Mikotoksinler; Aspergillus



Yüklə 337,36 Kb.
Pdf görüntüsü
səhifə1/4
tarix02.03.2017
ölçüsü337,36 Kb.
#10005
  1   2   3   4

GİRİŞ

Mikotoksinler; 

Aspergillus, 

Penicillium,

Fusarium,  Alternaria  ve Claviceps gibi  mantar

(küf) cinslerinin sekonder metabolizması sonucu

oluşan,  düşük  molekül  ağırlıklı,  çok  çeşitli

kimyasal yapıya sahip doğal toksinlerdir. İnsan ve

hayvan  sağlığı  üzerinde  güçlü  ve  çeşitli  toksik

etkiler oluşturmaktadırlar (1).

Mikotoksinleri  üreten  mantarlar  rüzgar  ve

hava akımlarıyla taşınarak her yerde (atmosferin

çeşitli  katmanları  da  dahil)  bulunabilirler

(1,2).  Mikotoksin  kontaminasyon  düzeyi  iklim

koşullarına,  ürünün  cinsine  ve  coğafi  konuma

bağlı  olarak  mevsimden  mevsime,  yıldan  yıla

farklılık gösterebilir. Dünyadaki mahsüllerin dörtte

birinin  mikotoksin  ile  kontaminasyon  riskinin

olduğu bildirilmiştir (1).

Kimyasal  ve  etkinlik  açısından  farklı  olan

mikotoksinler, üreten mantarın gelişebildiği vasat-

lara  göre  sınıflandırılabilirler.  Bu  sınıflandırma

Tablo 1’de görülebilir (2).

Mikotoksin  üreten  mantarlar,  bitkiyi  hasat

öncesi dönemde veya hasat sonrasında enfekte

edebilirler. Pek çok cins mantar büyüme, gelişme

ve  mikotoksin  üretimi  için  belli  koşullara  ihtiyaç

duyar. Bu koşullar özetle; nem, sıcaklık, substrat

tipi  ve  besinsel  faktörler,  atmosfer  oksijen  ve

karbon  dioksit  düzeyleri,  diğer  mantar  türlerinin

varlığı,  coğrafi  konum,  genetik  şartlar  olarak

sıralanabilir.  Toksin  üretiminin  boyutu  aynı

zamanda eser metaller, böcek faaliyetleri, bitkisel

ilaçlar,  baharatlar,  Krebs  döngüsü  ara  ürünleri

besin  katkı  maddeleri  gibi  faktörlerden  de

etkilenebilir (1,2).



DERLEME

Cilt  58,  No 3,  S : 97 - 118

Türk Hij Den Biyol Derg  2001

VOL 58, NO 3, 2001

1Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı, Ankara

Geliş tarihi : 04.09.2001            Kabul ediliş tarihi : 19.02.2002

Yazışma adresi: Prof.Dr. Gönül ŞAHİN, H.Ü., Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı, 06100, Sıhhiye, Ankara

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN MİKOTOKSİNLER

MYCOTOXINS IN TURKEY AND THE WORLD

Gözde GİRGİN1

Nurşen BAŞARAN1

Gönül ŞAHİN1

97

Tablo 1. Mikotoksin üreten mantarların gelişebildiği vasatlara göre sınıflandırılmaları



A.  Bitki Enfekte Edenler

B. Depolanmış Ürünü Enfekte Edenler

Claviceps purpurea

Helminthosporium biseptatum

Aspergillus flavus

P.urticae

Sclerotinia sclerotiorum

A.parasiticus

P.verruculosum

Fusarium graminearum

A.ochraceus

P.puberulum

(Gibberella zeae)

A.clavatus

P.expansum

Rhizoctonia leguminicola

A.fumigatus

P.rugulosum

Aspergillus flavus

A.rubrum

P.palitans



C. Çürüyen Organik Maddeyi Enfekte Edenler

A.chevalieri

P.roqueforti

Pithomyces chartarum

Fusarium graminearum

Penicillium islandicum P. purpurogenum

Stachybotrys atra

Chaetomium globosum

P.citrinum

Chaetomium globosum

Periconia minutissima

Dendrodochium toxicum

P.rubrum

Fusarium graminearum

Fusarium sporotrichoides

Myrothecium verrucaria

P.citreoviride

F.tricinctum

Cladosporium spp.

Trichothecium roseum

P.cyclopium

F.nivale


Alternaria longipes

Trichoderma viride

P.viridicatum

F.moniliforme



Mikotoksin alımına bağlı olarak gelişen klinik

tabloya  “mikotoksikoz”  denir.  Ancak  bu  klinik

tablo; tanımlanması oldukça güç olan ve bir veya

çoğunlukla birden fazla hastalıkla karakterize bir

durumdur.  Mikotoksikozda  görülen  belirtilerin

şiddeti,  etkilerin,  görülen  hastalıkların  tipi, genel

olarak  maruz  kalınan  mikotoksin  türü,  miktarı,

birden fazla mikotoksin varlığının yanı sıra vücut

ağırlığı, fiziksel ve beslenme durumu gibi kişisel

özelliklere  bağlı  olarak  farklılıklar  gösterebilir.

Tablo 2’ de bazı mikotoksinlerin çeşitli etkileri ve

neden oldukları hastalıklar özetlenmiştir (1).

Yazının  bu  bölümünde,  sağlık  açısından

önemli sorunlara neden olabilen bazı mikotoksin-

ler üzerinde durulacaktır.

AFLATOKSİNLER

1960  bahar  ve  yazında  gizemli  bir  hastalık

İngiltere’nin  kuzey  ve  güney  bölgesinde

100.000’den  fazla  hindinin  ölümüne  neden

olmuştur.  Ördek  ve  sülünleri  de  etkileyen

bu  hastalık  “Turkey  X  Disease”  olarak

adlandırılmıştır.  Diyetin  değiştirilmesinin  morbi-

dite  ve  mortalite  oranını  azaltmasıyla  bu

hastalığın    besinsel  kaynaklı  olduğu  farkedil-

miş  ve    etkilenen  tüm  hayvanların  diyetinin

Aspergillus flavus ile  kontamine  olduğu  ve  bu

nedenle  "a-flavus-toxin"in  kısaltılmasıyla  elde

edilen  “aflatoksin”  adı  verilen  toksik  maddeyi

içeren  Brezilya  yerfıstığı  olduğu  saptanmıştır

(1,3).

Aflatoksinler, 



A.nomius ve  A.tamarii mantar-

ları tarafından da üretilebilmelerine rağmen esas

olarak  

A.flavus ve A.parasiticus mantarlarının

belli  suşlarının  sekonder  metabolitleridirler.

Ultraviyole  ışık  altında  mavi  floresans  verenler

aflatoksin  B

1

(AFB



1

)  ve  AFB

2

,  yeşil  floresans



verenler  ise  AFG

1

ve  AFG



2

olarak  adlandırıl-

GİRGİN, BAŞARAN, ŞAHİN. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN MİKOTOKSİNLER

TÜRK HİJ DEN BİYOL DERGİSİ

98

Tablo 2. Bazı mikotoksinlerin çeşitli etkileri ve neden oldukları hastalıklar

Mikotoksin

Aflatoksin B

1

Sitrinin


α-Siklopiyazonik 

asit


Ergotoksinler

(ergotamin)

Fumonisin B

1

Okratoksin A



Patulin

Penitrem A

Fomopsin A

Sporidesmin A

Trikotesenler

(T-2 toksin)

Zearalenon

Oluşturduğu Etki

Karsinojenite

Teratojenite

Nefrotoksisite

Nörotoksisite

Vazokonstrüksiyon

Nörotoksisite

Karsinojenite

Nörotoksisite

Karsinojenite

Nefrotoksisite

Mutajenite

Antibakteriyal

Nörotoksisite

Hepatotoksisite

Hepatotoksisite

Fotosensitivite

Dermatoksisite

Hematopoetik Etki

Östrojenizm

Üreme Bozuklukları

Neden Olduğu Saptanan

Hastalıklar

İnsanda primer karaciğer   

kanseri

Turkey-X disease                 



----

----


Ergotizm

İnsanda St. Anthony Ateşi

Atlarda Ensefalomalazi

Domuzlarda Pulmoner Ödem

Domuzlarda ve Kümes 

Hayvanlarında Nefropati

-----

-----


Koyunlarda lupinozis

Koyunlarda lupinozis

Alimentary 

toxic 


aleukia

(ATA)


Domuzlarda hiperöstrojenizm,

Vulvovajinit ve düşükler



Üreten Cins

Aspergillus

Penicillium

Aspergillus

Penicillium

Aspergillus

Claviceps

Fusarium


Aspergillus

Penicillium

Penicillium

Penicillium

Phomopsis

Pithomyces

Fusarium

Fusarium


maktadır  (3).  Benzer  yapılara  sahip  toksinler

olmakla birlikte başlıca aflatoksinler AFB

1

, AFB


2

,

AFG



1

ve  AFG


2

dir.  Bu  toksinler  çeşitli  besin  ve

tohumlarda  değişen  miktarlarda  bulunmalarına

rağmen;  AFB

1

genellikle  en  etkin  olanıdır.



Şekil 1’de başlıca aflatoksinler  olan  AFB

1

,  AFB



2

,

AFG



1

ve  AFG


2

’nin yapıları görülmektedir (1).

AFB

1

ve AFB



2

içeren yemlerle beslenen inek-

lerin  sütünde  rastlanan,  ana  moleküle  benzer

fakat daha az biyolojik etki gösteren bileşikler ise

AFM

1

ve  AFM



2

olarak adlandırılmışlardır. AFM

1

hayvanlarda AFB



1

’in ana matabolitlerindendir ve

genellikle süt ve idrarla itrah edilir (3).

Aflatoksinler  kimyasal  yapılarına  göre

difurokumarosiklopentanon  ve  difurokumarolak-

ton olmak üzere iki gruba ayrılabilirler. Difuroku-

marosiklopentanon  grubunda  AFB

1

,  AFB



2

,

A F B



2 a

,  AFM


1

,  AFM


2

,  AFM


2 a

ve  aflatoksikol;

difurokumarolakton  grubunda  ise  AFG

1

,  AFG



2

,

A F G



2 a

,  AFGM


1

,  AFGM


2

,  AFGM


2 a

ve  AFB


3

bulunmaktadır.

Yapısal olarak bir çifte bağ içeren dihidrofu-

ran  grubu  ve  kumarin  grubuna  bağlanan  fonk-

siyonel  gruplara  göre,  oluşan  biyolojik  etkinin

şiddeti değişebilir. AFB

1

’in demetilasyonu toksik



bir türev olan AFP

1

oluşumu ve furan halkalarına



köprü  konumunda  bulunan  karbon  atomunun

hidroksilasyonu  da  AFB

1

ile  benzer  etkiler



gösteren  fakat  daha  az  karsinojenik  olan  AFM

1

oluşumuyla sonuçlanır (1).



Mikotoksinler  üzerindeki  çalışmaların  çoğu

dihidrofurfuranlar 

üzerinde 

yoğunlaşmıştır.

Doğada  bulunan  dört  aflatoksin  (AFB

1

,  AFB



2

,

A F G



1

ve  AFG


2

)  dihidrofurfuran  halkasıyla

sübstitüe kumarin konfigürasyonundadır. Karsino-

jenik potansiyalleri AFB

1

> AFG


1

> AFB


2

> AFG


2

şeklinde azalmaktadır (4). Bu sıra, aflatoksinlerle

ördek  yavrularında  yapılan  çalışmalardan  elde

edilen  LD

5 0

değerleriyle  de  gösterilmiştir.  Bu



değerler  Tablo  3’te  gösterilmiştir  (1).  AFB

1

molekülünde  bulunan  8,9  çifte  bağının  AFB



2

molekülünde  doymuş  olmasının,  AFB

2

'nin  daha



az  karsinojenik  etkili  olmasının  nedeni  olarak

kabul  edilmektedir (4).

Aflatoksinler mısır, yerfıstığı, ceviz, Brezilya

fıstığı, keten tohumu, karbonhidrat içeriği yüksek

olan diğer gıdalar ve hatta bitki ve baharatların sık

görülen kontaminantlarındandır (1,5). Yiyecekleri

tarlada  ekili  oldukları  zamandan  başlayarak

büyüme, hasat, nakliyat, kötü depolama koşulları,

üretim  sırasındaki  koşullar  ve  hatta  hazır  gıda

olarak  kullanılan  ürünün  raf  ömrü  esnasında,

kısacası  ekimden  tüketime  kadar  her  aşamada

kontamine edebilirler (5,6).

Aflatoksinlerle  oluşan  zehirlenme  tablosuna

“aflatoksikoz” adı verilir (6). İnsanlar aflatoksinlere

doğrudan, mesleki maruziyet sonucu veya özellik-

le kontamine yemle beslenmiş hayvanlardan elde

edilen  ürünler  vasıtasıyla  maruz  kalabilirler

GİRGİN, BAŞARAN, ŞAHİN. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN MİKOTOKSİNLER

VOL 58, NO 3, 2001

99

Şekil 1. Bazı aflatoksinlerin yapıları 



Tablo 3. Bazı aflatoksinlerin ördek yavrularındaki LD

50

değerleri



Aflatoksin

LD

50

(µg)

B

1



18

G

1



39

B

2



84

G

2



173

M

1



17

M

2



62

Aflatoksin B

1

Aflatoksin B



2

Aflatoksin G

1

Aflatoksin G



2

(6-8).  Zira  insanlar  tarafından  en  çok  tüketilen

kümes,  küçük  ve  büyükbaş  hayvanların  et,  süt,

yumurta ve bazı organlarında yapılan saptamalar

sonucu elde edilen veriler; çok az miktarda alınan

AFB

1

’in bile başta karaciğer ve diğer dokular ol-



mak  üzere  süt  ve  yumurtaya  da  geçebildiğini

göstermektedir. Kontamine sütten yapılan peynir-

lerde, peynirin daha konsantre bir ürün olması ne-

deniyle yapıldığı sütten 3-3,5 kat daha fazla afla-

toksin taşıdığı saptanmıştır. Yağlara ise yapıldığı

sütün 0,5-0,7 katı kadar aflatoksin geçmektedir.

Bir salgında neden tanımlanamaması, duru-

mun  gözden  kaçırılamayacak  kadar  belirgin  ve

sendromların  belirli  tipte  yiyeceklerle  ilişkili  ol-

ması,  antibiyotik  veya  diğer  ilaçlarla  tedaviye

cevabın düşüklüğü ve salgının mevsimsel olması

durumunda aflatoksikozdan şüphelenilmelidir (6).

Aflatoksinler tüm canlı organizmalarda karsi-

nojenite,  teratojenite  ve  mutajeniteye  neden

olmaktadırlar.  DNA,  RNA  ve  protein  sentezi

inhibisyonu; çeşitli enzim aktivitelerinde azalma;

glukoz  metabolizması  depresyonu;  fosfolipidler,

serbest yağ asitleri, trigliseritler ve kolesterol ve

esterleri  dahil  olmak  üzere  lipid  sentezi  inhibis-

yonu  ve  pıhtılaşma  faktörü  inhibisyonu  gibi

metabolik  etkileri  vardır  (3).  Bazı  hayvan  tür-

lerinde akut nekroz, siroz ve karaciğer kanserine

yol  açarlar.  AFB

1

,  Uluslarası  Kanser  Araştırma



Vakfı (IARC) tarafından Grup I karsinojen olarak

sınıflandırılmıştır. AFB

1

’e  maruziyet  ile  dünyada



görülme sıklığında yedinci sırada bulunan primer

hepatoselüler  karsinoma  arasında  ilişki  olduğu

sanılmaktadır (5). Toksik etkilerini göstermek için

metabolik  aktivasyona  gereksinim  duyan  dolaylı

etkili  bir  mikotoksindir  (9).  Primer  karaciğer

kanserinin çok orijinli olduğuna inanılsa da afla-

toksin B

1

yiyecek kontaminantı olarak yaygın bu-



lunması  nedeniyle  en  güçlü  faktördür  (4).  He-

patoma  ve  karaciğer  hasarı  oluşumuna  ilişkin

yapılan  çalışmalarla  AFB

1

’in 



K1  ras protoonko-

geninin  aktivasyonunu  sağladığı  ve  p53  tümör

supresör  genini  farklılaştırdığı  saptanmıştır.

Hepatoselüler  Karsinoma  (HCC)  hastalarında,

p53  geninde  önemli  bir  nokta  olan  249.

kodonun  üçüncü  bazında  guanin→timin (G→T)

transversiyonu gözlenmiştir (1,4).

Aflatoksinlerin akut ve kronik toksisitelerinde

türlerarası, bireylerarası ve cinsiyete göre önemli

farklılıklar  vardır.  Şimdiye  kadar  toksisitelerine

tamamen dirençli bir hayvan türü bulunmamıştır.

(1). Aflatoksinlere olan duyarlılığın cinsiyete bağlı

olup  olmadığını  araştırmak  üzere  yapılan

deneylerde dişi farelerin erkek farelere göre daha

az  duyarlı  olduğu;  bu  durumun  da  östrojenik

hormonların  koruyucu  etkisinden  kaynaklandığı

saptanmıştır.  Toksisite;  çevresel  faktörler,

maruziyet doz ve süresi, yaş, sağlık ve beslenme

alışkanlığına göre farklılık gösterebilir (6).

Amerikan Gıda İlaç Kurulu (FDA) tarafından

bazı  yiyeceklerdeki  aflatoksin  kontaminasyonu

için  izin  verilen  maksimum  düzeyler  Tablo  4’te

gösterilmiştir (1). Ülkemizde 16 Kasım 1997 tari-

hinde yayımlanan 23172 no’lu Resmi Gazete’nin

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Bölümü Ek-14’te

aflatoksinler  için  belirtilen  ‘müsaade  edilen  en

yüksek değerler’ ise Tablo 5’te verilmektedir.

A F B


1

’in  mutajenik  ve  karsinojenik  etkileri

detaylı  bir  şekilde  çalışılmıştır  ve  elektronca

zengin dihidrobisfuranın, karaciğer sitokrom P450

(CYP 450) izoenzimleri CYP 2C ve daha az olmak

üzere farelerde CYP 1A2 ve insanda CYP 3A4 ile

AFB1  8,9-epoksite  dönüşmesinden  kaynaklan-

maktadır  (1,9).  CYP  3A4  hepatosit  ve  entero-

sitlerde  bulunduğundan  dolayı  aflatoksinler  için

ekstrahepatik metabolizmalarından söz etmek de

mümkündür. Daha karaciğere ulaşmadan bileşik

biyoaktivasyona  uğrayabilmektedir.  Bu  da  afla-

GİRGİN, BAŞARAN, ŞAHİN. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN MİKOTOKSİNLER

TÜRK HİJ DEN BİYOL DERGİSİ

100

Tablo  4.  Amerikan Gıda  İlaç  Kurulu  (FDA)  tarafından

aflatoksin kontaminasyonu için kabul edilen maksimum

düzeyler (ppb)

Substrat

Maksimum Miktar 

(ppb)

İnsan yiyeceği ve bazı tür

20

hayvan yemleri



Süt

0.5


Besi Hayvanı Yemi

300


Domuz yemi (et için)

200


Süt veren inek, domuz ve kümes  

100


hayvanı yemi

toksinlerin  lokal  etkileri  açısından  düşündürücü

bir  noktadır.  CYP  450  haricinde  prostoglandin

sentetazlarla ko-oksidasyona uğrayarak biyoakti-

vasyon  olasıdır.  Bu  reaksiyon 

in  vivo v e r i l e r i

mevcut  olmasa  da 

in  vitro olarak ispatlanmıştır.

Böbrek,  akciğer  ve  bağırsaklar  için  önemli  bir

biyoaktivasyon  mekanizmasıdır  (4,10).

A F B


1

8,9-epoksit;  ekso-  ve  endo-  olmak

üzere iki formda oluşur. Farelerde bu iki izomerin

oranı 32:1 iken insanda bu oran daha düşüktür.

Her  iki  izomerin  de  DNA’ya  olan  afiniteleri

farklıdır.  Ekso-epoksit  oldukça  elektrofiliktir  ve

DNA’da  guaninin  N

7

konumuna bağlanır. Endo-



izomerden yaklaşık 500 kat daha çok mutajenik

aktiviteye sahiptir. AFB

2

ise 8,9 konumunda çifte



bağ içermediğinden dolayı pratik olarak inaktiftir.

A F B


1

8,9-epoksit  daha  sonra  8,9-dihidro

AFB

1

’e metabolize olarak Schiff bazı oluşumuyla



hücresel  proteinlerdeki  lizin  aminoasitine  -amin

grubundan  bağlanarak  modifiye  eder  ve  hücre

hasarı ve ölümüne neden olabilir (1,4,5).

Şekil  2’de    AFB

1

-ekso-8,9-epoksit  ve



oluşturduğu  DNA  katım  ürününün  yapıları

görülmektedir (1).

Metabolitler, DNA dahil olmak üzere nükleofi-

lik hücresel makromoleküllere oksitin biyolojik sis-

temden  izole  edilmesine  olanak  vermeyecek  bir

hızla  bağlanmaktadırlar.  Her  iki  oksitin  de,

A F B

1

’in  adenin  ve  sitozin  gibi  diğer  bazlara



bağlandığına  dair  kanıtlar  olsa  da,  çok  büyük

oranda  guaninin  N

7

poziyonuna  bağlandığı



bilinmektedir (4).

A F B


1

,  AFB


2

ve  sterigmatosistin  oksitleri

guaninin N

7

konumu tarafından nükleofilik atağa



uğrarlar  ve  bunun  sonucunda  oksit  açılarak

N

7



-guanin  kovalan  DNA  katım  ürünü  oluşur.

Oluşan bu yapı, üç spontan prosesle kaybolabilir:

(i)

aflatoksin  dihidrodiolün  ayrılarak  çıplak



guanin molekülünün kalması

(ii) pürin 

olmayan 

kısmını 


bırakarak

guaninin ayrılması 

(iii) imidazol halkasının açılması.

AFB


1

’in uzaklaştırılması 

in vivo olarak DNA

onarım 


enzimleri 

nedeniyle 

daha 

hızlı


gerçekleşmektedir.

İmidazol  halka  açılması  guaninn  N

7

pozis-


yonuna olan aşırı bağlanmanın sonucudur. Halka

içindeki pozitif yükün artması sonucu 8,9 -dihidro-

1 - 8 - ( 2 , 6 - d i a m i n o - 4 - o k s o - 3 , 4 - d i h i d r o p r i m i d - 5 - i l f o r-

mamido)-9-hidroksi  AFB

1

ve  8,9-dihidro-8-(2-



a m i n o - 6 - f o r m a m i d o - 4 - o k s o - 3 , 4 - d i h i d r o p r i m i d - 5 - i l-

amino)-9-hidroksi  AFB

1

olmak  üzere  iki  ürün



oluşur.  AFB

1

katımı  olmuş  DNA’nın  alkali



koşullarda tutulması imidazol halkasının açılması

ve  diol  oluşumu  ile  sonuçlanırken  hafif  asidik

koşullar  AFB

1

-DNA  katım  ürünlerine  dönüşümü



sağlar (4).

GİRGİN, BAŞARAN, ŞAHİN. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN MİKOTOKSİNLER

VOL 58, NO 3, 2001

101


Tablo  5. Bazı  gıdalarda  aflatoksinler  için  Türk  Gıda

Kodeksi tarafından kabul edilen limitler



Aflatoksin Tipi      Gıda Maddesi          Kabul Edilebilir 

En Yüksek Değer 

(mg/kg)

B

1



Baharatlar

0,005


B

1

Hububatlar



0,002

B

1



Hububat Unları

0,002


B

1

Tüm Gıda Maddeleri



0,005

M

1



Peynir

0,00025


M

1

Süt ve Süt Ürünleri



0,00005

M

1



Bebek Mamaları ve 

0,00002


Devam Formülleri

B

1



+B

2

+G



1

+G

2



Bebek Gıdaları ve 

0,00001


Hazır Karışımlar

B

1



+B

2

+G



1

+G

2



Tüm Gıda Maddeleri

0,010


Şekil  2. AFB

1

-ekso-8,9-epoksit  ve  oluşturduğu  DNA



katım ürünü

AFB


1

-ekso-8,9-epoksit                       AFB

1

-N

7



-Guanin

AFB

1

-DNA katım ürünleri idrarla itrah edilirler



ve  bu  itrahın  diyet  kaynaklı  AFB

1

alımı  ile



doğrusal  olarak  arttığı  düşünülmektedir.  Bu

nedenle  idrarla  atılan  AFB

1

katım  ürünleri;



diyetsel  maruziyetin  yanı  sıra  kanser  riskini

gösteren  önemli  bir  biyogösterge  olarak  da

kullanılmaktadır.  Yapılan  çalışmalarda,  idrar-

larında  AFB

1

-DNA  katım  ürünü  bulunan  birey-



lerin, bulunmayanlara oranla kansere yakalanma

risklerinin 9,1 kat daha fazla olduğu saptanmıştır

(11).

AFB


1

8,9-epoksit için glutatyon ile konjugas-

yon  en  önemli  detoksifikasyon  yoludur.  AFB

1

’in



metabolizması  sırasında  P450  tarafından

katalizlenen pek çok hidroksilasyon oluşur ve bu

reaksiyonlar  sonucunda  AFM

1

,  AFP



1

ve  AFQ


1

gibi ikincil metabolitler oluşur. Faz II konjugasyon

işlemleri  de  primer  aflatoksin  metabolitlerinin

glukronidasyon,  sülfatasyon  ve  asetilasyonunu

içerir  (1,7).  Şekil  3’te  aflatoksinlerin  olası

metabolizma  yolları  görülmektedir (6).

GİRGİN, BAŞARAN, ŞAHİN. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN MİKOTOKSİNLER

TÜRK HİJ DEN BİYOL DERGİSİ  

102


Yüklə 337,36 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin