İSTİsmar ve ihmaliN Çocuklar üzerindeki FİZİksel ve psikolojik etkileriNİN İncelenmesi


Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesi



Yüklə 449,87 Kb.
Pdf görüntüsü
səhifə3/6
tarix22.04.2017
ölçüsü449,87 Kb.
#15586
1   2   3   4   5   6

 

2.5. Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesi 

Çocuk istismarını önleme, hükümet ve çok çeşitli kurumların işin içine girdiği 

karmaşık ve hassas bir konudur. Daha olumlu bir çocuk ebeveyn etkileşimi ile 

sonuçlanacak erken müdahalenin, risk altında bulunan çocuklar ve toplum açısından çok 

önemli yararları olduğu bilinmektedir. Çocuk büyüdükçe bu yararlar daima kendilerini 

gösterecektir. Travmanın önlenmesi, başta çocuğun kendine güveninin üzerindeki etkisi 

olmak üzere, korku, endişe ve diğer psikopatolojik durumların ortaya çıkmasını 

engelleyecek ve dolayısıyla sağlık durumunu da olumlu etkileyecektir

26,31



Çocuk istismarının önlenmesi konusunda yapılacaklar, hem alanlarına hem de 



eylemlerine göre iki farklı grupta değerlendirilmelidir. Öncelikle evde, okulda, 

toplumsal düzeyde ve hükümet ya da karar vericiler düzeyinde yapılacakları 

değerlendirmek önemlidir. Diğer taraftan yapılacak eylemleri değerlendirmek 

gerekmektedir. Bunların başında da eğitim gelmektedir. Eğitim denilince hem bu 

konuda çalışan profesyonellere yönelik eğitim hem de toplum eğitimi yapılmalıdır

60



21 

Şu anda ülkemizdeki mevcut durumda; doktorlar, hemşireler, ebeler istismara 

maruz kalan çocuğu ilk fark edebilecek kişiler olmaktadırlar. Bu durumda istismarı fark 

eden sağlık çalışanının görevi sadece tanı koymak ve tedavi sürecini başlatmak değil 

ama birey olarak daha fazlasını yapmayı gerektirmektedir. Sağlık çalışanlarının daha 

fazlasını yapmaları da birey olarak sorumluluk almalarını ve sivil inisiyatif içerisinde 

gönüllü olarak çocuğa yardım etmesini içermektedir. Ayrıca çocuğun hukuksal 

sürecinde yardımcı olmak ve sonrasında da desteklemesi, bizim gibi bu konularda yok 

denebilecek olanaklara sahip ülkelerde bir mecburiyet olarak karşımıza çıkmaktadır

60



 

2.6. Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesinde Hemşirelerin Rolü 

Hemşireler, birey, aile ve toplumun sağlığının korunması ve geliştirilmesinde 

önemli rolleri olan sağlık profesyonelleridir. Hemşire gerek koruyucu, gerekse tedavi ve 

rehabilite edici alanda çocuk ve aile ile ilk karşılaşan meslek üyesi olma özelliği ile 

anahtar konumdadır. Bu durum özellikle hemşirelere büyük sorumluluklar 

getirmektedir

1,61



Hemşirenin yapacağı ilk girişim istismarın ve ihmalin belirtilerini tanıyıp ortaya 



koymaktır. Hemşire istismar ve ihmal edilen çocuk ve aile hakkında kapsamlı bir 

bilgiye sahip olmalı, iyi bir gözlemci olmalı, çocukların büyüme ve gelişme sürecini iyi 

bilmelidir. Hemşirelik öyküsü alırken, ailenin güvenini kazanmaya çalışmalı ve bazı 

ailelerden olumsuz davranışlar gelebileceğini bilmelidir. İstismar olgusuna yaklaşımda 

sadece çocuğun durumunun değil, anne, baba veya istismarı uygulayan bireyin 

durumunun da değerlendirilmesi gerekmektedir. Hemşire aileden ve çocuktan aldığı 

bilgilerle gözlemlerini birleştirerek, istismar ve ihmali saptayabilir ve ekibin diğer 

üyeleri ile gerekli işbirliğini başlatabilir 

62



22 

Mesleki eğitimleri nedeniyle hemşireler, çocuk istismarı ve ihmali sorununa 

eğilme ve toplumda bu çocukların erken tanı ve tedavisinde rol oynamaya, istismar 

olaylarını önlemeye çalışmalıdırlar.  İstismarı önleme, sağaltıma kıyasla daha 

ekonomiktir. Bu tür toplumsal sorunların topluma maliyeti yüksektir ve bunlar 

önlenebilir sorunlardır Erken müdahale ederek çocukların evden kaçmaları, okulda 

sorun yaşamaları, suç işlemeleri, ilaç ve alkol bağımlısı olmaları ve fahişeliğe yol 

açabilen ciddi duygusal ve gelişimsel zorluklardan zarar görmeleri engellenmiş ve 

giderlerden tasarruf edilmiş olur

63,64


Konu ile ilgilenen koruyucu sağlık hizmeti veren kurumlarda çalışan 

hemşirelerin, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşirelerinin, adli hemşirelikte görev yapan 

hemşirelerin istismar ve ihmalin erken tanılanmasında, tedavisinde, risk grubunda yer 

alan kişilerin tespit edilip önlemlerin alınmasında bireyleri, aileyi ve toplumu bu konuda 

eğitilmesinde aktif olarak rol almaları gerekmektedir. Çocukların en çok güvende 

olacakları yer ailelerinin yanı olmasına karşın aynı zamanda istismar olgularında en çok 

risk altında oldukları yerde aileleridir. Özellikle annelerinin çocuklarını yetiştirmede ya 

da problem çözme süreçlerinde sıklıkla fiziksel ya da duygusal istismar/ihmal davranışı 

uyguladıkları bilinmektedir. Ancak bu toplum tarafından ailenin kendi sorunu olarak 

görüldüğü için sağlık çalışanları tarafından da göz ardı edilen ve koruyucu önlemlerle 

önlenebilir olan toplumsal bir sorundur. Çocuğun yaşantısının ilk bir iki yılında 

müdahale edilebilir ve tehlikeyi yok etmek için tarama teknikleri kullanılabilirse ciddi 

örselenmeler önlenebilir Temel hemşirelik felsefesi olarak aile merkezli bakım hedef 

alınıp çocuğun bakımı, beslenmesi, korunması konusunda aile bilinçlendirilmeli, aile içi 

ilişkileri geliştirmede, sorun çözmede ailenin de katkıları sağlanarak aileye destek 

olunmalıdır

26



23 

Çocukla ilgilenen tüm hemşireler ve hekimler konuları ne olursa olsun kötü 

davranma ve ihmalin erken tanı ve tedavisinde, önlenmesinde, aile ve toplumu bu 

konuda bilinçlendirmede aktif bir rol almalıdırlar. Gerek koruyucu sağlık hizmetlerinde, 

gerekse tedavi edici kurumlarda çalışan hemşire veya hekimler aileyi bir bütün olarak 

ele almalı, çocukların sağlığının korunması, bakımı, beslenmesi ve eğitimi ile ilgili 

konular hakkında aileleri bilinçlendirmeli, aile içi ilişkileri geliştirmeli, sorunları 

çözmeli, onların da katkılarını sağlayarak ailelere destek olmalıdırlar

26



24 

3. MATERYAL METOD 

3.1. Araştırmanın Şekli 

Araştırma,  çocukların karşılaştıkları istismar ve ihmal durumları, etkileyen 

faktörler ile istismar ve ihmalin çocuklar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerinin 

incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. 



 

3.2. Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Zaman 

Araştırma Eylül 2008-Ağustos 2010 tarihi arasında yapılmıştır. Araştırma 

verileri, Erzincan il merkezinde bulunan Ziya Gökalp, Göktürk ve Kurtuluş İlköğretim 

okullarında 2 Mart-31 Mart 2009 tarihleri arasında toplanmıştır. 



 

3.3. Araştırmanın Evren ve Örneklemi 

Araştırmanın evrenini Erzincan il merkezinde bulunan 34 ilköğretim okulunun 

6. 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, üç farklı 

sosyoekonomik durumu temsil eden okullar arasından kura ile tespit edilen, Ziya 

Gökalp, Göktürk ve Kurtuluş  İlköğretim okullarının, 6. 7. ve 8. sınıflarının A ve B 

şubeleri oluşturmaktadır. Bazı okullarda C şubesinin bulunmayışı nedeniyle araştırma A 

ve B şubelerinde, veri toplama formlarının dağıtıldığı gün okulda bulunan toplam 434 

öğrenci ile yapılmıştır (Tablo 1). Çocukların tamamı çalışmaya katılmayı kabul etmiştir. 



 

3.4. Araştırmanın Değişkenleri 

Bağımsız Değişkenler: Çocukların, ebeveynlerin ve ailelerinin tanıtıcı özellikleri 

bağımsız değişkenleri oluşturmaktadır. 


25 

Bağımlı Değişkenler: Çocuklarda gözlenen fiziksel ve psikolojik belirtiler 

bağımlı değişkenleri oluşturmaktadır. 

Tablo 1. Araştırmaya Alınan Okullardaki Öğrenci Sayısı 

 

 

OKUL 



6. Sınıf 7. 

Sınıf 8. 

Sınıf 



Şubesi 



Şubesi 



Şubesi 



Şubesi 



Şubesi 



Şubesi 

Göktürk İlköğretim 

Okulu 19 18 27 28 18 20 

Kurtuluş ilköğretim 

okulu 17 16 19 21 15 16 

ZiyaGökalp İlköğretim 

Okulu 

31 32 34 36 33 34 



 

3.5.Veri Toplama Araçları 

a) Soru Formu: Araştırmanın bağımsız değişkenleri hakkında veri toplamak 

amacıyla araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen soru formu, çocuklar 

ve aile ile ilgili soruları içermektedir. Soru formunda, çocuğun cinsiyeti, yaşı, sınıfı, 

anne babasının sağ/ölü ve bir arada/ayrı oluşu, kardeş sayısı, anne babasının öğrenim 

düzeyi ve mesleği, ailesinin gelir düzeyi, aile yapısı, bir işte çalışıp çalışmaması ile ilgili 

sorular yer almaktadır. Ayrıca, ihmal ve istismar ile ilişkili olabilecek bazı şikayetlerin 

kendilerinde son zamanlarda var olup olmadığını belirleyen sorular bulunmaktadır (EK-

1). 


b) Çocuk İstismarı ve İhmalini Tanılama Anketi – Tarama Formu  

(ÇİTA-T): ÇİTA-T, ilköğretim çağı çocuklarında çocuk istismarı ve ihmalini taramak 

amacıyla geliştirilmiştir (EK-2). Ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Atamer

65

 

tarafından 2005 yılında yapılmıştır. Ölçek 6-8, 9-11 ve 12-15 olmak üzere üç yaş 



grubuna uygulanabilmektedir ve zaman sınırlaması yoktur. Her madde için ‘hiç’, 

‘zaman zaman’ ve ‘sık sık’  şıklarından birinin seçilip işaretlenmesi gerekmektedir. 



26 

Ölçekte bazı maddeler için ‘hiç’, bazı maddeler için ise, ‘sık sık’ yanıtlarına ‘0’ puan 

verilir. Diğer  şıklara da ‘1’ ve ‘2’ puan verilir. Çocuk istismar ve ihmalini taramak 

amacıyla geliştirilen ÇİTA-T anketi bir tarama envanteri olarak düzenlendiğinden 

herhangi bir toplam ya da kesme puanı yoktur. Ölçeğin değerlendirilmesinde ‘‘0’’ 

puanını üzerine çıkınca çocuğun herhangi bir tür istismar/ihmal davranışına maruz 

kaldığı anlaşılmaktadır. 

ÇİTA-T ile istismar ve ihmal 5 boyutta incelenmektedir. Bu boyutlar; fiziksel 

istismar, cinsel istismar, duygusal istismar, ekonomik istismar ve ihmal olarak 

belirlenmiştir. Her boyuta denk gelen maddeler şu  şekildedir: 1-Duygusal İstismar (9 

madde): 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9. madde. 2-Cinsel İstismar (13 madde): 10, 11, 12, 13, 

14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21 ve 22. madde. 3-Fiziksel İstismar (8 madde): 23, 24, 25, 

26, 27, 28, 29 ve 30 madde. 4-İhmal (21 madde):31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 

41, 42, 43, 44, 45, 46, 47 ve 48, 49, 50 madde. 5-Ekonomik İstismar ve Sömürü (6 

madde):51, 52, 53, 54, 55 ve 56 madde. 

Ölçeğin güvenilirlik çalışmalarında iki-yarım test güvenirliliği kullanılmıştır. 

Buna göre, iki-yarım test güvenilirliği 86 ve iç tutarlılık katsayısı Cronbach’s α= 0.82 

olarak tespit edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği her bir alt ölçek için şu  şekildedir: 

Duygusal istismar alt-ölçeği  % 72, Fiziksel istismar alt-ölçeği  % 77, Cinsel istismar 

alt-ölçeği % 72, İhmal alt ölçeği % 72, Ekonomik sömürü alt-ölçeği % 74. ÇİTA-T, 

faktör yapısı yoluyla yapı geçerliliği, yarım-test yolu ve iç-tutarlılık katsayısı yoluyla 

güvenirliği incelenmiş ve 6. 7. ve 8. sınıf öğrencileri düzeyinde geçerli ve güvenilir bir 

ölçek olduğu saptanmıştır. ÇİTA-T’nin, 12-15 yaş grubu öğrenciler için %78 güvenirlik 

oranına sahip olduğu belirlenmiştir

65



Bu çalışmada ÇİTA-T testinin cronbah alfa katsayısı 0.87 olarak bulunmuştur. 



27 

c) Kısa Semptom Envanteri (KSE) (Brief Symptom Inventory): 

Ölçek psikopatolojik değerlendirme yapmak amacıyla kullanılmaktadır. 

Derogatis tarafından 1992 yılında geliştirilmiş olan ölçek kendini değerlendirme türü bir 

envanterdir (EK-3). KSE, Ruhsal Belirti Tarama Listesi (Symptom Distress Check List-

SCL 90-R) ile yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan, SCL–90-R’nin kısa 

formudur


66,67

KSE, SCL-90-R’nin 9 faktörüne dağılmış olan 90 madde arasından, her faktörde 



en yüksek yükü almış toplam 53 madde seçilmesiyle, 5-10 dakikada uygulanabilen, 

benzer yapıda kısa bir ölçektir. Aynen SCL-90-R’de olduğu gibi 9 alt ölçek, ek 

maddeler ve 3 global indeksten oluşur. Ölçek bireylerin kendisini değerlendirmesine 

dayanan ifadelerden oluşmaktadır. Bu ifadeler “hiç yok”, “biraz var”, “orta derecede 

var”, “epey var”, “çok fazla var” şeklinde 5’li Likert derece yöntemiyle 

değerlendirilmekte ve sırasıyla 0 ile 4 arasında puan verilerek ölçek puanlarına 

ulaşılmıştır. Puan ranjı 0-212’dir. Ölçekten alınan puanların yüksekliği, bireyin 

semptomlarının sıklığını göstermektedir. KSE’nin Türkçe formunun ergen yaş grubu 

için güvenilirliğine ait bulgular, Cronbach alfa iç tutarlılık katsayılarının 

hesaplanmasıyla elde edilmiştir. Bulunan en düşük katsayının  α.= .70 (somatizasyon), 

en yüksek katsayının ise α.=  .88 (depresyon) olduğu görülmektedir

66



KSE’nin Türkiye uyarlaması üç ayrı çalışma ile Şahin ve Durak

67

 tarafından 



gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar da ölçeğin “anksiyete”, “depresyon”, “olumsuz 

benlik”, “somatizasyon”, “hostilite” adı verilen beş faktörden oluştuğu bildirilmekte ve 

geçerlilik güvenilirlik bilgilerine ayrıntılı bir biçimde yer verilmektedir. Bu çalışmada 

anksiyete alt ölçeği Cronbach alfa katsayısı 0.83 , depresyon alt ölçeği Cronbach alfa 

katsayısı 0.87, olumsuz benlik alt ölçeği Cronbach alfa katsayısı 0.79, somatizasyon alt 


28 

ölçeği Cronbach alfa katsayısı 0.78, hostilite alt ölçeği Cronbach alfa katsayısı 0.73 

olarak tespit edilmiştir. 

 

3.6. Verilerin Toplanması 

Gerekli yasal izinler alındıktan sonra, araştırma kapsamındaki ilköğretim 

okullarının müdürleriyle görüşülmüş ve araştırma için çalışma saatleri belirlenmiştir. 

Çocuklar ve ailesi ile ilgili sosyo-demografik bilgilerin ve ihmal ve istismar ile ilişkili 

olabilecek bazı şikayetlerin kendilerinde son zamanlarda var olup olmadığını belirleyen 

soruların yer aldığı 15 sorudan oluşan soru formu, 44 sorudan oluşan ‘‘Çocuk İstismarı 

ve  İhmali Tanılama Anketi-Tarama Formu (ÇİTA-T)’’, 53 sorudan oluşan ‘‘Kısa 

Semptom Envanteri’’, ebeveynlere ve çocuklara araştırma hakkında ön bilgi verilip 

ebeveynlerin yazılı izni alındıktan sonra belirlenen tarihler ve saatlerde rehber öğretmen 

eşliğinde öğrencilere uygulanmıştır. Her uygulama ortalama 25-30 dakika sürmüştür. 



 

3.7.Verilerin Değerlendirilmesi 

Araştırma sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi bilgisayar 

ortamında, SPSS 11.5 (Statistical Package for Social Science) paket programında 

yapılmıştır. 

 

Verilerin değerlendirilmesinde çocuklar, ebeveynler, ailelerin tanıtıcı 



özellikleri ve ihmal ve istismar ile ilişkili olabilecek bazı şikâyetleri incelemek amacıyla 

yüzdelik dağılımlar, ortalamalar, 

 

Ölçek puanlarının belirlenmesi amacıyla ortalamalar, 



 

İstismar ve ihmalin bazı değişkenlerden etkilenme durumunu incelemek 



amacıyla ki kare testi, 

29 

 



Ölçek puanlarının istismar ve ihmalden etkilenme durumunu incelemek 

amacıyla bağımsız gruplarda t testi, 

 

Ölçek maddelerinin iç tutarlılığını belirlemek amacı ile Cronbach alfa 



katsayı hesaplaması uygulanmıştır. 

 

3.8. Araştırmanın Sınırlılıkları ve Genellenebilirliği 

Araştırma 2008–2009 eğitim-öğretim yılında Erzincan ilinde bulunan 3 

ilköğretim okulunun 6. 7.ve 8. sınıfında okuyan öğrencileri ile yürütülmüştür. Bu 

nedenle araştırma sonuçları, bu gruba genellenebilir. 

Araştırma çocuk istismarı ve ihmali konusunda fiziksel, duygusal, ekonomik 

istismar ve ihmal boyutlarıyla sınırlıdır. Cinsel istismar boyutu araştırmanın yapıldığı 

bölgenin sosyokültürel yapısı göz önüne alındığında katılımcılardan doğru ve sağlıklı 

bir sonuç alınamayacağı düşüncesinden dolayı araştırma dışı bırakılmıştır. 



 

3.9.Araştırmanın Etik Yönü 

Araştırmanın yapılabilmesi için ilgili kurumlardan yasal izinler alınmıştır. 

24.12.2008 tarih ve 2008.5.1/K numaralı etik kurul kararı ile çalışmaya başlanmıştır 

(EK-4). Araştırma verilerini toplamak için İl Milli Eğitim Müdürlüğünden izin 

alınmıştır (EK-5). Anket uygulaması ile ilgili cevapların gönüllü olarak verilmesi 

gerekliliğinden araştırmaya alınan öğrencilerin gönüllü ve istekli olmalarına özen 

gösterilmiş, çalışmaya katılıp katılmamakta özgür oldukları açıklanmıştır. Bunun 

yanında veri toplamadan önce ebeveynlerden yazılı onam alınmıştır (EK–6). 

Öğrencilere verdikleri bilgilerin gizli tutulacağı, başka hiçbir yerde kullanılmayacağı, 

istedikleri anda çalışmadan ayrılabilecekleri açıklanmıştır. 



30 

4. BULGULAR 

Araştırmada; çocukların, ebeveynlerinin ve ailelerinin tanıtıcı özelliklerine ait 

bulgular, istismarı ve ihmali etkileyen faktörler ve istismar ve ihmalin çocuklar 

üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerine ait bulgular yer almaktadır. 



Tablo 2. Çocukların Tanıtıcı Özelliklerine Göre Dağılımı 

 

Tanıtıcı Özellikler 

Sayı % 

Cinsiyet 

Kız 


Erkek 

Yaş 

11-13 yaş 

14-16 yaş 

Sınıf 

6. sınıf 

7. sınıf 

8. sınıf 



Okul Dışında Çalışma 

Durumu 

Çalışıyor 

Çalışmıyor 

 

216 



218 

 

335 



99 

 

132 



166 

136 


 

 

31 



403 

 

49.8 



50.2 

 

77.2 



22.8 

 

30.5 



38.2 

31.3 


 

 

7.1 



92.9 

Toplam 434 

100.0 

 

Çalışma kapsamına alınan çocukların tanımlayıcı özelikleri tablo 2’de 



sunulmuştur. Elde edilen verilere göre araştırma kapsamındaki çocukların %49.8’i 

(n=216) kız, %77.2’si (n=335) 11-13 yaş arasında, %38.2’si (n=166) 7. sınıf, %7.1’inin 

(n=31) okul dışındaki zamanlarda çalıştığı belirlenmiştir. 


31 

Tablo 3’de ebeveynlerin tanıtıcı özelliklerine göre dağılımları verilmiştir. 

Annelerin %99.3’ ünün sağ olduğu, %68.0’ ının ilkokul-ortaokul mezunu olan gurupta 

yer aldığı, %94.4’ünün ise ev hanımı olduğu saptanmıştır. Babaların ise %3.7’sinin 

hayatta olmadığı, %24.9’unun lise mezunu olduğu, %50.2’sinin memur-işçi gurubunda 

yer aldığı, ebeveynlerin %93.1’inin evlilik durumunun devam ettiği belirlenmiştir 

(Tablo3). 

Tablo 3. Ebeveynlerin Tanıtıcı Özelliklerine Göre Dağılımı 

 

Tanıtıcı Özellikler 

Sayı % 

Anne 

Yaşıyor 


Yaşamıyor 

Annenin Eğitim Durumu 

Okur yazar değil 

İlkokul-Ortaokul 

Lise 


Üniversite ve üzeri 

Annenin Mesleği 

Ev hanımı 

Memur-işçi 

Emekli 


Baba 

Yaşıyor 


Yaşamıyor 

Babanın Eğitim Durumu 

Okur yazar değil 

İlkokul-Ortaokul 

Lise 


Üniversite ve üzeri 

Babanın Mesleği 

Çalışmıyor 

Memur-işçi 

Serbest meslek 

Emekli 

Ebeveynlerin Evlilik 

Durumu 

Devam ediyor 

Devam etmiyor 

 

431 



 

58 



293 

67 


13 

 

407 



22 

 



418 

16 


 

16 


238 

104 


60 

 

33 



210 

138 


37 

 

 



404 

30 


 

 

99.3 



0.7 

 

13.5 



68.0 

15.5 


3.0 

 

94.4 



5.1 

0.5 


 

96.3 


3.7 

 

3.8 



56.9 

24.9 


14.4 

 

7.9 



50.2 

33.0 


8.9 

 

 



93.1 

6.9 


 

32 

Tablo 4’de ailelerin tanıtıcı özelliklerine göre dağılımları incelendiğinde; 

%28.3’ünün çocuk sayısının 0-2 arasında olduğu, %18.2’sinin orta gelir düzeyine sahip 

olduğu ve %71.4’ünün çekirdek aile olduğu tespit edilmiştir. 



Tablo 4. Ailelerin Tanıtıcı Özelliklerine Göre Dağılımları 

 

Tanıtıcı Özellikler 

Sayı % 

Kardeş Sayısı 

0-2 


3-5 

6 ve üzeri 



Ailenin Gelir Düzeyi 

Düşük 


Orta 

İyi 


Aile Yapısı 

Çekirdek Aile 

Geniş Aile 

 

123 



280 

31 


 

166 


79 

189 


 

310 


124 

 

28.3 



64.6 

7.1 


 

38.2 


18.2 

43.6 


 

71.4 


28.6 

Toplam 

434 100.0 

 

Tablo 5’de çocuklarda son zamanlarda görülen bazı fiziksel problemlerin 



dağılımları incelenmiştir. Bu tabloya göre, öğrencilerin %65.9’unun iştahsızlık, %61.9’ 

u uyku bozukluğu, %75.6’sının baş ağrısı, %67.5’inin karın ağrısı, %30.0’ının kusma, 

%2.2’sinin altını ıslatma, %6.5’inin parmak emme, %25.3’ünün tırnak yeme sorunuyla 

karşılaştıkları görülmektedir. 



33 

Tablo 5. Çocuklarda Son Zamanlarda Görülen Bazı Fiziksel Problemlerin Dağılımları 

 

Fiziksel Problemler 

Sayı % 

İştahsızlık 

Evet 


Hayır 

Uyku Bozukluğu 

Evet 


Hayır 

Yüklə 449,87 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin