KLİNİK Çalişma rehberi Çalişma konusu baş AĞrisi dönem V eğİTİm yili



Yüklə 225.14 Kb.
səhifə1/4
tarix09.03.2017
ölçüsü225.14 Kb.
  1   2   3   4
KLİNİK ÇALIŞMA REHBERİ

ÇALIŞMA KONUSU BAŞ AĞRISI
DÖNEM V
EĞİTİM YILI 2014-2015
SORUMLU ANABİLİM DALLARI Nöroloji,

Nöroşirürji

Enfeksiyon hastalıkları

Radyoloji


SORUMLU ÖĞRETİM ÜYELERİ Prof. Dr. Taner ÖZBENLİ

Prof. Dr. Hacer Erdem TİLKİ

Prof. Dr. Hüseyin A. ŞAHİN

Prof . Dr. Keramettin AYDIN

Doç. Dr. Hande TÜRKER

Doç. Dr. A. Oytun BAYRAK

Doç. Dr. Esra TANYEL

Yrd. Doç. Dr. Enis KURUOĞLU

Yrd. Doç. Dr. Abdullah Marangoz

Yrd. Doç. Dr. Kerim Aslan

Yrd. Doç. Dr. İlkay BOZKURT

Yrd. Doç. Dr. Havva YILMAZ




  1. Konunun tanımı




Baş ağrısı, değişik formları bulunan ve değişik düzeylerde ağrıya yol açabilen bir sorundur. Primer baş ağrıları kronik ya da ağrı atakları ve buna bağlı sorunlara yol açarken sekonder baş ağrıları, acil yaklaşım gerektiren önemli bir hastalığın habercisi olabilir. Primer baş ağrısında organik bir neden belirlenemez ve bu durum olasılıkla santral sinir sistemindeki fizyolojik bozukluktan kaynaklanır. Sekonder baş ağrısında, ağrı patolojik sürecin semptomlarından biridir ve organik nedenler söz konusudur.





  1. Konunun önemi




Baş ağrısı, insanların en sık yaşadığı ağrı türlerinden birisidir. Nüfusun büyük bölümünü etkileyerek rahatsızlığa, günlük aktivitelerin olumsuz etkilenmesine ve başka etkinliklerde bulunmaya engel olacak düzeyde ağrıya neden olur. Yaşamları boyunca insanların % 90’ından fazlası en az bir kez baş ağrısından etkilenir.

Kuzey Avrupa verilerine göre baş ağrısı prevalansı 7 yaşında % 39 iken, 15 yaşında % 75’e yakındır. Danimarka’da yaşam boyu migren prevalansı kadınlar için yaklaşık % 25, erkekler için % 8’dir. Türkiye’de her beş kadından ve on erkekten birinde migren baş ağrıları vardır.

Baş ağrısı, okul ve iş devamsızlıkları ile boş zaman aktivitelerinin engellenmesine neden olur. Bir çalışmada, düzenli bir işte çalışan migren hastalarının % 43’ü ve gerilim baş ağrısından yakınan hastaların % 12’si, baş ağrısı nedeniyle yılda en az bir gün işe gidemediklerini bildirmiştir. Aynı çalışmada, migrenli hastaların üçte birinin hekimlerden yardım istemedikleri öğrenilmiştir. Hekime gitmeme nedenleri arasında, “baş ağrısını tedavi etmenin mümkün olmadığı” doğrultusundaki yanlış inanç ilk sırada yer almaktadır.

Primer baş ağrıları içinde en sık görülen gerilim baş ağrıları populasyonun % 66’sını etkiler. Küme baş ağrısı ender görülür, fakat insanların karşılaşabilecekleri en şiddetli ağrı tipini oluşturur. Migren veya gerilim baş ağrısı hastalarının ağrı kesicileri ve spesifik migren ilaçlarını aşırı kullanmaları kronik günlük baş ağrılarına yol açabilir. İlaç aşırı kullanım baş ağrıları, ülkemiz gibi bilinçsiz ilaç tüketiminin yaygın olduğu ülkelerde önemli bir sorundur ve Baş Ağrısı Polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık üçte birinin sorunu budur.

Sekonder baş ağrısı olasılığı, baş ağrısında tehlike işaretlerinin varlığı ile belirlenir ve gerekli araştırmalar yapılır. Her hekimin, baş ağrısı hastasında bu tehlike işaretlerini değerlendirmesi zorunludur. Sekonder baş ağrısı nedenleri arasında bulunan subaraknoid kanama olgularının yaklaşık dörtte biri başlangıçta yanlış tanı alır ve bu durum, sıklıkla etyolojik neden olan serebral anevrizmanın belirlenmesindeki gecikme nedeniyle, hastanın kaybı ile sonuçlanır.





  1. Genel bilgiler




Sınıflandırma
Baş ağrılarının sınıflandırılması, bilimsel araştırmalarda ve klinik uygulamada sistematik yaklaşım olanağı verdiği için yararlıdır.Uluslararası Baş Ağrısı Derneği’nin 2013 yılında kabul ettiği sınıflandırma Tablo 1’de, eğitim programı amaçlarına göre değiştirilerek verilmiştir.

Tablo I. Baş Ağrılarının Sınıflandırılması (2013)
Primer Baş Ağrıları


  1. Migren

    1. Aurasız migren

    2. Auralı migren

    3. Çocukluk çağı periyodik sendromları

    4. Retinal migren

    5. Migren komplikasyonları




  1. Gerilim baş ağrısı

    1. Epizodik gerilim baş ağrısı

    2. Kronik gerilim baş ağrısı




  1. Küme baş ağrısı ve diğer trigeminal otonomik baş ağrıları

    1. Epizodik küme baş ağrısı

    2. Kronik küme baş ağrısı

    3. Epizodik paroksismal hemikranya

    4. Kronik paroksismal hemikranya

    5. Konjunktival kanlanma ve yaşarmalı kısa süreli tek yanlı nevraljiform baş ağrısı atakları




  1. Diğer primer baş ağrıları


Sekonder baş ağrıları


  1. Baş ve/veya boyun travmasına bağlanan baş ağrısı

  2. Kranyal ya da servikal damarsal bozukluklara bağlanan baş ağrısı

  3. Damarsal olmayan kafa içi bozukluklara bağlanan baş ağrısı

  4. Bir maddeye ya da bunun bırakılmasına bağlanan baş ağrısı

    1. İlaç aşırı kullanımı baş ağrısı

    2. Diğer madde kullanımına bağlı baş ağrıları

  1. Enfeksiyona bağlanan baş ağrısı

  2. Homeostaz bozukluğuna bağlanan baş ağrısı

  3. Kranyal yapıların bozukluklarına (gözler, kulaklar, sinüsler, dişler) bağlanan baş ağrıları


Diğer baş ağrıları


  1. Trigeminal nevralji

  2. Glossofaringeal nevralji

  3. Oksipital nevralji

  4. Yüz ağrısı



Primer Baş Ağrıları
Migren
Tanım

Migren, 4-72 saat süren ataklar halinde kendini gösteren, yineleyici baş ağrısı bozukluğudur. Tek yanlı yerleşim, zonklayıcı nitelik, orta veya şiddetli düzeyde ağrı, ağrıda günlük fiziksel aktiviteyle artış, bulantı ve/veya fotofobi ve fonofobi ile birliktelik tipik özellikleridir.


Tanı kriterleri

  1. B-D kriterlerine uyan en az 5 atak

  2. 4-72 saat süren baş ağrısı atakları (tedavi edilmemiş veya başarısız tedavi edilmiş)

  3. Baş ağrısı aşağıdaki özelliklerden en az ikisine sahiptir:

    1. Tek taraflı yerleşim

    2. Zonklayıcı nitelik

    3. Orta veya şiddetli ağrı

    4. Günlük fiziksel aktiviteyle (yürüme veya merdiven çıkma gibi) artış ya da onlardan kaçınmaya neden olma

  4. Baş ağrısı sırasında aşağıdakilerden en az biri vardır:

    1. Bulantı ve/veya kusma

    2. Fotofobi ve fonofobi

  5. Baş ağrısının başka bir bozukluğa bağlanamaz.


Patofizyoloji

Migren atağı, olasılıkla hipotalamik veya kortikal mekanizmalar yoluyla tetiklenmektedir. Ağrıya duyarlı intrakranyal yapılar, dura mater ve kan damarlarının trigeminal innervasyonu, ağrı uyaranlarının trigeminal ganglion yoluyla trigeminal nukleusa taşınmasını sağlar. Nukleus, medulladan C2’ye doğru uzanır ve talamusa lifler yollar. Kan damarları ve nöronlardaki serotonin reseptörleri vazokonstriksiyona ve presinaptik inhibisyona aracılık ederek CGRP’nin vazodilatör ve inflamatuvar etkilerini antogonize eder.

Migren hastalarının beyinlerinin ataklar arası dönemlerde aşırı uyarılabilir olduğunu gösteren kanıtlar çoğalmaktadır. Nöronlardaki aşırı uyarılabilirlik durumu iyon kanalı bozuklukları, mitokondri defekti veya beyindeki magnezyum eksikliği gibi değişik mekanizmalarla açıklanabilir.

Migren eğilimi, büyük oranda genetik faktörlere bağlıdır. Menstruasyon gibi iç ya da hava koşulları gibi dış faktörlerin etkisiyle migren atağı için spesifik mekanizmalar aktive olur. Santral sinir sistemindeki biyojenik aminlerin anormalliği, migrenlilerin stres ve bazı yiyecekler gibi tetikleyicilere daha fazla yanıt vermesine yol açar. Korteks ve beyin sapındaki etkilenmeler, dorsal raphe nukleus ve locus coerules’taki migren oluşturucu bölgenin aktive olmasına yol açar ve migren atağı başlar.

Migren aurasının en iyi açıklaması, beynin arka tarafından başlayan ve öne doğru ilerleyen kortikal nöronal depresyonun yaygınlaşmasıdır. Kortikal nöronal depresyonun yaygınlaşmasında potasyumun hareketi ve uyarıcı bir aminoasit olan glutamatın salınımı temel rol oynar. Auralı migren olgularında, kortikal nöronal depresyonun ilerleme yönüne uygun biçimde, kanlanmada azalma olduğu da gösterilmiştir.
Tedavi

Migren tedavisi, konan tanının hastaya açıklanması ve hastalığın yönetimi konusunda hastanın işbirliğinin sağlanmasıyla başlar. Uykunun düzenlenmesi, düzenli egzersiz, düzenli beslenme, aşırı alkol ve kafein alımını sınırlama, ağrı kesicilerin akılcı kullanımı gibi önlemler pek çok hastanın atak sayısını anlamlı düzeyde azaltır. Migren atağı başlangıcında, sessiz, ışığı az bir odada uyumak yararlı olabilirse de pek çok hasta birçok atağında bu koşulları sağlayamaz.

Migrenin farmakolojik tedavisi, akut atakların sonlandırılması veya önleyici (profilaktik) tedavi olarak iki düzeyde ele alınır. Baş ağrısı güncesinin değerlendirilmesinden sonra, hastanın yaşamını belirgin derecede etkileyen atakların varlığı durumunda, önleyici tedaviye hasta ile birlikte karar verilir. Pek çok hasta için önleyici tedaviye karar verme sınırı, aydan üçten çok atak geçirilmesidir. Migrenin atak ve önleyici tedavi seçenekleri Tablo II ve III’te gösterilmiştir.


Tablo II. Migrende Akut Atak Tedavi Seçenekleri

İlaç Etkinlik Yan etkiler
Parasetamol + +

Parasetamol+kafein ++ +++

Aspirin + +

NSAİ ++ ++


Ergotamin ++ ++
Sumatriptan (SC)* ++++ +

Sumatriptan +++ +

Rizatriptan +++ +

Naratriptan ++ +

Zolmitriptan +++ +

Eletriptan +++ +

Frovatriptan ++ +
* Subkutan enjeksiyon.

Tablo III. Migrende Önleyici Tedavi Seçenekleri

İlaç Etkinlik Yan etkiler
Propranolol ++++ ++

Valproat ++++ ++

Topiramat ++++ ++

Flunarizin ++++ ++

Verapamil ++ +

Amitriptilin ++++ ++

Pizotifen +++ ++

Naproksen ++ ++

SSRI ++ +

MAOI ++++ ++++

Gabapentin ++ ++

Gerilim Baş Ağrısı
Tanım

Gerilim baş ağrısı tipik olarak bilateral yerleşim gösterir, sıkıştırıcı veya basıcı niteliktedir. Ağrı hafif veya orta şiddettedir, günlük fiziksel aktiviteyle artmaz. Hafif bulantı, fotofobi veya fonofobi olabilir. Ayda 15 günden az ağrılı günü olan hastalar epizodik, ayda 15 gün veya daha fazla ağrılı günü olan hastalar kronik gerilim baş ağrısı olarak tanımlanır.


Tanı kriterleri

        1. En az üç aydır ortalama 15 gün veya daha çok ortaya çıkan (epizodik için ayda 15 günden daha az) ve B-D kriterlerine uyan baş ağrısı

        2. Baş ağrısının saatler sürmesi veya sürekli olması

        3. Baş ağrısı aşağıdaki özelliklerden en az ikisine sahiptir:

  1. Bilateral yerleşim

  2. Sıkıştırıcı/basıcı (zonklayıcı olmayan) nitelik

  3. Hafif veya orta şiddet

  4. Yürüme ya da merdiven çıkma gibi günlük fiziksel aktiviteyle şiddetlenme olmaması

        1. Aşağıdakilerden her ikisi de bulunmalıdır:

  1. Fotofobi,fonofobi veya hafif bulantıdan sadece biri

  2. Bulantı ve kusmanın olmaması

        1. Baş ağrısının başka bir bozukluğa bağlanamaz.


Patofizyoloji

Gerilim baş ağrısının kaynağının baş ve boyun kaslarının kontraksiyonu ve iskemiye bağlı olduğu biçimindeki geleneksel görüşün doğru olmadığını gösteren kanıtlar vardır. Gerilim baş ağrılı hastalarda sık görülen anksiyete ve depresyon ile hastalığın nedensel ilişkiden daha çok birlikte görülme durumu söz konusudur. Gerilim baş ağrısında, miyofasyal reseptörler üzerinden gelişen mekanizmalarla perikranyal miyofasyal ağrı duyarlılığı artmıştır.

Gerilim baş ağrısının oluşum mekanizmasında santral mekanizmaların daha önde geldiğine ilişkin veriler çoğalmaktadır. Perikranyal miyofasyal dokulardaki A-delta, C ve A-beta duysal aferentlerin uyarılmasıyla, beyin sapı ve medulla spinalisteki trigeminal sinir ile C2 ve C3’deki nosiseptif nöronların duyarlılığı artmakta, bu da supraspinal yapılara ağrı sinyali geçişini çoğaltmaktadır. Duyusal korteks ve talamus gibi supraspinal yapıların nosiseptif uyarısının artması, fasilitasyonu çoğaltırken medulla spinalis arka boynuz ve trigeminal nukleus düzeyinde ağrı inhibisyonunu azaltır. Böylelikle ağrı oluşumu kolaylaşır.
Tedavi

Gerilim baş ağrılı hastaların çoğu hekime başvurmaz. Hekim yardımı isteyen olguların kaygılarının giderilmesi, stresle başa çıkma, gevşeme tedavileri ve biofeedback yöntemi yararlı olabilir. Sıcak veya soğuk uygulama, ultrason ve elektrik stimülasyonu, egzersiz ve traksiyon ile postür düzeltme gibi fiziksel tedavi yöntemleri bazı hastaların problemini azaltabilir.

Basit analjezikler ve NSAİ’ler gerilim baş ağrısının akut tedavisinde etkilidir. Atakları sık olan hastalarda ilaç kullanımının sınırlandırılması önemlidir. Gerilim baş ağrısında önleyici tedavi, baş ağrısı ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Baş ağrısı güncesinin değerlendirilmesinde, haftada ikiden fazla olan ve atakları dört saatten uzun süren ya da ağrı şiddeti yaşamı önemli düzeyde etkileyecek kadar çok olan olgulara önleyici tedavi önerilmelidir. Amitriptilin, fluoksetin, paroksetin ve tizanidin önleyici tedavi seçenekleridir.
Küme Baş Ağrısı
Tanım

Küme baş ağrısı orbital, supraorbital veya temporal alanlarda, kesinlikle tek taraflı, 15-180 dakika süren şiddetli ağrı ile tanınır. Ağrı sıklığı, küme döneminde gün aşırı bir kezden günde 8 defaya kadar değişir. Ataklar sırasında, ağrı tarafında konjunktivada kanlanma, göz yaşarması, nazal konjesyon, burun akıntısı, alın ve yüzde terleme, miyozis, göz kapağında düşme ve göz kapağı ödemi görülebilir. Çoğu hasta atak sırasında huzursuz ya da ajitedir.


Tanı kriterleri
A. B-D kriterlerine uyan en az 5 atak

B. Şiddetli ya da çok şiddetli,tedavisiz 15-180 dakika süren, unilateral orbital, supraorbital ve/veya temporal ağrı

C.Baş ağrısına aşağıdakilerden en az biri eşlik eder:

1. Aynı tarafta konjunktival kanlanma ve/veya göz yaşarması

2.Aynı tarafta nazal konjesyon ve/veya burun akıntısı

3.Aynı tarafta göz kapağı ödemi

4.Aynı taraf alın ve yüz yarısında terleme

5.Aynı tarafta miyozis ve/veya pitozis

6.Huzursuzluk veya ajitasyonun varlığı

D. Atakların sıklığı gün aşırı birden günde 8’e kadar değişir.

E. Başka bir bozukluğa bağlanamaz.

Patofizyoloji

Ağrıların, biyolojik saatin özelliklerini yansıtacak biçimde sirkadyen ritmisite göstermesi ve küme dönemlerinin ortaya çıkması suprakiazmatik bölgenin etkilendiğini düşündürür. PET görüntüleme çalışmalarının, küme baş ağrısı atağı sırasında posterior hipotalamusta gri maddede tek taraflı aktivasyonu ortaya koyması, hipotalamusun küme baş ağrısı üretim yeri olduğu görüşünü desteklemektedir. Hipotalamik bozukluk, atakların peryodisitesi ve küme dönemlerinden olduğu kadar, otonomik ve vasküler kontrol bozukluklarından da sorumlu olabilir.


Tedavi

Akut atakların sonlandırılmasında, 20 dakika süreyle, 7-12 L/dk akım hızında oksijenin maske ile verilmesi olguların % 70’inde etkilidir. Sumatriptan enjeksiyonu ve intranazal lidokain uygulaması, akut atak tedavisindeki diğer seçenekleri oluşturur.

Önleyici tedavide verapamil, lityum, valproat, topiramat veya melatonin kullanılabilir. Kısa süreli önleyici tedavide prednisolon etkilidir. Ağrı ile aynı taraftaki büyük oksipital sinire lokal steroid ve anestezik enjeksiyonu atakları durdurabilir. Hipotalmusta lezyon bulunan bölgeye stimülatör yerleştirmeyle elde edilen parlak sonuçlar, küme baş ağrısı tedavisinin gelecekte kökten değişebileceğini göstermektedir.

Paroksismal Hemikranya
Tanım

Paroksismal hemikranya’da görülen ağrı, eşlik eden belirti ve bulgular, küme baş ağrısına benzer özellikler gösterir. Paroksismal hemikranya ağrıları daha kısa sürelidir ve daha sık gelir. Daha çok kadınlarda görülür ve indometasine tam olarak yanıt verir.


Tanı kriterleri
A.B-D kriterlerine uyan en az 20 atak

B.Tek yanlı, orbital, supraorbital veya temporal, 2-30 dakika süren, şiddetli ağrı atakları

C.Baş ağrısına aşağıdakilerden en az biri eşlik eder:

1.Aynı tarafta konjunktival kanlanma ve/veya göz yaşarması

2.Aynı tarafta nazal konjesyon ve/veya burun akıntısı

3.Aynı tarafta göz kapağı ödemi

4.Aynı taraf alın ve yüz yarısında terleme

5.Aynı tarafta miyozis ve/veya pitozis

D. Ağrılı dönemin yarısından fazlasında atak sıklığı günde 5’in üzerindedir; ancak daha az

sıklık gösteren dönemler olabilir.

E.Ataklar, tedavi edici indometasin dozu ile tamamen önlenir.

F.Başka bir bozukluğa bağlanamaz.


Patofizyoloji

Paroksismal hemikranya’nın patofizyolojisi belirsizdir. Kronik paroksismal hemikranya’da katekolaminlerin ve beta endorfinin salgılanmasında değişiklikler görülür. Görüntüleme sonuçlarından elde edilen sonuçlara göre, paroksismal hemikranya’nın major superfiyel petrozal sinir çıkış yolunda gerçekleşen parasempatik aktivasyon ve ılımlı bir parsiyel Horner sendromu ile ilişkisi olabilir.


Tedavi

Başlangıç için tek seçenek olan indometasin düşük dozlardan başlanarak yanıt alınana kadar artırılır. Günde 225 mg indometasinin etkilemediği olgularda daha sonra olumlu yanıt beklenmez. Naproksen ve verapamilin etkili olduğu hastalar bildirilmiştir.



Sekonder Baş Ağrıları
Sekonder baş ağrıları başlığı altında ele alınan pek çok hastalık vardır (Tablo IV). Rehberde, hastanın yaşamını ciddi biçimde tehdit eden subaraknoid kanama ile yaygınlığı nedeniyle önemli bir sağlık sorunu oluşturan ilaç aşırı kullanım baş ağrısına yer verilmiştir.
Tablo IV. Sekonder Baş Ağrısına Yol Açabilen Durumlar
Damar hastalığıyla ilgili durumlar

Subaraknoid kanama

İskemik inme

İntraserebral kanama

Serebral venöz tromboz

Diseksiyon

Damar dışı intrakranyal bozukluklar

İntrakranyal hipotansiyon

İntrakranyal hipertansiyon

Travma


Beyin tümörleri

Santral sinir sistemi enfeksiyonları

Madde kullanımı ve kesilmeleri

İlaç aşırı kullanımı

Karbon monoksit intoksikasyonu

Kafein kesilmesi

Homeostaz bozukluğu

Arteryel hipertansiyon

Uyku apnesi

Sinüzit ve nazal hastalıklar

Eklampsi

Göz hastalıkları

Akut glokom

Şaşılık


Oküler inflamatuvar bozukluk

Psikiyatrik hastalıklar

Somatizasyon bozukluğu

Psikotik bozukluk



Subaraknoid kanama
Tanım

Subaraknoid kanama ani başlangıçlı, yoğun ve dayanılmaz gök gürültüsü baş ağrısının en sık nedenidir. Genellikle hastaneye varmadan önce olmak üzere, hastaların yaklaşık yarısı subaraknoid kanama nedeniyle hayatını kaybeder. Hayatta kalanların da yaklaşık yarısı yaşamını sekelli olarak sürdürür.

Subaraknoid kanama baş ağrısı sıklıkla, başlangıçta unilateraldir. Bulantı, kusma, bilinç bozukluğu, ense sertliği ve daha az sıklıkla ateş ve kardiyak ritm bozuklukları eşlik eder. Ani başlangıç anahtar özelliktir. Ani başlangıçlı ya da gök gürültüsü baş ağrısı olan her hasta subaraknoid kanama açısından değerlendirilmelidir. Tanı, ilk 24 saatte % 90’ın üzerinde duyarlılığa sahip kontrastsız BT ya da flair MRG ile doğrulanır. Beyin görüntülemesi negatif, kuşkulu ya da teknik olarak yetersizse lomber ponksiyon yapılmalıdır.
Tanı kriterleri

A.Ani başlangıçlı, C-D kriterlerine uyan şiddetli baş ağrısı

B.Diğer klinik bulgularla birlikte ya da klinik bulgular olmaksızın, travmatik olmayan

subaraknoid kanamanın beyin görüntüleme (BT, MRG T2 ya da flair) ya da BOS kanıtı

C.Baş ağrısı kanama ile eş zamanlı olarak gelişir.

D.Baş ağrısı bir ay içinde iyileşir.


Patofizyoloji

Travma dışında olguların % 80’inde etyolojik neden yırtılmış sakküler anevrizmalardır. Sakküler anevrizmalar, arterlerin kas ve elastik dokusundaki konjenital bozukluklar veya damar duvarında kazanılmış dejeneratif değişiklikler sonucunda oluşur.

Anevrizmanın yırtılmasıyla subaraknoid kanamanın ortaya çıkmasından sonra görülen şiddetli baş ağrısının nedeni, serebral damarların ve komşu araknoidin distansiyonu ve gerilmesidir. Ağrının yayılımı, Willis poligonundaki arterler aracılığıyla V, IX ve X. kranyal sinirler ile üst servikal sinirlerin etkilenmesiyle ilişkilidir. Subaraknoid kanamanın neden olduğu intrakranyal basınç artışı da baş ağrısının şiddetlenmesinde rol oynar. İntrakranyal basınç artışı serebral perfüzyon basıncının düşmesine yol açınca bilinç kaybı görülür.
Tedavi

Tedavinin temeli, kanama nedeni olan anevrizmayı ortaya çıkartmak ve anevrizmayı dolaşımdan dışlayacak cerrahi girişimi hızla planlamaktır. Bu nedenle, subaraknoid kanamalı olgularda, olabildiği kadar kısa sürede serebral anjiyografi yapılarak kanamanın nedeni belirlenmeye çalışılır. Geç cerrahi girişim, yeniden kanama ve vazospazm komplikasyonları ile mortaliteyi artırır. Klinik durumu kötü olan veya cerrahi girişimle ulaşılması güç bölgelerde anevrizması bulunan olgularda anevrizmayı tıkamaya yönelik endovasküler girişimler uygulanabilir.



İlaç Aşırı Kullanımı Baş Ağrısı
Tanım

Sık baş ağrısı çeken hastaların basit analjezikler, ergotamin veya triptanları aşırı kullanmalarına bağlı olarak ortaya çıkan günlük baş ağrılarıdır. Aşırı kullanım, bir aydaki tedavi günlerine göre değerlendirilir. Aşırı analjezik ya da spesifik migren ilaçları kullanan hastalar, önleyici tedaviye dirençli duruma gelir.


Tanı kriterleri
A.Önceden baş ağrısı olan bir hastada, ayda 15 gün veya daha çok baş ağrısının olması

B.Üç aydan uzun bir süre için, baş ağrısı tedavisinde kullanılan ilaçlardan bir veya birden çoğunun düzenli olarak aşırı kullanımı

C.Baş ağrısının başka bir nedene bağlanamaması
Patofizyoloji

İlaç aşırı kullanımı baş ağrısı, aşırı kullanılan ilacın tükenmesine bağlı bir tür tepki (rebound) baş ağrısıdır. Beyin sapındaki ağrı modülasyon sistemindeki bozukluk temel mekanizmadır. Trigeminal nukleus kaudalis’teki nosiseptörlerin sensitizasyonu kronik günlük baş ağrılarıyla sonuçlanır.


Tedavi

Günlük baş ağrılarının ilaçların aşırı kullanımına bağlı olduğunu hastaya açıklamak ilk adımdır. Aşırı kullanılan ilacın kesilmesinden baş ağrılarının sıklık ve şiddetinde geçici bir artış olabileceği konusunda hasta bilgilendirilmelidir. Birçok hasta Tablo V’te belirtilen önleyici tedavi seçeneklerinden birisine gereksinim duyar.


Tablo V. İlaç Aşırı Kullanım Baş Ağrısında Önleyici Tedavi Seçenekleri

İlaç Etkinlik Yan etki
Amitriptilin +++ ++

Valproat +++ ++

Topiramat +++ ++

Propranolol ++ +

Verapamil ++ +

Gabapentin ++ +



Trigeminal Nevralji

Tanım

Trigeminal nevralji tek taraflı, kısa süreli, elektrik çarpması benzeri ağrılar ile tanınır. Ani başlar ve ani sonlanır. Trigeminal sinirin bir veya iki dalının dağılım alanı ile sınırlıdır. Ağrı, genellikle yüz yıkama, traş olma, sigara içme, konuşma ve/veya diş fırçalama gibi önemsiz uyaranlarla ortaya çıkabildiği gibi, sıklıkla kendiliğinden başlar. Nazolabial oluk ve/veya çenedeki küçük alanlar ağrının ortaya çıkmasında duyarlı bölgelerdir.




  1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə