KLİNİK Çalişma rehberi Çalişma konusu baş AĞrisi dönem V eğİTİm yili



Yüklə 225.14 Kb.
səhifə2/4
tarix09.03.2017
ölçüsü225.14 Kb.
1   2   3   4

Tanı kriterleri

      1. Saniyenin anlık bir bölümünden iki dakikaya kadar sürebilen, trigeminal sinirin bir veya iki dalını etkileyen ve B-C kriterlerine uyan paroksismal ağrı atakları

      2. Ağrı aşağıdaki özelliklerden en az birisini taşır:

  1. Şiddetli, keskin, yüzeyel veya saplanıcı

  2. Tetik alanlarından veya tetikleyici faktörler ile başlama

      1. Ataklar her bir hastada birbirini taklit eder.

      2. Klinik olarak belirgin bir nörolojik bozukluk yoktur.

      3. Başka bir bozukluğa bağlanamaz.



Patofizyoloji

Trigeminal nevralji yaşlılarda sıklıkla, trigeminal sinir kök giriş bölgesinde yer alan arter kıvrımlarının trigeminal sinir üzerinde oluşturduğu vasküler baskıdan kaynaklanır. Vasküler baskı sinirde demiyelinizasyona ve aberan sinir aktivitesine neden olarak trigeminal kaudal nukleus’ta duyarlılaşma oluşturur.

Trigeminal nevralji genç yaşlarda başladığında, multipl skleroz, trigeminal sinir kökünün çıkışında bası, akustik ve trigeminal nörinom, kolesteatom ve baziler arter anevrizması gibi olasılıklar uygun yöntemlerle dışlanmalıdır.
Tedavi

Yapısal lezyon bulunmayan olgularda karbamazepin pek çok hasta için ilk seçenektir. Karbamazepinden yarar görmeyen olgularda baklofen, klonazepam, lamotrijin, fenitoin veya valproik asit denenebilir.




Baş Ağrısı Hastasına Genel Yaklaşım

Baş ağrısı, birinci basamaktan başlayarak, her hekimin sıklıkla karşılaştığı bir sorundur. Baş ağrısı hastası, birinci basamağa başvuran hastalar arasında görülme sıklığına göre her zaman ilk dörde girer. Üçüncü basamak olarak çalışan büyük bir hastanenin Göz Hastalıkları, Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları, Nöroşirürji, Psikiyatri, İç Hastalıkları, Algoloji ve Nöroloji Polikliniklerinin günlük muayene listelerinde baş ağrısı hastası, kendisine her zaman önemli bir yer bulur. Baş ağrısı, bazen hastanın canını sıkan bir yakınma olurken, bazen de hastanın yaşamını tehdit eden bir sağlık sorunun habercisi olabilir. Bu nedenle, her hekimin baş ağrısı hastasına yaklaşımın temel ilkelerini bilmesi ve günlük uygulamalarında kullanması gerekir.

Baş ağrısı hastasında altın yöntem “öykü” dür. “Baş ağrısı hastasına ayıracak 30 dakikanız varsa bunun 29 dakikasını öyküye ayırmalısınız” şeklindeki özdeyiş öykünün önemini vurgular. Hiç kuşkusuz, bu özdeyişten baş ağrısı hastasında nörolojik ve fizik muayenenin önemsiz olduğu sonucu çıkarılamaz. Tam tersine, baş ağrısı hastasının nörolojik ve fizik muayenesinin yeterli biçimde yapılması yaşamsal önem taşır.

Günlük pratikte baş ağrısı hastalarının büyük çoğunluğunun nörolojik ve fizik muayeneleri normaldir ve tanı sadece öyküye dayanılarak konur. Bu nedenle baş ağrısı hastasında öykü almanın ana noktaları iyi bilinmelidir.


Baş Ağrısı Hastasında Öykü Alma
Baş ağrısı hastası, ortamda bulunan olumlu ya da olumsuz faktörlerden hemen etkilenebilecek duyarlı bir hastadır. Baş ağrısı hastasında öykü alma ile ilgili önerilerin çoğu diğer klinik problemler için de geçerlidir. Öykü alma tekniğine uygun yaklaşımla hasta ile görüşme yapılması baş ağrısı hastasında özellikle önemlidir.

Baş ağrısı görüşmesinin, iyi havalandırılmış yeterli büyüklükte bir odada, hasta ile hekimin karşılıklı olarak yerleştirilmiş koltuklarda oturduğu pozisyonda yapılması idealdir. Hasta ile hekimin arasında 1,5 metre kadar uzaklık bulunması, aralarında bilgisayar kasası, dolap, dosya yığınları, masa gibi engellerin olmaması önerilir. Hekimin hastayı sıcak biçimde karşılaması, zaman baskısı altında olduğunu düşündürebilecek davranışlardan uzak durması ve ikinci çoğul şahıs kullanarak görüşmeyi sürdürmesi önemlidir. Hastanın kimlik ve bazı demografik bilgilerinin not edilmesinden sonra, sağlık birimlerimizin çoğunun kullandığı kayıt sistemine göre sorulması gereken “medeni durum” sorusunun öykünün başında değil de, “sosyokültürel durum” bölümünde ve her şey öğrenildikten sonra sorulması uygundur. Bunun amacı, “medeni durumu” ile ilgili verilecek yanıt hakkında kaygı duyan bir hastanın görüşmenin daha başında olumsuz etkilenmesini önlemektir. Ayrıca, verilecek yanıt kimlikte yazan yasal durumu yansıtırken, hastanın yalnız yaşayıp yaşamadığı hakkında bile bilgi vermez. Benzer biçimde, hastanın hangi büyüklükteki bir evde, hangi aile bireyleri ile birlikte yaşamak zorunda olduğunu öğrenmek önemli olmakla birlikte, görüşmenin başında bu durumun ortaya çıkması hekimi yanlış yöne doğru koşullandırabilir. Ülkemizde, kayınvalidesi ile birlikte oturmak durumunda olan kadın hastaların baş ağrısının otomatik olarak bu koşula bağlanması ve aralarından bazı önemli baş ağrılarının atlanması bundandır.




Sistematik baş ağrısı öyküsü
Sistematik baş ağrısı öyküsü bir dizi soru içerir (Tablo VI). Başarılı bir öykü, bu soruların art arda sorulması ve yanıtların yazılması demek değildir. Ana yakınması baş ağrısı olan bir hastada ilk sorunun “Baş ağrınız ne zaman başladı?” olması mantıklıdır. Benzer nitelikte bir yıldan uzun süredir olan baş ağrısının tehlikeli bir nedene bağlı olması olasılığı azdır. Genellikle migren baş ağrıları çocukluk – ergenlik döneminde, gerilim baş ağrıları yirmili yaşlarda, küme baş ağrısı 28-31 yaşlarında başlangıç gösterir. Migrenin daha geç başlaması veya ilk gerilim baş ağrısı ataklarının çocukluk döneminde olması şaşırtıcı değildir. Küme baş ağrısı ender olarak çocuklarda görülür, ancak ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir.
Görüşmeye başlama

Baş ağrısı hastasıyla yapılan görüşmede bundan sonraki adım, hastanın baş ağrısının özelliklerini öğrenmektir. Genellikle önerilen, hekimin hastaya “Bize baş ağrısını anlatır mısınız? – Baş ağrınız nasıl oluyor?” sorularını yöneltmesi ve kalemi ya da klavyeyi bırakmasıdır. Bu sırada, hekimin arkasına yaslanması, ellerini veya kollarını bağlamadan hastanın yüzüne (gözlerine) bakması iletişimi güçlendiren bir görüşme tekniğidir. Hekimin, soruları yanıtlamaya başlayan hastanın sözünü kesmemesi gerekir. Konuşmaya ileri derecede kapalı hastalarda bile, hekimin “söz kesmeme” tutumu önemlidir. Yanıt verirken kısa süre sonra susan hasta, büyük olasılıkla tekrar konuşmaya başlayacaktır. Hastanın duraksadıktan sonra tekrar başladığında söylediği baş ağrısı özellikleri, genellikle tanı koyduracak önemdedir. Çalışmalar ve gözlemler, sözü kesilmeyen baş ağrısı hastasının en çok iki dakika konuşabildiğini göstermektedir. Hangi çalışma ortamında olursak olalım, bu iki dakikanın hastadan esirgenmemesi gerekir. Hastanın kendi sözcükleriyle yaptığı tanımlamalar doğrudan tanıya götürecek değerdedir.




Tablo VI. Sistematik Baş Ağrısı Öyküsü İçin Gerekli Sorular
Baş ağrınız ne zaman başladı?

Baş ağrınız nasıl oluyor?

Baş ağrınızın niteliğini nasıl tanımlarsınız? (Zonklayıcı, sıkıştırıcı vb).

Baş ağrınızı başınızın neresinde hissediyorsunuz?

Baş ağrınız sürekli mi, belli aralıklarla mı geliyor?

(Belli aralıklarla geliyorsa) Baş ağrınız ne sıklıkta olur?

Baş ağrınız ne kadar sürer?

Baş ağrınız günün hangi saatlerinde başlar?

Baş ağrınız yavaş yavaş mı, ani mi başlar?

Baş ağrınızın şiddeti nasıl?

Baş ağrınızı başlatan faktörler var mıdır?

Baş ağrınızı artıran faktörler var mıdır?

Baş ağrınızı azaltan faktörler nelerdir?

Baş ağrısı sırasında başka bir yakınmanız oluyor mu?

Baş ağrınızın başlayacağını önceden hissedebiliyor musunuz?

Baş ağrısı günlük aktivitelerinizi etkiliyor mu?

Ailede benzer nitelikte baş ağrısı olan başka bireyler var mı?

Yakın zamanda başınızı içine alan bir travma yaşadınız mı?

Baş ağrınız için ilaç kullandınız mı? Kullandıysanız yanıtları nasıl?

Baş ağrınızın neye bağlı olduğunu düşünüyorsunuz?



Görüşme tekniği

Hasta serbest konuşma döneminde Tablo I’de verilmiş sorulardan bazılarının yanıtlarını vermiş olabilir. Bu durumda, söz etmediği baş ağrısı özellikleriyle ilgili sorular yöneltilmelidir. Bu soruları sorarken nötral bir tutum almalı ve açık uçlu soru tekniği kullanılmalıdır. Örneğin, baş ağrısına eşlik eden belirtilerin öğrenilmesi gerektiğinde, “Baş ağrınız ile birlikte bulantı da oluyor mu?” sorusu yerine, “Baş ağrınız ile birlikte başka bir yakınmanız oluyor mu?” sorusu tercih edilmelidir. Açık uçlu soru tekniğinin işlemediği ya da “Hayır” yanıtı alınan durumlarda kapalı uçlu soruyla bulantının olup olmadığı, baş ağrısı sırasında hastanın ışık ve sesten rahatsız olup olmadığı ve baş ağrısının şiddeti öğrenilmelidir.


Baş ağrısının başlangıç yaşı

Primer baş ağrılarının başlangıç yaşı çoğunlukla orta yaşın altındadır. Migrenin çocukluk ve ergenlik döneminde başlaması seyrek değildir. Migren hastalarının çoğu, 20-30 yaş arası ataklarının olduğunu hatırlar. Gerilim baş ağrıları her yaşta görülebilirse de, 20-50 yaşları arasında sıktır. Küme baş ağrısının ortalama başlangıç yaşı 28-31’dir. Çocuklarda ender görülen küme baş ağrısı ileri yaşlarda başlayabilir.


Baş ağrısının niteliği

Baş ağrısının niteliği tanıya giden süreçte belirleyici önemdedir. Ne var ki, baş ağrısı niteliğinin (karakterinin) hasta tarafından tanımlanması her zaman kolay değildir. Bazı hastalar baş ağrılarının zonklayıcı nitelikte olduğunu “Şurada bir damar zonk zonk atıyor” biçiminde çok açık olarak anlatabilirler. Zonklayıcı ağrı migrenin tipik özelliklerinden biridir, ancak gerilim baş ağrısı ve bazı sekonder baş ağrılarında da görülebileceği unutulmamalıdır. Zonklayıcı ağrı, sabit olmayan, belli aralıklarla artan ve azalan bir durumu anlatır. Ağrının arttığı dönemler, genellikle nabız atışı (pulzatil) ile paralel gider. Öyküde hastanın zonklayıcı baş ağrısından söz etmesi kadar, “zonklayıcı olmayan ağrı” tanımı yapması da önemidir. Zonklayıcı olmayan ağrı, artma ve azalma dönemleri olmayan sabit ağrı demektir. Zonklayıcı olmayan sabit baş ağrısı gerilim baş ağrısında, sekonder baş ağrılarında ve bazı migren ataklarında görülebilir. Gerilim baş ağrısı olan hastalar, başlarının iki yandan “mengene ile sıkıştırılır gibi” ağrıdığından söz edebilirler. Sıkıştırıcı nitelikteki bu baş ağrısı, bazen “dar bir şapka” nın yarattığı baş ağrısına benzetilir. Küme baş ağrısı hastaları, ataklarında yanıcı, oyucu veya ezici ağrıdan yakınırlar. Trigeminal nevraljide ağrı, genellikle saplanıcı veya elektrik çarpması benzeri şok etkisi yaratan özelliktedir.


Baş ağrısının yerleşimi

Baş ağrısının başın neresinde hissedildiği bazen tanı için yararlı ipucu sağlayabilir. Migren baş ağrısı, genellikle başın sağ ya da sol yarısından başlar, ancak migren hastalarının yaklaşık % 40’ının bilateral yerleşimli ağrı tanımladığı akıldan çıkarılmamalıdır. Migren hastaları, genellikle fronto-temporal veya fronto-orbital yerleşimde ağrı tanımlar. Migren ağrısı diffüz olup bütün başı kaplayabileceği gibi, en çok vertekste de hissedilebilir. Pek çok migren hastası da baş ağrısını lokalize edemez. Gerilim baş ağrısı hastaları genellikle bilateral yerleşimli, diffüz, yaygın bir ağrıdan söz ederler. Gerilim baş ağrısının unilateral yerleşim gösterebileceği de unutulmamalıdır. Küme baş ağrısı, paroksismal hemikranya, hemikranya kontinua ve SUNCT (Short Lasting Unilateral Neuralgiform Headache/Kısa Süreli Tek Taraflı Nevralji Benzeri Baş Ağrısı) olguları kesinlikle unilateral yerleşimli ağrı tanımlar. Sekonder bir nedene bağlı olarak intrakranyal hipertansiyon gelişmiş hastaların çoğunluğunda frontal yerleşimli baş ağrısı vardır. Supratentoryal tümörler genellikle tümörün olduğu tarafta ağrı oluştururlar. İnfratentoryal tümörlerin neden olduğu baş ağrılarının lokalizasyon değeri daha azdır. Yine de, infratentoryal tümörlerin bazılarının oksipital bölgede ağrıya yol açtığı bilinir.


Baş ağrısının süresi, baş ağrısı epizodik mi, kronik mi?

Baş ağrısı öyküsü alırken temel basamaklardan biri, baş ağrısının ataklarla kendisini gösteren epizodik bir baş ağrısı mı, yoksa ayda 15 günden çok olan kronik bir baş ağrısı mı olduğunu belirlemektir. Migren, epizodik gerilim baş ağrısı, küme baş ağrısı, epizodik paroksismal hemikranya, SUNCT sendromu ve trigeminal nevraljinin ataklarla gelmesi tipiktir. İlaç aşırı kullanımı baş ağrısı, kronik gerilim baş ağrısı, kronik migren, kronik paroksismal hemikranya, hemikranya kontinua ve intrakranyal hipertansiyon epizodik olmayan baş ağrısı oluşturur. Hasta eğer epizodik bir baş ağrısı anlatıyorsa, atakların süresini öğrenmek kritik bir önem taşır. Migren baş ağrısı atakları en az 4, en çok 72 saat sürmekle birlikte, uygun atak tedavisi almayan olgularda çoğunlukla 12-24 saat sürer. Çocukların migren ataklarının daha kısa (30 dakika-2 saat) sürebileceği unutulmamalıdır. Gerilim baş ağrısı süresi çok değişken olduğundan, atağı ne kadar sürdüğü sorusuna alınacak yanıt genellikle tanıda yardımcı olmaz. Küme baş ağrısı ataklarının ortalama 45-90 dakika sürdüğü, atakların 3 saati genellikle geçmediğini hatırlamak tanı için kolaylaştırıcı olur. Trigeminal nevralji olgularının atakları saniyeler sürer. Birbirine eklenen ataklar, her bir atağın süresini belirlemeyi bazen olanaksız kılsa da, şiddetli ağrı dönemi en çok 1-2 dakika sürer ve kısa süre sonra yeni bir ağrı dönemi başlar.


Baş ağrısının sıklığı

Epizodik baş ağrılarında ağrının frekansı tanı için belirleyici öneme sahiptir. Bazı dikkatli hastalar baş ağrılarının sıklığını, küçük yanılma paylarıyla aktarabilir. Bazı hastalar ise bunu ancak bir baş ağrısı güncesi tuttuktan sonra yapabilir. Migren hastalarının çoğunluğu ayda 2-4 arasında atak geçirir. İlaç aşırı kullanımı baş ağrısı hastalarının kronik baş ağrılarına şiddetli migren atakları eklenebilir. Gerilim baş ağrısı epizodik olduğunda atak sayısının belirlenmesi zordur. Küme baş ağrısı hastaları, yılın belli dönemlerinde, genellikle günde 1-2 ataktan söz ederler. Paroksismal hemikranya olgularında günde 15-20 atak olabilir. Trigeminal nevraljide kısa süreli o kadar atak olur ki, hastanın atak sayısı belirlemesi olanaksızdır.


Baş ağrısının gün içinde başlangıç zamanı

Baş ağrısının başlangıç zamanı pek çok hastada değişkenlik gösterir. Migren atağı pek çok hastada sabah uyandıktan birkaç saat sonra veya işe gittikten sonra başlar. Yorucu bir günün sonunda başlama gerilim baş ağrısı için tipik olmakla birlikte migrende de görülebilir. Küme baş ağrısı atakları bazı hastaları gece 01-02’de uykusundan uyandırabilir. Hipnik baş ağrıları, haftada 3-4 kez hastayı uykusundan uyandırır. İlaç aşırı kullanım baş ağrısı hastalarının sabaha karşı 04-05 sıralarına baş ağrısıyla uyanmaları tipiktir. Kafa içi basınç artışına neden olan sekonder baş ağrısı, hasta sabah uyandığında en yüksek şiddetine ulaşır.


Baş ağrısının başlangıcı yavaş mı, ani mi?

Hastaların çoğunluğunda baş ağrısının başlangıcı yavaştır ve kademeli bir artış söz konusudur. Baş ağrısının ani başlangıcı sekonder baş ağrısını akla getirir. Primer baş ağrılarından küme baş ağrısı ani başlangıç gösterebilir. Migren veya gerilim baş ağrılarının hızlı bir başlangıç göstermesi olağan değildir.


Baş ağrısının şiddeti

Hastanın yaşadığı baş ağrılarının şiddetini belirlemek tanının ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Baş ağrısının şiddetini öğrenmek için pratik bir yol, hastanın hafif-orta-şiddetli-çok şiddetli seçeneklerinden birini seçmesidir. Bir başka yol, bilinen ağrılar içinde en şiddetlisinin 10/10 kabul edilmesi halinde, hastanın çektiği baş ağrısının 10 üzerinden hangi sayıya karşılık geldiğinin öğrenilmesidir. Hastaların baş ağrısı şiddetini değerlendirirken objektif davranmaları zor olabilir. Kimi hastalar, hekim tarafından daha iyi ele alınmak için baş ağrılarının gerçek şiddetini bir üst düzey olarak ifade edebilir. Hasta görüşmesinin başından itibaren baş ağrısının gerektiği gibi, dikkatle ele alındığını düşünen hastalarda baş ağrısı şiddeti gerçek duruma daha denk düşen biçimde anlatılır. Görüşme sırasında baş ağrıları olan hastalarda baş ağrısı şiddeti ile yüz ifadesi arasındaki uyum gözlenmelidir. Migren baş ağrıları, genellikle orta şiddetin üzerindedir. Bazı migren atakları çok şiddetli baş ağrısı oluşturabilir. Gerilim baş ağrısı hastaları, çoğunlukla orta şiddetin altında baş ağrısı tanımlar. Gerilim baş ağrısı ataklarının bazen şiddetli olabileceği unutulmamalıdır. Buna karşılık, gerilim baş ağrısının çok şiddetli düzeye ulaşması hiç görülmez. Küme baş ağrısı, hiçbir zaman hafif şiddette olmaz; daima şiddetli veya çok şiddetlidir.


Baş ağrısını başlatan faktörler

Bazı hastalar baş ağrılarını başlatan bazı faktörleri görüşme sırasında söyleyebilir. Migren ataklarının stres, açlık, fiziksel yorgunluk, uykusuzluk, menstruasyon, alkol alımı veya belirli yiyecekler ile tetiklenmesi sık görülür. Stres gerilim baş ağrısı için de iyi bilinen çağırıcı bir faktördür. Küme baş ağrısı atakları küme döneminde alınan alkol ile tetiklenebilir. Başın ağrının olduğu tarafa döndürülmesi veya büyük oksipital sinir üzerine basılması paroksismal hemikranya ataklarını başlatabilir. Migren atakları sırasında yürüme, merdiven çıkma, baş sallama gibi günlük fiziksel aktiviteler ağrıyı artırır. Aynı aktivitelerin gerilim baş ağrısı ataklarını artırması olağan değildir. Trigeminal nevralji atakları yüz yıkama, traş olma, makyaj yapma, konuşma, yemek yeme, diş fırçalama veya sigara içme ile tetiklenebilir.


Baş ağrısını geçiren faktörler

Migren atakları, genellikle uyumakla, ilaç almakla, bir şeyler yemek veya dinlenmekle azalır ya da geçer. Gerilim baş ağrısı, dinlenmek ya da bazı relaksasyon tekniklerine olumlu yanıt verebilir. Küme baş ağrısı hastasının atak sırasında sürekli hareket etme isteği tipiktir. Masaj, hem gerilim baş ağrısı hem de migren ataklarını yatıştırabilirken, küme baş ağrısında hiçbir etkisi olmaz.


Baş ağrısına eşlik eden belirtiler

Baş ağrısına eşlik eden belirtilerin ayrıntılı biçimde öğrenilmesi, doğru tanının konmasında zorunlu bir adımdır. Hastalar, genellikle eşlik eden belirtiler yerine baş ağrısına odaklanmayı tercih eder ve eşlik eden belirtilerden söz etmeyi gereksiz bulur. Hekimin sabırla, baş ağrısı sırasında ağrı dışında bir yakınma olup olmadığını araştırması gerekir. Bu amaçla, öykü bittikten sonra eşlik eden belirtilere tekrar geri dönülebilir. Baş ağrısından yeterince söz ettiğini düşünen bir hasta öykünün sonunda, önceden “gereksiz” gibi gördüğü belirtilerden daha rahat söz edebilir. Baş ağrısı sırasında bulantı ve/veya kusma olması, ışığın ya da sesin rahatsız etmesi tipik migren belirtileridir. Bu belirtiler içinde bulantı ve/veya kusma ile ışığa duyarlılığın tanıda değeri daha fazladır. Hemen her türlü baş ağrısında yüksek ses düzeyi rahatsız edicidir. Gerilim baş ağrısında çok hafif bir abdominal huzursuzluk ya da iştahsızlık olabilir, ancak bulantı hiçbir zaman görülmez. Baş ağrısı sırasında ışıktan rahatsız olduğunu fark etmemiş bir hastanın oftalmoskop ile muayene sırasına gözünü ışıktan kaçırması migren tanısını akla getirir. Bazı küme baş ağrısı hastaları atak sırasında ışığın rahatsız ettiğini söyleyebilir.


Öncü belirtiler

Migren hastalarının büyük çoğunluğunda baş ağrısının geleceğini haber veren öncü belirtiler olur. Işıktan, sesten ve bazı kokulardan rahatsız olma, konsantrasyon güçlüğü, konuşurken sözcük bulma zorluğu, belirli yiyeceklere düşkünlük, sıvı retansiyonu, mesane ve barsak aktivitesinde artma ya da esneme gibi öncü belirtiler baş ağrısından saatler ya da birkaç gün önce başlayabilir. Baş ağrısının başlamasından 15-20 dakika önce olan ve 5-60 dakika süren yanıp sönen ışık parlamaları fotopsi olarak tanımlanır ve tipik migren aurasının en basit tipi olarak kabul edilir. Görsel migren aurası kırıklı çizgiler görme veya görme alanı bozuklukları şeklinde de olabilir.


Hastanın yaşamını etkileme

Baş ağrısının hastanın günlük aktivitelerini etkileyip etkilemediği mutlaka açığa çıkarılmalıdır. Migren atakları hastanın günlük işlerini etkiler. Küme baş ağrısı atakları hastanın günlük aktivitelerinin durmasıyla sonuçlanır. Gerilim baş ağrısı çoğunlukla hastanın günlük işlerini etkilemez, ancak bu durumun hastanın mesleği ile de ilgili olduğunu akılda tutmak yararlı olabilir. Bilişsel işlevlerin üst düzeyde gerekli olduğu işlerde gerilim baş ağrısının verimliliği düşürmesi mümkündür.

Migren tanısı alan hastaların yaklaşık % 60’ının ailesinde benzer nitelikte baş ağrıları vardır. Küme baş ağrısı ve gerilim baş ağrısında aile öyküsünün pozitifliğine daha az rastlanır. Hastanın on aylarda kafa travması geçirip geçirmediği öğrenilmeden baş ağrısı öyküsü tamamlanmış sayılmaz.
Önceden alınan ilaçlara yanıtlar

Hastanın geçmiş baş ağrısı ataklarında kullandığı ilaçlara alınan yanıtlar, tanının ortaya çıkmasında yardımcı olabilir. Spesifik migren akut atak ilaçları triptanlar ve ergo bileşiklerinin ağrıyı sonlandırdığı öğrenilen bir hastada tanının migren olma olasılığı yüksektir. Subaraknoid kanama ve menenjite bağlı akut baş ağrılarının triptanlara başlangıçta olumlu yanıt verebileceği unutulmamalıdır.

Hastanın baş ağrısı için aldığı ilaçların kullanım sıklığının öğrenilmesinin tanıda önemlidir. Hastanın haftada üç gün veya daha çok migren spesifik ilacı ya da ağrı kesici kullandığının öğrenilmesi ilaç aşırı kullanımı baş ağrısı tanısının konulmasını kolaylaştırır. Bir migren hastası, ilgili olduğunu düşünmediği için, pelvik ya da lomber ağrısı için aldığı ağrı kesicilerden genellikle söz etmez. Hastanın aldığı bütün ilaçları ve kullanım sıklıklarını not etmek, doğru tanı için asla atlanmaması gereken bir basamaktır.
Görüşmeyi bitirme

Baş ağrısı hastasıyla görüşme tamamlanmadan önce, hastanın baş ağrısı ile eklemek istediği başka bir nokta olup olmadığı sorulmalıdır. Hastalar, bazen en önemli ipucunu en sonda söyler. Görüşme, genellikle “Baş ağrınızın neye bağlı olduğunu düşünüyorsunuz?” sorusuyla sonlandırılır. Hastalar bu soruya, kendi görüşlerinden çok, çevrelerinden üzerlerine yapıştırılmış etiketlere göre yanıt verdiklerinde tanıya katkısı azdır. Hastalar, ruhsal sorunların varlığını bir beyin hastalığına tercih ettiklerinde de, baş ağrıları hakkında gerçekçi olmayan değerlendirmeler yapabilirler. Hekim, yanıtın işlevsel olmadığını fark ettiğinde bu soruyu atlayabilir.


Tehlike İşaretleri
Baş ağrısı hastasında ilk amaç, hastanın baş ağrısının tehlikeli bir hastalığa bağlı olup olmadığını ayırmaktır. Benzer nitelikte bir yıldan uzun süren baş ağrılarında primer baş ağrısı tanısı olasılığı öne çıkar. Genç yaşlarda başlayan baş ağrılarında, ailede benzer özelliklerde baş ağrısının bulunduğunda sekonder baş ağrısı olasılığı azdır. Menstruasyonla tetiklenen baş ağrılarının bulunması, hekimi migren tanısına yaklaştırır. Hastanın öykü, fizik ve nörolojik muayenesinde bulunabilecek bazı ipuçları sekonder baş ağrısı olasılığının uygun yöntemlerle dışlanmasını gerektirir. Tablo VII’de verilmiş olan tehlike işaretlerinden bir tanesinin bile bulunmuş olması uzmana sevki ya da beyin görüntülemesini zorunlu kılar. Tehlike işaretlerinin varlığını araştırırken, hastanın belirti ve bulgularını analitik olarak değerlendirmek ve rasyonel bir karar vermek önemlidir.


Tablo VII. Baş Ağrısı Hastasında Tehlike İşaretleri
Baş ağrısının orta yaşın üzerinde başlaması

Baş ağrısının şiddetli olması

Baş ağrısı hastasında ilerleyici kötüleşme

Baş ağrısının ani başlaması

Baş ağrısın fiziksel aktivite sırasında başlaması

Baş ağrısının özelliklerinde anlamlı değişim

Ortostatik baş ağrısı

Ateşle birlikte açıklanamayan baş ağrısı

Sistemik belirtilerle birlikte baş ağrısı

Şiddetli hipertansiyonla birlikte baş ağrısı

Sabah erken saatlerde en kötü olan baş ağrısı

Malign bir hastalık sürecinde yeni ortaya çıkan baş ağrısı

AIDS hastasında yeni ortaya çıkan baş ağrısı

Her zaman aynı tarafta olan baş ağrısı

Gebelikte veya postpartum dönemde ortaya çıkan yeni baş ağrısı

Nörolojik bulgularla birlikte baş ağrısı

Travma ile yakın zamansal ilişki içinde başlayan baş ağrısı

Öksürme, ıkınma veya öne eğilmekle baş ağrısında artış olması

Çocukluk çağında açıklanamayan baş ağrısı

Boyun rotasyonu ağrısızken fleksiyonunun ağrılı olması





1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə