Elmи мяъмуяси


Резюме статьи на тему «о некоторых особенностях категории



Yüklə 3,55 Mb.
Pdf görüntüsü
səhifə8/37
tarix05.05.2017
ölçüsü3,55 Mb.
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   37

Резюме статьи на тему «о некоторых особенностях категории 

грамматического рода слов из толкового словаря As-Suyuiti под 

названием «Аль-Музхир фи улумиллуга ва анваиха» («Аль-Музхир 

о науках языка и его областей»). 

 

Данная  статья  посвящена  методам  классификации  слов, 



относящихся всем четырем методам выражения грамматического рода 

имен  существительных  и  прилагательных  в  литературном  арабском 

языке,  использующихся  еще  во  времена  великого  арабского 

лексикографа XV века As-Suyuiti. 

 

В  его  вышеупомянутом  словаре  собраны  все  формы  слов, 



выражающих грамматический род в литературном, так и в разговорном 

языке  арабов  того  времени.  Автор  исчерпал  все  языковые  единицы, 

будь  они  морфологического,  или  аналитического  и  супплетивного 

методов, используемые даже в наречиях и диалектах арабских племен, 

опираясь  при  этом  на  величайшие  труды  ученых-языковедов, 

историков, повествователей и комментаторов, на которых возвышались 

Куфийская и Басрийская школы линвистики. В будущем эти две школы 

будут  сливаться  в  один  единый  организм  и  создавать  Багдадскую 

школу арабской лингвистики. 

     


Автор  воспользовался  в  своем  труде  книгами 168 ученых-

лингвистов Арабского Халифата того времени. 



 

Əs-suyutinin “əl-muzhir” əsərində qrammatik cinsin bəzi morfoloji və qrammatik xüsusiyyətlərinə dair 

103 


 

Summary of the article on the theme “On some specifications of the 

category of grammatical gender of the words from As-Souyutee’s 

glossary called “Al-Muhzir fi ulumil-lugha wa enwaiha” 

(“Al-Muzhir is about science of language and its spheres”). 

 

The given article is dedicated to the methods of classification of the 



words, regarding all the four methods to express grammatical gender of the 

nouns and adjectives in the literary arabic, which had been used at the times 

of As-Souyutee, the great arab lexicographer of the fifteenth century. 

     


All forms of the words expressing grammatical gender in literary and 

spoken language of arabs of that time are collected in his above-mentioned 

dictionary. The author has settled all language units of morphological, 

analytical and suppletive methods, used even in dialects of Arab tribes, at the 

same time based on the greatest works of scientist-linguists, historians, 

narrators and commentators on which the linguistics schools of Kuphy and 

Basra appeared. In the future these two schools will merge in one single 

whole organism and create the Baghdad school of the Arab linguistics.  

 

The author used 168 scientific-linguists’ books of Arab Caliphate of that 



time in his work.  

 


 Süsən MEHRƏLİYEVA 

104 


 

İSTİFADƏ OLUNMUŞ ƏDƏBİYYAT 

 

1. Qurani-Kərim (tərcüməsi) 



2. Qurani-Kərim (ərəbcə) 

3. Qurbanov A., Ümumi dilçilik, I və II cildlər, Bakı- “maarif” 

nəşriyyatı, 1983. 

4.  Гранде  Б.М.,  Курс  арабской  грамматики  в  спавнительно-

историческом  освешшении,  издательство  Восточной  литературы, 

Москва-1963. 

5. Гранде Б.М., Введение в сравнительное изучение семитских язы-

ков,  издательство  «Наука»,  Главная  редакция  восточной  литературы, 

Москва, 1972. 

6.  Дяконов  И.М.  Языки  древней  переднеу  Азии,  Издательство 

«Наука», Москва, 1967. 

7. Musayev O., İngilis dilinin qrammatikası. «Maarif» nəşriyyatı, 

Bakı-1996. 

8. Məmmədəliyev V.M., Kufə qrammatika məktəbi, Bakı – 1988. 

9. 

لاعلا


 ةغللا  مولع  يف  رھزملا  ،  يطويسلا  نيدلا  للاج  نمحرلا  دبع  ةم

 ةرھاقلا ، اھعاونأو

 

1

10. 



 ةيبرعلا ةغللا ملع ، يزاجح يمھف دمحم روتكدلا

 :

 نراقم يخيرات لخدم



 عيزوتلاو رشنلاو ةعابطلل بيرغ راد ، ةيماسلا تاغللاو تارقلا ءوض يف

 ، ةرھاقلا ،

1998

 

 



 

Milli kimlik ve din olgusu 

105 


 

 

MİLLİ KİMLİK VE DİN OLGUSU 

 

Dr. Mehriban QASIMOVA



 

 

 

Dini, semboller sistemi olarak ele alan Amerikan antropologu Geertz, bu 

semboller sisteminin insanlarda etkili ve uzun süre devam eden ruh hallerinin 

ve güdülerinin oluşmasında rol aldıklarını belirtmiştir. Öyle ki, bu ruh halleri 

ve güdüler yegane gerçeklik olarak görünür.

1

 Anthony F.C. Wallace gibi 



antropologlar da dini, doğaüstü varlıklar, kudretler ve kuvvetlerle ilgili inanç 

ve ayin olarak tanımlar ve dinsel inançların dualar, ilahiler, mitoslar, masallar, 

standartlar ve ahlak üzerine buyruklar gibi sözel tezahürlerini de dikkate 

alırlar.


2

 Wallece mitlerle rasyonelleştirilmiş ritüeller bütününü (törenleri), 

dinin esas fenomeni veya aksiyon halindeki din olarak isimlendirir.

3

  



Bazı antropologların törenleri, geçiş törenleri ve yoğun dönem törenleri 

başlıklarında toplamaları

4

 ve izah etmeleri bize törenlerin sosyal yaşama 



etkilerini açıklama imkanı vermiştir. Mesela geçiş törenlerinin bireyin hayatı 

boyunca aşamalarla ilgili olduğu ve yoğun dönem törenlerinin ise kriz 

dönemlerinde bireylerin kaynaşmasını sağlayarak grubu bir arada tutması

5

 



sosyoloji açısından önem arz etmektedir. Şöyle ki, yoğun dönem törenleri, 

grubun yaşamında ortaya çıkan sorunların aşılması maksadını gütmesi, bu 

törenlerin geçiş törenlerinden farklı olarak, bireyi topluma kazandırmanın 

yanında toplumun birlikteliğini korumaya yönelik olduğunu da gösterir. 

Geçiş törenlerine çocukların erkekliğe geçiş töreni olarak da bilinen sünnet 

törenini örnek verirsek, burada bir başka kimlik kazanma da söz konusudur. 

                                                 

 BDU İlahiyyat Fakultəsi Müəlliməsi. 



1

 Geertz, Clifford, The Interpretation of Cultures, Basic Books, Inc.,Publisbers, New 

York, 1973, s 90. 

2

 Kottak, Conrad Phillip, Antropoloji, çev: Altuntek, Serpil N., Ütopya yay., Ankara, 



2002, s 466. 

3

 Haviland, William A., Kültürel Antropoloji, çev: İnaç, Hüsamettin; Çiftçi, Seda, 



Kaknüs yay., İstanbul, 2002, s 410. 

4

 Haviland, William A., a.g.e., s 421 



5

 Haviland, William A., a.g.e., s 421 



 Dr. Mehriban QASIMOVA

 

106 


Bir dini kimlik, Müslümanlık. Çocukların dini kimliği böyle bir törenle 

kazanması, yöresel olarak farklı yaş aralıklarında mümkündür. Bu törenle 

çocuk Müslüman kimliğini kazanmakla birlikte, çevresinin ve toplumunun 

Müslüman kimliğine vermiş olduğu değeri ve önemi de anlamaktadır. 

Yoğun dönem törenleri sadece kriz durumları ile sınırlandırılmamaktadır. 

Bireylerin duygularını ifade etmesini ve grup içi bütünlüğün sağlanmasını 

amaçlayan

6

 yoğun dönem törenleri aynı zamanda bir kimlik aşılaması 



olduğundan, hem kriz dönemlerini, hem de hoşnutluk dönemlerini kapsar. Düğün 

törenleri de cenaze törenleri gibi, kültürel ve dinsel özellikler taşıyarak bireylere 

içinde bulundukları toplumun ruhunu empoze edip bir  kimlik kazandırırlar. 

Anlaşıldığı gibi ritüellerin büyük bir kısmı bilinç yükseltme kapasitesine sahip 

olduğundan, topluluk sınırlarının onaylanması ve pekiştirilmesinde başvurulan 

simgesel düzeneklerde ritüelin öncelik kazanması şaşırtıcı değildir.

7

 

Asıl dinsel işleviyle az çok ilgili olan toplumbilimsel rol içermeyen tek 



bir dinsel törenin olmadığını savunan Malinowski, bu toplumbilimsel yönün 

önemini, yapılan törenin dinsel bir yükümlülükten başka toplumsal bir 

zorunluluk haline sokmasında görmektedir.

8

 Şöyle de ifade edebiliriz; dinsel 



törenler toplumda kendini zorunluluk haline getirerek gelenek halini almakta 

ve dinsel yükümlülüğünün yanısıra toplumsal bir zorunlulukla kendini 

göstermektedir. Toplumun kültürüne yerleşen dinsel tören, böylece bir 

sosyal birikim ve sosyal miras olarak vücuda getirilmiş olmaktadır.

9

  

Bütün dinlerin psikolojik ve sosyolojik fonksiyonları vardır ki, kriz 



dönemlerinde, aşılması zor problemlerin çözüme kavuşturulmasına yardımcı olurlar. 

Şöyle ki, insanlarda doğru ve yanlış bilincini oluşturarak, insanların doğruyu ve 

yanlışı ayırt etmelerini sağlarlar. İnsan ile yüce varlıklar arasında bir bağ oluşturan 

din, yerel geleneklerin öğrenilmesinde bir eğitim aracı olarak kullanılır ve en 

önemlisi din, sosyal dayanışmanın sağlanmasında apayrı bir rol üstlenir.

10

 



                                                 

6

 Malinowski, Bronislaw, Yabanıl Toplumlarda Suç ve Gelenek, çev: Yeğin, Şemsa, 



Epsilon yay., İstanbul, 2003, s 55. 

7

 Cohen, Anthony P., The Symbolic Construction of Community, edit: Hamilton, 



Peter, Routledge, London, 1989, s 50. 

8

 Malinowski, Bronislaw, a.g.e., s 56. 



9

 Aslantürk, Zeki; Amman, M.Tayfun, Sosyoloji (Kavramlar, Kurumlar, Süreçler, 



Teoriler), İFAV yay., İstanbul, 1999 s 196. 

10

 Haviland A.William, a.g.e., s 407. 



Milli kimlik ve din olgusu 

107 


Sosyal değişimde dinin rolü ile ilgili herhangi bir tartışma, aslında 

kültürün bilişsel tarzıyla ilgilidir. Bu noktada “bir kültürde insanların 

kendileriyle ve kendi eylemleri ile ilgili düşünmelerinde esas yönler 

nelerdir” sorusuna açıklık getirilmelidir. Çünkü kültürün bu özelliği dini 

inancın kendine özgü bir parçası olup, sosyal değişim üzerindeki dinin 

etkisini biçimlendiren bazı faktörleri de içermektedir.

11

 

Kültürün bilişsel çatısı için dinsel eylem merkezi midir? Dini eylemlerin 



yaygın olduğu kültürlerde insanların değişme için farklı yollara başvuracağı 

ihtimal dışıdır. Bu düşünceye göre, eğer farklı eylem biçimleri ortaya 

çıkarsa, bu sefer dini kimliksiz grup düşüncesi onlar için imkansız 

olduğundan insanlar muhtemelen daha fazla kuşkuya düşeceklerdir. Bu 

yüzden dinin, grubun ortak eylemleri için önemsiz olduğunu tasavvur bile 

edemezler. Mesela Latin Amerika’sının hemen hemen her tarafında, 

insanların çoğunun hayat felsefesi dinle doyurulmuş ve bu din sosyal 

eylemin uygulanabilir ve can alıcı potansiyeli olmuştur.

12

 

1960 sonu çekişmesi esnasında Kuzey İrlanda’da bağımsız radikal 



politik akım olarak ortaya çıkan “Demokrasi İnsanları” tamamen düzensiz ve 

kuraldışıydılar, çünkü o toplumda mezhebe bağlı olmayan sosyal grup 

birçok kimse için tasavvur edilemezdi. Birleşmiş Milletlerde ise, buna 

karşılık olarak, dinsel olmayan eylemler hem normal hem de makuldür, bu 

kısmen, kilise ve devletin ideolojik ayırımından dolayı olmuştur, fakat aynı 

zamanda da modern toplumda kurumsal fark gözetmenin yüksek düzeyde 

olmasından ileri gelirdi. Dini kurumlar diğer kurumlardan örneğin ekonomik 

ve politik olanlardan ayrıdırlar. Bu iki kültürel ortam arasındaki fark sadece 

sosyal yapı ile ilgili değil, aynı zamanda o ortamdaki kişilerin kendileri ve 

kendi eylemleri ile ilgili karakteristik düşünme biçimleri ile ilgilidir.

13

 

Dolayısıyla toplumsal gelişimde kültürün bilişsel yönü önem arz ederek 



mühim faktör olarak ele alınır. Çünkü gelişim sürecinde kültürün 

vazgeçilmez unsuru olan din faktörü de değişimle etkileşim içinde 

bulunmaktadır. Bu açıdan dinin tarifini yeniden ele alırsak: 

                                                 

11

 McGuire.,Meredith B., Religion: The Social Context, Wadsworth Publishing 



Company, California, 1992. s 232. 

12

 McGuire.,Meredith B., a.g.e., s 232 



13

 McGuire.,Meredith B., a.g.e.s 232-233. 



 Dr. Mehriban QASIMOVA

 

108 


Din veya dini sistemler en az şunları içermeliler: 

1.“Olağanüstü”, kutsal; veya Durkheim’in söylediği gibi, sıradan obje ve 

olaylardan farklı olarak insan hayatının manası itibariyle bağımlı olduğu 

varlıklarla ilişkisi açısından insani konu ve çıkarların faydacı ve kullanışsal 

özelliklerini içine alan az veya çok bütünleşmiş bir inançlar kümesini; 

2. Kutsallık niteliği taşıyan ve insanların dinsel alanda açığa vurduğu 

duygusal halleriyle ilgili semboller, objeler, davranışlar, bireyler, deneysel 

ve deney dışı bir sistemi, kısaca, anlamlı bir semboller sistemini; 

3. Önemli ve çoğu defa mecburi olarak, ilgili bulunduğu inançlar 

karmaşası ışığında yorumlanan, fakat hiçbir sonuca ulaştırmadığı için günlük 

hayatın gerekli çıkarları açısından faydasız olan az veya çok kesin olarak 

belirlenmiş eylemler kümesini; 

Bu eylemler genellikle değişik fırsatlar için belirlenmiş olacak, ancak 

diğerleri için yasak edilecek ve belki de sosyal gruplarda farklı statülerine 

göre ayırıma tabi tutulacaktır. 

4. Bir dereceye kadar ortak inançlarını paylaşan ve hissettikleri şeye 

iştirak eden “biz”, yani Durkheim’in “moral topluluk” olarak isimlendirdiği 

toplumu bir araya getiren etkinliklerin bütünleşmiş sistemi; 

5.  İnsanların doğaüstü alem ile ilişkileri dolayısıyla onun manevi 

değerleri ile derinlemesine ilgili olan ve uğruna yaşaması istenen gayeleri ve 

uyması beklenen davranış kurallarını içeren duyguyu.

14

  Şimdi bu 



özellikleriyle dini ele aldığımız zaman yukarıda söz konusu olan problemlere 

şu sorularla yaklaşabiliriz: Kültürde dini roller ve kimlikler bireysel 

eylemlerin önemli biçimleri midir; ve bu, kültürde birey için dini kimlik 

veya özel dini rol anlamına mı geliyor ve dini roller makul liderlik biçimleri 

midir? Dinin bireyin kendisi hakkında veya başkalarının onunla ilgili karar 

almasında önemli olduğu kültürlerde, din, dini rollerin daha az makul olduğu 

kültürlere nispetle, büyük olasılıkla değişim için önemli bir araçtır. Dinin bu 

yönleri göstermektedir ki, dinin inanç hoşnutluğu sosyal değişim üzerinde 

onun tesirini belirler, fakat aynı zamanda o kültürde insanların bilişsel 

çatısının temelini de oluşturur.

15

 

                                                 



14

 Lessa, William A.; Vogt, Evon Z., Reader in Comparative Religion, An 



antropological approach, Harper Collins Publishers, New York, 1979., s 63. 

15

 McGuire.,Meredith B., a.g.e.s 233. 



Milli kimlik ve din olgusu 

109 


 

SUMMARY 

 

National identity is an ethical and philosophical concept whereby all 



humans are divided into groups called nations. Members of a "nation" share 

a common identity, and usually a common origin, in the sense of ancestry, 

parentage or descent. Cultural identity remarks upon: place, gender, race, 

history, nationality, sexual orientation, religious beliefs and ethnicity. A 

nation is a defined cultural and social community. Members of a "nation" 

share a common identity, and usually a common origin, in the sense of 

history, ancestry, parentage or descent.  

 

 



РЕЗЮМЕ 

 

Поиски  национальной  идентичности  на  определенном  этапе 



развития культуры становятся важным фактором не только в процессе 

ее самопознания, но и в выстраивании ее отношения с внешним миром. 

С  другой  стороны,  можно  утверждать,  что  сами  межкультурные 

контакты  неизбежно  приводят  к  постановке  проблемы  национальной 

идентичности.  Формирование  историко-культурных  ареалов  зачастую 

происходит  вокруг  определенных  элементов  культуры,  например, 

языка или религии. В этом смысле мы говорим: "романская культура", 

"мир ислама", "христианская культура". 

 


 Dr. Mehriban QASIMOVA

 

110 


 

BİBLİYOGRAFYA 

 

Geertz, Clifford, The Interpretation of Cultures, Basic Books, 

Inc.,Publisbers, New York, 1973 

Kottak, Conrad Phillip, Antropoloji, çev: Altuntek, Serpil N., Ütopya 

yay., Ankara, 2002 

Haviland, William A., Kültürel Antropoloji, çev: İnaç, Hüsamettin; 

Çiftçi, Seda, Kaknüs yay., İstanbul, 2002 

Malinowski, Bronislaw, Yabanıl Toplumlarda Suç ve Gelenek, çev: 

Yeğin, Şemsa, Epsilon yay., İstanbul, 2003 

Cohen, Anthony P., The Symbolic Construction of Community, edit: 

Hamilton, Peter, Routledge, London, 1989 

Aslantürk, Zeki; Amman, M.Tayfun, Sosyoloji (Kavramlar, Kurumlar, 



Süreçler, Teoriler), İFAV yay., İstanbul, 1999 

McGuire.,Meredith B., Religion: The Social Context, Wadsworth 

Publishing Company, California, 1992 

Lessa, William A.; Vogt, Evon Z., Reader in Comparative Religion, An 



antropological approach, Harper Collins Publishers, New York, 1979 

 

Zevâid Kavramı ve Edebiyatı 

111 


 

 

ZEVÂİD KAVRAMI VE EDEBİYATI 

 

Dr. Namiq ABUZƏROV  

 

 



Sözlük ve Istılah Anlamı 

“Z-y-d” kökünden gelen “Zevâid” kelimesi “fazlalık”, “artan”, “ilave”, 

“fazla” anlamlarına gelen “zâid”in çoğuludur.

1

  



Zevâid’le ilgili eser telif etmiş hadis alimleri eserlerinin mukaddime 

kısmında kaydedecekleri hadislerin şartlarını açıklamakla yetinerek 



zevâid’in ıstılâhî anlamına kısmen değinmişlerdir. Şihâbuddîn Ahmed b. Ebû 

Bekir el-Bûsîrî (ö.840/1436), İbn Mâce’nin zevâidini ihtiva eden Misbâhu’z-



zücâce isimli eserinin mukaddimesinde kendi şartını  şöyle açıklamaktadır: 

“Eğer herhangi bir hadis İbn Mâce hariç Kütüb-i Sitte’nin diğer eserlerinde 

veya herhangi birinde yalnız bir sahâbî’den nakledilmişse ve aynı rivayetin 

İbn Mâce’deki versiyonu farklı bir hüküm içermiyorsa onu zâid hadis olarak 

almadım. Fakat rivayet iki veya daha çok sahabî’den naklediliyorsa ve İbn 

Mâce bu sahâbîlerden yalnız birinin tarikini tercih etmişse ve aynı tarik diğer 

eserlerde yer almıyorsa, metin aynı olsa dahi bu rivayeti zâid olarak 

zikrettim.”

2

 Bûsirî bu şartını yalnız Misbâhu’z-zücâce’de değil aynı zamanda 



10  Müsned’in zevâidini bir araya getirdiği  İthâfü’l-hiyere”de de 

zikretmektedir.

3

 Zevâid müelliflerinden bir diğeri olan Nûreddîn el-Heysemî 



bazı eserlerinde herhangi bir zevâid şartından bahsetmezken

4

 diğerlerinde 



cem edeceği hadislerin özelliklerini kaydetmektedir. Örneğin Ahmed b. 

Hanbel’in  Kütüb-i Sitte’ye göre zevâidini bir araya getirdiği eserindeki 

hadislerin özeliklerini şöyle sıralamaktadır: “İmam Ahmed’in ve oğlu 

Abdullah’ın yalnız başına rivayet ettiği (درفنا) merfu hadislerin tamamını, şaz 

hadislerini ve ek bilgi ihtiva eden rivayetlerini zikrettim”

5

  İbn Hacer el-



                                                 

1

 İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, III, 198; Zebîdî, Tâcü’l-arûs, VIII, 155. 



2

 Bûsirî, Misbâhü’z-zücâce, I, 40. 

3

 Bûsirî, İthâfü’l-hıyere, I, 33-34. 



4

 Heysemî, Buğyetü’l-bâhis, I, 145. 

5

 Heysemî, Ğâyetü’l-maksad, I, 29. 



Dr.  Namiq ABUZƏROV 

112 


Askalânî ise el-Metâlibü’l-âliye’nin mukaddimesinde zikretmiş olduğu 

zevâid hadislerin özelliğinden bahsederek kendi eserinde Kütüb-i Sitte’de ve 

Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde yer almayan, fakat kendisinin belirlediği 

farklı Müsned’lerde bulunan ve yalnız bir sahabî’den rivayet edilen hadisleri 

veya bu müelliflerin herhangi birinin aynı hadisleri farklı tariklerle rivayet 

etmesine rağmen değişik mülahaza arz etmesi durumunda kaydedeceğini 

söylemektedir.

6

  



Zevâid’in konu edinildiği çalışmalarda ise zikri geçen eserlerin 

özelliklerinden yola çıkarak zevâidin ıstılâhî anlamı verilmeye çalışılmıştır. 

Şöyle ki, Ebû Abdullah Muhammed b Ca‘fer Kettânî bu ilimle ilgili 

çalışmaları zikrederken zevâid’i  şöyle tanımlamaktadır: “Bazı kitaplara 

nispetle diğerlerinde daha fazla mevcut olan hadisleri toplayan eserlere 

zevâid kitapları denir.”

7

 Mücteba Uğur’un  zevâid tanımı da Kettânî’nin 



tanımına çok yakındır: “Zevâid, meşhur hadis kitaplarında bulunmayan, bir 

başka muhaddis tarafından rivayet edilerek müstakil kitaplarda toplanan 

hadislere denir”.

8

 Her iki tanımda da zevaid hadisleri bir araya getiren 



eserlerin özelliğinden söz edilmektedir. 

Hadis alimleri herhangi bir hadisin zevâid sayılabilmesi için şu üç 

özelliğe sahip olması gerektiğinde ittifak etmişlerdir: 

1.

 



Herhangi bir hadis ne mâna ne de lafız bakımından Kütüb-i Sitte’de 

veya bu eserlerden birinde gerek sahabe gerekse sahabe olmayan başka bir 

kimse tarafından rivayet edilmemiş olmalı. 

2.

 



Aynı anlamı ifade eden hadis, Kütüb-i Sitte’de mevcut olsa dahi farklı 

bir sahabî tarafından rivayet edilmiş olmalı. 

3.

 

Gerek Kütüb-i Sitte’de gerek diğer hadis kaynaklarında rivayet edilen 



herhangi bir hadisin metni ve sahabî râvî’si aynı ise, diğer kaynaklardaki 

hadisin zâid olan kısmı farklı bir hüküm içermeli.

9

 

Söz konusu şartlara dayanan son dönem hadis alimleri zevâid’in ıstılah 



anlamını vermeye çalışmışlardır. Haldun el-Ahdeb’e göre : “Kütüb-i Sitte 

dışındaki musannef eserlerin ihtiva ettiği ve yalnız müelliflerinin tarikleriyle 

                                                 

6

 İbn Hacer, el-Metâlibü’l-âliye, III, 22. 



7

 Kettânî, Hadis Literatürü, s. 373. 

8

 Uğur, Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü, s. 430. 



9

 Ahdeb, Zevâidu târîhi Bagdâd, I, 34. 



Zevâid Kavramı ve Edebiyatı 

113 


rivayet edilen hadislerin tamamına veya (metin aynı olsa dahi) farklı 

sahabîlerden rivayet edilen hadislere yahut da aynı anlamı ifade etmesine 

rağmen hüküm ifade eden ek bir bilgi içeren herhangi bir hadise zevâid 

denir.”


10

 Abdusselâm b. Muhammed Allûş ise kendisinden önceki tanımları 

değerlendirerek zevâid’i şöyle tarif eder: “Zevâid, metninde fazla veya eksik 

kelime bulunduran yahut önemli farklılık arz eden yahut başka bir sahabîden 

rivayet edilen hadise denir”

11

  



Söz konusu her iki zevâid tanımı hadis usulü eserlerinde yer almamakla 

beraber zevâid kitaplarındaki hadislerin özelliklerini kısmen ifade etmekte 

ve herhangi bir hadisin zevâid sayılabilmesi için dört hususu 

vurgulamaktadır: 

1.

 

Herhangi bir hadisin Kütüb-i Sitte’de veya bu eserlerin bir yada bir 



kaçında yer almaması.

12

 



2.

 

Hadis metninde aynı konudaki diğer hadislere nispeten fazla ya da 



eksik bir kelimenin mevcut olması. 

3.

 



Herhangi bir hadis metninin aynı konudaki diğer hadislere nispeten 

önemli bir farklılık arz etmesi. 

4.

 

Aynı konulu hadisin değişik sahabîden rivayet edilmesi. 



Görüldüğü gibi zevâid türü eserlerin Kütüb-i Sitte’yi esas alması 

tanımlara da yansımıştır. Zikri geçen hususların ayrıntıları  zevâid hadisin 

çeşitlerini oluşturmaktadır.  

 



Yüklə 3,55 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   37




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©azkurs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə