Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, Volume 28, Number 4, December 2015



Yüklə 73,55 Kb.
Pdf görüntüsü
tarix28.04.2017
ölçüsü73,55 Kb.

382

Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, Volume 28, Number 4, December 2015

Erişkin Asperger Sendromu: 

Olgu Sunumu

Ferdi Köşger

1

, Sinem Sevil



2

,

Zafer Subaşı



2

, Cem Kaptanoğlu

3

1

Yard. Doç. Dr., 



2

Araş. Gör. Dr., 

3

Prof. Dr.,



Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi,

Psikiyatri Anabilim Dalı, Eskişehir - Türkiye

Olgu Sunumu / Case Report

ÖZET


Erişkin Asperger Sendromu: Olgu sunumu

Asperger Sendromu (AS) sosyal etkileşim, iletişim sorunları ve stereotipik davranışlarla karakterize olan, 

otizmden farklı olarak dil ve bilişsel gelişimde gecikme görülmeyen bir bozukluktur. Genellikle çocukluk 

döneminde tanı konulmakla birlikte bazı vakalar erişkinlik döneminde tanı alabilmektedir. AS klinik özellikleri 

nedeniyle şizofreni, anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve kişilik bozuklukları ile tanısal anlamda 

karışabilmekte ve özellikle erişkinlik döneminde AS tanısı atlanabilmektedir. Bu olgu genellikle çocukluk 

döneminde tanı konulan ancak o dönemde tanı konulmazsa erişkinlik döneminde tanı ve ayırıcı tanısında 

güçlükler olabilen erişkin AS’nun önemini vurgulamak amacıyla sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Asperger Sendromu, erişkinlik, yaygın gelişimsel bozukluk

ABSTRACT


Asperger’s Syndrome in adulthood: a case report

Asperger’s Syndrome (AS) is characterized by social deficits, communication difficulties, and stereotypical 

behaviors.  Unlike  autism,  delays  in  language  and  cognitive  development  are  not  seen  in  Asperger’s 

syndrome. AS is typically diagnosed in childhood, although some cases may be diagnosed in adulthood. Due 

to the clinical features of AS, diagnostically it can be confused with schizophrenia, anxiety disorders, 

obsessive-compulsive disorder, and personality disorders; hence, diagnosis of AS may be missed, especially 

in adulthood. This case is presented to emphasize the importance of adult AS, given that it is generally 

diagnosed in childhood, which leads to difficulties in diagnosis and differential diagnosis in adulthood if the 

condition has not been diagnosed in childhood.

Keywords: Asperger’s Syndrome, adulthood, pervasive development disorder

Dusunen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2015;28:382-386

DOI: 10.5350/DAJPN2015280408

Yazışma adresi / Address reprint requests to:

Yard. Doç. Dr. Ferdi Köşger,

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi,

Psikiyatri Anabilim Dalı,

Odunpazari/Eskişehir, Türkiye

Telefon / Phone: +90-222-239-2979/3600 

Elektronik posta adresi / E-mail address:

ferdikosger@gmail.com 

Geliş tarihi / Date of receipt:

5 Eylül 2014 / September 5, 2014 

Kabul tarihi / Date of acceptance:

30 Kasım 2014 / November 30, 2014



GİRİŞ

I

CD-10’a göre yaygın gelişimsel bozukluklar içinde 



sınıflanan Asperger Sendromu (AS) sosyal etkileşim, 

iletişim sorunları ve stereotipik davranışlarla karakteri-

ze bir bozukluktur (1). İlk olarak 1944 yılında Hans 

Asperger tarafından duygularını ifade etmede güçlük 

yaşayan, empati eksikliği ve toplumsal kabul görmüş 

konuları  anlamakta  zorlanan,  ilgilendikleri  konu  ile 

ilgili  ‘küçük  profesör’  kesilen  ancak  ses  ayarında, 

mimiklerini  kullanmakta  güçlük  çeken  bireylerdeki 

bozukluk olarak tanımlanan AS’na olan ilgi Wing’in 

1981 yılında yaptığı çalışmayla artmıştır (2,3). DSM-

IV’e göre otizmden farklı olarak dil ve bilişsel gelişim-

de  gecikme  olmaması  ile  tanımlanan  sendrom  (4), 

DSM-V ile birlikte ayrı bir bozukluk olarak tanımlan-

mayıp yüksek işlevli otistik bozukluk (YİOB) tanı gru-

bunda yer almıştır (5).

  AS  yaygınlığının  %0.3-0.7  arası  olduğu  ve 

erkeklerde kadınlara göre 9 kat daha fazla görüldüğü 

bilinmektedir. AS’na ortalama olarak 10-11 yaşlarında 

tanı konulmakla beraber bazı vakalar yirmili yaş ve 

erişkinlik döneminde tanı alırlar (3). Özellikle yeni bir 

uyum  gereksinimi  olduğunda  AS  belirtileri  artar. 

AS’nun erişkinlikteki görünümü ile ilgili bilgilerimiz ise 

halen kısıtlıdır (6,7). 

  Klinik  özellikleri  açısından  özellikle  şizofreninin 

prodromal dönemi, şizoid kişilik bozukluğu, reziduel 

şizofreni ve bunlarla birlikte obsesif kompulsif bozuk-

luk (OKB), kaçıngan kişilik bozukluğu, dikkat eksikliği 

ve hiperaktivite bozukluğu AS ile benzer bulgular gös-

terebilir ve bu durum AS olan bireylere yanlış tanıların 

konulmasıyla sonuçlanabilir. 

  Bu olgu genellikle çocukluk döneminde tanı konu-

lan ancak o dönemde tanı konulmazsa erişkinlik döne-

minde tanı ve ayırıcı tanısında güçlükler olabilen eriş-

kin AS’nun önemini vurgulamak amacıyla sunulmuş-

tur.


383

Köşger F, Sevil S, Subaşı Z, Kaptanoğlu C

Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, Volume 28, Number 4, December 2015

 OLGU

  Otuz iki yaşında, lise mezunu, bekar, çalışmayan, 

ailesi ile birlikte yaşayan erkek hasta acil servisimize 

anne ve babasına bir şey olursa yalnız kalma endişesi, 

sıkıntı hissi, insanlarla iletişim kuramama, şizofreni 

olduğunu düşünme, özkıyım düşünceleri yakınmaları 

ile  başvurdu.  Kliniğimize  yatışı  yapılan  hastanın 

yakınmalarının  çocukluk  döneminde  başladığı,  pek 

arkadaşının olmadığı, okulda arkadaşlarının onu garip 

olduğu için dışladığı öğrenildi. Lise dönemlerinde de 

benzer durumun devam ettiğini, arkadaşlarına uyum 

sağlayamadığını onların oynadığı oyunlara katılmadı-

ğını,  ders  başarısının  çok  iyi  olmadığını,  lise  ikinci 

sınıftan sonra liseyi dışarıdan bitirdiğini belirtti. On 

sekiz yaşında okula devam edemediği ve sorumluluk-

larını yerine getiremediği için moralsizlik, keyifsizlik, 

isteksizlik, hayattan zevk alamama yakınmalarıyla psi-

kiyatri polikliniğine başvurduğu ve ismini hatırlama-

dığı antidepresan ilaçlar kullandığı öğrenildi. Korkak 

bir yapısı olduğu için askere gitmek istemediğini söy-

leyen hasta, bağırarak konuştuğu için askerde dışlan-

dığını, bu konuşma tarzı nedeniyle sürekli uyarıldığını 

ancak  istese  de  sesinin  tonunu  ayarlayamadığını 

belirtti.  Askerlik  yaparken  izine  gittiği  dönemde, 

askerden çok korktuğu için geri dönmek istemeyen 

hasta kendini bir akarsuya atarak özkıyım girişiminde 

bulunmuş ve çevredeki insanlar tarafından kurtarıl-

mış. Askerden döndükten sonra bir yıla yakın evden 

hiç çıkmamış. ‘Eğer evden çıkarsam sokakta kalakalı-

rım, sağa mı yoksa sola mı gideceğimi bilemem bu 

yüzden  evden  çıkmamalıyım’  şeklinde  düşünüyor-

muş. Ailesi tarafından anlaşılmadığını düşünerek bir 

gün evdeki eşyaları balkondan atmaya başlamış. Ailesi 

tarafından kolluk kuvvetleri aranmış ve 2004 yılında 

bir psikiyatri kliniğinde iki ay yatışı olmuş. O dönem-

de  paroksetin,  karbamazepin  ve  risperidon  tedavisi 

almış. Bir yıl sonra karışık tip kişilik bozukluğu tanı-

sıyla aynı klinikte bir ay daha yatışı olmuş. 2006 ile 

2013  yılları  arasında  başka  bir  psikiyatri  kliniğinde 

toplam yedi kez yatışı olan hastaya psikotik bozuk-

luk, anksiyete bozukluğu tanıları konmuş ve o dönem-

lerde sertralin, risperidon, ziprasidon tedavileri almış. 

İlaçlardan  çok  yarar  görmediğini  belirten  hasta, 

psikiyatri servislerinde daha çok iletişim kurabildiğini, 

diğer hastaların ve yardımcı sağlık personelinin kendi-

sini daha çok anlayabildiğini ve genellikle hastaneden 

çıkışının yapılmasını istemediğini, çıkınca yine evden 

dışarı çıkamadığını ve insanlarla iletişim kuramama, 

anlaşılamama kaygılarının tekrar başladığını belirtti. 

Ruhsal durum muayenesinde; genel görünüm ve ken-

dine bakımı azalmıştı; konuşması açık, anlaşılır, yük-

sek  ses  tonunda,  çağrışımları  amaca  yönelikti. 

Anksiyoz duygulanım gözlendi. Bilişsel yetileri tamdı. 

Algı  sapması  tanımlanmadı.  Düşünce  içeriğinde 

insanlar tarafından anlaşılamadığı için anne ve babası-

na kötü bir şey olursa yalnız yaşayamayacağı şeklinde 

kaygılar, eğer bir sandalyeye doğru bir şekilde iki kez 

oturmazsa  penisinin  karnına  kaçacağı  düşüncesi, 

sürekli hastalığının tanısı ile ilgili düşünce uğraşları 

tanımlandı. Dışa vuran davranışlarında otururken ve 

özellikle biriyle konuşurken sık sık öne eğilip penisini 

kontrol etme ve gerekirse konuşmayı kesip kontrol 

için tuvalete gitme davranışı tanımlandı.

  Genel tıbbi durumu dışlamak amacıyla; elektroen-

sefalogram (EEG), tam kan sayımı, tiroid fonksiyon 

testleri, serum B12 vitamini ve folik asit düzeyi bakıldı. 

Sonuçları normal olarak değerlendirildi. Yapılan zeka 

testinde Kent E.G.Y. sözel performans testinden 93 

puan alan hasta, Porteus labirentleri performans testin-

den 104 puan aldı. Tespit edilen ortalama zeka bölü-

mü 99 olarak saptandı.

  Hastaya yatışında daha önce kısmen faydalandığı-

nı  belirttiği  sertralin  50mg/gün  ve  yoğun  anksiyete 

belirtileri  nedeniyle  klonazepam  4mg/gün  tedavisi 

başlandı. Psikotik bulgu saptanmayan hastanın almak-

ta olduğu risperidon ve ziprasidon tedavisi azaltılarak 

kesildi. Bir ay sonra klonazepam tedavisi dozu azaltı-

larak kesildi. Sertralin 100mg/güne çıkıldı. Klinik için-

de sürekli yüksek sesle konuşması, özellikle ilgilendiği 

konularda hatalı bir şey söylenince hızla tepki verip 

düzeltmesi, benzer şekilde doktor isimlerinin hatalı 

söylendiğinde konuşmayı kesip bağırarak doğru şekil-

de düzeltmesi, koltuğa ya da kanepeye değil mutlaka 

sandalyeye oturması dikkat çekiciydi. Şizofreni tanısı-

nın olduğunu düşünüyordu ve bu düşüncesi neredey-

se  ‘kendi  kendini  damgalama’  seviyesindeydi. 

Yakınlarıyla  yapılan  görüşmelerde  mental-motor 


384

Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, Volume 28, Number 4, December 2015

Erişkin Asperger Sendromu: Olgu sunumu

gelişiminin zamanında olduğu, on iki aylıkken konuş-

maya başladığı, on dört aylıkken yürüdüğü çocukluk 

döneminde  konuşmayı  çok  sevdiği,  sürekli  yüksek 

sesle  bağırarak  konuştuğu,  başkalarını  dinlemeyip 

kendi söylediklerinin dinlenmesini istediği bu yüzden 

ilkokuldan  itibaren  hiç  arkadaşlık  kuramadığı,  orta 

düzeyde başarısı olan bir öğrenci olduğu, uzun süreli 

psikiyatri  kliniğinde  yatışların  kendisine  iyi  geldiği 

öğrenildi.

  Olgumuzda klinik olarak karşılıklı sosyal etkileşim-

lerde ve iletişimde kısıtlılık olması, davranış, ilgi ve 

etkinliklerde kısıtlılığının olması ve yineleyici stereoti-

pik davranışlarının olması, belirgin dil ve bilişsel geliş-

me geriliğinin olmaması nedeniyle ICD-10’a göre AS 

tanısı konuldu (1). AS’nun klinik özellikleri hasta ile 

paylaşıldı ve AS ile ilgili derneklerin ve destek grupları-

nın bulunduğu bilgisi verildi. Özkıyım düşüncesi kay-

bolan, anksiyete belirtileri gerileyen, özbakımı düzelen 

hastanın  poliklinik  kontrolü  önerilerek  sertralin 

100mg/gün  tedavisi  ile  çıkışı  yapıldı.  Kliniğimizden 

çıkışının dördüncü ayında yapılan görüşmede günde 

en az bir saat evden dışarı çıkabildiği, yatış öncesinde-

ki gibi sürekli ilaç kullanma ve psikiyatri servislerine 

yatış talebinin olmadığı öğrenildi.

 TARTIŞMA

  Çocukluk çağında tanısı konabilen ve yaşam boyu 

süren  bir  psikiyatrik  bozukluk  olarak  tanımlanan 

AS’nda otizme benzer şekilde toplumsal etkileşimde 

bozukluk, kısıtlı ve yineleyici ilgi alanları ve etkinlikleri 

vardır. ICD-10 ve DSM-IV’te AS’nun otizmden temel 

farkının dil ve bilişsel gelişimde gecikme ve gerileme 

olmaması  vurgulanmıştır.  Çoğu  hasta  normal  zeka 

düzeyinde  olmasına  rağmen  beceriksizdir.  Ancak 

Wing (2,3) dil gelişiminde gecikme olanlar ve sınır ya 

da  sınır  altı  zeka  bölümü  olanlarda  da  AS  tanısının 

konulabileceğini  belirtmiş  ve  DSM-IV  ile  ICD-10’u 

tanı kriterleri konusunda eleştirmiştir. 

  AS tanılı çocukların ilköğretimde ham bellek, ezber-

leme  ve  hesaplama  becerileri  nedeniyle  yüksek  bir 

başarı gösterebileceği ancak yazma ve el becerilerinde 

sorunlar yaşayabilecekleri bilinmektedir (6,7). Ancak 

toplumsal becerilerin daha çok gerektiği ortaokul ve 

ergenlik dönemiyle birlikte yaşıtlarına uyum sağlama 

güçlüğü,  yaşıtları  tarafından  dışlanma,  daralmış  ilgi 

alanları akademik başarıyı düşürmektedir (3). AS/YİOB 

tanılı ergenlerde depresyon yaygınlığında artış olması-

nın akademik sorunlarla ilgili olabileceği bildirilmiştir 

(7). Benzer şekilde hastamız da ergenlik döneminden 

itibaren yaşıtlarına uyum sağlamakta belirgin güçlük 

yaşamış,  arkadaşları  tarafından  dışlanmış,  okuluna 

devam edemediği ve sorumluluklarını yerine getireme-

diği bir dönemde depresyon tanısı almıştır. AS olan 

bireylerin daralmış ilgi alanlarına yönelik eğitim alma-

larının akademik başarılarını arttırabileceği bilinmekte-

dir (8).

  AS/YİOB  tanılı  bireylerin  mesleki  işlevselliğini 

değerlendiren çalışmalarda Szatmari ve arkadaşları (9) 

tanı alan bireylerin %37.5’inin, Venter ve arkadaşları 

(10) ise %24.1’inin tam zamanlı bir işte çalışabildiğini 

göstermişlerdir. Her iki çalışmada da AS/YİOB tanılı 

bireylerin özel beceri gerektirmeyen daha alt seviyede-

ki işlerde çalıştığı bildirilmiştir. Hastamızın da yirmili 

yaşların başında bir kuaförde iki günlük çalışma girişi-

minin olduğu ancak yaşadığı iletişim sorunları nede-

niyle devam edemediği bilinmektedir. İş bulabilen AS 

tanılı bireylerin toplumsal etkileşim ve iletişim sorun-

ları yüzünden işlerini kaybettiği bilinmektedir (9,10). 

AS tanılı bireyler için onların ihtiyaçlarına yönelik işye-

ri düzenlemelerinin yapılması ve iş bulmaları konu-

sunda  gerekli  sosyal  desteğin  sağlanması  önemli 

görünmektedir. Önceden planlanmış, yapılacak işin 

belli olduğu, tekrarlayan işlerde daha başarılı olabile-

cekleri düşünülmektedir (11).

  AS olan bireylerde genel olarak aile ilişkilerinde 

toplumsal iletişime göre daha az bozulmanın olduğu 

bilinmektedir. Ancak yaşıtlarıyla sosyal etkileşime gir-

mekte  zorlanırlar  (12,13).  Yaşla  birlikte  toplumsal 

becerilerin  arttığı  gösterilmiştir  (14).  Larsen  ve 

Mouridsen (15) AS tanılı bireylerin %22’sinin evlendi-

ğini saptamışlardır. Ancak bu evliliklerin uzun sürme-

diği ve boşanma oranlarının yüksek olduğu saptan-

mıştır  (16).  Hastamızın  da  bir  kız  arkadaşının  hiç 

olmadığı, bu yönde bir çabasının bulunmadığı bilin-

mektedir.

  Çocukluk döneminde tanı konulmamış AS’lu birey-

lerin  tanıları  erişkinlik  döneminde  gözden  kaçabilir. 



385

Köşger F, Sevil S, Subaşı Z, Kaptanoğlu C

Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, Volume 28, Number 4, December 2015

KAYNAKLAR

1.  Dünya Sağlık Örgütü. ICD-10 Ruhsal ve Davranışsal Bozukluklar 

Sınıflandırması Klinik Tanımlamalar ve Tanı Kılavuzları. Öztürk 

MO, Uluğ B (Çeviri. Ed.) 1. Baskı, Ankara: Türkiye Sinir ve Ruh 

Sağlığı Derneği Yayını, 1993. 

2.  Wing  L.  Reflections  on  opening  Pandora’s  box.  J  Autism  Dev 

Disord 2005; 35:197-203. [CrossRef]

3.  Tufan  AE,  Durukan  İ,  Işık  U.  Erişkinlikte  Asperger  sendromu: 

Bir gözden geçirme. Journal of Clinical and Analytical Medicine  

2011; 2:152-156. [CrossRef]

4.  Amerikan  Psikiyatri  Birliği.  Mental  Bozuklukların  Tanısal  ve 

Sayımsal  El  Kitabı.  Yeniden  Gözden  Geçirilmiş  Tam  Metin. 

Köroğlu E (Çeviri Ed.) 4. Baskı, Ankara: Hekimler Yayın Birliği, 

2007.


5.  Woods AG, Mahdavi E, Ryan JP. Treating clients with Asperger’s 

syndrome  and  autism.  Child  Adolesc  Psychiatry  Ment  Health 

2013; 7:32. [CrossRef]

6.  Özdemir  DF,  İşeri  E.  Erişkinlerde  Asperger  bozukluğu:  Bir 

gözden geçirme. Klinik Psikiyatri Dergisi 2004; 7:223-230.

Erişkin AS olan bireylere en sık konulan psikiyatrik tanı 

şizofrenidir (3). Özellikle geç ergenlik döneminde sos-

yal  ilişkilerde  sınırlılık,  tuhaf  davranışlar  şizofreniyi 

düşündürebilir. Ancak AS’na şizofreninin eşlik etmesi 

çok nadirdir (16). Hastalık dönemi boyunca kendisi ve 

ailesinden alınan öyküde hiçbir zaman sanrı, varsanı, 

dezorganize konuşma ve davranış tanımlanmadığı için 

hastamızın tanısında şizofreni ve diğer psikotik bozuk-

luklar dışlanmıştır. Yine tekrarlayıcı davranış kalıpları 

nedeniyle  OKB  tanısı  AS  tanısından  önce  konabilir. 

Hastamızda da tekrarlayıcı davranış örüntüleri saptan-

mıştır. OKB’de bu örüntülerin kaynağında anksiyete 

yatarken AS’da istek ve konfor bu ilgilerin kaynağını 

oluşturur. Hastamızın oturmak için mutlaka sandalyeyi 

seçmesi ve penisini kontrol davranışları ile ilgili bir kay-

gıdan çok rahatlama hissinin olduğunu belirtmesi, bu 

davranışların kompulsiyondan çok AS’da görülen dav-

ranış örüntüleri olduğu yönünde değerlendirildi. AS 

tanılı bireylerin sosyal ilişkilerindeki belirsizlik ve öngö-

rülemezlik durumunun aşırı kaygıya yol açtığı, bu yüz-

den kaygı bozukluğu tanısının AS’nda sık konulduğu 

bilinmektedir. Hastamızda da özellikle ilk yatış döne-

minde belirgin kaygı saptanmış ancak bu durum ayrı 

bir anksiyete bozukluğu tanısından çok AS’da gözlenen 

bir belirti olarak değerlendirilmiştir. Kişilik bozuklukla-

rından özellikle şizoid kişilik bozukluğunun AS ile ayı-

rıcı tanısı oldukça güçtür. Toplumsal etkileşimde bozul-

ma AS’da daha fazladır ve yineleyici davranış örüntüle-

ri daha çok AS’da görülür. Ayrıca hastamızda gözlem-

lemediğimiz duygusal soğukluk ve donukluk daha çok 

şizoid kişilik bozukluğuna özgüdür. Sürekli tanısıyla 

ilgili  düşünce  uğraşları  olan,  şizofreni  tanısının 

olduğunu  düşünen  hastamızda  tanı  konulduktan  ve 

psikoeğitim verildikten sonra bir rahatlama olduğu ve 

anksiyete  belirtilerinin  gerilediği  gözlenmiştir. 

Hastaların tanılarının uygun bir şekilde hastayla payla-

şılması  kısıtlı  da  olsa hastalarda içgörü  geliştirebilir. 

Ayrıca ailenin tanı ile ilgili bilgilendirilmesi bu farklı 

insanlarla yaşamaları, uygun tutum ve yönlendirmeleri 

yapmalarını kolaylaştırmaktadır. Hastamızın özellikle 

askerlik ve okul öyküleri AS tanılı bir bireyin ‘normal’ 

muamelesi gördüğü zaman yaşadığı sıkıntıları örnekle-

mektedir.

  Okul öncesinden ergenlik dönemine kadar YİOB 

tanılı bireylerin gelişimini değerlendiren bir çalışma-

da, erken müdahalelerin varlığı halinde bilişsel beceri 

ve toplumsal işlevsellikte yaşla birlikte kısmen geliş-

me olduğu bildirilmiştir (12). Erişkin psikiyatri polikli-

niklerinde  AS  oldukça  az  konulan  bir  tanıdır.  Bu 

durum  tanı  ölçütlerinin  tam  olarak  bilinmemesiyle 

ilgili  olabileceği  gibi  kesitsel  bir  değerlendirmenin 

yapılıp gelişimsel öykünün yeterince alınmamasıyla 

da ilgili olabilir (17). AS’da ayırıcı tanı açısından özel-

likle gelişimsel öykü almak ve aile görüşmesi yapmak 

oldukça önemlidir. 

  Her ne kadar genellikle çocukluk döneminde tanı 

konan  bozukluklar  grubunda  olsa  da  AS/YİOB  ile 

erişkinlik döneminde de karşılaşılabileceğinin bilin-

mesi ve erişkin psikiyatristlerinin bu konuda dona-

nımlarını arttırması önemlidir. Yaşam boyu süren ve 

bireyin toplumsal ve mesleki işlevselliğinde önemli 

derecede  bozulma  ile  seyreden  erişkin  AS  ile  ilgili 

uzun süreli izlem çalışmalarına ihtiyaç olduğu düşü-

nülmektedir.


386

Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, Volume 28, Number 4, December 2015

Erişkin Asperger Sendromu: Olgu sunumu

7.  Aggarwal  S,  Westbrook  J.  Prognosis  of  Asperger’s  disorder.  In 

Rausch  JL,  Johnson  ME,  Casanova  MF  (editors).  Asperger’s 

Disorder.  First  ed.  New  York:  Informa  Healthcare,  2008,  327-

342. [CrossRef]

8.  Tantam  D.  Adolescence  and  adulthood  of  individuals  with 

Asperger syndrome. In Klin A, Volkmar FR, Sarrow SS (editors). 

Asperger Syndrome. New York: The Guilford Press, 2000, 367-

403.

9.  Szatmari P, Bartolucci G, Bremner R, Bond S, Rich S. A follow-up 



study of high-functioning autistic children. J Autism Dev Disord 

1989; 19:213-225. [CrossRef]

10.  Venter  A,  Lord  C,  Schopler  E.  A  follow-up  study  of  high-

functioning  autistic  children.  J  Child  Psychol  Psychiatry  1992; 

33:489-507. [CrossRef]

11.  Volkmar F. Can you explain the difference between autism and 

Asperger  syndrome.  J  Autism  Dev  Disord  1999;  29:185-186. 

[CrossRef]

12.  Sigman  M,  McGovern  CW.  Improvement  in  cognitive  and 

language skills from preschool to adolescence in autism. J Autism 

Dev Disord 2005; 35:15-23. [CrossRef]

13.  Gilchrist  A,  Green  J,  Cox  A,  Burton  D,  Rutter  M,  Le  Couteur 

A.  Development  and  current  functioning  in  adolescents  with 

Asperger  syndrome:  a  comparative  study.  J  Child  Psychol 

Psychiatry 2001; 42:227-240. [CrossRef]

14.  Szatmari P, Bryson SE, Streiner DL, Wilson F, Archer L, Ryerse 

C.  Two-year  outcome  of  preschool  children  with  autism  or 

Asperger’s  syndrome.  Am  J  Psychiatry  2000;  157:1980-1987. 

[CrossRef]

15.  Larsen  FW,  Mouridsen  SE.  The  outcome  in  children  with 

childhood autism and Asperger syndrome originally diagnosed 

as psychotic. A 30-year follow-up study of subjects hospitalized 

as  children.  Eur  Child  Adolesc  Psychiatry  1997;  6:181-190. 

[CrossRef]

16.  Chen  PS,  Chen  SJ,  Yang  YK,  Yeh  TL,  Chen  CC,  Lo  HY. 

Asperger’s  disorder:  a  case  report  of  repeated  stealing  and  the 

collecting  behaviours  of  an  adolescent  patient.  Acta  Psychiatr 

Scand 2003; 107:73-75. [CrossRef]

17.  Özgüven HD, Öner Ö, Ölmez Ş. Erişkin bir Asperger bozukluğu 

olgusunun  klinik  ve  nöropsikolojik  değerlendirmesi.  Turk 

Psikiyatri Derg 2001; 12:233-240.




Yüklə 73,55 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə