T. c sağlik bakanliği haydarpaşa numune eğİTİm ve araştirma hastanesi



Yüklə 0,64 Mb.
Pdf görüntüsü
səhifə1/5
tarix21.01.2017
ölçüsü0,64 Mb.
  1   2   3   4   5

T.C

SAĞLIK BAKANLIĞI

HAYDARPAŞA NUMUNE

EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

I.ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON KLİNİĞİ

Klinik Şefi: Uzm. Dr. Neşe Aydın

YÜKSEK AKIMLI VE DÜŞÜK AKIMLI 

SEVOFLURAN 

ANESTEZİSİNİN HEMODİNAMİK ETKİLERİ İLE 

DERLENME DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN 

KARŞILAŞTIRILMASI

( Uzmanlık Tezi )

Dr. Hakan Tanrıöver

İSTANBUL-2006

1


İÇİNDEKİLER

                                                                                                                   Say

fa No

1. GİRİŞ………………………………………………………………….

….  1

2. GENEL BİLGİLER…………………………………………………...

…  3 

3. GEREÇ VE YÖNTEM………………………………...……………

….  39

4. BULGULAR………………………………………………………….

…  45

5. TARTIŞMA……………………………………………………………… 

65

6. SONUÇ………………………………………………………………..… 

70

7. ÖZET…………………………………………………………………… 

71

8.

KAYNAKLAR……………………………………………………..……  73



9.

2


1. GİRİŞ

Yeniden solutmalı  sistemler isteğe  bağlı  olarak  yüksek  ya  da düşük  taze gaz 

akımları ile kullanılabilir(1,2).

Mesleksel güvenlik ve sağlık konusunda daha katı düzenlemelerin getirilmesi, 

çevre konusunda bilincin artması, çok yüksek teknolojiye sahip anestezi makinelerinin 

geliştirilmesi   ve   anestezik   gazların   daha   ekonomik   kullanılmasına   yönelik   istemler 

nedeniyle düşük akımlı anesteziye olan ilgi giderek artmaktadır.

Bergman daha 1986 yılında o dönem için yaygın kullanılmakta olan yüksek taze 

gaz   akımlı   anestezinin   modern   anestezi   makinelerindeki   yüksek   teknik   standartlarla 

belirgin bir çelişki oluşturduğunu dikkat çekmiştir(2).

Yine   Bergman,   bir   yanda   özellikle   yeniden   solutma   için   tasarlanmış   yüksek 

teknolojik özelliklere sahip (örn: Yeni Avrupa Ortak Standardı EN-740’a uygun (3)) araç 

gereçlerin   varlığı   ile   diğer   yandan   günlük   anestezi   uygulamalarında   neredeyse 

karbondioksit   absorbsiyonunu   gereksiz   kılacak   kadar   yüksek   taze   gaz   akımları 

kullanılması arasında akıl almaz bir çelişki olduğunu vurgulamıştır(2).

Anestezi makinelerinin çoğunda teknik olarak ileri solutma sistemleri ve izlem 

olanakları   bulunmasına   karşın,   neredeyse   hiç   yeniden-solutmaya   izin   vermeyecek 

miktarda taze gaz akımları kullanmanın günümüzle bağdaşmayan anlamsız bir uygulama 

olduğunu fark eden anestezist oranı hızla artmaktadır.

Düşük   akımlı   anestezi   tekniklerinin   yaygın   bir   şekilde   benimsenmesinin 

önündeki engel, teknik araç gereç yetersizliği değil; daha çok deneyim eksikliği ve yeni 

teknikleri öğrenme konusundaki isteksizliktir.

Düşük   taze   gaz   akımlı   anestezi   tekniklerine   karşı   çekincelerin   nedeni,   çoğu 

anestezistin bu teknikleri pek bilmemesi ve bu teknikler için anestezik gazların dozu ve 

anestezi makinelerinin uygunluğu konusunda büyük bir belirsizlik bulunmasıdır.

1998 yılında yeni ortak teknik norm EN–740 “Anestezi Makineleri ve Modülleri 

Temel Koşullar” düzenlemesine uyulması, tüm Avrupa Birliği ülkeleri için zorunlu hale 

gelmiştir. Artık tüm anestezi makinelerinde bulunması zorunlu olan standart güvenlik 

araçları, düşük akımlı anestezi tekniklerinin güvenle uygulanabilmesi için bütün teknik 

ön koşulları sağlamaktadır.

3


Düşük akımlı anestezi; anestezik gaz iklimini iyileştirir, aynı zamanda volatil 

ajanların   ve   anestezik   gazların   tüketimini   de   önemli   düzeyde   azaltır.   Bunun   doğal 

sonucu, hem parasal tasarruf sağlanması ve hem de ameliyathane ortamı ve atmosfer 

kirliliğinin azalmasıdır.

Anestezi sırasında hastanın maruz kaldığı risk, büyük ölçüde anestezistin seçilen 

anestezi   yöntemiyle   ilgili   deneyimine   ve   tekniğe   özgü   olası   komplikasyonlar 

konusundaki bilgisine bağımlıdır(4).

Düşük   taze   gaz   akımlı   tekniklerle   anestezi   uygulaması   ve   bu   tekniklerin 

benimsenmesi, anesteziste hem hastayı hem de anestezi makinesini daha iyi anlaması 

bakımından yeni açılımlar sunar(5,6,7).

Günümüzde   tercih   edilen   anestezi   uygulaması,   yarı   kapalı   yeniden   solutmalı 

sistemlerin   göreceli   olarak   yüksek   taze   gaz   akımlarıyla   kullanımıdır   ve   bunun   olası 

nedeni tıbbi-hukuksal (medicolegal) kaygılar ve eğitim eksikliğidir.

Teknik ilerlemenin artması nedeniyle gidişat, düşük akımlı anestezi tekniklerine 

odaklanmıştır(2).

Sevofluran,   pek   çok   anestezi   kliniğinde   rutin   olarak   kullanılan   inhalasyon 

anesteziği haline gelmiştir. Ekonomik ve ekolojik açıdan bakıldığında çözünürlüğü ve 

anestezik gücü düşük olan bu ajanların, yalnızca düşük  akımlı anestezi teknikleriyle 

kullanılması   gerekir.   Bir   inhalasyon   anesteziğinin   daha   düşük   çözünürlüğe   ve   daha 

düşük   anestezik   güce   sahip   olması,   akımın   azaltılması   ile   sağlanabilecek   etkililik 

artışının da daha yüksek olmasına neden olur(8).

Sistemden büyük miktarda gaz atılımına bağlı olarak, anestezik ajanın duyarsız 

bir şekilde boşa harcandığı sorununun farkına varılması, akımın yeterince düşürülmesi 

yönünde doğrudan bir etki yapar(9).

Yalnızca   klinik   uygulama   değiştirilerek   eldeki   araç   ve   gerecin   daha   etkili 

kullanılması ile önemli düzeyde tasarruf sağlanabilir.

Düşük taze gaz akımlı tekniklerin daha ekonomik olduğu yadsınamaz. Ancak, bu 

tekniklerin   üstün   olarak   nitelendirilebilmesi   için   hastalar   açısından   yüksek   taze   gaz 

akımlarıyla uygulanan yöntemler kadar güvenli olması koşulunu da vurgulamak gerekir.

Biz   bu   çalışmamızda   elektif   inguinal   herni   operasyonu   geçiren   hastalarda; 

yüksek akımlı ve düşük akımlı sevofluran anestezisinin peroperative hemodinami ve 

derlenme dönemi üzerine etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.

4


2.GENEL BİLGİLER

A) SOLUTMA SİSTEMLERİ

Anestezi   makinelerinin   hastaya   anestezik   gaz   verilmesini   sağlayan   teknik 

öğesidir.   Bu   sistemler   teknik   özellikleri   uyarınca   aşağıdaki   amaçların 

gerçekleştirilmesini sağlar.

 Farklı oranlarda taze ve ekspire edilen gaz içeren anestezik 

gazların bir araya getirilmesi.

 Anestezik gazların hastaya ulaştırılması.

 Expire edilen karbondioksitin uzaklaştırılması.

 Anestezik gazların ortam atmosferinden ayrı tutulması.

 Anestezik gazların ısı ve nem yönünden uygun iklim koşullarına 

getirilmesi.

5


1. SOLUTMA SİSTEMLERİNİN TEKNİK ÖZELLİKLERİNE GÖRE 

SINIFLANDIRILMASI 

Şekil 1: Temel Teknik Özelliklere Göre Sınıflandırılan Solutma Sistemleri 

6


1.1.Anestezik Gaz Rezervuarı Olmayan Solutma Sistemleri

Bu   sistemler,   anestezik   gazların   ortam   atmosferinden   ayrı   tutulmasını 

sağlayamazlar.   Bu   nedenle   ortam   havasının   istemsiz   ve   denetlenemez   bir   şekilde 

anestezik   gazlara   karışması   gerçek   bir   olasılıktır   ve   hastaya   verilen   anestezik 

konsantrasyonunun   kesin   denetimi   olanaksızdır.   Temel   özelliği   basit   teknik 

tasarımlarıdır.



1.2.Yeniden Solutmasız Sistemler

Teknik  açıdan bakıldığında,  anestezi  altındaki  bir  hastanın,  ekshale  ettiği gaz 

karışımındaki  anestezik ajanları  bir  sonraki  inspirasyonunda  yeniden  kullanması  için 

tasarlanmamış;   tersine,   expire   edilen   gaz   karışımının   tümünün   ya   da   en   azından 

karbondioksit   içeren   alveol   gazının   sistemden   uzaklaştırılarak   atmosfere   atılması   ve 

sistemin yeniden taze gaz karışımı ile doldurulması amaçlanmıştır. İkiye ayrılır:

a) Akım Denetimli Yeniden Solutmasız Sistemler

b) Valf Denetimli Yeniden Solutmasız Sistemler



1.3.Yeniden Solutmalı Sistemler

“Yeniden   Solutma”   exhale   edilen   havadaki   kullanılmamış   anestezik   gazların 

karbondioksitten arındırıldıktan ve belli miktarda taze gazla karıştırıldıktan sonra bir 

sonraki   inspirasyonda   tamamen   ya   da   kısmen   hastaya   döndüğü   bir  tekniği   tanımlar. 

Bunun   anlamı   expire   edilen   gazdaki   karbondioksiti   temizleyecek   bir   cihazın   bu   tip 

sistemlerin   zorunlu   ve   bütünleyici   bir   parçası   olarak   düşünülmesi   gerektiğidir.   İkiye 

ayrılır:

a) To and fro absorbsiyon sistemleri

b) Absorbsiyonlu halka sistemleri

7


2. SOLUTMA SİSTEMLERİNİN İŞLEVSEL ÖZELLİKLERİNE GÖRE 

SINIFLANDIRILMASI

2.1. Açık Solutma Sistemleri

Açık   Solutma   Sistemlerinin   ortak   özelliği,   hastanın   soluduğu   anestezik   gaz 

karışımının kesin bir şekilde denetlenemez oluşudur. Oda havasının denetimsiz girişi ya 

da anestezik gaz konsantrasyonlarında denetlenemeyen değişiklikler olabilir.



2.2. Yarı-Açık Solutma Sistemleri

Bu   sistemde   exhale   edilen   gaz   bütünüyle   sistem   dışına   atılır   ve   bir   sonraki 

inspirasyonda saf taze gaz verilir. Yani taze gaz akımı dakika hacmine eşit ya da birkaç 

kat fazla olmalıdır. Kullanılmadan sistem dışına atılan oksijen, azotprotoksit ve volatil 

anestezik miktarı taze gaz akımı ile orantılıdır. Anestezik gazın bileşimi taze gazınki ile 

benzerdir.   Yarı-Açık   solutma   sisteminde   inspiratuar   kol   atmosfere   kapalıyken, 

ekspiratuar kol açıktır.

2.3. Yarı-Kapalı Solutma Sistemleri

Bu   sistemde   taze   gaz   akımı   alınımdan   fazla,   ancak   dakika   hacminden   azdır. 

Anestezi   uygulamasında   bu   tekniğin   kullanımı,   ancak   exhale   edilen   gazın   kısmen 

yeniden-solutulması   ve   aynı   zamanda   gaz   fazlasının   sistemden   uzaklaştırılması   ile 

olasıdır.  Yeniden   solutulan   gaz   hacmi,   taze   gaz   akımı   ve   gaz   fazlası   hacmi   ile   ters 

orantılıdır.   Taze   gaz   akımı   azaltıldıkça   yeniden   solutulan   gaz   oranı   artacağından, 

anestezik ile taze gaz bileşimleri arasındaki fark da artacaktır.

2.4.Kapalı Solutma Sistemleri

Verilen   taze   gaz   hacmi,   belirli   bir   sürede   hasta   tarafından   alınıma   uğrayan 

miktara tam olarak eşitse bu sistem kapalı olarak isimlendirilir. Ekspiratuar gaz hacminin 

tamamı karbondioksiti temizlendikten sonra izleyen inspirasyonda hastaya geri döner. 

Sistem içinde gaz hacminin korunması, ancak gaz fazlası atılım valvinin kapalı olması 

8


ve sistemden hiç kaçak olmaması ile sağlanabilir. Taze gaz bileşimi ve hacmi herhangi 

bir zamanda hasta tarafından alınan oksijen, azotprotoksit ve volatil anestezik miktarları 

ile tam olarak eşitse kapalı solutma sistemi ile kantitatif anestezi denir(10).Taze gazın 

yalnızca   hacmi   hasta   tarafından   alınıma   uğrayan   hacim   ile   eşit   ancak   bileşimi   eşit 

değilse kapalı solutma sistemi ile kantitatif olmayan anestezi olarak tanımlanır. 

3.TEKNİK VE İŞLEVSEL ÖZELLİKLERİNE GÖRE SOLUTMA 

SİSTEMLERİ

Tablo 1:  Değişik Solutma Sistemlerinin Olası Kullanım Seçenekleri

Açık

Yarı-açık

Yarı-

Kapalı

Kapalı

Yeniden-solutmalı sistem

Ø

+



+

+

Akım-denetimli yeniden-solutmasız 



sistemler

(+)


1

+

( + )



2

Ø

Valf-denetimli yeniden solutmasız 



sistemler

(+)


1

+

Ø



Ø

Rezervuarı olmayan sistemler

+

( + )



3

Ø

Ø



+ : Kullanıma uygun, ( + ): Kullanım için güvensizlik sınırında, Ø: Teknik özelliği 

nedeniyle kullanımı olanaksız

1

: Rezervuar boyutu yetersiz, taze gaz akımı düşük ya da inspiratuvar hacim yüksekse 



ve bu nedenle sistemin inspiratuvar koluna hava girişi varsa, açık sisteme geçmek 

olasıdır.

2

:   Karbondioksit   içeren   ekshalasyon   havasının   yeniden   solutulmasından   kaçınmak 



için   yeterince   yüksek   taze   gaz   akımı   gerektiğinden,   yarı-kapalı   sistem   olarak 

kullanımı   sınırlıdır.  Ancak,   ölü   boşluk   içindeki   karbondioksit   içermeyen   ekshale 

edilen havanın kısmen yeniden-solutulması kabul edilebilir.

3

: İnspire edilen hacim küçük ve taze gaz akımı sürekliyse, ağız ve farinks boşluğu ya 



da   yapay   bir   havayolu   gaz   rezervuan   işlevi   görüyorsa,   yarı-açık   sisteme   geçmek 

olasıdır.   Bu   koşullar   altında,   taze   gaz   akımı   göreceli   olarak   küçüktür   ve 

karbondioksit içeren ekshale edilen havanın denetimsiz şekilde yeniden-solutulması 

ile yarı-kapalı sisteme geçmek bile olasıdır.



3.1 Gaz Rezervuarı Olmayan Solutma Sistemleri

9


Bu   sistemlerin   tipik   örneği   Boyle-Davis   havayoludur.   Eğer   taze   gaz   akımı 

düşükse her inspirasyon sırasında anestezik gazın yanı sıra oda havası da inhale edilir. 

Tanım olarak bu bir açık solutma sistemidir. Ancak taze gaz akımı yüksek ve tidal hacim 

düşük olursa, expiratuar duraklamada taze gaz ile dolan orofarinks taze gaz rezervuarı 

gibi rol oynar ve böylece hasta yalnızca taze gaz inhale eder. Bu durum açık sistemden 

yarı-açık bir sisteme belirsiz geçişi temsil eder. 

Genel   olarak   oda   havası   sisteme   serbestçe   girebiliyor   ve   taze   gaz   akımı   ve 

rezervuarın  toplam  hacmi  inspiratuar  hacimden  düşükse,  farklı  solutma  sistemlerinin 

tümü bir açık sistem özelliği taşıyabilir.

3.2 Yeniden Solutmalı Sistemler

Bu sistemler temel teknik özelliklerine uygun olarak özellikle yeniden solutma 

için tasarlanmıştır. Taze gaz hacmi hasta tarafından alınıma uğrayan gaz hacmine eşitse 

ve   karbondioksit   absorbsiyonunun   ardından   ekshale   edilen   gazın   tamamı   hastaya 

yeniden solutuluyorsa “Kapalı Solutma Sistemi” olarak tanımlanır. Taze gaz akımı hasta 

tarafından   alınıma   uğrayan   gaz   hacminden   fazla,   ancak   dakika   hacminden   azsa   ve 

kısmen   yeniden   solutma   yapılıyorsa   işlev   yönünden   “Yarı   Kapalı   Solutma   Sistemi” 

olarak tanımlanır. Taze gaz akımının artmasıyla kaçınılmaz olarak yeniden solutulan 

hacim azalırken, sistemden atılan gaz fazlası hacmi de artar. Uygun bir sistem tasarım ve 

alveol dakika hacminden daha büyük bir taze gaz akımı ile yeniden solutulan kısım yok 

denebilecek kadar en aza indirilir(11). Böylece inspiratuar gaz bileşimi taze gaz bileşimi 

ile gerçekten aynı olur ve bu yeniden solutmalı sistem “Yarı Açık Solutma Sistemi” gibi 

işlev   görür.   Yeniden   solutmalı   sistemler,   tasarımları   serbest   hava   girişine   olanak 

vermediği için işlevsel yönden “Açık Solutma Sistemi” olarak tanımlanamaz.



3.3. Yeniden Solutmasız Sistemler

10


a) Akım Denetimli Yeniden Solutmasız Sistemler:

Yeniden solutmasız sistemler, temel teknik özellik olarak ekspirasyon havasının 

yeniden solutulması için değil, ekshale edilen gazın uzaklaştırılması ve inspiratuar taze 

gaz desteği için tasarlanmışlardır(12,13)

Akım   denetimli   yeniden   solutmasız   sistemler   yarı   açık   solutma   sistemleri 

kullanacak şekilde tasarlanmışlardır(11).

b) Valf Denetimli Yeniden Solutmasız Sistemler:

Ekspiratuar   gaz   yeniden   solutmayı   engelleyen   valfden   atılmak   zorunda 

olduğundan ekspiratuar gazın yeniden solutulması olanaksızdır. İnspiratuar gaz, yalnızca 

saf taze gazdan oluştuğundan taze gaz akımı dakika hacmine eşit olmalıdır. Kapalı ya da 

yarı-kapalı olarak kullanılamazlar.

Solutma sistemlerinin işlev ve dozaj özellikleri büyük ölçüde taze gaz akımının 

seçimine bağımlı olarak anestezi yönteminin kendisi tarafından belirlenmektedir.

Tablo 2: Taze Gaz Akım Hızına Göre Farklı Solutma Sistemlerinin Kullanımı

Yarı-açık

Yarı-kapalı

Kapalı

Yeniden-solutmalı sistemler

V

F



 ≥MV

MV>V


F

>Alınım


V

F

 = Alınım



Akım-denetimli yeniden-

solutmasız sistemler

V

F



 » MV

V

F



 

 MV



Ø

Valf-denetimli yeniden-

solutmasız sistemler

V



 = MV

Ø

Ø



V

F

 : 



Taze gaz akımı, MV: Dakika hacmi, Alınım: Hasta tarafından alınıma uğrayan 

toplam gaz



Tablo 3:  Farklı Solutma Sistemlerinin Tipik Özellikleri

 

Yeniden-solutmasız 



sistemler

Yeniden-solutmalı sistemler

11


Teknik yapı

Basit


Karmaşık

Anestezik gaz 

bileşiminin denet 

lenebilirliği

Taze gaz bileşiminin değişti-

rilmesi hemen anestezik gaz 

bileşimine de yansır.

Taze gaz bileşiminin değiştiril-

mesi, ancak belirli bir süre sonra 

anestezik gaz bileşimine yansır.

Anestezik gaz hakkında 

bilgi


Anestezik gaz bileşimi, taze 

gaz bileşimi ile benzerdir.

Taze gaz akım hızı ne kadar 

düşükse, anestezik gaz bileşimi 

ile taze gaz bileşimi arasındaki 

fark o kadar fazladır.

Anestezik gazların 

iklimlendirilmesi

Isıtıcı ve nemlendirici etkisi 

yoktur.


Taze gaz akım hızı ne kadar 

düşükse, anestezik gaz iklim-

lendirilmesi o kadar iyidir.

Anestezik gaz ve buhar 

tüketimi

Yüksekten aşırı yükseğe 

kadardır.

Yeniden-solutmalı tekniğin akılcı 

kullanımı ile düşüktür

Anestezik gaz ve 

buharlarla hava kirliliği

Yüksekten aşırı yükseğe 

kadardır.

Yeniden-solutmalı tekniğin akılcı 

kullanımı ile düşüktür.

Anestezik gaz ve buhar 

tüketiminden 

kaynaklanan maliyet

Taze gaz akım hızı ne kadar 

yüksekse, o kadar yüksektir

Taze gaz akım hızı ne kadar 

düşükse, o kadar düşüktür.

Solutma sisteminin olası 

kullanım seçenekleri

Yarı-açık ve çok sınırlı dere-

cede yan-kapalı sistem 

şeklinde.

Taze gaz akım hızına bağımlı 

olarak; yarı-açık, yan-kapalı ya da 

kapalı sistem şeklinde.

Yeniden   solutmalı   sistemlerin   akılcı   kullanımı   anestezik   gaz   ve   buharların 

ekonomik   ve   ekolojik   kullanılması   yönündeki   haklı   kamuoyu   istemine   yanıt 

vermektedir. Anestezik gazların iklimlendirilmesi ve bu sistemlerin işlevsel esnekliği de 

yeniden solutmalı tekniğin üstünlüğünü destekleyen güçlü gerekçelerdir. 



B. ANESTEZİDE YENİDEN-SOLUTMALI TEKNİĞİN 

ÜSTÜNLÜKLERİ  (DÜŞÜK AKIMLI TEKNİKLER)

12


1. ANESTEZİK GAZLARIN TÜKETİMİNDE (MALİYETTE) AZALMA

Taze   gaz   akımının   düşürülmesi(Yeniden   Solutmanın  Arttırılması)   ile   gazların 

tüketiminde hangi boyutta bir azalma sağlanabileceği bir çok bilimsel çalışmada ortaya 

konmuştur(14,15,16, 17, 11).

Rutin klinik uygulamada düşük akımlı tekniklerin yerleşmesine yönelik uygun 

eğitimsel çabalarla inhalasyon  ajanlarının tüketimini %65 oranında azaltmak olasıdır

(18).

Namiki   ve   arkadaşları   ise,   pediatrik   anestezide   sevofluran   tüketimini   %86 



oranında düşürmeyi başarmıştır(19).

Parasal tasarruf oranı; anestezi uygulamasının süresine, seçilen ajanın fiyatının ve 

elbette akım miktarındaki azalmanın boyutuna bağımlıdır.

Akımın düşürülmesi ile sağlanan parasal tasarrufa yönelik farklı hesaplamaları 

karşılaştırmak zordur; çünkü bunların her biri oldukça farklı varsayıma dayanmaktadır. 

Yine de bu farklı sonuçlar toparlanacak olursa, bir saatlik bir anestezi uygulamasında 

gaz tüketiminin %25-75 arasında azaldığı ve bu bağlamda parasal tasarruf sağlandığı 

söylenebilir.



Tablo 4



Farklı Taze Gaz Akımlarına Göre Anestezik Gazların Maliyetleri 

(Anestezi Süresi: 1 Saat)

V



 6 L/dk


V



4

L/dk


V



 3 L/dk

V



 1 L/dk


13

Baum

İzofluran

Enfluran

28,50 


19,00 

18,00 


12,00

DM

US



$D

M

US$



11,20 DM

7,47 US$ 8,30 

DM

5,53 US$


Cotter ve ark.

İzofluran

Enfluran

11,40 £ 


17,00 US$ 

5,62 £ 


8,40 US$

5,16 £ 


7,70 US$ 

2,48 £ 


3,70 US$

Loke ve ark.

İzofluran

Enfluran


12 $Aus 

8,00 US$ 

8,64 $Aus 

5,80 USS


6 $Aus 

4,00 US$ 

4,30 $Aus 

2,90 US$


2 $Aus 

1,30 US$ 

1,44 $Aus 

0,96 US$


Pedersen ve ark.

izofluran

107 DKK 

14,50 US$

48,50 DKK 

6,50 US$


21 DKK

2,90 US$


DM: Alman markı; US$: Amerikan doları; £: Pound, sterlin; 

$Aus: Avustralya doları; DKK: Danimarka kronu (1996 fiyatlarına göre)



2. ÇEVRE KİRLİLİĞİNDE AZALMA

2.1. Çalışma Ortamında Anestezik Gaz Kirliliğinin Azalması

Anestezik   gazların   düşük   konsantrasyonlarda   zararlı   olup   olmadıkları   henüz 

gösterilebilmiş değildir(20,21).

Çevre bilincinin artması sonucunda, çalışma ortamında anestezik gazlara maruz 

kalma konusu daha fazla önem kazanmaktadır. Bu nedenle günümüzde endüstrileşmiş 

ülkelerin   tamamı,   çalışma   ortamında   bulunabilecek   anestezik   gaz   ve   buhar 

konsantrasyonları için göreceli olarak düşük eşik değerler tanımlamışlardır(21,22).

ABD’de Ulusal Mesleksel Güvenlik Ve Sağlık Enstitüsü (National Instute Of 

Occupational   Safety   And   Health-NIOSH)   tarafından   kabul   edilmiş   sınır   değerler; 

14


azotprotoksit için 25 ppm, bütün volatil anestezikler için tek başına kullanıldıklarında 2 

ppm ve azotprotoksit ile birlikte kullanıldıklarında 0,5 ppm’dir(23).

Avrupa birliğinde bu değerlerden daha esnek ve yukarı doğrudur. 

Virtue   yalnızca   azotprotoksit   akımının   0.5L/dk’ya   düşürülmesi   ile   çalışma 

ortamındaki   azotprotoksit   konsantrasyonun   29   ppm’e   indirilebileceğini   kanıtlamıştır

(24).


Çalışma ortamının gazlarla kontaminasyonunun atık gaz sistemleri ile önemli 

düzeyde azaltılabileceği ve sorunun bu şekilde çözülebileceği açıktır. Ancak bu durumda 

da anestezi makinesi yanındaki anestezik gaz konsantrasyonu, yüksek akımlı anestezide 

düşük akımlı anesteziden %40–150 oranında daha yüksek bulunmuştur(25).



Kataloq: tez -> pdf -> anestezi reanimasyon
anestezi reanimasyon -> T. C. Sb göztepe eğ t m hastanes anestez yoloj ve rean masyon kl n ğ a doç. Dr. Melek çel k
anestezi reanimasyon -> TC. sağlik bakanliğI >DR. LÜTFİ kirdar kartal
anestezi reanimasyon -> Elektif histerektomilerde kombine spinal epidural anestezi uygulamalarinda levobupivakain morfin ve levobupivakain fentanil etkileriNİn karşilaştirilmasi
anestezi reanimasyon -> T. C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi II. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
anestezi reanimasyon -> T. C. Sa lık Bakanlı ı
anestezi reanimasyon -> T. C. Bakirköy dr. Sadđ konuk eğĐT
anestezi reanimasyon -> Koroner arter baypas operasyonlarinda torakal
anestezi reanimasyon -> Aysel altan
anestezi reanimasyon -> Sezaryen operasyonlarinda farkli dozlarda
anestezi reanimasyon -> T. C. Sağlık Bakanlığı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Yüklə 0,64 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə