bir a book, a car, a movie (bir kitap, bir araba, bir film)



Yüklə 0,65 Mb.
səhifə11/114
tarix28.07.2020
ölçüsü0,65 Mb.
#32310
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   114
vocabularyy










tavır, tutum, davranış, hal










If you want to show respect, you should change your attitude. (Eğer saygı göstermek istiyorsan bu tavrını değiştirmelisin.)



















206) attorney; (isim)










avukat, vekil, dava vekili










A new attorney was appointed for the case. (Dava için yeni bir avukat atandı.)



















207) attract; (fiil)













kendine çekmek, cezbetmek










The movie has attracted thounds of people. (Film, binlerce insanın ilgisini çekti.)



















208) attractive; (sıfat)










çekici, cazip , alımlı













I met a young and attractive girl at the party. (Partide genç ve alımlı bir kızla tanıştım.)



















209) attribute; (fiil, isim)










f.; atfetmek ,bağlamak, yüklemek, yormak   i.; yetki, nitelik, simge

My mother attributes her success to hard work. (Annem başarısını çok çalışmasına bağlıyor.)



















210)audience; (isim)










izleyici, seyirci, okuyucu kitlesi







The audience enjoyed the theater and clapped for 5 minutes in the end. (Seyirci tiyatroyu beğendi ve sonunda beş dakika boyunca alkışladı)



















211) author; (isim, fiil)










i.; yazar, eser sahibi   f.; yazmak







The author’s aim  was to emphasize poverty in his book. (Yazarın amacı kitabında yoksulluğa vurgu yapmaktı.)



















212) authority; (isim)










yetki, nüfuz, otorite, hakimiyet







Only the manager has the authority to give the orders. (Yalnızca müdürün talimat verme yetkisi vardır.)



















213) auto; (isim, sıfat)










i.; otomobil, araba    s.; kendi kendine







The auto prices have been increased this year. (Bu yıl otomobil fiyatları arttı.)



















214) available; (sıfat)










mevcut, elverişli, müsait, kullanışlı







The doctor is not available now, please come later. (Doktor şuan müsait değil, lütfen daha sonra gelin.)



















215) average; (isim, sıfat)










i.; orta,ortalama       s.;sıradan










The average income is quite  low in African countries. (Afrika ülkelerinde ortlama gelir oldukça düşük.)



















216) avoid; ( fiil)













önlemek ,sakınmak ,korunmak, uzak durmak




If you want to avoid sunburns, you shoul use suntan oil.( Eğer güneş yanıklarından korunmak istiyorsan güneş yağı kullanmalısın.)



















217) award; (fiil, isim)










f.; ödül vermek   i.;ödül , mükafat







He was nominated for the best musician award. (En iyi müzisyen ödülü için aday gösterildi.)



















218) aware; (sıfat)













tetikte, farkında , bilinçli










You must be aware of the seriousness of the situation. (Durumun ciddiyetinin farkında olmalısın.)



















219) awareness;  (isim)










farkındalık, bilinçlilik










Early awareness of the cancer is very important. (Kanser konusunda erken farkındalık oldukça önemlidir.)



















220) away; (sıfat, zarf)










s.; uzak,    zf.; uzakta,










She live 100 m away from here. (Buradan 100 metre uzakta yaşıyor.)



















221) awful; (sıfat)













berbat, çok kötü, korkunç










The service at the hotel was awful. (Oteldeki hizmet berbattı.)

Yüklə 0,65 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   114




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin