37 p-1 epileptik gebelerin takiBİ p-2 epilepside yalanci direnç: 105 HASTANIn takiBİ p-3


P-6 BAYILMA YAKINMASI İLE BAŞVURAN HASTALARDA



Yüklə 487,33 Kb.
Pdf görüntüsü
səhifə2/7
tarix13.04.2017
ölçüsü487,33 Kb.
#13854
1   2   3   4   5   6   7

P-6

BAYILMA YAKINMASI İLE BAŞVURAN HASTALARDA 

EEG ANORMALLİKLERİ

Gençer GENÇ,

1

 Cemal Onur NOYAN

2

 

1

MAREŞAL ÇAKMAK ASKER HASTANESİ ERZURUM



2

 GÜMÜŞSUYU ASKER HASTANESİ İSTANBUL

Amaç: EEG’yi klinik olarak doğru yorumlamak için ayrıntı-

lı  anamnez  çok  önemlidir.  EEG  konusunda  deneyimli  ol-

mayan hekimler bazı EEG anormalliklerine göre anamneze 

dikkat  etmeden  hastalara  antiepileptik  tedavi  başlayabil-

mektedir. Bu durum gerçekte epilepsisi olmayan hastaların 

yıllarca yanlış tedavi edilmesine sebep olabilmektedir. Biz 

bayılma yakınması ile başvuran hastalarda EEG anormallik-

lerini araştırmayı amaçladık. 

Gereç  ve  Yöntem:  Bayılma  yakınması  ile  Nöroloji  poliklini-

ğine başvuran hastaların anamnezleri ve EEG kayıtları nor-

mal, anormal jeneralize, anormal fokal olması açısınan ret-

rospektif olarak incelendi.

Bulgular: Bayılma yakınması ile başvuran ve anamnezi epi-

lepsi ile uyumlu olan hastaların interiktal EEG’lerinde %32,6 

normal;  %43,7  anormal  jeneralize;  %23,7  anormal  fokal 

bulgular  gözlenmiştir.  Anamnezi  senkop  veya  konversif 

bozukluk  düşündüren  hastaların  interiktal  EEG’lerinde  % 

8,7 oranında anormallik saptanmıştır. 

Sonuç: Sonuçlarımız EEG anormalliklerinin ancak klinik ile 

korele  olduğu  zaman  anlamlı  olduğunu  göstermektedir. 

Olaya  şahit  olanlardan  alınan  ayrıntılı  anamnezin  epilep-

si tanısında her zaman teknik prosedürlerden daha önemli 

olduğunu düşünmekteyiz. 

P-7

ŞİZOFRENİ VE EPİLEPSİ BİRLİKTELİĞİ: OLGU SUNUMU

Nihan OĞUZ,

1

 Gençer GENÇ,

2

 Mehmet OĞUZ,

2

 

1

ERZURUM BÖLGE EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ, ERZURUM



2

MAREŞAL ÇAKMAK ASKER HASTANESİ, ERZURUM

Olgu-

Giriş: Şizofreni tedavisi zaten uzun süreli ve zor bir tedavi 



süreci olduğundan bu duruma eşlik eden hastalıkların or-

taya çıkması hastalığın yönetimini daha da karmaşıklaştır-

maktadır. Şizofreni hastalarında epilepsi görülme olasılığı 

normal populasyona göre 6 kat daha yüksektir. Biz şizofre-

ni ve epilepsi birlikteliği olan bir olgu sunuyoruz.

Olgu Sunumu: 30 yıldır bazı insanlardan şüphelenme, ken-

di kendine konuşma ve kulağına sesler gelme şeklinde şi-

kayetleri nedeni ile şizofreni tanısı ile takip ve tedavi edi-

len, son dönemlerde şikayetlerinde artış olması nedeni ile 

yatırılan hastanın yattığı dönemde jeneralize tonik klonik 

tarzda epileptik nöbeti gözlendi. Eşinden bu şekilde nöbet-

lerinin  son  bir  yıldır  olduğu  ve  tedavi  görmediği  öğrenil-

di. EEG’sinde sol hemisferde belirgin keskin yavaş dalga de-

şarjları gözlenen hastaya karbamazepin tedavisi başlandı. 

Tedavi ile tam nöbet kontrolu sağlanan hasta takibe alındı.

Sonuç: Çeşitli çalışmalarda şizofreni ve epilepsi arasında bir 

ilişki olduğu ortaya konmuştur. Bu iki hastalığın birlikte gö-

rülmesi  etyopatogenezlerinde  ortak  genetik  ve  çevresel 

faktörlerin rol aldığını düşündürmektedir. 

P-8

ARİPİPRAZOLA BAĞLI NÖBET GELİŞİMİ

Mehmet OĞUZ,

1

 Gençer GENÇ,

1

 Nihan OĞUZ

2

 

1

MAREŞAL ÇAKMAK ASKER HASTANESİ,ERZURUM



2

ERZURUM BÖLGE EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ, ERZURUM

Olgu-

Giriş: Aripiprazol, ikinci kuşak bir antipsikotik olup sık gö-



rülen  yan  etkileri  kabızlık,  ekstrapiramidal  yan  etkiler,  se-

dasyon ve tremordur. Nadiren yaklaşık % 0,1-0,3 oranında 

nöbetlere sebep olduğu bildirilmiştir. Biz aripiprazola bağlı 

nöbet gelişen bir olgu sunuyoruz.

Olgu Sunumu: 32 yaşındaki bayan hasta şüphecilik, konuş-

mama şikayetleri nedeni ile başvurdu. Psikotik bozukluk ta-

nısı ile yatırılan hastanın yattığı dönemde aripiprazol teda-

visine başlandı. Tedavi ile psikotik belirtilerin kontrolu sağ-

landı, ancak yattığı dönemde jeneralize tonik klonik tarzda 

epileptik nöbeti gözlendi. Daha önce nöbet öyküsü olma-



41

8. Ulusal Epilepsi Kongresi - Poster Bildiriler



yan, metabolik değerleri, EEG’si ve beyin MR’ı normal olan 

hastanın nöbeti semptomatik kabul edilerek tedavi başlan-

madan takibe alındı.

Sonuç: Yeni kuşak antipsikotik ilaçların yan etkilerinin daha 

az olduğu bilinmektedir. Diğer yandan antipsikotik ilaçlar 

epileptik eşiği düşürmektedirler. Bu durum klasik antipsi-

kotiklerde  daha  belirgin  olsa  da  aripiprozola  bağlı  nöbet 

gelişebileceği  unutulmamalıdır.  Olgumuzda  nöbet  gelişi-

mini açıklayacak metabolik yada organik bozukluk bulun-

maması ve tedavi başlangıcı ile nöbet gelişimi arasındaki 

zamansal ilişki nedeni ile nöbetin aripiprazole bağlı oldu-

ğu düşünülmüştür.



P-9

ENSEFALİTİ TAKLİT EDEN NÖROAKANTOSİTOZ 

OLGUSU

Şefik Evren ERDENER, Halil ÖNDER, İrsel TEZER, 

M. Ersin TAN, Serap SAYGI 

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİ, NÖROLOJİ ANABİLİM 

DALI, ANKARA

Olgu-


Giriş:  Otozomal  resesif  geçişli  nöroakantositoz  kliniğinde, 

hareket bozuklularına ek olarak epileptik nöbetler de gö-

rülebilmektedir. Ancak çok seyrek olarak; sık nöbetlerle, en-

sefalit benzeri bir tablo ile nöroakantositoz prezente olabi-

lir. Burada ensefalit benzeri klinik bulgularla başlayan nadir 

bir nöroakantositoz olgusu sunulmaktadır.

Olgu: Anne-babası 1. Derece akraba olan 40 yaşındaki er-

kek hastada, ikinci dekatta başlayan sağ omuz ve yüzde tik 

bozukluğu sonrası, on yıl önce akut anterograd amnezi ata-

ğı geliştiği, bu dönemde iki kez sekonder jeneralize nöbeti 

olan hastanın MRG’sinde bilateral hipokampal T2 hiperin-

tensitenin  görülmesi  üzerine,  BOS  bulguları  teyit  etmese 

de ensefalit düşünülerek buna uygun tedavi verildiği, takip 

eden dönemde hastanın hafif kognitif sorunlarının gelişti-

ği ve 4 yıl içinde 2 kez daha jeneralize nöbet geçirdiği, an-

tiepileptik  ilaç  kullanmaya  başladığı  öğrenildi.  Ancak  son 

2 yılda diskinezilerin ilerlemesi, konuşmanın bozulması ve 

ilerleyici yutma güçlüğünün gelişmesiyle tekrarlanan kra-

nial  MRG’sinde  bilateral  korpus  striatum  atrofisi,  bilateral 

hipokampal T2 hiperintensitesi tespit edildi. Kreatin kinaz 

yüksekliği ve periferik yaymada yoğun akantosit görülme-

si ile nöroakantositoz tanısı kondu. Ayrıca kompleks parsi-

yel nöbetlerden tam olarak ayırt edilemeyen, aralıklı dalma 

ve unutkanlık atakları nedeniyle 24 saatlik video-EEG mo-

nitörizasyonunda izlenen hastanın, interiktal EEG’de bilate-

ral temporallerde paroksismal aktivitelerinin olmasına rağ-

men, klinik veya subklinik nöbeti gözlenmedi. Antiepilep-

tik ilaçlarına ek olarak tetrabenazin ile takibinde diskinezi-

lerinin belirgin azaldığı izlendi.

Yorum:  Nöroakantositoz  nadir  de  olsa  uzamış  kompleks 

parsiyel nöbetlerle karakterize, ek olarak MRG özellikleri ile 

de ensefaliti taklit eden bir klinikle karşımıza çıkabilir. Bu 

durumda izlenen bilateral hipokampal intensitenin nöbet-

lerle veya primer patoloji ile ilişkili olabileceği tartışmalıdır.



P-10

SAYI GÖRME İLE TETİKLENEN BİR REFLEKS EPİLEPSİ 

OLGUSU

Şefik Evren ERDENER,

1

 Özden KAMIŞLI,

3

 Pınar ACAR,

1

 

İrsel TEZER,

1

 Kader KARLI OĞUZ,

4

 Burçak BİLGİNER,

2

 

Nejat AKALAN,

2

 Serap SAYGI

1

 

1

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, 



NÖROLOJİ ANABİLİM DALI, ANKARA

2

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, 



NÖROŞİRÜRJİ ANABİLİM DALI, ANKARA

3

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, 



NÖROLOJİ ANABİLİM DALI, ANKARA

4

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, 



RADYOLOJİ ANABİLİM DALI, ANKARA

Olgu-


Giriş: Literatürde tüm duyusal modalitelerle tetiklenen ref-

leks nöbetlerin görülebildiği bildirilmiştir. Bu tip nöbetler 

nadir  olarak  lezyonla  ilişkilendirilmektedir.  Burada  daha 

önce bildirilmemiş bir uyaranla, kompleks sayılarla nöbet-

leri  tetiklenen,  kortikal  displaziyle  ilişkili  bir  vaka  sunul-

muştur.


Olgu: 12 yaşından beri tekrarlayan nöbetleri olan 36 yaşın-

daki  kadın  hasta,  ilaca  dirençli  nöbetleri  nedeniyle,  uzun 

süreli  video-EEG  monitorizasyonunda  izlendi.  Nöbetlerin 

çok  basamaklı  sayıların  beklenmedik  anlarda  görülmesi, 

yazılması veya düşünülmesi ile tetiklendiği öğrenildi. İnte-

riktal EEG’de sağ temporalde epileptiform aktiviteleri göz-

lendi,  yazılı  sayılara  ve  telefon  kadranına  baktırılarak  da 

nöbeti uyarıldı. Sol omuzunda uyuşmayı takiben iktal ko-

nuşma,  sağ  elde  otomatizma,  sol  kolda  postürle  karakte-

rize kompleks parsiyel nöbeti kaydedildi. Bu sırada EEG’de 

sağ  temporalden  başlayan  iktal  kayıt  izlendi.  MRG’sinde 

sağ  temporal  lop  anteriorunda  displaziyle  uyumlu  olabi-

lecek T2  sinyal  artışı  gözlenen,  PET-BT’sinde  sağ  superior 

temporal girusta hipometabolik alanı raporlanan, interiktal 

ve  iktal  SPECT’inde  sağ  temporoparietal  bölgede  perfüz-

yon  değişiklikleri  gözlenen  hastanın  sağ  temporoparietal 

bölgesinin invazif yöntemle incelenmesi kararlaştırıldı. İn-

vazif monitörizasyon sırasında tetiklenen, spontan ve korti-



42

Epilepsi 2012;18(2)



kal stimulasyonda uyarı ile gelişen nöbetlerinde; sağ mezi-

al temporal bölgeyi gören elektrodlarda iktal başlangıç iz-

lendi. Ayrıca bu iktal aktivitenin mezial temporal bölgeden 

hızla  temporoparietal  bölgeye  yayıldığı  görüldü.  Hasta-

ya  sağ  temporal  lobektomi  ve  amigdalohipokampektomi 

ameliyatı yapıldı. Patolojik inceleme sonucunda sağ anteri-

or temporal lobda Tip1a fokal kortikal displazi tespit edildi. 

Daha önce ayda 4-5 nöbeti olduğu bilinen hastanın 1.5 ay-

lık takibinde nöbetsiz olduğu öğrenildi.

Yorum:  Daha  önce  bildirilmeyen,  sayılarla  tetiklenen  nö-

betleri olan ve refleks nöbetlerde beklenenin aksine pari-

etal bölge dışındaki temporal bölgedeki lezyondan nöbet-

lerin kaynaklandığı ispat edilen bu hastanın bulguları, ref-

leks nöbetlerin altında yatan fonksiyonel anatomik sürece 

ışık tutabilir.

P-11

EPİLEPSİDE ANKSİYETE BOZUKLUĞU: MİGREN 

BİRLİKTELİĞİ ÖN PLANDA

Nilgün ÇINAR, Şevki ŞAHİN, Tuğba O. ÖNAY, 

Kübra BATUM, Sibel KARŞIDAĞ 

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, 

NÖROLOJİ ANABİLİM DALI , İSTANBUL

Amaç:  Çalışmamızda  genelleşmiş  anksiyete  bozukluğu 

(GAB)’ nun epilepsi olgularındaki varlığı ve komorbid fak-

törler ile ilişkisi araştırılmıştır.

Gereç ve Yöntem: Epilepsi polikliniğimizde izlenen 180 olgu 

değerlendirilmiştir.  Epileptik  nöbet  sınıflaması  Uluslarara-

sı  Epilepsi  ile  Savaş  Derneği  (ILAE  1981)’e  göre  yapılmış-

tır.  DSM–IV  (Diagnostic  and  Statistical  Manual  of  Mental 

Disorders-IV)’  e  göre  major  depresyon  ve  psikotik  bozuk-

luk saptanan olgular çalışma dışında bırakılmıştır. GAB sap-

tanan ve psikiyatrik bozukluk saptanmayan olgular komor-

biditeler açısından karşılaştırılmıştır.

Bulgular:  180  olgunun  31’inde  major  depresyon,  9’unda 

psikotik  bozukluk,  38’inde    GAB  saptanmıştır.  Anksiyete 

saptanan olguların (16 kadın, 22 erkek) %32’sinde parsiyel, 

%68’inde  jeneralize  nöbet  mevcuttu.  Bu  olguların  %29’u 

semptomatik/kriptojenik  epilepsiydi.  Psikiyatrik  bozukluk 

saptanmayan 102 olguda (57 kadın, 45 erkek) %29 parsiyel, 

%71 jeneralize nöbet mevcuttu. Bu olguların %22’si semp-

tomatik/kriptojenik  epilepsiydi.  GAB  olan  epileptik  olgu-

lar ile psikiyatrik bozukluk saptanmayan olgular karşılaştı-

rıldığında yaş, cinsiyet, aile öyküsü, febril konvülzyon, kafa 

travma öyküsü ve eşlik eden tıbbi hastalık açısından farklı-

lık  bulunmamıştır.  Ancak  GAB  grubunda  sık  nöbet  varlığı 

%35 ve migren öyküsü %10 oranında bulunmuş olup, psi-

kiyatrik bozukluk saptanmayan olgulara göre anlamlı dü-

zeyde yüksek olduğu görülmüştür (p=0,03).

Sonuç:  Epilepside  anksiyete  bozukluğu  %19-45  oranında, 

migren ise %8-15 oranında bildirilmektedir (1,2). Bizim ça-

lışmamızda anksiyete bozukluğu %22 oranında bulunmuş 

olup,  anksiyete  eşlik  eden  epilepsi  hastalarında  migrenin 

daha  sık  olduğu  ve  bu  hastalarda  nöbet  sıklığının  artmış 

olduğu  gözlenmektedir.  Anksiyete  ve  migrendeki  ortak 

patofizyolojik yollar bunun nedeni olabilmektedir. Epilep-

si,  anksiyete  ve  migren  birlikteliğini  açıklamak  açısından, 

daha fazla sayıda olgu içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. 



P-12

MULTİPL SKLEROZ VE EPİLEPTİK NÖBETLER

Özden KAMIŞLI, Yüksel KAPLAN, Suat KAMIŞLI, 

Hamit ÇELİK, Cemal ÖZCAN

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ,

NÖROLOJİ ANABİLİM DALI, MALATYA

Amaç: Multipl Skleroz (MS) olgularında epileptik nöbetle-

rin  görülme  sıklığı  %1-5  gibi  düşük  oranlarda  görülmesi-

ne  karşın  normal  populasyondan  yüksektir.  Bu  çalışmada 

amacımız MS tanısı ile izlediğimiz hastalarda epileptik nö-

betlerin sıklığını, klinik özelliklerini araştırmak ayrıca MS ve 

epilepsi arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir.

Gereç ve Yöntem: İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merke-

zi Nöroloji AD, MS polikliniğinde kayıtlı 200 MS hastasının 

dosyaları retrospektif olarak incelenerek yapıldı.

Bulgular: 200 hasta içinde MS tanısı öncesi ve/veya sonra-

sı epileptik nöbet geçiren 5 hasta olduğu tespit edildi. Bir 

hastada MS tanısı öncesi epilepsi hastalığı varken, diğer 4 

hastada MS tanısından ortalama 5,7 yıl sonra epileptik nö-

betler başlamıştı. Hastalarda nöbetlerin başlangıç yaşı or-

talama 31,5 idi. MS tanısı aldıktan sonra nöbet geçiren has-

taların  ikisi  primer  progresif  MS,  diğer  ikisi  ise  sekonder 

progresif MS idi. MS tanısı öncesi epilepsisi olan hasta RR-

MS tanısı ile takip edilmekteydi. MS tanı sonrası epileptik 

nöbetleri başlayan hastaların üçü yatağa bağımlı EDSS: 8-9 

arasında,  diğer  hastanın  EDSS  si:  6.0  idi.  MS  tanısı  öncesi 

epilepsisi olan hastanın EDSS si 1,5 idi. Nöbet tiplerine bak-

tığımızda tanı öncesi epilepsisi olan hasta primer jeneralize 

tipte nöbetleri varken, MS tanı sonrası epilepsi gelişen has-

taların üçünde fokal başlayıp sekonder jeneralize olan nö-

betler, dördüncü hastada ise jeneralize tonik klonik nöbet-

ler mevcuttu. Ayrıca bu hastaların kraniyal MR’larında lez-

yon yükü fazlaydı.

Sonuç:  Bu  çalışmada  MS  hastalarında  epilepsi  birlikteli-

ği görülme oranı %2,5 olarak literatürle de uyumlu bulun-



43

8. Ulusal Epilepsi Kongresi - Poster Bildiriler



du. Bu bulgular bize MS hastalarında epileptik nöbetlerin 

progresif  seyirli,  ileri  dönemde  ve  nöroradyolojik  olarak 

lezyon yükü fazla olan hastalarda daha sık görülebileceği 

ihtimalini düşündürtmüştür.



P-13

POSTERİOR SİRKÜLASYON İNFARKTI OLAN 

HASTALARDA EPİLEPTİK NÖBETLER

Yüksel KAPLAN, Özden KAMIŞLI, Suat KAMIŞLI, 

Sinan GÖNÜLLÜ, Cemal ÖZCAN

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ, TURGUT ÖZAL TIP MERKEZİ, NÖROLOJİ 

ANABİLİM DALI, MALATYA

Amaç:  Serebrovasküler  hastalıklar,  erişkinler  ve  yaşlılarda 

nöbetlerin en sık nedenlerinden birisidir. Hemorajik inme, 

inmenin şiddetli oluşu, kortikal tutulum varlığı, birden faz-

la lobun tutulumu ve inme natürünün kardiyoembolik ol-

masının  inme  sonrası  nöbet  gelişmesinde  risk  faktörü  ol-

duğu  bilinmektedir.  Bu  çalışma  posterior  sirkülasyon  in-

farktı (PSI)olan hastalarda epileptik nöbetlerin sıklığını sap-

tamak ve bu hastalarda klinik özelliklerin değerlendirilme-

si amacıyla yapıldı.

Gereç ve Yöntem: Ocak 2011-Aralık 2011 tarihleri arasında 

kliniğimizde yatırılarak izlenen ardışık inme hastaları için-

den  klinik  ve  radyolojik  bulgularıyla  PSI  tanılı  hastaların 

bilgileri dosya kayıtları ve otomasyon sistemi kullanılarak 

retrospektif incelendi. Nöbet geçirdiği sırada infarkt dışın-

da asit-baz dengesizliği, elektrolit bozukluğu, nöbet eşiği-

ni  düşüren  ilaç  kullanımı  gibi  nöbete  yol  açacak  potansi-

yel durumları saptanan hastalar çalışmaya dahil edilmedi.

Bulgular:  55  hasta  içinde  epileptik  nöbet  geçiren  4  hasta 

(%7.2) (3 erkek,1 kadın ve yaş aralığı:65-88 yıl) olduğu tes-

pit edildi. 4 hastanın 2’sinde nöbet ilk bulgu, 2 hastada ise 

klinikte yattıkları sırada ortaya çıkmıştı. 3 hastada sol sere-

bellar infarkt, 1 hastada ise lateral bulber infarkt mevcuttu. 

Nöbetlerin türü; serebeller infarktı olan 3 hastanın jenera-

lize tonik-klonik nöbeti varken lateral bulber infarktı olan 

hastanın fokal başlayıp sekonder jeneralize nöbeti mevcut-

tu.  EEG  leri  norml  sınırlardaydı.  Hastaların  etyoloji  ve  risk 

faktörleri benzerdi.

Sonuç:  Literatürde  ön  sistem  infarktlarıyla  ilişkili  epilep-

tik  nöbetlerle  ilgili  çok  sayıda  çalışma  bulunmaktayken 

arka sistemle infarktlarıyla ilişkili epileptik nöbetlerle ilgi-

li çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada has-

talardan 3’ünde serebellar infarkt mevcuttu. Serebellumun 

hem kendi iç organizasyonunda hem de serebral korteksin 

asossiyasyon alanlarıyla oldukça karmaşık fizyolojik ve ana-

tomik afferent/ efferent bağlantıları vardır. Serebellum dis-

fonksiyonu ile epileptik nöbetler arasındaki patofizyolojik 

mekanizmalar net olarak anlaşılamamış olsada başlıca hay-

van modellerinde yapılan çalışmalar, serebellumun epilep-

tik nöbet aktivitesi üzerinde inhibitör etkisi olduğunu gös-

termektedir. Ayrıca hem hayvan hem insanda yapılan ça-

lışmalar,  serebellumun  stimülasyonunun  nöbet  aktivitesi-

ni düzelttiğini veya nöbet süresini kısalttığını göstermekte-

dir. Bu nedenle serebellar lezyonların başlı başına epilepto-

jenik özellikte olabileceği ileri sürülmektedir.

P-14

MİYOKLONİSİ ÖN PLANDA OLAN HASHİMOTO 

ENSEFALOPATİSİ

Seden DEMİRCİ

1

, Kadir DEMİRCİ

2

, Mesut YILDIZ

2

 

1

TOKAT DEVLET HASTANESİ, NÖROLOJİ KLİNİĞİ, TOKAT



2

TOKAT DEVLET HASTANESİ, PSİKİYATRİ KLİNİĞİ, TOKAT

Olgu-

Hashimoto ensefalopatisi, nadir görülen, yüksek antitiroid 



antikor seviyeleri ile ilişkili, otoimmün etyolojiye bağlı ol-

duğu  düşünülen  ve  steroid  tedavisi  ile  düzelen  bir  klinik 

tablodur.  Bu  yazıda  miyokloni,  kognitif  etkilenme  ve  psi-

kiyatrik belirtilerle prezente olan hashimoto ensefalopati-

si olgusu sunulmuştur.

Ellibir yaşında erkek hasta miyokloni  ve davranış değişik-

likleriyle başvurdu. Özgeçmişinde Diabetes mellitus ve hi-

potiroidisi mevcuttu. Sistemik muayene normaldi. Nörolo-

jik muayenesi apatik görünüm ve dizartik konuşma dışında 

normaldi. Laboratuar tetkiklerinde: hemogram ve biyokim-

ya tetkiki normaldi. Sedimentasyonu artmıştı. Tümör belir-

teçleri, B12 vitamin, Folat ve CRP normaldi. Serbest T3 ve 

T4 normal, TSH yüksekti. Anti TPO: 503,8 IU/ml (0-34), Anti 

TG: 835,7 IU/ml (0-115) idi. Tiroid USG’de ekojenite azalmış-

tı, sağ lobda ekojen, sol lobda hipoekoik birer nodül izlen-

di.  Kranial MRG’si normaldi. EEG’sinde hafif derecede yay-

gın zemin ritmi yavaşlaması gözlendi. BOS direkt bakısı ve 

biyokimyası normaldi. Hastanın başvurusundaki SMMT 24 

puandı. Hastada Hashimoto ensefalopatisi düşünüldü. Ti-

roid replasman tedavisi dozu ayarlandı. Miyokloni için val-

poik asit başlandı. 10 gün sonunda miyoklonileri azalan ve 

kognitif belirtileri süren hastaya oral prednizolon tedavisi 

1 mg/kg dozunda başlandı ve onbeş gün izlendi. Hastanın 

miyoklonileri  tamamen  düzeldi.  Psikiyatrik  belirtileri  ge-

riledi. SMMT 29 olarak değerlendirildi. Kontrol EEG’si nor-

maldi. Steroid dozu azaltılarak 2 ayda kesildi. 3 ay sonun-

da hastanın şikayetlerinde artış yoktu. Tetkiklerinde ötiroid 

olan hastanın antitiroid antikor seviyeleri normaldi.

Nadir bir tablo olması ve tanı konulduğunda tedavi edile-

44

Epilepsi 2012;18(2)



bilmesi nedeniyle  miyokloni, kognitif etkilenme ve psiki-

yatrik bulgularla başvuran hastaların ayırıcı tanısında Has-

himoto ensefalopatisi akla gelmelidir.

P-15

NADİR BİR EPİLEPTİK FENOMEN: KOPROLALİ

Nurhak DEMİR,

1

 Barış BAKLAN,

2

 İbrahim ÖZTURA

2

 

1

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SİNİR 



BİLİMLER ANABİLİM DALI, İZMİR

2

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ NÖROLOJİ ANABİLİM DALI, İZMİR



Olgu-

Amaç: Uzun süreli video EEG monitörizasyon ile tespit edi-

len koprolali fenomeninin lokalizayon ve lateralizasyon de-

ğerinin tartışılması.

Metod: Yeterli doz ve süre antiepileptik ilaç tedavisine rağ-

men nöbetleri kontrol altına alınmamış olan ve yaklaşık 10 

yıldan beri epilepsi tanısı ile izlenen olgu dirençli epilep-

si tanısı ile cerrahi tedavi açısından değerlendirilmek üzere 

uzun süreli video EEG monitörizasyonuna alındı.

Sonuçlar: Hastanın 16 saat içerisinde 8 epileptik nöbeti ka-

yıtlandı.  Sıklıkla  uyku  döneminde  ortaya  çıkan  ve  büyük 

oranda sekonder jeneralize tonik klonik forma evrilen nö-

betler gözlendi. Semiyolojik olarak değerlendirilen nöbet 

kayıtlarında değişmez semptom olarak tüm nöbetlerde ik-

tal  dönem  başlangıcının  küfürlü  konuşma  ile  şekillenme-

si dikkati çekti.

Tartışma: Dirençli epileptik olgularında nöbetlerin semiyo-

lojik özelliklerinin lokalizasyon ve lateralizasyon değerleri-

nin bilinmesi cerrahi sonrası nöbet kontrolü için önem ta-

şımaktadır.

Anahtar kelimeler: vEEG monitörizasyon, koprolali, küfürlü 

konuşma


Yüklə 487,33 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin