Kadir ÖZDEL
DÜNDEN BUGÜNE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİLER: TEORİ VE UYGULAMA
Turkiye Klinikleri J Psychiatry-Special Topics 2015;8(2)
13
olabileceği” düşüncesi kabul görmeye başlamıştır. Bu
noktada bilişsel kuramın temel vurgusunun insan dav-
ranışlarında uyaran ve davranış arasında belirleyici et-
kiye sahip bir takım zihinsel yapı ve süreçlerin
(bilişler/bilişsel süreçler) varlığı olduğunu hatırlamakta
yarar vardır. Psikolojide
bilişsel devrim olarak nitelen-
diren sürecin başlamasında Noam Chomsky’nin Skin-
ner’in “Verbal Behavior” kitabına eleştiri olarak
yayımladığı makalenin ayrı bir yeri vardır. Bu makalede
Chomsky dil gelişimi sürecinin yalnızca davranışçı uya-
rıcı-yanıt teorileriyle açıklanamayacağını belirtmiştir.
10
Aslında 40’lı yılların sonlarına doğru
Davranış Bi-
limleri laboratuarlarında davranışçılığın yaygın kavram
ve kabulleriyle açıklanamayan sonuçlar bildirilmeye baş-
lamıştır.
5
Tolman (1948) yayımladığı araştırmasında
daha sonra
gizli öğrenme (latent learning) kavramını or-
taya atacağı sonuçlara ulaşmıştır. Deneyin birinci aşa-
masında bir grup deney faresi bir labirente bırakılıp
labirentin çıkışına bir yiyecek konularak koşullanırken
diğer bir grubun herhangi bir koşullanma amaçlanmak-
sızın labirentin içinde dolaşmasına izin verilmiştir. Ko-
şullanan fareler her denemede daha hızlı biçimde
yiyeceğe ulaşmayı öğrenmişlerdir. Deneyin ikinci kıs-
mında labirentin çıkışına yiyecek konulduğunda iki grup
farenin de yiyeceğe aynı hızda ulaştığı gözlenmiştir.
Oysa davranışçı kurama göre rastgele dolaşan bu ikinci
grup fareye pekiştireç verilmediği için bir şey öğrenme-
meleri beklenir. Bunun anlamı farelerin rastgele dola-
şırken de bir yandan labirentin yapısıyla ilgili bir tür
bilişsel haritayı zihinlerinde oluşturuyor olabilecekleri-
dir: Yani koşullanmamalarına rağmen bir şey öğren-
mektedirler.
5,11
Bilişsel psikolojinin kuramsal olarak var olma süre-
cinde
Kişisel Yapı Psikoloji’si kuramını ortaya koyan Ge-
orge Kelly (1905-1967) birçok yazar tarafından bir
dönüm noktası olarak kabul edilir. Kişisel yapı psikolo-
jisine göre insan dünyayı kendine özgü bir lens üzerin-
den gören saf bir bilim adamıdır. Bu lens eşsiz olarak
organize olan yapısal bir sistemdir ve birey bunu (ge-
lişecek) olayları öngörmede kullanılır. Ancak birey
“saf” bir bilim adamı olduğundan bazen bu sistemi, gün-
cel duruma uygulanamayacak kendine özgü yaşantıla-
rıyla çarpıtılmış dünyayı devam ettirmek için kullanır.
Süreğen bir şekilde olayları karakterize etmede başarısız
olma ve kişinin sosyal dünyasındaki değişime göre sis-
temi güncelleyememesi psikopatolojinin altında yatan
faktör olarak kabul edilir.
12
Bilişlerin insan davranışını
açıklamada uyaranla davranış arasındaki rolünü anla-
Dostları ilə paylaş: