Tesla Anlaşılamamış Dahi



Yüklə 1,44 Mb.
Pdf görüntüsü
səhifə23/32
tarix02.01.2022
ölçüsü1,44 Mb.
#39629
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   ...   32
Tesla - Anlaşılamamış Dahi - Margaret Cheney ( PDFDrive.com )

Güvercinler

İnsanlar  onlarca  yılın  akıp  gitmesinden,

bunlar  sanki  doğal  sonlarmış  gibi  söz  eder,

oysa  on  yılın  sonunda  işlerin  gerçek  anlamda

bir  sonuca  bağlandığı  pek  nadir  rastlanan  bir

durumdur.  Hayatta  kalanlar  aslında  uyumdan

yoksun  ve  can  sıkıcı  değişikliklerin  hakim

olduğu  yeni  bir  zaman  dilimine  geçmişlerdir

sadece.  'Kükreyen'  yirmili  yıllar  da  Tesla  için

farklı bir şey ifade etmeyecekti.




1920'ler  ikiyüzlü  yasakların  yılları  olacaktı.

İnsanlar  artık  iş  çıkışlarında  her  zamanki

barlarına  gidip  içkilerini  içemiyorlar  bunun

yerine


yeraltı

batakhanelerine

sığınmak

zorunda  kalıyorlardı.  Gizli  içki  salonları  ve

gangsterler  türemişti  her  yerde.  Çarliston

gecelere

elveda

demişti.

Borsa

da

spekülatörlerin  etkisiyle  göklerde  süzülürken



bir

anda


yerin

dibine


çakılabiliyordu.

Servetlerini  yitirenlerin  yanı  sıra  yeni  çağa

kolayca  ayak  uyduran  zenginler  de  türemişti.

Yapısı  itibariyle  tam  bir  Viktoryan  olan  Tesla

ise  bu  çağa  asla  uyum  sağlayamayacaktı.

Dünyaya  her  zaman  olduğundan  daha  fazla

yabancılaşmıştı.



İspanya-Amerika  savaşının  kahramanı,

eski  kongre  üyesi  ve  onur  madalyası  sahibi

Hobson,

Senato'ya

girmeyi

bu


defa

başaramamıştı  ama  içkiye  karşı  verdiği

savaşı,  Tesla  her  ne  kadar  bu  başarısından

diğerleri  kadar  memnun  olamadıysa  da,

kazanmıştı. Tesla, yasağın kişisel özgülüklerin

önüne  zebani  gibi  dikildiğini  düşünüyordu.  Bu

durumun

insan


hayatını,

özellikle

de

kendisininkini, kısaltacağından dem vuruyordu.



Artık  140  yaşına  kadar  yaşayabilmek  gibi  bir

umut  besleyemeyecek  miydi  yani?  Zaten  ilahi

amberden  az  ama  düzenli  aralıklarla  tatmayan

bir insan neden böyle bir umut beslesindi ki?




Hobson  ailesi  ile  birlikte  Manhattan'a

taşındığında,

Tesla

eski


dostu

sabık


kahramanla  yeniden  yakın  olabildikleri  için

sevinecekti.  Hobson,  her  ne  kadar  narkotik

konularla  ilgili  diğer  kampanyalardan  başını

kaşıyacak  vakit  bulamıyorduysa  da  eski

dostuna  zaman  ayırabiliyordu.  Her  ay  Tesla'yı

otelin  lobisinde  yakalayıp  sinemaya  götürmek

gibi  bir  alışkanlık  edinmişti.  Doğrusu  bu  da  iki

seçkin  adam  için  de  hayli  sulu  bir  eğlence

tarzıydı.  Karanlık  salondan  çıkıp  Times

meydanının  ışıl  ışıl  ortamına  dalıyor  ve  favori

parklarındaki  bir  bankta  oturup,  sohbet

ediyorlardı. Ya dünya siyasetinden ve bilimden

konuşuyorlar  ya  da  eski  zamanları  yad



ediyorlardı.

Artık  yetmişine  merdiven  dayamış  olan

Tesla  paraya  eskisinden  de  fazla  ihtiyaç

duyuyordu.

Zaman

zaman


garip

bir


rahatsızlığın  yokladığı  oluyordu.  Chicago'da

büyük  emekler  vererek  kurduğu  işi  bozulmak

üzereydi. Wardenclyffe artık eski buruk bir anı

olmaktan öteye gidemiyordu ama o hala dünya

telsiz  sistemini  inatla  savunuyordu.  1920'de

Westinghouse'un

temsilcilerine

bir


telsiz

istasyonu  kurma  teklifi  daha  götürecekti.

Alternatif  akım  haklarından  vazgeçtiğinde

olduğu


gibi

yine


reddedildiğinde

Westinghouse'un

müdürünün

o

sözlerini




hatırlayacaktı  acı  bir  şekilde:  "Çalışmak

istediğiniz

her

konuda


bizi

arkanızda

bulacaksınız."  O  zamanlar  "önemli  şahsiyetler

kendilerine  başarı  yollarını  açan  bir  öncüye

verdikleri söze daima sadık kalırlar diyerek" bu

güvenceye inanmıştı.

Şirketin tutumunun üzücü olan bir diğer yanı

da  Tesla'nın  Westinghouse'un  bir  telsiz

istasyonu  ve  dünya  yayın  sistemi  kurmayı

planladığını

öğrenmesi

olacaktı.

"Mühendislerinizin

bu


konuda

çalışmaya

başlayacaklarını  öğrendiğimde  derin  bir  keder

ve  hayal  kırıklığı  hissettiğimi  bilmenizi  isterim"

diye

yazacaktı.



Westinghouse'un


temsilcilerine, "emin olunuz ki onlara en küçük

ayrıntılarına  kadar  incelenmiş  bir  çalışma

dışında  başka  hiçbir  şey  sunamazdım."

Karşılık  olarak  şirket  kendisine  geçici  bir

danışmanlık statüsü teklif edecekti.

Ertesi  yıl  Westinghouse'dan  tüm  dünyaya

çeşitli

yayınlar

yapacak

istasyonlarının

açılışında  Tesla'nın  görünmez  dinleyicilere  bir

konuşma  yapması  için  iyi  niyetli  bir  teklif

gelecekti.  Ancak  Tesla  kendisinin  de  uzun

süredir  bir  yayın  sistemi  üzerinde  çalışmakta

olduğunu  hatırlatacak  ve  ilk  olarak  kendi

görünmez

dinleyicilerine

hitap


etmek

istediğinden  kendisini  mazur  görmelerini  rica




edecekti.

Ancak  bu  sefer  de  Westinghouse'a  "ticari

açıdan  üstün  türbini"  ile  başvuracaktı.  Bunun

şirkete


milyonlarca

dolar


kazandıracağı

konusunda  güvence  veriyordu.  Ama  hiçbir

önkoşulu  kabul  etmeyeceğini  de  sözlerine

ekliyordu. Kendisi türbinleri üretecek ve deney

safhasına  kesinlikle  karışmayacaktı.  Tabii

alacağı  yanıt  da  öncekilerden  pek  farklı

olmayacaktı.  Kendisine  böyle  bir  anlaşmaya

giremeyecekleri,  mühendislerinin  bu  konuda

olumsuz

görüş


bildirdiği

ve


tabii

ki

mühendislerin



fikirlerinin

kendilerine

yol

gösterici olduğu belirtiliyordu.




Bu

dönemde


iki

yeni


arkadaş,

bir


heykeltıraş  ve  bir  yazar  girecekti  Tesla'nın

hayatına.  Bu  iki  görece  yetenekli  sanatçının

dostluğu  adının  çevresindeki  başarı  ve  ün  ne

olursa


olsun,

kamuoyu


tarafından

unutulmamasını

sağlayacaktı.

On


dokuz

yaşındaki yazarın adı Kenneth M. Sweezey idi

ve Tesla'nın her zaman birlikte olduğu arkadaş

grubuna  yeni  katılmıştı.  Yugoslav  heykeltıraş

İvan  Mestroviç  ise  orta  yaşlı  ve  Avrupa'da  o

sıralarda  ün  yapmış  bir  adamdı.  Eserlerini

tanıtmak üzere gelmişti Amerika'ya.

Tesla


ve

heykeltıraş,

Yugoslavya'nın

dağlarında  geçirdikleri  çocukluk  günlerinin




hatırasını  yaşatıyorlardı  birlikte.  Her  iki  adam

da  gönülden  şairdi.  Şu  ya  da  bu  konuda

muhabbet  etmek  amacıyla  sık  sık  bir  araya

geliyorlardı New York'ta. Her ikisi de sabahlara

kadar  çalışan  ve  aynı  dertten  mustarip  olan

insanlardandı.  Mestroviç  koca  koca  mermer

blokları  stüdyosu  olmadığından  bir  otelden

diğerine taşınmak zorunda kalıyordu, Tesla'nın

da  bir  laboratuvarı  finanse  edebilecek  gücü

yoktu


eskisi

gibi.


Böylece

beraberce

yürüyüşlere  çıkıyor,  Balkanların  durumundan

ve  kendi  çalışmalarından  bahsediyor,  Sırp

şiirinin  tadını  çıkarıyorlardı.  Bu  yürüyüşlerde

Mestroviç, Manhattan'ın güvercinlerini besleme

misyonundan da haberdar olmuştu.



Split'e  döndükten  çok  sonra  Tesla,  Robert

Johnson'un

da

teşvikiyle,



heykeltıraştan

kendisinin  bir  büstünü  yapması  ricasını

bildirecekti bir mektupla. Ama Avrupa'ya gitme

olanağı  yoktu,  Mestroviç  de  bir  daha

Amerika'ya

dönemeyecekti.

Buna

karşın


Tesla'yı hayalinde gayet iyi canlandırabildiği ve

bir  fotoğrafını  gönderdiği  takdirde  bu  işin

altından

başarıyla

kalkabileceği

cevabını


verecekti  heykeltıraş.  Tesla  bu  iş  için

kendisine  ödeme  yapabilecek  kadar  parası

olmadığını  yazmıştı  ama  Mestroviç'ten  buna

gerek  olmadığı  yanıtını  almıştı.  Daha  sonra

Tesla'ya, güçlü bir ifade ile şaşılacak derecede

benzeyen bronzdan bir büstünü yapacaktı. Bu




büst  bugün  hala  Belgrat'taki  müzede,  yine

Mestroviç  tarafından  yapılan  ve  Tesla'nın

kuzeni tarafından açılışı yapılan bir kopyası da

Viyana Müzesi'nde sergilenmektedir.

Genç Sweezey mucit ile ilk karşılaşmalarını

şu sözlerle dökecekti satırlara: "Uzun boylu ve

dik duruşlu bir beyefendi idi. Şaşılacak şekilde

uzun  saatler  boyunca  işine  konsantre  olup

çalışmasını  devam  ettirebiliyordu.  Bu  arada

dostlarına  ve  diğer  tüm  canlılara  çok  içten  ve

sıcak duygular beslediği de anlaşılabiliyordu."

Kendisi  de  Brooklyn'de  köhne  bir  dairede

oturan  Sweezey'nin  az  sayıda  yakın  arkadaşı

ve  akrabası  vardı.  Gazetecilikte  Tesla'ya  en




yakın  kişi  olmasının  yanı  sıra  bilim  insanına

gerçek  bir  hayranlık  da  besliyordu.  Biri  genç,

diğeri  bir  hayli  yaşlı  olan  bu  iki  adam  sık  sık

birlikte  oluyorlardı.  İnsanların  uyuduğu  saatleri

çalışarak  geçirse  de  şehirde  çıktığı  uzun

gezintilerle  kendisini  tazelemeyi  gayet  iyi

başarabiliyordu.

Sweezey


de

bu


gece

yürüyüşlerinde sık sık eşlik ediyordu mucide.

O da güvercinlerle tanışmıştı. Bir gece vakti

Broadway'de  yürürlerken  ve  Tesla  ateşli  bir

şekilde  dünyanın  her  hangi  bir  yerine  telsiz

enerji


nakledilebilmesini

sağlayacak

sisteminden  söz  ederken,  aniden  sesinin

tonunu  alçaltmıştı.  "Yine  beni  şu  anda  asıl




endişelendiren  şey  odamda  bıraktığım  hasta

kuştur.


Dünyanın  tüm  telsiz  sistemleri  bir  araya

gelseler beni daha fazla düşündüremezler."

İki gün önce kütüphanenin önünde bulduğu

kuşun  dilinde  tümöre  benzer  bir  oluşum  vardı

ve  bu  durum  yemek  yemesini  engelliyordu.

Tesla onu yavaş yavaş ölmekten kurtarmış ve

sabırlı bir tedaviyle yine o eski güçlü ve mutlu

günlerine

döneceği

garantisini

vermişti

kendisine.

Ama  bulduğu  hasta  kuşların  tümünü

odasına alabilmek gibi bir şansı yoktu, nitekim




otel  görevlileri  pislikten  şikayet  etmeye

başlamışlardı  bile.  "Bir  kuşçu  dükkanında  bir

düzineye  yakın  hasta  güvercin  birikmişti.

Bunlardan  kimi  bir  hastalığa  yakalanmıştı,

kiminin  de  bacağında  falan  bir  yarası  vardı.

Tesla


en

sonunda


veterinerlerin

tedavi


edilemez

dediği


güvercinlerden

birini


kangrenden  kurtarmıştı.  Eğer  bir  güvercinin

Tesla'nın  halledemeyeceği  bir  rahatsızlığı

varsa  çok  iyi  bir  doktorun  gözetimine  teslim

edilirdi."

Tesla  ve  Sweezey  yürüyüşleri  sırasında

Einstein'dan,

diyetlerden,

çalışmalardan,

modadan

ve


evlilikten

konuşuyorlardı.




"Tesla'nın tek evliliği işi ve dünya ile olan bağı

idi"  diye  yazıyor  genç  yazar,  "Newton  ya  da

Michelengelo  gibi  evrensel  bir  düşünce  ile

evliydi  o.  S  ir  Francis  Bacon  gibi  o  da  en

başarılı

çalışmaların

çocuksuz

erkekler


tarafından ortaya konulduğuna inanıyordu... "

Genç yazara önüne çıkan ticari, hukuki ve

akademik  engellerden  bahsediyor  ama  tüm

bunlara  karşın  yine  de  göklerin  en  yüksek

noktasına

ulaşabileceğine

inandığını

anlatıyordu.

Söylediğine

bakılırsa,

hayatı

boyunca  2  milyon  doların  üzerinde  para



kazanmıştı.  Bunun  1  milyonu  da  aslında

Westinghouse'dan  alternatif  akım  patentleri




karşılığında alması gereken paraydı.

Tesla'nın  güvercinlere  duyduğu  sevgi

konusunda  bazı  tuhaf  yorumlar  yapıldığından

Yugoslavya'nın  ABD  Büyükelçisi  Konstantin

Fotiç'in  kızı  Pola  Fotiç'e  bu  çocukluk  aşkını

anlattığı  bir  mektuba  burada  da  yer  vermek

uygun  olacaktır.  "Bir  Yaşlının  Ağzından

Gençlik  Hikayesi"  adını  taşıyan  yazısında

kışın dünyayla bağlantısı kesilen doğduğu evini

ve o sıralarda sahip olduğu özel bir arkadaşını,

"Maçak,  dünyadaki  kedilerin  en  kahramanı"

diye anlatıyordu.

Daha  üç  yaşındayken  karlı  bir  gecede,

hayatında  önemli  bir  rol  oynayacak  elektrikle




Maçak sayesinde tanışacaktı. "Karda yürüyen

insanlar  arkalarında  ışıltılı  izler  bırakıyorlardı.

Ve  duvara  fırlatılan  kartopları  tıpkı  bir  kesme

şeker bıçakla parçalandığında olduğu gibi titrek

ışıklar  saçıyordu..."  Daha  o  yaşlarda  ışığa

karşı  aşırı  bir  duyarlılık  gösteriyordu.  Kardaki

ayak  izleri  ona,  başkalarına  olduğu  gibi,  kara,

mor gölgeler halinde görülmüyordu.

"İçimden  bir  şey  beni  Maçak'ın  sırtına

vurmam  için  dürtüyordu.  Sonunda  beni

nefessiz

bırakacak

bir

mucizeye



şahit

olacaktım... Maçak'ın sırtı ışıltılar saçıyordu ve

elimin  üstü  çatırtıları  her  yerden  duyulabilen

kıvılcımlarla kaplanmıştı."




Babası  bunun  elektrikten  kaynaklandığını

anlatmıştı. Annesi de zavallı kediyi kendi haline

bırakmasını,  yoksa  hayvancağızın  az  sonra

ateş  alacağını  söylüyordu.  Ama  çocuk  daha

soyut düşünmeyi tercih ediyordu.

"Doğa da dev bir kedi miydi? Eğer öyle ise

onun sırtına vuran kimdi? Sonunda bunu ancak

Tanrı'nın yapabileceğine hükmetmiştim."

Az  sonra  odanın  içi  daha  da  karardığında

küçük  çocuk  kedinin  sanki  ıslak  bir  zeminde

yürüyormuş  gibi  adımlarını  sakınarak  attığını

ve  kürklü  bedeninin  azizlerde  olduğu  gibi  bir

ışık  halesi  ile  çevrili  olduğunu  görecekti.

Günlerini  elektriğin  ne  olabileceğini  düşünerek




geçiriyordu. Ama bir cevap da bulamıyordu. Bu

mektubu  yazarken  Tesla  seksen  yaşına

basmış bulunuyordu ve hala da bunun yanıtını

bulamadığını söylüyordu.

Kediye  duyduğu  sevginin  tam  zıttı  bir  hissi

de  ailenin  kazına  karşı  besliyordu.  "Canavara

benzeyen çirkin bir hayvandı, devekuşu gibi bir

gagası  vardı,  gagası  timsah  ağzını,  zeka

kıvılcımları  saçan  gözleri  ise  insan  gözlerini

andırıyordu."  Yaşlılığında  Tesla  bu  kazın

neden  olduğunu  öne  sürdüğü  bir  yaradan

bahsediyordu  hala.  Ama  çiftlikteki  diğer

kuşların hepsini seviyordu.

"Güvercinlerimizi,

tavuklarımızı



beslemekten  büyük  bir  zevk  duyardım;  onları

kolumun  altına  sıkıştırıp  sarılmak,  okşamak

bana dünyanın en güzel şeyi gibi gelirdi." Hatta

o kazın bile eve "bir kuğu edasıyla" sürüsüyle

birlikte  dönmesi  "benim  için  eşsiz  bir  neşe  ve

ilham  kaynağı  olurdu."  Şimdi  New  York'ta

hareketli  yılları  geride  bırakıp,  pek  uyum

sağlayamadığı  insanlardan  da  yavaş  yavaş

elini

eteğini


çektikçe,

bu


güvercinlerin

sıcaklığına daha çok sarılıyordu.

Bir

gün


ofisinde

ağır


bir

hastalığa

yakalanmış  olarak  yatıyor  ve  yine  her  zaman

olduğu


gibi

bir


doktora

görünmeyi

reddediyordu.

En


sonunda

St.


Regis


Oteli'ndeki odasına dönemeyecek kadar halsiz

düştüğünü

anlayınca

sekreterine

otel

resepsiyonunu  aramasını  fısıldayacak  ve



onlara  odasındaki  "kanatlarında  gri  benekler

olan  beyaz  güvercine"  yem  vermelerini

söylemesini  isteyecekti.  Sekretere  bu  notu

aynen  iletmesi  konusunda  ısrar  edecekti.  Oda

görevlisi  ikinci  bir  habere  kadar  güvercini

beslemeye  devam  etmeliydi.  Odada  yeteri

kadar yem bulabilecekti.

Eskiden  Bryant'a  yürüyüşe  çıkamadığı

günlerde,  yokluğunda  güvercinlerle  ilgilenecek

ve  onlara  yem  verecek  birisini  görevlendirirdi.

Sekreterleri

delirmeye

başladığını



düşünüyorlardı.

İyileştikten  kısa  bir  süre  sonra  bu  olay

unutulup  gitti.  Ama  mucit  bir  gün  ofisini

arayarak otelden ayrılamadığını zira güvercinin

çok  hasta  olduğunu  bildirecekti.  Daha  sonra

Miss


Skeritt,

Tesla'nın

birkaç

gününü


güvercinle birlikte otelde geçirdiğini bildirecekti.

Güvercin  iyileştikten  sonra  Tesla  da  günlük

olağan  çalışma,  yürüme  ve  güvercinlerini

besleme


ritüellerine

devam


edebilecekti.

Yaklaşık  bir  yıl  sonra  Tesla  avucunda  küçük

ve  ölü  beden  bulunduğu  halde  sarsılmış  ve

üzüntülü  bir  halde  girecekti  bürodan  içeriye.

Lulious Czito'dan yaşadığı banliyöde güvercini



için  bakımlı  bir  kabir  yeri  bulmasını  rica

edecekti.  Neden  sonra  fikrini  değiştirecek

henüz  yola  çıkmış  olan  Czito'dan  hayvanın

ölüsünü  geri  getirmesini  isteyecekti.  Kendisi

"daha  özel"  bir  şey  ayarlamıştı.  Kimse  ölü

güvercinle ne yaptığını öğrenemeyecekti.

Üç  yıl  sonra  Tesla  tam  anlamıyla  iflas

etmişti.  Otele  olan  borcunu  uzun  süredir

ödeyemiyordu.  Bir  akşam  icra  memurları

ofisine  gelmişler  ve  eşyalara  mahkeme

kararıyla

tedbir


koydurmuşlardı.

Tesla


memurları  bir  erteleme  için  ikna  etmeye

uğraşıyordu.  Diğer  bir  yanda  da  iki  haftadır

maaşlarını alamayan sekreterleri vardı. Bir tek



Edison  Madalyası  kalmıştı  yadigar.  Onun  da

ancak  yüz  dolar  edeceğini  söylemişti  mahcup

kadınlara.  Bunu  ikiye  bölecek  ve  yarısını

birine, yarısını da diğerine verecekti.

Dorothy  Skeritt  ve  Muriel  Arbus  hemen

buna  itiraz  ettiler,  tam  tersine  yanlarındaki

parayı onunla paylaşmak istiyorlardı.

Birkaç


hafta

içinde


Tesla

parayı


toparlayabilecek

ve


sekreterlerine

olan


borcunu birer zarf içinde gönderecekti. Aslında

Edison  madalyasını  ikiye  bölmeyi  teklif

ettiğinde ofisinde beş dolar kadar bir bozukluğu

da vardı. Ama hemen bunu kuşlara yem almak

için  kullanacağını  belirtecekti,  öyle  ya  hiç  kuş



yemi  kalmamıştı  ve  sekreterlerden  birini  kuş

yemi almaya yollayacaktı.

Hayli  borçlandığı  Czito'nun  yardımıyla

ofisini  yeni  bir  binaya  taşıdı.  Kısa  bir  süre

sonra  St.  Regis  otelinden  Tesla'ya  bir  çağrı

gelecekti.  Gelip  güvercinlerine  bakmasını  rica

ediyorlardı.  Aslında  Tesla  beyaz  dostlarını,

Connecticut'ın

havasının

kendilerine

iyi

geleceğini



düşünerek

Sherff'in

yanına

göndermişti  bir  kafes  içerisinde.  Gel  gör  ki,



vefalı  arkadaşları  bir  süre  sonra  eski

dostlarının  sıcaklığını  özlemiş  ta  oralardan  bir

akşam  vakti  otel  odasının  balkonuna  geri

gelmişlerdi. Üzgün bir halde eşyalannı toplayıp




Hotel Pennsylvenia'ya taşınacaktı kısa bir süre

sonra. Tabii güvercinleri de onunla beraber. Bir

süre sonra göç yolları Hotel Governor Clinton'a

atacaktı  onu.  Hayatının  son  on  yılını  ise

güvercinleri  ile  birlikte  Hotel  New  Yorker'da

geçirecekti.

Beyaz güvercinin ilginç hikayesini de Tesla,

O'Neill'a  ve  New  York  Times'ın  bilim  yazarı

William  L.  Lawrence'a  Hotel  New  Yorker'ın

lobisinde  oturdukları  bir  akşam  anlatmıştı.  Bir

psikoloji  derneğinin  üyesi  olan  John  O'Neill

Tesla'nın  beyaz  güvercin  masalında  mistik

semboller

bulmuştu.

O'Neill

ve


diğer

ruhbilimciler  Tesla'nın  güvercinine  kumru




diyorlardı.  Teknik  olarak  güvercinler  de  kaya

kumruları  olsalar  dahi  bu  ayrımı  ancak  kuş

gözlemcileri  yapardı  ve  Tesla  da  kendi

güvercinine güvercinden başka bir şey demek

istemiyordu.  Ancak  mucidin  yaşam  öyküsünü

ilk  kaleme  alanlardan  olan  O'Neill,  Tesla'nın

otelin  lobisinde  güvercinle  ilgili  anlattıklarını

kumrularla

olan

aşk


hikayesi

olarak


değerlendiriyordu.

"Yıllardır

güvercinleri

besliyorum.

Binlercesini besledim, kim bilir ne için...

"Ama  aralarında  bir  tanesi  vardı  ki...  Çok

güzel  bir  güvercindi.  Bembeyazdı,  yalnız

kanatlarında  gri  benekçikler  vardı.  O  farklıydı.




Bir dişiydi. Onu her yerde ayırt edebilirdim.

"Nerede  olursam  olayım  bu  güvercin  beni

bulurdu.  Ne  zaman  onu  yanımda  istesem

umutla seslenirdim, uçarak çıkar gelirdi. O beni

anlardı, ben de onu...

"O güvercine aşıktım."

"Evet  bir  erkeğin  bir  kadını  sevdiği  gibi

severdim  onu  ve  o  da  beni.  Hasta  olduğu

zaman hemen haberim olurdu; odama gelirdi ve

ben  de  günlerce  onunla  kalırdım.  Onu

iyileştirirdim.  O  güvercin  hayatımın  neşe

kaynağıydı.  Bana  ihtiyacı  olduğunda  başka

hiçbir  şey  umurumda  olmazdı.  Benimle  olduğu



sürece hayatımın bir anlamı, amacı olurdu.

"Bir  gece  karanlıkta  yatağıma  uzanmıştım,

zihnim problemler çözmekle meşguldü, sık sık

yaptığı  gibi  uçarak  penceremden  içeri  süzüldü

ve  masamın  üstüne  kondu.  Beni  istediğini

biliyordum,  bana  önemli  bir  şeyler  anlatmak

istiyordu.

"Yanına  gittiğimde  anladım  ki  bana  ölmek

üzere  olduğunu  söylemek  istiyordu.  Mesajını

aldığımda  gözleri  ışıldadı,  güçlü  ışık  demetleri

yayılıyordu gözlerinden."

Tesla duraksadı ve sanki kendisine sorulan

bir soruyu yanıtlıyormuş gibi açıklamaya girişti.



"Evet  bu,  gerçek  bir  ışıktı.  Güçlü,  göz

kamaştırıcı,

kör

edici


bir

ışıktı.


Laboratuvarımda lambalarımla elde edebildiğim

tüm ışıklardan daha güçlüydü.

"O  güvercin  ölünce  hayatımdan  da  bir

şeyler eksildi. O zamana dek, ne kadar yoğun

çalışmam

gerekirse

gereksin

işimi


tamamlamam  gerektiğini  düşünürdüm,  bunu

yapabileceğimden  emindim  her  zaman  için.

Ama  o  hayatımdan  çıkıp  gittikten  sonra  artık

yaşamım  boyunca  süren  çalışmanın  da

sonunun geldiğini anlamıştım.

"Evet, yıllar boyunca güvercinleri besledim.

Binlercesini...  ve  beslemeye  de  devam



edeceğim, kim bilir ne diye?"

Yazarlar  onu  sessiz  bir  şekilde  bırakıp

dışarı  çıkacaklar  ve  uzun  bir  süre  tek  bir

kelime


bile

etmeden


yürümeye

devam


edeceklerdi.

Sonradan  O'Neill  şunları  söyleyecekti:

"Güvercini  kendisini  terk  edip  odasının

penceresinden

uçup

gittiğinde



Tesla'nın

gördüğü  göz  kamaştırıcı  ışık,  Budapeşte'de

parkta  dolaşırken  gördüğü  güneşin  ışığı  ile

aynı  anlama  geliyordu;  Tesla  mistik  iç

dünyasını  bu  derece  baskı  altında  tutmasaydı

Kumru sembolizmini o da anlayabilirdi."




Dr.

Jule


Eisenbud

Amerika


Psişik

Araştırmalar

Dergisi'nde

yayımlanan

bir

yazısında  kuş  sembolünü  Tesla'nın  nevrozları



ve çocukluğunda annesi ile arasındaki ilişki ile

bağdaştıracaktı.  Kuşun  eski  çağlardan  beri

anneyi

ve


onun

besleyici

memesini

simgelediğini

belirtiyordu

ruhbilimci.

Ve

Tesla'nın tek bir dileği ile kuşun istediği zaman,



istediği  yerde  yanında  belirdiğini  söylediğini

hatırlatıyordu.  "Bu  fantezinin  anlamı  ancak

biyografik

veriler


ayrıntılı

bir


şekilde

incelendiğinde  ortaya  çıkabilir.  Görülüyor  ki,

Tesla'nın  hayatında  baskın  bir  figür  olan

annenin  'kaybolması'  sonucunda  bilinçsiz  bir

ihtiyaç ve kontrol edilme gereksinimi bu fantezi



ile  ilişkilendirilebilir.  Bu  kanıyı  hayatı  boyunca

sergilediği tuhaf klinik alışkanlıkları, özellikle de

insanlarla  ve  nesnelerle  olan  sıra  dışı  ilişkileri

de  güçlendirmektedir.  Bilinç  altında  tüm

hayatını,  evrene  egemen  olan  mitolojik  bir

sembolü  zaptetmeye  adaması  dahi  tek  başına

bu görüşün geçerliliğini açıklayabilmektedir."

Tesla'nın

yazılarının

hiçbirinde

bu

'kaybolan'  annenin  yerine  koyduğu  doğal



sembolden söz ettiğine rastlanamamıştır. Ama

Dr.  Eisenbud  hayatının  tüm  aşamalarında  bu

memeden  duygusal  ve  fiziksel  olarak  mahrum

kalmış bebeğin izlerini görebiliyordu. Eisenbud,

Tesla'nın  annesini  idealize  ettiği  konusunda



ısrarlıydı:  "Ve  tüm  hayatı  boyunca  annesinin

ölümüne,  tam  anlamıyla  kaybolmasına  dair

tamamlanmamış önseziler hissedecekti. Bu tip

çelişkilere Tesla gibi takınaklı nevrotiklerde sık

sık rastlanır, tüm ilişkilerine ve tavırlarına anne

simgeleri  ve  anneyi  temsil  eden  semboller

hakimdir."

Eisenbud'a

göre,

mükemmel



küresel

şekillere,  kadınların  boyunlarındaki  incilere

tahammül  edememesinin  nedeni  de  buydu.

Hastalarından  birinin  de  henüz  iki  haftalıkken

memeden  kesilmesinin  etkisiyle  hayatının  ileri

safhalarında

ölümcül

bir


depresyona

girdiğinden ve dünyanın yuvarlak olmasına bile




tahammül edemediğinden bahsediyordu.

Dr.  Eisenbud,  Tesla'nın  paraya  karşı  olan

tavrının da temelde yatan bu anne sembolünün

etkisiyle

güçlenen

evrene


hakim

olma


fantezisinin belirtisi olduğuna inanıyordu:

"Milyonları  büyük  ve  çoğu  zaman  da  garip

bir cömertlikle savuruyordu ve sonuçta da iflası

kaçınılmaz  oluyordu. Ancak,  açıkça  görülüyor

ki varolmak için kaderine veya başka insanlara

ihtiyacı  olmadığına  dair  ferahlatıcı  bir  inancın

etkisi altındaydı ve parayı da hayatın mekanik

ve  sıkıcı  işleyişinin  küçük  ve  önemsiz  bir

parçası  olarak  görüyordu,  ne  zaman  istese

aYzu ettiği kadar kazanabilirdi... Tesla'nın anne




kontrolü  ile  ilgili  olarak  oynadığı  bu  sonu

gelmeyen oyunun en acayip bölümü ise yemek

üzerine  idi.  Ve  ne  olursa  olsun  en  sonunda

annesini temsil eden sembol galip gelecekti... "

Bu,  o  akşam  yemeği  seremonilerini  de

açıklıyordu;  özel  kıyafetlerle  kendine  ayrılmış

masada belirlenen saatte ve annenin pahalı bir

temsilcisi  olan  garsonun  hizmetinde  yenen

yemek  "kendisine  kırıntılar  için  yalvarmak

zorunda  kalmadığı  annenin  sembolik  kontrolü

idi."

Tesla'nın  en  sevdiği  yemeğin  de  bir  tür



kumru  olduğuna  dikkat  çekiyordu:  "Kendisini

beslemeyen  memeyi  ısırmanın  güzel  bir  klinik




örneği  vardı.  (Madalyonun  öbür  yüzünde  ise

saplantılı  bir  şekilde  güvercinleri  beslemesi.)

Sadece  göğüs  eti  yiyebilirdi."  "Hayatının

sonlarına  doğru"  diye  devam  ediyordu  Dr.

Eisenbud,  "alacağı  tek  besin  ılık  süt  olacaktı.

En  sonunda  da  güvercinin  gözlerinden  kör

edici  bir  ışık  yayılacaktı.  Memeden  gelen  sütü

temsil  eden  bir  simge..."  Tesla'nın  hayatı

boyunca  süren  telafi  etme  çabası,  simgesi

çökmüştü.  Hayatından  önemli  bir  parça

sökülüp alınmıştı, işinin bittiğini biliyordu.

Davranışçı

teorisyenler

bu


tip

FreudçuMungçu  açıklamalara  karşı  çıkacak,

Tesla'nın  saplantılı  nevrozunun  temelinde



çocukluğunda  yaşadığı  travmaların  olduğunu

savunacaklardı.

Ancak konuyla ilgili yeterli verilerin olmayışı

spekülasyondan ileri gitmemizi engelliyor.





Yüklə 1,44 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   ...   32




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin