Tez özetleri Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı



Yüklə 3 Mb.
səhifə27/48
tarix06.05.2017
ölçüsü3 Mb.
1   ...   23   24   25   26   27   28   29   30   ...   48

ERTÜRK Erdem
Danışman :Prof.Dr.Sinan ÖNGEN

Anabilim Dalı :Jeoloji Mühendisliği

Mezuniyet Yılı :2009

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Sinan ÖNGEN

Prof.Dr. Mefail YENİYOL

Prof.Dr.Timur USTAÖMER

Prof.Dr. Fahri ESENLİ

Doç.Dr. Mehmet KESKİN




Göynükbelen Granitoyidi Güneybatı Kesiminin Petrografisi ve Orhaneli Ofiyoliti ile İlişkisi (Bursa)

Orhaneli (Bursa) kuzeyindeki sahayı kapsayan bölgede yapılan petrojenik araştırmalar ışığında bölgenin jeolojik evrimini gösterebilecek veriler elde edilmiştir. İnceleme amacı çerçevesinde Göynükbelen Granitoyidi ile dokanak oluşturan Orhaneli Ofiyoliti ve de Sırıl Metamorfitleri arasındaki ilişki ve etkileşim ön planda tutulmuştur.

Sırıl metamorfitleri yaklaşık kuzey-güney yönünde mavişist-yeşilşist-mavişist fasiyeslerini gösteren metabazit, metapelit ve metagrovak türü kayalardan oluşmaktadır. Ayrıca bu incelemede Belenoluk köyü güneybatısında gözlenen kalın bir jadeyit-kuvars parajenezli, muhtemel fabrik ilişkisi araştırıldığında metagrovak türü kayalarına benzeyen Belenoluk Üyesi ayırtlanmıştır. Metamorfiklerin üst seviyelerini oluşturan kalkşistler üzerine diskordan olarak gelen Çatalca Mermeri’yle arasında yine bu çalışmada belirlenen kireçtaşı ve kuvars çakıllarından oluşmuş taban konglomerasının bulunması uyumsuzluğu desteklemektedir. Paleozoyik yaşlı Sırıl Metamorfikleri üzerindeki Çatalca Mermeri’nin Mesozoyik yaşlı olduğu kabul edilmektedir (Yaş değerlendirmeleri Lisenbee 1972’den alınmıştır).

Metamorfikler ve mermerin üzerine Üst Kretase’de yerleşmiş olan Orhaneli Ofiyoliti İzmir-Ankara-Erzincan Kenet Kuşağı boyunca dilimler halinde yer alan ofiyolitlerin batı kısmındadır. Ofiyolit: dunit, harzburjit, serpantinitin tektonik dokanakla birlikteliğinden ve aralarında bulunan piroksenit-gabro blok ile damarlarından oluşmaktadır.

Sahanın kuzeyinde geniş bir yayılım gösteren Eosen yaşlı Göynükbelen Granitoyidi kendinden yaşlı birimleri keserek sokulmuştur. Metamorfikler ile ofiyolit sınırlarında kontak metamorfizma geliştirmiştir. En belirgin olarak da serpantinitler üzerinde Küçükkır Tepe kuzey yamacında geniş bir alanda gözlenmiştir. Serpantinit hornblend hornfels fasiyesi ve piroksen hornfels fasiyesi koşularından etkilenmiştir. İç kontak zon hornfels enstatit-kummingtonit parajenezi Göynükbelen plütonu kontak metamorfizmasında en yüksek sıcaklık değerlerini vermektedir. Buna göre Enstatit mineralinin gözlenmesiyle 650–700 0C’lik sıcaklık ve 2,5-3 Kbar basınç koşullarına ulaşıldığı anlaşılmaktadır.

Sırıl Metamorfikleri dokanağında en yüksek kontak metamorfizma koşullarında hedenberjit-diyopsit, hornblend parajenezi gelişmiştir.

  

 

 



 

 

Petrography Of Southwest Part Of Goynukbelen Granıtoıd And Its Relatıon Wıth Orhanelı Ophıolıte (Bursa)

Detailed petrogenic explorations in the area north of Orhaneli (Bursa) have revealed significant results concerning the geological evolution of the region. The aim of this research was the investigation of the relation and interaction between Orhaneli Ophiolite and Sırıl Metamorphics both of border with the Göynükbelen Granitoid.

Sırıl Metamorphics are composed of metabasite, metapelite and metagraywacke rocks which reflect the arrangement of blueschists-greenschists-blueschists facies in approximately north-south direction. Moreover during this exploration Belenoluk Member has been identified in the southwest of Belenoluk Village. This member has a thick paragenesis of jadeit and quartz and according to the investigation of its fabric relation has probable similarities with metagraywacke rocks. The existance of bedrock conglomera consisting of limestone and quartz pebbles between the calcschists which form the uppermost level of metamorphics and Çatalca Marble covering up metamorfics as discordant, increases the discordancy. Çatalca Marble which resides over paleozoic aged Sırıl Metamorphics is considered to be Mesozoic aged (Lisenbee 1972).

Orhaneli Ophiolite which emplaced on the metamorphics and marble in Upper Cretaceus is placed on the west part of the ophiolithes. This ophiolites are located in Ankara- Erzincan Suture Zone as slices. The ophiolites consists of dunite, harzburgite, serpantinite which have tectonical relationship with each other and piroksenite- gabro blocks and intrusions.

Eocene aged Göynükbelen Granitoide located in the North of study area intruded the older units. Contact metamorphism has evolved at the boundary between metamorphics and ophiolites. It has been observed distinctly in the serpantinits which is situated in the north slope of the Küçükkır Hill. The inner contact metamorphism zone represented by enstatite- cummingtonite paragenes give the highest temperature value of the contact meyamorphism of the Göynükbelen Pluton. It has been revealed that the temperature arrived 650–700 0C and the pressure reached 2,5-3 Kbar base on occurence of enstatite.

Hedenbergite-diopside, hornblend paragenesis have been evolved in the Sırıl Metamorphics boundary at the highest contact metamorphism conditions.

BAŞOL Bengü
Danışman :Prof. Dr. Sinan ÖNGEN

Anabilim Dalı :Jeoloji Mühendisliği

Mezuniyet Yılı :2009

Tez Savunma Jürisi :Prof. Dr. Sinan ÖNGEN (Danışman)

Prof. Dr. Mefail YENİYOL

Prof. Dr. Timur USTAÖMER

Prof. Dr. Fahri ESENLİ

Yrd. Doç. Dr. Mehmet KESKİN


Büyükorhan Granitoyidi Kuzey Kenarının Petrografisi Ve Yan Kayaçlarla İlişkisi (Orhaneli Batısı, Bursa).

Bursa Orhaneli batısı ve güneyini kapsayan bölgede yapılan petrojenik araştırmalar ile bölgenin jeolojik evrimi açıklanabilmektedir. Büyükorhan Granitoyidi ve metamorfik temel kayaları arasındaki ilişkiler ortaya konulmuştur.

Sırıl Metamorfikleri içinde metabazit, metapelit ve üst seviyelerde kalkşistlere rastlanılmıştır. Kalkşist-Çatalca Mermeri geçişinde kireçtaşı ve kuvars çakıllarından oluşmuş taban konglomerasının bulunması aradaki uyumsuzluğu kanıtlar. Eski çalışmalarda Sırıl Metamorfikleri Paleozoyik yaşlı, üzerinde bulunan Çatalca Mermeri ise Mesozoyik yaşlı olduğu belirtilmiştir (Lisenbee, 1972).

Üst Kretase’de bindirme ile metamorfik temelin üzerine gelen Orhaneli Ofiyoliti sahanın batısında dar bir alanda yüzlek vermektedir. Bu birim dunit, harzburjit ve gabro türü ultramafik-mafik kayaçlardan oluşmaktadır.

İnceleme alanının güneyinde yayılım gösteren Eosen yaşlı Büyükorhan Granitoyidi yer almaktadır. Granitoyidde yapılan saha ve petrografik incelemeler sonucunda üç ayrı fasiyes belirlenmiştir: Sadağ köyü güneyinde Sırıl Metamorfiklerine yakın porfir dokulu kenar zonu fasiyesi, Çakıryenice köyü ve civarında açık renkli, iri K-feldspat tanelerinden oluşan fasiyes ve güneye doğru geniş alanda yüzlek veren amfibol-biyotitli normal fasiyes olarak ayırtlanmıştır.

Granitoyid kuzey kesiminde yer alan kalın endoskarn fasiyesi, Çatalca Mermerinin bölgede önceden granitoyidin üzerinde örtü şeklinde yeraldığını fakat aşınmayla kaybolduğunu kanıtlar. Endoskarn kayaları, yapılan mineraloji-petrografik ve kimyasal analizler sonucunda alkali feldspat, Ca-Fe’li piroksen (Diyopsit-hedenberjit) ve granat (Andradit) minerallerini içeren siyenit bileşiminde olduğu belirlenmiştir.

Büyükorhan Granitoyidinin kuzey dokanağında yeralan Sırıl Metamorfiklerini kesmesi sonucunda kontak metamorfizma zonunda pelitik kökenli hornfels kayaları gözlenmiştir. Bu kayaların piroksen-hornfels fasiyesi koşullarından etkilendiği ve Sillimanit-andalusit-kordiyerit parajenezini gösterdiği saptanmaktadır. Granitoyid içinde kalkşist kökenli ksenolit parçalarında ise hornblend-hornfels fasiyes koşullarında diyopsit-hedenberjit ve hornblend parajenezi belirlenmiştir. Her iki grup hornfels örnekleri de iç kontak zonunu karakterize etmektedir.

Petrography of Northern Margin of Büyükorhan Granitoid And its Relationship with Country Rocks (West of Orhaneli, Bursa)

Geological evolution of the region of west and south of Orhaneli, Bursa were determined by petrogenic studies. Relations between Büyükorhan Granitoid and metamorphic rocks were decribed.

Metabasite, metapelite and high levels of calcschists were found in Sırıl Metamorphics. Existance of basal conglomerate that consists of limestone and quartz gravels in passage of calcschist-marble unit, proves that Çatalca Marble exist uncomformably above the metamorphic. Prior studies states metamorphics have Paleozoic age and Çatalca Marble has Mesozoic age (Lisenbee, 1972).

Above Sırıl Metamorphic and Çatalca Marble thrusts Orhaneli Ophiolites, of Upper-Cretaceous age. This unit consists of ultramafic-mafic rocks such as dunite, harzburgite and gabbro.

Büyükorhan Granitoid of Eocene age spreads through west of study field. Three different facies were identified: margin zone facies with small traces of porphyry around south of Sadağ village, the facies near Çakıryenice village consists of light coloured and large grained K-feldspar and the normal facies with large amphibole and biotite minerals that surfaces in a larger area in south.

Thick endoskarn facies found north of granitoid indicates Çatalca Marble was on granitoid earlier, then moved due to erosion. Mineralogical-petrographic and chemical analysis showed endoskarn rocks has syenite compound with alkali feldspar, pyroxen with Ca-Fe (Diopside-hedenbergite), garnet (andradite) minerals.

In contact zones between granitoid and metamorphic, hornfels rocks with pelitic sources were observed. These rocks were affected by conditions of pyroxen-hornfels facies and have sillimanite-andalusite-cordierite paragenesis. Diyopside-hedenbergite and hornblende paragenesis in hornblende-hornfels facies conditions exist in calcschist sourced xenolite pieces inside granitoid. Both hornfels samples have characteristics of inner contact zone.

JEOFİZİK MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI

AYKURT Hande

Danışman : Prof. Dr. Yıldız ALTINOK

Anabilim Dalı : Jeofizik Anabilim Dalı

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Yıldız ALTINOK

Prof. Dr. Demir KOLÇAK

Prof. Dr. Ali PINAR

Prof. Dr. Bedri ALPAR

Doç. Dr. A. Oğuz ÖZEL

Oymapınar Ve Altınkaya Barajları Rezervuar Kaynaklı Depremlerinin İncelenmesi

Rezervuar kaynaklı olarak adlandırılan baraj depremleri tetiklenmiş deprem türlerindendir. Ülkemizde Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yapımı tamamlanmış olan 617 baraj ve 68 yapım halinde olan baraj ve hidroelektirik santral vardır. Çalışma kapsamında, ülkemizde yapımı tamamlanmış barajlardan olan Oymapınar Barajı (Antalya) ve Altınkaya Barajı (Samsun) depremleri incelenmiştir. İncelenen barajlara ait deprem verileri DSİ Genel Müdürlüğü Jeoteknik Hizmetler ve Yeraltısuları (YAS) Daire Başkanlığı Jeofizik Etütler Şube Müdürlüğü’nden; barajlara ait su seviyesi verileri ise DSİ Genel Müdürlüğü İşletme ve Bakım Dairesi Başkanlığı İşletme Hidrolojisi Şube Müdürlüğü tarafından sağlanmıştır.

Tez çalışması kapsamında, Oymapınar ve Altınkaya barajlarının su tutma öncesi (STO) ve su tutma sonrası (STS) depremsellikleri ile STS dönem içindeki deprem karakteristikleri, magnitüd ve oluş sayısı dikkate alınarak belirlenen değişik dönemler için saptanmıştır. Deprem karakteristikleri saptanırken, Gutenberg ve Richter (1954) bağıntısı ile b değeri; ana şok magnitüdü M0, en büyük artçı şok magnitüdü M1 olmak üzere, M0-M1 ve M1/M0 değerleri; Değiştirilmiş Omori Bağınıtısı ile öncü şok ve artçı şokların zamansal azalım ilişkisi katsayısı olan p değerleri bulunmuştur.

Oymapınar barajı depremleri STS döneminde üç farklı durumda incelenmiştir. Özellikle II ve III durumlarında öncü şoklarda düşük b değerleri, artçı şoklarda ise yüksek b değerleri bulunmuştur. Bu durum, Berg (1968), Rastogi ve diğ. (1997)’nin bulgularıyla uyumludur. Ancak elde edilen tüm b değerleri 1.0’dan küçük bulunduğundan Gupta ve Rastogi (1976)’nın bulgularıyla uyum göstermemektedir. II ve III durumlarında, M0-M1 ve M1/M0 değerleri arasında ters orantı olması Papazachos ve diğ. (1967), Chaudhury ve Srivastava (1973), Rastogi ve diğ. (1995; 1997)’nin önerilerini desteklemektedir. Bölgedeki p değerleri ise genellikle düşüktür ve deprem etkinliği karakter olarak Değiştirilmiş Omori Bağıntısını sağlamamaktadır. Öncü-artçı şok modeli, genel olarak Mogi’nin 2. Tip’ine uymaktadır.

Altınkaya barajı STS dönemi deprem karakteristikleri veri yetersizliğinden dolayı tek bir dönem için incelenebilmiştir.


Investigation of Reservoir Induced Earthquakes in Oymapınar and Altınkaya Dams

The earthquakes referred as reservoir-associated earthquakes in dams are induced activities. In our country, there are 617 constructed dams and 68 under-construction dams and hydroelectric power plants, which are administered by The General Directorate of State Hydrolicworks (DSI). Within the scope of the study, the earthquakes of Oymapinar Dam (Antalya) and Altinkaya Dam (Samsun), which are two samples of the constructed ones, are investigated. The earthquake and water level data of the dams, are obtained from DSI Geotechnical Services and Ground Water Department (YAS) and Department of Operation and Maintenance, respectively.

In the thesis, the seismic activity before water loading (STO) and after water loading (STS) of Oymapinar and Altinkaya Dams, and characteristics of the earthquakes are deduced, using the data for different periods that are determined by considering the number of occurrences and magnitudes. For the determination of earthquake characteristics, the b-value of Gutenberg and Richter (1954), and the M0-M1 and M1/M0 values where M0 and M1 are the main shock magnitude and the largest aftershock magnitude respectively, are calculated. In addition, the p-values that indicate the decay rate of foreshocks and aftershocks by the time are obtained using the modified Omori Law.

The earthquakes in the Oymapinar Dam area are investigated for three different states in the STS period. In particular, in the second and third states, the b-values are low for the foreshocks and high for the aftershocks. This result is coherent with the findings of Berg (1968) and Rastogi and et al. (1997). However, since overall deduced b- values are lower than the value of 1.0, they are not in coherence with the findings of Gupta and Rastogi (1976). In respect to the inverse proportion between M0-M1 and M1/M0 values in II and III states, it is consistent with the proposals of Papazachos et al. (1967), Chaudhury and Srivastava (1973), Rastogi and et al. (1995; 1997). The p-values are generally low and seismicity characteristics in the region do not obey the Modified Omori Law. In general, the foreshock-aftershock patterns are similar and correspond to Type 2 of Mogi’s Model.

The earthquake characteristics for STS period in Altinkaya Dam could not be investigated due to the insufficient data.

  

KARCIOĞLU Gökhan


Danışman : Prof. Dr. Aysan GÜRER

Anabilim Dalı : Jeofizik

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Aysan GÜRER

Prof. Dr. Ali PINAR

Prof. Dr. Gükçin ÖZÜRLAN

Doç. Dr. Murat BAYRAK

Doç. Dr. Ali ELMAS



İstanbul Çatalca Bölgesi Faylarının Manyetotelürik Yöntemle İncelenmesi

Türkiye’nin en Kuzeybatısını teşkil eden Trakya Bölgesi’nde Güneydoğu-Kuzeybatı doğrultulu uzanıma sahip birçok doğrultu atımlı fay yer almaktadır. İstanbul’un batısında bulunan ve çalışma bölgesini de kapsayan Çatalca Bölgesi’nde de Kuzeybatı–Güneydoğu doğrultulu aralı aşmalı (en-echelon) bir fay kendini göstermektedir. Ayrıca Çatalca Bölgesi, Trakya havzasının sonlandığı, Istranca Masifi’nin en batıdaki uzanımlarını gösterdiği ve doğusunda İstanbul-Zonguldak Bölgesi’nin başladığı noktadadır. Bu iki bölge arasındaki sınırı da Çatalca Fayı’nın doğusunda bulunan günümüzde çökellerle örtülmüş büyük bir ana fayın oluşturduğu çoğu jeologun ortak görüşüdür. Ancak bu fayın kara içerisindeki kesin yeri tahminden öteye gidememektedir. Çatalca Bölgesi jeolojik yapıları pek çok araştırmaya konu olmuşsa da derin yapılara kadar inen özdirenç kesitleri bulunmamaktadır. Bu bölgedeki yer iletkenlik yapısını belirlemek, sınırlarını ortaya koymak ve yorumlamak bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır.

Bu amaç doğrultusunda, 28 Nisan-4 Mayıs 2007 tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün sağladığı iki adet Phoenix MTU-5A manyetotelürik ölçüm cihazı kullanılarak bölgedeki fayları dik kesecek şekilde Güneybatı’dan başlanarak Kuzeydoğu’ya uzanan dokuz istasyon içeren ~30 km uzunluğundaki bir profil üzerinde manyetotelürik ölçüler alınmış, daha sonra bu veriler bilgisayarda işlenerek yoruma hazır hale getirilmiştir. İki boyutlu ters çözümleme işlemleriyle elde edilen özdirenç kesitleriyle bölgede bulunan birimler yorumlanarak ilişkilendirilmiş; bu birimlerin düşey ve yanal sınırları belirlenmiştir.

Çalışmalar sonucunda havza kalınlıkları, Çatalca Fayı’nın yeri, derinden yüzeye jeolojik doğrultunun değişimi ve birimlerin özdirençleri elde edilmiştir.

Ölçülerin alındığı profilin doğusunda gittikçe derinleşen ve kesitlerde en fazla 700m derinliğe ulaşan iletken çökel kalınlığı gözlenmiştir. Çatalca fayının neden olduğu, derine doğru uzanan iletken bir bölge Elbasan’da kurulan istasyonun doğusunda kendini göstermiştir. Profilin en güneybatısında çökellerin aniden derinleşmesi olarak yorumlanan ve bir faya bağlantılı olduğu düşünülen bir başka iletken yapı tespit edilmiştir. Yassıören ve Baklalı istasyonlarının altında büyük bir düşey iletken sınır belirlenmiştir. Bu sınırın, jeolojik olarak tartışılan ve daha önce hakkında bir jeofizik veri bulunmayan süturu yani Batı Karadeniz Fayı’nı temsil ettiği düşünülmektedir.


Investigation of Istanbul Çatalca Region Faults by Magnetotelluric Method

Thrace Region representing the most northwestern Turkey contains many Southeast-Northwest oriented strike slip faults. Also at the Catalca Region where our studies take place, at the western side of Istanbul a Southeast-Northwest oriented en-echelon fault shows itself at the surface. Catalca Region is the place where the Thrace basin ends, most eastern extensions of Istranca (Strandja) Massive observed and Istanbul-Zonguldak Zone starts. The idea that the suture between these two zones represented by a major continental fault which is covered by sediments, is a commonly accepted by the most geologists. This major fault is thought to be at the eastern side of the Catalca Fault but the exact inland place of this fault is not going further of being estimation. In spite of the fact that the region is investigated many times before, there are not any study which gave deep resistivity cross-sections. The purpose of this work is to reveal the resistivity structure beneath the surface, determining boundaries and making interpretations on them.

In that purpose between 28 April and 4 May 2007 magnetotelluric studies carried on and two Phoenix MTU-5A magnetotelluric measuring devices which are provided by Bogazici University, Kandilli Observatory and Earthquake Research Institute are used on a single ~30 kms long Southwest-Northeast profile contains nine measuring points and crosses the fault in the region (Catalca Fault) perpendicularly. Then the data is processed, inverted in 2-D and resistivity cross-sections obtained. We compared and correlated our magnetotelluric (MT) model to geologic information and defined horizontal-vertical boundaries of the units.

As the result of the study, thicknesses of the sediments, place of the Catalca Fault, change of the geologic strike with depth and resistivities of geological units are determined.

At the east of the Catalca Fault a sediment zone has an increasing thickness up to 700 m determined. A conductive zone extending trough depth developed due to Catalca Fault showed itself at the east of Elbasan station. At the most southwestern part of the profile another conductive zone determined and interpreted as sediments with steeply increasing thickness developed in relation to a fault. Beneath Yassıören and Baklalı stations a vertical conductive boundary determined and its thought to be representing a suture; West Black Sea Fault, which is geologically controversial and in lack of geophysical measurements taken before.

  

FIRAT Berrak


Danışman : Yard.Doç.Dr. Naşide ÖZER

Anabilim Dalı : Jeofizik Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Yard.Doç.Dr. Naşide ÖZER

Prof.Dr. Demir KOLÇAK

Prof.Dr. Yıldız ALTINOK

Doç.Dr. Oğuz ÖZEL

Doç.Dr. Hayrettin KORAL



Öncü Şoklar Ve Özellikleri, Türkiye’den Örnekler

Bu çalışmada, 1 Ekim 1995 Dinar (ML=6.0) ve 26 Temmuz 2003 Buldan (ML=5.6) depremlerine ait öncü şok etkinlikleri incelenmiştir. Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü’nden sağlanan deprem kataloğu ile bölgelere ait, farklı dönemlerdeki, olağan deprem etkinliği, incelenmiştir. Hesaplamalar, Dinar için 37º-39ºK enlemleri ve 29º-31ºD boylamları arasında kalan alanda, Buldan için 37º-39ºK enlemleri ve 28º-30ºD boylamları arasında kalan alanda yapılmıştır. Ana şokların öncesinde ve sonrasında oluşan depremlerden yararlanarak, inceleme alanları poligon olarak sınırlandırılmıştır. Poligon alanlarında, 1900-2007, 1990-2007, 1995 (Dinar), 2003 (Buldan) dönemlerindeki deprem etkinliği, öncü şok ve artçı şok etkinlikleri karşılaştırılarak, farklılıklar ortaya konmuştur. Çalışmada, tüm dönemler için Oluşum Sayısı-Büyüklük İlişkisi’ndeki a ve b değerleri hem En Küçük Kareler hem de En Büyük Olasılık Yöntemleri ile hesaplanmıştır. Ayrıca, öncü şok ve artçı şok etkinlikleri için, Değiştirilmiş Omori Üstel Azalım İlişkisi kullanılarak p değerleri hesaplanmıştır. b değerinin, bölgenin olağan karakteristiğinden sapmalarının belirlenmesi için, pencere kaydırma methodu kullanılmıştır. Değişim hem olay hem de zaman pencerelerinde, farklı pencere boyları ve kaydırma miktarları kullanılarak incelenmiştir. Dış merkez dağılımları ve oluşum zamanları ayrıntılı olarak analiz edilerek, öncü şok etkinliklerine ait uzaysal ve zamansal dağılımlar belirlenmiştir. Ayrıca, her iki öncü şok etkinliğindeki en büyük depremlerin odak mekanizması çözümleri yapılarak, ana şok ile uyumuna bakılmıştır. Sonuçta; öncü şok etkinliği sırasında b değeri, bölgesel olağan deprem etkinliğinden ve artçı şok etkinliğinden elde edilen b değerlerinin tersine, belirgin bir şekilde azalmaktadır. Dinar poligon alanında öncü şoklar, ana şoktan 12 gün önce, Buldan poligon alanındaki öncü şoklar ise ana şoktan 25 gün önce, birikimli oluşum sayıları zamanla artarak meydana gelmişlerdir. Her iki öncü şok etkinliği, iki sismik suskunluk dönemiyle kesintiyle uğramıştır. Uzaysal dağılımları artçı şokların uzaysal dağılımından daha küçük bir alana yayılmaktadır. Dinar ve Buldan da oluşan en büyük iki öncü şokun odak mekanizmaları çözümleri ana şok ile benzer ve uyumludur.



Foreshocks and Their Characteristics, Examples from Turkey

In this study, foreshock activities of Dinar earthquake (1 October 1995, ML=6.0) and Buldan erathquake (26 July 2003, ML=5.6) were examined. Background activities for different time period were investigated for study areas by using the earthquake catalog which was provided by Kandilli Observatory and Earthquake Research Institute (KOERI). Calculations for this study were limited between coordinates of 37º-39ºN and 29º-31ºE for Dinar, and between coordinates of 37º-39ºN and 28º-30ºE for Buldan. By making use of the earthquakes which occur before and after the mainshocks, the investigation area was described as polygons. In these polygons, the seismicity parameters of 1900-2007, 1990-2007, 1995 (Dinar), 2003 (Buldan), and foreshock and aftershock activities were compared and the differences were presented. In this study, a and b values in Frequency-Magnitude Relationship were calculated by using the least squares and maximum likelihood methods. Thus p values were calculated for foreshock and aftershock activities by using Modified Omori power law decay relation. In order to investigate deviation of b value from regional characteristic, sliding window method was applied. The deviation was analysed on both event and time windows by using different window lenghts and window shifts. By analysing epicentral distribution and occurence time comprehensively, spatial and time distributions were detected for foreshock activities. Besides, by having focal mechanism solutions of the biggest foreshocks in both two foreshocks activities, consistence of their mainshocks were analysed. Consequently, contrary of the b value which was obtained in the background and aftershock acitivities, b values are decreasing significantly during the foreshock. It is observed that foreshocks have occured 12 days before the mainshock for Dinar and 25 days before the mainshock for Buldan, increasing their cumulative number with time. These activities were interrupted by two seismic quiescence periods. Spatial distribution of foreshocks are smaller than the spatial distribution of aftershock. The focal mechanism solutions of two biggest foreshocks occured in Dinar and in Buldan are consistent and similar to that of their mainshocks.




Yüklə 3 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   23   24   25   26   27   28   29   30   ...   48




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə