Cennet : Âl-i İmrân Suresi



Yüklə 3,33 Mb.
səhifə30/36
tarix29.03.2017
ölçüsü3,33 Mb.
#12849
1   ...   26   27   28   29   30   31   32   33   ...   36



Türkçe Transcript (*)

Ve’ada(A)llâhu-lmu/minîne velmu/minâti cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ vemesâkine tayyibeten fî cennâti ‘adn(in)(c) veridvânun mina(A)llâhi ekber(u)(c) żâlike huve-lfevzu-l’azîm(u)

Ali Bulaç Meali

Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.

Edip Yüksel Meali

ALLAH, inanan erkeklere ve inanan kadınlara içinden ırmaklar akan ebedi kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde güzel evler söz vermiştir. ALLAH'ın hoşnud olması ise hepsinden daha büyük bir şeydir. İşte en büyük kurtuluş budur.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.

Süleyman Ateş Meali

Allah inanan erkeklere ve inanan kadınlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler va'detmiştir. Allah'ın (onlardan) razı olması ise hepsinden büyüktür. İşte büyük başarı budur.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Allah, mümin erkeklerle mümin kadınlara, altından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. Sürekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde de tertemiz barınaklar vaat etmiştir. Allah'ın bir hoşnutluğu ise hepsinden büyüktür. İşte budur o büyük başarı/o büyük kurtuluş.

Yusuf Ali (English)

Allah hath promised to Believers, men and women, gardens under which rivers flow, to dwell therein, and beautiful mansions in gardens of everlasting bliss. But the greatest bliss is the good pleasure of Allah. that is the supreme felicity.

M. Pickthall (English)

Allah promiseth to the believers, men and women, Gardens underneath which rivers flow, wherein they will abide blessed dwellings in Gardens of Eden. And greater (far)! acceptance from Allah. That is the supreme triumph.

Tûr Suresi
17


إِنَّ

şüphesiz


الْمُتَّقِينَ

korunanlar



فِي

içindedirler



جَنَّاتٍ

cennetlerde



وَنَعِيمٍ

ni'met




Türkçe Transcript (*)

İnne-lmuttekîne fî cennâtin vena’îm(in)

Ali Bulaç Meali

Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;

Edip Yüksel Meali

Erdemliler bahçeler ve nimetler içindedir.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Şüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler.

Süleyman Ateş Meali

Korunanlar da cennetlerde, ni'met içindedirler.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Korunup sakınanlar; cennetler, nimetler içindedir.

Yusuf Ali (English)

As to the Righteous,(5049) they will be in Gardens, and in Happiness,- *

M. Pickthall (English)

Lo! those who kept their duty dwell in gardens and delight,

Tûr Suresi
18


فَاكِهِينَ

sefa sürerler



بِمَا آتَاهُمْ

kendilerine verdikleriyle



رَبُّهُمْ

Rablerinin



وَوَقَاهُمْ

ve onları korumuştur



رَبُّهُمْ

Rableri


عَذَابَ

azabından



الْجَحِيمِ

cehennem

















Tûr Suresi
19


كُلُوا

yeyin


وَاشْرَبُوا

ve için


هَنِيئًا

afiyetle


بِمَا

karşılık


كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

yaptıklarınıza





Türkçe Transcript (*)

Kulû veşrabû henî-en bimâ kuntum ta’melûn(e)

Ali Bulaç Meali

'Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için.'

Edip Yüksel Meali

Yapmış olduklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için" (denilir.)

Süleyman Ateş Meali

Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için;

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak afiyetle yiyin, için;

Yusuf Ali (English)

(To them will be said:)(5050) "Eat and drink ye, with profit and health,(5051) because of your (good) deeds." *

M. Pickthall (English)

(And it is said until them): Eat and drink in health (as reward) for what ye used to do,

Tûr Suresi
20


مُتَّكِئِينَ

yaslanarak



عَلَىٰ سُرُرٍ

koltuklara



مَصْفُوفَةٍۖ

sıra sıra dizilmiş



وَزَوَّجْنَاهُمْ

onları evlendirmişizdir



بِحُورٍ

hurilerle



عِينٍ

iri gözlü























Türkçe Transcript (*)

Mutteki-îne ‘alâ sururin masfûfe(tin)(s) ve zevvecnâhum bihûrin ‘în(in)

Ali Bulaç Meali

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

Edip Yüksel Meali

Dizilmiş koltuklara yaslanmışlardır ve onları güzel eşlerle eşlendirmişizdir.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.

Süleyman Ateş Meali

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak." Ve biz onları parlak, iri gözlü hurilerle eşleştirmişizdir.

Yusuf Ali (English)

They will recline (with ease) on Thrones (of dignity) arranged in ranks;(5052) and We shall join them to Companions, with beautiful big and lustrous eyes.(5053) *

M. Pickthall (English)

Reclining on ranged couches. And We wed them unto fair ones with wide, lovely eyes.

Tûr Suresi
21


وَالَّذِينَ آمَنُوا

inananlar



وَاتَّبَعَتْهُمْ

ve kendilerine uyanların



ذُرِّيَّتُهُمْ

zürriyetleri de



بِإِيمَانٍ

imanda


أَلْحَقْنَا

katmışızdır



بِهِمْ

kendilerine



ذُرِّيَّتَهُمْ

zürriyetlerini



وَمَا أَلَتْنَاهُمْ

eksiltmemişizdir



مِنْ عَمَلِهِمْ

kendi amellerinden



مِنْ شَيْءٍۚ

hiçbir şey



كُلُّ امْرِئٍ

herkes


بِمَا كَسَبَ

kendi kazandığına



رَهِينٌ

bağlıdır



















Türkçe Transcript (*)

Velleżîne âmenû vettebe’at-hum żurriyyetuhum bi-îmânin elhaknâ bihim żurriyyetehum vemâ eletnâhum min ‘amelihim min şey-/(in)(c) kullu-mri-in bimâ kesebe rahîn(un)

Ali Bulaç Meali

İman edenler ve zürriyetleri kendilerini imanda izleyenler; Biz onların zürriyetlerini de olara katıp-ekledik. Amellerinden hiç bir şeyi eksiltmedik. Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.

Edip Yüksel Meali

Soyları tarafından izlenen inananlara soylarını da katarız ve onların yaptıklarından hiç bir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazanmış olduğu şeylerin bir ipoteğidir.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

Süleyman Ateş Meali

Kendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine katmışızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

İman edip zürriyetleri de imanda kendilerine uyanların, soy-soplarını da kendilerine katmışızdır. Ve kendi amellerinden kendilerinin hiçbir şeyini eksiltmemişizdir. Her kişi, kazandığı karşılığında bir rehindir.

Yusuf Ali (English)

And those who believe and whose families(5054) follow them in Faith,- to them shall We join their families: Nor shall We deprive them (of the fruit) of aught of their works: (Yet) is each individual in pledge for his deeds.(5055) *

M. Pickthall (English)

And they who believe and whose seed follow them in faith, We cause their seed to join them (there), and We deprive them of naught of their (life's) work. Every man is a pledge for that which he hath earned.

Tûr Suresi
22


وَأَمْدَدْنَاهُمْ

ve onlara bol bol vermişizdir



بِفَاكِهَةٍ

meyvadan


وَلَحْمٍ

ve etten


مِمَّا يَشْتَهُونَ

canlarının istediği





Türkçe Transcript (*)

Ve emdednâhum bifâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûn(e)

Ali Bulaç Meali

Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik.

Edip Yüksel Meali

Onlara canlarının istediği meyveden ve etten bol bol veririz.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdik.

Süleyman Ateş Meali

Ve onlara canlarının istediği meyvadan ve etten bol bol vermişizdir.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Biz onlara canlarının çektiği meyveden ve etten ikram ettik.

Yusuf Ali (English)

And We shall bestow on them, of fruit and meat,(5056) anything they shall desire. *

M. Pickthall (English)

And We provide them with fruit and meat such as they desire.

Tûr Suresi
23


يَتَنَازَعُونَ

kapışırlar



فِيهَا

orada


كَأْسًا

bir kadeh



لَا

yoktur


لَغْوٌ

saçmalama



فِيهَا

içinde


وَلَا

yoktur


تَأْثِيمٌ

günaha sokma

















Türkçe Transcript (*)

Yetenâze’ûne fîhâ ke/sen lâ laġvun fîhâ velâ te/śîm(un)

Ali Bulaç Meali

Orada bir kadeh kapışır-çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz', ne günaha sokma vardır.

Edip Yüksel Meali

Orada birbirlerinden kadeh kapışırlar, onda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

Süleyman Ateş Meali

Orada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma. *

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş.

Yusuf Ali (English)

They shall there exchange, one with another, a (loving) cup free of frivolity,(5057) free of all taint of ill. *

M. Pickthall (English)

There the pass from hand to hand a cup wherein is neither vanity nor cause of sin.

Tûr Suresi
24


وَيَطُوفُ

çevrelerinde dolaşır (hizmet ederler)



عَلَيْهِمْ

onların


غِلْمَانٌ

civanlar


لَهُمْ

kendilerine mahsus



كَأَنَّهُمْ

gibi


لُؤْلُؤٌ

inci


مَكْنُونٌ

saklı

















Yüklə 3,33 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   26   27   28   29   30   31   32   33   ...   36




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin