Cennet : Âl-i İmrân Suresi



Yüklə 3,33 Mb.
səhifə9/36
tarix29.03.2017
ölçüsü3,33 Mb.
#12849
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   36



Türkçe Transcript (*)

Lâ yeżûkûne fîhâ-lmevte illâ-lmevtete-l-ûlâ(s) ve vekâhum ‘ażâbe-lcahîm(i)

Ali Bulaç Meali

Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.

Edip Yüksel Meali

Orada, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Onları cehennem azabından korumuştur. *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlar orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

Süleyman Ateş Meali

Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

Yusuf Ali (English)

Nor will they there taste Death, except the first(4731) death; and He will preserve them from the Penalty of the Blazing Fire,-(4732) *

M. Pickthall (English)

They taste not death therein, save the first death. And He hath saved them from the doom of hell,

Duhân Suresi
57


فَضْلًا

bir lutuf olarak



مِنْ رَبِّكَۚ

Rabbinden



ذَٰلِكَ

işte budur



هُوَ

o


الْفَوْزُ

başarı


الْعَظِيمُ

büyük






















Türkçe Transcript (*)

Fadlen min rabbik(e)(c) żâlike huve-lfevzu-l’azîm(u)

Ali Bulaç Meali

Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.

Edip Yüksel Meali

Rabbinin bir lütfu olarak. İşte büyük zafer budur.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

(Bunların hepsi) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir.) İşte büyük kurtuluş budur.

Süleyman Ateş Meali

Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Rabbinden bir lütuf olarak böyledir. İşte budur o büyük başarı.

Yusuf Ali (English)

As a Bounty from thy Lord! that will be the supreme achievement!(4733) *

M. Pickthall (English)

A bounty from thy Lord. That is the supreme triumph.

En’âm Suresi
99


وَهُوَ

O'dur


الَّذِي أَنْزَلَ

indiren


مِنَ السَّمَاءِ

gökten


مَاءً

suyu


فَأَخْرَجْنَا

çıkardık


بِهِ

onunla


نَبَاتَ

bitkiyi


كُلِّ شَيْءٍ

her çeşit



فَأَخْرَجْنَا

ve çıkardık



مِنْهُ

o (bitki)den



خَضِرًا

bir filiz



نُخْرِجُ

çıkarıyoruz



مِنْهُ

ondan da


حَبًّا

daneler


مُتَرَاكِبًا

birbiri üzerine binmiş



وَمِنَ النَّخْلِ

hurmanın


مِنْ طَلْعِهَا

tomurcuğundan



قِنْوَانٌ

sarkan


دَانِيَةٌ

salkımlar



وَجَنَّاتٍ

ve bahçeleri



مِنْ أَعْنَابٍ

üzüm


وَالزَّيْتُونَ

zeytin


وَالرُّمَّانَ

ve nar


مُشْتَبِهًا

kimi birbirine benzer



وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍۗ

kimi benzemez



انْظُرُوا

bakın


إِلَىٰ ثَمَرِهِ

meyvesine



إِذَا

zaman


أَثْمَرَ

meyve verirken



وَيَنْعِهِۚ

ve olgunlaştığı



إِنَّ

şüphesiz


فِي ذَٰلِكُمْ

bu size gösterilenlerde



لَآيَاتٍ

çok ibret vardır



لِقَوْمٍ

toplumu için



يُؤْمِنُونَ

inananlar








Türkçe Transcript (*)

Vehuve-lleżî enzele mine-ssemâ-i mâen feaḣracnâ bihi nebâte kulli şey-in feaḣracnâ minhu ḣadiran nuḣricu minhuhabben muterâkiben vemine-nnaḣli mintal’ihâ kinvânun dâniyetun vecennâtin min e’nâbin ve-zzeytûne ve-rrummâne muştebihen veġayra muteşâbih(in)(k) unzurû ilâ śemerihi iżâ eśmera veyen’ih(i)(c) inne fî żâlikum leâyâtin likavmin yu/minûn(e)

Ali Bulaç Meali

O, gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.

Edip Yüksel Meali

O'dur gökten su indiren. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık. O bitkiden ürettiğimiz yeşil madde ile de sayısız taneler çıkardık. Tomurcuğundan salkımlar sarkan hurma ağaçları, üzüm bağları, zeytin ve nar gibi birbirine benzeyen ve benzemeyen ürünler çıkardık. Her birinin meyve verme zamanında meyvesine ve olgunluğuna bakın. İnanan bir toplum için bunda deliller ve ibretler vardır

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Gökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.

Süleyman Ateş Meali

O'dur ki, size gökten su indirdi. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir filiz çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş daneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar; üzüm bağları; zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Her birinin meyvesine bakın: Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman. Şüphesiz bu size gösterilenlerde, inananlar toplumu için elbette çok ibret vardır.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Size gökten su indiren de O'dur! Biz o suyla her şeyin bitkisini çıkardık. Ondan da bir yeşillik çıkardık. O yeşillikten birbiri üzerine binmiş dâneler çıkardık. Hurma ağacının da tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzümlerden bağlar, zeytin, nar çıkardık. Birbirine benzeyeni var, benzemeyeni var. Meyve verdiğinde ve meyveler olgunlaştığında bir bakın onun ürününe! Bu size gösterilenlerde, iman eden bir topluluk için, çok ibret vardır!

Yusuf Ali (English)

It is He Who sendeth down rain from the skies:(925) with it We produce vegetation of all kinds: from some We produce green (crops), out of which We produce grain, heaped up (at harvest); out of the date-palm and its sheaths (or spathes) (come) clusters of dates hanging low and near: and (then there are) gardens of grapes, and olives, and pomegranates, each similar (in kind) yet different (in variety):(926) when they begin to bear fruit, feast your eyes with the fruit and the ripeness thereof.(927) Behold! in these things there are signs for people who believe.(928) *

M. Pickthall (English)

He it is Who sendeth down water from the sky, and therewith We bring forth buds of every kind; We bring forth the green blade from, which we bring forth the thick clustered grain; and from the date palm, from the pollen thereof, spring pendant bunches; and (We bring forth) gardens of grapes, and the olive and the pomegranate, alike and unlike. Look upon the fruit thereof, when they bear fruit, and upon its ripening. Lo! herein verily are portents for a people who believe.

En’âm Suresi
141


وَهُوَ

O'dur


الَّذِي أَنْشَأَ

yaratan


جَنَّاتٍ

bahçeleri



مَعْرُوشَاتٍ

çardaklı


وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ

ve çardaksız



وَالنَّخْلَ

ve hurma(ları)



وَالزَّرْعَ

ve ekin(ler)i



مُخْتَلِفًا

çeşit çeşit



أُكُلُهُ

ürünleri


وَالزَّيْتُونَ

ve zeytinleri



وَالرُّمَّانَ

ve narları



مُتَشَابِهًا

birbirine benzer



وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍۚ

ve benzemez biçimde



كُلُوا

yeyin


مِنْ ثَمَرِهِ

meyvasından



إِذَا

zaman


أَثْمَرَ

meyva verdiği



وَآتُوا

ve verin


حَقَّهُ

hakkını (sadakasını)



يَوْمَ

günü


حَصَادِهِۖ

hasat


وَلَا تُسْرِفُواۚ

fakat israf etmeyin



إِنَّهُ

çünkü O


لَا يُحِبُّ

sevmez


الْمُسْرِفِينَ

israf edenleri




















Türkçe Transcript (*)

Vehuve-lleżî enşee cennâtin ma’rûşâtin veġayra ma’rûşâtin ve-nnaḣle ve-zzer’a muḣtelifen ukuluhu ve-zzeytûne ve-rrummâne muteşâbihen veġayra muteşâbih(in)(c) kulû min śemerihi iżâ eśmera veâtû hakkahu yevme hasâdih(i)(s) velâ tusrifû(c) innehu lâ yuhibbu-lmusrifîn(e)

Ali Bulaç Meali

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmezyaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Edip Yüksel Meali

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, zeytinleri ve narları -benzer veya farklı- yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin ve hakkını da hasat gününde verin. Savurganlık yapmayın; O, savurganları sevmez. *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; amaisraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

Süleyman Ateş Meali

Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurma(ları), ekin(ler)i, zeytinleri, narları -birbirine benzer, benzemez biçimde- yaratan hep O'dur. Her biri meyva verdiği zaman meyvasından yeyin, hasat günü hakkını (sadakasını) verin; fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez!

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde oluşturan O'dur. Her birinin meyvesinden, olgunlaştığı zaman yiyin ve hasat gününde onun hakkını da verin. İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.

Yusuf Ali (English)

It is He Who produceth(964) gardens, with trellises and without, and dates, and tilth with produce of all kinds, and olives and pomegranates, similar (in kind) and different (in variety):(965) eat of their fruit in their season, but render the dues that are proper on the day that the harvest is gathered. But waste not(966) by excess: for Allah loveth not the wasters. *

M. Pickthall (English)

He it is Who produceth gardens trellised and untrellised, and the date palm, and crops of divers flavour, and the olive and the pomegranate, like and unlike. Eat ye of the fruit thereof when it fruiteth, and pay the due thereof upon the harvest day, and be not prodigal. Lo! Allah loveth not the prodigals.

197. Öşür, “onda bir” demektir. Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekâtın özel adıdır.

Enbiyâ Suresi
101


إِنَّ

kuşkusuz


الَّذِينَ سَبَقَتْ

geçmiş olanlar



لَهُمْ

kendilerine



مِنَّا

bizden


الْحُسْنَىٰ

güzellik


أُولَٰئِكَ

işte onlar



عَنْهَا

ondan (cehennemden)



مُبْعَدُونَ

uzaklaştırılmışlardır

















Türkçe Transcript (*)

İnne-lleżîne sebekat lehum minnâ-lhusnâ ulâ-ike ‘anhâ mub’adûn(e)

Ali Bulaç Meali

Ama bizden kendilerine güzellik geçmiş bulunanlar; işte, onlar, ondan uzaklaştırılmışlardır.

Edip Yüksel Meali

Ancak kendilerine mutlu bir son belirlediklerimiz hariç, onlar ondan uzaklaştırılacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdir edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.

Süleyman Ateş Meali

Ama bizden kendilerine (ezelde) güzellik geçmiş (mutluluk takdir edilmiş) olanlar, işte onlar, ondan (cehennemden) uzaklaştırılmışlardır.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Tarafımızdan kendilerine güzellik hazırlananlara gelince, bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.

Yusuf Ali (English)

Those for whom the good (record) from Us has gone before, will be removed far therefrom.(2756) *

M. Pickthall (English)

Lo! those unto whom kindness hath gone forth before from Us, they wilt be far removed from thence.

Enbiyâ Suresi
102


لَا يَسْمَعُونَ

duymazlar



حَسِيسَهَاۖ

onun uğultusunu



وَهُمْ

ve onlar


فِي

içinde


مَا اشْتَهَتْ

çektiği (ni'metler)



أَنْفُسُهُمْ

canlarının



خَالِدُونَ

ebedi kalırlar


















Yüklə 3,33 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   36




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin