T. C. Sb göztepe eğ t m hastanes anestez yoloj ve rean masyon kl n ğ a doç. Dr. Melek çel k



Yüklə 378,71 Kb.
Pdf görüntüsü
səhifə2/6
tarix09.12.2016
ölçüsü378,71 Kb.
1   2   3   4   5   6

 

Ekstremite kanının boşaltılması:  

Ekstremite kanının boşaltılması işleminin, iv anestezik ajanın kanla dilüye olmasını 

engellediği  ve  bunun  sonucunda  da  daha  yüksek  konsantrasyon  sağladığı  kabul 

edilmiştir.  Asıl  önemli  olan  ekstremitenin  vasküler  kompartmanının  kollapsıdır. 

Vasküler  kompartman  boşaltılmadan  yapılan  enjeksiyonlar  anestezik  solüsyonun 

ekstremiteye  tam  olarak  distribüsyonunu  engeller.  Enjeksiyon  yapıldığında  ortaya 



 

15 


çıkan  leke  şeklindeki  eritem  alanları,  ekstremitede  kalan  kanın  daha  derin 

dokulardan  cilt  altı  kapillerlere  doğru  yönelmesiyle  ortaya  çıkar.  Bu  alanların 

oluşması anestezik solüsyonun distribüsyonunun iyi olduğunu gösterir(10,11).  

Anestezik  solüsyonun  enjeksiyonu  öncesinde  ekstremite  kanının  boşaltılması 

zorunludur.  Bu  işlemin  tam  olarak  yapılması  anestezi  kalitesini  arttırır.  Bu  iki 

basamaklı olarak sağlanır;  



      1-Ekstremitenin  yükseltilmesi:  Yerçekimi  tekniğinde,  ekstremitenin  en  az  2 

dk  süreyle  yükseltilmesi  gerekir.  Venöz  sistem  oldukça  iyi  drene  olur  ancak  tam 

boşalmaz. Bu nedenle sonrasında Esmarch bandajı tekniği kullanılır. 

      2-Esmarch bandajı: Ekstremitenin distalden proksimale doğru sıkıca sarılması 

ile uygulanan bu teknik venöz sistemi etkin bir şekilde boşaltır(2,13)  

  

Enjeksiyon öncesi iskemi:  

Ekstremitenin venöz boşaltım sonrasında lokal  anestezik enjeksiyonu yapılmadan 

sağlanan 15–20 dakikalık iskemi rejyonel tekniğin etkinliğini ve hızını arttırır. Bu 

iskemik dönemin gereken lokal anestezik miktarını azalttığı gösterilmiştir(11). 

 Bell ve ark.(14) enjeksiyon öncesi arteryel oklüzyon önermişlerdir. Burada bandaj 

ve  turnike  şişirilerek  anestezik  ajanın  uygulanmasından  önce  20  dakika  kadar 

yerinde bırakılır. Bu yöntemin anestezik başlangıç hızını arttırdığı, süresini uzattığı 

ve daha iyi anestezi sağladığı ileri sürülmektedir. Ayrıca bu yöntemle daha düşük 

doz  ve  volümde  anestezik  solüsyonların  etkili  olduğu  gösterilmiştir.  Yöntemin 

mekanizması tam olarak açıklanamasa da doku hipoksisi, arteriyel CO

yükselmesi, 



PH  değişiklikleri  veya  artmış  laktik  asit  birikimi  ile  oluşan  lokal  metabolit 

değişikliklere bağlı olabileceği düşünülmektedir. (14) 



 

 

 

 

16 


AVANTAJLARI:  

1-Güvenli ve etkin oluşu,  

2-Kolay uygulanabilir olması,  

3-Anestezinin hızlı başlaması ve sonlanması,  

4-Komplikasyon ve mortalite insidansının düşük olması,  

5-Günübirlik  cerrahide,  hastaların  nadiren  derin  sedasyon  ve  genel  anestezi 

gerektirmesi  nedeniyle  çok  kısa  sürede  anestezi  derlenme  odasından 

çıkarılabilmeleri ve taburcu edilebilmeleri,  

6-Genel anesteziye oranla % 70–80 ekonomi sağlaması,  

7-Lokal  anestezik  ajana  bağlı  oluşabilecek  herhangi  bir  santral  etkinin  hızla 

düzelmesi,  



8-Acil  ekstremite  cerrahisinde  hastaların  uyanık  kalması,  ağır  sedasyon  ve  genel 

anestezi  gerektirmemesi,  dolayısıyla  aspirasyon  riskinin  minimal  olmasıdır(1–

3,22).  

DEZAVANTAJLARI:  

1-Mutlaka turnike gerektirmesi,  

2-Turnike ağrısının ortaya çıkabilmesi,  

3-Ameliyat süresinin turnike süresi ile sınırlı olması,  

4-Esmarch bandajı kullanılmadığı takdirde lokal anestezik ajanın sistemik dolaşıma 

geçmesi sonucu toksik reaksiyonların ortaya çıkabilmesi,  



5-Postoperatif analjezi sağlamamasıdır(1–3,22).  

Pnömotik Turnike 

1873’te Esmarch, Esmarch bandajını ve 1904’ te Cushing pnömotik turnikeyi 

kullanmışlardır.  R VA  için  olduğu  kadar  cerrahide  daha  net  ameliyat  sahası 

sağlamak  amacıyla  da  turnike  kullanılır.  Bu  sekilde  kan  kaybı  önlenmiş,  ayrıca 

anatomik yapıların daha rahat görülmesi sağlanmış olur(4). 


 

17 


Esmarch  bandajı  kullanılan  ilk  turnikedir.    Esmarch  bandajının  dezavantajı, 

oluşturulan  yüksek  basınçlardır.  1000  mmHg  üzerine  çıkabilen  yüksek  basınçlar 

gözlenmiştir(4).  Esmarch  bandajının  bu  dezavantajları  göz  önüne  alınarak,  tek 

başına turnike amaçlı kullanılması terk edilmiş olup sadece ekstremiteyi boşaltmak 

amacıyla kullanıma devam edilmektedir(4, 13). 

1904 yılında Harvey Cushing pnömotik turnikeyi kullanıma sokmuştur. Pnömotik 

turnike ile ekstremiteye uygulanan basınç manometre vasıtasıyla görülebilmekte ve 

çok  yüksek  basınçlara  çıkılması  bu  sekilde  önlenebilmektedir(4).  Çift  kaflı 

pnömotik  turnike  kullanımı,  turnike  ağrısını  önlemede  lokal  anestezik

 

kremden 



veya  turnike  altına  halka  şeklinde  uygulanan  subkutan  sinir  bloğundan  daha 

etkilidir (15).



  

Turnike Basıncı 

Turnike  kullanılmasındaki  amaç,  kansız  bir  cerrahi  saha  sağlamak  veya  lokal 

anesteziğin  sistemik  dolaşıma  katılımını  engellemek  olduğundan  kaf  basıncının 

arteryel  ve  venöz  kan  kaçağını  önleyecek  kadar  yüksek  olması  gerekir.           

Uygulanacak  basınç,  arteryel  kan  geçisini  önleyecek  ve  hemostazisi  bozmayacak 

en  düşük  değerde  olmalıdır.  Bu  basınç  değerine  oklüzyon  basıncı  denilmektedir.     

Oklüzyon basıncı; kan akımının durması, arteriyel nabzın palpe edilememesi, pulse 

oksimetre veya Doppler kullanımı ile teyit edilebilir(13,15,16). 

Hemostazisi sağlayacak minimum turnike basıncı çesitli faktörlere dayanır; 

1-Ekstremite boyutu: Uyluk üzerinde koldakinden daha yüksek basınçlara ihtiyaç 

duyulur(1,4). 



2-Kaf tipi ve kaf genisliği: Kafın genişliği arttıkça kanın akımını engellemek için 

gerekli olan kaf basıncı azalır. Geniş kaf ile doku kompresyonunun iletilmesi daha 

iyi sağlanır. Özellikle alt ekstremite için 7 cm’lik kaflar tercih edilmelidir(4, 15). 

3-Periferik  vasküler  durum:  Yüksek  kaf  basınçları,  özellikle  hipertansif  ve 

elastikiyeti bozulmuş kalsifiye damarları olan hastalarda gerekli olabilir(13). 



 

18 


4- ntraoperatif  sistolik  kan  basınç  aralığı:  Üst  extremite  için  bazal  sistolik 

basıncının üzerine  50-75 mmHg eklenmesi, alt extremte için ise 75-100 mmHg’lık 

turnike basıncının arttırılması yeterli olabilmektedir(13- 17). 

Turnike Zamanı 

Bir  ekstremiteye  R VA uygulanabilmesi  için gerekli olan turnikenin  minimum  ve 

maksimum kullanım sürelerinden söz edilmektedir.(13) 

Minimum  süre:  R VA’da  turnike  kullanımında  minimum  15-25  dakikalık  süre 

önerilmektedir(24). Burada amaç sistemik toksisiteyi engellemektir.  skemik kolda 

%0.5’lik lidokainden 2.5-3 mg/kg kullanımını takiben 5.dakikada turnike açıldıktan 

sonra 4-6 µgr/ml venöz lidokain düzeyleri elde edilmişken, 3 mg/kg dozda lidokain 

uygulamasını  takiben  45  dk.  sonra  turnike  açıldığında  pik  plazma  lidokain 

düzeyleri 1.5 µg/ml bulunmuştur(1,12). 

Maksimum süre: Literatürde uygulanan maksimum güvenli turnike süresi 1-3 saat 

arasında  olmakla  beraber,  genelde  üst  ekstremitede  1.5-2  saat  arasında 

uygulanır(15).  skemik  bölgede  histolojik  değişiklikler  1  saatin  üzerinde  turnike 

uygulanması sonrasında oluşmakta, ancak kas dejenerasyonu ve hücre nekrozu 2-3 

saatten sonra başlamaktadır(11,13,16). Yine hayvan çalışmalarına göre iskemik kas 

hasarını önlemek için turnike süresi 90 dakika ile sınırlandırılmalıdır(16).  

Turnike kullanımında en güvenli zaman, uygulamanın en kısa tutulduğu zamandır



Turnike açılması:  

Cerrahi  bitiminde  lokal  anesteziğin  yüksek  sistemik  düzeylerinden  kaçınmak  için 

turnike basıncı bir plan doğrultusunda indirilmelidir.Günümüzde daha planlı “siklik 

deflasyon tekniği” önerilmektedir(12). Bu tekniğe göre;  

-Turnike basıncı sıfıra kadar indirilir ve hemen tekrar şişirilir,  

-1  dakika  sonra  turnike  basıncı  tekrar  sıfıra  indirilir  ve  10  saniye  sonra  tekrar 

ş

işirilir,  



 

19 


-2 dakika sonra turnike basıncı tekrar sıfıra kadar indirilir ve 30 saniye sonra tekrar 

ş

işirilir,  



-3 dakika sonra turnike basıncı tamamen sıfıra indirilir.  

Deflasyon  fazlarında  araştırmacı  baş  dönmesi,  fenalık  hissi,  ağızda  metalik  tat, 

kulak çınlaması, çift görme gibi şikayetleri sorgulamalıdır. Bu semptomların varlığı 

lokal  anesteziklerin  ciddi  kan  düzeyinin  oluştuğunu  gösterir.Turnikenin  lokal 

anestezik  enjeksiyonundan  sonra  en  az  20  dakika  indirilmemesi,  20–40  dakika 

arasında  süren  operasyonların  bitiminde  siklik  deflasyon  tekniğinin  uygulanması 

önerilmektedir.  40  dakikanın  üzerinde  süren  operasyonlarda  turnike  tek  aşamada 

indirilebilir(12,13). 



Turnike uygulamasının kontrendike olduğu durumlar: 

     -   Periferik vasküler hastalıklar (Reynaud hastalığı) 



-  Ciddi yaralanmış / travmatize ekstremite 

-  Periferik nöropati veya santral sinir sistemi bozukluğu 

-  lgili ekstremitede ciddi enfeksiyon ,derin ven trombozu enfeksiyon, artroz/ aktif 

artrit bulunması ,cilt problemler 



-  A-V fistül 

-  Yeterli ekipmanın bulunmaması 

-  Orak hücreli anemi(1, 13) 

 

Turnike kullanımıyla oluşabilen problemler ve komplikasyonlar

 

1-Volüm  yüklenmesi:  Ekstremitedeki  kanın  boşaltılması  sırasında  periferik 

dolaşımdan  santral  dolaşıma  kanın  ototransfüzyonu  ile  gerçekleşir(13). 

Bradford’un(17)  çalışmasında  tek  bir  bacağın  kanının  boşaltılmasını  takiben 

turnike  uygulandığında;  santral  venöz  basınç’da  (SVB)  9,7  cmH2O’luk  bir  artış 

görülürken,  iki  bacağa  turnike  uygulandığında  SVB’daki  ortalama  artışın  14,5 



 

20 


cmH2O’ya  ulaşmakta  olduğu;  yine  aynı  çalışmada  her  iki  bacakta  kanın 

boşaltılmasını takiben santral sirkülasyonda 700-800 ml artış olduğu saptanmıştır. 

2-Pulmoner  emboli:  Özellikle  immobilize  hastalarda  gelişebilir.  Postoperatif 

dönemde yeni oluşan kalp blokları ve kardiyovasküler kollaps ile pulmoner emboli 

tanısı akla gelir. Transözofajiyel ekokardiyografi ile tanı konulabilir(18). 

3-Cilt  travması:  Turnikenin  düzgün  yerleştirilmemesine  veya  turnike  altındaki 

desteğin  yeterli  olmamasına  bağlı  ciltte  basınç  travması  ile  abrasyon,  ekimoz  ve 

ödem gelişebilir(13). 

4-Turnike  başarısızlığı:  Yetersiz  turnike  basıncı,  kalsifiye  sıkıştırılamayan 

arterler,  kanın  yetersiz  boşaltılması  ve    turnikenin  sızdırması  nedeniyle  turnike 

yeterli hemostaz yapamaz(13). 

5-Metabolik - kan gazı değişiklikleri:  skemik turnike altındaki bölgede hipoksi, 

hiperkapni,  asidoz,  hiperkalemi  ve  laktik  asidemi  izlenmektedir.  Bu  değişiklikler 

hafiftir ve tolere edilebilir(13,16). 

6-Turnike  ağrısı:  Turnike  kullanılmasının  sık  karşılaşılan  bir  komplikasyonudur 

ve turnike sarıldıktan 30–60 dakika sonra hastaların % 66’sında görülür.(13,14,15)  

Ş

iddetli,  künt,  sızı  tarzında,  turnike  bölgesinde  veya  kafın  hemen  distalinde, 



ekstremitede  yeterli  anestezi  düzeyine  rağmen  gelişebilen  ağrıdır.  Mekanizması 

tam  bilinmemekle  birlikte  ağrının  oluşmasında;  sinir  gövdesine  olan  doğrudan 

iskemik  etki  veya  anaerobik  metabolizmanın  lokal  ürünlerine  bağlı  major  duysal 

innervasyonunun etkilenmesi sorumlu tutulmuştur(19). 

 Turnike  ağrısının;  turnike  genişliği,  şişme  basıncı,  turnikenin  sağ  veya  sol 

ekstremitede olması veya turnike süresi ile bağlantısı gösterilememiştir. (20) 

Turnikenin  indirilmesinden  sonra  ekstremitenin  reperfüzyonu  ile  bağlantılı  olarak 

farklı bir ağrı da görülür. Bu duyu hastalar tarafından yoğun, vibratuar karakterde, 

karıncalanma şeklinde  tarif  edilmekte  ve kimi  zaman  turnike  indirilmeden  hemen 

önceki ağrıdan daha yoğun olabilmektedir(20). 



 

21 


7-Turnike  hipertansiyonu:  Genelde  olguların  %11-66’sında  görülür.  Turnike 

ağrısı  ile  eş  zamanlı  olarak  aşağı  yukarı  30-60  dk.da  görülür.  Etyolojisi 

bilinmemektedir(13,17). 

8-Kas  hasarlanması:  Kaslar,  iskemik  hasara  sinirlerden  daha  yatkındır.  Turnike 

süresi  arttıkça  sellüler  hipoksi,  asidoz  ve  ekstremitede  soğukluk  oluşur.  Kastaki 

histopatolojik  hadise  30-60  dakikalık  turnike  sürelerinde  açıkça  izlenir.  Selüler 

nekroz  ve  endotelyal  kapiller  kaçış  2-3  saatlik  iskemi  sonrasında  oluşur.  Bu 

değişiklikler  turnikenin  indirilmesinden  sonraki  24  saatte  gelişir  ve  pik 

yapar(15,16). 

9-Doku hasarı:Turnike süresi ve basıncından bağımsız olarak turnike indirilmesini 

takiben ortaya çıkar. Ekstremitede ödem en sık görülen hasarlanmadır. Bu etkinin 

yarısı  boşaltılmış  kanın  geri  dönmesine,  kalan  yarısı  ise  post-iskemik  reaktif 

hiperemiye sekonderdir. Kompartman sendromu nadirdir(13,16). 

10-Post-turnike  sendromu:  Turnike  açılmasını  takiben,  şişmis,  katı,  soluk 

ekstremitede  aynı  zamanda  güçsüzlük  olması  ancak  paralizi  görülmemesi  ile 

karakterizedir.  Turnike  sonrasında  oluşan  ödemin  etyolojide  rolü  esastır,  1-6 

haftada normale döner(13). 

11-Hematom,  kanama:  Turnike  indirilmesine  bağlı  hemodinamik  değişiklikler 

akut kan kaybını potansiyalize edebilir(13). 

12-Nörolojik  hasar:  Paresteziden  tam  paraliziye  kadar  geniş  bir  spektrumda 

görülebilir.  Üst  ekstremitede  radyal  sinir  en  çok  hasar  gören  sinirdir.  Anatomik 

pozisyonun  kemiğe  yakın  oluşu,  aradaki  yastık  dokunun  zayıf  olmasına  bağlı 

olarak  sıklıkla  etkilenir.  Turnike  süresinin  3  saatten  az  olduğu  durumlarda 

iskemiden  ziyade  sinir  kompresyonu  suçlanmaktadır.  Kompresyona  bağlı 

hasarlarda, kaf basıncının 500 mmHg altında olduğu ve sinir iletiminin 30 dk. süre 

ile kesildiği durumlarda sinir hasarı histolojik olarak gösterilebilir(13,20). 



 

22 


13-Lokal anesteziklerin toksisitesi: Yeterli volümde lokal anestezik intravasküler 

yatağı doldurduğunda ilaç önce kapillerlere, sonra süratle ekstraselüler mesafeye ve 

sonuçta  dokuya  ulaşır.  Lokal  anestezik  kritik  düzeylerde  genel  dolaşıma  ulaşırsa 

toksik  reaksiyonlar  oluşabilir.  Çoğunlukla  turnike  açıldıktan  hemen  sonra  görülür 

ve ilacın plazma düzeyi ile bağlantılıdır. Kullanılan ilaca ve doza bağlı olmak üzere 

sistemik yan etkiler esas olarak nörolojiktir ve % 2,1 ile % 67,3 insidansa sahiptir. 

Hipotansiyon ve  bradikardi gibi  kardiyovasküler etkiler  nadirdir. 

Prilokain  kullanımı  ile  methemoglobinemi  görülebilir  ancak  600  mg’ın  altındaki 

dozlarda genellikle görülmez(4,13,23).  

Toksik  reaksiyonların  diğer  nedenleri  turnikenin  yetersiz  basınçta  şişirilmesi, 

turnikenin  çok  erken  veya  kazara  açılmasıdır.  Vasküler  oklüzyon  süresi  ve 

anestezik  solüsyonun  rejyonal  vasküler  alanda  kalış  süresi,  lokal  anestezik  ajanın 

turnike  açılımı  sonrası  genel  dolaşıma  katılım  konsatrasyonunu  belirgin  olarak 

etkilemektedir.  Çift  turnike  sisteminde  proksimal  turnikenin  distal  turnike  tam 

ş

işirilmeden  açılması  da  ajanın  sistemik  dolaşıma  katılmasını  sağlayacağı  için 



toksik düzeylere neden olabilir(4,13).  

 

Ekstremitede konjesyon oluşumu:  

R VA sırasında koldaki venöz basınçların artması lokal anestezik ajanın turnikeden 

sızarak  sistemik  dolaşıma  kaçmasına  yol  açabilir.  Bu  durum  turnike  basınç 

yetersizliği sonucu ortaya çıkmaktadır. R VA sırasında konjesyon oluşması, büyük 

miktarda  lokal  anesteziğin  sistemik  dolaşıma  kaçtığını  göstermektedir.  Sistolik 

arter  basıncının  turnike  basıncını  aştığı  anda  ekstremitede  konjesyon  oluşmaya 

başlar.  Bu  durum  hem  yetersiz  analjeziyle  sonlanmakta  hem  de  toksik  reaksiyon 

riskini  arttırmaktadır.  Ekstremitede  konjesyon  oluştuğunda  lokal  anestezik  ajan 

enjekte  edilmemeli  ve  eğer  enjeksiyon  sırasında  fark  edilirse  işlem 

sonlandırılmalıdır(21).  



 

23 


R VA  uygulamasında  lokal  anestezik  solüsyonun  sistemik  dolaşıma  sızmasına 

neden  olabilen  yüksek  venöz  basıncı  etkileyen  faktörler;  enjeksiyonun  yeri, 

ekstremitelerin boşaltılması, enjeksiyon hızıdır.(1,4)  

i)Enjeksiyon yeri 

Anestezik  solüsyonun  enjeksiyon  yeri  ne  kadar  periferde  olursa  anestezi  o  kadar 

hızlı  ve  başarılı  olur.  Bu  amaçla  distal  yüzeyel  bir  ven  seçilir.  Bir  çalışmada  el 

üstüne yerleştirilen iğneler ile blok başarı yüzdesinin ön kol veya antekübital vene 

yerleştirilmesinden oldukça fazla olduğunu göstermiştir(10,22).  

Proksimal  venlerde  enjeksiyonla  daha  yüksek  venöz  basınç  gelişir.  Proksimal 

bölgede  venöz  basınç  turnike  basıncını  aşar  ve  lokal  anestezik  sızıntısına  neden 

olur.  Bu  da  enjeksiyonların  bilek  veya  eldeki  distal  venden  yapılması  gerektiğini 

doğrular(1,2,10).  

ii)Extremite boşaltılması 

Ekstremite tam boşaltılmazsa lokal anesteziğin boşalma basıncı rezidüel venöz kan 

volümüne  eklenir  ve  daha  büyük  bir  venöz  basınç  meydana  gelir.  Bu  nedenle 

ekstremitenin mutlaka Esmarch bandajı ile boşaltılması önerilir.  



iii)Enjeksiyon hızı 

Hızlı enjeksiyon daha yüksek basınca yol açacağından ortalama 90 saniye sürecek 

ve 0.5 ml/sn’yi aşmayacak bir enjeksiyon hızı uygulanmalıdır(22). 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

24 


R VA’NIN  KULLANIM ALANLARI VE END KASYONLARI 

Üst ve alt ekstremitelerde, turnikenin altında kalan bölgede, bir saat veya daha kısa 

süren cerrahi girişimlerde R VA tercih edilebilir. 

Özellikle  turnike  uygulanması  gereken  ön  kol  ve  el  cerahisi  ameliyatları  için 

uygundur  (insizyon,  drenaj,  tümör  rezeksiyonu,  yabancı  cisim  çıkarılması, 

laserasyon  onarımı,  tendon  operasyonları,  sinoviyektomi,  De  Quervain  tendiniti, 

trigger  finger,  kistik  higroma,  minör  amputasyonlar,  ganglionektomi,  Dupuytren 

kontraktürü gibi yumuşak doku ameliyatları, Colles kırığı, ayak amputasyonu gibi). 

Ayrıca  yaşlı  hastalar,  ASA  değerlendirmesi  I-III  olan  hastalarda  güvenle  tercih 

edilebilir(1,2,4). 



KONTREND KASYONLARI:  

1-Lokal anestezik ilaçlara karşı bilinen allerji varlığı,  

2-Hastanın kabul etmemesi,  

3-Tromboflebit ve arteriyosklerotik damar hastalıkları,  

4-Raynoud hastalığı,  

5-Arteriyo-venöz fistül,  

6-Skleroderma,  

7-Orak hücreli anemi,  

8-Operasyon bölgesinde geniş yanık, laserasyon ve enfeksiyon,  

9-Myastenia gravis gibi nöromüsküler hastalıklar (lokal anestezik ajanlar az da olsa 

nöromüsküler blok yapabilir),  



10-Dekompanse  kalp  yetmezliği  olanlar  ve  dijitalize  hastalar  (lokal  anestezik 

ajanlar kalpte kinidin benzeri etkiye neden olabilir),  



11-Kanama bozukluğu,  

12-Epilepsi,  

13-Koopere olmayan hastalar,  

14-Düşkün ve malnutrisyonlu hastalar (lokal anestezik toksititesi artabilir),  

 

25 


15-Karaciğer fonksiyon bozukluğu (1–3). 

 YAN ETK LER   

Yan  etki  insidansı  yaklaşık  %  1–5  arasındadır(1-3,10).  Santral  sinir  sistemi 

reaksiyonları,  konvulziyonlar,  sersemlik,  oryantasyon  bozukluğu,  bilinç 

bulanıklılığı, solunum zorlukları, dilde peltekleşme gibi semptomlar yüksek plazma 

düzeyleri  ile  korelasyonlu  olarak  görülmektedir.  Santral  sinir  sistemi  toksik 

reaksiyonları  düşük  dozlar  kullanılarak  ve  turnikenin  aralıklı  açılması  ile 

engellenebilir. 

Direkt  iv  enjeksiyon,  alfa  aktivitesinde  düşme,  düşük  frekans-yüksek  amplitüd 

dalgalarında  artma  gibi  EEG  değişikliklerine  neden  olmaktadır.  R VA  sonrasında 

turnike açılması ile benzer EEG değişiklikleri nadir olarak not edilmiştir. 

R VA’da  prilokain  kullanımını  takiben  IgE  bağımlı  olmayan  anafilaktoid  cilt 

reaksiyonlarının  görüldüğü  bunun  da  prilokain  içine  eklenen  antimikrobiyal 

metilparabene  bağlı  oluştuğu  bildirilmiştir(23).  Sedasyon  oluşturması  nedeniyle 

günübirlik  cerrahide  kullanıldığında  R VA  sonrasında  hastaların  trafikte  aktif 

olarak bulunmaması önerilmektedir.  

EKG değişiklikleri ise hafif bradikardi ve T dalgası amplitüdünde küçük azalmalar 

veya disritmiler olarak rapor edilmiştir. Nabız ve kan basıncı değişiklikleri belirgin 

değildir(23).  



AĞRI 

Ağrı,  genellikle  doku  zedelenmesine  bağlı  yani  nosiseptif  nitelikte  bir  duygudur. 

Akut  ağrı  her  zaman  nosiseptif nitelikte  olup, neden  olan  lezyon  ile  ağrı  arasında 

zaman, yer ve şiddet bakımından yakın bir ilişki bulunur. Ağrının elektrofizyolojik 

niteliği hakkında iki zıt görüş bulunmaktadır.  

mpuls kalıbı  teorisi ise; özel ağrı  reseptörlerinin,  sinirlerinin ve iletim  sisteminin 

olmadığı esasına dayanır. Buna göre ağrı; non-spesifik periferik reseptörlerle sinir 

liflerinin şiddetli bir şekilde uyarılmasının bir sonucudur. 


1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə