Key words: Vitamin D, 25(OH) Vitamin D, osteomalacia Çağın Pandemisi: d vitamini Eksikliği ve Yetersizliği



Yüklə 74.58 Kb.
PDF просмотр
tarix05.03.2017
ölçüsü74.58 Kb.

DOI: 10.4274/tod.94830

Derleme / 

Review

Summary

Vitamin D is not only a fat-soluble vitamin, but also a group of hormone and hormone precursor sterols that can be synthesized endogenously 

in appropriate biological conditions. Its most profound effect is on calcium and phosphorus metabolism, and on bone mineralization. In 

recent years, it was reported that Vitamin D deficiency and insufficiency are related with many chronic diseases such as widespread cancers, 

cardiovascular diseases, metabolic syndromes, infectious diseases and autoimmune diseases. Vitamin D deficiency is also a defined risk factor 

for osteoporosis, falls and fractures. Vitamin D deficiency is now recognized as a global epidemic. 25(OH) Vitamin D levels under 20 ng/mL is 

accepted as Vitamin D deficiency, levels between 21-29 ng/mL as insufficiency, over 30 ng/mL as sufficient levels (preferred range is between 

40-60 ng/mL), and over 150 ng/mL as Vitamin D intoxication. Vitamin D deficiency leads to ricketts clinics in children and osteomalacia clinics 

in adults. In this review, we aimed to define Vitamin D deficiency and insufficiency which is currently widespread in adults, and to provide a 

current approach to the treatment methods. (Turkish Journal of Osteoporosis 2014;20: 71-4) 



Key words: Vitamin D, 25(OH) Vitamin D, osteomalacia

Çağın Pandemisi: D Vitamini Eksikliği ve Yetersizliği

Pandemic Era: Vitamin D Deficiency and Insufficiency

D vitamini; yağda eriyen vitaminler arasında yer almakta olup aynı zamanda endojen olarak uygun biyolojik ortamda sentezlenebildikleri için 

hormon ve hormon öncüleri olan bir grup steroldür. En önemli etkisi kalsiyum, fosfor metabolizması ve kemik mineralizasyonu üzerinedir. 

Son yıllarda, D vitamini eksikliği ve yetersizliğinin, yaygın kanserler, kardiyovasküler hastalıklar, metabolik sendrom, enfeksiyöz ve otoimmun 

hastalıkların dahil olduğu bir çok kronik hastalıklarla ilişki içinde olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda D vitamini eksikliği osteoporoz, düşme 

ve kırıklar için tanımlanmış bir risk faktörüdür. D vitamini eksikliği artık küresel bir salgın olarak kabul edilmektedir. 25(OH)D düzeyi 20 ng/

mL’den düşük ise D vitamini eksikliği, 21 ile 29 ng/mL arasında ise D vitamini yetersizliği, 30 ng/mL’den yüksek ise yeterli düzey (tercih edilen 

aralık 40-60 ng/mL) ve 150 ng/mL’den yüksek ise D vitamini intoksikasyonu olarak kabul edilmektedir. D vitamini eksikliği çocuklarda rikets, 

erişkinlerde ise osteomalazi klinik tablosuna neden olmaktadır. Bu derlemede; günümüzde çok yaygın olan yetişkinlerdeki D vitamini yetersizliği 

ve eksikliğinin tanımlanması ve tedavi yönetimine güncel bir yaklaşım sunmayı amaçladık. (Türk Osteoporoz Dergisi 2014;20: 71-4)



Anah tar  ke li me ler: D vitamini, 25(OH)D vitamini, osteomalazi

Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Fatma Fidan, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği, Ankara, Türkiye

GSM: +90 505 350 75 75 E-posta: drfatmafidan@hotmail.com Geliş Tarihi/Received: 06.01.2014  Kabul Tarihi/Accepted: 25.04.2014  

Türk Osteoporoz Dergisi, Galenos Yayınevi taraf›ndan bas›lm›flt›r. / Turkish Journal of Osteoporosis, published by Galenos Publishing. 

 

Özet



71

Giriş

D  vitamini;  yağda  eriyen  vitaminler  arasında  yer  almakta 

olup  aynı  zamanda  endojen  olarak  uygun  biyolojik  ortamda 

sentezlenebildikleri  için  hormon  ve  hormon  öncüleri  olan  bir 

grup  steroldür.  En  önemli  etkisi  kalsiyum,  fosfor  metabolizması 

ve  kemik  mineralizasyonu  üzerinedir  (1,2).  Bununla  birlikte  son 

yıllarda,  D  vitamini  eksikliği  ve  yetersizliğinin  yaygın  kanserler, 

kardiyovasküler  hastalıklar,  metabolik  sendrom,  enfeksiyöz  ve 

otoimmun hastalıkların dahil olduğu bir çok kronik hastalıkla ilişki 

içinde olduğu bulunmuştur (3,4). Bu yaygın hastalıkların spektrumu 

özellikle  endişe  vericidir  çünkü  gözlemsel  çalışmalar  göstermiştir 

ki;  sanayileşmiş  ülkeleri  içeren  dünyanın  kuzey  bölgelerinin 

birçoğunda D vitamini yetersizliği yaygındır (5). D vitamini eksikliği 

artık  küresel  bir  salgın  olarak  kabul  edilmektedir  (6).  İngiltere’de 

yakın zamanda yapılan bir çalışmada; kış ve bahar dönemlerinde 

erişkin popülasyonun %50’sinden fazlasında D vitamini yetersizliği, 

%16’sında da ciddi D vitamini eksikliği saptandığı bildirilmiştir (5). 

Ülkemizden Uçar ve ark. son yıllarda Ankara bölgesinde yaptıkları 

bir çalışmada; oldukça yüksek oranda (%51,8) D vitamini eksikliği 

ve %20,7 oranında D vitamini yetersizliği tespit edilmiştir (7).



Fatma Fidan, Berat Meryem Alkan, Aliye Tosun

Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği, Ankara, Türkiye

Fidan ve ark.

Çağın Pandemisi: D Vitamini Eksikliği ve Yetersizliği

Türk Osteoporoz Dergisi

2014;20: 71-4



72

Yeterli D vitamini alımı ve serumda optimum D vitamini düzeyinin 

korunması  sadece  kemik,  kalsiyum  ve  fosfor  metabolizması 

için  değil  aynı  zamanda  genel  sağlık  ve  iyilik  hali  için  de  çok 

önemlidir.  Global  sağlık  problemi  olarak  D  vitamini  eksikliği 

ve  yetersizliğinin,  geniş  spektrumlu  akut  ve  kronik  hastalıklar 

için bir risk olması muhtemeldir (8). Bu bilgilerden yola çıkarak 

bu  derlemede;  günümüzde  çok  yaygın  olan  yetişkinlerdeki 

D  vitamini  yetersizliği  ve  eksikliğinin  tanımlanması  ve  tedavi 

yönetimine güncel bir yaklaşım sunmayı amaçladık. 



D Vitamini Kaynakları ve Metabolizması

Başlıca  D  vitamini  kaynağı;  endojen  olarak  ultraviyole  B  (UVB) 

ışınlarının  deride  fotokimyasal  olarak  7  dehidrokolesterolden 

vitamin  D3  (kolekalsiferol)  oluşturmasıdır.  Güneş  ışığına  fazla 

maruz kalınmasıyla vitamin D3 inaktif ürünlerine çevrilmektedir. 

Diyetle D vitamini, bitkilerde bulunan ergokalsiferol (vitamin 

D2) ve hayvan dokularında bulunan kolekalsiferol (vitamin D3) 

şeklinde alınabilmektedir. D vitamini en fazla balık, karaciğer ve 

yumurta sarısında bulunmaktadır. Diyetle alınan vitamin D2 ve 

D3  şilomikronlarla  birleşerek  lenfatik  sistem  aracılığı  ile  venöz 

dolaşıma  taşınmaktadır.  Diyetle  alınan  veya  endojen  olarak 

yapılan  vitamin  D2  veya  vitamin  D3  yağ  hücrelerinde  depo 

edilmekte ve gerektiğinde dolaşıma salınmaktadır (6,9). 

Deride  yapılan  veya  diyetle  alınan  D  vitamini  biyolojik  olarak 

aktif  değildir.  Önce  karaciğerde  25  hidroksilaz  enzimi  ile  25 

hidroksivitamin D’ye [25(OH)D], daha sonra da böbreklerde 1 alfa 

hidroksilaz enzimi ile biyolojik olarak aktif form olan ve kalsitriol 

olarak  da  bilinen  1,25  dihidroksivitamin  D’ye  [1,25(OH)2D] 

dönüşmektedir.  1  alfa  hidroksilaz  enzimi  D  vitamini  sentezinde 

anahtar  enzimdir.  Bu  enzimin  düzenlenmesinde  parathormon 

(PTH), kalsiyum (Ca), fosfor ve fibroblast growth faktör 23 (FGF 

23)  rol  oynamaktadır  (6,9).  1,25(OH)2D  ince  barsak,  böbrek 

ve  diğer  dokularda  bulunan  vitamin  D  reseptörleri  üzerinden 

etkisini  gösterir.  İnce  barsaktan  Ca  absorbsiyonunu  arttırarak, 

böbreklerden  de  Ca  kaybını  azaltarak  genel  fonksiyonu  olan 

kan  kalsiyum  düzeyini  korur.  Ayrıca  1,25(OH)2D  vitamininin, 

hücre  proliferasyonu  inhibe  edici,  terminal  diferansiasyonu 

uyarıcı, anjiogenezi inhibe edici, insülin üretimini uyarıcı ve renin 

üretimini inhibe edici biyolojik etkileri mevcuttur (9,10). D vitamini 

ve  metabolitleri  birçok  dokuda  bulunan  24  hidroksilaz  enzim 

tarafından inaktive edilerek safra yoluyla atılmaktadır (2,6).

D Vitamini Düzeyleri

Kişideki  vitamin  D  düzeyini  değerlendirmek  için  yarı  ömrü  2-3 

hafta  olan,  hem  vitamin  D  alımını  hem  de  endojen  yapımı 

gösteren  25(OH)D  düzeyine  bakılmalıdır.  Biyolojik  aktif  form 

1,25(OH)2D  ideal  ölçüm  için  uygun  değildir.  Çünkü  yarı  ömrü 

4-6  saat  kadar  kısa  ve  dolaşımdaki  düzeyleri  25(OH)D’den 

1000  kat  daha  düşüktür.  D  vitamini  eksikliği  ve  yetersizliğinin 

tanımlanması  ve  25(OH)D  düzeyinin  normal  aralığının 

saptanması  için  birçok  çalışma  yapılmıştır.  Bu  çalışmaların 

ışığında;  25(OH)D  düzeyi  20  ng/mL’den  düşük  ise  D  vitamini 

eksikliği, 21 ile 29 ng/mL arasında ise D vitamini yetersizliği, 30 

ng/mL’den  yüksek  ise  yeterli  düzey  (tercih  edilen  aralık  40-60 

ng/mL) ve 150 ng/mL’den yüksek ise D vitamini intoksikasyonu 

olarak kabul edilmektedir (6,10).



Kimlerde D Vitamini Düzeyine Bakılmalıdır?

•  Kemik  hastalığı  olan  kişiler  (osteomalazi,  osteoporoz,  paget 

vs.),

•  D  vitamini  eksikliğini  düşündüren  kas-iskelet  sistemine  ait 



semptomları olan kişiler,

•  D  vitamini  eksikliği  ve  yetersizliği  konusunda  risk  faktörleri 

olanlar  (koyu  tenli  kişiler,  güneş  ışığından  yeterince 

yararlanamayanlar,  yaşlılar,  obezler,  kısa  aralıkla  sık  hamile 

olanlar,  emziren  kadınlar,  malabsorbsiyon  durumları,  anti-

konvülsan ve glikokortikoid ilaç kullanımı vs.).



D Vitamini Yetersizliğinin/Eksikliğinin Klinik, Radyolojik ve 

Biyokimyasal Bulguları

D vitamini eksikliği çocuklarda rikets, erişkinlerde ise osteomalazi 

klinik  tablosuna  neden  olmaktadır.  Osteomalazide  en  belirgin 

yakınma; pelvis, omurga ve kostaları içeren yaygın ağrıdır. Ağrı 

genellikle belden başlayıp, pelvis, kalça, uyluk, sırt ve kostalara 

yayılır. Kemik korteksinin incelmesi sonucu tibia, sternum, spinöz 

çıkıntılar, pelvis ve kostaların derin palpasyonu ile hassasiyet ve 

ağrı ortaya çıkabilir. Yetişkinlerde görülen osteomalazinin diğer 

bir  klinik  bulgusu  da  antaljik  yürüyüş  veya  yürüme  güçlüğüne 

neden  olan  proksimal  kas  güçsüzlüğüdür.  Hastalar  kollarını 

kullanmadan  sandalyeden  kalkmakta,  merdiven  inip  çıkmakta 

ve  yürümekte  güçlük  çekerler  (11,12).  Ağır  osteomalazide  ilk 

belirti  kırık  olabilir.  Osteomalazinin  tipik  radyolojik  bulgusu 

yaygın  osteopeni  ve  Looser  çizgileri  olarak  adlandırılan 

psödofraktürlerdir.  Psödofraktürler  genellikle  uzun  kemikler, 

pubik ve iskiyal ramus, ulna, kosta ve skapulada görülür (11).

Osteomalazide biyokimyasal olarak; serum kalsiyum normal 

veya  düşük,  serum  fosfor  düşük,  PTH  yüksek,  ALP  yüksek, 

25(OH)D  düşük,  1,25(OH)2D  normal  veya  yüksek  olabilir. 

Ancak  D  vitamini  eksikliği  1  alfa  hidroksilaz  eksikliğine  bağlı 

ise  1,25(OH)2D  düşük,  25(OH)D  ise  normal  veya  yüksek 

bulunabilmektedir (9). 



Osteomalazi Nedenleri 

1. Deride sentezin azalması   

•  Güneş ışınlarına yetersiz maruziyet

•  70 yaş üzeri kişiler

•  Koyu tenli kişiler

2. Biyo yararlanımın azalması

•  Malabsorbsiyon  (Postgastrektomi,  Gluten  enteropatisi, 

Pankreatik  yetersizlik,  Kistik  Fibrozis,  Crohn  Hastalığı,  Bilier 

Obstrüksiyon vs.)

•  Obezite

3. Katabolizmanın arttığı durumlar

•  Glikokortikoid ve antikonvülzan ilaç kullanımı

4. 25(OH)D sentezinin azalması

•  Karaciğer yetmezliği

5. 25(OH)D atılımının artması

•  Nefrotik sendrom

6. 1,25(OH)2D vitamini sentezinin azalması

•  Kronik böbrek yetmezliği

•  Hiperfosfatemi

7. Tümör kaynaklı osteomalazi

•  Tümörün Fibroblast Growth Faktör 23 salgılaması


Fidan ve ark.

Çağın Pandemisi: D Vitamini Eksikliği ve Yetersizliği

Türk Osteoporoz Dergisi

2014;20: 71-4



73

8. Genetik Hastalıklar

•  Vitamin D Bağımlı Rikets (Tip 1, Tip 2 ve Tip 3)

•  Otozomal Dominant Hipofosfatemik Rikets

•  X linked Hipoposfatemik Rikets

D Vitamini, Osteoporoz, Düşme ve Kırık

Düşük 25(OH)D vitamin düzeyleri sekonder hiperparatiroidizme 

yol  açarak  osteoklastlar  üzerinden  kemik  rezorbsiyonuna 

neden  olduğundan  yetişkinlerdeki  osteopeni  ve  osteoporozu 

hızlandırıp  kötüleştirebilirler  (13).  D  vitamini;  PTH  seviyelerini 

fizyolojik sağlıklı düzeylerde tutarak osteoblastik aktiviteyi artırıp 

kemik mineralizasyonunu destekler ve bunun sonucunda da 

düşme  ve  kırık  oluşma  riskini  belirgin  olarak  azaltırlar  (13,14). 

25(OH)D vitamin düzeyi >30 ng/mL olan hastalarda kırık riskinin 

daha düşük olduğuna dair kanıtlar vardır (6). Otuz binden fazla 

katılımcının olduğu bir meta analiz göstermiştir ki; yaklaşık 800 

IU/gün  D  vitamini  ilavesi  non-vertebral  kırık  riskini  %14,  kalça 

kırık  riskini  ise  %30  azaltarak  kırık  riskinde  önemli  bir  düşüşe 

neden olmuştur (15).

25(OH)D vitamini ile alt ekstremite fonksiyonları, proksimal kas 

gücü  ve  fiziksel  aktivite  arasında  müspet  bir  ilişki  mevcuttur 

(16,17).  Vitamin  D  eksikliği  özellikle  postural  denge  ve 

yürüyüş  için  gerekli  olan  alt  ekstremitenin  antigravite  kaslarını 

etkilemektedir  (18).  Yaşlılarda  25(OH)D  vitamini  düzeyleri  ile 

düşmeler arasında anlamlı korelasyon bulunmaktadır. Kas gücü, 

postüral  ve  dinamik  denge  D  vitamini  takviyesi  ile  artırılabilir 

(16,17).  Gerdhem  ve  ark.  986  ambulatuvar  kadını  dahil  edip, 

3  yıl  takip  ettikleri  çalışmalarında;  düşük  25(OH)D  vitamin 

seviyesinin düşük fiziksel aktivite düzeyi, yürüme hızında azalma 

ve dengede bozulma ile ilişkili olduğunu saptamışlardır. 25(OH)

D <20 ng/mL olan grupta kırık riskinde artışa yatkınlık olduğunu 

gözlemlemişlerdir (19).

Sonuç olarak, D vitamini eksikliği osteoporoz, düşme ve kırıklar 

için tanımlanmış bir risk faktörüdür (20).

D Vitamini Eksikliği Önleme ve Tedavi Yaklaşımı

Normal  koşullar  altında  insan  vücudunda  bulunan  D  vitaminin 

%90-%95’i  güneş  ışınlarının  etkisi  ile  deride  sentez  edilir. 

Özellikle  içine  katılmadıkça  besinlerle  alınan  vitamin  D’nin 

büyük  bir  önemi  yoktur.  Güneş  ışığı  temel  kaynaktır  ve 

yeterince  faydalanılırsa  ilave  D  vitamini  almaya  gerek  yoktur. 

Amerika’nın  kuzeyinde  (Boston,  42°  kuzey)  haftada  2-3  defa 

el,  yüz  ve  kolları  5-15  dakika  güneşe  tutmanın  vücudun 

D  vitamini  ihtiyacını  karşılamak  için  yeterli  olduğunu  ortaya 

koyan  çalışmalar  mevcuttur  (18,21).  Bununla  birlikte,  güneş 

ışınlarıyla  ciltte  D  vitamini  sentezinde  mevsimsel  ve  coğrafik 

farklılıklar  olduğunu  da  unutmamak  gerekir.  Yaklaşık  33° 

enlemin  kuzeyinde  ve  güneyinde  yaşayanlarda  kış  aylarında 

D  vitamini  sentezi  hemen  hemen  hiç  olmamaktadır  (22). 

Bunun yanı sıra, artmış deri pigmentasyonu, ileri yaş ve topikal 

güneş  kremleri  kullanılması  gibi  birçok  faktör  derideki  bu 

üretimi  azaltmaktadır  (10,21).  Otuz  faktörlü  güneş  koruma 

(sun protection factor, SPF) kremlerin ciltte D vitamini üretimini 

%95-%98  oranında  azalttığı  bilinmektedir.  Sekiz  SPF  güneş 

kremlerinin  bile  kandaki  D  vitamini  düzeyini  dramatik  olarak 

azalttığı bidirilmiştir (22). Yaşlılarda UV sonrası D vitamini yapma 

kabiliyetinin  30  yaş  altı  erişkinlere  göre  dörtte  bir  ila  beşte 

bir  azalmış  olduğunu  gösteren  kanıtlar  mevcuttur.  D  vitamini 

kaynağı olarak güneşin kullanılmasını, güneş ışımasını etkileyen 

bulutlu  hava,  ozon  yoğunluğu,  hava  kirliliği,  rakım,  mevsim, 

günün saati, deri rengindeki farklılıklar ve benzeri diğer faktörler 

oldukça zorlaştırmaktadır (23).

D  vitamini  eksikliğini  önlemek  için  Tıp  Enstitüsü  (Institute  of 

Medicine; IOM); ilk bir yıl infantlara günlük 400 IU D vitamini 

desteğinin  hemen  başlanılmasını,  1-70  yaş  arasındakilere  600 

IU/gün  ve  70  yaşın  üzerindekilere  de  800  IU/gün  D  vitamini 

desteğini  önermektedir.  IOM  tarafından  önerilen  bu  dozlar, 

25(OH)D  düzeyini  kemik  sağlığı  için  yeterli  olduğu  düşünülen 

20 ng/mL seviyelerine çıkarabilir fakat Endokrin Topluluğu’nun 

önerdiği  30  ng/mL  seviyeleri  için  yeterli  değildir.  Bu  yüzden 

D  vitamini  eksikliğini  önlemek  için,  Endokrin  Topluluğu  kendi 

uygulama  rehberlerinde;  infantlarda  ilk  bir  yıl  için  günlük  400-

1000 IU (2000 IU’ye kadar güvenli), 1-18 yaş arasındaki çocuk 

ve  adölesanlar  için  günlük  600-1000  IU  (4000  IU’ye  kadar 

güvenli),  18  yaş  üzeri  erişkinler  için  ise  günlük  1500-2000  IU 

(10,000 IU’ye kadar güvenli) D vitamini desteği önermektedir. 

Bununla birlikte obez kişilerde, Malabsorbsiyon sendromu olan 

hastalarda, glikokortikoid ve antiepileptik ilaç kullanan kişilerde 

daha yüksek dozlar gerekebilir (6).

Endokrin Topluluğu, uygulama rehberlerinde yaş ve altta yatan 

tıbbi durumlara göre D vitamini eksikliği olan hastalar için çeşitli 

tedavi stratejileri önermişlerdir (10). 

•  0-1  yaş  arasında  D  vitamini  eksikliği  olan  bebeklerde;  2000 

IU/gün  ya  da  50,000  IU/hafta  vitamin  D2  veya  D3  altı  hafta 

süreyle,  bunu  takiben  kan  25(OH)D  seviyesini  30  ng/mL’nin 

üzerinde tutabilmek için 400-1000 IU/gün idame tedavisi,

•  1-18 yaş arasında D vitamini eksikliği olan çocuklarda; 2000 

IU/gün  ya  da  50,000  IU/hafta  vitamin  D2  veya  D3  altı  hafta 

süreyle,  bunu  takiben  kan  25(OH)D  seviyesini  30  ng/mL’nin 

üzerinde tutabilmek için 600-1000 IU/gün idame tedavisi,

•  D vitamini eksikliği olan bütün erişkinlerde; 6000 IU/gün ya 

da  50,000  IU/hafta  vitamin  D2  veya  vitamin  D3  sekiz  hafta 

süreyle,  bunu  takiben  kan  25(OH)D  seviyesini  30  ng/mL’nin 

üzerinde tutabilmek için 1500-2000 IU/gün idame tedavisi, 

•  Obez hastalarda, malabsorbsiyon sendromu olan hastalarda 

ve D vitamini metabolizmasını etkileyen ilaç kullanan hastalarda 

yüksek doz, en azından 6000-10,000 IU/gün D vitamini ile tedavi 

ve 3000-6000 IU/gün dozda idame tedavisi önerilmektedir.

Ayda  iki  kez  50,000  IU  D  vitamini  verilme  stratejisi  altı  yıla 

kadar herhangi bir toksisite olmaksızın D vitamini eksikliği veya 

yetersizliğini tedavi etmekte ve rekurrensi önlemektedir (6). Son 

zamanlarda  yapılan  bir  çalışmada;  erişkinlerde  altı  yıl  boyunca 

her iki haftada bir 50,000 IU ya da eşdeğer olarak 3000 IU/gün 

D vitamini alınması, herhangi bir toksisite olmaksızın kan 25(OH)

D düzeyini 40-60 ng/mL arasında tutmada etkili bulunmuştur. 

Çocuk ya da erişkin, D vitamini alımının arttırılmasının sarkoidoz 

ve  tüberküloz  gibi  hastalıkları  içeren  granulamatoz  durumlar 

hariç  bilinen  hiçbir  zararı  yoktur.  Bütün  erişkinler  2000  IU/

gün  D  vitamini  almalıdır  (24).  Bununla  birlikte,  granulamatoz 

hastalıklar,  genetik  hastalıklar  ya  da  nadir  olarak  D  vitamini 


Fidan ve ark.

Çağın Pandemisi: D Vitamini Eksikliği ve Yetersizliği

Türk Osteoporoz Dergisi

2014;20: 71-4



74

metabolizmasını  etkileyen  enzimlerin  polimorfizmi  gibi  belli 

durumlarda D vitamini toksisite riski artmıştır (6). 

Sonuç

Ülkemizde  ve  dünyada  D  vitamini  eksikliği/yetersizliği  yaygın 

olarak  görülmektedir.  Günümüzde  de  çeşitli  nedenlerle  güneş 

ışınlarından yeterince faydalanılmadığı aşikar olup, bu durumda 

D  vitamininden  zenginleştirilmiş  yiyecekler  veya  D  vitamini 

destek tedavisinin önemi artmaktadır. 



Kaynaklar

1.  Champe  PC,  Harvey  RA,  Ferrier  DR.  Biyokimya.  Çeviri  Editörü: 

Ulukaya  E.  Lippincott’s  Illustrated  Reviews  Serisinden.  3.  Baskı. 

Nobel Tıp Kitapevleri; 2007.

2.  Bringhurst  FR,  Demay  MB,  Krane  SM,  Kronenberg  HM.  Bone 

and  Mineral  Metabolism  in  Health  and  Disease.  In:  Kasper  DL, 

Braunwald E, Fauci AS, Hauser SL, Longo DL, Jameson JL, editors. 

Harrison’s  Principles  of  Internal  Medicine.  16th  edition.  New 

York:MCGraw-Hill Companies; 2005. p. 2238-86.

3.  Holick  MF.  Vitamin  D:  a  D-lightful  health  perspective.  Nutr  Rev 

2008;66:182-94.

4.  Hyppönen E, Boucher BJ, Berry DJ, Power C. 25-hydroxyvitamin D, 

IGF-1, and metabolic syndrom at 45 years of age: a cross-sectional 

study in the 1958 British Birth Cohort. Diabetes 2008;57:298-305.

5.  Pearce SHS, Cheetham TD. Diagnosis and management of vitamin 

D deficiency. BMJ 2010;340:b5664.

6.  Wacker M, Holick MF. Vitamin D-Effects on Skeletal and Extraskeletal 

Health and the Need for Supplementation. Nutrients 2013;5:111-48.

7.  Uçar  F,  Taşlıpınar  MY,  Soydaş  AÖ,  Özcan  N.  Ankara  Etlik 

İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’ne Başvuran Hastalarda 25-OH 

Vitamin D Düzeyleri. Eur J Basic Med Sci 2012;2:12-5.

8.  Pludowski P, Holick MF, Pilz S, Wagner CL, Hollis BW, Grant WB, 

et al. Vitamin D effects on musculoskeletal health, immunity

autoimmunity, cardiovascular disease, cancer, fertility, pregnancy

dementia and mortality- a review of recent evidence. Autoimmun 

Rev 2013;12:976-89.

9.  Öngen  B,  Kabaroğlu  C,  Parıldar  Z.  D  Vitamini’nin  Biyokimyasal 

ve  Laboratuvar  Değerlendirmesi.  Türk  Klinik  Biyokimya  Dergisi 

2008;6:23-31.

10.  Holick  MF,  Binkley  NC,  Bischoff-Ferrari  HA,  Gordon  MC,  Hanley 

DA,  Heaney  RP  et  al.  Evaluation  ,Treatment,  and  Prevention 

of  Vitamin  D  Deficiency:  an  Endocrine  Society  Clinical  Practice 

Guideline. J Clin Endocrinol Metab 2011;96:1911-30.

11.  Uğurlu H. Osteomalazi, Paget Hastalığı. In: Beyazova M, Gökçe-

Kutsal Y, editörler. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Güneş Kitabevi 

Ankara; 2000. p.1894-902.

12.  Lane  NE.  Metabolic  Bone  Disease.  In:  Firestein  GS,  Budd  RC, 

Harris ED, Mclnnes IB, Ruddy S, Sergent JS, editors. Textbook of 

Rheumatoogy Kelley’s, Saunders Elsevier; 2009. p.1579-99.

13.  Holick  MF.  Optimal  vitamin  D  status  for  the  prevention  and 

treatment of osteoporosis. Drugs Aging 2007;24:1017-29.

14.  Dawson-Hughes  B,  Heaney  RP,  Holick  MF,  Lips  P,  Meunier  PJ, 

Vieth R. Estimates of optimal vitamin D status. Osteoporos Int 

2005;16:713-6.

15.  Bischoff-Ferrari HA, Willett WC, Orav EJ, Lips P, Meunier PJ, Lyons 

RA, et al. A pooled analysis of vitamin D dose requirements for 

fracture prevention. N Engl J M 2012;367:40-9.

16.  Bischoff-Ferrari HA. Relevance of vitamin D in muscle health. Rev 

Endocr Metab Disord 2012;13:71-7.

17.  Bischoff-Ferrari HA, Dietrich T, Orav EJ, Hu FB, Zhang Y, Karlson 

EW,  et  al.  Higher  25-hydroxyvitamin  D  concentrations  are 

associated with better lower-extremity function in both active and 

inactive persons aged≥60 y. Am J Clin Nutr 2004;80:752-8.

18.  Akpınar  P,  İçağasıoğlu  A.  The  Relation  Between  Vitamin  D  and 

Quality of Life. Türk Osteoporoz Dergisi 2012;18:13-8.

19.  Gerdhem  P,  Ringsberg  KA,  Obrant  KJ,  Akesson  K.  Association 

between  25-hydroxy  vitamin  D  levels,  physical  activity,  muscle 

strength and fractures in the prospective population-based OPRA 

Study of Elderly Women. Osteoporos Int 2005;16:1425-31.

20. Mosekilde L. Vitamin D and the elderly. Clin Endocrinol (Oxf) 

2005;62:265-81.

21.  Holick MF. Vitamin D and bone health. J Nutr 1996;126:1159-64.

22.  Wacker  M,  Holick  MF:  Sunlight  and  Vitamin  D:  A  global 

perspective for health. Dermato-Endocrinology 2013;5:51–108.

23.  Tsiaras  WG,  Weinstock  MA.  Commentary:  Ultraviolet  irradiation 

and  oral  ingestion  as  sources  of  optimal  vitamin  D.  J  Am  Acad 

Dermatol 2010;62:935-6.

24.  Holick MF. Vitamin D: extraskeletal health. Rheum Dis Clin North 



Am 2012;38:141-60.

 


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə