Darabe meselen : örnek verdi, isnad etti



Yüklə 1,08 Mb.
səhifə93/100
tarix24.05.2020
ölçüsü1,08 Mb.
#31493
1   ...   89   90   91   92   93   94   95   96   ...   100
Arab Azer1

vestevâ

: ve kemâle erdi

vestevet (ve istevet)

: yerleşti, durdu

vesteykanethâ

: ve onu yakîn olarak bildiler (inandılar)

vesvese

: vesvese verdi

vetaren

: istek, ilgi, alâka, arzu

vetaren

: istek, ilgi, alâka, arzu

vetlu

: ve oku, aktar

vettebeû (ve ittebeû)

: ve tâbî oldular

vettebi'

: ve tâbî ol

vettebı' (ve ittebi')

: ve tâbî ol, takip et

vettebiû (ve ittebiû)

: ve tâbî olun

vettehaze (ve ittehaze)

: ve edindi (tuttu)

vettehazû (ve ittehazû)

: ve ittihaz ettiler, edindiler

vettekû (ve ittekû)

: ve takva sahibi olun

vettekûhu (ve ittekû-hu)

: ve ona karşı takva sahibi olun

vettekûhu (ve ittekû-hu)

: ve ona Allah'a karşı takva sahibi olun

vettekullâhe

: ve Allah'a karşı takva sahibi olun, (ve ittekû allâhe) sakının

ve'tûnî

: ve bana getirin

ve'tûnî (ve etû-nî)

: ve bana gelin

vey

: vay, hayret

veyle-ke

: sana yazık

veyle-kum

: size yazıklar olsun

veyle-nâ

: yazıklar olsun bize

veylun

: yazıklar olsun, vay haline

vez zikri

: ve, öğüt, Kur'ân, zikir

vezdâdû (ve ezdâdû)

: ve arttı, fazlalaştı

vezenû-hum

: onlara tarttılar

vezere

: sığınacak bir yer, sığınak

vezinû

: tartın

vezîren

: vezir, yardımcı

vezkur

: ve zikret, hatırla

vezkur (ve uzkur)

: ve zikret, hatırla

vezkurne (ve uzkurne)

: ve zikredin

veznen

: vezin, ölçü, mizan

viâi

: kap, heybe

vichetun

: vech, cihet, yön

vifâkan

: münasip, uygun

vıkren

: ağır yük yüklenerek

vildânun

: genç çocuklar, gençler

virden

: susamış olarak

vizra

: ağırlık, yük, günah

vizre

: ağırlık, yük, günah

vizre-ke

: senin yükün

vizren

: (ağır) yük, günah

vucûhe-hum

: onların yüzleri

vucûhe-kum

: sizin yüzleriniz

vucûhen

: yüzler

vucûhu

: vechler, yüzler

vucûhu-hum

: onların yüzleri

vucûhun

: yüzler vardır

vudden

: muhabbet, sevgi

vudia li en nâsi

: insanlar için vaz'edildi, yapıldı

vuide

: vaadedilen

vuide el muttekûne

: takva sahiplerine vaadedilen

vuıdnâ

: biz vaadedildik, bize vaadedildi

vuıd-nâ

: bize vaadolundu

vukkile

: vekil kılındı (vekil edildi)

vus'a-hâ

: onun gücü, kapasitesi



: ey: ya,

yâ âdemu

: ey Âdem

yâ ardu

: ey arz (yeryüzü)

yâ benî âdeme

: ey Âdemoğulları

yâ benî isrâîle

: ey İsrailoğulları

yâ beniyye

: ey oğullarım

yâ beniyye izhebû

: ey oğullarım, gidiniz

yâ buneyye

: ey oğlum, oğulcuğum, yavrum

yâ buneyye irkeb

: ey oğlum bin

yâ buşrâ

: müjde

yâ ebâ-nâ

: ey babamız

yâ ebânestagfir

: ey babamız mağfiret dile

yâ ebeti

: ey babacığım

yâ ehle el kitâbi

: ey kitap ehli, kitap sahipleri

yâ esefâ alâ yûsufe

: ey Yusuf'a olan esefim (üzüntü)

yâ eyyuhâ

: ey, ya

yâ eyyuhâ el azîzu

: ey vezir, ey azîz

yâ eyyuhâ el meleu

: ey (kavmin) önde gelenleri, ileri gelenler

yâ eyyuhâ ellezî

: ey o kimse

yâ eyyuhâ ellezîne

: ey o kimseler

yâ eyyuhâ ellezîne âmenû

: ey âmenû olanlar

yâ eyyuhâ ellezîne âmenû

: ey âmenû olanlar

yâ eyyuhâ en nâsu

: ey insanlar

yâ eyyuhâ er rusulu

: ey resûller

yâ fir'avnu

: ey firavun, ya firavun

yâ hâmânu

: ey Haman (firavunun veziri)

yâ hasreten

: yazık, yazıklar olsun

yâ hûdu

: ey Hud

yâ ibâdi

: ey kullarım

yâ iblîsu

: ey iblis

yâ ibrâhîmu

: ey İbrâhîm

yâ îsâ innî

: ey İsa, muhakkak ki ben

yâ kavmi

: ey kavmim

yâ leyte

: keşke (olsaydı)

yâ leyte-hâ

: keşke o olsa

yâ leyte-nâ

: yazıklar olsun bize, keşke biz

yâ leyte-nî

: bana yazıklar olsun, keşke bana

yâ leyte-nî

: keşke ben

yâ mâliku

: ey malik

yâ meryemu

: ey Meryem

yâ nâru

: ey ateş

yâ nûhu

: ey Nuh

yâ nûhu ıhbıt

: ey Nuh in

yâ rabbi

: ey Rabbim

yâ sâhıbeyi es sicni

: ey zindan arkadaşlarım

yâ sâhibeyis sicni

: ey zindan arkadaşlarım

yâ sâlihu

: ey Salih

yâ sâmiriyyu

: ey Samiri

yâ semâu

: ey sema

yâ şuaybu

: ey Şuayb

yâ veylenâ

: yazıklar olsun bize, eyvahlar olsun bize

yâ veyle-nâ

: bize yazıklar olsun

yâ veyletâ

: yazıklar olsun

yâ veyletâ

: vay, heyhat, hayret

yâ veylete-nâ

: yazıklar olsun bize

yâ ze el karneyni

: ey Zülkarneyn

yâ ze el karneyni

: ey Zülkarneyn

yâbisâtin

: kuru (olanlar)

ya'budu

: ibadet ediyor, kulluk ediyor, tapıyor

ya'budu allâhe

: Allah'a ibadet eder

ya'budûne

: tapıyorlar

ya'budûne-nî

: bana kul olurlar

yada'ne

: koyar, bırakır, doğurur

yadhakûne

: gülüyorlar, alay ediyorlar

yadîku

: daralıyor, sıkışıyor

yadıllu

: dalâlette kalır

yadıllûne

: dalâlete düşerler, saparlar

yadrıbu allâhu

: Allah örnek verir

yadribullâhu

: Allah misâl verir, örnek gösterir

yadribûne

: vururlar

yadribûne

: dolaşırlar

yafsilu

: fasıl yapar, ayırır, hüküm verir

yafsılu

: (fasıl fasıl) ayırır

ya'fuve

: affeder

yagdudne

: çeksinler, indirsinler

yagfir

: mağfiret etsin, günahlarınızı sevaba çevirsin

yagfir lekum

: size mağfiret etsin

yagfire allâhu

: Allah mağfiret eder, bağışlar

yagfiru

: mağfiret eder, günahları sevaba çevirir

yagfiru allâhu

: Allah mağfiret etsin

yagfiru ez zunûbe

: mağfiret eder, bağışlar (günahları sevaba çevirir)

yagfirûne

: affederler, bağışlarlar

yaglî

: kaynar

yaglul

: ganimete hıyanet eder

yagşâ

: kaplar, sarar: örtecek

yagşâ-hâ

: onu kapladı, sardı

yagşâ-hu

: onu örter, kaplar

yagşâ-hum

: onları örtecek, kaplayacak

yagşe

: örtüyor, bürüyor

yaguddû

: çeksinler, indirsinler

yaguddûne

: kısarlar, alçaltırlar

yagûse

: Yagûs

yahâfûne

: korkarlar

yahbetanne

: heba olur

yahbisu-hu

: onu (hapseden), tutan, men eden

yahfâ

: hafi olan, gizli olan

yahfezûne-hu

: onu korurlar, muhafaza ederler

yahılle

: iner

yahillûne

: helâl

yahırrûne

: kapanırlar

yahıssımûne

: çekişirler, tartışırlar

yahkumu

: hükmedecek, hüküm verecek

yahkumu allahu

: Allah hüküm verir

yahkumûne

: hüküm veriyorlar

yahlifûne

: yemin ederler, edecekler

yahlu

: dost olur

yahlufûne

: halef olurlar, yerine geçerler

yahluku

: halkeder, yaratır

yahluku allâhu

: Allah yaratır

yahluku-kum

: sizi yaratır

yahmilu

: taşır, yüklenir

yahmilû

: yüklenirler, taşırlar

yahmilûne el arşa

: arşı taşıyorlar, tutuyorlar

yahmilunne

: mutlaka taşıyacaklar, yüklenecekler

yahrucu

: çıkar

yahrucûne

: çıkacaklar

yahrusûne

: yalan söylüyorlar, uyduruyorlar

yahşâ

: korkan, huşû duyan

yahşâ-hâ

: ona huşû duyan, ondan korkan

yahşâllâhe (yahşâ allâhe)

: Allah'a (karşı) huşû duyarlar

yahsebu

: zannediyor, sanıyor

yahsebu-hu

: onu zanneder

yahsebu-hum(u)

: onları sanır, onları zanneder 9 - el câhilu

yahsebu-hum(u)

: onları sanır, onları zanneder 9 - el câhilu

yahsebûne

: zannediyorlar, sanıyorlar

yahseru

: hüsranda olacaklar

yahşevne

: huşû duyarlar

yahsıfâni

: ikisi örtüyor

yahşuru-hum

: onları haşreder (huzurunda toplar)

yahtafu

: kamaştırır, kapıp alır, alacak, kapacak

yahtassu

: tahsis eder

yahtassu

: tahsis eder (ihsan eder)

yahtelifûne

Yüklə 1,08 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   89   90   91   92   93   94   95   96   ...   100




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin