5. Türkiye Zoonotik Hastalıklar Sempozyumu



Yüklə 56,58 Kb.
tarix23.02.2017
ölçüsü56,58 Kb.
5.TÜRKİYE ZOONOTİK HASTALIKLAR SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ
“5.Türkiye Zoonotik Hastalıklar Sempozyumu” Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Atatürk Üniversitesi, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği’nin ortak organizasyonu ile 24-25 Ekim 2014 tarihlerinde  Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi konferans salonunda yapılmıştır. Sempozyum, ilk kez Ankara dışında yapılmış; zoonozların sık görüldüğü hayvancılık bölgesi olan Doğu Anadolu Bölgesi’ne faydalı olması için merkez olarak Erzurum seçilmiştir.

Zoonotik hastalıklar sempozyumlarının ilki 2006 yılında sempozyumun fikir babalığını yapan sevgili meslektaşımız Uz. Dr. Mustafa Aydın Çevik’in üstün çabaları ile gerçekleştirilmişti. Sempozyum bu yıl da önceki yıllarda olduğu gibi genç yaşta aramızdan ayrılan merhum “Mustafa Aydın Çevik anısına” düzenlendi. Kendisini bir kez daha rahmetle ve şükranla anıyoruz.


“Bölgede Sorun olan Zoonozlar”ın ana tema olarak işlendiği sempozyumda, Veteriner hekimlik ve Tıp alanında konusunda uzman bilim insanlarının katkıları ile gerçekleştirilen 13 oturum ve 1 kapanış olarak toplam 14 bölüm yer almıştır. İki gün süren toplantıya 63 bilim insanı konuşmacı ve oturum başkanı olarak katılmış, Tek Sağlık Yaklaşımı ile Zoonotik Hastalıklara Bakış, Şarbon, Kuduz, Bruselloz, Tularemi, Leptospiroz, Trişinelloz, Tenyoz, Kriptosporidiyaz, Kist hidatik, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Hanta Virüs enfeksiyonları konuları ele alınmıştır. Güncelliği nedeniyle yeni zoonotik tehditler olan Mers-Coronavirus ve Ebola virüs enfeksiyonları ayrı bir oturumda tartışılmış ve basın tarafından da büyük ilgi ile takip edilmiştir. Ayrıca küresel öneme sahip olması nedeniyle “Tıpta ve veterinerlik sektöründe antibiyotik ve antibiyotiklere karşı direnci önleme stratejileri” ayrı bir oturumda ele alınmış, her iki bakanlık temsilcilerinin bulunduğu toplantıda antibiyotik kullanımının azaltılması ile ilgili acil eylem çağrısı yapılmış ve bu konuda da uzlaşma sağlanmıştır.  

Sempozyuma yurdumuzun hemen tüm bölgelerinden genel katılımın yanı sıra özellikle Erzurum ve çevresindeki illerden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı çalışanlarının yanı sıra Tıp, Veterinerlik ve Ziraat Fakültesi akademik personeli ve öğrencileri katılmıştır. Her biri konusunda yetkin bilim insanları ve kurum temsilcilerinin görev aldığı sempozyum değerli katılımcıların katkıları sayesinde zenginleşmiş, hedef kitleye gerekli mesajlar verilmiştir. Dördüncüsü 400 kişi ile gerçekleştirilen sempozyumun beşincisini 700 sertifikalı (kayıtlı) katılımcı ve sayısını belirleyemediğimiz öğrenci ile gerçekleştirmemiz sahada konuya olan ilgi ve ihtiyacın büyüklüğünü ortaya koymuş, toplantı sahada hedef kitleye ulaşmıştır.

Sempozyumda son on yıl süresince ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların %75’inin zoonotik karakterli olduğu ve zooonotik hastalıklar grubunda yer alan etkenlerin önemli bir kısmının (%80) potansiyel biyoterör etkenleri arasında bulunduğu belirtilmiş,  zoonotik hastalıklarla mücadelede multisektörel ve multidisipliner bir işbirliğine ihtiyaç duyulduğu ve başarının “tek sağlık” yaklaşımı ile mümkün olduğu vurgulanmıştır.

Tıp ve veterinerlik sektörlerini bir araya getirerek mevcut durum konusunda farkındalığı ve duyarlılığı artırmak,  bilgi ve güç birliği ile zoonozların çözümüne ilişkin ortak mücadele stratejilerinin üretilmesini sağlamak amacıyla düzenlenen sempozyum, ilaveten yeni tanışmaları ve ikili ilişkilerin geliştirilmesini sağlamış, yeni çalışmaların planlanması için uygun zemin oluşturmuştur.

Sempozyumun bölgedeki gıda, tarım ve sağlık sektörlerinde çalışan personelde farkındalık oluşturduğunu, konunun çözümü için sorumluluk bilincinin ve motivasyonun arttığını, işbölümü, görev paylaşımı gibi alanlarda netlik sağlandığını ve ilerde bölgenin ihtiyacı olan öncelikli çalışmaların belirlenmesi için katkı sağladığını ummaktayız.
Sempozyumda ele alınan bazı konulardan özetler:
ŞARBON:
Deri şarbonu püstüla maligna formu (Prof. Dr. Mehmet Doğanay’ın arşivinden)

Şarbon yıllar içinde sayısal olarak azalmakta olup, 2000-2009 yılları arasında 3030 insan şarbonu bildirilmiştir. Bununla birlikte ülkemizde hala Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde önemli ölçüde varlığını sürdürmekte, ülkemiz hala Afrika ülkeleri gibi hiperendemik bölge olarak şarbon haritalarında yer almaktadır. Bölgede gerek hayvanlarda gerekse hayvancılıkla uğraşan yöre halkında sorun olmaya devam eden şarbon vakalarının önlenmesi için, eğitim ile farkındalık oluşturma, kurumlarla hayvan yetiştiricileri arasında iletişim ağının güçlendirilmesi, aşılama, mera kontaminasyonun önlenmesi, kontamine alanların bakteri sporlarından arındırılması, sıkı zabitai tedbirler yerine ikna metodunun seçilmesi gibi tedbirlerin alınması gereklidir. Hayvan aşılamaları hayvan şarbonunun önlenmesinde en önemli tedbir olup, düzenli olarak aşılara devam edilmesi gereklidir. Daha uzun ömürlü aşı geliştirilmesine ihtiyaç vardır.


BRUSELLOZ:
http://im1-tub-tr.yandex.net/i?id=347e11434c7e2b8d342b5fcf41298f9c-44-144&n=24http://im2-tub-tr.yandex.net/i?id=b6b0b4908a24c4c614976fbe672e04ee-22-144&n=24
Bruselloz tüm dünyada yaygın bir zoonozdur. Türkiye bruselloz insidansı yüksek ülkelerdendir. Olguların çoğu hayvancılığın yoğun yapıldığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden bildirilmektedir. Bu bölgelerde hayvanlarda seropozitiflik oranı yüksektir. Bruselloz ülkemizde hayvanlarda ve insanlarda hala önemli boyutta olup, kaynatılmamış veya pastörize edilmemiş kontamine sütlerden yapılan peynir, kaymak ve tereyağı gibi ürünler hala insan brusellozun en önemli kaynaklarıdır. Bu ürünlerin şehirlerarası taşınması ile aynı suş ülkede farklı bölgelere yayılmakta, bu yayılımın sonucunda bruselloz sadece çiftçileri değil organik ürünleri tercih eden şehir halkını da etkilemektedir. Hastalık diğer zoonozlarda olduğu gibi hayvan aşılaması ile önlenebilir. Ülkemizde hayvanlarda brusellozu önlemek için konjuktival aşı kullanılmaya başlanmıştır. Kitle halinde aşılama tercih edilmekte olup çalışmanın sığırlarda 10 yıl, koyun ve keçilerde 6 yıl sürmesi planlanmaktadır. Ergin ve genç tüm sığır,koyun ve keçiler ile damızlık teke ve koçlar aşılanmaktadır ve sürü prevalansı %1 in altına düştüğünde test ve kesime başlanacaktır. Ari ülkelerin diğer kontrol önlemlerinin modellenmesi gereklidir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından brusella hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla iki adet spot film hazırlatılmış, ulusal kanallarda hem yetiştiricilere hem de tüketicilere yönelik filmler yayınlanmıştır, ayrıca çiftçi eğitimlerinin yanı sıra mektupla bilgilendirme de yapılmıştır.
KUDUZ:
http://im3-tub-tr.yandex.net/i?id=4dc75ec6966f8797c36f9e90cc2bbb90-86-144&n=21http://im0-tub-tr.yandex.net/i?id=4fc14df903d0d6c6332abf01215b851c-47-144&n=21

Kuduz hastalığı ölümcül, ancak önlenebilir bir zoonozdur. Kuduzun önlenmesi için yıllık köpek ve kedi aşılama programının en az %70 olması gerekir, ancak toplam köpek ve kedi popülasyonunun büyüklüğünün bilinememesi nedeniyle aşılama hedefi belirgin değildir, yaban hayvan oral aşılamasına saha uygulamalarındaki sorunlara rağmen devam edilmektedir. Tüm dünyada iyileşen insan Kuduz vakalarının sayısının 10'a ulaşmış olup ve iyileşen Kuduz vakalarının birinin de ülkemizde Van ilimizden olduğu bildirildi. Sözkonusu vaka Van 100. Yıl Üniversitesi Tıp Fak. Hst. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji kliniğinde takip edilmiş ve ayrıntılar makale aracılığı ile tüm dünya ile paylaşılmıştır.


TULAREMİ:
Orofarengial tularemi olguları (Uzm. Dr. Murat Yeşilyurt’un arşivinden alınmıştır)
Tularemi ülkemizde giderek artan bir hastalıktır. 1936-1953 yılları arasındaki 18 yıllık süre içerisinde 374 olgu bildirilmiş, takip eden 1953-1988 yılları arasında Tularemi vakalarının gözlenmediği sessiz bir dönem geçirilmiş, 1988-2004 yıllarını kapsayan dönemde 1080 olgu izlenmiştir. 2005-2014 yılları arasındaki dönemde ise 5628 olgu tespit edilmiştir. Vakaların büyük çoğunluğu kış aylarında izlenmiştir. 2005-2012 yılları arasındaki veriler dikkate alındığında; ülkemizde hastalık en çok İç Anadolu Bölgesi’nde ve %56.2 oranıyla kadınlarda görülmüştür. Yine aynı dönemde olguların tamamına yakınını kırsal bölgeden tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesim oluşturmuştur. Hastalığın klinik formu dikkate alındığında ise orofarengeal formun en yaygın görülen tablo olduğu görülmektedir. Ülkemizde bulaş yolları arasında en sık saptanan, kontamine su tüketimidir. Su sanitasyonu ve kırsal kesimde su kaynaklarının kontrolü hastalığın önlenmesinde en önemli korunmadır.
KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ: KKKA vakaları Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen başarılı eğitim ve kontrol çalışmaları ile ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen hayvan ilaçlamaları sayesinde nihayet ülkemizde azalma trendine geçmiştir. Olgular daha erken başvurma bilincine ulaşmış ve daha başarılı destek tedavileri ile ölüm oranı ülke genelinde % 4’ün altına çekilebilmiştir. Açık arazi ve saha ilaçlamaları, hem kene kontrolünde etkili olmamakta, hem de kanserojen etkisi nedeni ile önerilmemektedir. KKKA alanında ülkemizden dünyaya ışık tutacak birçok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Aşı çalışmalarında ilerleme kaydedilmiş olup yakında gönüllüler üzerinde aşı uygulamalarına başlanabilecektir.

Prof. Dr Nazif Elaldı’nın arşivinden alınmıştır


HANTAVİRUS ENFEKSİYONU:

http://im2-tub-tr.yandex.net/i?id=2641105381352036c77657735c913ff2-129-144&n=21

Kemiricilerin virus içeren dışkı, tükrük ve idrar gibi çıkartılarının inhalasyonu yoluyla insanlar enfekte olmaktadır. Hantavirusun kemirici (özellikle fareler) bir konakçıdan yayılımı 8 aya kadar devam edebilmektedir. İnsan, kedi, köpek ve tilki son konaktır, dolayısıyla insandan insana geçiş yoktur. Avrupa’da en yaygın görülen viral kanamalı ateş etkenidir. Ülkemizde Zonguldak ve çevresinde görülen salgından sonra Doğu Karadeniz Bölgesinde varlığını devam ettirmektedir. korunmada en önemli yöntem kemiricilerin kontrolü ve kemiricilerin vücut sıvıları ile insan temasının önlenmesidir.


EBOLA VİRUS ENFEKSİYONU:

Ebola Virus hastalığının köken aldığı Batı Afrika ülkeleri olan Gine, Gabon, Liberya ve Siera Leone ile ülkemiz arasında direk uçak seferi bulunmamaktadır. Nijerya ile ülkemiz arasında direk bağlantılı uçak seferi bulunmaktadır, ancak söz konusu ülkede Ebolanın eradike edildiği açıklanmıştır. DSÖ’nün bu bilgiyi konfirme etmesi ülkemiz açısından da rahatlatıcı ve önemli bir gelişme olarak yorumlanmıştır.


MERS-CORONA VİRÜS ENFEKSİYONU:

http://im2-tub-tr.yandex.net/i?id=7bf033443e725b2b80075359f54bc773-00-144&n=24http://im0-tub-tr.yandex.net/i?id=b2685f1c3943d125b22d4410affcf8e3-139-144&n=24

Enfeksiyon Orta Doğu’da geniş bir alanda halen aktiftir ve o bölgeleri ziyaret etmiş kişiler hastalığın kuluçka süresi boyunca dikkatle takip edilmelidirler. Henüz MERS-CoV’a özel bir tedavi bulunmamaktadır. Şüpheli hastaların takip edildiği hastanelerde enfeksiyon kontrol önlemlerine titizlikle uyulmalıdır. Hem MERS-Corona virüs hem de Ebola virüsleri açısından Sağlık Bakanlığınca uçağa binmeden önce ve inince termal kameralarla ve ateş ölçümleri ile hasta olan kişiler saptanmaya çalışılmaktadır. Olası hasta ve iki koltuk ön ve arkasında, ayrıca yanındaki sıralarda oturan yolcular aile hekimlerince aktif olarak 21 gün süre ile hastalık belirtileri yönünden izlenmektedir. Ayrıca  sözkonusu olguların takibi için 35 ilde 45 hastane belirlenmiş ve koruyucu ekipman konusunda da hazırlıklar tamamlanmıştır. Türkiye’de yalnız Suudi Arabistan’dan dönen bir işçide tanı kesinleşmiş ve hasta hayatını kaybetmiştir. Hacca ve umreye giden ziyaretçilerin özellikle develerle temas etmemesi, çiğ süt ve süt ürünleri tüketilmemesi, kalabalık alanlarda maske kullanılması, çiğ tüketilecek sebze, meyvenin iyice yıkanması, kişisel hijyen, el yıkama ve diğer temizlik kurallarına dikkat edilmesi, su bulunamadığında el antiseptiği kullanılması önerilmektedir. Hac dönüşlerinde risk yüksek olmayıp ülkemizde yeterince tedbir alınan bu konuda telaş ve korkuya gerek yoktur.

Güncel olarak yaşanmakta olan yeni viral hastalıklar sayesinde el hijyeni, hasta muayenesinde eldiven ve siperlikli maske takma gibi temel-üniversal önlemlerin alınma alışkanlığının kazanılması gerekmektedir.
LEPTOSPİROZ:



Hayvanlarda hemoglobinemi, kan işeme, sarılık, septisemi, anemi, abortus, agalaksi, mastitis gibi semptomlarla karakterize zoonotik bir hastalıktır. İnsanlarda grip benzeri, akut febril bir hastalıktan, sarılıkla seyreden, karaciğer, akciğerler ve böbrekler gibi pek çok organı etkileyen şiddetli tabloyla kadar farklı ciddiyette seyredebilir. Leptospiralar vertebralı memeli hayvanların patojeni olup 180 den fazla hayvan türünü enfekte ettiği tahmin edilmektedir. Enfekte hayvan idrarı ile kontamine olmuş sular ile bütünlüğü bozulmuş deri teması, leptospira içeren partiküllerin inhalasyonu veya muköz membranlara teması, kontamine eller ile konjuktiva gibi muköz membranlara temas, idrar karışmış su ve sütler ile enfekte etler ve çiğ sebzelerin tüketilmesi ile sindirim yolu ile temas sonucu görülür. Korunmada yüksek riskli temaslardan kaçınma (tatlı suya dalma ve yüzme, hayvanlarla ve vücut sıvıları ile temas), koruyucu ekipman (bot, su altı gözlüğü, eldiven) ve rodent kontrolü etkilidir.
KİST HİDATİK:


Kist hidatik ülkemizde hala çok yüksek oranda görülen bir zoonozdur. Yapılan çeşitli çalışmalarda hidatidozun evcil kasaplık hayvanlardaki yaygınlığı %1–90 arasında değişik oranlarda saptanmıştır. 1955-1994 yılları arasında 39.493 hasta, 1990-2005 yılları arasında 52.124 hasta (3257 hasta/yıl) tedavi yada opere edilmiş; 2008-2012 yılları arasında SGK verilerine göre 12.556 hastaya (3138/yıl) cerrahi girişim uygulanmıştır. Henüz koruyucu olarak insanlarda aşısı geliştirilememiştir.

Hidatidozla mücadelede en önemli nokta parazitin biyolojik çemberinin kırılmasıdır. E.granulosus’un başlıca son konağı olan köpeklerin

kontrol altına alınması ile mümkündür. Köpek sayısı ve hareketinin kontrolüKöpeklerin parazitlerden arındırılması, köpeklerin yeni enfeksiyonlardan korunması (mezbahalar yerleşim yerlerine uzakta kurulması ve çevresinin tel örgü ile çevrilmesi, kesimlerin mutlaka veteriner hekim denetiminde yapılması, kaçak kesimlerin önlenmesi ve kaçak kesim yapanlara caydırıcı cezalar uygulanması, kesim sonrası kalan kistli organ atıkları yakma fırınlarında imha edilmelisi veya

4-5 metre derinlikteki çukurlara gömülmesi, köpeklerin beslenmesinde mümkün olduğunca çiğ et vey sakatattan kaçınılması, eğer verilecekse pişirildikten sonra verilmesi, kurban bayramlarında kurban kesecek vatandaşların kist hidatikli organları köpeklere yedirmemeleri, çevreye atmamaları, bunları derince

açılmış çukurlara gömmeleri konusunda her türlü iletişim aracı ile uyarılmalısı), okullarda çocukların anlayacağı şekilde hastalıkla ilgili bilgilerin çarpıcı yönleriyle verilmesi, çocukların sahipsiz köpeklerle oynamalarına izin verilmemesi gereklidir.



Kontrol programı yoktur. Ülke çapında toplumu korumak için uygulanması gereken iyi planlanmış ve kurallara uygun bir “ekinokok koruma ve kontrol programına ihtiyaç vardır. Bu programın temelini ise ülkede sorunun gerçek boyutunu gösteren prevalans verileri oluşturacaktır.
ANTİBİYOTİK KULLANIMI:

http://im0-tub-tr.yandex.net/i?id=83e6e947c85e3669dd7f88f12a64b4ce-131-144&n=21http://im3-tub-tr.yandex.net/i?id=9ba27aca6dc710a242cca99a8de85fa8-91-144&n=24http://im1-tub-tr.yandex.net/i?id=e9467c253e73840402006a8a5cacca72-02-144&n=24

Tıp ve Veterinerlikte antibiyotik kullanımı ve direnci kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. Ülkemiz antibiyotik kullanımı konusunda dünya birincisidir ve derhal acil eylem planı doğrultusunda harekete geçilmesi gerekmektedir. Özellikle gereksiz antibiyotik kullanımının en yoğun olduğu grip sezonu başlamadan önce toplum kampanyaları ve kamu spotları ile hem gereksiz kullanımın önüne geçilmesi gerekmektedir. Reçetesiz antibiyotik satışının önlenmesi için acilen yasal düzenleme getirilmesi gerekmektedir. Hem yataklı tedavi kurumlarında hem de ayaktan hastalar için akılcı ilaç ve antibiyotik kullanımı kavramlarının geliştirilmesi, tedavi ve profilaksi kılavuzları, eğitimler, yasal düzenlemeler, enfeksiyon hastalıkları uzman onayı, bilgisayar kontrol sistemleri, otomatik durdurma sistemleri, geri bildirimler ve hatta performans yansımaları ile acilen antibiyotik kullanımın ve buna bağlı olarak masrafların ve antibiyotik direncinin azaltılması şarttır.


SONUÇ:

Zoonotik hastalıklar ülkemiz için ciddi bir sağlık sorunudur. Bu alanda çözüm bekleyen önemli meseleler vardır. Sempozyumun sonunda, toplantıya katılan tüm birimlerle birlikte yapılan ortak değerlendirme sonucunda tespit edilen sorunlar ve çözüm önerileri:



  1. Tek Dünya Tek Sağlık kavramından hareketle zoonozlarla mücadelede multidisipliner yaklaşım ve sektörler arası iş birliğinin kritik önemi göz önüne alındığında, Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Çevre Bakanlığının ve uzmanlık derneklerinin iş birliği ve koordinasyon içerisinde hareket etmesi sağlanmalıdır.

  2. Sempozyumun zoonotik hastalıkların ciddi bir problem olmaya devam ettiği Doğu Anadolu Bölgesi’nde ve bölgenin sağlık ve eğitim merkezi konumundaki Erzurum’da gerçekleştirilmiş olması memnuniyetle karşılanmıştır ve sonraki toplantıların aynı şekilde Ankara dışında sahada yapılması planlanmıştır. Sonraki yıllarda sempozyumun Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yapılması önerilmiştir.

  3. Sonraki sempozyumlarda klasik zoonozların her yıl tekrar tartışılması yerine Dünya ve Türkiye gündeminde öne çıkan zoonotik hastalıklar öncelikle ve daha detaylı olarak ele alınması önerilmiştir.

  4. Zoonozlarla ilgili multidisipliner (tarım ve sağlık çalışanlarının birlikte yer aldığı) modüller oluşturulup bölge ve il temsilcilikleri ile hastalıklarla savaş daha etkin bir biçimde yapılmalıdır. Örneğin kist hidatik önleme modülü..vb.. Böylece hastalığa özel önlemlerin yeterince uygulamada olup olmadığı daha etkin bir şekilde kontrol edilip düzeltilebilir. (Bu modüllerde çalışanlar kişisel duyarlılığı yüksek olan bireylerden oluşmalıdır.)

  5. Koruyucu önlemler arasında aşılama çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle gerek hayvan gerekse insan aşı çalışmalarına hız verilmelidir.

  6. Multidisipliner yaklaşımın ve çalışmaların yapılması gereklidir.

  7. Tıp ve Veteriner fakültelerinde eğitimlerde zoonozlara daha fazla önem verilmeli, ortak eğitim programları düzenlenmeli ve ortak çalışma ya da tezler yapılmalıdır.

  8. Kurumlar gelişmekte olan bölgelerde zoononotik hastalıklarla ilgili sorunun saptanması ve önlenmesine yönelik ortak projeler oluşturmalı ve yürütmelidir.

  9. TÜBİTAK Zoonotik Hastalıkların önlenmesine yönelik proje çağrısı yapabilir.

  10. Sahada vakaların atlanmaması için, Aile Hekimlerine zoonozlar konusunda verilen hizmet içi eğitimlere güncel konularla devam edilmelidir.

  11. Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak ilk ve ortaöğretim müfredatında zoonotik hastalıklardan korunma konusuna yer verilmesi önerilmiştir.

  12. MEB’e bağlı okullarda konferanslar verilerek toplumsal farkındalık artırılabilir

  13. Tıpta ve veterinerlik sektöründe antibiyotik kullanımının ve antimikrobiyal direncin önlenmesi için acil eylem planları yapılmalıdır. Toplumsal kampanyalar, kamu spotları, gerekli düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmeli özellikle grip sezonu başlamadan bu eğitimler hızlandırılarak gereksiz kullanımın önüne geçilmelidir. Eczanelerde reçetesiz antibiyotik satışının önlenmesi için gerekli yasal düzenleme acilen hayata geçirilmelidir.

Sonuç olarak;

Tek Dünya Tek Sağlık” sloganı ile Veteriner ve tıp doktorlarının zoonozlarla mücadelede iş birliği yaparak zoonotik hastalıkları kontrol altına almaları gereklidir. Üst düzeyde iyi bir koordinasyon ve yeterli kaynak aktarımı ile sorunun üstesinden gelinebileceği bir kez daha vurgulanmaktadır.

Sempozyumun gerçekleşmesini sağlayan tüm kuruluşlara ve emeği geçenlere teşekkür ederiz. Saygılarımızla
Düzenleme Kurulu Adına Başkanları
Prof. Dr. Zülal ÖZKURT              ve                 Prof. Dr. Fikret ÇELEBİ
Sempozyum Başkanları
Dr. Seçil ÖZKAN      Prof. Dr. İrfan EROL    

Prof. Dr. İftihar KÖKSAL                                 Vet. Hek. Talat GÖZET   


TC Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı TC Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği Türk Veteriner Hekimleri Birliği



Yüklə 56,58 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə