Hücrelerin yaşamlarını sürdürebilmeleri, iç ortamın sıcaklık ve kimyasal içerik yönünden



Yüklə 155,9 Kb.
Pdf görüntüsü
tarix21.04.2017
ölçüsü155,9 Kb.
#15121

Sinir Sistemi 



Hücrelerin yaşamlarını sürdürebilmeleri, iç 



ortamın sıcaklık ve kimyasal içerik yönünden 

sürekli olarak değişmez tutulmasına bağlıdır. 

 



İç ortamın değişmez tutulması işi 



"

homeostazis

" olarak tanımlanır. Organizmada 

dolaşım, solunum,boşaltım ve sindirim gibi 

organ sistemleri sürekli olarak homeostazisi 

sağlamak için çalışırlar. 

 



Organların bu amaç doğrultusundaki 



çalışmaları sırasında karşılıklı 

iş birliği ve 

uyum

 

şarttır. 



 

Sinir sistemi ve endokrin sistem

 (hormonal 

sistem), organların karşılıklı işbirliği içinde 

ve gereksinim duyulan değişkenlikte 

çalışmasını sağlayan ve ayrıca gerek iç 

ortamdaki gerekse organizmanın dışındaki 

çevre koşullarında (dış ortam) oluşan 

değişikliklere karşı çok sayıda düzenleyici 

yanıtları oluşturan düzenleyici sistemlerdir.

 

 

Sinir sistemi iç ve dış ortamda oluşan 



değişikliklere 

akut (ani)

 

yanıtın oluşturulduğu 



sistemdir. 

       Endokrin sistem

 

ise iç ortamın kimyasal 



yapısındaki değişimlere karşı geç başlayan 

uzun 


süren (kronik)

 

yanıtları oluşturan bir sistemdir. 



Endokrin sistem düzenleyici görevini 

hormon


 

adı 


verilen kimyasal moleküller aracılığı ile yapar. 

Ancak endokrin sistem düzenleyici görevini 

yaparken büyük oranda sinir sistemine bağımlı 

olarak çalışır ve bu nedenle 

nöroendokrin sistem

 

olarak da tanımlanmaktadır.    



 

  

Endokrin sistem hızlı cevap verilmesi gereken 



durumlarda yetersiz kalır.

 

 



Ayrıca seçici değildir.

 

  



 

Sinir sistemi iç ve dış ortamda oluşan 

değişikliklere 

akut (ani)

 

yanıtın oluşturulduğu 



sistemdir. 

Çok hücreli kompleks canlılarda endokrin sistem 

hızlı düzenleyici görevini sürdüremeyeceğinden 

dolayı hücre ve organların haberleşmesi için 

özel bir sisteme ihtiyaç duyarlar. İşte bu sistem 

sinir sistemidir

Sinir sistemi gerek iç ortamdaki gerekse dış 



ortamdaki değişiklikleri 

reseptör 

adı verilen 

özelleşmiş yapılar aracılığı ile algılar. Sinir 

sistemi reseptörlerinin, nöronlar (sinir hücresi) ile 

bağlantıları vardır ve belli uyaranlara karşı 

özelleşmiş yapılardır. 

 




SİNİR SİSTEMİ HÜCRELERİ

 

       


Sinir sisteminde hücreler iki büyük grupta 

toplanmaktadır:

 



a) Nöronlar



: Sinir sisteminin esas fonksiyonunu 

yapan hücreler olup, aksiyon potansiyelini

 

   


oluşturup iletme işi bu hücrelerdedir.

 



b) Glia hücreleri

: Nöronlara destek görevi yapan 

hücreler olup, aksiyon potansiyeli oluşturup

 

   



iletme işine katılmazlar.

 

 





Nöronlar

 

 

Sinir sistemi kontrol edici ve düzenleyici 



görevini, özel yapıda uyarılabilme ve uyarıları 

iletebilme yeteneğindeki 

nöronlar

 ile 


gerçekleştirmektedir. Uyarıları, çeşitli 

uzaklıklara taşıyabilen sinir hücreleri, 

büyüklüklerinin değişkenlik göstermesine 

karşın, hemen hepsi yapısal olarak belli 

karakteristik özellikleri paylaşırlar. 

 


Bütün nöronlar; nükleus, sitoplazma ve hücre 



organellerini içeren bir hücre gövdesi 

(soma)

 

ile bu hücre gövdesinden çıkan ve 



nörit 

adı 


verilen uzantılardan oluşur. Nöritler 

sitoplazmik uzantılar olup hücre zarı ile 

çevrilidirler.

 



Nöritler, uyarıyı taşıdıkları yöne bağlı olarak 

akson ve dendrit

 

olmak üzere ikiye ayrılırlar.

 



Dendritler uyarıyı hücre gövdesine doğru, 



akson ise uyarıyı hücre gövdesinden alıp 

uzağa taşımaktadır. 

 



Dendritler ve soma impulsun doğduğu yer, 



akson ise iletildiği yer olmaktadır.

 

 



 

Nöron: Soma, Dendrit, Akson

 


10 

Dendritler bir ve birden fazla sayıda olabilirken 

her sinir hücresinin bir adet aksonu bulunur ve 

aksonların uzunluğu birkaç mikrondan 1m.'ye 

kadar değişebilir. 

 

Aksonlar, akson yumruları veya sinaptik yumrular 



adı verilen ve içlerinde bol miktarda veziküller 

içeren çok sayıda düğme şeklindeki oluşumlarla 

sonlanırlar. Veziküller içinde 

nörotransmitter

 

olarak tanımlanan ve bir nöronda aksiyon 



potansiyeli olarak taşınan bilginin, diğer bir 

nörona aktarılmasında aracılık eden moleküller 

bulunmaktadır.

 


11 

12 

 



Bazı nöronların aksonlarında glia hücreleri 

tarafından oluşturulan 

myelin kılıf

 bulunur. Bu 

nöronlara myelinli nöronlar denilmektedir. 

Myelin kılıf aksonun etrafını 

ranvier boğumları

 

adı verilen kesintili oluşumlarla çevreler ve 



son derece önemli iki görevi vardır.

 



Bunlardan biri aksiyon potansiyelinin akson 

boyunca son derece hızla yayılmasını 

sağlamak, diğeri aksonu çevre nöronların 

uyarılarından etkilenmesini önlemek amacı ile 

izole etmektir. 


13 

Myelinli nöronlarda aksiyon potansiyeli bir 



ranvier boğumundan diğerine sıçrayarak 

taşınmaktadır.

 



 



Myelinli nöronlara özgü bu tip taşınmaya 

saltotori ileti (sıçrayıcı ileti)

 denilmektedir. 

Saltotori ileti impuls taşınma hızını bazı 

nöronlarda 120m/sn kadar çıkarmaktadır.

 

 



14 

15 

PERİFERİK SİNİR SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ

  



Sinir hücresinin yarı geçirgen zarı hücre içi ve hücre 

dışı sıvı arasında 

membran 

potansiyel farkının 

oluşumuna neden olur. Akson zarı sodyum iyonuna 

karşı geçirgen değildir. Sodyum transferi aktif olarak 

zardaki 

Sodyum/Potasyum pompası

 yoluyla olur. Bu 

sayede, hücre içi sıvıda yüksek yoğunlukta 

potasyum (K+) iyonu ve diğer anyonlar, düşük 

yoğunlukta sodyum (

Na+)) ve Klor (Cl)iyonu 

bulunur. Zarın denge halindeki potansiyeli                 

70mV'dur. Zar elektrik uyaranla uyarıldığında, 



depolarizasyon

 olur. Zardaki Na

+ kanallarının 

Na+ 


geçirgenliği artar, sodyum dengelenir ve zar 

potansiyeli +30mV'a ulaşır, aksiyon potansiyeli 

açığa çıkar. Bu potansiyel sinir lifi boyunca yayılım 

gösterir. 

 


16 

Saltotori ileti 

17 

Miyelinsiz sinir liflerinde potansiyelin 



yayılımı zar boyunca 

kesintisiz iletim 

şeklinde olurken, miyelinli sinirlerde 

depolarizasyon yalnızca Ranvier 

nodlarında olmakta ve akım, bir noddan 

diğerine sıçrayarak ilerlemektedir 

(

sıçrayıcı iletim

).

 Miyelinli liflerde bu 



sıçrayıcı ileti sayesinde elektriği miyelinsiz 

liflerden çok daha hızlı iletirler. 

 


18 

Nöronlar fonksiyonlarına göre; 



duyu, motor ve 

internöronlar 

(

ara nöronlar

)

 olarak 


sınıflandırılmaktadır:

 

 



 

Duyu nöronları



: Reseptörler ile merkezi sinir 

sistemi arasında (afferent nöronlar

),  



Motor nöronlar



: Merkezi sinir sistemi ile effektör 

organ arasında (efferent nöronlar

),  



Ara nöronlar



 

: Merkezi sinir sistemi içerisinde 

duyu nöronu ile motor nöron arasındaki 

bağlantıyı kuran nöronlardır.

 


19 

İncelendiğinde sinir hücrelerinin birbirleri ile 



bağlantılarının olduğu ve bu bağlantılarla bir 

sinir hücresinde aksiyon potansiyeli olarak 

taşınan bir bilginin diğer bir nörona aktarıldığı 

anlaşılmaktadır. Nöronların birbirlerine bilgi 

aktarımı yaptıkları bu bölgelere 

sinaps 

bölgeleri

, iletiye de 

sinaptik ileti

 

adı 


verilmektedir. 

 


20 

21 

SİNAPSLAR VE SİNAPTİK İLETİ

 

Sinaps



, bir nöronun aksonunun (presinaptik nöron) diğer bir 

nöronun (postsinaptik nöron) soması veya dendritleri ile yaptığı 

özel bağlantı bölgeleridir. Bir postsinaptik nöronun soması veya 

dendritlerinde binlerce sinaptik bağlantı bulunabilir. Ayrıca bir 

presinaptik nöronun aksonu tek bir nöronda sonlandığı gibi çok 

sayıda nöronla da sinaptik bağlantı yapabilir.



 

Sinaptik bağlantı bölgeleri elektron mikroskopu ile 



incelendiğinde sinir kas kavşağı bağlantı bölgelerine benzerlik 

gösterdiği görülmektedir. Ancak bu iki yapı kesinlikle birbirlerine 

karıştırılmamalıdır. 

 



Sinaptik yumruları, postsinaptik nöron hücre zarı ile arasında 

20nm lik bir açıklık kalacak şekilde sonlanmaktadır. Bu açıklığa 



sinaptik kleft=

sinaptik açıklık

 denilmektedir.  

Sinaptik iletiden sorumlu nörotransmitterler, daha öncede söz 



edildiği gibi presinaptik nöronun sinaptik yumrusu içinde 

bulunmaktadır.

 


22 

Aksonların dendritler ve soma ile 

yaptıkları sinaptik bağlantılar

 

23 

Sinaps yapısı

 

24 

Sinaptik İleti

 

 

Presinaptik nörondaki aksiyon potansiyeli, akson 



boyunca ilerleyip sinaptik yumrulara ulaştığı zaman, 

veziküller içindeki nörotransmitterler, ekzositoz ile 

sinaptik aralığa boşalır, bunu takiben 

nörotransmitterler, postsinaptik nöron zarında bulunan 

kendilerine özel reseptörlere bağlanarak, postsinaptik 

nöronu ya uyarırlar ya da uyarmazlar (inhibisyon).

 



Uyardıkları zaman, aksiyon potansiyeli postsinaptik 



nöronun aksonu boyunca taşınmaya devam eder. Eğer 

inhibisyon söz konusu ise postsinaptik nöron uyarılmaz 

ve sinirsel ileti bu noktada kesintiye uğrar. Postsinaptik 

nöronun uyarılması veya inhibe edilmesi presinaptik 

nörondan salıverilen Nörotransmittere bağlıdır. 

 


25 

Sinaptik iletide görev yaptığı saptanan çok 



sayıda kimyasal ajan bulunmuştur ve bunların 

sayıları yapılan sayısız deneyler sonucunda 

da her gün artış göstermektedir. 

Asetilkolin, 

norepinefrin (noradrenalin), epinefrin 

(adrenalin), dopamin, serotonin, GABA 

(gama amino butirik asit) glisin, histamin 

bunlardan yalnızca önemli olan bir kaçının 

ismidir. 

 


26 

Sinir sistemi fonksiyon ve anatomik 

açıdan 

 

Merkezi Sinir Sistemi



 ve 

Periferik 

Sinir Sistemi 

olarak iki bölüme ayrılır

 


27 

28 

Merkezi Sinir Sistemidir 

İç ve dış ortamdaki değişikliklere ne gibi 



yanıtların oluşturulacağı yönünde 

değerlendirmeyi yapan ve kararı veren 

bölümdür. 

 



Beyin ve Omurilikten (Medulla Spinalis) 

oluşur.


 

29 

30 

Beyin 


Beyin, kafatası kemik sistemi içerisinde yer alır.

 



Ortalama bir erişkin beyni 1300



-

1400 gm.’dır ve 100 

milyar 

nöron


 ve trilyonlarca 

glia


 denen destek 

hücresinden oluşur.

 



MSS nin beyin bölümü, bünyesinde 6 tane alt grup 



yapıyı içerir. Bunlar:

 



Cerebrum (beyin) (serebral korteks), 

Cerebellum (beyincik),  



diencephalon (thalamus, hypothalamus),  

mesensefalon (ortabeyin),  



pons, 


medulla oblangata (bulbus) dır.

 


31 

Mesensefalon, pons ve bulbusun üçüne 

birden 

beyin sapı



 

bölgesi denilmektedir. 

 

 

Periferik sinirler, MSS'ne m.spinalis ve beyin 



sapı bölgelerinden giriş ve çıkış yaparlar.

 

 



32 

Serebral Korteks 

 



Tanım: 



 

•    Beynin bütün yüzeyini örten 2

-

5 mm kalınlıkta, 



yaklaşık 2,2 m2 lik yüzey alanına sahip, koyu renkli 

bir örtüdür. Adı latince kabuk kelimesinden gelir.

 



 



50 milyar nöron ve sayısız sinaps içerir.

 



 

Aşırı girintili çıkıntılıdır. Yüzey alanı artırılır. Derin 

katlanmalara 

sulcus


 

ve keskin kenarlı çıkıntılı 

kısımlara 

girus


 denir. Girus ve sulcuslar kortekse 

1,5mm - 


4,5mm lik bir derinlik sağlar. Canlıların 

gelişmişliklerine göre sulcus ve girusların sayısı 

değişir.

 

 



33 

Beyin sapı

 

Üst merkezlerle m.spinalis arasında bilgi taşıyan sinir 



liflerinin geçtiği bir bölgedir. Beyin sapı bölgesinde, 

ayrıca, nöronların somalarının bir araya toplanması 

sonucunda oluşan ve beyaz cevher yapısı içinde koyu 

alanlar olarak görülen nükleuslar bulunmaktadır. (MSS 

içinde nöron somalarının bir araya toplanarak 

oluşturduğu yapılara nükleus, eğer somaların 

topluluğu MSS dışında ise ganglion adı verilmektedir).

 



Beyin sapındaki bu nükleuslar beyinden çıkan 12 çift 

periferik sinirin (



cranial sinirler

) 10 çifti için çıkış 

merkezidir.  


34 

Beyin sapı

 


35 

KAFA ÇİFTLERİ

 

36 

Beyin sapı bölgesinde yaşam için çok önemli 



vital merkezler adı verilen solunum ve 

dolaşım merkezleri bulunmaktadır. Boyun 

kırılmalarında görülen ani ölümlerin nedeni 

bu merkezlerin harabiyetidir. 

Vital merkezlere ilaveten öksürme, 



hapşırma, kusma, emme ve yutma gibi 

fonksiyonların merkezi de beyin sapındadır. 

Ayrıca bu bölgede retiküler formatio adı 

verilen yaygın nöron gruplarının oluşturduğu; 

iskelet kaslarının motor aktivitesi, uyku

-

uyanıklık gibi olaylarla bağlantısı olan bir 



bölge de bulunmaktadır.

 

 



37 

Cerebrum 

 

Beynin en büyük parçası olup, sağ ve sol hemisfere 



(yarım küre) ayrılır. Her bir hemisfer; frontal, parietal, 

temporal ve occipital olmak üzere 4 loba ayrılmıştır. 

Enine bir kesi yapılıp beynin iç yapısı incelendiği 

zaman, dış kısmında ince bir gri madde, iç bölgede 

ak madde, ak madde içinde de bazı gri yapıların 

bulunduğu görülmektedir.Gri alanlar nöron 

somalarından, beyaz alanlar ise myelinli aksonlardan 

oluşmaktadır.

 



Dış taraftaki gri yapı serebral korteksdir. Ak maddeye 



gömülü gri bölgeler; thalamus, hypothalamus ve 

basal ganglionlar olup çok önemli fonksiyonlara 

sahiptirler. 


38 

Loblar:  Beyin kabuğu iki hemisferi örter.



 

Her bir hemisfer sulcus centralis ve parieto-



occipital sulcus ile 4 loba ayrılmıştır.

 



1-Frontal lob 

2-Parietal lob 



3-Temporal lob 

4-Oksipital lob 



   Beyin hemisferleri iki yerden birbirleriyle 

bağlanırlar

 



1- Corpus Callosum 



2- Comissura Anterior 

 


39 

Sağlı sollu herbir hemisfer için serebral korteksin belli 

bölgeleri özel fonksiyonlara sahiptir.

 

 



Bu bölgelere korteks alanları denilmektedir.

 



 



En iyi bilinenleri, motor, duyu (dokunma, basınç, ağrı, 

sıcak


-

soğuk gibi) görme, işitme, konuşma alanlarıdır.

 



 



Görme merkezinin occipital kortekste,

 



 

işitme alanlarının temporal kortekste,

 



 



dokunma, basınç, ağrı, sıcak, soğuk, tad ve 

proprioseptif duyuların (kas ve eklemlerin hareketleri 

ve uzaydaki konumları ile ilgili duyu) postsentral gyrus 

da, 


 

iskelet kaslarının motor aktivitesi ile ilgili alanın 



presentral gyrus da yerleşmiş olduğu görülmektedir. 

 


40 

Postsentral gyrustaki 



duyu alanına 

somatik 


duyu

 

alanı, presentral 



gyrustaki motor alana 

primer motor alan

 

adı 


verilmektedir.  

 


41 

Bir hemisferdeki somatik duyu alanı ile 



primer motor alan vücudun zıt tarafı ile 

bağlantıdadır. Örneğin: Sol bacağın ağrı 

duyusu, sağ hemisferin somatik duyu 

alanında algılanırken, sol bacak kaslarına 

kasılma emri, sağ hemisferin primer motor 

alanından çıkmaktadır. Bu nedenle beynin 

bir yarımküresinde kanama ve diğer 

nedenlere bağlı herhangi bir hasar, 

vücudun zıt tarafında felç ve duyu 

kayıplarına neden olmaktadır.

 

 


42 

Beyin kabuğunun bölümleri

 

 

 



• Brodman’ın fonksiyonel açıdan 3 alanı:

 



1-



Hareket yaptıran (Motor) alanlar

 



2-Duyusal alanlar 

3-



Yorumlayıcı (Assosiyasyon) alanlar

 

 



Brodman’ın haritası

 



1, 2, 3:Duyusal (Somatosensoryal) korteks 



4 : Motor korteks 

17, 18, 19 : Görme



 

8, 9, 10, 11 : Prefrontal assosiyatif korteks 



44, 45 :Broca alanı (anlar konuşamaz)

 



41ve 42 : İşitme w: Wernicke



 

22: Psişik işitme alanı (konuşur yanlış)



 

22 ile 45 arcuat fasikulus ile bağlanır



 

 


43 

Thalamus 

 

Afferent nöronlarla taşınan, koku duyusu 



dışındaki tüm duyu bilgilerinin toparlandığı 

ve buradan korteksteki alanlara gönderildiği 

bir istasyon gibi görev yapmaktadır. 

 



Thalamusa duyu bilgilerinin yorumlandığı 

merkez de denilmektedir. 



44 

Hipotalamus 

Anatomik olarak thalamusun alt tarafında 



yerleşmiş olup, çok sayıda nükleustan 

oluşmaktadır. Hypothalamus iç ortamın 

düzenlenmesinde (homeostazis) çok 

önemli fonksiyonlara sahip bir merkezdir. 

Hormon salgılarının kontrolü, susama, 

açlık


-tokluk, uyku-

uyanıklık,vücut sıcaklığı, 

heyecan, korku, öfke gibi emosyonel 

(ruhsal) davranışların düzenlendiği bir 

yerdir. 


45 

Basal Ganglionlar 

Her bir serebral hemisferin ak maddesi içinde gömülü bulunan 



bu gri madde kütlelerinin, serebral korteks, beyin sapı ve 

thalamus ile çok sayıda sinaptik bağlantıları olup tam 

fonksiyonları kesin olarak bilinmemektedir. Bilinen 

fonksiyonları, serebral korteks ve beyincikle birlikte çalışarak 

iskelet kaslarının motor aktivitesini düzenledikleri, hareketlerin 

planlanmasına ve programlanmasına katkıda bulundukları 

yönündedir.

 



 

İsteğimizle başlatılan bir çok hareketin daha sonra otomatik 

olarak devam etmesinde, basal ganglionların önemli rolünün 

olduğu kabul edilmektedir. Örneğin, yemek yemeğe 

başlarken, çatalın ele alınması ve ilk hareketi isteğimiz 

doğrultusunda başlar, fakat daha sonra çatalın tabak ile ağız 

arasında gidip gelmesi ve çatalın göze, buruna veya yanağa 

değilde her seferinde ağıza ulaşması, basal ganglionların 

çalışmasına bağlıdır.

 


46 

Basal ganglionların hastalıklarında, iskelet 



kaslarının düzensiz kasılması, kol ve 

bacaklarda titremeler veya istek dışı aşırı 

kas kasılması sonucu düzensiz hareketler 

görülmektedir.

 



Basal ganglion hastalıklarından en sıklıkla 



görüleni parkinson hastalığıdır. Parkinson 

hastalığında, el, kol ve bacaklarda 

titremeler görülür. Titremeler hem istirahat 

halinde hemde hareketler sırasında vardır 

ve hareket ile artış gösterir.  

 

 



47 

Cerebellum (Beyincik) 

 

Herhangi bir hareketin yapılması sırasında, 



iskelet kaslarımızın birbirleri ile uyumlu ve 

koordine bir şekilde çalışmaları ve dengemizin 

korunmasında görev almaktadır. Beyincik bu 

fonksiyonları yerine getirirken, beyin sapı bölgesi, 

iç kulak, eklem ve kaslardan gelen proprioseptif 

duyu bilgileri doğrultusunda çalışmaktadır. 

Beyincik hastalıklarında; kaslarda gevşeklik, 

istemli hareketlerin yapılması sırasında ellerde 

titreme, bir cisme uzanırken uzaklık ayarının 

yapılamaması (dismetri), sarhoş konuşması 

şeklinde konuşma gibi durumlar görülür.

 


48 

Medulla spinalis 

Sinir dokusu hücrelerinin oluşturduğu, ortalama 



küçük parmak kalınlığında silindirik bir yapıdır ve 31 

bölüme ayrılır. 

 

   


Bu bölümlerin: 

 



8 tanesi boyun bölgesinde (cervical), 

 



12 tanesi sırt bölgesinde (dorsal veya thorasic),

 



5 tanesi bel bölgesinde (lumbar),

 



5 tanesi sacral bölgede, 

 



1 tanesi ise kuyruk sokumunda bulunur(coccygeal). 

49 

50 

51 

M.spinalis enine kesilerek incelendiği zaman orta 



bölgede kelebek şeklinde gri bir yapının, dış tarafta ise 

beyaz bir yapının bulunduğu görülür. 

 



Gri yapıyı nöronların 



soma ve dendritleri

, beyaz alanı 

ise 

myelinli aksonlar



 

oluşturmaktadır.

 



Aksonlar, m.spinalis içinde aşağıdan yukarı, yukarıdan 



aşağı uzanarak, 

traktus 


adı verilen sinir yollarını 

oluştururlar. M.spinalis içinde çeşitli traktuslar vardır 

ve her bir traktus aynı noktadan başlayıp aynı noktada 

sonlanırken, merkezden perifere (çevre), periferden 

merkeze belli tipte bir bilgiyi taşımaktadır.

 



 

Örneğin: dokunma duyusu ve ağrı duyusu 

m.spinalisde ayrı ayrı traktuslarda merkeze 

taşınmaktadır.

 


52 

M.spinalisin gri madde yapısının arka taraftaki iki 



çıkıntısına arka boynuz, ön taraftakilere ise ön boynuz 

denilmektedir. Arka ve ön boynuzlar arka kök ve ön 

kök olarak tanımlanan akson demetleri ile 

bağlantıdadır.

 



Gerek iç organların, gerekse somatik yapılar olarak 



tanımlanan; deri, deri altı dokusu, eklemler ve iskelet 

kaslarının, dokunma, basınç, ağrı, soğuk, sıcak gibi 

duyularını taşıyan afferent nöronlar (duyu nöronları), 

m.spinalisin arka boynuzundan MSS 'ne giriş yapar.

 



Arka kökü bu nöronların aksonları oluşturur, somaları 



ise arka kök üzerinde bulunan ve 

ganglion spinale

 

adı 


verilen şişkin bölgede yerleşmiştir. Dendritleri ise tektir 

ve reseptörlerle bağlantıdadır.

 


53 

Merkezin emirlerini periferdeki effektör organa 



taşıyan motor nöronlar, m.spinalisin ön 

boynuzundan çıkış yapar ve bunların aksonları 

ön kökü oluşturur. Böylece arka kökü oluşturan 

liflerin çeşitli duyu bilgilerini getiren, ön kök 

liflerinin ise motor bilgileri effektör organa 

götüren lifler olduğu anlaşılmaktadır.

 



Ön kök ve arka kök, m.spinalisin biraz 



ilerisinde birleşerek hem duyu hem de motor 

özellik taşıyan nervus spinalis'i oluşturur. 

Nervus spinalisler sağlı sollu 31 çifttir ve 

periferik sinir sistemini oluştururlar.

 

 


54 

Omuriliğin şematik kesiti.

 

      

İç tarafta hücre gövdelerini içeren gri 

madde; dış kısımda ise hücre 

uzantılarını içeren ak madde 

bulunmaktadır. 1. Gri maddenin ön 

boynuzu (cornu anterior); 2. Gri 

maddenin arka boynuzu (cornu 

posterior); 3.Gri bağlantı bölgesi 

(commisura grisea); Ak maddenin ön 

bölümü (funiculus anterior); 5. Ak 

maddenin yan bölümü (funiculus 

lateralis); 6. Ak maddenin arka 

bölümü (funiculus posterior); 7. Ak 

madde ön bağlantı bölgesi 

(commisura alba anterior); 8. Dikey 

ön oluk (fissura mediana anterior); 9. 

Arka oluk (sucus medianus 

posterior); 10. Merkezi kanal (canalis 

centralis); 11. Motor sinirler (ön kök; 

radix anterior); 12. Duyu sinirleri 

(arka kök; radiz posterior); 13. Arka 

kök ganglionu

  


55 

Omuriliğin şematik görünümü

 



1. Arka oluk; 2. Dura mater; 3. 



Araknoid zar; 4. Duyu sinirlerinin 

kökleri (arka kök; radix 

posterior); 5. Arka kök 

gangliyonu (duyu hücrelerinin 

gövdeleri burada bulunur); 6. 

Spinal sinirler (vücuda dağılan 

motor sinirler ve vücuttan duyu 

getiren duyu sinirleri); 7. Motor 

sinirlerin kökleri (ön kök; radix 

anterior); 8. Subaraknoid boşluk 

(Beyin-

omurilik sıvısı ile 

doludur); 9. Pia mater  

 


56 

Periferik sinir sistem 

 

Reseptörler aracılığı ile iç ve dış ortamdan aldığı 



bilgileri merkeze, merkezin emirlerini ise bu emirler 

doğrultusunda yanıtı oluşturacak organa (effektör 

organ) götüren sistemdir. 

 



Effektör organlar

 

ise kas ve salgı bezi hücreleridir. 



 

Periferik sistemin reseptörlerle merkez arasında 



bağlantı kuran nöronlarına 

duyu nöronları = 

afferent nöronlar

,  


merkez ile effektör organ arasında bağlantı kuran 

nöronlarına 

motor nöronlar = efferent nöronlar

 

denilmektedir 

 


57 

58 

Periferik sinir sistemi 43 çift sinirden oluşmaktadır. Bu 



sinirlerin 12 çiftini cranial sinirler, geri kalan 31 çiftini 

ise nervus spinalisler oluşturmaktadır.

 



Periferik sistem, afferent (DUYU) ve efferent 



(MOTOR)

 

olmak üzere fonksiyon yönünden iki bölüme 

ayrılır.

 



Motor bölüm de kendi içinde 

somatik ve otonom

 olmak 

üzere ikiye ayrılmaktadır.



 

Somatik motor olanlar



, iskelet kaslarımıza kasılma 

emirleri götürerek kol, bacak, beden ve başımızın 

hareketini sağlarlar. 

 



Periferik sistemin otonom bölümü

 

iç organlarımızın 



çalışmalarının düzenlenmesinden sorumludur. 

Otonom motor nöronlar, düz kas, kalp kası ve salgı 

bezlerinde sonlanarak; damarların kasılıp 

gevşemesini, barsak hareketlerinin azalıp 

çoğalmasını, kalbin kasılma gücü ve hızının 

düzenlenmesi gibi olayları gerçekleştirirler

 


59 

Otonom sinir sistemi kendi içinde 



sempatik ve 

parasempatik 

olmak üzere ikiye ayrılır.

 



Sempatik sistem nöronları m.spinalisin 



thoracal ve lumbar bölgelerinden çıkar, bu 

nedenle sempatik sisteme thoracolumbar 

sistem de denilmektedir. 

Parasempatik sistem ise craniosacral olarak 



adlandırılır. Çünkü parasempatik sistem 

nöronlarının bir bölümünü bazı cranial sinirler 

(n.vagus, n.occulomotorius, .glossopharingius, 

n.facialis) bir bölümünü de m.spinalisin sakral 

bölgesinden çıkan sinirler oluşturmaktadır.

 


60 

İç organlarda genellikle bu iki sistem bir 



arada bulunur ve aynı organ üzerinde 

daima birbirlerinin zıddına 

çalışmaktadırlar.

 



Diğer bir deyişle bir tanesi organın 

aktivitesini artırırken diğeri azaltmaktadır. 

 



Örneğin, sempatik sistem kalbin kasılma 



gücü ve hızını artırırken, parasempatik 

sistem azaltır; mide ve barsak sisteminin 

kasılması ve salgısını parasempatik 

sistem artırır, sempatik sistem azaltır; göz 

bebeklerini (pupil) sempatik sistem 

genişletir, parasempatik sistem daraltır.

 


61 

Sempatik sistem genel olarak organizmayı acil 



durumlara karşı koruyucu ve uyarıcı bir sistem 

olarak çalışmaktadır. Herhangi bir tehlike veya 

heyecan verici bir olayla karşılaşıldığı zaman 

organizmada sempatik sistem aktivitesi 

baskınlaşır ve kişi kendini tehtid eden olaydan 

kaçmak için veya savaşmak için hazır duruma 

getirilir. Böyle bir koşulda, kalp hızı artar, deri 

ve sindirim sistemi damarları daralırken iskelet 

kaslarının damarları genişletilir. Bunun amacı 

iskelet kaslarını iyi kanlandırmak, kaçma veya 

savaşabilmek için güçlü duruma getirmektedir.

 


62 

Bu nedenle sempatik sistem enerji sarf 



ettiren bir sistem olarak kabul edilmektedir.  

Parasempatik sistem ise kalp hızını 



yavaşlattığı, kasılma gücünü azalttığı ve 

sindirim sisteminin aktivitesini artırarak 

alınan besinlerin kana karışıp enerjiye 

dönüşmesini kolaylaştırdığı için daha çok 

enerji koruyucu sistem olarak kabul 

edilmektedir. 

 


63 

Sempatik ve parasempatik sistem organlar 



üzerindeki etkilerini nöronlarından 

salıverilen nörotransmitterler aracılığı ile 

yaparlar. 

 



Sempatik sistem nöronlarının 

nörotransmitteri 



noradrenalin 

(norepinefrin),

 parasempatik sistemin ise 

asetilkolin dir. 

Asetilkolin 

salgılayan 

nöronlara kolinerjik nöronlar, noradrenalin 

salgılayanlara ise adrenerjik nöronlar 

denilmektedir. 


64 

65 

REFLEKSLER 

Refleksin tanımı, reseptörlerin uyarılmaları ile effektör 



organlarda oluşan istem dışı yanıtlar olarak 

yapılmaktadır. 

 



Örneğin, sıcak bir objeye okunduğumuzda elimizi 



aniden çekmemiz refleks bir yanıttır. Reflekslerin 

oluşmaları sırasında sinirsel impulslar 

refleks arkı

 

adı 



verilen anatomik bir yolu izler.  

Refleks arkında; reseptör, afferent nöron, bir merkez, 



efferent nöron ve effektör organ vardır. Gerçekte 

refleks arkı fonksiyon yönünden sinir sisteminin esas 

birimidir. Diğer bir deyişle gerek isteğimiz 

doğrultusunda gerekse isteğimiz dışında yapılan her 

çeşit sinirsel aktivitenin ortaya çıkışı aynı mekanizma, 

yani refleks arkı ile olmaktadır.

 


66 

Refleks olarak meydana gelen bir hareketin gerçekleşmesi 

için gerekli olan tüm yapı bileşenlerine refleks arkı adı verilir

.  


 

67 

Refleks merkezi



, m.spinalisten başlayarak serebral 

kortekse kadar (serebral korteks dışında) MSS 

yapılarından herhangi biri olabilir.

 



Örneğin, patella refleksinin (bir çekiç ile diz kapağının 

altındaki tendona vurulması sonucunda bacağın 

dizden aşağı bölgesinin aniden yukarıya hareketi) 

merkezi; m.spinalistir. 

 

Göz bebeklerinin (pupil) ışığa karşı refleks 



yanıtlarında (kuvvetli ışıkta daralmaları, az ışıkta 

genişlemeleri) merkez; mesencephalondur.

 



Nörolojik muayenelerde çeşitli reflekslere bakılarak o 



refleks arkındaki yapıların sağlam olup olmadığı 

araştırılmaktadır.

 

 


68 

Refleks merkezinin m.spinalis olduğu refleksler basit 



reflekslerdir. 

Karışık ve kompleks yanıtların oluştuğu reflekslerde, 



merkez üst bölgelere doğru kaymaktadır.

 



Otonom sinir sistemi tarafından idare edilen reflekslere 

visseral refleksler

 denilmektedir. 

Visseral reflekslerle iç ortamın değişmezliği 



(homeostazis) sağlanır. Örneğin: Dokulardaki oksijen 

miktarı azaldığı zaman, kandaki oksijen miktarındaki 

değişmelere duyarlı reseptörler aracılığı ile solunum 

merkezi uyarılarak solunum derinliği ve hızı refleks 

olarak artırılır. Benzer şekilde kan basıncı düştüğü 

zaman, belli büyük damarların çeperinde bulunan, kan 

basıncındaki değişmelere duyarlı reseptörlerin 

(

basınç reseptörleri

uyarılması ile bulbusta bulunan 

vasomotor merkez uyarılıp damar çapları daraltılır, 

kalp atım hızı artırılır.



 

 

Yüklə 155,9 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin