema’da Umut Engel Tanımaz programındasınız. Sertab Ernerden Every Way That I Can parçasını dinledik. Şimdi sırada bir duyuru var:

6. ULUSLARASI KATILIMLI DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI KONGRESİ

6. Ulusal Dil ve Konuşma Bozuklukları Kongresi 28-30 Mayıs 2011 tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi�nde (Eskişehir) gerçekleştirilecektir.

Ve şimdi geçelim film önerimize bu hafta yine önemli bir film var sırada size tanıtmak istediğim: filmimizin adı NELL.

1995 yapımı

En beğenilen Amerikalı aktristlerden biri.filmin konusu mükemmel filmi bu kadar güzel yapan şüphesiz Jodie Foster oyunculuğudur



Violet tecavüze uğrar ve ikiz çocukları olur. Bu çocukları yıllarca herkesten saklar. Hastalanır vücudunun bir tarafı felç olduğu halde yine de çocuklarını kimseye göstermez. İkizlerin biri on yaşında ölünce Nell'i (Jodie Foster) ormanda saklar. Ancak Violet de ölünce Nell'i bulurlar. Doktorlar onu akıl hastanesine kapatmak isterler çünkü Nell dünyayı bilmemekte ve kendine has bir dille konuşmaktadır. Konuştuğu dili kimse anlamaz. İki doktor da mahkemeden üç ay isterler. Üç ay zarfında Nell'i insanlara alıştıramazlarsa hakimin kararına uyacaklardır.




Ödüller: En İyi Kadın Oyuncu Oscar Ödülü Adaylığı, 1995 En İyi Film Altın Küre Ödülü Adaylığı, 1995 En İyi Kadın Oyuncu Altın Küre Ödülü Adaylığı, 1995 En İyi Orijinal Müzik Altın Küre Ödülü Adaylığı,

Birçok değeri yeniden sorgulatan bir film NEll izlemenizi öneriyorum sevgili dinleyiciler.

Sevgili Umut Engel Tanımaz dinleyicileri, tam da bu programın adına göre bir haber var şimdi sırada. Ben çok etkilendim, umarım sizin için de teşvik edici olur:

Sason'da engelli kız kardeşlerin başarısı


Batman'ın Sason ilçesinde engelli 2 kız kardeş tekerlekli sandalye ile gittikleri okulda başarılarıyla göz dolduruyorlar.










Sason ilçesine bağlı Ergünü köyünde oturan engelli 2 kız kardeş yapılan deneme sınavlarında büyük başarı elde etti. İlköğretim 3. sınıf öğrencileri Tansu ve Kezban Batu, deneme sınavında ilçe birinciliği ve ikinciliği elde ettiler.

Özürlü çocukları ziyaret eden Kaymakam Yusuf İzzet Karaman'ın eşi Filiz Karaman çocukların başarılarına hayran kaldı. Karaman, öğrencilerin okumaya ve başarılarına devam etmeleri için gereken her türlü desteği vereceklerini belirtti.

Tansu Batu da 5 hayalinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bunlar okula gitmek, tekerlekli sandalye sahibi olmak, okula yakın bir evimizin olması, dizüstü bilgisayar ve akülü arabamın olmasıdır. Bunlardan tekerlekli sandalye ve okula gitme gerçekleşti. Umuyorum kalan üç hayalim de gerçekleşir, ben ne olursa olsun okumak istiyorum. Zor şartlarda okuyoruz, sabaları Kaymakamlığın desteğiyle servis aracıyla okula gidip geliyoruz. Babamın da maddi durumu çok iyi olmadığı için akülü araba alamadık, akülü arabamız olsa kendimiz okula gidip gelebiliriz. Biz ne şartlarda olursa olsun okuyup başarılı olmak istiyoruz" dedi.

Şimdi yine güzel bir parça dinleyelim; Sertap Ernerden 2. Parçamızı dinleyelim; Dağlar Dağlar!


Sevgili dinleyiciler, şimdi sırada çok özel yaşam öyküsü var sırada, benzer bir öykü Black filminde de işlenmişti okurken bana onu anımsattı, bu öyküsü ise Helen Kellerin gerçek yaşam öyküsü, çok etkileyici bu öyküye kulak veriyoruz şimdi.

HELLEN KELLER'İN ÖRNEK ALINASI YAŞAM ÖYKÜSÜ

Helen   1880 yılında ABD’nin Tuscumbia şehrinde doğduğu zaman son derece sağlıklı bir bebekti.


18 Aylık oluncaya kadar da ciddi bir sağlık sorunu olmadı küçük kızın. Ama iki yaşını doldurmaya birkaç ay varken ateşli bir hastalık geçirdi. Hastalığının tedavisi bitip, yaşamsal tehlikeyi atlattığında   Helen Keller’in yaşamı tümüyle değişmişti. Çevresindeki bir çok kişi Helen Keller’in geçirdiği ateşli hastalık nedeniyle zihinsel yeteneğini yitirdiğine inanıyorlardı. Bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde çevresinde olan biteni çok az anlaması,  ele avuca sığmazlığı, asiliği bu inanışın onaylandığının göstergesiydi.

Helen Keller’in geçirdiği hastalık onu  konuşma, görme  ve işitme engelli  yapmıştı ama hiç kimse onun zihinsel yeteneklerinin ayırdında değildi henüz.

Konuşma, görme ve duyma engelli Helen Keller’in asıl yaşamı ise  1887 yılının Mart ayında, yedi yaşına girmesine çok az kala  başladı.

Perkins Görme Engelliler okulundan yeni mezun olan, 20 yaşındaki  genç öğretmen Anne  Mansfield  Sullivan, Helen  Keller ‘a öğretmenlik yapmak üzere Tuscumbia şehrine geldiğinde ,  karşısında duran konuşma,  görme ve işitme engelli küçük kızın insan beyninin   doğru kullanıldığında   olağanüstü bir kapasitesi olduğunu  tüm dünyaya  göstereceğini bilmiyordu.

Öğretmen  A. Sullivan,  Perkins Görme Engelliler okulundaki öğrencilerinin Helen’e götürmesi için yaptıkları   oyuncak bebekle başladı işine.  Elleri ile Helen’in ellerine “b-e-b-e-k” sözcüğünü heceledi. O’nun  nesneler  ve harfler arasında bir bağlantı kurmasını sağlamak istiyordu.  Helen harfleri doğru olarak yapmasını çok hızlı öğrendi ama  bunu yaparken henüz bir sözcüğü hecelediğini ya da böyle bir sözcük olduğunu bilmiyordu.

Birgün Helen ve öğretmeni  bahçedeki   tulumbanın yanına gittiler. Öğretmen tulumbadan suyu çekerken Helen’in elini akan suyun altına tuttu. Soğuk su Helen’in bir eline akarken, öğretmen diğer eline “s-u” sözcüğünü önce yavaş, sonra hızlıca heceledi. İşte o anda  Helen’in kalbi yerinden fırlarcasına çarpmaya başladı. Öğretmenin vermeye çalıştığı mesajı almıştı. Yaşamının ilk 18 ayında zihninde yer etmiş olan tek sözcüktü su. Bu tek sözcükten yola çıkarak dokunduğu nesnelerle harfler arasında bir bağlantı olduğunu, her nesnenin sözcüklerle ifade edildiğini anladı.  Ogün akşam karanlığına dek 30 sözcük öğrenmişti Helen .

Bu Helen Keller’in eğitiminin başlangıcıydı.

Önlerinde uzun ve engellerle dolu bir yol vardı. Ama Helen yenilgiye uğramayı kabullenmektense durmasızın çalışarak mücadeleden başarıyla çıkmayı seçmişti.

Kısa sürede alfabeyi öğrendi. Sonra   elini kullanarak yazmaya ve  görme engelliler için hazırlanmış yazıları okumaya başladı.

Öğretmen A. Sullivan ve Helen Keller kısa sürede ayrılmaz bir ikili oluşturdular.

Helen Keller 10 yaşına geldiğinde  konuşmayı öğrenmeye karar verdi.  Norveç’te görme ve işitme engelli küçük bir kızın konuşmayı başardığından haberi olmuştu. Kendisine  duyduğu sonsuz  güvenle  “Bir başkası başardıysa, ben de başarabilirim” diyordu. Böylece Horace Mann okulundan gelen bayan Sarah Fuller ile konuşma derslerine başladı.

Şimdi önünde yeni bir hedef vardı Helen Keller için:

“Bir gün Koleje gideceğim” diyordu. Helen Keller için “vazgeçmek” yoktu.

Önce Radcliffe Kolejine hazırlık okulu olan Cambridge Okuluna başladı, 1904 yılında ise Edebiyat Fakültesi diplomasını aldı. Tüm eğitimi ve çalışmaları sırasında öğretmeni   A.  Sullivan daima yanındaydı. Öğrencisinin başarısı için çabalıyor, Helen’le birlikte  ardı ardına kitaplar okuyor, konferanslara katılıyordu.

Öğretmen A. Sullivan’ın  1905 yılında  tanınmış bir sosyalist olan John Macy ile evlenmesi, öğretmen ve öğrencisini amaçlarından uzaklaştırmadı. Helen öğretmeninin evinde yaşamaya başladı . Bay ve bayan Macy onun tüm  çalışmalarında, etkinliklerinde  ellerinden gelen yardımı gösterdiler.  Öğretmen ve öğrencisi Helen’in bu uyumlu birlikteliği A.Sullivan’ın 1936 yılında ölümüne kadar sürdü.

Sonrasında Helen yalnız devam etti yoluna. Doğrusu  çok da yalnız sayılmazdı.

Çabaları ile  mucizeler yaratan Helen’i  herkes tanıyordu. Zamanın bir çok tanınmış kişisi ile güzel dostluklar kurdu.

Helen’in yaşadığı bir deneyim,  görme engelli olmayanların da çoğu zaman “görmeden” yaşadıklarını öğretti ona.

Ormanda, parklarda gezintiye çıkan bir  arkadaşına  heyecanla  sormuştu:

“Haydi anlat, neler gördün ormanda?”

Arkadaşı Helen’in bu heyecanını anlamaktan uzak “Hiçbir şey” dedi: “Herkesin bildiği sıradan şeyleri gördüm. “

Helen aldığı yanıt karşısında büyük bir düş kırıklığı yaşamış ve  arkadaşı adına çok üzülmüştü.

“Ben New York'un müzelerinde dolaşırken dokunduğum eşyaları keşfetmekten inanılmaz bir  heyecan duyuyor, sözcüklerle anlatılmayacak kadar büyük bir mutluluk yaşıyordum.” Dedi.

Sen nasıl oluyor da görme engelli olmamana karşın  çevrendeki güzelliklerin  ayırdına varmıyorsun?"


Helen kendisi yaşamı parmak uçlarında hissederek yaşarken, fiziksel engelleri olmamasına karşın “görmeden, duymadan” yaşayanlara şöyle sesleniyordu:

Yalnızca üç gün daha görebileceğinizi düşünün. Nasıl tüm ayrıntıları gördüğünüzü anlayacaksınız. Üç gün daha işitebileceğinizi düşünün. Her bir sesin, her bir notanın nasıl özlemle  ruhunuza dolduğunu göreceksiniz. Yaşanacak üç gününüz kaldığını düşünün. Yaşamın  tüm saniyelerini nasıl özlemle  yaşadığınızı göreceksiniz."

Helen yazılarını önce görme engellilerin kullandığı Braille daktilosunda yazıyor, daha sonra normal daktiloya geçiriyordu.

Helen’in  Radcliffe’de okuduğu sırada  aralıklarla yazmaya başladığı yaşam öyküsünü bitirmesi   50 yıl sürdü.  “Benim Yaşam Öyküm” adını verdiği kitabı önce Ladies Home Journal’da kitap biçiminde seri olarak çıktı.  Helen Keller’in en çok tanınan bu eseri günümüzde 50 den fazla dile çevrildi.

Helen Keller  bir yandan yazılarını yazarken, diğer yandan   üyesi olduğu Amerika Görme Engelliler Derneği ve Dünya Körler Birliği için ülke ülke dolaşarak konferanslara katıldı, yardımlar  topladı.

Bir çok kitap, makale, biyografi yazan Helen Keller etkinlikleri ve  çalışmaları

nedeniyle defalarca  üstün hizmet ödülü ve  çeşitli üniversitelerin     onursal  doktorasını  aldı.

1946 ve 1955 yılları arasında beş kıtada 35 ülkeyi dolaşan Helen Keller gittiği her ülkede milyonlarca görme engelliye   yaşama sevinci ve  aydınlığı götürdü.

Helen Keller için yaşam, ya cesaret isteyen bir deneyim, ya da hiçti.

Helen Keller 1968 yılında 88 inci doğum gününe çok az kala  Arcan Ridge’te öldü.  Külleri tüm yaşamı boyunca  ayrılmaz bir ikili oluşturduğu öğretmeni A. Sullivan’ın yanında yerini alan  Helen Keller’i Senatör Lister Hill’in sözleri çok güzel  tanımlıyor:

“O, ölmedi,  yaşamaya devam edecek. Helen Keller , hiç ölmemek üzere doğmuş, az rastlanan ölümsüz  isimlerden birisidir. Tüm dünyaya, cesaret ve inancın sınırları olmadığını gösteren  bu kadının kitapları okunduğu, öyküleri anlatıldığı sürece o yaşayacak.



Sevgili dinleyiciler, ne kadar etkileyici değil mi, dediğim kadar var mıymış sizce de? Alınacak çook dersler var!

Ve böylece geldik bir programın daha sonuna;



Bize programlarımız ilgili olarak görüş ve önerileriniz veya eleştirileriniz aslında her konuda ulaşabilirsiniz. İletişim bilgilerimizi hemen hatırlayatım sizlere; bize soru@radioshema.com adresinden ulaşabileceğiniz gibi, umut engel tanımaz isimli facebook sayfamızdan da ulaşabilirsiniz. Telefonla ulaşmak isteyenler için numaralarımız şöyle: 0 312 alan koduyla 230 77 34, mesaj yollamak isterseniz; 98 yazıp boşluk bırakıp mesajınızı yazıp 3854 e yollayabilirsiniz.

Haftaya yine bir başka önemli konuyla daha sizlerle birlikte olmak dileğiyle… Radyo Shemada kalın esen kalın umutlarınız engel tanımasın.
Yüklə 42,76 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin