Cennet : Âl-i İmrân Suresi



Yüklə 3,33 Mb.
səhifə29/36
tarix29.03.2017
ölçüsü3,33 Mb.
#12849
1   ...   25   26   27   28   29   30   31   32   ...   36



Türkçe Transcript (*)

E-iżâ mitnâ vekunnâ turâben ve ’izâmen e-innâ lemedînûn(e)

Ali Bulaç Meali

'Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?'

Edip Yüksel Meali

" 'Biz toprak ve kemik olduktan sonra mı, biz mi dirileceğiz?' "

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"

Süleyman Ateş Meali

Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?' "

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Biz, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra, gerçekten cezalandırılacak mıyız?"

Yusuf Ali (English)

"´When we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments?´"

M. Pickthall (English)

Can we, when we are dead and have become mere dust and bones, can we (then) verily be brought to book?

Sâffât Suresi
54


قَالَ

dedi


هَلْ أَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ

bakar mısınız?





Türkçe Transcript (*)

Kâle hel entum muttali’ûn(e)

Ali Bulaç Meali

(Konuşan yanındakilere) Der ki: 'Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?'

Edip Yüksel Meali

(Yanındakilere,) "Bakar mısınız?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

"Siz onu tanır mısınız?" der.

Süleyman Ateş Meali

(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dedi: "Siz de bir araştırır mısınız?"

Yusuf Ali (English)

(A voice) said: "Would ye like to look down?"

M. Pickthall (English)

He saith: Will ye look?

Sâffât Suresi
55


فَاطَّلَعَ

baktı


فَرَآهُ

onu gördü



فِي سَوَاءِ

ortasında



الْجَحِيمِ

cehennemin





Türkçe Transcript (*)

Fettale’a feraâhu fî sevâ-i-lcahîm(i)

Ali Bulaç Meali

Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü.

Edip Yüksel Meali

Baktığında, onu cehennemin ortasında bulur.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür.

Süleyman Ateş Meali

Baktı onu cehennemin ortasında gördü.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Araştırdı, nihayet onu cehennemin ta ortasında gördü.

Yusuf Ali (English)

He looked down and saw him in the midst of the Fire.(4068) *

M. Pickthall (English)

Then looketh he and seeth him in the depth of hell.

Sâffât Suresi
56


قَالَ

dedi


تَاللَّهِ

tallahi


إِنْ كِدْتَ

sen az daha



لَتُرْدِينِ

beni de alçaltacaktın





Türkçe Transcript (*)

Kâle ta(A)llâhi in kidte leturdîn(i)

Ali Bulaç Meali

Dedi ki: 'Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin.'

Edip Yüksel Meali

"ALLAH'a andolsun, az kalsın sen beni de mahfedecektin," der.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ona şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin."

Süleyman Ateş Meali

Tallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dedi: "Vallahi, az kalsın sen beni de buralara düşürecektin."

Yusuf Ali (English)

He said: "By Allah. thou wast little short of bringing me to perdition!

M. Pickthall (English)

He saith: By Allah, thou verily didst all but cause my ruin,

Sâffât Suresi
57


وَلَوْلَا

olmasaydı



نِعْمَةُ

ni'meti


رَبِّي

Rabbimin


لَكُنْتُ

şimdi ben de olurdum



مِنَ الْمُحْضَرِينَ

(oraya) getirilenlerden





Türkçe Transcript (*)

Velevlâ ni’metu rabbî lekuntu mine-lmuhdarîn(e)

Ali Bulaç Meali

'Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım.

Edip Yüksel Meali

"Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de şimde seninle birlikte olurdum."

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

"Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım."

Süleyman Ateş Meali

Rabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum. *

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle ben de şurada toplananlar arasına girmiş olacaktım."

Yusuf Ali (English)

"Had it not been for the Grace of my Lord,(4069) I should certainly have been among those brought (there)! *

M. Pickthall (English)

And had it not been for the favour of my Lord, I too had been of those haled forth (to doom).

Sâffât Suresi
58


أَفَمَا نَحْنُ

biz değil miyiz?



بِمَيِّتِينَ

öleceklerden





Türkçe Transcript (*)

Efemâ nahnu bimeyyitîn(e)

Ali Bulaç Meali

'Nasıl, biz ölecek olanlar değil miymişiz?'

Edip Yüksel Meali

"(Sana göre), biz öldüğümüzde,"

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

58,59. "Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız?

Süleyman Ateş Meali

Biz bir daha ölmeyecek miyiz der.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Peki, biz artık ölmeyecek miyiz?"

Yusuf Ali (English)

"Is it (the case) that we shall not die,

M. Pickthall (English)

Are we then not to die

Sâffât Suresi
59


إِلَّا

başka


مَوْتَتَنَا

ölümümüz


الْأُولَىٰ

ilk


وَمَا نَحْنُ

ve biz değiliz



بِمُعَذَّبِينَ

azaba uğratılcak





Türkçe Transcript (*)

İllâ mevtetenâ-l-ûlâ vemâ nahnu bimu’ażżebîn(e)

Ali Bulaç Meali

'Yalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz?'

Edip Yüksel Meali

"İlk ölüm hariç, cezalandırılmayacaktık hani?"

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

58,59. "Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız?

Süleyman Ateş Meali

Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha?!

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Sadece ilk ölümümüz; azaba da uğratılmayacağız, öyle mi?"

Yusuf Ali (English)

"Except our first death, and that we(4070) shall not be punished?" *

M. Pickthall (English)

Saving our former death, and are we not to he punished?

Sâffât Suresi
60


إِنَّ

gerçekten



هَٰذَا

bu


لَهُوَ

ta kendisidir



الْفَوْزُ

başarının



الْعَظِيمُ

büyük




Türkçe Transcript (*)

İnne hâżâ lehuve-lfevzu-l’azîm(u)

Ali Bulaç Meali

Şüphesiz, bu, asıl büyük 'kurtuluş ve mutluluğun' ta kendisidir.

Edip Yüksel Meali

İşte büyük zafer budur.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

İşte bu büyük kurtuluştur.

Süleyman Ateş Meali

Gerçekten büyük başarı ve mutluluk budur!

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Doğrusu bu, büyük başarının ta kendisidir.

Yusuf Ali (English)

Verily this is the supreme achievement!(4071) *

M. Pickthall (English)

Lo! this is the supreme triumph.

Sâffât Suresi
61


لِمِثْلِ

misli gibi



هَٰذَا

bunun


فَلْيَعْمَلِ

çalışsınlar



الْعَامِلُونَ

çalışanlar





Türkçe Transcript (*)

Limiśli hâżâ felya’meli-l’âmilûn(e)

Ali Bulaç Meali

Böylece çalışanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır.

Edip Yüksel Meali

Çalışanlar bunun için çalışmalı.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar.

Süleyman Ateş Meali

Çalışanlar bunun için çalışsınlar.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Çalışanlar, böylesi için çalışsınlar.

Yusuf Ali (English)

For the like of this let all strive, who wish to strive.

M. Pickthall (English)

For the like of this, then, let the workers work.

Tevbe Suresi
72


وَعَدَ

va'detmiştir



اللَّهُ

Allah


الْمُؤْمِنِينَ

inanan erkeklere



وَالْمُؤْمِنَاتِ

ve inanan kadınlara



جَنَّاتٍ

cennetler



تَجْرِي

akan


مِنْ تَحْتِهَا

altlarından



الْأَنْهَارُ

ırmaklar


خَالِدِينَ

ebedi kalacakları



فِيهَا

içinde


وَمَسَاكِنَ

ve meskenler



طَيِّبَةً

güzel


فِي جَنَّاتِ

cennetlerinde



عَدْنٍۚ

Adn


وَرِضْوَانٌ

razı olması ise



مِنَ اللَّهِ

Allah'ın


أَكْبَرُۚ

hepsinden büyüktür



ذَٰلِكَ

işte


هُوَ

budur


الْفَوْزُ

başarı


الْعَظِيمُ

büyük











Yüklə 3,33 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   25   26   27   28   29   30   31   32   ...   36




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin